<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>izmirLife - izmir kent günlüğü &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.izmirlife.com/tag/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.izmirlife.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 14:45:27 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kalp Yetmezliği</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/02/11/kalp-yetmezligi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/02/11/kalp-yetmezligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2009 10:07:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2776</guid>
		<description><![CDATA[


Bu yazımı herkesin dikkatle okumasını rica ediyorum. Kalp yetmezliği hepimizin başına gelebilecek çok önemli bir rahatsızlıktır. Bilhassa ağzından sigarayı eksik etmeyen, her konuda duygusal olup içine atanlar okusun lütfen! İş işten geçince çok geç oluyor.
* Kalp, görevini yerine getiremeyince vücut tümüyle laçka oluyor. İnanın bana, yarı yarıya düşüyor randımanınız. Yaşam zevkiniz azalıyor. İş yapamaz hale [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/02/11/kalp-yetmezligi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F02%2F11%2Fkalp-yetmezligi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Kalp%20Yetmezli%C4%9Fi%22%20%7D);"></div>
<p><img class="size-full wp-image-2778 alignnone" title="Kalp Yetmezliği" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/kalpyetmezligi1.jpg" alt="" width="550" height="347" /><br />
Bu yazımı herkesin dikkatle okumasını rica ediyorum. <strong>Kalp yetmezliği</strong> hepimizin başına gelebilecek çok önemli bir rahatsızlıktır. Bilhassa ağzından sigarayı <span id="more-2776"></span>eksik etmeyen, her konuda duygusal olup içine atanlar okusun lütfen! İş işten geçince çok geç oluyor.</p>
<p>* Kalp, görevini yerine getiremeyince vücut tümüyle laçka oluyor. İnanın bana, yarı yarıya düşüyor randımanınız. Yaşam zevkiniz azalıyor. İş yapamaz hale düşebiliyorsunuz.</p>
<p>* Vücudumuz çok hassas, her türlü dış tepkiye, hoyratça davranışa göğüs gerebiliyor ama&#8230; Bir yere kadar! Pes dediği anda çoğu kez ne yapacağımızı şaşırıyoruz.</p>
<p>* <strong>Düşünün</strong>! Bronşit olmuşsunuz dikkatsizlikten veya imkânsızlıktan. <strong>Nefes alamıyorsunuz.</strong> Sırtüstü yattığınızda uyuyamıyorsunuz, çünkü nefes darlığı başlıyor Sabaha kadar uyuyamadığınız günler oluyor. Artık ölü gibi yorgun düşünce, oturduğunuz yerde yastığa yaslanarak uyuyorsunuz. Uzanıp, sırtüstü yatarsanız yine nefes darlığı.</p>
<p>* İlaç filan alıyorsunuz tabii. Öksürüyorsunuz ama boğazınıza düğümlenen tükürüğü sökemiyorsunuz. Bir gece dayanılamayacak nefes darlığı çekiyorsunuz ve soluğu bir hastanenin acil servisinde alıyorsunuz.</p>
<p>* Sabaha kadar burundan ve ağızdan oksijen veriliyor, uykusuz ve bitkin bir halde idrar sökücüler sebebiyle 8-10 kere de ördeğe idrarınızı boşaltıyorsunuz. O da eziyet.</p>
<p>* Sabahleyin polikliniğe gidiyorsunuz. Göğüs bölümü mü, Kardiyoloji mi? Nereye gideceğinizi şaşırıyorsunuz. Neyse uzun bekleme, muayene vs. 8 gün yatıyorsunuz hastanede. Antibiyotiklerle birtakım ilaçlarla ayaktasınız, seviniyorsunuz.</p>
<p><strong>Allah Allah! Eve geldikten birkaç hafta sonra tekrar aynı sıkıntılar.</strong></p>
<p>* <strong><em>&#8220;Ulen ayağa kalkmamış mıydık? Yine mi hastaneye?&#8221;</em></strong> diye düşünürken yine hastanedesiniz. Bu sefer çeşitli nedenlerle doktor sizi daha iyi muayene ediyor. 10 gün yatırıyor hastanede. Toparlıyorsunuz kendinizi. Ama yine de<em> <strong>&#8220;Çok şükür iyileştim.&#8221;</strong></em> diyemiyorsunuz. Doktorum şu sözlerini anlamaya çalışıyorsunuz,</p>
<p><strong>&#8220;- Sizde kalp yetmezliği var!&#8221;<br />
</strong><br />
Gerisini söylemeden önce biraz düşünüyor. Nasıl devam edeceğini, ne şekilde hastayı yıkıntıya uğratmadan ifade edeceğini düşünüyor.</p>
<p>Bu arada siz de düşünüyorsunuz. Hastalıklara filan alışmamış, doktora moktora gitmeyen bir adamsınız.</p>
<p><strong>&#8220;- Bu ne acaba? Kalp yetmezliği?&#8221;</strong></p>
<p>Hani birisine pazarlık yapmadan iş yaptırırsınız da, işin bitiminde eline sıkştırdığınız paraya bakar, bir de size! Anlarsınız ki memnun değil. Para az geldi.</p>
<p><em><strong>- Yetmez mi?</strong></em> diye sorduğunuzda,</p>
<p><strong>- Yetmez, </strong>der ya! Keşke öyle bir durum olsa bu kalp yetmezliği.</p>
<p>Adama bir miktar daha para verince yüzünün güldüğünü, başını öne doğru salladığını görürsünüz.</p>
<p><strong>- Bu kadar yeter abi, </strong>der.</p>
<p>Kalp yetmezliği böyle bir şey değil işte. yetmedi mi yetmiyor. Biraz daha verecek bir şey kalmıyor çoğu kez.</p>
<p>Ya kalp ameliyatı, <strong>By-pass</strong> ya da <strong>kalp nakli</strong> vs. Başka yöntemler de var ama hepsi rizikolu ve pahalı. Her hastanede de olmuyor ameliyatları.</p>
<p>***</p>
<p>* <em>Şimdi de<strong> internetten derlediğim KALP YETMEZLİĞİ ile ilgili bilgileri</strong> aktaracağım.</em> Lütfen dikketle okuyun! Çok geç olmadan tedbirli yaşayın. Hepinizin sağlıklı olmasını diliyorum:<br />
<strong>KALP YETMEZLİĞİ NEDİR?</strong></p>
<p>* Vücudumuz için gerekli oksijeni ve besini taşıyan kan, kalp sayesinde vücuda dağılır ve dokulara ulaşır. Bunu da bir pompa vazifesi görerek yapar.</p>
<p>* Kalp yetmezliğinde ise kalp çalışmaya devam eder, ama yeterli miktarda kanı dokulara ulaştıramaz. <strong>Tedavi edilmesi gereken çok önemli bir hastalıktır.</strong></p>
<p>* Kan akımının azalması sonucu kalbin kasılma yeteneği kaybolur. Kasılamayan kalp, kanı pompayalamaz.<strong> Kalbin, vücudun ihtiyacını karşılayacak düzeyde kanı pompalayamamasına KALP YETMEZLİĞİ denir.</strong> Bu sorun başka ciddi hastalıklara yol açabilir. Dokulara yeterli kan ulaşmadığı için oksijen de ulaştırılamaz.</p>
<p>* Kan akımındaki yetersizlik sonucu kan damarlarda birikir. Kalp kası zayıflamaya başlar ve böbrek su ve tuz tutulumunu artırır. Kol, bacak ve akciğer gibi organlarda sıvı birikimi sonucu kalp yetmezliği ortaya çıkar.</p>
<p><strong>KALP YETMEZLİĞİNİN NEDENLERİ</strong></p>
<p>* Kalp yetmezliği kalbi etkileyen çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkar. Kalp kasında meydana gelen rahatsızlıklar, kalbin kanı pompalama güçlüğü, kalp damar hastalıkları, tansiyon yüksekliği (hipertansiyon), kalbin kapaklarında sorun olması, alkol kullanımı, kalp yetmezliğine neden olurlar.</p>
<p>* Damar sertleşmesi sonucu damarın esnekliği kaybolur. Sertleşmiş bir damara da kan pompalamak güçtür. Bu da kalbin yetersiz çalışması demektir. Damar sertliğinin bir başka etkisi de kalbe gelen kanın ve oksijenin azalmasına neden olmasıdır.</p>
<p>* Kalp kasında iltihap oluşması ve tiroid bezinde fazla miktarda hormon salgılanması<strong>(hipertiroidi)</strong> kalp yetmezliğine yol açabilir. Kalp kasında hasar çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar <strong>(kardiyomiyopati).</strong></p>
<p>* Kalp krizinde kalp damarının tıkanıklığı söz konusudur. Sonuçta o damarın beslediği kas tabakası ölür. Kalp krizi sonucu hasta yaşayabilirse o yerde kasılmayan kas tabakası meydana gelir. Bu da kalp yetmezliğine yol açar.</p>
<p><strong>KALP YETMEZLİĞİ BELİRTİLERİ</strong></p>
<p>Hastalığın belirtilerini bilmek hastalığın ağırlaşmadan düzeltilmesi bakımından çok önemlidir. Bazı bulgular bize kalbin yetersiz kalmaya başladığını söyler. Bu bulgular:</p>
<ul type="disc">
<li>Göğüste ağrı,</li>
<li>Kesik kesik nefes almak,</li>
<li>Halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma,</li>
<li>Basit hastalıklara (nezle, soğuk algınlığı gibi) direnç gösterememek,</li>
<li>Ayak bileklerinin şişmesi,</li>
<li>İştah azalması nedeni ile kilo kaybı,</li>
<li>Sık sık idrara çıkmak,</li>
<li>Kalbin ritminin bozulması ve hızlı kalp atışı,</li>
<li>Akciğerlerde kan birikmesi</li>
</ul>
<p>* Bu bulgular başta hiçbir belirti olmadan aniden şiddetli bir güç harcandıktan sonra ortaya çıkmaya başlar.</p>
<p>* Hasta (hasta olduğunun hâlâ farkında değilken) yokuş ya da merdiven çıkarken zorlanır.</p>
<p>* Sağlıklı gibi görünse de sık sık dinlenmek zorunda hisseder.</p>
<p>* Çok yorulduğu bir günden sonra ayak bileklerinde şişlik(ödem) oluşur. Bu şişlik sabah saatlerinde iner ve ilk başlarda hafif seyreder. Sonraları şiddetlenmeye başlar ve hastanın el, ayak ve yüzünde morarmalar meydana gelir.</p>
<p>* Çok basit hareketlerde bile nefes almada güçlük çeker. Kan dokulara yeterince ulaşmadığından morarma da gittikçe artar.</p>
<p>* Bununla beraber akciğerde kan birikimi oluşabilir.</p>
<p>* Kalp yetmezliği nefes darlığı ya da yatarken nefes almada güçlükle kendini belli eder.</p>
<p>* Gıcık tarzında öksürüğe yol açar. Ancak kalp yetmezliği muayene ve yapılan testler sonucu anlaşılabilir.</p>
<p>* Bazen kalp yetmezliği olduğu halde hiçbir belirti olmayabilir.</p>
<p><strong><br />
KALP YETMEZLİĞİ TANISI NASIL KONUR?</strong></p>
<p>* Öncelikle hastanın sigara, alkol, ilaç kullanıp kullanmadığı hakkında bilgi alınır ve daha sonra kalp yetmezliğini belirlemede bazı testler yapılır. Bu testler sonucunda kalbin bir kasılmada pompaladığı kan miktarı ve kalple akciğerin vücuda nasıl oksijen sağladığına bakılır. Ayrıca hastaların egzersiz sırasında sarfettiği oksijen miktarını öğrenmek için efor kapasitesine bakılır. Bu da kalp -akciger egzersiz testleri ile sağlanır.</p>
<p>Kişinin günlük yaşam şartlarına göre kalp hastaları şu şekilde sınıflandırılır:</p>
<ul type="disc">
<li><em>Sınıf 1</em>&#8216;deki kalp hastaları için hiç bir sınırlama yoktur. Fiziksel bir aktivite sonrasında herhangi bir kalp rahatsızlığı belirtisi (çarpıntı, nefes almada güçlük gibi) görülmez.</li>
<li><em>Sınıf 2</em>&#8216;dekiler için az miktarda kısıtlama vardır. Göğüste ağrı, çarpıntı, nefes darlığı görülebilir. Fakat hasta istirahat halinde hiç bir sorun yaşamaz,</li>
<li><em>Sınıf 3</em> kalp hastalarında belirgin bir sınırlama vardır. Hafif bir fiziksel aktivite sırasında bile belirtiler ortaya çıkar,</li>
<li><em>Sınıf 4</em> hareketi rahat bir şekilde yapamaz. Çok az bir fiziksel aktivite sırasında veya istirahat halinde de belirtiler görülür.</li>
</ul>
<p><strong>KALP YETMEZLİĞİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?</strong></p>
<p>* Kalp hastalarında doğru beslenme çok önemlidir. Bunun için yemek miktarını azaltmak gerekir. Hastaya sulu besinler önerilir. Çünkü katı besinlerin sindirimi daha uzun sürer ve bu besinler kalbin yükünü artırır. Bu nedenle besinler iyi çiğnenmeli ve gerekenden fazla yemek yemekten kaçınılmalıdır.</p>
<p>* Yağ ve tuz alımını da önemli miktarda azaltmak gerekir. Tuz, vücutta su tutumunu arttırdığı için vücuttaki şişliğin azalmasını engeller. Eğer tuz az alınırsa idrarla su atımı artar ve böylece şişlik (ödem) azalır. Böylece kalbin yükü azalır.</p>
<p><strong>* Tedavinin başarılı olması için hasta mutlaka sigarayı bırakmalıdır.</strong> Çünkü sigara kalp kasına oksijen gitmesini engeller ve kas dokusu beslenemez.</p>
<p>* Kalp yetmezliği olan hastalar dinlenmek zorundadır ve ağır güç gerektiren yorucu işlerden uzak durmaları gerekir. Ama nasıl ki hareketsiz yaşam süren bir insan güç ve kondisyon kaybı yaşıyorsa kalp kası da güç kaybeder. Bunu önlemek için doktor kontrolünde egzersiz programı uygulanmalıdır.</p>
<p>* Bir diğer tedavi de ilaçla yapılır. Genellikle <strong>digoxin</strong>, <strong>diüretikler</strong> ve <strong>ACE inhibitörleri</strong> kullanılır.<br />
<strong>Digoxin</strong> sayesinde kalbin kanı pompalama gücü arttırılır. Digoxin kalbin atım düzenine de katkı sağlar.<br />
<strong>Diüretikler</strong> su ve tuzun vücuttan idrar yoluyla atılmasını sağlar ve böylece şişlikler azalır.<br />
<strong>ACE inhibitörleri</strong> damarları gevşetir ve kan akımını sağlar. Böylece fazla kan etkili şekilde pompalanır.</p>
<p><strong><br />
KALP YETMEZLİĞİ OLAN HASTALAR NELER YAPMALIDIR?</strong></p>
<ul type="disc">
<li>Derhal sigara, alkol, madde kullanımını bırakın,</li>
<li>İdeal kilonuzda olmaya çalışın fazla yemekten kaçının,</li>
<li>Şekerinizi ve koleserolünüzü düzenli olarak ölçtürün ve kontrol altında tutmaya çalışın,</li>
<li>Tuz alımını azaltın,</li>
<li>Gerekirse çok yorulmayacak şekilde doktorunuz öneriyorsa spor yapın,</li>
<li>İlaçlarınızı aksatmayın, düzenli olarak kontrole gidin,</li>
<li>Ağrı kesicilerden uzak durun,</li>
<li>Diyetinize dikkat edin,</li>
<li>Kendinizi aşırı yormayın.</li>
</ul>
<p>Unutmayın ki yaptığınız ve yapacağınız herşey sizin ömrünüzü belirlemede önemlidir. Herşey sizi biraz daha fazla ve kaliteli yaşatabilmek için&#8230;.<br />
<a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/kalpyetmezligi.jpg"></a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/02/11/kalp-yetmezligi/&title=Kalp Yetmezliği&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/02/11/kalp-yetmezligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bazı kanser tetkikleri ücretsiz hale geldi</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/10/17/kanser-tetkikleri-ucretsiz-hale-geldi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/10/17/kanser-tetkikleri-ucretsiz-hale-geldi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 19:22:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yıldırım Danışman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Sağlık Uygulama Tebliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=1854</guid>
		<description><![CDATA[

Yeni Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile artık meme, rahim ağzı, prostat ve kolon kanseri taramaları, Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı (KETEM) Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerinde ücretsiz yaptırılabilecek. 1 Ekim&#8217;de yürürlüğe giren SUT&#8217;a göre, kanserin erken teşhisine yönelik tetkikler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacak erken tanı ve tedaviye yönelik sağlık hizmetleri kapsamına alındı. Buna [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/10/17/kanser-tetkikleri-ucretsiz-hale-geldi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F10%2F17%2Fkanser-tetkikleri-ucretsiz-hale-geldi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Baz%C4%B1%20kanser%20tetkikleri%20%C3%BCcretsiz%20hale%20geldi%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1855" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="Bazı kanser tetkikleri ücretsiz hale geldi" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2008/10/kanser.jpg" alt="" width="343" height="257" />Yeni Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile artık meme, rahim ağzı, prostat ve kolon kanseri taramaları, Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı (KETEM) Kanser <span id="more-1854"></span>Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerinde ücretsiz yaptırılabilecek. 1 Ekim&#8217;de yürürlüğe giren SUT&#8217;a göre, kanserin erken teşhisine yönelik tetkikler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacak erken tanı ve tedaviye yönelik sağlık hizmetleri kapsamına alındı. Buna göre, KETEM tarafından yapılmak şartıyla; şu işlemler SGK kapsamındaki kişiler için ücretsiz hale getirildi:</p>
<p>-KETEM&#8217;lerde sürdürülen &#8221;Kadınlarda meme kanseri tarama programı&#8221; kapsamında, 50-69 yaş arası kadınlara; her yıl yapılacak muayene, 2 yıl aralıklarla yapılacak mamografi çekimi,gerek görülen vakalarda meme ultrasonografisi.</p>
<p>-KETEM tarafından sürdürülen &#8221;Kadınlarda serviks (rahim ağzı) kanseri tarama programı&#8221; kapsamında, 20 yaş üstü kadınlara; her yıl yapılacak muayene ile birlikte pap smear tetkiki, gerekli görülen vakalarda kolposkopi tetkiki.</p>
<p>-Kolorektal kanserler için 50-74 yaş arası erkek ve kadınlarda her yıl yapılacak &#8221;Gaitada gizli kan tetkikleri&#8221;.</p>
<p>-Prostat kanserleri için 50 yaş üstü erkeklere her yıl yapılacak &#8221;PSA (Prostat Spesifik Antijen) tetkikleri&#8221;.</p>
<p><strong>DÖNÜM NOKTASI<br />
</strong>Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, yeni uygulamaya ilişkin yaptığı açıklamada, yeni SUT ile kanserin erken tanısına yönelik önemli bir zihniyet değişikliğinin hayata geçirildiğini söyledi. Daha önce, kanser taraması için yapılan tetkiklerin geri ödeme kapsamında bulunmadığını kaydeden Tuncer, &#8221;1 Ekimde yürürlüğe giren SUT, ülkemizde kanserle mücadelede bir dönüm noktasıdır, dev bir adımdır&#8221; dedi. 2003 yılında Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, dünya genelinde meme, rahim ağzı, kolon ve bağırsak kanserlerinin taramasının yapılmasına ilişkin bir deklarasyon yayımlandığını anlatan Tuncer, KETEM&#8217;lerde yürütülen tarama programını buna göre inşa ettiklerini belirtti. Bugüne kadar taramaların daha çok dar kapsamlı, pilot bölgelerde yürütüldüğünü kaydeden Tuncer, şunları söyledi: &#8221;Artık yeni uygulamayla ülkemizde her kadına meme ve rahim ağzı; hem kadın hem de erkeklere kolon kanserinin tanısına yönelik taramalar ve gerektiğinde ileri tetkikler ücretsiz yapılacak. Bu taramalar kanseri yok ediyor. Çünkü, bu tetkikler sayesinde kanser öncesi lezyonlar tespit edilebildiği için, kanser gelişmeden önlenebiliyor. Bu nedenle 49 yaş üstündeki her kadının her yıl meme muayenesi, 2 yılda bir ise mamografi, 20 yaşını aşmış ve cinsel yaşamı başlamış kadınların yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, 50 yaş üstü erkeklerin prostat kanseri için her yıl PSA, 50 yaşını aşmış herkesin yılda bir dışkıda kan tetkikiyle kolon kanseri taraması yaptırmasını öneriyoruz.&#8221;</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/10/17/kanser-tetkikleri-ucretsiz-hale-geldi/&title=Bazı kanser tetkikleri ücretsiz hale geldi&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/10/17/kanser-tetkikleri-ucretsiz-hale-geldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni SGK Uygulamaları</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/10/08/yeni-sgk-uygulamalari/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/10/08/yeni-sgk-uygulamalari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 06:30:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yıldırım Danışman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[SGK]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=1654</guid>
		<description><![CDATA[

SGK 1 Ekim&#8217;de yayınladığı yeni tebliğ ile, önceden 95 kuruş ile 3 YTL arasında değişen muayene ücreti parasını 3 ila 10 YTL&#8217;ye yükseltti. Uygulamadan haberi olmayan vatandaşlar, ilaçlarını almak için eczaneye gittiklerinde 10 YTL&#8217;ye varan muayene ücreti ödemek zorunda olduklarını öğrenince şoke oldu.
Eczanede ilacını alırken muayene ücreti istenen hastalar isyan etti. SGK&#8217;nın bu ücreti tahsil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/10/08/yeni-sgk-uygulamalari/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F10%2F08%2Fyeni-sgk-uygulamalari%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Yeni%20SGK%20Uygulamalar%C4%B1%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1655" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="Eczane" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2008/10/eczane.jpg" alt="" width="272" height="204" />SGK 1 Ekim&#8217;de yayınladığı yeni tebliğ ile, önceden 95 kuruş ile 3 YTL arasında değişen muayene ücreti parasını 3 ila 10 YTL&#8217;ye yükseltti. <span id="more-1654"></span>Uygulamadan haberi olmayan vatandaşlar, ilaçlarını almak için eczaneye gittiklerinde 10 YTL&#8217;ye varan muayene ücreti ödemek zorunda olduklarını öğrenince şoke oldu.</p>
<p>Eczanede ilacını alırken muayene ücreti istenen hastalar isyan etti. SGK&#8217;nın bu ücreti tahsil etmekle görevlendirdiği eczacılar ile kendilerinden fiş isteyen hastalar arasında tartışmalar çıktı. &#8220;Biz parayı devlete veriyoruz, fiş veremeyiz. Ayrıca görevimiz tahsilatçılık değil&#8221; diyen eczacılar uygulamaya sert tepki gösterdi.</p>
<p><strong>FARKLI TARİFE</strong><br />
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 1 Ekim 2008 tarihinde Resmi Gazete&#8217;de yayınlanan Sağlıkta Uygulama Tebliği&#8217;ne (SUT) göre artık hastanede muayene olan vatandaşlar, 3 ila 10 YTL arasında &#8216;muayene ücreti katkı payı&#8217; ödeyecek. Yeni uygulamaya göre ikinci basamak resmi sağlık kurumlarında 3 YTL, eğitim ve araştırma hastanelerinde 4 YTL, üniversite hastanelerinde 6 YTL, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında gerçekleşen muayeneler için 10 YTL katkı payı ödenecek. Muayene ücreti katkı payları eczaneler tarafından hastalar ilacını alırken tahsil edilecek.</p>
<p>1 Ekim tarihi itibariyle hastaneler ve özel sağlık kuruluşlarında muayene olup ilaçları için eczaneye giden hastalar, muayene ücreti şoku yaşıyor. Eczacılar, hasta muayene ücreti konusunu ilacını almaya gelen vatandaşa anlatmakta büyük güçlükler yaşarken, eczacılarla hastalar arasında da sert tartışmalar yaşanıyor. Eczacılar, muayene ücretini ödedikten sonra fiş isteyen hastalara kendi kasalarına para girmediği için fiş veremiyor. Uygulamaya isyan eden hastalar, &#8220;Zaten ilacın katkı payını ödüyoruz. Şimdi de muayene ücreti katkı payı çıktı. Özel tıp merkezine gittiğimizde yüzde 30 fark ödüyoruz. Eczaneye ilaçlarımızı almaya geldiğimizde eczacı bizden 10 YTL muayene ücreti istiyor. Devlet bize bu yeni uygulama ile &#8216;parası olmayan hastaneye gitmesin&#8217; diyor. Bu nasıl karar anlamadık?&#8221; diye isyan etti.</p>
<p><strong>ÖZEL SEKTÖR TEPKİLİ</strong><br />
Uygulamaya bir tepki de özel sağlık kuruluşları yöneticilerinden geldi. Ege Özel Hastaneler Derneği Başkanı Dr. Ulvi Ünal, uygulama ile özel sağlık kuruluşlarının cezalandırıldığını belirterek, &#8220;İlaçta olduğu gibi ayaktan muayenede de katkı payı alınabilir. Ancak muayene katkı payı ücretlerinin ikinci basamak devlet hastanesinde 3, üniversite hastanesinde 6, özel hastanelerde ise 10 YTL olarak belirlenmesi ayrımcılıktır. Özel sağlık kuruluşlarına gidenlerden 10 YTL istenmesi özel sağlık sektörünü cezalandırmaktır. Ankara&#8217;daki özel sağlık kuruluşları 10 YTL muayene ücreti uygulaması hakkında dava açacak&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>HASTALAR MAĞDUR</strong><br />
Ayakta tedavi kapsamında olmamasına rağmen özel diyaliz merkezlerinde tedavi gören hastalardan da 10 YTL istendiğini belirten Özel Diyaliz Merkezleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Işık, &#8220;Biz yataklı tedavi kuruluşlarıyız. Yayınlanan SUT tebliğinde de yataklı tedavi kuruluşu olarak gözüküyoruz. Ancak diyalize giren ve ilaçları reçeteye yazılan hastalardan da 10 YTL muayene ücreti alınıyor. Burada bir hata var. Bu durumda ayda ortalama 5 kez ilaç yazılan bir diyaliz hastasının ayda 50 YTL para ödemesi gerekiyor. Yanlıştan dönülmesi için Ankara nezdinde girişimlerde bulunduk&#8221; dedi.</p>
<p><strong>KORKUNÇ UYGULAMA</strong><br />
Uygulamayı &#8216;korkunç&#8217; olarak nitelendiren İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, şöyle devam etti:<br />
&#8220;Muayene ücreti vatandaşa kötü bir bayram sürprizi oldu. Tüm Türkiye genelinde başlayan uygulama vatandaşı zora soktu. İstenen muayene ücreti rakamları Türkiye koşullarına uygun değil. Bu konuda önceden bilgilendirilmediği için vatandaş eczaneye gelince şok oluyor. Uygulamanın traji komik durumu ise bu işin tahsilatının eczaneler tarafından yapılmasıdır. Hastaneden &#8216;iyi günler&#8217; dileyip çıkıyorsun. Özel bir tıp merkezi veya hastaneye gittiysen 10 YTL muayene ücreti ödüyorsun. Biz bu parayı vatandaştan alamazsak kurumlardan alacağımız ilaç paramızdan kesinti yapılıyor. Ancak bu parayı tahsil etmek bizim işimiz değil. Tahsilatçılık görevi kabul edilebilir bir şey değil. Eczaneler mali açıdan suç işliyor. Çünkü muayene ücretine fiş kesemiyoruz. Emeklilerin katılım payları ve muayene ücretleri maaşlarından kesiliyor. İkişer üçer aylık periyotlarda kesinti oluyor. Emekliler, yılbaşındaki maaşlarından büyük paylar kesilince, şaşkına dönecekler.&#8221;</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Daha önce nasıldı</strong></span><br />
Daha önceki uygulamada Emekli Sandığı üyeleri katkı payı ödemezken, Bağ-Kur çalışanları 3.10 YTL,  emeklileri 1.55 YTL, SSK&#8217;lılar ise 95 kuruş katkı payı ödüyordu.</p>
<p><strong>Hangi hastanaye ne kadar ödenecek</strong><br />
İkinci basamak resmi sağlık kurumlarında 3 YTL<br />
(Örnek : Semt poliklinikleri ve Alsancak Devlet Hastanesi)</p>
<p><strong>Eğitim ve araştırma hastanelerinde       4 YTL</strong><br />
(Örnek: İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi)</p>
<p><strong>Üniversite hastanelerinde                  6 YTL</strong></p>
<p><strong>Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında      10 YTL</strong><br />
(Örnek: Özel poliklinik, tıp ve dal merkezleri ile özel hastaneler)</p>
<p><strong>* </strong>Birinci basamak resmi sağlık kuruluşlarında yapılan muayene ile aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde aile hekimi muayenelerinden katılım payı alınmayacak.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/10/08/yeni-sgk-uygulamalari/&title=Yeni SGK Uygulamaları&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/10/08/yeni-sgk-uygulamalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lactoferrin Mucizesi</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/11/07/lactoferrin-mucizesi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/11/07/lactoferrin-mucizesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Nov 2007 09:12:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[

Herkese merhaba&#8230;
Kaliteli bir yaşam sürmek hepimizin elinde. Bilim her geçen gün sağlığımız için yepyeni buluşlar sunuyor bizlere. Ama bizler gerek hayat kargaşası, gerekse maddi problemlerden dolayı, özellikle sağlığımızı hep geri planda bırakıyor ve hasta olmadan maalesef kendimizle ilgilenmiyor ve bünyemizi güçlendirecek destekler kullanmıyoruz.

Bugün lactoferrin mucizesinden bahsedeceğim. İlginiz çeker umarım. Lactoferrin, gözyaşı ve kan da dahil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/11/07/lactoferrin-mucizesi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F11%2F07%2Flactoferrin-mucizesi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Lactoferrin%20Mucizesi%22%20%7D);"></div>
<p>Herkese merhaba&#8230;</p>
<p>Kaliteli bir yaşam sürmek hepimizin elinde. Bilim her geçen gün sağlığımız için yepyeni buluşlar sunuyor bizlere. Ama bizler gerek hayat kargaşası, gerekse maddi problemlerden dolayı, özellikle sağlığımızı hep geri planda bırakıyor ve hasta olmadan maalesef kendimizle ilgilenmiyor ve bünyemizi güçlendirecek destekler kullanmıyoruz.<br />
<img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://www.lef.org/magazine/mag2000/images/oct2000_report_lactoferrin_01.jpg" alt="" vspace="10" width="350" height="257" /><br />
Bugün lactoferrin mucizesinden bahsedeceğim. İlginiz çeker umarım. Lactoferrin, gözyaşı ve kan da dahil olmak üzere , tüm vücut sıvılarımızda bulunan bir madde. Yaşamın yapıtaşı ve canlıların doğumdan sonra aldığı ilk besindir. Anne sütü bağırsak sağlığı için çok gerekli ve yararlı olan lactoferrin içerir. Bu lactoferrin dediğimiz maddeyi yaşamın temeli olarak da düşünebiliriz aslında.</p>
<p><span id="more-130"></span>Bağışıklık sisteminizi destekleyen, bağırsak sağlığınızı koruyan, yararlı bakterilerin korunmasına yardımcı olan, bir bütün olarak vücudunuza sahip çıkan, yaşlanma etkilerine karşı direnişten sorumlu olan doğal antioksidan tepkilerinizi güçlendiren yani yaratılışla birlikte size sunulan bir mucize&#8230;</p>
<p>Hepimiz çogu zaman kendimizi, nasıl olduğumuz sorulduğu zaman yorgun, dirençsiz, huzursuz, mutsuz olarak tanımlarız. Bu aslında vücudumuzun isyan çığlıklarının dilimize dökülen şekli. Sistemler artık bir şeylerin eksik olduğunu size anlatmaya çalışıyor ve sizden takviye bekliyor demek.</p>
<p>Takviye denilince iki kavramdan bahsetmek lazım sanırım.<br />
Pro ve prebiyotikler.</p>
<p><strong> Probiyotikler;</strong> probiyotikler, sindirim sisteminde belli sayılarda bulunan ve temel beslenmenin yanında sağlık açısından çok yararlı olan canlı organizmalardır. Bir başka tanımda ise;<br />
Probiyotik, kullananın bağırsak mikrobiyal dengesini düzelterek yararlı bir şekilde etkileyen canlı organizmalardır.</p>
<p><strong>Prebiyotikler;</strong> kolondaki bir veya sınırlı sayıdaki bakterilerin gelişmesini ve / veya aktivitesini seçici olarak arttıran, insan vücudunu faydalı bir şekilde etkileyen sindirilemeyen gıda bileşenidir vede insan sağlığını düzeltmektedir ( Gibson and Roberfroid, 1995 ).</p>
<p>İşte lactoferrin sağlıklı bağışıklık ve boşaltım sistemini korumak üzere bağırsaktaki yararlı bakterilerin gelişimine yardımcı olan bir prebiyotiktir. Bakterileri takviye etmeye çalışan probiyotik yaklaşımdan ziyade , lactoferrin vücudun doğal savunma mekanizmasını korumaya teşvik etmek gibi pek çok fiziksel fonksiyonunu yerine getirmesi için gerekli olan yararlı probiyotik bakterilerin gelişimini arttırır.</p>
<p><strong>Pekii, nerden elde edilecek bu lactoferrin?</strong><br />
Yazının başında da söylediğimiz gibi en önemli kaynak anne sütü.<br />
Ancak hayatımızın belli bir döneminde anne sütü kullanıyoruz. Ve ilk 6 ay kesinlikle anne sütü denilmesinin en önemli nedenlerinden biri de anne sütünün içeriği. Bağışıklık sistemimizin gelişimi ve bağırsak fonksiyonlarımızın düzeni için. Kan dahil olmak üzere bütün vücudumuzda var olan bir madde ancak yılların içerisinde biz onu da tüketiyoruz. Yani vücut gözyaşı, tükrük vb salgılarla yaşam içerisinde dışarıya verdiği bu ürünü daha sonra metabolizmanın içinde yeniden üretemiyor ya da yetersiz üretiyor.<br />
İşte o zaman besin takviyesi ile birlikte bu ürünü almamız gerekiyor.</p>
<p>Bu ürünle ilgili Japonya da yapılan çalışmalar ciddi sonuçlar doğurmuş ve Lactoferrin besin takviyeleri piyasaya sunulmuş. Şu anda Türkiye de de mevcut. Ama unutmayın her besin desteğinde olduğu gibi, alınacak günlük miktar önemli bir konu. Az miktarlar yetersiz olurken çok fazlası olumsuz etkilere neden olabilir. Siz yine de bir uzmana danışın kullanmadan önce.</p>
<p>Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak isterseniz msn adresimden de bana ulaşabilirsiniz. Lütfen kişisel davet bölümüne lactoferrin yazın ki sizinle iletişime geçebileyim.<br />
Unutmayın; hayatınız çok değerli.<br />
Yeniden görüşmek üzere&#8230; Hoşçakalın<br />
msn: <a href="mailto:sezink@hotmail.com">sezink@hotmail.com</a><br />
e-mail: <a href="mailto:sezinkuruscu@gmail.com">sezinkuruscu@gmail.com</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/11/07/lactoferrin-mucizesi/&title=Lactoferrin Mucizesi&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/11/07/lactoferrin-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Melatonin</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/11/04/melatonin/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/11/04/melatonin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Nov 2007 23:10:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[

Melatonin denilen hormon beyinde ve sadece 23:00 ile 05:00 saatleri arasinda salgilanan bir hormondur.
Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak.
Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormon.
Hormon diger aktioksidan tesirlerini de güçlendiriyor, kanserli hücrelere karsi koruma sagliyor, üreme sistemiyle baglantisindan tutun da yorgunluk , isteksizlik gibi durumlarin nedenlenlerini de olusturabiliyor.
Su anda bu hormon yaslanmayi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/11/04/melatonin/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F11%2F04%2Fmelatonin%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Melatonin%20%22%20%7D);"></div>
<p>Melatonin denilen hormon beyinde ve sadece 23:00 ile 05:00 saatleri arasinda salgilanan bir hormondur.</p>
<p>Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak.<br />
Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormon.<br />
Hormon diger aktioksidan tesirlerini de güçlendiriyor, kanserli hücrelere karsi koruma sagliyor, üreme sistemiyle baglantisindan tutun da yorgunluk , isteksizlik gibi durumlarin nedenlenlerini de olusturabiliyor.</p>
<p><span id="more-128"></span>Su anda bu hormon yaslanmayi geciktirici etkisinden dolayi da üzerinde önemle<br />
durulan bir hormon. Isin can alici noktalarindan birisi hormonun cocuklar üzerindeki tesiridir.<br />
Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayilarinin artmasindan ötürü yapilan arastirmalar sonucunda ailelerden istenen bir hususda cocuklarin kesinlikle karanlik ortamlarda yatirilmalari.<br />
Çünkü melatoninin güçlü salgilanmasinin kansere karsi koruyucu etkisi oldugu biliniyor.<br />
Ancak bu hormon isiga duyarli.<br />
Deneylerde uyuyan kisinin hormon salgisi izlenirken isigin açildiginda hormonun azaldigi , karanlikta yogun olarak salgilandigi tesbit edilmis.<br />
Bilimsel bir gerçek.</p>
<p>&#8220;Lütfen karanlikta yatin ve<br />
çocuklariniz uyurken isigi kapatin &#8230;&#8221;</p>
<p>Unutmayın körlerde kanser olma oranı yoka yakındır.</p>
<p>Sezin Kanmetin Kuruscu</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/11/04/melatonin/&title=Melatonin &srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/11/04/melatonin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;su&#8221; deyip geçmeyin</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/su-deyip-gecmeyin/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/su-deyip-gecmeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2007 07:15:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=125</guid>
		<description><![CDATA[

Yeniden merhaba&#8230; Kaliteli Yaşamın en önemli ve ilk unsuru hayat kaynağımız “Su”dur. Susarız, su içeriz, sonra tekrar susarız ve tekrar su içeriz. Ta ilk günden beri insanlar böyledir.Suyu hep hayatımızı sürdürebilmek için bir araç olarak kullanmışızdır. Hangimiz suyu karşımıza alıp- hani bazılarının çiçeklerle konuştuğu gibi- ona masal anlatıp, şiirler şarkılar söyleyip onunla dertleşmişizdir.

Fotoğraf: İlke Koşar

Masaru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/10/30/su-deyip-gecmeyin/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F10%2F30%2Fsu-deyip-gecmeyin%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%5C%22su%5C%22%20deyip%20ge%C3%A7meyin%22%20%7D);"></div>
<p>Yeniden merhaba&#8230; Kaliteli Yaşamın en önemli ve ilk unsuru hayat kaynağımız “Su”dur. Susarız, su içeriz, sonra tekrar susarız ve tekrar su içeriz. Ta ilk günden beri insanlar böyledir.Suyu hep hayatımızı sürdürebilmek için bir araç olarak kullanmışızdır. Hangimiz suyu karşımıza alıp- hani bazılarının çiçeklerle konuştuğu gibi- ona masal anlatıp, şiirler şarkılar söyleyip onunla dertleşmişizdir.</p>
<p><small><img src="http://farm2.static.flickr.com/1323/1206805138_c72be34d74.jpg" alt="" width="491" height="500" /><br />
Fotoğraf: <a href="http://www.flickr.com/photos/melunbocek/" target="_blank">İlke Koşar<br />
</a></small><br />
Masaru EMOTO . Japon bilim adamı . Pek çoğumuz onu SUYUN BİLİNMEYEN GÜCÜ adlı kitabıyla tanıyor. Yeryüzündeki en garip insanlar Japonlar.</p>
<p><span id="more-125"></span><br />
EMOTO 1992 yılından bu yana suyun bilinmeyen yönleri üzerinde çalışıyor ve deneyler yapıyor.Tıpkı diğer Japon bilimadamlarının yıllardır yaptığı gibi.</p>
<p>&#8220;İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR.&#8221;</p>
<p>Yaratıcı Japon bilim adamı Emoto&#8217;nun çalışmasında somut kanıtlarla insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin, hatta son yaptığı çalışmalarda suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ispat etmiştir. Su bu gezegendeki yaşamın kaynağıdır.Beden bir sünger gibidir ve hücre denilen, sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur. Yaşamımızın kalitesi sıvımızın kalitesi ile direk bağlantı halindedir. Su son derece uyumlu bir maddedir. Fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olur. Fakat değişen sadece fiziksel şekli değildir, moleküler şekli de değişir. Çevreden aldığı enerji veya titreşimler suyun moleküler şeklini değiştirir. Bu anlamda su sadece görsel olarak çevresel durumu yansıtmaz, aynı zamanda moleküler anlamda da yansıtır.Bay Emoto görsel anlamda bu moleküler değişimi belgelemekte. Su damlacıklarını dondurup fotoğraf çekme kapasitesiolan bir karanlık alan mikroskobu altında inceliyor. Yapılan çalışmalar çevresel etkilerin suda yarattığı moleküler değişimi açıkça ortaya koymakta. Bay Emoto dünyanın değişik kaynaklarından alınan ve değişik durumlarda olan suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ile su borularında, depolarda bekletilen durgun su damıtılmış olsa bile kesin olarak şekilsel bozukluk ve rast gele oluşmuş kristalşekiller oluşturuyor.</p>
<p>Bir başka çalışmada Müziğin, suyun yapısı üzerindeki etkilerini görmeye karar veren<br />
Emoto, iki hoparlör arasına koyduğu distile suyun donduktan sonraki kristal formlarını fotoğrafladı. Aynı tip su kristallerine önce Beethoven’ın pastoral müziğini dinleten Emoto’nun, kristalin çok güzel şekillendiğini, Bach’ın bir parçası dinletilen kristallerin nispeten düzgün olduğunu, heavy metal dinletilen kristalin ise tamamen şekilsiz ve dağınık olduğunu fotoğraflarla tespit etti. Dr.Emoto her bir maddenin kendine özgü bir manyetik alanı olduğu gerçeğinden yola çıkmış ve ilk olarak suyun manyetik alanını incelemeye başlamış. Emoto, her şey gibi, su moleküllerinin de manyetik alanının elektronların atom çekirdeği etrafındaki dönüşlerinden kaynaklandığını hatırlatıyor. Elektronların dönüşü ve dolayısıyla da suyun manyetik alanı, çevredeki ses dalgalarından etkilenebilir miydi? Konuşulan sözlerin içeriğinin olumlu ya da olumsuz olması suyun manyetik alanını ve dolayısıyla moleküler ve atomik yapısını etkileyebilir miydi? Emoto mikroskopla fotoğraflarını çektiği su kristallerine bakarak, bu sorulara kesin bir “Evet” cevabı veriyor.</p>
<p>Su kristallerinin fotoğrafının çekilmesi de şöyle oluyor: Önce su, eksi yirmi derecede donduruluyor. Sıcaklığı eksi beş dereceyi bulduğunda kristal ortaya çıkıyor. 5 mm&#8217;lik buz parçasında ancak 25 mikron, yani 0, 025 mm büyüklüğünde bir kristal oluyor. Bu yüzden bunun 200 defa büyütülmesi ve bu esnada en ufak bir titreşimin meydana gelmemesi gerekiyor. Su kristalleri de yaklaşık elli-altmış saniye, buzun sıcaklığı sıfır dereceye ulaşana kadar görülebiliyor<br />
Suyun tüm bir hayatı yakından ve derinden etkilediğine dikkat çeken Dr. Emoto, negatif duygularla içilmiş suyun yada negatif duygular yüklenmiş suyun canlı bendeni içindekilere adı konmamış zararlar verebileceğini belirtiyor.</p>
<p>Canlı bedenleri büyük oranda su içerdiğine göre, negatif duyguların, sözlerin ve müziklerin kanser oluşumuna zemin hazırlayacak derin moleküler değişikliklere de yol açabileceğine dikkat çekiyor.”</p>
<p>İşte ilginç bir sonuç daha ;Dr.Emoto’nun “Suyun mesajı” adlı kitabı Japonya’da ilk yayınlandığında bir çok anne mektup yazarak kendisine teşekkür etmiştir, zira çocuklarına herhangi bir şeyi yaptırmak için emir verdiklerinde aslında onların iç dünyalarını ne hale getirdiklerini anlamışlardır böylece&#8230;<br />
Anlaşılan, su bizim yaşamımızda bilgi taşıyıcı olarak görev yapıyor. En minicik hücre bile daha çok hücre suyundan oluşuyor. Tüm dünyada çeşitli yerlerde milyonlarca insan şifa bulmak üzere şifalı su kaynaklarına gitmekte ve çeşitli rahatsızlıklarından iyileşmektedir. Toprağın kanı veya mavi altın diyebileceğimiz bu güzel sular bizim çevre koşullarından, negatif düşüncelerimizden, endişe ve kaygılarımızdan dolayı bozulmuş olan iç sularımızın yapılarını yine güzel kristal hale getirmeye çalışmaktalar, yeter ki biz bu sevgi kristallerini korumayı bilelim&#8230;</p>
<p>SEZİN KANMETİN KURUŞCU</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/10/30/su-deyip-gecmeyin/&title="su" deyip geçmeyin&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/su-deyip-gecmeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara her 6,5 saniyede 1 can alıyor</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/sigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/sigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Oct 2007 21:01:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[

Başlığı okuyupta eğer ilginizi çektiyse şu anda bu satırlara göz gezdiriyor olabilirsiniz.
Siz iyi bir tiryakide olabilirsiniz ya da hayatınızda hiç sigarayla tanışmamış biri de. Farketmez.
Ya da bu yazıyı okurken bir elinizde kahveniz , bir elinizde sigaranız keyif yapıyorda olabilirsiniz. Ama unutmayın ki siz sigaranızı söndürdüğünüzde –ortalama 5 dakikalık bir süreç- ortalama 50 kişi o elinizdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/10/30/sigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F10%2F30%2Fsigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Sigara%20her%206%2C5%20saniyede%201%20can%20al%C4%B1yor%22%20%7D);"></div>
<p>Başlığı okuyupta eğer ilginizi çektiyse şu anda bu satırlara göz gezdiriyor olabilirsiniz.</p>
<p>Siz iyi bir tiryakide olabilirsiniz ya da hayatınızda hiç sigarayla tanışmamış biri de. Farketmez.</p>
<p>Ya da bu yazıyı okurken bir elinizde kahveniz , bir elinizde sigaranız keyif yapıyorda olabilirsiniz. Ama unutmayın ki siz sigaranızı söndürdüğünüzde –ortalama 5 dakikalık bir süreç- ortalama 50 kişi o elinizdeki canavar yüzünden hayata veda etmiş olacak. Bu sadece 5 dakikada ortaya çıkan bilanço. Gerisini siz hesaplayın.<br />
<img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://farm1.static.flickr.com/86/218745631_d5a5d76a37.jpg?v=1155946229" alt="" vspace="10" width="500" height="266" /><br />
Yaşamınızda kaliteyi koruyarak ve kendinize saygı duyarak hayatınızda bir dönüm noktası yaratmak elinizde ya da kendinizi önemsemeden hayatınıza devam etmekte karar sizin&#8230;</p>
<p><span id="more-126"></span>Siz sigarayı dost edinenlerdenseniz , unutmayın ki bu onun sizi dost edindiği anlamına gelmez. Ve sizin bu çok değerli dostunuz size hiç beklemediğiniz anda öyle bir darbe vurabilir ki , işte siz o zaman çok geç kaldığınızı anlarsınız.Terk etmeye çalışsanızda o büyük aşk artık size bir bilinmezlik sunacaktır.</p>
<p>Bu satırları okumanız için , sigara bırakma eğiliminde olmanızda gerekmiyor ayrıca. Ama bilgi sahibi olmadan , fikir sahibi olma handikapında olanlardan iseniz bence doğru yerdesiniz.<img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://reginanuzzo.com/wp-content/cigarettes.jpg" alt="" vspace="10" width="500" height="333" /><br />
<strong>SİGARANIN TARİHİ</strong><br />
Sigaranın Avrupalı kaşiflerin Kuzey Amerika’ya gidip, oranın yerli halkıyla barış çubuğu tüttürmesine kadar uzana çok eski bir tarihçesi var. Yani yüzyıllarca geriye dayanan bir hikaye.</p>
<p>Bizler yaşadığımız 21. yyda sigaranın binlerce zararını biliyoruz ve içerisinde 4000 den fazla kimyasal zehir barındıran bu canavarı hala çantalarımızda , cebimizde taşıyor ve “sensiz olmaz” diyoruz.</p>
<p><strong>SİGARADA KAÇ ZEHİR VAR</strong><br />
Polanyum-210 (kanserojen) , Radon(Radyasyon), Metanol(füze yakıtı) , Toluen (tiner) , Kadmiyum (Akü metali) , Bütan (Tüp gaz) , DDT (Böcek öldürücü) , Hidrojen siyanür ( Gaz odaları zehiri), Aseton (Oje sökücü) , Arsenik (Fare zehiri) , Amonyak(Tuvalet temizleyici) , Karbon( Ekzos – monoksik gazı) Nikotin ve 3885 toksik madde. Tüm bu maddeler soluma ile akciğerde katran(asfalt) oluşumuna sebep oluyor . Yani içinizde bir otoban inşa ediyorsunuz her çektiğiniz nefesle yavaş yavaş.</p>
<p><strong>İLK NEFES VE SONRASI<br />
</strong>Sigara içildiği an vücut etkilenmeye başlar.Nabız yükselir.Kan dolaşımı yavaşlar. Astım, göğüs ağrıları, öksürük içinize çektiğiniz karbonmonoksit, hidrojen siyanid ve amonyak bileşimlerinin en basit etki mekanizmasıdır.<br />
<img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://www.medscape.com/content/2001/00/41/08/410808/art-smj9406.14.fig2.jpg" alt="" vspace="10" width="400" height="290" /><br />
Dünyada her 6.5 saniyede 1 kişi sigara yüzünden ölüyor. Her yıl 2, 500, 000 kişi sigara yüzünden hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin başlıca sebebi akciğer kanseri , ikinci önemli sebep kalp kastalıkları ve diğer kanser türleri.</p>
<p>KOAH ( Kronik Obstruktif) Tıkayıcı Akciğer hastalığından ölenlerin büyük bir kısmı sigara bağımlısı . Türkiye de 3 milyon kişi KOAH ile boğuşuyor.</p>
<p>İstatistikler göre sigara içen annlerin içmeyenlere göre düşük yapma ve ölü doğum oranı%50 daha fazla.Ayrıca sigara içenlerin bebekleri 21/2 oranında ani ölüm riski taşıyor.</p>
<p>Ve en önemli gerçek artık tüm dünyada sigara kullanıcıları 2. sınıf vatandaş muamelesi görüyor. Şimdi karar zamanı: Ya hayatın içerisinde kendinize en klas bölümden yer ayırtacaksınız, ya da en arka koltuklardan hayata bakacaksınız.<br />
Bir sonraki yazımızda sigara ve neden olduğu hastalıklardan bahsedeceğiz.</p>
<p>Şimdilik hoşçakalın. Sağlıklı günler.</p>
<p>SEZİN KANMETİN KURUŞCU</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/10/30/sigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor/&title=Sigara her 6,5 saniyede 1 can alıyor&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/sigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bana Kalbinden Geçeni Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim&#8230;.</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/10/27/bana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/10/27/bana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Oct 2007 13:46:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=124</guid>
		<description><![CDATA[

Bağışıklık sistemimizin nasıl her geçen gün durmadan binlerce saldırıya karşı dayanmak ve kendini savunmak zorunda olduğunu bir düşünün.Doğal tedavi ve bitkisel ilaçlar uzmanı Richard Shultze bir kitabında diyor ki;” Eğer et yiyen bakterilerin , lejyoner hastalığının ve öldürücü grip virüslerinin kötü olduğunu düşünüyorsanız , tıbbi ve bilimsel araştırmalar , açıkça kanıtlamıştır ki; bağışıklık sistemine saldıran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/10/27/bana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F10%2F27%2Fbana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Bana%20Kalbinden%20Ge%C3%A7eni%20S%C3%B6yle%20Sana%20Kim%20Oldu%C4%9Funu%20S%C3%B6yleyeyim....%22%20%7D);"></div>
<p>Bağışıklık sistemimizin nasıl her geçen gün durmadan binlerce saldırıya karşı dayanmak ve kendini savunmak zorunda olduğunu bir düşünün.Doğal tedavi ve bitkisel ilaçlar uzmanı Richard Shultze bir kitabında diyor ki;” Eğer et yiyen bakterilerin , lejyoner hastalığının ve öldürücü grip virüslerinin kötü olduğunu düşünüyorsanız , tıbbi ve bilimsel araştırmalar , açıkça kanıtlamıştır ki; bağışıklık sistemine saldıran en kötü düşmanlar MİKROPLAR değil.<img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://www.lifedynamix.com/articles/files/iStockHappyBeachB.jpg" alt="" vspace="10" width="450" height="289" /><br />
Aklınızdan geçenler ve ağzınızdan çıkanlardır.Dahası vücudumuzun direncini arttırmaya yarayan en sağlıklı besinlerden mineral, vitamin, enzim, meyve suları, hatta şifalı bitkilerden bile sağlıklı olanı SEVGİ’dir.”</p>
<p><span id="more-124"></span>Beyniniz 7/24/365 gece gündüz hiç durmadan çalışır , asla kapanmaz, tatile çıkmaz. Beyin metabolizmasının, hemen her fonksiyonunu ve kimyasal dengesini kontrol eden, vücunuzu yöneten bilgisayar desteğidir.Sinir sisteminizden ve kan dengelerinizden tutun , cinsel fonksiyonlarınıza ve bilmediğiniz binlerce diğer fonksiyona kadar , beyin ; dümeni tutan kaptandır. Günün her saniyesinde sizi ve bütün vücudunuzu yaratır, yürütür, kontrol eder, destekler ve korur.</p>
<p>Bilim adamları bir şey düşündüğünüzde , beyninizin pencere diye ifade ettikleri bir şeyi açan kimyasallar yarattığını artık biliyor. Düşünceniz sona erdiğinde ise pencere kapanıyor.</p>
<p>İşte rüyalarınızın , insanı görüp, aşkı hissettiğnizde ve bütün vücudunuzu o harika ürperti kapladığında, bu beyninizin yarattığı kimyasaldır. Cinsellik arzu ettiğinizde , bu da beynin başka bir kimyasalıdır trafikte yolunuz tıkandığında içinizden bu sersemi lazer tüfeğiyle yok edebilme isteğine kapılmanız, bu nefret kan dolaşımınızdaki veya midenizde kaynayan bu asit yine bir başka beyin kimyasalıdır.</p>
<p>Bilim adamları bu beyin kimyasallarına NÖROPEPTİT diyorlar. Bilim uzun yıllardır bu konu üzerinde bir çok araştırma yaptı. Bizim bildiğimiz herhangi bir şey düşünmeye başladığınızda , beyniniz sizi değiştiren kimyasallar üretmeye başlıyor ve hissettikleriniz bu nöropeptit denilen beyin kimyasallarının yaratması ve özümlemesi sonucu oluyor.</p>
<p>İşte iş burada tuhaflaşıyor&#8230; Tıp geçen on yıl içinde çoğu kesimin gözünden kaçan büyük, hayır çok büyük bir buluş yaptı. Bağışıklık hücrelerinizin , tıpki bütün hücrelerdeki gibi yüzeylerinde belirli maddeleri özümlemek için , belirli yükleme rıhtımları olduğunu zaten biliyorlardı..Fakat , bağışıklık hücreleriniz yüzeyinde , sizi bakterilere, virüslere, mantarlara, kansere –tüm hastalıklara-karşı korumak ve bunlarla savaşmak üzere tasarlanmış bu hücrelerin yüzeyinde Nöropeptitler için belirli bir yükleme rıhtımı ve belirli bir özümleme alanı olduğunu keşfettiler.</p>
<p>Sizin ne düşündüğünüzle bağışıklık sisteminizin işi ne ? Onları niye ilgilendiriyor?</p>
<p>Bugünlerde ortalıkta onca mikrop dolaşıp dururken , kanser oranı roket hızıyla fırlamışken, yeteri kadar uğraşacak şeyleri yok mu da , sizin özel işlerinize karışıyor ve kendinizle yaptığınız o özel konuşmalara kulak kabartıyorlar.Sıkı durun &#8230;</p>
<p>İş burada daha da tuhaflaşıyor.Bağışıklık sisteminizin duygusal diyaloglarınızı kesinlikle dinlediğini, artık biliyoruz.Fakat vücudunuzdaki hiç bir hücre , organ veya sistem , eğer aldığı bilgiye tepki vermeye hazırlanmamışsa bir başka sistemi dinlemez.</p>
<p>Bağışıklık sisteminiz , duygusal diyaloglarınızı dinliyor vr bunlara tepki veriyor.İşte tıp biliminin şu anda bize söylediği şey tamamen bu. Bağışıklık hücrelerinizin üzerinde nöropeptitler yani her düşünce ile beyninizin yarattığı kimyasallar için özel bir reseptör bulunuyor ve bağışıklık hücrelerinizin mikroplara ve hastalıklara verdiği yanıt arttırıcı- azaltıcı hatta durdurucu olması bu kimyasallar tarafından belirleniyor.</p>
<p>Bağışıklık hücrelerinizin yanıtı , düşünceleriniz tarafından belirleniyor.</p>
<p>Yaptığınız herşeyin fiziksel bir sonucu var ve öyle görünüyor ki , artık her düşündüğünüz şeyinde bir sonucu var. OLUMLU DÜŞÜNÜN.</p>
<p>Mutlu günler.</p>
<p>Sezin Kanmetin Kuruşcu</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/10/27/bana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/&title=Bana Kalbinden Geçeni Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim....&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/10/27/bana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

