Peşin anlaşalım.
Bağırmak, çağırmak yok.
Hele küfür asla…
Hesabı, kitabı önümüze koyalım.
Muhalifin ağzı kapansın.
Dostların kafası karışmasın.
* *
BİT’ler yine sakız oldu.
BİT dediğimiz; Belediye iktisadi Teşekkülü.
Yani şirketleri.
Peşin anlaşalım.
Bağırmak, çağırmak yok.
Hele küfür asla…
Hesabı, kitabı önümüze koyalım.
Muhalifin ağzı kapansın.
Dostların kafası karışmasın.
* *
BİT’ler yine sakız oldu.
BİT dediğimiz; Belediye iktisadi Teşekkülü.
Yani şirketleri.
→ İlk yorum sizden olsun aziz kocaoğlu·Belediye iktisadi Teşekkülü·BİT·izbeton
Ulu manitu, hay 1000 kunduz; Urla’ya bu kaçıncı gidişim? Bilmiyorum, saymadım ama numerotörü çalıştırdığımda 2586. kez diye cevap veriyor. 2586. kez oraya gidiyor olmamız bizi bozmuyor, bozamaz da… 2587. kez gidiyoruz, o halde…

Urla, Vourla… Türkçe meâli ne diye sorasanız, “katır kuyruğu” derim. Meâli pek de öyle iç açıcı değil-MİŞŞŞ, ama idare edin artık.
Havanın hafif grimtrak olması bizim 20 dakikalık seyahatimize trak getirmiyor tabii ki… Emektera atlıyoruz. Güzel bi cd de yerleştiriyoruz. Ne dinliyorsun diye ısrar etmeyin, söylemem. Sizin tahayyülünüze bırakıyorum. Bu yazıyı okuyup da “tahayyül” nedir? diye sorarsanız da, bilmeyenler için “hayal” dir, diyorum. Bugünlerde böyle kelimelere heves ettiysem, sizi de, ne bu, ne bu kelimenin meâli, diye kıvrandırtmak istemem.
Sloganı güzel.
“Üreten, gelişen, koruyan İzmir için”
İşlevi geniş.
Avrupa Birliği Bölgeler Komitesine ev sahipliği yapıyor.
Hedefleri büyük.
Kenti marka haline getirmek.
İsmi karizmatik.
İzmir Kalkınma Ajansı.
Kısacası İZKA.
→ İlk yorum sizden olsun ab hibe projeleri·İZKA·izka projeleri·İzmir Kalkınma Ajansı
Rezervasyon yaptırmış olduğumuz saate göre yaklaşık yarım saat gecikmeli olarak ulaşabiliyoruz Kaplan Dağ Restoran’a. Ve kapıda araçlarımızı park etmeye çalışırken, cep telefonlarımızdan aranıyoruz. Eğer gelemeyeceksek masamız kapanın elinde kalacak. Geldik, kapıdayız diyoruz da durumu kurtarıyoruz.
Evet, İzmir’in yeşiller diyarı bereketli ilçesi Tire’nin Kaplan köyünde bulunan “Kaplan Dağ Restoran”ı, her geçen gün ününe ün katmaya devam ediyor. E haklılık payları da yok değil tabi bu durumda.
Burası daha önceleri köyün kahvesi imiş… Ve işletmecisi tarafından kiralanarak bir restoran haline dönüştürülmüş. Özellikle Ege otları ve tabi ki meşhur Tire köftesi ağırlıklı zengin mutfakları ile kısa zamanda adlarını duyurmayı başarmışlar. Ünlü gezgin ve gurme Mehmet Yaşin’in yazı ve kitaplarında, tv programında kendilerinden bahsetmesiyle de bilinirlikleri iyiden iyiye artmış.

Şu anda “Kaplan Dağ Restoranı”na rezervasyon yaptırmadan gittiğinizde boş masa bulup da yemek yeme şansınız yok denecek kadar zayıf. Belki çok sakin ve hafta içi günlerinde bir ihtimal.
Komisyon raporu yetişirse bugün meclise gelecek.
Kordonboyu galibi belli olacak.
Esnaf mı, belediye mi?
Alınacak karara göre;
Ya değişim başlayacak.
Veya gerginlik sürecek. [devamını oku →]

Sabah erken saatler…
İşe gitme vakitleri.
İzmir’in içinde oturup da yakın çevre ilçelerde çalışanlar genellikle belediye otobüsü ile gidip geliyor.
Sabah otobüsleri kalabalık oluyor bu yüzden.
Memurlar, tamam…
Öğrenciler, tamam…
Öğretmenler, tamam…
Yaşlı dedelerin ne işi olur o saatte o otobüslerde?
Kavak Yelleri dizisiyle İzmir’li olmayanların “ne len bu?” dedikleri, “böyöz”, “boyöz tarifi” diye fellik fellik gugılladıkları İspanya kökenli Yahudilerin 1400′lerde İzmir’e göçerken yanlarında getirdikleri, gurbetteki İzmir’linin aklına geldiğinde kanının çekildiği sabah kahvaltımızın yapımını Mardin’li Mehmet Ali ustadan öğrendim bugün.

20 senelik ustam bu “Yahudi böreği”nin hamurunu açarken deliler gibi aradığınız harbi boyoz tarifini lütfettiler. Ve fotoğraflamama müsade ettiler.
[devamını oku →]
Kurban Bayramı ve tatili vesilesi ile hem Bergama’daki akrabalarımız ziyareti edelim hem havasından suyundan istifade edelim, gitmişken de geçmişinden feyz alalım diyerek ailecek yollara döküldük bayramın üçüncü günü.
Tatil gününün erken saatleri olmasına rağmen özellikle İzmir-Menemen arasında trafik oldukça yoğundu. Çiğli’de yapılan alt geçitler olmasa her halde daha da çok vakit kaybederdik şehir trafiğinde.

Menemen çıkışından itibaren her yerde mandıra, lokanta, restaurant ilanları hele de kahvaltı etmeden yola çıktıysanız pek davetkar geliyor göze. Özellikle Eski Foça yol ayrımında konuşlanmış çok sayıda mekan seçim yapmayı daha da zorlaştırıyor. Bu sefer daha önce de deneyip memnun kaldığımız Sakıpağa’nın Süt Evini tercih ettik. Kullanılan malzemeler taze ve özenle seçilmiş, çeşit bol, öğünler tatmin edici. Kahvaltı servisi yapan yerlerde sıkça rastlanan personel azlığı ve tecrübesizliğine bağlı gecikmeler yok. Kahvaltınızı beklerken diğer masalara servis edilenleri seyredecek kadar bile vaktiniz olmuyor, çay zamanında ve sıcak servis ediliyor. Çocuklar için güzel bir oyun parkı, minyatür futbol sahası bile var. Fiyatlar da adisyonu görünce kahvaltı keyfinizi kaçırmayacak gibi. Hedef Bergama olduğu için çok oyalanmadan tekrar yola koyulduk.
Adana’da…
Kasabın bıçağından, kaynayan kazana;
Masadaki tabaktan, milletin midesine inince yine olay oldu.
Eşek!
Sanki ilk kez kesilip, yeniyormuş gibi…
Hemen hemen her Perşembe geceyarısı Gandalf’ın aynalı gözlük takmış versiyonu olan ak sakallı dede rüyalarımda önermelerde bulunmaya başlar: “Bak evladım, mavi hapı seçersen Pazar gününü evde geç saatlere kadar uyuyarak, günün yarısına kadar tembel tembel pijamayla dolanarak, hafta sonu gazeteleri içinde dinlenerek geçirebilirsin. Kırmızı hapı seçersen, senin gibi aklı evvel arkadaşlarınla sabahın köründen gün batana kadar İzmir çevresi kazan siz kepçe gezersiniz, başına neler gelir, karşına kimler çıkar ben karışmam…” . Ben de bu önermeye “seyahat ya ak sakallı Gandalf” diye atlayıp ertesi sabahın erken saatlerinden itibaren mail ve cep telefonu trafiği ile hafta sonu için ekibi ayaklandırırım.
Bu haftaki planımız bizim beklentilerimizin de üstüne çıkarak Pazar sabahı 9dan akşam 19’a kadar süren yaklaşık 300 kilometrelik bir rota ile sonuçlandı. Yediklerimiz içtiklerimiz de olmak üzere gördüklerimizi, günümüzü sizi sıkmamaya çalışarak kaleme alayım dedim… malum bu sitenin takipçileri de biraz kurtluca, doğaya, tarihe, yemeğe, fotoğraf çekmeye hayat akarken kenarından tutunup onunla gezmeye meraklı kişiler:

Sabahın dokuzunda toplandığımızda asıl hedefimiz rotayı Salihliye kırıp Sard harabelerinde vakit geçirmek, bol bol fotoğraf çekmek ağzımızı Salihli’nin meşhur odun köftesi ile tadlandırdıktan sonra Kurşunlu Şelalelerine gidip vadi içinde sonbahar yaprakları üzerinde hışırtılı, çıtırtılı bir yürüyüş yapmaktı. Ancak, kader bizim için bambaşka planlar yapmaktaydı…
→ 6 Yorum Allahdiyen·Bozdağ·Gölcük·Kurşunlu Kaplıcaları·Mermeroluk Ormaniçi Dinlenme Tesisleri·Meşhur Salihli Odun Köftecisi·Ödemiş·Salihli·Sard