<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>izmirLife - izmir kent günlüğü &#187; Yerken</title>
	<atom:link href="http://www.izmirlife.com/category/yerken-haftanin-mekani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.izmirlife.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 14:45:27 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hz.İsa, 2012&#8242;de Şirince&#8217;de</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/05/27/hz-isa-2012de-sirincede/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/05/27/hz-isa-2012de-sirincede/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 12:51:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Sevinç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aydın Sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Şarap]]></category>
		<category><![CDATA[şirince]]></category>
		<category><![CDATA[Yehova Şahitleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3607</guid>
		<description><![CDATA[

Bu hafta sonu, İzmir ve çevresinin en önemli uğrak yerlerinden biri olan “Efes Antik Kenti-Meryem Ana Evi-Şirince Köyü” bölgesinde idim. Yazacak birkaç konu var ama içlerinden, bana en ilginç geleninden başlamak istiyorum. Diğerleri de sonraki bir ya da iki yazımda…
Şirince’nin, o defalarca gidip gezmeme, dolaşmama rağmen her seferinde farklı lezzetler aldığım, dar ve taşlı yollarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/05/27/hz-isa-2012de-sirincede/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F05%2F27%2Fhz-isa-2012de-sirincede%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2FcPsgHo%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Hz.%C4%B0sa%2C%202012%27de%20%C5%9Eirince%27de%22%20%7D);"></div>
<p>Bu hafta sonu, İzmir ve çevresinin en önemli uğrak yerlerinden biri olan “<em>Efes Antik Kenti-Meryem Ana Evi-Şirince Köyü</em>” bölgesinde idim. Yazacak birkaç konu var ama içlerinden, bana en ilginç geleninden başlamak istiyorum. Diğerleri de sonraki bir ya da iki yazımda…</p>
<p>Şirince’nin, o defalarca gidip gezmeme, dolaşmama rağmen her seferinde farklı lezzetler aldığım, dar ve taşlı yollarını hıncahınç dolduran yerli-yabancı turistlerle tıklım tıklım, küçük çarşısında adımlıyorum.<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3608" title="Şirince / Fotoğraf: David  Smith" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/sirince.jpg" alt="" width="690" height="323" /><br />
Ve her zaman ki gibi bir şarap dükkanının önünde buluyorum kendimi. Başlıyorum tadım yapmaya. Bir, iki, üç, ahududu, böğürtlen, yabanmersini şarabı derken tadımını yaptığım şarapların üreticisi firmanın sahiplerinden; otuzlu yaşlarının hemen başlarındaki genç arkadaşla başlıyoruz sohbete. Tabi ki sohbetin girizgahı şaraplar. Benim şaraptan epeyce anladığımı kısa zamanda fark eden genç adam bırakıyor meyve şaraplarını, tezgahın altından çıkardığı daha özel kırmızılarını tattırmaya başlıyor bana bu sefer.</p>
<p><span id="more-3607"></span>Neyse bu tadım değerlendirmelerimi ve etrafındaki mevzuları başka yazıya bırakacağım. Söz, şaraptan Şirince’ye kayıyor bir süre sonra ve bana çok ilginç gelen bir konuyu anlatmaya başlıyor. Ben de hemen mp3 çalarımın ses kayıt düğmesine basıyor ve buradan itibaren söyleşiyi kaydetmeye başlıyorum.</p>
<p>“<em>Beyefendi</em>” diyor.</p>
<p>“<em>Yehova Şahitleri denen grubun, Hz. İsa’nın, 2012 yılında dünyaya tekrar döneceğine; yeryüzünde ineceğine inanılan iki bölgeden birinin Şirince olduğuna; Meryem Ana’nın evinin de hemen yakındaki Bülbül Dağı’nda olduğu düşünülürse Şirince’nin çok daha kuvvetle muhtemel olduğuna inandıklarını</em>…” anlatıyor.</p>
<p>Bir süredir, bu şirin ve her geçen gün daha bir turistik ve meşhur hale gelen eski Rum Köyü’ndeki arazilere, arsalara, ev ve dükkanlara talep olağan dışı bir şekilde artmış. Ayinler düzenlenmeye, Hz. İsa beklenmeye çoktan başlanmış bile.<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3609" title="Şirince Kilise içi / Fotoğraf: Sonad  Pelit" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/sirince3.jpg" alt="" width="690" height="324" /><br />
“<em>2012 yılında Şirince’yi kimse tanıyamayacak Ağabey</em>” diyor, bir taraftan da tek bağ ürünü, monosepaj Şiraz kırmızısını bana tattırırken. “<em>Mavi Işıkçılar</em>” adlı bir Hıristiyan tarikattan da bahsediyor bu arada ama o kısım biraz muallakta kalıyor.</p>
<p>Okumuş olduğunuz bu yazımı yazmazdan önce internette biraz aradım, arattım, araştırmaya gayret ettim konuyu. Çok fazla ve doyurucu olmasa da bu konu bir miktar yazılıp çizilmiş. Ama ben bu yayınlarda, genç muhatabımın belirttiği “<em>Yehova Şahitleri</em>”ne rastlayamadım. Ancak bu konuya ciddiyetle bağlanıp inanan gruplar da, gerçekten yok değil.</p>
<p>İster misiniz bizim güzelim Şirince’ye bir buçuk sene sonra İsa Mesih teşrif etsin arş-ı aladan da; o minicik Selçuk köyü sollasın geçsin Papa’nın anlı şanlı Vatikan’ını.</p>
<p>Bu konu, bana biraz “<em>pazarlama-marketing</em>” malzemesi gibi geldi ama olmaz olmaz demeyin, şansınızı deneyin derseniz de itirazım olmaz size. Şunun şurasında ne kaldı 2012 yılına, değil mi ama?</p>
<p><small><br />
1. fotoğraf: <a href="http://www.flickr.com/people/daveinshaw/" target="_blank">David  Smith </a><br />
2. fotoğraf: <a href="http://www.flickr.com/people/47525374@N00/" target="_blank">Sonad Pelit</a><br />
</small></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/05/27/hz-isa-2012de-sirincede/&title=Hz.İsa, 2012'de Şirince'de&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/05/27/hz-isa-2012de-sirincede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yine Zaman, Enginar Zamanı &#8211; Enginar Tarifi</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/01/26/yine-zaman-enginar-zamani-enginar-tarifi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/01/26/yine-zaman-enginar-zamani-enginar-tarifi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 16:59:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Sevinç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aydın Sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[Enginar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3450</guid>
		<description><![CDATA[

“Haziran Gecesi” adlı diziyi eminim ki bir çoğunuz hemen hatırlayacaktır. Havin ve Baran&#8217;ın tutkulu aşkları, uzunca bir süre dizi severleri kendilerine meftun etmişti. İşte o Haziran Gecesi&#8217;nde, çok şık bir restoran-bar vardı. Galata, Kuledibi&#8217;nde. Muhteşem ismiyle, &#8220;Enginar&#8220;ı iple çekerdim diziyi izlerken. Enginar&#8217;da müzik yapan Melih Görgün&#8217;ün duygulu şarkısı &#8220;On Dört Bahar Geçti&#8221;, nerede ise dizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/01/26/yine-zaman-enginar-zamani-enginar-tarifi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F01%2F26%2Fyine-zaman-enginar-zamani-enginar-tarifi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Yine%20Zaman%2C%20Enginar%20Zaman%C4%B1%20-%20Enginar%20Tarifi%22%20%7D);"></div>
<p>“<em>Haziran Gecesi</em>” adlı diziyi eminim ki bir çoğunuz hemen hatırlayacaktır. Havin ve Baran&#8217;ın tutkulu aşkları, uzunca bir süre dizi severleri kendilerine meftun etmişti. İşte o Haziran Gecesi&#8217;nde, çok şık bir restoran-bar vardı. Galata, Kuledibi&#8217;nde. Muhteşem ismiyle, &#8220;<em>Enginar</em>&#8220;ı iple çekerdim diziyi izlerken. Enginar&#8217;da müzik yapan Melih Görgün&#8217;ün duygulu şarkısı &#8220;On Dört Bahar Geçti&#8221;, nerede ise dizi kadar popüler olmuştu. Bugün, hala Kuledibi&#8217;ne yolunu düşürenler, Enginar&#8217;ı yerinde görebileceklerdir.<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3453" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="Enginar" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/enginar.jpg" alt="" width="690" height="224" /><br />
Yaşadığımız günler efendim, İzmir ve Ege&#8217;nin pazarlarında, o &#8221; enginar  &#8221; denilen mucizevi sebzenin arz-ı endam ettiği, pazar tezgahlarının gelini olduğu günlerdir. Bölgenin en önemli enginar yetiştiricileri, İzmir&#8217;in mahzun ve muhteşem bölgesi Karaburun tarafındadır. Karaburun-Mordoğan yöresinin kendine has bir çok güzelliğinden sadece birisi de enginarın nerede ise anavatanı olmasıdır.</p>
<p>Enginar, son derece lezzetli aroması, tadı ve ağızlara layık yemekleri ile önemli bir gastronomik ajan olmasının yanısıra inanılmaz bir sağlık dostu da aynı zamanda. Her türlü karaciğer hastalığında, doktorların nerede ise ilaçlardan önce tavsiye ettikleri enginarın şeker, mide, tansiyon gibi sıhhat problemlerinde de olumlu etkileri olduğu biliniyor. Müthiş bir vitamin ve doğal enerji kaynağı aynı zamanda.</p>
<p><span id="more-3450"></span>Efendim, Ege-Akdeniz mutfağında ve beslenme tarzında enginarın yeri çok başka. Zeytinyağlı yapılabildiği gibi kıymalı enginar dolması da sıkça  yemek   masalarını süslemekte. Nadiren de olsa muhteşem bir lezzet olan enginar çorbası, yemek başlangıçlarını oluşturabiliyor. Leziz kestirmeli terbiyesi, havuç ve patates garnitürleri ve dereotu aromatik katkısı ile bembeyaz bir porselen tabakta servis edilen soğuk zeytinyağlı enginarı tabi ki es geçmem mümkün değil ama naçizane benim favori enginar yemeğimin, kıymalı enginar dolması olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.</p>
<p>Dolmasını yapmak için alacağınız enginarların, yaprak uçlarının kapalı, dışa doğru açılmamış olması gerekiyor. Tabi ki enginarın tazeliğini, tarladan yeni kesilip tezgaha konulup-konulmamış olduğunu anlamak çok önemli. Bunun da en basit ve bilinen yöntemi, enginarı, uzun sapının ucundan tutup çıngırak sallar gibi sallamak. Sapın, kazık gibi olmaması, gayet elastik bir şekilde sallanması gerekiyor ki sulu ve taze olduğunu anlayabilelim. Bir diğer önemli husus da yaprakların uçlarının yeşil rengini değiştirmemiş olması. Şayet kahverengimsi lekeler mevcut ise yaprak uçlarında, o zaman ürünün soğuk aldığını ya da başka bir organik problemi olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Enginarlarımızın, çanak şeklinde olan tepe bölgesini en dip kısmından, kesmek suretiyle sapından ayırıyoruz. Parmağımızla, hafifçe ortasından ayırıp akar suyun altında yıkıyor ve büyükçe bir kaba koyduğumuz limonlu suyun içinde beklemeye alıyoruz. Tüm çanaklar bu şekilde hazırlandıktan sonra kalın saplarının dışında bulunan sert kabuğunu bıçakla soyuyor ve içindeki beyaz kısmını da çubuklar şeklinde doğrayıp limonlu suya koyuyoruz.</p>
<p>Enginarlar suda beklemede iken içini hazırlayabiliriz. Isıttığımız yağda kuru soğanlarımızı pembeleşene kadar sote ediyor, kıymamızı kavuruyor ve nihayetinde domates salçamızı, bir miktar dolmalık pirincimizi, tuzumuzu, karabiberimizi de ilave edip ateşi kapatıyoruz. Ve işin bir diğer önemli lezzet ayrıntısı: Dereotu. Dereotu ile enginar ayrılmaz ikilidirler. Tüm enginar yemeklerinde mutlaka dereotunu kullanırız. Burada da son olarak bir demet, taze dereotunu çok ince kıyıp dolma içimize karıştırıyoruz.</p>
<p>Bundan sonrası bilindik uygulamalar. Enginarlarımızın içini dolduruyor, kıymanın üzerine bir miktar limon sıkıyor ve saplarıyla birlikte az suda pişmeye bırakıyoruz. Enginar dolmasını yemek de ayrı bir ritüel. Önce yapraklarının iç kısımlarını alt ve üst dişlerimizin arasında sıyırıyoruz. Arada birkaç çatal da dolma içinden ve saplarından alıyoruz. Tüm yaprakları sıyırıp-soyma işi bittikten sonra afiyetle, göbek denilen ortada ve en dipteki kısmı kalıyor. İşte hazine orada, ulaştınız. Üzerinde, çok ince ayva tüylerinden oluşan bir tabaka var. O kısmı çatalla kazıyorsunuz. Kazıyorsunuz derken kolayca çıkıyor ve işte o göbek kısmının lezzetini size nasıl tarif edebilirim ki? Hiçbir şeye benzemiyor hayatta, çok farklı bir aroması ve lezzeti var. Ama çok çabuk bitiyor. Belki de ondan çok lezzetli.</p>
<p>İşte böyle dostlar. Zaman, enginar zamanı. Ege&#8217;de, yapmayanı döverler zaten. Ancak diğer bölgelerimize de şayet enginar geliyorsa, pazarlarda, marketlerde bulunabiliyorsa; bu muhteşem lezzeti denemeyenlere ısrarla tavsiye ederim ki damaklarını enginarın mucizevi tadından, bünyelerini sağlık faydalarından mahrum bırakmasınlar.</p>
<p>Not: 01/02/2007 Tarihinde yazmış olduğum bir yazımdı. Üzerinde çok kısa ilaveler yaparak, bu sene ki enginar sezonumu açmam münasebetiyle sizlerle yeniden paylaşmak istedim. Ağzınız tadı, gönlünüz muradı daim ve baki olsun efendim. Hoşça bakın zatınıza.(A.S.)</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/01/26/yine-zaman-enginar-zamani-enginar-tarifi/&title=Yine Zaman, Enginar Zamanı - Enginar Tarifi&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/01/26/yine-zaman-enginar-zamani-enginar-tarifi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaplan Dağ Restoran &#8211; Tire</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/01/10/kaplan-dag-restoran-tire/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/01/10/kaplan-dag-restoran-tire/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 19:18:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Sevinç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aydın Sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[Tire]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3434</guid>
		<description><![CDATA[

Rezervasyon yaptırmış olduğumuz saate göre yaklaşık yarım saat gecikmeli olarak ulaşabiliyoruz Kaplan Dağ Restoran’a. Ve kapıda araçlarımızı park etmeye çalışırken, cep telefonlarımızdan aranıyoruz. Eğer gelemeyeceksek masamız kapanın elinde kalacak. Geldik, kapıdayız diyoruz da durumu kurtarıyoruz.
Evet, İzmir’in yeşiller diyarı bereketli ilçesi Tire’nin Kaplan köyünde bulunan “Kaplan Dağ Restoran”ı, her geçen gün ününe ün katmaya devam ediyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/01/10/kaplan-dag-restoran-tire/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F01%2F10%2Fkaplan-dag-restoran-tire%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Kaplan%20Da%C4%9F%20Restoran%20-%20Tire%22%20%7D);"></div>
<p>Rezervasyon yaptırmış olduğumuz saate göre yaklaşık yarım saat gecikmeli olarak ulaşabiliyoruz Kaplan Dağ Restoran’a. Ve kapıda araçlarımızı park etmeye çalışırken, cep telefonlarımızdan aranıyoruz. Eğer gelemeyeceksek masamız kapanın elinde kalacak. Geldik, kapıdayız diyoruz da durumu kurtarıyoruz.</p>
<p>Evet, İzmir’in yeşiller diyarı bereketli ilçesi Tire’nin Kaplan köyünde bulunan “Kaplan Dağ Restoran”ı, her geçen gün ününe ün katmaya devam ediyor. E haklılık payları da yok değil tabi bu durumda.</p>
<p>Burası daha önceleri köyün kahvesi imiş… Ve işletmecisi tarafından kiralanarak bir  restoran   haline dönüştürülmüş. Özellikle Ege otları ve tabi ki meşhur Tire köftesi ağırlıklı zengin mutfakları ile kısa zamanda adlarını duyurmayı başarmışlar. Ünlü gezgin ve gurme Mehmet Yaşin’in yazı ve kitaplarında, tv programında kendilerinden bahsetmesiyle de bilinirlikleri iyiden iyiye artmış.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3435" title="Kaplandağ Restoran" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/tire-kaplan-restoran.jpg" alt="" width="690" height="298" /><br />
Şu anda “Kaplan Dağ Restoranı”na rezervasyon yaptırmadan gittiğinizde boş masa bulup da yemek yeme şansınız yok denecek kadar zayıf. Belki çok sakin ve hafta içi günlerinde bir ihtimal.</p>
<p><span id="more-3434"></span><br />
Tire’nin içinden Toptepe mevkiine doğru, kısa ama inanılmaz virajlı ve dik bir yoldan tırmandıktan sonra Kaplan Köyü’ne ve harikulade-enfes orman yolunun bittiği yerde de restorana ulaşıyoruz. Sağımız solumuz, her yer; ceviz, kestane, palamut ve çam ağaçları ile çevrilmiş durumda. Tertemiz bir serinlik var, doğal mı doğal ortamda. Ve hemen aşağıda göz alabildiğince geniş ve bereketli Tire Ovası uzanıyor.</p>
<p>Kartal yuvası gibi dağın ovaya tüm ihtişamıyla nazar ettiği uçurumda kurulu mekana girdiğimizde, rezerve edilen masamıza yerleşiyoruz. Yaklaşık on beş kadar çeşidin olduğu meze tabaklarından müteşekkil tepsi ile garsonumuz meze siparişlerini almaya geliyor yanımıza. Envai çeşit ve türde zeytinyağlıların neredeyse her birinden birer tabak sipariş etmemek için kendimizi zorluyoruz.</p>
<p>Kabak çiçeği dolmaları, zeytinyağlı yaprak sarmaları, sızma zeytinyağı ve baharatlarla aromatize ettikleri arpacık soğan turşuları ve mellengeçli kara kabakları özellikle dikkatimi çekiyor.</p>
<p>Ana yemek olarak tabi ki Tire köftesi ve keşkek söylüyoruz. Koyun kıymasından yapılan köfteler ve az pişirilmiş domatesleri oldukça lezzetli. Keşkek de başarılı ama üzerinde salça ile servis etmelerini biraz yadırgıyorum. Bunun yerine tereyağında çevrilmiş kırmızı pul biber sosu ilave ederek sunsalar sanki daha iyi olacak gibime geliyor. Üzerine koyacakları birkaç dal maydonoz ise ala olacak bence.</p>
<p>Serviste biraz geç kalabiliyorlar. Bu denli yoğun trafiği olan meşhur bir restoran için çok daha profesyonel işleyen bir servis sistemi arıyor gözlerim. Ekmekler kızarmış geliyor ama yemek esnasında sipariş ettiğinizde biraz beklemeniz gerekebiliyor.</p>
<p>Özetle, Tire Kaplan Dağ Restoranı damak tutkunları için kesinlikle gidip görülmesi ve lezzetlerinden tadılması gereken bir mekan. Bence geliştirmeye açık yönleri var ama yine de kazanmış oldukları ünlerini hak ederek bu noktaya geldikleri kesin.</p>
<p>Midenizi tıka basa doyurduysanız da dert etmeyin. Yemeğin üzerine yapacağınız bir dağ yürüyüşü tüm yediklerinizi eritecek kadar güçlü bir etkiye sahip. Gökyüzünüzü göremeyeceğiniz kadar sık ağaçlarla kaplı ormana bırakabilirsiniz kendinizi.</p>
<p>Fotoğraf: <a href="http://www.flickr.com/photos/40893191@N04/" target="_blank">Yalçın Özgül</a> (Flickr)</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/01/10/kaplan-dag-restoran-tire/&title=Kaplan Dağ Restoran - Tire&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/01/10/kaplan-dag-restoran-tire/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ustasından boyoz tarifi</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/12/10/ustasindan-boyoz-tarifi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/12/10/ustasindan-boyoz-tarifi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 22:23:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yıldırım Danışman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Danışman]]></category>
		<category><![CDATA[Boyoz]]></category>
		<category><![CDATA[boyoz tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[boyoz yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi böreği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3392</guid>
		<description><![CDATA[

Kavak Yelleri dizisiyle İzmir&#8217;li olmayanların &#8220;ne len bu?&#8221; dedikleri, &#8220;böyöz&#8221;, &#8220;boyöz tarifi&#8221; diye fellik fellik gugılladıkları İspanya kökenli Yahudilerin 1400&#8242;lerde İzmir&#8217;e göçerken yanlarında getirdikleri, gurbetteki İzmir&#8217;linin aklına geldiğinde kanının çekildiği sabah kahvaltımızın yapımını Mardin&#8217;li Mehmet Ali ustadan öğrendim bugün.

20 senelik ustam bu &#8220;Yahudi böreği&#8221;nin hamurunu açarken deliler gibi aradığınız harbi boyoz tarifini lütfettiler. Ve fotoğraflamama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/12/10/ustasindan-boyoz-tarifi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F12%2F10%2Fustasindan-boyoz-tarifi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ustas%C4%B1ndan%20boyoz%20tarifi%22%20%7D);"></div>
<p>Kavak Yelleri dizisiyle İzmir&#8217;li olmayanların &#8220;ne len bu?&#8221; dedikleri, &#8220;böyöz&#8221;, &#8220;boyöz tarifi&#8221; diye fellik fellik gugılladıkları İspanya kökenli Yahudilerin 1400&#8242;lerde İzmir&#8217;e göçerken yanlarında getirdikleri, gurbetteki İzmir&#8217;linin aklına geldiğinde kanının çekildiği sabah kahvaltımızın yapımını Mardin&#8217;li Mehmet Ali ustadan öğrendim bugün.<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3399" title="Boyozcu Ustası" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/boyozcu-ustasi.jpg" alt="Boyozcu Ustası" width="690" height="285" /><br />
20 senelik ustam bu &#8220;Yahudi böreği&#8221;nin hamurunu açarken deliler gibi aradığınız harbi boyoz tarifini lütfettiler. Ve fotoğraflamama müsade ettiler.<br />
<span id="more-3392"></span><br />
Tarifi yazmadan önce bir iki şey var söylemek istediğim. Birincisi evde yapamazsınız! 2 sene kadar uğraşmalıymışsınız. İkincisi, yıllardır &#8220;ığğy çok yağğlığ&#8221; denen boyoz unlu mamuller arasında en yağsız olanmış. Üçüncüsü, boyoz yanına karpuz tavsiye etti ustam, bu yaz denemenizi tavsiye ederim. Kavun, üzüm vs. de denenebilir.</p>
<p><strong>Gelelim bu sır tarife:</strong><br />
- Un (&#8220;En 1. kalite&#8221; der, usta. &#8220;Her un boyozu kaldırmaz!&#8221;)<br />
- Tuz<br />
- Su</p>
<p>Bu kadar :) Ha, ıspanak mıspanak koyarsanız size kalmış. Başka şeyler de koyabilirsiniz. Deneysel takılıyorum dersiniz kimse bişey demez.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3393" title="Boyoz hamuru" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/NET_4797-320x200.JPG" alt="Boyoz hamuru" width="301" height="200" />Bu işin asıl sırrı hamuru açmakta. Yani dizideki gibi evdeki mutfakta yapılacak bişey değil. Kocaman bir tezgaha ihtiyacınız var bi kere. Mermer tabi ki. Hazırladığınız hamuru 250&#8242;şer gram ayırıyorsunuz. Fotoğraftaki gibi açıyorsunuz ve ikisinin arasına <strong>60 gram margarin, </strong>koyuyorsunuz ama pastanecilerin kullandıklarından.</p>
<p>Aşağıdaki görüntüde de göreceğiniz gibi önce biraz oklava ile açıyorsunuz. Sonra hamuru tepenizde bir kaç tur attırarak biraz da mermere şaplatarak açıyorsunuz. İnanılmaz ince oluyor. Bazen yırtılıyor. Mermere yapıştırdıktan sonra kenarlardan iyice geririyorsunuz ki daha da incelsin hamur. Bu arada ayçiçek yağı ile tahin karışımını hamurun arasında çaktırmadan -çok az- sürüyorsunuz. Akabinde ikiye, sonra bi daha ikiye katlayıp rulo yapıyorsunuz. Bu haliyle bir gün dinlendirirseniz daha güzel olurmuş.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="690" height="388" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=8085300&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff0179&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="690" height="388" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=8085300&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff0179&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/12/10/ustasindan-boyoz-tarifi/&title=Ustasından boyoz tarifi&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/12/10/ustasindan-boyoz-tarifi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>19</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel bir sonbahar pazarı için gezi programı</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/11/25/guzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/11/25/guzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 15:21:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kanlıoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burak Kanlıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[Allahdiyen]]></category>
		<category><![CDATA[Bozdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[Kurşunlu Kaplıcaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mermeroluk Ormaniçi Dinlenme Tesisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Meşhur Salihli Odun Köftecisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ödemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Salihli]]></category>
		<category><![CDATA[Sard]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3365</guid>
		<description><![CDATA[

Hemen hemen her Perşembe geceyarısı Gandalf’ın aynalı gözlük takmış versiyonu olan ak sakallı dede rüyalarımda önermelerde bulunmaya başlar: “Bak evladım, mavi hapı seçersen Pazar gününü evde geç saatlere kadar uyuyarak, günün yarısına kadar tembel tembel pijamayla dolanarak, hafta sonu gazeteleri içinde dinlenerek geçirebilirsin. Kırmızı hapı seçersen, senin gibi aklı evvel arkadaşlarınla sabahın köründen gün batana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/11/25/guzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F11%2F25%2Fguzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22G%C3%BCzel%20bir%20sonbahar%20pazar%C4%B1%20i%C3%A7in%20gezi%20program%C4%B1%20%22%20%7D);"></div>
<p>Hemen hemen her Perşembe geceyarısı Gandalf’ın aynalı gözlük takmış versiyonu olan ak sakallı dede rüyalarımda önermelerde bulunmaya başlar: “Bak evladım, mavi hapı seçersen Pazar gününü evde geç saatlere kadar uyuyarak, günün yarısına kadar tembel tembel pijamayla dolanarak, hafta sonu gazeteleri içinde dinlenerek geçirebilirsin. Kırmızı hapı seçersen, senin gibi aklı evvel arkadaşlarınla sabahın köründen gün batana kadar İzmir çevresi kazan siz kepçe gezersiniz, başına neler gelir, karşına kimler çıkar ben karışmam&#8230;” . Ben de bu önermeye “seyahat ya ak sakallı Gandalf” diye atlayıp ertesi sabahın erken saatlerinden itibaren mail ve cep telefonu trafiği ile hafta sonu için ekibi ayaklandırırım.</p>
<p>Bu haftaki planımız bizim beklentilerimizin de üstüne çıkarak Pazar sabahı 9dan akşam 19’a kadar süren yaklaşık 300 kilometrelik bir rota ile sonuçlandı. Yediklerimiz içtiklerimiz de olmak üzere gördüklerimizi, günümüzü sizi sıkmamaya çalışarak kaleme alayım dedim&#8230; malum bu sitenin takipçileri de biraz kurtluca, doğaya, tarihe, yemeğe, fotoğraf çekmeye hayat akarken kenarından tutunup onunla gezmeye meraklı kişiler:<br />
<img src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/gymanium.jpg" alt="Sardes" /><br />
Sabahın dokuzunda toplandığımızda asıl hedefimiz rotayı Salihliye kırıp Sard harabelerinde vakit geçirmek, bol bol fotoğraf çekmek ağzımızı Salihli’nin meşhur odun köftesi ile tadlandırdıktan sonra Kurşunlu Şelalelerine gidip vadi içinde sonbahar yaprakları üzerinde hışırtılı, çıtırtılı bir yürüyüş yapmaktı. Ancak, kader bizim için bambaşka planlar yapmaktaydı&#8230;</p>
<p><span id="more-3365"></span>Sabah 9 dediğimiz halde 15 dakika önceden telefonu kapımın önünden çaldıran arkadaşlarım sayesinde saat tam 9 da Küçük Park Fırınından kahvaltılık almak için sıraya girmiştik. (İzmir-Kemalpaşa-Salihli arasında kahvaltı edecek güzel yer bilmiyoruz, önerilere açığız) Ege Üniversitesi kavşağında sıfırladığım sayaç Sart (Sardes veya Sardeis) Harabelerinin girişinde 75 kilometreyi gösteriyordu. (Giriş 5 ytl, bileti saklıyorsunuz sonra lazım olacak.) Biz öncelikle eskiden Ankara-İzmir asfaltı üzerinde görmeye alıştığımız Gymnasium tarafını geziyoruz. Sart Lidyalara başkentlik yapmış zamanın en büyük ve gelişmiş metropollerinden biri. Oldukça ciddi resterasyon ile ayakta duran Gymnasium’u ve hemen yanından geçen zamanın otabanı, Kral Yolunu yapmaya altın, mücevher ve Sarda ismini veren turuncu kuvars yetmeyince Lidyalılar çareyi para basmakta bulmuşlar ve savurganlıkları ile paranın bulunmasına vesile oldukları için tarihe geçmişler. Adet olduğu üzere onlarca poz fotoğraf aldıktan sonra Metropolün aynı ihtişamdaki Artemis’e adanmış Tapınağı’na yöneldik.</p>
<p>Tapınağın dış kapısında köylü kadınların el emeği göz nuru hazırladığı ürünler ve mevsime göre, baharatlar, kuru veya taze meyvelerin satıldığı (aldığınız bilet burada lazım olacak, müzekart varsa bilet lazım değil) Vahşi doğa, avcılık ve ay tanrıçasına adanmanın bile doğanın yıllar süren tahribatından koruyamadığı tapınak kalıntıları ve devasa boyuttaki sütunlarından etkilenmiş zihnimiz açlıktan guruldamaya başlıyan midemizin etkisi ile düşünemez hale gelince, soluğu ilk bulduğumuz Meşhur Salihli Odun Köftecisinde aldık. (Ekim Kasım ayında yolun her iki tarafı böğürtlenlerle donanıyor, ona göre)</p>
<p>İnşallah bu yazıyı midenizin boş olduğu bir saatte okumuyorsunuzdur !</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3389" title="Salihli Odun Köftesi" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/salihli-odun_koftesi.jpg" alt="salihli-odun_koftesi" width="300" height="235" />Pazar günleri yemek uğrağını 13 den önce yapmakta fayda var, biz oturduktan sonra ortalık birden bire kalabalıklaşmaya başladı, biz çıkarken insanlar akın akın geliyordu. (Keşke harabelere de bu kadar ilgi olsaydı) Adet olduğu üzere masaya Salihlinin güzel dağ suyundan sürahi sürahi geliyor. Arkasından közlenmiş patlıcan, közlenmiş biber ve son olarak da mis kokulu Odun Köftesi geliyor. İsteğe bağlı olarak, kendi yapımları ayran, kese yoğurdu kıvamında yoğurt ve salata alınabiliyor. 3 Yaşındaki kızım bile seve seve yedi köfteleri. Hesap da son derece makul, kişi başı 10-12 liraya tepe tepe doyuyorsunuz.</p>
<p>Tatlı ihtiyacını Kemalpaşa tatlısı ile kapatmaya çalışmaları eksik kalmış. Yöresel bir şeyler düşünseler daha iyi olur.</p>
<p>İnsanın karnı doyunca olmıyacak maceralara dahi balıklama atlıyabiliyormuş, yaşadık gördük. Bozdağ’a bu kadar yaklaşmışken Kurşunlu Kaplıcalarında çok vakit kaybetmeye gönlümüz elvermedi. Ama, günü birlik piknik yerleri, belediye tesisleri, 4 yıldızlı oteli ve doğa harikası vadisi ile Kurşunlu Kaplıcaları’da günün geri kalanı büyük bir keyifle değerlendirebileceğiniz yerlerden biri. Şiddetle tavsiye edilir. (Suda bulunan başlıca mineraller: kalsiyum sülfat, bikarbonat, sülfat ve hidrojen sülfürmüş. Kaplıcaların romatizma, cilt ve kadın hastalıkları, solunum yolu hastalıkları, sinirsel hastalıklar ile ameliyat sonrası eklem ve kireçlenme rahatsızlıklarının tamamlıyıcı tedavisinde olumlu etkileri görülmekteymiş, wikipedia sağolsun oradan öğrendik). Ama bizim aklımız köfteciye gelirken yolda gördüğümüz Bozdağ-Ödemiş tabelasın takılmıştı bir kere. Zirvelerde dolaşmak varken vadide niye vakit kaybedelim diye vurduk kendimizi yokuşa. İsminden de anlaşılacağı gibi yokuştan illallah demiş Egeliler tarafından kurulmuş olan Allahdiyen beldesini geçer geçmez el değmemiş sert yamaçları sonbaharın renklerine boyayan yaprak döken ağaç ormanlarının görsel şöleni başladı. Muhteşem manzaraya kapılıp ilk sert virajdan manzaraya dahil olmamak için dikkatle takip ettiğimiz yol bizi Bozdağ’a ulaştırdı.</p>
<p>Mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıkları sebebi ile hiç kara rastlamadık. Belki kayak tesislerinde bir avuç vardır diye oraya yöneldik. Lakin, il özel idaresi tarafından işletilen tesislerin nizamiyesi ziyaretcilere kapanmış, tesisler kuş uçmaz kervan geçmez bir durumda kar yağmasını bekliyordu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3385" title="Mermeroluk" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/mermeroluk.jpg" alt="Mermeroluk" width="300" height="400" />Kısmet değilmiş diyerek bu sefer de rotayı Mermeroluk Ormaniçi Dinlenme tesislerine kırdık. 5 hektarlık alanda kurulu dev, hatta tabiat anıtı çınar, kestana, karaçam ağaçları ile kaplı. Orman derin bir vadi içinde olduğundan güneşe uzanmak isteyen ağaçlar metreler boyunca uzamış gitmiş. Özellikle çamlar “şapka düşüren” niteliği kazanmış. Yerler kestane ve çınar ağaçlarının yaprakları ile , hava çok yoğun olmamakla beraber kendini hissettiren bir mangal dumanı kokusu ve kışı bu bölgede geçirmeye hazırlanan ötücü kuşların cıvıldamaları ile dolu. Ve resmen çivi gibi, seyahat boyunca dişlerimizin birbirine çarptığı tek yer burasıydı. Hazırlıklı gitmekte fayda var. Kış ve her iki bahar boyunca dağcıların ve doğa sporcularının uğrak yeri olan Mermeroluk Orman içi tesisleri çadır kurmak için de çok müsait. Su ve tuvalet problemi büyük oranda çözülmüş.</p>
<p>Donma eğilimi gösteren el ve ayaklarımızı ısıtmak biraz da turistik alışveriş etmek için Bozdağ’a geri döndük. Birbirine bakan kahvelerde herhangibi birinde dağdan toplanan adaçaylarından içmek ayrı bir keyif. Bozdağ çevresine yaşayanların açtığı tezgahlarda adaçayı, kekik, ıhlamur ve adını öğrenip de unuttuğum bir çok faydalı bitkiyi taze veya kurutulmuş olarak bulmak mümkün. Bunun yanında damarsız Bozdağ kestanesi, nar ekşisi, yörenin leziz siyah üzümlerinden yapılma pekmez, bu üzümlerin kurusu (mevsime göre tazesi), muhtelif çap ve büyüklüklerde iştah kabartan pırıl pırıl zeytinler, altın gibi pırıl pırıl zeytinyağları, Ödemiş’in medar-ı iftarı: Kumpir (patates değil “kumpir” diyeceksiniz), her derde deva şişe şişe kekik suyu bulmak mümkün. Pazarlık konusunda çok töleranslı değiller, ona göre.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3387" title="Gölcük" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/golcuk.jpg" alt="golcuk" width="690" height="422" />Biraz ısınıp alışverişimizi yaptıktan sonra bu sefer akşam güneşinde gölden yansıyan dağ ve orman manzarası çekmek için Gölcük’ün batı kıysına attık kendimiz. Fotoğraf için günün en uygun saatlerini ve ışığını muhteşem manzarayı ve renkleri poz poz makinemizin belleğine aktarmak için değerlendirdik.</p>
<p>Günün son ışıkları sisler altındaki Ödemiş ovasını görsel bir şölene çevirirken, yine bir yerlerden yuvarlanmamaya dikkat ederek, bu sefer Bozdağ’dan inişe geçtik. Ovaya indiğimizde güneş de çoktan ufkun gerisine inmişti, bu yüzden Birgi, Tire ve Ödemiş’i başka bir güzel Ege gününde ziyaret etmek üzere hızla geçtik. (Evde akşam yemeği için ekmek yoksa Ödemiş’in mis kokulu fırınlarından ekmek almadan geçmeyin. Nohut mayası ile yapılan kocaman ekmekler, bir de sıcaksa, katıksız olarak bile eve ulaşmadan yarılanabilir)</p>
<p>Tarih, doğa, güzel lezzetler ve tertemiz hava ile geçirilen koca bir günün ardından çevre yolu çıkışında yaşanan şehir trafiği bile keyfinizi kaçırmaya yetmiyecektir inanın. Ve bu programı yaşayanlar için Pazartesi sendromu bir sonraki haftaya kadar ertelenir, garanti.</p>
<p>Buraya kadar okuyacak sabrınız varsa bir Perşembe gecesi sizin aksakallı dedenizin size iki hapı önermesi yakındır, sağlıcakla kalın&#8230;</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/11/25/guzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi/&title=Güzel bir sonbahar pazarı için gezi programı &srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/11/25/guzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keşkek için uzağa gitmeye ne gerek!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/11/20/karsiyaka-izmir-mezeci-keskek-icin-uzaga-gitmeye-ne-gerek/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/11/20/karsiyaka-izmir-mezeci-keskek-icin-uzaga-gitmeye-ne-gerek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 05:47:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gülgün Karaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gülgün Karaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3346</guid>
		<description><![CDATA[

Efendim, İzmirli, Egeli olanlar keşkeği pek iyi bilirler, bilmeyenler için ufacık bir not: Buğday ve etin iyice pişerek helmelenmesi sonucu tahta tokmakla dövülerek özlerinin birbirlerine karıştırılıp, üzerine de zeytinyağında kızartılmış halis köy domates salçasının dökülerek yendiği görüntüsü pek iç açıcı olmayıp, lezzeti ise asla unutulmayacak bir yemektir.

Bir İzmirli olarak, itiraf ediyorum ki, on yedi yaşıma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/11/20/karsiyaka-izmir-mezeci-keskek-icin-uzaga-gitmeye-ne-gerek/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F11%2F20%2Fkarsiyaka-izmir-mezeci-keskek-icin-uzaga-gitmeye-ne-gerek%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ke%C5%9Fkek%20i%C3%A7in%20uza%C4%9Fa%20gitmeye%20ne%20gerek%21%22%20%7D);"></div>
<p>Efendim, İzmirli, Egeli olanlar keşkeği pek iyi bilirler, bilmeyenler için ufacık bir not: Buğday ve etin iyice pişerek helmelenmesi sonucu tahta tokmakla dövülerek özlerinin birbirlerine karıştırılıp, üzerine de zeytinyağında kızartılmış halis köy domates salçasının dökülerek yendiği görüntüsü pek iç açıcı olmayıp, lezzeti ise asla unutulmayacak bir yemektir.<br />
<img class="size-full wp-image-3360 alignnone" title="Keşkek" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/keskek.jpg" alt="Keşkek" width="690" height="306" /><br />
Bir İzmirli olarak, itiraf ediyorum ki, on yedi yaşıma kadar keşkeği tatmamıştım!</p>
<p>Görüntüsü itmişti hep beni…</p>
<p>Evlerde sıklıkla yapılan bir yemek değildi, düğün derneklerde kazanlarla pişirilirdi, zahmetli ve de masraflı bir yemekti yani…</p>
<p><span id="more-3346"></span>Tire’nin Gökçen köyünde yaşayan babaannemlere gittiğimde düğün sahiplerince gönderilirdi, hiçbir ısrar tatmama sebep olamamıştı da, kala kala üç kaşık kalmış keşkekten tadımlık da olsa getirildiğinde babaanne evine, tadasım gelmişti, niyeyse…</p>
<p>Sonrasında halama yalvarmıştım, n’olur, gidelim bakalım, varsa birkaç kaşık daha isteyelim diye!</p>
<p>Düğün sahipleri pek üzüldü halime, lakin kalmamıştı bir kaşık bile!</p>
<p>……</p>
<p>Ahhh, bileydim, zamanında onca keşkeği yemez miydim!</p>
<p>……</p>
<p>Civar yerleşim birimlerine keşkek yemek için gidenler var, yapıyor bazı lokanta ya da restoranlar, lakin tam da dibimdeymiş köy tadında keşkek, ah nerden bilebilirdim!</p>
<p>Daha önceden de yazmıştım, “ Mezeci  ” adında minik bir dükkan var, tüm mezelerini elleri ile hazırlayan bir de sahibi Nilgün Hanım!</p>
<p>Hani, yaprak ve lahana sarma seviyorsanız, oradan aldıktan sonra, inanın, ne evde yapmaya ne de bir başka yerden almaya kalkışıyorsunuz!</p>
<p>Neyse… Eski deneyimlerimi <a href="http://www.izmirlife.com/2009/10/10/mezeci-izmir-karsiyaka/">yazmıştım zaten</a>, keşkek ile de can evimden vurdu ayrıca beni!</p>
<p>Yeni başlamışlar, tam da gününe rast gelmişim, Allah’ım o ne keşkek tadıdır, buram buram köy kokusu burnumda, düğün dernek neşesi, “Odalarında kuru da meşe yanıyor efem” türküsünü çığırasım, “Cemile’min gezdiği dağlar meşeli” türküsüyle de oynayasım geldi!</p>
<p>……</p>
<p>Midye dolmayı da on sekiz yaşıma kadar yememiştim, öyle sanırım bu işler bende, bir yerim pir yerim!</p>
<p>……</p>
<p>Nilgün Hanım, midye dolmasına ne zaman başlayacaksınız diye sordum, midyeli pilavımdan yediniz mi ki diye sordu, hiç denk gelemedim ki dedim, sipariş olarak yapıyoruz zaten dedi…</p>
<p>……</p>
<p>Hala aklım keşkeğin damağımda bıraktığı tatta kaldı, nasip olur da bir gün midyeli pilav siparişi de veririm, aklıma o da takılı kaldı!</p>
<p>……</p>
<p>Köye, civar beldelere gidemesek de, hani ya vakit yokluğundan, ya da malum para darlığından, bir nebze de olsa o tadı yaşattığınızdan dolayı teşekkür ederim “Mezeci”!</p>
<p>……</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/11/20/karsiyaka-izmir-mezeci-keskek-icin-uzaga-gitmeye-ne-gerek/&title=Keşkek için uzağa gitmeye ne gerek!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/11/20/karsiyaka-izmir-mezeci-keskek-icin-uzaga-gitmeye-ne-gerek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖDEMİŞ AMA DİKKATİNİZİ ÇEKERİM TRENLE</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 21:27:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3338</guid>
		<description><![CDATA[


Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren memleket demirağlarla örülmeye başlanmış, memleketi demir ağlarla örmeyi kendisine bir vazife olarak görmüş vatandaşları kesmemiş bi de soyadlarını da Demirağ olarak almışlar;  amma velâkin ben hâlâ bi trene binip de uzun uzunnn seyahat etmemişim ne büyük ayıp ne büyük ayıp, diyerek yazımızın ilk paragrafına başlarken aynı zamanda tamamlayalım.
İkinci paragrafta Edirne’den [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F11%2F18%2Ftrenle-odemis%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C3%96DEM%C4%B0%C5%9E%20AMA%20D%C4%B0KKAT%C4%B0N%C4%B0Z%C4%B0%20%C3%87EKER%C4%B0M%20TRENLE%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3339" title="Trenle Ödemiş" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/trenle-odemis.jpg" alt="Trenle Ödemiş" width="690" height="248" /><br />
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren memleket demirağlarla örülmeye başlanmış, memleketi demir ağlarla örmeyi kendisine bir vazife olarak görmüş vatandaşları kesmemiş bi de soyadlarını da Demirağ olarak almışlar;  amma velâkin ben hâlâ bi trene binip de uzun uzunnn seyahat etmemişim ne büyük ayıp ne büyük ayıp, diyerek yazımızın ilk paragrafına başlarken aynı zamanda tamamlayalım.</p>
<p>İkinci paragrafta Edirne’den Ardahan’a, Sinop’tan Anamur’a kadar olan tüm vatandaşlara nerdeyse ben –dün- Ödemiş’e gidiyorum, ama trenle, dikkatinizi celb ederim ama TRENLE. Lütfen beni aramayın sormayın, havamı bozmayın bile dedim. Dedim di mi?</p>
<p>Üçüncü paragrafta; Ödemiş’e yemyeşil tarlaları, ulu dağları aştık da geldik. Aman çufçuf turizmde bir güzel oluyormuş ki, acayip bi şekilde sevdik, nerdeyse trenden inmek canımız istemedi. Bundan sonra karar verdik ve Kars’a kadar trenle gezeceğiz, demirağlarımızı kilometre kilometre ölçeceğiz. O derece bi sevmek yani, anlayın işte ne derece olduğunu. Haa ne diyordum Ödemiş’e daha önce de 2 veya 3 yıl önce gelmiştik. O yüzden şehri görmek çok da sürpriz olmadı. Biliyoruz. Meselâ köfteleri pek meşhurdur. Ama Ödemiş’in de ennn meşhur köftecisi neresidir? onu bilmiyorduk. <span id="more-3338"></span> <img class="alignleft size-full wp-image-3340" title="Ödemiş Köfte" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/odemis-kofte-hursit.jpg" alt="Ödemiş Köfte" width="345" height="300" />Sonsuz bilgi kaynağı internetten yardım aldık ve ennn meşhur köftecisinin HURŞİT olduğunu öğrendik. İstasyondan sonra, çarşıdaki bilumum esanafa, kuyumcuya, büfeciye sora sora köfteci Hurşit’in yerini bulduk. Dışarıdan baktığımda asla orayı tercih etmeyceğim bir köfteci olarak duruyor. Amma velâkin kapının önüne gidip de içeri girmek istediğinizde, oturacak bir tek sandalye dahi bulamadığınızda, anlıyorsunuz ki, köfteci Hurşit bu diyarda köfteci aleminin kralı. Biz de kapının önünde diğer bekleyenlerle birlikte bekledik. Kısa sürede hemen sıra geldi. Fakat “benim özel masam olsun, ben başkası ile yemek yiyemem” olayı yok. Her köfte yemek isteyen aynı masada oturuyor, üstelik insan birden dost oluveriyor. “Afiyet olsun, nerden geldiniz, siz?” “bizz taaa oralardan bu köfteyi zıkkımlanmaya geldik, haa hay Allah sizde mi? Üstelik de Tire’den?” “Ama oranın köftesi güzel değil, buranınki bi başka, hem orda –Tire’de az koyuyorlar-“ Arkadaşı “O kadar da kötülemesine yaa memleketimizi” Yüzünün buruşturup, ağzını çarpıtyor, “başlarım memleketine” dercesine. Tamam yaa arkadaşım, anladım seni. Boşver hiç kasma, olduğun gibi görün. Her daim şu sözü hayat felsefesi edinmişizdir. “Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün.”</p>
<p>Kısacası tavadaki balık gibi oynama. Neyse şimdi size bir iyilik yaptım. Gurme olup; bilgi vereceğim.</p>
<p>Ambiyans: ** (Zira tabandan tavana her yanı seramik döşemişler ve bu da bende banyoda köfte pişiriyorlar ve ben de banyoda köfte yiyorum hissiyatı doğurdu. Eski tarihi hali hiç yok, oysa ki tahta tabanlarında yaylanarak yürümeyi, bakır surahilerden buz gibi Bozdağ suları içmeyi, tavanından eski bir avize sallanmasını tercih ederdim, yine de bol yıldız kullandım, tek de olabilirdi.)</p>
<p>İçecekler : Kendi yaptığı ayranı çok güzelmiş fakat saat 15.00 de gittiğimizden ve kendisi de dükkanını 15.30 da kapattığından –prensip gereği- ayran kalmamıştı. Ama çokk güzelmiş.</p>
<p>Lezzet : Neffisss, köfte çok güzel, ekmekler çıtır ve soslu, ızgarada kullandıkları domatesler hormonsuz ve tarla domatesi. Beynelminel yuvarlak İsveç köftesinden sonra, yerel ince uzun Ödemiş köfteleri çok güzeldi.</p>
<p>Fiyat: Çokk ucuz, o kadar ucuz ki rahatlıkla 1.5 ya da 2 porsiyon da yiyebilirsiniz. Ucuz yaa valla çok ucuz, şehirde yediğiniz dandik sandviç parasından daha ucuz.</p>
<p>Dördüncü paragrafta bahsedeceğim yer, meşhur olan yer pazarı. Hayvancılık olduğundan süt ve süt mamülleri de çok var, ve lezzetli. Alınnn diye dikte etmeyeceğim, sadece kibar bi şekilde tavsiye ederim diyebilirim. Meyveleri de meşhur. Biz de şöyle güzel tatlı bi erik alalım dedik, köylü hanımdan. 3 tele verdik, köylü hanım tezgâhta kalan bütün erikleri üzerimize yıkıyordu az daha.<br />
<img class="size-full wp-image-3342 alignnone" title="Ödemiş Pazarı" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/odemis-pazari.jpg" alt="Ödemiş Pazarı" width="690" height="267" /><br />
Bozuğum yok ayaklarına “al da al, al da alll, almazsan küserim ıııı ııı lütfen lütfeynn  all” “Alcaz da, omuz yerlerde sürünüyor, kim taşıcak bunu, maazallah 10 tele verseydik küfeyle tezgâhı yüklenmemiz icap edecekti.” Koca bamyalar, dana gibi çarli biberler, sünmüş semizotlarını İzmir’e getircektik. Tüü dakka bi gol bir, pazarın deli satıcısına denk gelmişiz.</p>
<p>Beşinci paragraf, hayret nasıl da geçiyor zaman ve paragraflar. Anlat anlat bitmiyor Ödemiş’i. Ödemiş’in başka nesi meşhurdur. Dokuması. Pazaryerindeki parkın içinde şahane dokumalar, yastık kılıfları, çarşaflar, iğne oyaları falan bi yığın şey satıyorlar. Üstelik de çok ucuz fiyata. Sonra, kırk yıllık sandıklardan çıkma antika gelinlikler, gelin mendilleri, krepler, değişik örtüler, çok güzel dokumalar var. Meraklıysanız, lütfen başka yerde aramayın. Üstelik de çok kaliteli.</p>
<p>Altıncı paragraf –ki bu paragrafı isterseniz es geçin, okumayın.  Buranın bi de ennn neyi meşhur derseniz; kedi kadar büyüklüğünde faresi derim. Geçen defada sokakta dolaşırken görmüştüm, yine parkta vardı. Bunu detaylı anlatmıcam, kibar bi blogger olarak, kısaca yazıyorum. Görürseniz şaşırmayın, diye yazıyorum. Sonra “vay Nilüfer ballandıra ballandıra yazdıydı da bize oraya gidin görün, dediydi de” diye kafamın etini yemeyin, diye yazıyorum.</p>
<p>Yedinci paragraf; daa meşhur bi şeyleri var mı demeyin, var: Kar helvası, -ki ben karadutlu tercih ettim. Bozdağ’daki kuyularda saklanan karlarla yapılıyor. Seyyarda satılıyor. Taburelere oturup kaşıklayarak şurup gibi içiyorsunuz. Fakat ben iöyle minik minik içemedim. Bardağın kenarından bi yol bulup içtim. Tadı mı? Neffiss. Yıldız mı? ***** Sayısı mı? 5.</p>
<p>Sekizinci paragraf: Kar helvasının satıcıyla yaptığım sohbet sonrasında parkın ortasındaki yuvarlak şahane yapının Türk hava Kurumu’na ait olduğunu öğrendim. Oraya herkesin girip giremediğini sorduğumda, herkesin elini kolunu sallayarak girebildiğini öğrendim. “Eeee ne var, orada” diye sordum. Çok meşhur Halep pastanesi varmış. “Nesi meşhur” diye sordum, “her şeyi meşhur” dedi. Ödemiş’in meşhur neyi var nesi yoksa çılgınca bir tüketme azminde olan ben ve ablam, kar helvasını içtikten sonra Halep patanesine gittik.</p>
<p>Halep patanesi, çok güzeldi.</p>
<p>Ambiyans: *****</p>
<p>İçecekler: ***** Ben çay içtim ama çok güzeldi, bir de yanında Bozdağ dağlarından gelen nefis doğal kaynak suyu getiriyorlar buz gibi. 10 bardak içtim. Daha içmek istiyorum ama yeter bu kadar dedim. Çok tok gözlüyümdür, suya karşı.</p>
<p>Lezzet: *****</p>
<p>Fiyat :*****</p>
<p>Aaa her şey çok güzeldi. Pek sevdik Ödemiş’i.</p>
<p>Dokuzuncu paragraf, offf daa mı var demeyin, kızdırmayın kafamı, var, ben ne yapayım, ben yazıcıyım, yazıyorum ne gördümse. Burada düğün dernek işleri çok. Her yerde manifatura –kumaş satan esnaf- saraffiye – kuyumcu- var. Kuyumcularda da antika yüzükler, küpeler, gerçekten çok güzel takılar var. Özellikle inci dizili bilezikler, künte künte inci gerdanlıklar, sapsarı bilezikler var. Hatta bu vitrinlere bakınca bana kız analarının seslerini bi yandan inceltirken bi yandan da gerdanlarını ötmeye hazırlanan horozlar gibi şişirip, “bizim kızzaa yiiirrmidörrytt ayarından  14 biğlenzik, 1 künte gerdanlıykkk, 2 kooğluuna sağlı sollu incili biğlenzik takıldı” geğllennn bohçaları da getir gığzım da görsünler” dediğini duyar gibi oldum.</p>
<p>Onuncu paragraf: Sinema salonunun olduğu yer çok güzeldi. Yemyeşil bi bahçe içinde 2 katlı mimari yapısı çok güzel bir binaydı. Ben ataları Orta Asya steplerinden gelen göçebe büyükbüyükdedelerimin bana genetik olarak miras bıraktıkları göçebe ruhlarından dolayı buraya yerleşmeye karar verdim.</p>
<p>Önümüzdeki günlerde Ege Bölgesi’nde olup da görmediğim şehirlerimize gitmeye karar verdik. Oralara da yerleşebilirim. İnsanları güzel, yaşam güzel, yeşillik. EEE bundan iyisi ne? Şam’da kayısı.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/&title=ÖDEMİŞ AMA DİKKATİNİZİ ÇEKERİM TRENLE&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pepe Rosso Yeni Yerinde!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/27/izmirde-yeni-acilan-pepe-rosso/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/27/izmirde-yeni-acilan-pepe-rosso/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 09:50:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>burakdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burak Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir'de]]></category>
		<category><![CDATA[Pepe Rosso]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3271</guid>
		<description><![CDATA[

Zamanında bir yazı yazmıştım Pepe Rosso hakkında.. Fiyatlarının gereğinden fazla yüksek, yemeklerinin ise çok iyi olmadığı hakkında.. Tam 2 sene sonra, o yazıma bir yorum geldi.. 19 Eylül 2007&#8242;de yazmışım, 28 Eylül 2009&#8242;da gelmiş yorum.. Pepe Rosso&#8217;nun yeni yerini açtığı birde orayı denemem gerektiği düşüncesini söylemiş &#8220;adsız&#8221;..
Bu aralar da oraya baya işim düşüyordu, yeni yerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/27/izmirde-yeni-acilan-pepe-rosso/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F27%2Fizmirde-yeni-acilan-pepe-rosso%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Pepe%20Rosso%20Yeni%20Yerinde%21%22%20%7D);"></div>
<p><a href="http://www.gunlerdenbugun.com/2007/09/pepe-rosso-kordon-izmir.html">Zamanında bir yazı yazmıştım Pepe Rosso hakkında..</a> Fiyatlarının gereğinden fazla yüksek, yemeklerinin ise çok iyi olmadığı hakkında.. Tam 2 sene sonra, o yazıma bir yorum geldi.. 19 Eylül 2007&#8242;de yazmışım, 28 Eylül 2009&#8242;da gelmiş yorum.. Pepe Rosso&#8217;nun yeni yerini açtığı birde orayı denemem gerektiği düşüncesini söylemiş &#8220;adsız&#8221;..</p>
<p>Bu aralar da oraya baya işim düşüyordu, yeni yerini sordum, Gül Sokak&#8217;ın Kordon&#8217;a bakan köşesinde olduğunu duydum.. Hemen meşhur Kardeşler Büfe&#8217;den Kordon&#8217;a çıkınca.. Oturduk, ilk açılan Pepe Rosso ile karşılaştırınca yer bulma gibi bir sorununuz hiç yok.. Hem yeni açılmış olması dolayısıyla insanların bilmemesi, hem de yeni mekanın eskisinin ortalama 3 katı büyüklüünde olması yer için muazzam bir alan kazandırmış.. Gittik güzelce oturduk yerimize..<br />
<span><span id="more-3271"></span><br />
Haliyle yeni personel, yeni bir nokta.. Ama aynı menü, aynı fiyatlar, aynı yemekler.. Bu sefer farklı bir şeyler denemek istedim. ( Tavuk Fajita 14 TL, Et Fajita 22 TL, Sarımsaklı Ekmek ve İtalyan Usulü Sarımsaklı Ekmek fiyatları sırasıyla 5,5 TL &#8211; 6,5 TL &#8211; 9 TL diye hatırlıyorum. )</span></p>
<p>Gördüğünüz üzere &#8220;İtalyan Usülü Sarımsaklı Ekmek&#8221; (parmesan ve fesleğen ile), &#8220;Tavuk Fajitas&#8221; sipariş ettim ve Sprite istedim yanına da. Misafirim de sadece çorba içmek istediğini söyledi.</p>
<p>Çorba ve sarımsaklı ekmeğin gelmesi kısa sürede olduysa da, Tavuk Fajita&#8217;nın gelmesi neredeyse 45 dakikayı buldu. Ancak yemekten sonra bende duramadım, neden bu kadar geç geldiğini sordum. Nedenleri bir nebze mantıklıydı. Yeni açılan bir mekan olduğu için, mümkün olduğu kadar yemekleri bekletip, yeni mekanlarında güzel zaman geçirmemizi istediklerini, şayet daha erken isteseydim daha erken getirebileceklerini ilettiler. Benim seçeneğim ise, baştan bana gelip yemeği bekletip bekletmemelerini sormaları olurdu. Zaman hakkında bir sorunum yoktu, memnuniyetle bekledim. Ama dediğim gibi önceden sormaları daha iyi bir seçenek olabilirdi..</p>
<p>Yemeklere gelince.. Sarımsaklı ekmek (aslında daha çok ince ufak bir italyan pidesi) güzeldi ancak fiyatını düşününce çok da mantıklı gelmiyor. Tavuk Fajitas, çok güzel değildi ancak kötü de demek yanlış olur. Benim normlarıma göre 7/10 gibi. Tavuklar daha ufak kesilebilir, yeme zorluğu minimuma indirilebilirdi bir de.. Fajitas&#8217;ın en güzel yanı soslarıydı. Hem benim kese yoğurdu diye direttiğim, mekanın ise kendi özel ekşi yoğurdumuz dediği yoğurt, hem guacamelo sos hem de acı sos gayet güzeldi..</p>
<p>Sonuç olarak, evet geçen sefer gittiğimden daha güzel, daha ucuz ( 2 senedir fiyatlar aynı diye düşündüğümden bu da.. En azından zam gelmemiş.. Yoksa hala gayet yüksek..) ve en güzeli sıra beklemeden yenmiş bir yemek. Çorba + Sarımsaklı Ekmek + 1 içecek + Tavuk Fajitas + 2 Çay = 35,5 TL hesap..</p>
<p>Benim için yeni bir seçenek oluşmuş gibi.. Bir kaç sefer daha gittikten sonra fikrimi sabitlerim diye düşünüyorum.. En azından o önyargımı kırdım ve gidilebileceğini gördüm.. En nihayetinde şimdilik herşey dahil bir 6/10..</p>
<p>Menü ve diğer ayrıntılar için www.peperosso.com.tr</p>
<p><span>Bu yazı, eş zamanlı olarak www.gunlerdenbugun.com sitesinde de yayınlamıştır.<br />
</span></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/27/izmirde-yeni-acilan-pepe-rosso/&title=Pepe Rosso Yeni Yerinde!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/27/izmirde-yeni-acilan-pepe-rosso/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçükpark&#8217;ta yeni bir mekan: OhannesBurger</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/27/ohannesburger-izmir-bornova-kucukparkta-hamburger/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/27/ohannesburger-izmir-bornova-kucukparkta-hamburger/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 23:07:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yıldırım Danışman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Danışman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3261</guid>
		<description><![CDATA[

Bornova’da Küçükpark’taki Şok’un bitişiğinde. Askeriyenin olduğu sokakta. Bir aylık, tazecik bir mekan. İsim süper. Logosu şaşı bir inek! Fiyatlar sunduğu lezzetin yanında inanılmaz makul. Ekmeği harbi ekmek. Katkı falan yok. Günlük, daha doğrusu 2 günlük üretiliyormuş. Şekli çok hoşuma gitti. Gevrekçilerde gördüğünüz tahinli çörek var ya onun gibi. Tatlı değil tabiî ki. Şekil itibariyle Kanada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/27/ohannesburger-izmir-bornova-kucukparkta-hamburger/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F27%2Fohannesburger-izmir-bornova-kucukparkta-hamburger%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22K%C3%BC%C3%A7%C3%BCkpark%27ta%20yeni%20bir%20mekan%3A%20OhannesBurger%22%20%7D);"></div>
<p>Bornova’da Küçükpark’taki Şok’un bitişiğinde. Askeriyenin olduğu sokakta. Bir aylık, tazecik bir mekan. İsim süper. Logosu şaşı bir inek! Fiyatlar sunduğu lezzetin yanında inanılmaz makul. Ekmeği harbi ekmek. Katkı falan yok. Günlük, daha doğrusu 2 günlük üretiliyormuş. Şekli çok hoşuma gitti. Gevrekçilerde gördüğünüz tahinli çörek var ya onun gibi. Tatlı değil tabiî ki. Şekil itibariyle Kanada menşeli bir ekmek.<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3262" title="OhannesBurger" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/ohannesBurger-kucukpark.jpg" alt="OhannesBurger" width="670" height="383" /><br />
Mekânın adı Fatih Solmaz’ın Penguen’deki köşesinden geliyor. Hamburger eti yüzde yüz dana ki bunu test ettirmek için fotoğraftaki güzel hanımı yanımda götürdüm. Tat/koku duyusu inanılmaz gelişmiştir kendisinin. “Daha önce bu çatalla koyun eti yenmiş” diyebilir kendisi. O derece…</p>
<p>İtiraf ediyorum, ilk önce menüyü anlamadım. Sevgili garsonumuz Can sabırla, güzel güzel anlattı. Hemen üste çıktım “menü tasarımından dolayı anlaşılmıyo” diye. “Haklısın abi” dedi. O an anladım sanırım ben buranın müdavimi olucam :)</p>
<p>Güzel bir menüsü var. 5 çeşit hamburgerden (Cheese, Duble, Indie, Mexi, Swiss) birini seçiyorsunuz. Yanına 2,25 lira daha ödeyerek soğan halkası (hazır ama tadı ve kokusu güzel), patates kızartması, salsa sos (acısı damak tadıma cuk oturuyo ve kendi imalatları), coleslaw (bunu da kendileri yapıyor ve hoş bir tadı var) ve salatalık turşusu. Mexi ve indie denedik. Indie’nin körisi bana biraz hafif geldi. Mexi’nin acısı da tam yerindeymiş. Kokuları süper, tadına denilecek laf yok. Şahsen artık börgırdan falan yememe kararı almış biri olarak kıyaslamıyorum bile! Köfteler gerçekten leziz, bu lezzet baharat ve soslarla en üst seviyeye çıkartılmış. Gizli bir formül var mı diye soruyorum hemen :)</p>
<p><span id="more-3261"></span>Can tepsileri getirir getirmez saldırıyoruz. Arada da soruyorum. Bu coleslaw’ın içinde ne var diye? Pat pat hemen sayıyor. Dereotu, lahana, havuç, baharatlar ve mayonez. Bu arada patron geliyor. Ben niyeyse mekanın aşçısı zannediyorum :) Mehmet Ali Yazıcıoğlu. Genç bir endüstri mühendisi ve taze bir girişimci. Biraz sohbet etme imkânımız oluyor. İlk sorduğum şey tabi ki fiyatlar… “Çok uçuk zam olmazsa ete, 2 sene kadar bu fiyatlarla devam etmeyi” düşünüyorlar.</p>
<p>Bu arada fırençayzink düşünülüyor. Mekanın üretim hanesi Üçyol’da, Bahçelievler’de, Eşrefpaşa Lisesi’nin orda. Sadece üretim değil ama Bornova’ya gelmeye üşenirseniz orada da deneyebilirsiniz bu güzel hamburgerleri.</p>
<p>Velhasıl, mekan güzel, ortam sıcak. Civardaki bir kısım kafelerin aksine müşteriye adisyon gözüyle bakmıyorlar. Öğrenci tayfasının pek hoşuna gideceğini düşündüğüm güzel bir uygulamaları var. Umarım sürekliliğini korurlar. Menü alırsanız çaya, kahveye bişey almıyorlar ;)</p>
<p><strong>EK: Bu yazının altına yorum yapanlardan iki kişiye OhannesBurger&#8217;de hamburger ısmarlıyorum!</strong> </p>
<p><strong>Tam olarak burada</strong><br />
<iframe width="670" height="350" frameborder="0" scrolling="no" marginheight="0" marginwidth="0" src="http://maps.google.com/maps/ms?ie=UTF8&amp;hl=tr&amp;msa=0&amp;ll=38.460222,27.215179&amp;spn=0.003142,0.006968&amp;t=h&amp;msid=113226056359497126006.000476dee5dc8a192c9b6&amp;output=embed"></iframe></p>
<p><strong><a href="http://twitter.com/Ohannes_Burger" target="_blank">twitter.com/Ohannes_Burger</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/27/ohannesburger-izmir-bornova-kucukparkta-hamburger/&title=Küçükpark'ta yeni bir mekan: OhannesBurger&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/27/ohannesburger-izmir-bornova-kucukparkta-hamburger/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>32</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;deki 25 Yıllık Lezzet Markası: Kokoreççi Baki Usta</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/14/izmirdeki-25-yillik-lezzet-markasi-kokorecci-baki-usta/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/14/izmirdeki-25-yillik-lezzet-markasi-kokorecci-baki-usta/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 22:48:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Sevinç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aydın Sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[Baki Usta]]></category>
		<category><![CDATA[Kokoreç]]></category>
		<category><![CDATA[Şemikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3035</guid>
		<description><![CDATA[

Uzun zamandır niyet ediyordum ama kısmet bu akşamaymış. Karşıyaka-Şemikler’in, o daracık ve hareketli sokaklarında, aracımı park edebilecek bir köşecik yer buldum ve doğruca soluğu, meşhur kokoreççi Baki Usta’nın yanında aldım.
Baki Usta’nın küçük ama sevimli mekanı, Anadolu Caddesi’nden Şemikler’e girer girmez, hemen elli metre içeride, sağ kolun üzerinde kalıyor. Gerçi O, “dükkanın önüne de park edebilirdiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/14/izmirdeki-25-yillik-lezzet-markasi-kokorecci-baki-usta/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F14%2Fizmirdeki-25-yillik-lezzet-markasi-kokorecci-baki-usta%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0zmir%27deki%2025%20Y%C4%B1ll%C4%B1k%20Lezzet%20Markas%C4%B1%3A%20Kokore%C3%A7%C3%A7i%20Baki%20Usta%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3036" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="İzmir'deki 25 Yıllık Lezzet Markası: Kokoreççi Baki Usta" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/03/kokorec-baki-usta-karsiyaka-izmir.jpg" alt="" width="288" height="216" />Uzun zamandır niyet ediyordum ama kısmet bu akşamaymış. Karşıyaka-Şemikler’in, o daracık ve hareketli sokaklarında, aracımı park edebilecek bir köşecik yer buldum ve doğruca soluğu, meşhur kokoreççi Baki Usta’nın yanında aldım.</p>
<p>Baki Usta’nın küçük ama sevimli mekanı, Anadolu Caddesi’nden Şemikler’e girer girmez, hemen elli metre içeride, sağ kolun üzerinde kalıyor. Gerçi O, “<em>dükkanın önüne de park edebilirdiniz aracı”</em> dedi ama akşamın o hareketli vaktinde arabamı, işaret ettiği yere park etsem, en hafifinden benim ve yakınlarımın bayağı bir hatırı sorulurdu, kızgın sürücüler tarafından.</p>
<p>Açık söyleyeyim, Baki Usta’nın kokoreci, İzmir’de ve Türkiye genelinde yediğim en iyi kokoreç. Bugüne kadar, özellikle İstanbul ve Bursa olmak üzere pek çok farklı kentte ve pek çok farklı ve ünü ülke çapına yayılmış mekanda kokoreç yeme imkanım oldu. Çok lezzetli olanlarını da tattım. Lakin, Baki Usta’nınki bir başka. Cidden öyle.</p>
<p><span id="more-3035"></span>Kömürün üzerinde, misler gibi kokan kokoreç pişmeye, yarım ekmek arası nar gibi kızarmaya devam ederken; ayaküstü ocakbaşı sohbetine başladık Baki Bey ile. İşin sırrını ve mekanın tarihini sordum özellikle kendisine.</p>
<p>Karşıyaka-Şemikler’li meşhur kokoreççi Baki Usta, aslen Çanakkale’li imiş. Ve yıllar önce İzmir’e gelip yerleşmiş. Tam 25 sene önce de “<em>Kokoreççi Baki Usta</em>” adı altında Şemikler’deki mekanını açmış. İlk dükkan, yine aynı yol üzerinde ama biraz daha içeride, Şemikler merkez meydana doğru imiş.</p>
<p>İlk yerinde, kısa sürede sadık ve devamlı müşteri sayısını artıran Baki Bey’e, kiracısı olduğu dükkanın mülk sahibi, bir hafta içerisinde dükkanını boşaltmasını söylemiş. O da bu zamansız gelişme neticesinde apar topar şimdiki yerine geçmiş. Eski yerinde ise yeni bir kokoreççi açılmış. Merak ettim oraya da gidip baktım. Devren satılık ya da kiralık yazıyordu.</p>
<p>Bu müthiş Baki Usta kokorecinin, yıllar yılı değişmeyen lezzetinin üç temel sırrından bahsetti Baki Bey: Temizlik, tazelik ve koyun bağırsağı.</p>
<p>Her sabah, erken saatlerde Turgutlu’ya gidiyor ve malzemesini oradan alıyormuş. Yine “<em>Kasaba</em>”da güzelce temizliğini yapıyor ve günlük-taze malzeme ile müşterilerine, yıllardır değişmeyen “<em>Baki Usta Kokoreci</em>”ni sunmaya hazırlanıyormuş.</p>
<p>İlla ki koyun olacak diyor başka bir şey demiyor Baki Usta. Danadan yapılan kokoreç, damağa yapışır, lezzetsiz ve ağır olur; oysa ki koyun ya da kuzu kokoreci, ağızda dağılır gider diyerek savını güçlendiriyor.<br />
İşin maliyetinden dolayı piyasada genelde danadan kokoreç yapılıyor diyorum, kafa sallıyor. Bir danadan iki sıra kokoreç çıkarken; beş koyundan bir sıra kokoreç çıkıyormuş. Öyle dana gibi kocaman kokoreçler görürseniz iyi düşünün derim size.</p>
<p>Ya baharatlar diyorum. Benim kısa süre önce yazdığım “<em>İzmirli Kokorece Kimyonla Atar İmzasını</em>” başlıklı yazımı sanki okmuş gibi kimyonu besmele ediyor sözüne. Kırmızı toz biber ve tuz diyor arkasından. Yan tarafta duran kekiği ve naneyi gösteriyor. Ancak özellikle isteyen müşteri olursa kullanıyormuş. Baharat illa ki taze çekilmiş olacak diyor.</p>
<p>Bir taraftan da kömür ateşinde dönen kokoreci kontrol ediyor. Bazı büyük ve meşhur kokoreççiler böyle kömür ateşinde değil de büyük tandırlarda pişirip, ancak göstermelik olarak müşterinin önünde, kömür ateşi üzerinde pişmiş görüntüsü vererek şişe takıp satabiliyorlarmış.</p>
<p>Yine ateşin üzerinde nar gibi kızarttığı ekmek arasının içine kokoreci koyup, ekmekle birlikte küçük küçük kesmeye başlıyor. Ekmek içine, kokorecin iyice nüfuz etmesine çalışıyor. Baharatını ekiyor ve lütfen soğutmadan, sıcağı sıcağına yiyin diyerek paketi veriyor.</p>
<p>Çanakkale’li Baki Usta’nın, Kasaba’nın koyunundan-kuzusundan hazırladığı kokoreci, tam çeyrek asırdır; İzmir’de, Karşıyaka-Şemikler’de, müdavimlerinin damaklarını şenlendirmeye devam ediyor.</p>
<p>Bir gün yolunuz Karşıyaka Anadolu Caddesi’nden geçerse, Şemikler ışıklardan girip Baki Usta’nın müthiş lezzetini tatmanızı ısrarla önereceğim. Çünkü pişman olmayacağınıza eminim. Hatta bana teşekkür yorum-mesajları dahi atabilirsiniz. Yok zaten oralarda yaşıyor da hala bu tadı damaklarınızdan mahrum etmişseniz; eh, ne diyeyim ben size?</p>
<p>Kokoreci yasaklatmaya çalışan AB yetkililerini, buradan, bu sayfalardan; Kokoreççi Baki Usta’nın mütevazı mekanında kokoreç yemeye davet ediyorum. Hesaplar benden, Sayın Genişlemeden Sorumlu AB Yüksek Komiseri. Yanında, Tarsus’tan gelme acılı şalgam suyu da cabası.</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/aydin-sevinc/"><strong>Aydın Sevinç</strong></a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/14/izmirdeki-25-yillik-lezzet-markasi-kokorecci-baki-usta/&title=İzmir'deki 25 Yıllık Lezzet Markası: Kokoreççi Baki Usta&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/14/izmirdeki-25-yillik-lezzet-markasi-kokorecci-baki-usta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mezeci</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/10/mezeci-izmir-karsiyaka/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/10/mezeci-izmir-karsiyaka/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 05:36:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gülgün Karaoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gülgün Karaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3350</guid>
		<description><![CDATA[

Boylu poslu hoş bir hanımdır Nilgün Hanım…
Bostanlı camisinin hemen arkasındaki cadde üzerinde, Bostanlı Unlu Mamüller “Gourmet” in karşısındadır yeri, adı MEZECİ…
Butik tarzında işletir dükkanını…
Bütün mezelerini kendisi hazırlar…
Butik tarzı dediğim de budur, yardımcısı vardır ama, mezeler ille de onun elinden çıkmalıdır, bu nedenledir ki zaman zaman gecikmiş bir müşteri, sipariş vermemişse eğer, şansına, eli boş da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/10/mezeci-izmir-karsiyaka/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F10%2Fmezeci-izmir-karsiyaka%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Mezeci%22%20%7D);"></div>
<p>Boylu poslu hoş bir hanımdır Nilgün Hanım…</p>
<p>Bostanlı camisinin hemen arkasındaki cadde üzerinde, Bostanlı Unlu Mamüller “Gourmet” in karşısındadır yeri, adı MEZECİ…</p>
<p>Butik tarzında işletir dükkanını…</p>
<p>Bütün mezelerini kendisi hazırlar…</p>
<p>Butik tarzı dediğim de budur, yardımcısı vardır ama, mezeler ille de onun elinden çıkmalıdır, bu nedenledir ki zaman zaman gecikmiş bir müşteri, sipariş vermemişse eğer, şansına, eli boş da dönebilir…</p>
<p>Gecesi, gündüzü siparişleri, mezeleri ve ailesidir…</p>
<p>Bu nedenledir sanırım, sarmalarına alışan başka bir yerden alamaz, oradan eli boş dönse de…</p>
<p>Dünyanın bir çok yerine gönderilir, sarmalar, kadınbudu köfteler, bilmem kaç çeşit mezeler, çoğu müşterisinin Türkiye’ye gelip de, annesinin evinde Mezeci’nin mezelerini tattıktan sonra, canları çeker oralarda…</p>
<p>Ya da anneler, çocukları akıllarına düştüğünde, en sevdiği şeyleri göndermek isterler ya, hemen bir sipariş, Nilgün Hanım, kızıma sarma göndereceğim…</p>
<p>Hepi topu bir insan, nasıl altından kalkar, bilemiyorum, Allah sağlık ve kolaylık versin, yüzünden gülümsemesi eksik değildir hiç, yüzü yorgunluktan sapsarı kesilse de, o güzelim mavi,yeşil gözlerinde hep bir ışık vardır…</p>
<p>Her bir müşterisi de neredeyse arkadaşıdır…</p>
<p>Paşa meze, en çok aranan mezelerdendir, yaprak ve lahana sarma… Bir de patatesli meze…</p>
<p>Ahh… Yedikçe yiyesi geliyor insanın… Yedikçe ferahlıyor, ferahladıkça yiyor…</p>
<p>Cevizli kabak, paçanga böreği…</p>
<p>Şakşuka!&#8230; Bildiğimiz şakşuka… Ne yapar, nasıl yapar bilinmez, onlarca kez denedim, benzetemedim…</p>
<p>Yoğurtlu ıspanak, fava… Çerkez tavuğu…</p>
<p>Bir de Çin böreği…</p>
<p>Ayy… Sayamayacağım daha fazla…</p>
<p>Damak tadınız özel ise ve de yolunuz düşerse, Mezeci’ye bir uğrayın derim…</p>
<p>En azından ayakları üzerinde dimdik duran, dimdik dururken de her ne pahasına olursa olsun, kalitesini bozmayan bir kadın ile selamlaşın…</p>
<p>Tel: 0 232 362 12 66</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/10/mezeci-izmir-karsiyaka/&title=Mezeci&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/10/mezeci-izmir-karsiyaka/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domatesimi istiyorum</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/domatesimi-istiyorum/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/domatesimi-istiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 23:06:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[Domates]]></category>
		<category><![CDATA[hormonsuz domates]]></category>
		<category><![CDATA[kısır tohum]]></category>
		<category><![CDATA[mustafamumcu]]></category>
		<category><![CDATA[organik ürün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2864</guid>
		<description><![CDATA[

 
Sevgili Mine Münire Ertürk Hanım, Almanya&#8217;dan bir ileti göndermiş dün.
Merhaba Mustafa Bey, domatesin çok yararlı bir sebze olduğunu biliyordum ama, kalbe bu denli yararlı olduğunu bilmiyordum. Okurken aklıma Siz geldiniz. Bol domatesli :) sağlıklı günler diliyorum. Sevgiler, selamlar

Milliyet Gazetesi&#8217;nden bir habere yönlendiriyor ileti. 11. Kasım 2008&#8242;de Prof Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu yazmış.
Profesörümüzün yazısından parçalar alarak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/02/23/domatesimi-istiyorum/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F02%2F23%2Fdomatesimi-istiyorum%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Domatesimi%20istiyorum%22%20%7D);"></div>
<p> <img class="aligncenter size-full wp-image-2865" title="domatesimiistiyorum" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/domatesimiistiyorum.jpg" alt="" width="500" height="315" /></p>
<p>Sevgili <strong>Mine Münire Ertürk</strong> Hanım, Almanya&#8217;dan bir ileti göndermiş dün.</p>
<p><strong><em>Merhaba Mustafa Bey, domatesin çok yararlı bir sebze olduğunu biliyordum ama, kalbe bu denli yararlı olduğunu bilmiyordum. Okurken aklıma Siz geldiniz. Bol domatesli :) sağlıklı günler diliyorum. Sevgiler, selamlar<br />
</em></strong><br />
<strong>Milliyet Gazetesi&#8217;nden</strong> bir habere yönlendiriyor ileti. 11. Kasım 2008&#8242;de <strong>Prof Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu</strong> yazmış.</p>
<p>Profesörümüzün yazısından parçalar alarak, domatesin ne kadar faydalı bir sebze olduğunu sizlerle paylaşmak istedim.</p>
<p><em><br />
********</em>Değerli arkadaşlar, köylerde yetişen, tarlada ekin ekip biçen insanlar kısır tohumu filan tanır da, bu ortamlarda yetişmeyenler bilmeyebilir. Bizler nasıl anlayacağız bunu? Devletin görevi değil midir bunları kontrol etmek.</p>
<p>* Değerli okuyucu, toplumda yerleşmiş olan yanlış bilgiyi düzeltmek oldukça zordur. Kime sorsanız, <strong>“gözlere hangi sebze iyi gelir”</strong> diye, alacağınız cevap havuçtur. Halbuki bu yanlıştır. Domatesin gözlerimiz üzerindeki olumlu etkileri havuçtan çok daha güçlüdür. Domates bir yaz sebzesi olup, yaz mevsiminde tüketilmelidir. Genel bir kural olmamakla beraber her sebze ve meyve mevsiminde tüketilmelidir. İnsan vücudu (metabolizması) mevsimlere bağlı olarak farklı çalışır. Kaldı ki, tüm canlıların metabolizmaları gece ve gündüze bağlı olarak dahi farklı çalışır.</p>
<p><strong>Domatesin en güçlü olduğu özellikleri,</strong></p>
<p>* Antioksidan</p>
<p>* Kalp büyümesine karşı önleyici</p>
<p>* Kalbin dıştan yağlanmasına karşı hem koruyucu hem de yok edici</p>
<p>* Makula dejenerasyonuna karşı önleyici ve koruyucu olması</p>
<p>* Makula dejenerasyonu başlangıç aşamasında ise, tedavi edici</p>
<p>* İyi huylu prostat büyümesine bağlı idrar yapma zorluğuna karşı</p>
<p>* Yüksek göz tansiyonun düşürülmesinde olumlu etkisi vardır</p>
<p>* Kolestrolün düşürülmesinde ve dengelenmesinde yardımcı</p>
<p><strong>Domatesin bu saydığım özelliklerinden istifade edebilmek için, doğal tohumundan yetiştirilmiş olma şartı vardır.<br />
</strong><br />
Eğer satın aldığınız domates <strong>ebter (kısır)</strong> tohumdan elde edilmiş ise, yukarıda belirtmiş olduğum özelliklerinden istifade edemiyorsunuz demektir. Bazen size sunulan domatesin <strong>“arılı domates”</strong> olduğunu da söyleyebilirler. Ve hatta organik domates diye de savunabilirler. Adı ister<strong> “arılı”</strong> isterse de <strong>“organik”</strong> olsun; Tohumu ebter (kısır) tohum ise değişen bir şey olmayacaktır.</p>
<p>Yukarıda belirtmiş olduğum özelliklerinden faydalanamıyorsunuz demektir. Hangi sebze veya tahıl olursa olsun, tohumu ebter (kısır) ise, onun hastalıklara karşı önleyici ve koruyucu gücünden yeterli düzeyde istifade edemeyeceksiniz demektir.</p>
<p>Tüketeceğiniz sebze ve tahılın veya da bakliyatın ebter tohumlu olmaması gerekir.</p>
<p>Tıpta, henüz kalp büyümesine karşı etkili bir ilaç tedavisi geliştirilememiştir. Özellikle, ağır yük taşıma işinde çalışanların veya ağır spor yapanların (örneğin, halter kaldırma gibi) veya da yüksek tansiyon hastalarının, haftada iki-üç defa, yemeklerden yarım saat önce, bir çay bardağı taze sıkılmış domates suyu içmeleri, onları kalp büyümesine karşı dirençli kılacaktır. Kullanılacak domatesin mutlaka hormonsuz ve doğal tohumdan üretilmiş olması şartı vardır.</p>
<p>Antremanlarına başlayacak olan sporcuların, aynı gün sabah kahvaltısında bir bardak domates suyu içmeleri halinde, domatesin kalp büyümesini önleyici ve durdurucu etkisinden mükemmel bir şekilde faydalanabilirler .</p>
<p>Kalp büyümesindeki bir sorun da, büyüme sırasında kalbin kas kütlesinin artmasına karşın, kalbin kendini besleyen damar yapısının aynı kalmasıdır. Böylelikle her bir kas kütlesine düşen damar miktarı göreceli olarak azalmış olacaktır. Bu da kalp kasının beslenmesini bozacak ve yeterli beslenemeyen kalp kası hasara uğrayacaktır.</p>
<p>İşte, böyle bir hasara karşı haftada üç-dört kez içilecek bir çay bardağı taze sıkılımış domates suyu mükemmel bir önleyicidir&#8230;</p>
<p>*******</p>
<p> </p>
<p>Tarım Bakanlığı ne için vardır?</p>
<p><strong>Profesörlerimizi televizyonlarda izliyorum da bazen gülmekten kırılıyorum.<br />
</strong><br />
* Kansere karşı peynir suyu iyi gelir ama kendi yaptığımız peynirin suyu&#8230;</p>
<p>* Bol sebze tüketin ama kendi yetiştirdiğiniz sebzeleri&#8230;</p>
<p>Bu böyle devam edip gidiyor. İşimiz gücümüz yok ya, yiyeceğimiz her ürünü kendimiz üreteceğiz.</p>
<p>* Hatta odamızın birinde de inek besleyeceğiz ki sütünden, hormonsuz peynir, yoğurt, tereyağ filan yapalım.</p>
<p>* Bir odada da tavuk, horoz şart. Onlardan da günlük taze yumurta elde edeceğiz ya! Rafadan yumurta, her sabah kahvaltısında.</p>
<p>* Salonda da arı yetiştiririz ki, bal elde edelim!</p>
<p>* Neredeyse koyun, dana gibi hayvanlarımızı unutuyordum. Bahçesi olanlar onları da beslesinler, hormonsuz et için.</p>
<p>* Hükümete gerek yok! Nöbetleşe yönetiriz devletimizi. Zaten bunlar çok kavga ediyorlar birbirleriyle. Biz kavga edecek zaman bulamayız. Üretimle meşgul olmaktan ne devleti yönetmeye takadımız kalır ne de meydanlarda birbirimize hakaret etmeye.</p>
<p>* Devlet kendi kendine yönetilse valla bunlarınkinden daha iyi yönetilir. Hem baskı olmadığı için laik ve demokrat bir devlet olur. Doğan Medya Holding&#8217;e de haksız ceza kesmeyiz. Medyayı susturmak için uğraşmayız bir kere. Süt sağmaktan, peynir, yoğurt yapmaktan, bahçe çapalamaktan, hayvanlara bakmaktan vakit de kalmaz bizde takat da!</p>
<p>Ah be sevgili Mine Hanım! Nereden nereye geldi benim yazı. Aslında bugün 2 kg arı domates aldım Havrasokağı&#8217;ndan. Akşam da sızma zeytinyağ ve elma sirkesiyle bir domates salatası yaptım. Çok lezzetliydi. Galiba kısır tohum değil. Domatesin kabuğu incecik, soymadım bile.</p>
<p>En sevdiğim sebzelerden biridir domates. Çocukluğum aklıma geldi bugün o domates salatasını yerken. Sokakta oynarken eve gelirdik karnımız acıkınca. Ama, acele sokağa çıkmak için annemin yemek hazırlamasını beklemezdik. Birkaç domates ve bir somun ekmekle yine sokaktayız. O domateslerin lezzetini şu an bile hatırlıyorum. Suyunu gömleğimize, pantolonumuza akıta akıta yer akşam da annemden papara yerdik, <strong>&#8220;Pis şey, her tarafını kirletmişsin!&#8221;</strong> diye.</p>
<p>Nerede eski domatesler? Ben eski domateslerimizi istiyorum. Hem kalbe de iyi geliyormuş. Bu hormonlu domateslerden lezzet de alamıyoruz, vücudumuza faydası da olmuyor. Bugün yediğim domatesler gibi olmalı tüm domatesler.</p>
<p>Devlet yetkilileri artık hormonsuz, kısır olmayan tohumlarla yetişen sebze ve meyveleri halka yedirmeli. Biz bunların nerelerde satıldığını bulamıyoruz. Her yerde satılanlar kaliteli olmalı.</p>
<p>Tarım Bakanı gece uyumalı, gündüz uyanık olmalı.</p>
<p>Herkese saygı ve sevgiler.</p>
<p>Mustafa Mumcu, 22. 02. 2009 /00:50</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/02/23/domatesimi-istiyorum/&title=Domatesimi istiyorum&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/domatesimi-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir İzmir Klasiği: BOYOZ [tarihi ve tarifiyle]</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/11/21/bir-izmir-klasigi-boyoz-tarihi-ve-tarifiyle/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/11/21/bir-izmir-klasigi-boyoz-tarihi-ve-tarifiyle/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Nov 2007 12:31:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yıldırım Danışman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=139</guid>
		<description><![CDATA[

İzmirlilerin sabah evden çıktıklarında koşa koşa bindikleri vapur ya da otobüslerden iner inmez karşılaştıkları bir Ege klasiğidir boyoz.

Fotoğraf: nily
Özellikle iş dünyasının yoğun olduğu Konak, Çankaya, Basmane, Alsancak civarındaki tüm iskele ve duraklar boyoz satıcıları ile doludur, tartışmasız işbirlikçisi yumurta ile birlikte.
Çünkü boyoz yumurta olmadan yenmez çoğunlukla. Boyozun kendine yumurtayı en yakın dostu olarak seçmesi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/11/21/bir-izmir-klasigi-boyoz-tarihi-ve-tarifiyle/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F11%2F21%2Fbir-izmir-klasigi-boyoz-tarihi-ve-tarifiyle%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2Fe9mIkr%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Bir%20%C4%B0zmir%20Klasi%C4%9Fi%3A%20BOYOZ%20%5Btarihi%20ve%20tarifiyle%5D%22%20%7D);"></div>
<p>İzmirlilerin sabah evden çıktıklarında koşa koşa bindikleri vapur ya da otobüslerden iner inmez karşılaştıkları bir Ege klasiğidir boyoz.</p>
<p><img src="http://farm2.static.flickr.com/1313/1264749855_5eb0073e92.jpg?v=0" alt="" /><br />
<small>Fotoğraf: <a href="http://www.flickr.com/photos/12006925@N08/" target="_blank">nily</a></small></p>
<p>Özellikle iş dünyasının yoğun olduğu Konak, Çankaya, Basmane, Alsancak civarındaki tüm iskele ve duraklar boyoz satıcıları ile doludur, tartışmasız işbirlikçisi yumurta ile birlikte.</p>
<p>Çünkü boyoz yumurta olmadan yenmez çoğunlukla. Boyozun kendine yumurtayı en yakın dostu olarak seçmesi bir rastlantı değildir aslında. Çünkü boyozun yüzyıllardır bir kan davası vardır yakın akrabası gevrek ile.<br />
<span id="more-139"></span><br />
Sabahları ya da akşama doğru sıcak sıcak ve yanında, üzerine tuz ve karabiber serpilmiş haşlanmış yumurta ve taze demli çay ile yenilen boyoz, neredeyse İzmir sabah kahvaltılarının vazgeçilmez ürünlerinden biridir.<br />
<img src="http://tn3-1.deviantart.com/fs9/300W/i/2006/024/1/4/cay_ve_boyoz_by_izmir.jpg" alt="" vspace="10" width="300" height="199" /><br />
Seyyar satıcıdan yumurtası ile beraber satın alıp eski gazetelerden kesilmiş parçalara paket yaptırarak, mevsimine göre, sabah serinliğinde veya kış soğuğunda elinizde kahvaltılığınız, kolunuzun altında gazeteniz, işyerinize veya yakındaki kahveye giderken, avuçlarınızda boyozun sıcaklığı ve burnunuzda kokusunu hissetmek gün için en iyi başlangıç olmalıdır sıradan bir Egeli için herhalde?</p>
<p><strong>BOYOZUN TARİHİ</strong><br />
Yüzyıllardır İzmir ve çevresinde tüketilen boyoz aslında bir Musevi yiyeceğidir. Zaten artık kullanılmasa da geçmişte “Yahudi Böreği” olarak da geçtiğini biliyoruz adının. Araştırmalar bu yiyeceğin kökeninin Sefarad kültürüne dayandığını gösteriyor. Sefarad kökenli Musevilerin İspanya’dan gelirken yanlarında getirdikleri bir ürün olan boyoz, doğal olarak yalnızca Ege Bölgesine has bir ürün değildi.</p>
<p>Seferad yahudileri, Ege Bölgesi başta olmak üzere İstanbul ve Anadolu’nun pek çok yerine dağıldıklarında da boyozu Anadolu halkına tanıtmışlardı. Ama sadece İzmir ve çevresinde beğenilip, ticari bir ürün gelebildi boyoz.</p>
<p>Boyoz ustaları arasında en ünlüsü efsanevi Boyozcu Avram’dı. Kemeraltı’nda bulunan fırınında yaptığı boyozlar halk arasında çok ünlü idi. Hatta Avram usta öldükten sonra çok sayıda fırın bu üne sahip çıkarak kendi ürünlerini “Boyozcu Avram’ın boyozları” adı ile satmışlardı.</p>
<p>Bu kadar ünlü ve yaygın bir yiyecek olan boyoz sözcüğünün anlamını bulabilmek için Yahudilerin 1492 yılındaki İspanya’dan Anadolu’ya gerçekleştirdikleri göçe dönmemiz gerekiyor. Seferad olarak anılan bu Museviler yolculukları sırasında yanlarında sadece inançlarını değil, aynı zamanda kültürlerini de getirmişlerdir.</p>
<p>Anadolu’ya geldiklerinde Judeo olarak bilinen İspanyol dilini kullanan bu topluluk, günlük yaşantılarında bu dili kullanmayı sürdürmüş ve okullarında yine aynı dille eğitim yapmıştır.</p>
<p>Öyle ise boyoz sözcüğünün kökenini İspanyolca’da aramak gerekmektedir. Bu arayış bizi Bollos sözcüğüne götürür. Bu sözcüğün okunuşu ise aynıdır, boyos. İspanyolca’da  yan yana kullanılan iki “L” harfi “Y” olarak okunur. Bu nedenle bilgisayarda boyoz konusunda araştırma yapmak için “boyoz” kelimesi girildiğinde tek tük bilgilere ulaşılabilirken “bollos” kelimesi ile arama yapıldığında, hemen hemen tamamı İspanyolca binlerce bilgiye ulaşılabilir. Bunun nedeni boyozun hala İspanya ve ilişkili ülkelerde popüler bir yiyecek olmasıdır.</p>
<p><img src="http://www.milliyet.com.tr/2002/03/04/pazar/resim/yazkarduz.jpg" alt="" hspace="5" width="160" height="119" align="left" />Günümüzde, İspanya’da, Güney Amerika Ülkelerinden Şili, Arjantin ve Peru’da yaygın olarak tüketilen boyoz, bizden farklı olarak şekerli de üretilmektedir. Ancak  İzmir’de de boyozu tahinle yapan yerler mevcuttur. Bu nedenle bu tür boyozların şekerli bir tada sahip olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>Akademik bilgiler ne olursa olsun boyoz İzmir ve Ege Kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. İster sabah, ister akşama doğru; havaya yayılan enfes kokular İzmirlilere açlıklarını hissettirir. Damaklarda yayılan lezzeti, yerlere dökülen parçaları yüzlerce yıldır bu topraklarda, eşsiz Ege Kültürünü yaşatır. Taze boyozun sıcak sıcak fırından çıktığı andaki dumanı adeta birbirleri ile dans eder lezzet yarışında.</p>
<div style="background:#b00000; padding:5px; margin:0 0 10px 0;"><strong><center><a style=" display:block; color:#fff; text-decoration:none;" href="http://www.izmirlife.com/2009/12/10/ustasindan-boyoz-tarifi/">Ustasından harbi boyoz tarifi burada, tıklayın!</a></center></strong></div>
<p><del datetime="2011-03-28T18:25:48+00:00"><strong>BOYOZUN TARİFİ [4 Kişilik]</strong><br />
HAZIRLAMA SÜRESİ: 30 dk<br />
PİŞME SÜRESİ: 20 dk</del></p>
<p><del datetime="2011-03-28T18:26:33+00:00"><strong>Malzemeler:</strong><br />
·  2 su bardağı un<br />
·  1 su bardağı su<br />
·  1 tatlı kaşığı sirke<br />
·  1 tatlı kaşığı limon suyu<br />
·  1 tatlı kaşığı mısırözü yağı<br />
·  1 su bardağı mısırözü yağı<br />
·  Yarım tatlı kaşığı tuz</del></p>
<p><del datetime="2011-03-28T18:26:33+00:00"><strong>Kabaklı iç malzeme:</strong><br />
·  2 kabak<br />
·  1 patlıcan<br />
·  1 soğan<br />
·  1 domates<br />
·  2 çorba kaşığı sıvıyağ<br />
·  Tuz</del></p>
<p><del datetime="2011-03-28T18:26:33+00:00"><strong>Patatesli iç malzeme:</strong><br />
·  2 patates<br />
·  2 yumurta<br />
·  1.5 kahve fincanı tulum peyniri<br />
·  1 kahve fincanı rendelenmiş kaşarpeyniri</del></p>
<p><del datetime="2011-03-28T18:26:33+00:00"><strong>Hazırlanışı:</strong><br />
* Kabaklı iç malzeme için; patlıcanı soyup tuzlu suda bekletin. Domates, kabak ve soğanın kabuklarını soyun. Patlıcanın suyunu sıkıp kâğıt havlu ile kurulayın. Sebzeleri rendeleyin. Tavada sıvıyağı kızdırıp tuz ekleyerek sebzeleri suyunu salıp çekinceye kadar soteleyin. Patatesli iç malzeme için; patatesleri haşlayın. Kabuklarını soyup çatalla ezin. Yumurta, tulum ve kaşarpeynirini ekleyip karıştırın.</del></p>
<p><del datetime="2011-03-28T18:26:33+00:00">* Unu yoğurma kabına alın. Ortasını havuz gibi açıp su, sirke, limon suyu, 1 tatlı kaşığı mısırözü yağı ve tuzu ekleyin ve 10-15 dakika kuvvetlice yoğurun. Derin bir kaba 1 bardak mısırözü yağı ekleyin. Yumuşak kıvamlı hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp 10 dakika bekletin.</del></p>
<p><del datetime="2011-03-28T18:26:33+00:00">* Hamur topağını yağdan alıp elle, katmer hamuru inceliğinde yuvarlak açın. Ortasına kabaklı iç malzemeden 1 kaşık yayıp 4 köşesi ortaya gelmek üzere katlayın. Hamurların yarısını kabaklı, yarısını da patatesli iç malzemeyle hazırlayıp hafif yağlanmış tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 200 dereceye ayarlı fırında 20 dakika pişirin. Sıcak olarak servis yapın.</del></p>
<p><span class="small">Hazırlayan: Ahmet UHRİ</span></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/11/21/bir-izmir-klasigi-boyoz-tarihi-ve-tarifiyle/&title=Bir İzmir Klasiği: BOYOZ [tarihi ve tarifiyle]&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/11/21/bir-izmir-klasigi-boyoz-tarihi-ve-tarifiyle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>52</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

