Dünya’daki ve Türkiye’deki yanlışlıklar, insanların bilerek ve umursamayarak yaptığı hatalar, görmezden geldiği olaylar, hiçbirini unutmadım. Sadece bazen iyimser olmaya çalışıyorum. İyi yönden bakmaya, bir şeylerin düzeleceğini ümit etmeye çalışıyorum.
Çamurun içinde yatıyor. Alnına denk gelmiş kahpe kurşun! Kınalı avuçları kirli, Üstü kirli, Hırpalanmış giysisi. Kaldırın üşüyor. Bari yattığı yer sıcak olsun. Sarsın onu toprak! Yorgan misali. Isıtsın körpe bedenini. Karıncalar mesken tutmuş Süt kokusundan arınmayan Gül yüzünü, Göz ucunu. Bu kadar mı erken yakalar? Ölüm. Anasının kuzusu… Alın yazısı... Korkusu... Şaşkınlığı... Bir dudak ayrımı. Hayata dair ne yaşamıştı ki! Senin topun oldu mu? Çafçaflı, çıtalı bir uçurtman oldu mu? Senin yavuklun oldu mu? İpek ...
Karşısındaki adam masanın üzerinde bir evrağı inceliyordu. Gözlüklerin altından gelen bayanı görüp ayağa kalktı. Nazik bir şekilde elini uzattı. "Bir bayan elini uzatmadığı sürece siz erkek olarak elinizi uzatmayın." Bu görgü kuralından haberdar olan bir erkek var mıydı acaba?" diye düşünmeden edememişti. Bu düşünceyi ona düşündüren adamın bakışlarındaki rahatsızlıktan dolayı ...

Dünya, güneş sisteminde güneşe uzaklık olarak 3. sırada yer alan gök cismidir. Aynı zamanda üzerinde yaşam barındırdığı bilinen tek gezegendir.

Kapı vurulmuştu. Kendisinin hazır olup olmadığını soruyordu bir ses. Bu o olmalı diye düşündü. "Hazır mıyım? gerçekten." diye sordu kendine. Hazır olmadığını kimseye anlatamamıştı ki! Öylece beyazların içinde kendine bakarken "Çok güzel! Maşallah" seslerini işitiyor aynada kaybettiği bir şeyi görmeye çalışıyor gibiydi. Hayata ne gibi bir kötülüğü dokunmuştu da tüm bunlarla cezalanıyordu? Gözleri yere indi. Gölgesine bakıyordu belki aradığı aynada değil gölgesinde saklı kalmıştı. Ama gölgedeki ayrıntılarda aynadaki ayrıntılar gibidir. Sadece görüleni yansıtırlar.

“Sansür, insan ifadesinin çeşitli yollarla kontrol altına alınmasıdır. Pek çok durumda hükümet tarafından uygulanır. En somut amacı toplumu korumak ve devletin üzerinde kontrol sağlayacağı şekilde geliştirmektir. Genellikle toplumu etkileyen durumlarda/eylemlerde uygulanır ve ...
Bir adam var düşlerimde... Dokunmaya kalksam kayboluyor, yüzünü tam olarak göremiyorum. Kaçıp gidiyor benden. Oysa ki onu tanımak istiyorum. İncinmek değil tanımak istiyorum o adamı... Bir adam var düşlerimde... Gün içinde beni izliyor hissine kapıldığım, bazen her dakika yanımda hissettiğim, bazen de nefesini hissettirecek kadar yakınlaştığı duygusuna kapıldığım... Bir adam var düşlerimde...
Var olma amacı! Var mısın yok musun? Bu değil var olma amacın sadece. Hayatta var olma amacın ne? Kaygılar taşıyarak büyüdüğün hayatta bir şeyleri elde edebilmenin çabasını verirken varlığının amacını sorgulamak! Sorun bu mu değil mi? Neden yaşıyoruz sorusunun cevabını verebilmek mi? Yoksa bu soruyu sorabilme cesaretini daha da fazlası verebildiğimiz cevapla yüzleşebilmek mi? Sorulardan kaçarak yaşamak da elinde insanın. Peki nereye kadar? Bir gün bir an da olsa bu soruyu soracağın an karşına çıkabilirken, sen bu soruya hazır değilken cevabını vermek zorunda kalacağını hiç ummadan mı yaşamaya devam eder insan?
Pişştt! Kız kime diyom? Baksana kör olmayacası? Efendim? ( Şaşırmıştı, kendisine böyle seslenen kadını önce çıkartamadı. Tanıdık geliyordu siması ama tanıyamamıştı. "Tanımak zorunda mıyım?" diye geçirdi aklından.) Kız ne güzel olmuşsun. Büyümüşsün maşallah! ( Kız "La havle..." modunda.) Sağolun. Yavuklun var mı kız senin? "Yok dayanamayacağım şu kadına. Şeytan diyor bir tane geçir. Töbe töbe... İnsanı günaha sokar böyleleri..."
Ey koca şehir! Kimleri ezip de geçtin? Kimler yok olup gitti? Denizine mi sormalıyım? Kaç kişi yok oldu sularında diye, yoksa sana mı sormalıyım? Ağzın olsa, konuşsan benimle, anlatsan "Yokuşunun sokaklarından kimler geçip gitti?" diye uzun bir hikaye anlatsan!
Sokaklarda yürüyordu, torbası elinde. Ne vardı torbasında? Bilemiyorum. İri gözlerine takılıp kalmıştım. Esmer, ufak boylu, 8-9 yaşlarında bir oğlan çocuğuydu. Karşımdan gelip geçiyordu, derdinin büyük olduğu hissiyatine kapılıyordu insan. Birden ürperdim, rüzgarla birlikte onun torbası yere düştü ve benim yanıma kadar sürüklendi. İri gözleriyle baktı bana. İri ve simsiyah...

Ortaçağ estetiği, sanat ve güzellik. Estetik, güzellik ve sanat. Birbirine yakışan, birbirini tamamlayan değerler. Yunan mitolojisi ve Tanrıları estetik değerlerin gelişmesine, ünlü ressamların eserlerine konu teşkil etmiştir. Rönesans döneminden önce de ortaçağ sanatının var olduğu ve Rönesans dönemi kadar çarpıcı ve damga vuran bir dönem olmamasına rağmen; Rönesans akımının sahiplerine ilham vermişlerdir. Kimliksizdir Ortaçağ sanatı. Taklit ve kopya etmelerden meydana gelir.
Artık uyanın! Hristiyan, yahudi, ister kafir olalım, içimizi korkuyla titretecek an geldi, işte ağırıyor yeni gün. Kutsal kitap, gerçeğiyle bizi eğitti, o anın geldiğini sezdiren belirtiler artık çokça görüldü.
Yataktan huzursuzca kalkmış, dikkatli gözleriyle odasına göz geçirmişti. "Her şey aynı." diyerek, canı sıkılarak kalkmıştı yeni güne. Onun her günü aynıydı. İtiraf bile etmek istemiyordu bunu kendine. Bazen canı yataktan bile çıkmak istemiyordu. Hayattan kopmuş, soyutlanmış hissediyordu kendini. "O olsaydı..." dedi kendi kendine fısıldarmış gibi. Ama yoktu. Hayat devam ediyordu. Klasik olan bazen söz olarak dile getirilen bu mana ona o kadar manasız geliyordu ki! Tekrar canı sıkıldı. Kalktı ve her zaman giydiği ropdöşambırını giydi. Yüzünü yıkamadı yine. Traş da olmadı. Traş bıçağı bile paslanmıştı. Biliyordu kötü göründüğünü. Umurunda değildi bütün bunlar...

Bir insanın ihtiyacı nedir? "Bu da soru mu?" diyebilirsiniz. Evet ama cevabını istiyorum. Ben söyleyeyim mi? Bence bir insanın ihtiyacı; doymak, barınmak, kuşanmak ve sağlıklı olmaktır. Bunun dışında geri kalan ihtiyacımız yok. Bu saydıklarım içinde yer almayan hiçbir şey için tüketim yapmak zorunda değiliz. Öyle bir hakkımız da yok lüksümüz de! Türkiye’de bir zamanlar, eskilerin deyimiyle "fakirleri aç bırakmayan kültürün" şimdi magazinel kültüre yenik düştüğünü, “komşusunu aç bırakmayan” kültürün dirilmesiyle açlıkla savaşılınabilineceği kanısındayım.