<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>izmirLife - izmir kent günlüğü &#187; Sezin Kuruscu</title>
	<atom:link href="http://www.izmirlife.com/category/sezin-kuruscu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.izmirlife.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 14:45:27 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Lactoferrin Mucizesi</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/11/07/lactoferrin-mucizesi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/11/07/lactoferrin-mucizesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Nov 2007 09:12:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[

Herkese merhaba&#8230;
Kaliteli bir yaşam sürmek hepimizin elinde. Bilim her geçen gün sağlığımız için yepyeni buluşlar sunuyor bizlere. Ama bizler gerek hayat kargaşası, gerekse maddi problemlerden dolayı, özellikle sağlığımızı hep geri planda bırakıyor ve hasta olmadan maalesef kendimizle ilgilenmiyor ve bünyemizi güçlendirecek destekler kullanmıyoruz.

Bugün lactoferrin mucizesinden bahsedeceğim. İlginiz çeker umarım. Lactoferrin, gözyaşı ve kan da dahil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/11/07/lactoferrin-mucizesi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F11%2F07%2Flactoferrin-mucizesi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Lactoferrin%20Mucizesi%22%20%7D);"></div>
<p>Herkese merhaba&#8230;</p>
<p>Kaliteli bir yaşam sürmek hepimizin elinde. Bilim her geçen gün sağlığımız için yepyeni buluşlar sunuyor bizlere. Ama bizler gerek hayat kargaşası, gerekse maddi problemlerden dolayı, özellikle sağlığımızı hep geri planda bırakıyor ve hasta olmadan maalesef kendimizle ilgilenmiyor ve bünyemizi güçlendirecek destekler kullanmıyoruz.<br />
<img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://www.lef.org/magazine/mag2000/images/oct2000_report_lactoferrin_01.jpg" alt="" vspace="10" width="350" height="257" /><br />
Bugün lactoferrin mucizesinden bahsedeceğim. İlginiz çeker umarım. Lactoferrin, gözyaşı ve kan da dahil olmak üzere , tüm vücut sıvılarımızda bulunan bir madde. Yaşamın yapıtaşı ve canlıların doğumdan sonra aldığı ilk besindir. Anne sütü bağırsak sağlığı için çok gerekli ve yararlı olan lactoferrin içerir. Bu lactoferrin dediğimiz maddeyi yaşamın temeli olarak da düşünebiliriz aslında.</p>
<p><span id="more-130"></span>Bağışıklık sisteminizi destekleyen, bağırsak sağlığınızı koruyan, yararlı bakterilerin korunmasına yardımcı olan, bir bütün olarak vücudunuza sahip çıkan, yaşlanma etkilerine karşı direnişten sorumlu olan doğal antioksidan tepkilerinizi güçlendiren yani yaratılışla birlikte size sunulan bir mucize&#8230;</p>
<p>Hepimiz çogu zaman kendimizi, nasıl olduğumuz sorulduğu zaman yorgun, dirençsiz, huzursuz, mutsuz olarak tanımlarız. Bu aslında vücudumuzun isyan çığlıklarının dilimize dökülen şekli. Sistemler artık bir şeylerin eksik olduğunu size anlatmaya çalışıyor ve sizden takviye bekliyor demek.</p>
<p>Takviye denilince iki kavramdan bahsetmek lazım sanırım.<br />
Pro ve prebiyotikler.</p>
<p><strong> Probiyotikler;</strong> probiyotikler, sindirim sisteminde belli sayılarda bulunan ve temel beslenmenin yanında sağlık açısından çok yararlı olan canlı organizmalardır. Bir başka tanımda ise;<br />
Probiyotik, kullananın bağırsak mikrobiyal dengesini düzelterek yararlı bir şekilde etkileyen canlı organizmalardır.</p>
<p><strong>Prebiyotikler;</strong> kolondaki bir veya sınırlı sayıdaki bakterilerin gelişmesini ve / veya aktivitesini seçici olarak arttıran, insan vücudunu faydalı bir şekilde etkileyen sindirilemeyen gıda bileşenidir vede insan sağlığını düzeltmektedir ( Gibson and Roberfroid, 1995 ).</p>
<p>İşte lactoferrin sağlıklı bağışıklık ve boşaltım sistemini korumak üzere bağırsaktaki yararlı bakterilerin gelişimine yardımcı olan bir prebiyotiktir. Bakterileri takviye etmeye çalışan probiyotik yaklaşımdan ziyade , lactoferrin vücudun doğal savunma mekanizmasını korumaya teşvik etmek gibi pek çok fiziksel fonksiyonunu yerine getirmesi için gerekli olan yararlı probiyotik bakterilerin gelişimini arttırır.</p>
<p><strong>Pekii, nerden elde edilecek bu lactoferrin?</strong><br />
Yazının başında da söylediğimiz gibi en önemli kaynak anne sütü.<br />
Ancak hayatımızın belli bir döneminde anne sütü kullanıyoruz. Ve ilk 6 ay kesinlikle anne sütü denilmesinin en önemli nedenlerinden biri de anne sütünün içeriği. Bağışıklık sistemimizin gelişimi ve bağırsak fonksiyonlarımızın düzeni için. Kan dahil olmak üzere bütün vücudumuzda var olan bir madde ancak yılların içerisinde biz onu da tüketiyoruz. Yani vücut gözyaşı, tükrük vb salgılarla yaşam içerisinde dışarıya verdiği bu ürünü daha sonra metabolizmanın içinde yeniden üretemiyor ya da yetersiz üretiyor.<br />
İşte o zaman besin takviyesi ile birlikte bu ürünü almamız gerekiyor.</p>
<p>Bu ürünle ilgili Japonya da yapılan çalışmalar ciddi sonuçlar doğurmuş ve Lactoferrin besin takviyeleri piyasaya sunulmuş. Şu anda Türkiye de de mevcut. Ama unutmayın her besin desteğinde olduğu gibi, alınacak günlük miktar önemli bir konu. Az miktarlar yetersiz olurken çok fazlası olumsuz etkilere neden olabilir. Siz yine de bir uzmana danışın kullanmadan önce.</p>
<p>Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak isterseniz msn adresimden de bana ulaşabilirsiniz. Lütfen kişisel davet bölümüne lactoferrin yazın ki sizinle iletişime geçebileyim.<br />
Unutmayın; hayatınız çok değerli.<br />
Yeniden görüşmek üzere&#8230; Hoşçakalın<br />
msn: <a href="mailto:sezink@hotmail.com">sezink@hotmail.com</a><br />
e-mail: <a href="mailto:sezinkuruscu@gmail.com">sezinkuruscu@gmail.com</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/11/07/lactoferrin-mucizesi/&title=Lactoferrin Mucizesi&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/11/07/lactoferrin-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Melatonin</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/11/04/melatonin/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/11/04/melatonin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Nov 2007 23:10:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[

Melatonin denilen hormon beyinde ve sadece 23:00 ile 05:00 saatleri arasinda salgilanan bir hormondur.
Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak.
Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormon.
Hormon diger aktioksidan tesirlerini de güçlendiriyor, kanserli hücrelere karsi koruma sagliyor, üreme sistemiyle baglantisindan tutun da yorgunluk , isteksizlik gibi durumlarin nedenlenlerini de olusturabiliyor.
Su anda bu hormon yaslanmayi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/11/04/melatonin/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F11%2F04%2Fmelatonin%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Melatonin%20%22%20%7D);"></div>
<p>Melatonin denilen hormon beyinde ve sadece 23:00 ile 05:00 saatleri arasinda salgilanan bir hormondur.</p>
<p>Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak.<br />
Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormon.<br />
Hormon diger aktioksidan tesirlerini de güçlendiriyor, kanserli hücrelere karsi koruma sagliyor, üreme sistemiyle baglantisindan tutun da yorgunluk , isteksizlik gibi durumlarin nedenlenlerini de olusturabiliyor.</p>
<p><span id="more-128"></span>Su anda bu hormon yaslanmayi geciktirici etkisinden dolayi da üzerinde önemle<br />
durulan bir hormon. Isin can alici noktalarindan birisi hormonun cocuklar üzerindeki tesiridir.<br />
Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayilarinin artmasindan ötürü yapilan arastirmalar sonucunda ailelerden istenen bir hususda cocuklarin kesinlikle karanlik ortamlarda yatirilmalari.<br />
Çünkü melatoninin güçlü salgilanmasinin kansere karsi koruyucu etkisi oldugu biliniyor.<br />
Ancak bu hormon isiga duyarli.<br />
Deneylerde uyuyan kisinin hormon salgisi izlenirken isigin açildiginda hormonun azaldigi , karanlikta yogun olarak salgilandigi tesbit edilmis.<br />
Bilimsel bir gerçek.</p>
<p>&#8220;Lütfen karanlikta yatin ve<br />
çocuklariniz uyurken isigi kapatin &#8230;&#8221;</p>
<p>Unutmayın körlerde kanser olma oranı yoka yakındır.</p>
<p>Sezin Kanmetin Kuruscu</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/11/04/melatonin/&title=Melatonin &srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/11/04/melatonin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Film şeridi&#8230;</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/10/31/film-seridi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/10/31/film-seridi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Oct 2007 07:53:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[

Hangimiz hüzzam makamında bir şarkının esiri olmadık ki?
Hangimiz yorgun ve yitik yıllarımız için yanmadık ki?
Hangimiz sevdanın kördüğümünde düğümü kesecek kör bıçaklar aramadık ki?
Hangimiz aşkın bedelini acıyla ödemedik ki?
Ve en önemlisi yine hangimiz İÇİMİZDEKİ ÇOCUĞU öldürmedik ki?
İşte bugün , tam ortasındayken hayatın bende onlardan biriyim demişti ilk defa kendine. Ve ilk defa sorgulayacaktı kendini. Yanlışını, doğrusunu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/10/31/film-seridi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F10%2F31%2Ffilm-seridi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Film%20%C5%9Feridi...%22%20%7D);"></div>
<p>Hangimiz hüzzam makamında bir şarkının esiri olmadık ki?<br />
Hangimiz yorgun ve yitik yıllarımız için yanmadık ki?<br />
Hangimiz sevdanın kördüğümünde düğümü kesecek kör bıçaklar aramadık ki?<br />
Hangimiz aşkın bedelini acıyla ödemedik ki?<br />
Ve en önemlisi yine hangimiz İÇİMİZDEKİ ÇOCUĞU öldürmedik ki?</p>
<p>İşte bugün , tam ortasındayken hayatın bende onlardan biriyim demişti ilk defa kendine. Ve ilk defa sorgulayacaktı kendini. Yanlışını, doğrusunu, güzelini , çirkinini, acısını , tatlısını kendi belirleyecekti yorumsuzca ilk defa. Yaşadığını zannedip ,yaşamdan uzak kalan daha doğrusu hayat hızla ilerlerken ruhu gerilerde kalanlardan sadece biriydi o da&#8230;</p>
<p><span id="more-140"></span>Yıllar hüznünü bütünlemişken , yüzündeki çizgilerle , o artık küçük hesapların ve yanılgıların peşinde koşmaktan yorulmuştu. Küçükken istediği bir şeyi yapamadığı zaman ,  eline tutuşturulan elma şekeri gibi avutmuyordu onu artık hayat. Artık küçük sevinçler, kendince büyük hüzünlerini tolere etmiyordu&#8230; O çocukluğunu çok özlüyordu. Neydi onu bu kadar yoran , yıldıran ve bu kadar doyumsuz yapan. Çözemiyordu.</p>
<p>Bir çıkış yolu olmalıydı ama nasıl?<br />
Eskilerini atmaya kıyamadığı gibi , onları kullanmayı da sevmiyordu artık. Ama hayat yelkenleri açarken okyanuslara geçmiş hep yanında geliyordu. Ama yine o geçmiş anılar albümünde  ,yitik yılları, en mutsuz anları biriktiriyordu. Albümlere de bakmayı sevmiyordu ama bir yandan da geçmişi çoookkk özlüyordu. Garip bir ikilem içinde gidip geliyordu işte.</p>
<p>Odaya girdi.Bugün ilk defa ve sadece kendisi için hazırladığı kahvesini yudumlamaya başladı. Camı araladı. Dışarıda hafiften bir yağmur çiseliyordu. Gözlerini kapadı ve film başladı&#8230;<br />
Çocukluğu, gençliği,  ilk aşkı, hüzzam makamı, kör bıçakları, acıları  ve içindeki çocuk hepsiyle karşı karşıya gelecekti artık&#8230;</p>
<p>VE film başladı. Bu öykünün devamını tüm blog yazarlarından bekliyorum. Hepinizin, hepimizin içinde var olan ama çoğu zaman gururunu okşamaktan kaçtığımız birer çocuk var olduğuna inananlardanım. Çoğumuzunda içindeki çocuğa çok iyi davranmadığını düşünüyorum.<br />
Sizinde bir filminiz var ise lütfen benimle paylaşın Bugün ilk defa kendiniz için bir şey yapın ve sadece 30 dakikanızı kendine ayırıp kendi filminizi yazın. Sizi hayatınızda ki hüzzam şarkıyı, kör bıçağı paylaşalım.<br />
Benim filmim de bir sonraki yazımda.<br />
Tüm blogger arkadaşlara sevgiler&#8230;.</p>
<p>Sezin Kanmetin Kuruscu</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/10/31/film-seridi/&title=Film şeridi...&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/10/31/film-seridi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;su&#8221; deyip geçmeyin</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/su-deyip-gecmeyin/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/su-deyip-gecmeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2007 07:15:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=125</guid>
		<description><![CDATA[

Yeniden merhaba&#8230; Kaliteli Yaşamın en önemli ve ilk unsuru hayat kaynağımız “Su”dur. Susarız, su içeriz, sonra tekrar susarız ve tekrar su içeriz. Ta ilk günden beri insanlar böyledir.Suyu hep hayatımızı sürdürebilmek için bir araç olarak kullanmışızdır. Hangimiz suyu karşımıza alıp- hani bazılarının çiçeklerle konuştuğu gibi- ona masal anlatıp, şiirler şarkılar söyleyip onunla dertleşmişizdir.

Fotoğraf: İlke Koşar

Masaru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/10/30/su-deyip-gecmeyin/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F10%2F30%2Fsu-deyip-gecmeyin%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%5C%22su%5C%22%20deyip%20ge%C3%A7meyin%22%20%7D);"></div>
<p>Yeniden merhaba&#8230; Kaliteli Yaşamın en önemli ve ilk unsuru hayat kaynağımız “Su”dur. Susarız, su içeriz, sonra tekrar susarız ve tekrar su içeriz. Ta ilk günden beri insanlar böyledir.Suyu hep hayatımızı sürdürebilmek için bir araç olarak kullanmışızdır. Hangimiz suyu karşımıza alıp- hani bazılarının çiçeklerle konuştuğu gibi- ona masal anlatıp, şiirler şarkılar söyleyip onunla dertleşmişizdir.</p>
<p><small><img src="http://farm2.static.flickr.com/1323/1206805138_c72be34d74.jpg" alt="" width="491" height="500" /><br />
Fotoğraf: <a href="http://www.flickr.com/photos/melunbocek/" target="_blank">İlke Koşar<br />
</a></small><br />
Masaru EMOTO . Japon bilim adamı . Pek çoğumuz onu SUYUN BİLİNMEYEN GÜCÜ adlı kitabıyla tanıyor. Yeryüzündeki en garip insanlar Japonlar.</p>
<p><span id="more-125"></span><br />
EMOTO 1992 yılından bu yana suyun bilinmeyen yönleri üzerinde çalışıyor ve deneyler yapıyor.Tıpkı diğer Japon bilimadamlarının yıllardır yaptığı gibi.</p>
<p>&#8220;İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR.&#8221;</p>
<p>Yaratıcı Japon bilim adamı Emoto&#8217;nun çalışmasında somut kanıtlarla insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin, hatta son yaptığı çalışmalarda suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ispat etmiştir. Su bu gezegendeki yaşamın kaynağıdır.Beden bir sünger gibidir ve hücre denilen, sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur. Yaşamımızın kalitesi sıvımızın kalitesi ile direk bağlantı halindedir. Su son derece uyumlu bir maddedir. Fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olur. Fakat değişen sadece fiziksel şekli değildir, moleküler şekli de değişir. Çevreden aldığı enerji veya titreşimler suyun moleküler şeklini değiştirir. Bu anlamda su sadece görsel olarak çevresel durumu yansıtmaz, aynı zamanda moleküler anlamda da yansıtır.Bay Emoto görsel anlamda bu moleküler değişimi belgelemekte. Su damlacıklarını dondurup fotoğraf çekme kapasitesiolan bir karanlık alan mikroskobu altında inceliyor. Yapılan çalışmalar çevresel etkilerin suda yarattığı moleküler değişimi açıkça ortaya koymakta. Bay Emoto dünyanın değişik kaynaklarından alınan ve değişik durumlarda olan suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ile su borularında, depolarda bekletilen durgun su damıtılmış olsa bile kesin olarak şekilsel bozukluk ve rast gele oluşmuş kristalşekiller oluşturuyor.</p>
<p>Bir başka çalışmada Müziğin, suyun yapısı üzerindeki etkilerini görmeye karar veren<br />
Emoto, iki hoparlör arasına koyduğu distile suyun donduktan sonraki kristal formlarını fotoğrafladı. Aynı tip su kristallerine önce Beethoven’ın pastoral müziğini dinleten Emoto’nun, kristalin çok güzel şekillendiğini, Bach’ın bir parçası dinletilen kristallerin nispeten düzgün olduğunu, heavy metal dinletilen kristalin ise tamamen şekilsiz ve dağınık olduğunu fotoğraflarla tespit etti. Dr.Emoto her bir maddenin kendine özgü bir manyetik alanı olduğu gerçeğinden yola çıkmış ve ilk olarak suyun manyetik alanını incelemeye başlamış. Emoto, her şey gibi, su moleküllerinin de manyetik alanının elektronların atom çekirdeği etrafındaki dönüşlerinden kaynaklandığını hatırlatıyor. Elektronların dönüşü ve dolayısıyla da suyun manyetik alanı, çevredeki ses dalgalarından etkilenebilir miydi? Konuşulan sözlerin içeriğinin olumlu ya da olumsuz olması suyun manyetik alanını ve dolayısıyla moleküler ve atomik yapısını etkileyebilir miydi? Emoto mikroskopla fotoğraflarını çektiği su kristallerine bakarak, bu sorulara kesin bir “Evet” cevabı veriyor.</p>
<p>Su kristallerinin fotoğrafının çekilmesi de şöyle oluyor: Önce su, eksi yirmi derecede donduruluyor. Sıcaklığı eksi beş dereceyi bulduğunda kristal ortaya çıkıyor. 5 mm&#8217;lik buz parçasında ancak 25 mikron, yani 0, 025 mm büyüklüğünde bir kristal oluyor. Bu yüzden bunun 200 defa büyütülmesi ve bu esnada en ufak bir titreşimin meydana gelmemesi gerekiyor. Su kristalleri de yaklaşık elli-altmış saniye, buzun sıcaklığı sıfır dereceye ulaşana kadar görülebiliyor<br />
Suyun tüm bir hayatı yakından ve derinden etkilediğine dikkat çeken Dr. Emoto, negatif duygularla içilmiş suyun yada negatif duygular yüklenmiş suyun canlı bendeni içindekilere adı konmamış zararlar verebileceğini belirtiyor.</p>
<p>Canlı bedenleri büyük oranda su içerdiğine göre, negatif duyguların, sözlerin ve müziklerin kanser oluşumuna zemin hazırlayacak derin moleküler değişikliklere de yol açabileceğine dikkat çekiyor.”</p>
<p>İşte ilginç bir sonuç daha ;Dr.Emoto’nun “Suyun mesajı” adlı kitabı Japonya’da ilk yayınlandığında bir çok anne mektup yazarak kendisine teşekkür etmiştir, zira çocuklarına herhangi bir şeyi yaptırmak için emir verdiklerinde aslında onların iç dünyalarını ne hale getirdiklerini anlamışlardır böylece&#8230;<br />
Anlaşılan, su bizim yaşamımızda bilgi taşıyıcı olarak görev yapıyor. En minicik hücre bile daha çok hücre suyundan oluşuyor. Tüm dünyada çeşitli yerlerde milyonlarca insan şifa bulmak üzere şifalı su kaynaklarına gitmekte ve çeşitli rahatsızlıklarından iyileşmektedir. Toprağın kanı veya mavi altın diyebileceğimiz bu güzel sular bizim çevre koşullarından, negatif düşüncelerimizden, endişe ve kaygılarımızdan dolayı bozulmuş olan iç sularımızın yapılarını yine güzel kristal hale getirmeye çalışmaktalar, yeter ki biz bu sevgi kristallerini korumayı bilelim&#8230;</p>
<p>SEZİN KANMETİN KURUŞCU</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/10/30/su-deyip-gecmeyin/&title="su" deyip geçmeyin&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/su-deyip-gecmeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara her 6,5 saniyede 1 can alıyor</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/sigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/sigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Oct 2007 21:01:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[

Başlığı okuyupta eğer ilginizi çektiyse şu anda bu satırlara göz gezdiriyor olabilirsiniz.
Siz iyi bir tiryakide olabilirsiniz ya da hayatınızda hiç sigarayla tanışmamış biri de. Farketmez.
Ya da bu yazıyı okurken bir elinizde kahveniz , bir elinizde sigaranız keyif yapıyorda olabilirsiniz. Ama unutmayın ki siz sigaranızı söndürdüğünüzde –ortalama 5 dakikalık bir süreç- ortalama 50 kişi o elinizdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/10/30/sigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F10%2F30%2Fsigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Sigara%20her%206%2C5%20saniyede%201%20can%20al%C4%B1yor%22%20%7D);"></div>
<p>Başlığı okuyupta eğer ilginizi çektiyse şu anda bu satırlara göz gezdiriyor olabilirsiniz.</p>
<p>Siz iyi bir tiryakide olabilirsiniz ya da hayatınızda hiç sigarayla tanışmamış biri de. Farketmez.</p>
<p>Ya da bu yazıyı okurken bir elinizde kahveniz , bir elinizde sigaranız keyif yapıyorda olabilirsiniz. Ama unutmayın ki siz sigaranızı söndürdüğünüzde –ortalama 5 dakikalık bir süreç- ortalama 50 kişi o elinizdeki canavar yüzünden hayata veda etmiş olacak. Bu sadece 5 dakikada ortaya çıkan bilanço. Gerisini siz hesaplayın.<br />
<img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://farm1.static.flickr.com/86/218745631_d5a5d76a37.jpg?v=1155946229" alt="" vspace="10" width="500" height="266" /><br />
Yaşamınızda kaliteyi koruyarak ve kendinize saygı duyarak hayatınızda bir dönüm noktası yaratmak elinizde ya da kendinizi önemsemeden hayatınıza devam etmekte karar sizin&#8230;</p>
<p><span id="more-126"></span>Siz sigarayı dost edinenlerdenseniz , unutmayın ki bu onun sizi dost edindiği anlamına gelmez. Ve sizin bu çok değerli dostunuz size hiç beklemediğiniz anda öyle bir darbe vurabilir ki , işte siz o zaman çok geç kaldığınızı anlarsınız.Terk etmeye çalışsanızda o büyük aşk artık size bir bilinmezlik sunacaktır.</p>
<p>Bu satırları okumanız için , sigara bırakma eğiliminde olmanızda gerekmiyor ayrıca. Ama bilgi sahibi olmadan , fikir sahibi olma handikapında olanlardan iseniz bence doğru yerdesiniz.<img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://reginanuzzo.com/wp-content/cigarettes.jpg" alt="" vspace="10" width="500" height="333" /><br />
<strong>SİGARANIN TARİHİ</strong><br />
Sigaranın Avrupalı kaşiflerin Kuzey Amerika’ya gidip, oranın yerli halkıyla barış çubuğu tüttürmesine kadar uzana çok eski bir tarihçesi var. Yani yüzyıllarca geriye dayanan bir hikaye.</p>
<p>Bizler yaşadığımız 21. yyda sigaranın binlerce zararını biliyoruz ve içerisinde 4000 den fazla kimyasal zehir barındıran bu canavarı hala çantalarımızda , cebimizde taşıyor ve “sensiz olmaz” diyoruz.</p>
<p><strong>SİGARADA KAÇ ZEHİR VAR</strong><br />
Polanyum-210 (kanserojen) , Radon(Radyasyon), Metanol(füze yakıtı) , Toluen (tiner) , Kadmiyum (Akü metali) , Bütan (Tüp gaz) , DDT (Böcek öldürücü) , Hidrojen siyanür ( Gaz odaları zehiri), Aseton (Oje sökücü) , Arsenik (Fare zehiri) , Amonyak(Tuvalet temizleyici) , Karbon( Ekzos – monoksik gazı) Nikotin ve 3885 toksik madde. Tüm bu maddeler soluma ile akciğerde katran(asfalt) oluşumuna sebep oluyor . Yani içinizde bir otoban inşa ediyorsunuz her çektiğiniz nefesle yavaş yavaş.</p>
<p><strong>İLK NEFES VE SONRASI<br />
</strong>Sigara içildiği an vücut etkilenmeye başlar.Nabız yükselir.Kan dolaşımı yavaşlar. Astım, göğüs ağrıları, öksürük içinize çektiğiniz karbonmonoksit, hidrojen siyanid ve amonyak bileşimlerinin en basit etki mekanizmasıdır.<br />
<img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://www.medscape.com/content/2001/00/41/08/410808/art-smj9406.14.fig2.jpg" alt="" vspace="10" width="400" height="290" /><br />
Dünyada her 6.5 saniyede 1 kişi sigara yüzünden ölüyor. Her yıl 2, 500, 000 kişi sigara yüzünden hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin başlıca sebebi akciğer kanseri , ikinci önemli sebep kalp kastalıkları ve diğer kanser türleri.</p>
<p>KOAH ( Kronik Obstruktif) Tıkayıcı Akciğer hastalığından ölenlerin büyük bir kısmı sigara bağımlısı . Türkiye de 3 milyon kişi KOAH ile boğuşuyor.</p>
<p>İstatistikler göre sigara içen annlerin içmeyenlere göre düşük yapma ve ölü doğum oranı%50 daha fazla.Ayrıca sigara içenlerin bebekleri 21/2 oranında ani ölüm riski taşıyor.</p>
<p>Ve en önemli gerçek artık tüm dünyada sigara kullanıcıları 2. sınıf vatandaş muamelesi görüyor. Şimdi karar zamanı: Ya hayatın içerisinde kendinize en klas bölümden yer ayırtacaksınız, ya da en arka koltuklardan hayata bakacaksınız.<br />
Bir sonraki yazımızda sigara ve neden olduğu hastalıklardan bahsedeceğiz.</p>
<p>Şimdilik hoşçakalın. Sağlıklı günler.</p>
<p>SEZİN KANMETİN KURUŞCU</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/10/30/sigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor/&title=Sigara her 6,5 saniyede 1 can alıyor&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/10/30/sigara-her-65-saniyede-1-can-aliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevzuu vatan ise gerisi teferruattır&#8230;</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/10/29/mevzuu-vatan-ise-gerisi-teferruattir/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/10/29/mevzuu-vatan-ise-gerisi-teferruattir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Oct 2007 21:01:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Dağlıca]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[

Geçtiğimiz gün gazetem &#8220;YENİGÜN&#8220;ün manşetiydi. Mevzu vatan ise gerisi teferruattır. Mustafa Kemal&#8217;in bu sözleri kulaklarımda çınlıyor günlerdir.İçim yanıyor, içimiz yanıyor. Türkiye ağlıyor. Yıllardır teröre feda ettiklerimiz ve yaşanılan acılar bir son bulsun isteniyor.
Kaybettiğimiz erler, ardlarında kalan analar, ağlayan bacılar, kardeşler, esir tutulan 8 kınalı kuzu, benide askere alın diye yalvaran 80&#8242;lik dedeler, pırıl pırıl genç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/10/29/mevzuu-vatan-ise-gerisi-teferruattir/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F10%2F29%2Fmevzuu-vatan-ise-gerisi-teferruattir%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Mevzuu%20vatan%20ise%20gerisi%20teferruatt%C4%B1r...%22%20%7D);"></div>
<p>Geçtiğimiz gün gazetem &#8220;<a href="http://www.gazeteyenigun.com.tr/">YENİGÜN</a>&#8220;ün manşetiydi. Mevzu vatan ise gerisi teferruattır. Mustafa Kemal&#8217;in bu sözleri kulaklarımda çınlıyor günlerdir.İçim yanıyor, içimiz yanıyor. Türkiye ağlıyor. Yıllardır teröre feda ettiklerimiz ve yaşanılan acılar bir son bulsun isteniyor.</p>
<p>Kaybettiğimiz erler, ardlarında kalan analar, ağlayan bacılar, kardeşler, esir tutulan 8 kınalı kuzu, benide askere alın diye yalvaran 80&#8242;lik dedeler, pırıl pırıl genç kızlar, bütün olmuş bir halk&#8230;</p>
<p><img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://farm1.static.flickr.com/97/220142638_e59a818242.jpg" alt="" width="500" height="333" /><br />
Fotoğraf: <a href="http://www.flickr.com/photos/ozan_d/">Ozan Danışman</a><br />
<span id="more-127"></span>Yıllardır hep şehit verdik, yıllardır hep ağladık, ama artık bıçak kemiğe dayandı. Artık uyanma zamanı. Biz hep askerimize güvendik, biz askerimiz nöbet tutuyor diye rahat uyuduk. Biz hep bizim için bir şeyler yapan ve bizi koruyan var diye sesimizi çıkarmadık. Biz en basitinden seçimlerde bile ortaya çıkan sonuçtan sonra nasıl olsa ordu bu işe el koyar diye arkamıza yaslanıp çekirdek çıtlattık. Ve kayıplar her geçen gün biraz daha fazlalaştı.</p>
<p>Ve son 15 günde 30 evladımız yaşamına veda etti. Ölüm korkusuyla daha gencecik yaşta tanışmak ve ölümü tatmak&#8230;</p>
<p>Bu ne demek bilir misiniz? Bu duygu nasıl yansır yüze , peki bunu bilir misiniz? Milliyet gazetesi ana sayfa da sınırdaki, Dağlıca Mevkii&#8217;ndeki Mehmetçiklerin fotograflarına lütfen bir bakın . Ne demek istediğimi o zaman daha iyi anlayacaksınız. Bir kedi bile vermeyiz” dedi.</p>
<p>“PKK terör örgütü değildir. Türkiye Irak’a girerse karşı koyarız” dedi.<br />
Bu sözler Yüce Türk Devleti&#8217;nin geçmişte kırmızı pasaport verdiği ve bağrına bastığı Talabani ve Barzani&#8217;ye ait Amerikan ve AB ülkelerinin maşa olarak Türkiye’ye karşı güdümlü bir katile dönüştürdüğü PKK örgütü ve liderlerine ait…<br />
Balık hafızalı Türk milletimin sınırsız hoşgörüsüne sığınıp yıllarca Türk ekmeği yiyerek büyüyen teröristin hamilerine ait&#8230;</p>
<p>Bu adamlar diyor ki kardeş kardeşe birbirine düşsün bizde seyredelim. Bu adamlar diyor ki biz size yaşadığınız , şehit kanıyla suladığınız , uğruna Çanakkale de, İnönü&#8217;de, Afyon&#8217;da yüzbinlerce şehit verdiğiniz, göklerde dalgalandırdığınız ay-yıldızlı bayrağınızın altında yaşadığınız ülkede size rahat vermeyeceğiz.</p>
<p>Ama şunu bilmiyorlar ki şimdi birlik zamanı , şimdi tarih yazma zamanı&#8230;<br />
Yıllardır iğrenç oyunlarıyla ezdiği ülkeler gibi bizi ezemeyecek kendini dünyanın tek sahibi ilan eden ABD . Türk halkının birlik beraberliği altında onlar ezilecek.<br />
Zavallı gafiller&#8230;</p>
<p>Türkiye yıllardır uyuduğu kış uykusundan uyanıyor hatta uyandı haberiniz ola&#8230; Bize bir kez daha Türk olduğumuzu hatırlattınız ve cezasını çok ağır ödeyeceksiniz.<br />
85 yıl önce tarih yazmıştık şimdi bu tarihi dünya tekrar okuyacak. Şehitlerimize Allah&#8217;tan rahmet, ailelerine da başsağlığı diliyorum&#8230;.</p>
<p>Sezin Kanmetin Kuruscu</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/10/29/mevzuu-vatan-ise-gerisi-teferruattir/&title=Mevzuu vatan ise gerisi teferruattır...&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/10/29/mevzuu-vatan-ise-gerisi-teferruattir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bana Kalbinden Geçeni Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim&#8230;.</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2007/10/27/bana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2007/10/27/bana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Oct 2007 13:46:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezin Kanmetin Kuruscu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sezin Kuruscu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=124</guid>
		<description><![CDATA[

Bağışıklık sistemimizin nasıl her geçen gün durmadan binlerce saldırıya karşı dayanmak ve kendini savunmak zorunda olduğunu bir düşünün.Doğal tedavi ve bitkisel ilaçlar uzmanı Richard Shultze bir kitabında diyor ki;” Eğer et yiyen bakterilerin , lejyoner hastalığının ve öldürücü grip virüslerinin kötü olduğunu düşünüyorsanız , tıbbi ve bilimsel araştırmalar , açıkça kanıtlamıştır ki; bağışıklık sistemine saldıran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2007/10/27/bana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2007%2F10%2F27%2Fbana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Bana%20Kalbinden%20Ge%C3%A7eni%20S%C3%B6yle%20Sana%20Kim%20Oldu%C4%9Funu%20S%C3%B6yleyeyim....%22%20%7D);"></div>
<p>Bağışıklık sistemimizin nasıl her geçen gün durmadan binlerce saldırıya karşı dayanmak ve kendini savunmak zorunda olduğunu bir düşünün.Doğal tedavi ve bitkisel ilaçlar uzmanı Richard Shultze bir kitabında diyor ki;” Eğer et yiyen bakterilerin , lejyoner hastalığının ve öldürücü grip virüslerinin kötü olduğunu düşünüyorsanız , tıbbi ve bilimsel araştırmalar , açıkça kanıtlamıştır ki; bağışıklık sistemine saldıran en kötü düşmanlar MİKROPLAR değil.<img style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://www.lifedynamix.com/articles/files/iStockHappyBeachB.jpg" alt="" vspace="10" width="450" height="289" /><br />
Aklınızdan geçenler ve ağzınızdan çıkanlardır.Dahası vücudumuzun direncini arttırmaya yarayan en sağlıklı besinlerden mineral, vitamin, enzim, meyve suları, hatta şifalı bitkilerden bile sağlıklı olanı SEVGİ’dir.”</p>
<p><span id="more-124"></span>Beyniniz 7/24/365 gece gündüz hiç durmadan çalışır , asla kapanmaz, tatile çıkmaz. Beyin metabolizmasının, hemen her fonksiyonunu ve kimyasal dengesini kontrol eden, vücunuzu yöneten bilgisayar desteğidir.Sinir sisteminizden ve kan dengelerinizden tutun , cinsel fonksiyonlarınıza ve bilmediğiniz binlerce diğer fonksiyona kadar , beyin ; dümeni tutan kaptandır. Günün her saniyesinde sizi ve bütün vücudunuzu yaratır, yürütür, kontrol eder, destekler ve korur.</p>
<p>Bilim adamları bir şey düşündüğünüzde , beyninizin pencere diye ifade ettikleri bir şeyi açan kimyasallar yarattığını artık biliyor. Düşünceniz sona erdiğinde ise pencere kapanıyor.</p>
<p>İşte rüyalarınızın , insanı görüp, aşkı hissettiğnizde ve bütün vücudunuzu o harika ürperti kapladığında, bu beyninizin yarattığı kimyasaldır. Cinsellik arzu ettiğinizde , bu da beynin başka bir kimyasalıdır trafikte yolunuz tıkandığında içinizden bu sersemi lazer tüfeğiyle yok edebilme isteğine kapılmanız, bu nefret kan dolaşımınızdaki veya midenizde kaynayan bu asit yine bir başka beyin kimyasalıdır.</p>
<p>Bilim adamları bu beyin kimyasallarına NÖROPEPTİT diyorlar. Bilim uzun yıllardır bu konu üzerinde bir çok araştırma yaptı. Bizim bildiğimiz herhangi bir şey düşünmeye başladığınızda , beyniniz sizi değiştiren kimyasallar üretmeye başlıyor ve hissettikleriniz bu nöropeptit denilen beyin kimyasallarının yaratması ve özümlemesi sonucu oluyor.</p>
<p>İşte iş burada tuhaflaşıyor&#8230; Tıp geçen on yıl içinde çoğu kesimin gözünden kaçan büyük, hayır çok büyük bir buluş yaptı. Bağışıklık hücrelerinizin , tıpki bütün hücrelerdeki gibi yüzeylerinde belirli maddeleri özümlemek için , belirli yükleme rıhtımları olduğunu zaten biliyorlardı..Fakat , bağışıklık hücreleriniz yüzeyinde , sizi bakterilere, virüslere, mantarlara, kansere –tüm hastalıklara-karşı korumak ve bunlarla savaşmak üzere tasarlanmış bu hücrelerin yüzeyinde Nöropeptitler için belirli bir yükleme rıhtımı ve belirli bir özümleme alanı olduğunu keşfettiler.</p>
<p>Sizin ne düşündüğünüzle bağışıklık sisteminizin işi ne ? Onları niye ilgilendiriyor?</p>
<p>Bugünlerde ortalıkta onca mikrop dolaşıp dururken , kanser oranı roket hızıyla fırlamışken, yeteri kadar uğraşacak şeyleri yok mu da , sizin özel işlerinize karışıyor ve kendinizle yaptığınız o özel konuşmalara kulak kabartıyorlar.Sıkı durun &#8230;</p>
<p>İş burada daha da tuhaflaşıyor.Bağışıklık sisteminizin duygusal diyaloglarınızı kesinlikle dinlediğini, artık biliyoruz.Fakat vücudunuzdaki hiç bir hücre , organ veya sistem , eğer aldığı bilgiye tepki vermeye hazırlanmamışsa bir başka sistemi dinlemez.</p>
<p>Bağışıklık sisteminiz , duygusal diyaloglarınızı dinliyor vr bunlara tepki veriyor.İşte tıp biliminin şu anda bize söylediği şey tamamen bu. Bağışıklık hücrelerinizin üzerinde nöropeptitler yani her düşünce ile beyninizin yarattığı kimyasallar için özel bir reseptör bulunuyor ve bağışıklık hücrelerinizin mikroplara ve hastalıklara verdiği yanıt arttırıcı- azaltıcı hatta durdurucu olması bu kimyasallar tarafından belirleniyor.</p>
<p>Bağışıklık hücrelerinizin yanıtı , düşünceleriniz tarafından belirleniyor.</p>
<p>Yaptığınız herşeyin fiziksel bir sonucu var ve öyle görünüyor ki , artık her düşündüğünüz şeyinde bir sonucu var. OLUMLU DÜŞÜNÜN.</p>
<p>Mutlu günler.</p>
<p>Sezin Kanmetin Kuruşcu</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2007/10/27/bana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/&title=Bana Kalbinden Geçeni Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim....&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2007/10/27/bana-kalbinden-geceni-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

