<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>izmirLife - izmir kent günlüğü &#187; Nilüfer Veldet</title>
	<atom:link href="http://www.izmirlife.com/category/nilufer-veldet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.izmirlife.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 14:45:27 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sağlı solu ilerleyelim ortayı işgal etmeyelim</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/07/08/sagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/07/08/sagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 05:59:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3627</guid>
		<description><![CDATA[

Yazının başlığından  da çaktığınız üzere bugün karayollarına çıktık. İstikamet Urla. Vızzt  diye 15 dakkada Urla’ya varmak için hemen otoyoldayız..
Otoyola  çıktık da ne gördük?
Otoyol gişelerinde artık kartlı sisteme geçildi. Hoşşş hâlâ paralı gişe  varsa da, sanırım bi süre sonra kapanacak. Vatandaşlarımızın çoğu kart  almış. Amma velâkin gelin ve de görün, gördüğünüzde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/07/08/sagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F07%2F08%2Fsagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2F9fVIIi%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Sa%C4%9Fl%C4%B1%20solu%20ilerleyelim%20ortay%C4%B1%20i%C5%9Fgal%20etmeyelim%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3629" title="YOLDA - PLASTİK ÜZERİ AKRİLİK 67 X 67" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/YOLDA.jpg" alt="" width="286" height="215" />Yazının başlığından  da çaktığınız üzere bugün karayollarına çıktık. İstikamet Urla. Vızzt  diye 15 dakkada Urla’ya varmak için hemen otoyoldayız..<br />
Otoyola  çıktık da ne gördük?</p>
<p>Otoyol gişelerinde artık kartlı sisteme geçildi. Hoşşş hâlâ paralı gişe  varsa da, sanırım bi süre sonra kapanacak. Vatandaşlarımızın çoğu kart  almış. Amma velâkin gelin ve de görün, gördüğünüzde de gözlerinizi açın  ki, sürücüler otoyol  gişesine girişte kartı basıyorlar.</p>
<p>Hay bindokuzyuzaltmışbindört  kunduz. Bi tamponla şunları dokun da olaya uyandır. Gişe girişinde kart  basılmıyor abilerim, ablalarım, çıkışta basılıyor. Aynen paralı  gişelerde olduğu gibi kuyruk oluşturuyorlar.<span id="more-3627"></span></p>
<p>Ben sürücülere bakmaktan, “ay bu basar, bu basmaz” diye tipine bakıp  süzme olup olmadığını anlamak için gişeler arasında zikzaklar çize çize  mahvoldum.<br />
Nihayet otoyola girdik. Vıınnn diye bi an önce Urla’ya  gidip şaane denize cosss diye atacaz kendimizi.</p>
<p>Ben ortadirek bi vatandaş olarak her daim orta şeritten giderim. Ne  yavaş -hınnn hıınn- diye  gaz veririm ne de sol şeritten zorrrtttt diye  gazlarım.<br />
Zaten yaz  aylarında Çeşme otoyolunda sol şeritten gitmek  için arabanın 180-200 basması gerekiyor. Arkadan gelen arabayı dikiz  aynasında görmenle adamın yanından vızztt diye sivrisinek misali geçmesi  anında oluyor. Benim de  ööle birmilyonbeygir gücünde arabam olsa sivrisinek gibi uçarım.</p>
<p>Sakınnn  haa, yanlış anlamayın arabamı çok seviyommm. Arabamın  havasına suyuna  ayrı ihtimam gösteriyorum, o ayrı.<br />
Gelelim otoyolun orta şeridine  yayılan dangıllara: Bu dangıllara ne kadar flşaşör çakarsan çak,  umurlarında değil. Allam bi rahatlık vermiş, o kadar olur. Ee o zaman  ben ve benim gibiler ne yapıyor; bu dangılları sağlıyor. Bu sefer bunlar  hırs yapıyor, tintin giderken hemen gazlayıp, yanına geliyorlar bi  müddet aynı hizada gidip, sonra “bakkkk  aslında ben ne hızlı araba  kullanıyorum” mesajını çaktıktan  sonra gazlıyorlar.</p>
<p>Ayyyy ben de bi şaşıyorum ki bunlara o kadar olur!  Aman yalebbim bu hayatta ne hızlı giden Alain Delon&#8217;lar varmış, yoksa  maykıl şumaerin yandan yemişi misin nesin sen diyorummm.Bugün de bi  tanesini flaşörledim. Bu da rahat Alain  Delon&#8217;lardan biriydi. Sağa geçmeyi, hele ki bi kadının “hoopss çekilsene  lağnnn” demesini gururuna yediremedi. Ben Alain abimi sağladım. Aman  yalebbim bu bi hırs  yap, bi hırs, zırttt aynı hizada, bizim arabanın yanında bitti.. Adama  bi baktım Ediz Hun gibi  pırasa saçlarını yandan ayırmış, 70 lerden  kalma bi saç traşı. Bi de  salak salak sırıtıyo. Dişlerini yeni yaptırmış ondan zaar. Ön iki dişi  20&#215;25 lik fayans ebatındaydı. Bi de derz dolgulu falan. Canım milyarları  dişe yatırdım ziyan olmasın,  kullanayım bari diyor herhalde. Güle güle kullan Ediz beyciim dedim  içimden. Umarım tez zamanda gömmezler o dişlerini.</p>
<p>O sırada benim cd  çalarda Sıla’dan Alain Delon’um benim şarkısı çalıyordu. O anda,  nakaratta “aallaaaahhh alllaaaaaahhh” kısmı gelmesin mi? Geldi! Bu bana  mı diyonn, dedi. Ben de ohh tam yerine manzara geldi bari bi oturtiyim  dedim. Kolumu  camdan çıkarıp, parmaklarımı açarak, teflon tavadaki  köfte  gibi elimi döndürdüm. “Sana hemşerim bişi mi varrrr” dedim. O da bana  aynı hareketi yapıyor.  <strong>“bababababa havalara nasıl da geriniyor / Alain Delon’um benim nasıl  da  kasılıyor / No no no no almayayım başkası alsın / tipim değilsin / üstü  kalsınnnn&#8230;</strong></p>
<p>Bu da mı bana diyor? Evet sana adama bakar mısın iyi  ki bi diş yaptırmış kendini bişi zannediyor. Bu sefer elimi sulu  köftenin köftesi gibi, yumruk yaptım, sonra da  gaza bastım, sağ  şeritten onu sağladım.<br />
Hani  Amerikan filmlerinde seyrederdik otoyol sapıklarını, allamm bu da  otoyol sapığı olmasın dedim. Tırstım da inceden inceden.<br />
Offf, neyse  değilmiş.</p>
<p>Ohh Alain Delon&#8217;umu atlattıktan sonra, sağ şeritte  giderken koca bi kamyon lastiği parçalanmış, orda yolun ortasında öööle  duruyor. Bereket sağ tarafta bi boşluk vardı da, oraya sağladım. Sağın  sağına da ulaşmış olduk böylelikle!<br />
Oysa bir kilometre ötede, karayollarından ekip var, eline bayrak almış,  araçları yönlendiriyordu. Kaza olcak allam korusun, gidip alsalar ya!  Yok olmaz, şimdi bunlar derler ki; Çeşme otoyolunun 41. kilometresinden  sorumluyuz, 40.  kilometre bizim sorumluluk alanımızda diil.<br />
Offf yaa, sinir oldum</p>
<p>Sinir  olmaya başlayınca bana bişey oluyor, her aksaklığı görmeye başlıyorum:  saat sabahın 11 de elektrik direkleri gündüz gündüz yanıyordu.<br />
Bu ne  yaa böyle? Allllaaaaahh Allllaaaaaaahhh, &#8220;Sıla’nın nakaratı.&#8221; Ben de  Sıla&#8217;yla beraber &#8220;Alaaaaaahh Alllaaahhhh&#8221;<br />
Nerde bu devlet, nerde bu millet…</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/07/08/sagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim/&title=Sağlı solu ilerleyelim ortayı işgal etmeyelim&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/07/08/sagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ege’de Pide</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/05/27/ege%e2%80%99de-pide/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/05/27/ege%e2%80%99de-pide/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 12:50:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Balıklıova]]></category>
		<category><![CDATA[Gülbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Mordoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3613</guid>
		<description><![CDATA[

Keyfim, ben, sen ve yol…
Yola çıkmak heyecanlandırıyor. Bugün oldukça  heyecanlıydı. Heyecanı sezdik mi ne, cd çalara pulp fiction sondraci yerleştirdik.  Yolda iyi gidiyor tavsiye ederim.
Yarımada turlama sezonunu açtık.
Otoyol bildiğiniz otoyol, kekik kokuları, lacivert  deniz ve karşıdan karşıya geçen kelebekler…
Her zaman saptığımız Urla sapağını es geçtik.  Karaburun sapağına kadar geldik. Duble yolları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/05/27/ege%e2%80%99de-pide/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F05%2F27%2Fege%25e2%2580%2599de-pide%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2Fbb2TjS%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ege%E2%80%99de%20Pide%22%20%7D);"></div>
<p>Keyfim, ben, sen ve yol…</p>
<p>Yola çıkmak heyecanlandırıyor. Bugün oldukça  heyecanlıydı. Heyecanı sezdik mi ne, cd çalara pulp fiction sondraci yerleştirdik.  Yolda iyi gidiyor tavsiye ederim.</p>
<p>Yarımada turlama sezonunu açtık.</p>
<p>Otoyol bildiğiniz otoyol, kekik kokuları, lacivert  deniz ve karşıdan karşıya geçen kelebekler…</p>
<p>Her zaman saptığımız Urla sapağını es geçtik.  Karaburun sapağına kadar geldik. Duble yolları aştık. Yüksek Teknoloji’nin orada  yol çalışması vardı. Labirentin arasından dolaşır gibi direksiyonu hızla sağ, hızla  sol yaparak Gülbahçe yoluna girdik. Bu kıvrımlı yol acayip hoşuma gidiyor.  Takır takır ses çıkarması, hızla dönülen virajları, yokuşu ve yokuş aşağı  giderken gaza basmak. Epey bi eğlenceli…<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3614" title="BALIKLIOVA-BAHAR-2009-039" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/BALIKLIOVA-BAHAR-2009-039.jpg" alt="" width="690" height="217" /><br />
Tüm bunlar yol  falan eğlenceli de, ne yazık ki,  Gülbahçe, Balıklıova, Mordoğan, üçlemesi sarmıyor. Karaburun ehhh şöyle böyle. Ama şu yukarıda saydığım  üçleme bi düzensizliğin, bi kaosun temsilcisi sanki.</p>
<p><span id="more-3613"></span>Güzelim yol kenarındaki  kıyı şeridine  korsan balık çiftlikleri yapmışlar.</p>
<p>Denizin içinde yemleme sistemi ile balık  yetiştirmek. Iyyyy dedirtiyor insana. Dolayısıyla, sıra sıra balık lokantaları açılmış.  Kültür çipurası ızgara yapıyorlar. Denize nazır kültür balığı  yemenin de  tadı bi başka olmalı!!!</p>
<p>Sanki balık kokulu tavuk gibi. Allam gücüne  gitmesin ama eti de pek bi yavan. Kayış gibi. Yenmiyor işte.</p>
<p>Bu kadar kültür çipurasını övdükten sonra,  yenilmez! Yiyemez insan. Boğazından geçmez yani. O yüzden midelerde zil çalmaya  başlamışken, tırım tırım pideci aradık.</p>
<p>Balıklıova’da bulduk.</p>
<p>Avuç içi kadar Balıklıova’da bi park yeri yok.  Sanki Gündoğdu Meydanı’nda park yeri arıyoruz.</p>
<p>Nihayet bi yer bulduk. O da şu yukarda öve öve  bitiremediğim çipura balıkçı lokantasının park yeriymiş.</p>
<p>Siz siz olun, sezon henüz yeni açılmışken bi  beldeye gitmeyin. Adamlar çakal gibi üstünüze atlıyorlar. Ehhhh dedirtiyor  insana.</p>
<p>Adam çıkmış hemen içeri buyur ediyor, gözlerinde TL işaretleriyle. Arabayı park ettik ya!</p>
<p>Direkt sizin dükkâna gelmedik dedim.  O  kadar politikanın inceliklerini izlediğimiz halde bende nedense politikadan eser yok. Bla bla bla…</p>
<p>Pideciye süzüldük. Bu kadar mı bakımsız, bu kadar  mı pis, bu kadar mı düzensiz olur? Leş gibiydi. Her şey de parayla değil ki. Al  eline kardeşim bi deterjan yıka pakla şartla şurayı.</p>
<p>Hesabı çekmesini biliyorsun ya!</p>
<p>Çok kızdım çok.</p>
<p>Pideci yöre insanı. Kışın buralar sessiz ve tenha  olur. Yeni yeni insan geldiğinden ve bizden başka müşteri olmadığından sahipleri çevirdiler sandalyeleri bizi seyrediyorlar. La havle illa billa  –  bu deyimin de sonu nedir? hep unutuyorum- bilenler okuyormuş gibi yapsın, bilmeyenler şansına küssün.</p>
<p>Ne diyordum? İnsan birileri bakarken de yemek  yiyemiyor. O kadar aç olduğum halde pideci hanım pideyi fırında kürekle –hışır hışır  hışır- diye çevirirken, o kürek sanki midemi kazıdı.</p>
<p>Kazıdı da ne oldu? Yarısını bıraktım. Boğazıma  durdu resmen. Aaaa ama ayıp derler adama. Ben de dedim.</p>
<p>Hemen kalktık ve fonda pulp fiction, Urla yolları  duble asfalt deyip, bastık gaza.</p>
<p>Gene eleştirel gözlüklerimiz takılı:</p>
<p>Urla çarşısının göbeğinde garabet bi AVM  yapılıyor.Temeli uzun yıllardan  beri atılı duruyordu da, şantiye törenle vatana millete açılmış. Kamyonlar, beton karma araçları,   heyula gibi yolu kaplıyor. Urla Urla olalı böyle zulüm görmemiştir. Bi trafik ki, ıyyy.</p>
<p>Medeni bi insan gibi park yeri aradık. Öyle maganda  gibi aracı alışveriş yapacağımız dükkânın önüne fütursuzca bırakıp alışveriş  yapmayanlardanız.</p>
<p>Aradık taradık, bi tane boş yer yok. Bi yerde boş  bi park alanı bulduk. Meğer Cem AVM diye, plastik ve 5. sınıf Çin malları satan  bi dükkâna pardon AVM ye aitmiş! Park yerinde iki araç olmasına rağmen, adam dakika tutuyor. 10 dakika durursan bi plastik saksı, 20 dakika durursan bi  plastik leğen, 45 dakika durursan 4 sandalye masasıyla, 1 saat durursan  şemsiyeli bi şezlong almak zorunda kalırsın diye. Park yeri tarifesi!</p>
<p>O anda Cüneyt Arkın abim olsa da şunun üzerine bi  uçsa, bi uçsa diye içimden geçirmedim değil.</p>
<p>Bittabi ki bastık gaza. Urla’yı tekrar fethedip, alacaklarımızı aldık.</p>
<p>Benim yolum ağaçlı yol. Burası öyle güzeldir ki, of  off offff dedirtir insana. Giderken sol tarafta enginar tarlaları, sağ  tarafta yine yeşil tarlalar, ağaçlar ve bazı da görgüsüz Amerikan mimarisine  öykünerek yapılmış, girişi sütunlu malikâneler.</p>
<p>Gelinkaya’da ne yapılır? Ne yapılacak: fonda Türkçe  sözlü hafif müzik, görselde lacivert deniz, denizde bi yelkenli aheste  akarken, yeşil küçük adalar, kıyıda yüzen martılar, yakın ufukta İzmir silueti izlenir.  Manzara zihne kazılır, iyot kokusuyla birlikte. Tabii Urla denince kafiyesi  bira, biranın arkadaşı kızarmış patates de yenir.</p>
<p>Bir yerde fazla oturunca hafakanlar basan biz,  hemen yola çıkarız.</p>
<p>Bi yere ulaşmama isteği ile, yolda olmak ve gitme  halidir bizi bizden alan, götüren alemlere…</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/05/27/ege%e2%80%99de-pide/&title=Ege’de Pide&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/05/27/ege%e2%80%99de-pide/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANARŞİK TEYZEM’LE YAVAŞ ŞEHİRDE…</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/05/05/anarsik-teyzem%e2%80%99le-yavas-sehir-cittaslow-seferihisar/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/05/05/anarsik-teyzem%e2%80%99le-yavas-sehir-cittaslow-seferihisar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 May 2010 13:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşik Teyzem]]></category>
		<category><![CDATA[cittaslow]]></category>
		<category><![CDATA[Seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[Sığacık]]></category>
		<category><![CDATA[Teos]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Soyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3576</guid>
		<description><![CDATA[

Dikkat ettiniz mi bilmem? Anarşik Teyzem’den uzun  zamandır hiç bahsetmiyordum Anarşik Teyzem kışı İstanbul’da kuzeninin yanında  geçirdi.
Artık sıkıldım. Dayanamadım ve çağırdım. “Kışı  geçirdin, bahar geldi geçecek ve sen hala oradasın, reva mı bu?”  diye  sitemlerimi de belirttim telefonda.
Dayanamadı geldi.  Ben çağırmasam geleceği de yoktu.
Geçtiğimiz hafta onun evinin birikmiş işleri ile  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/05/05/anarsik-teyzem%e2%80%99le-yavas-sehir-cittaslow-seferihisar/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F05%2F05%2Fanarsik-teyzem%25e2%2580%2599le-yavas-sehir-cittaslow-seferihisar%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2F9eUXl5%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22ANAR%C5%9E%C4%B0K%20TEYZEM%E2%80%99LE%20YAVA%C5%9E%20%C5%9EEH%C4%B0RDE%E2%80%A6%22%20%7D);"></div>
<p>Dikkat ettiniz mi bilmem? <a href="http://anarsikteyzem.com/" target="_blank">Anarşik Teyzem</a>’den uzun  zamandır hiç bahsetmiyordum Anarşik Teyzem kışı İstanbul’da kuzeninin yanında  geçirdi.</p>
<p>Artık sıkıldım. Dayanamadım ve çağırdım. “Kışı  geçirdin, bahar geldi geçecek ve sen hala oradasın, reva mı bu?”  diye  sitemlerimi de belirttim telefonda.</p>
<p>Dayanamadı geldi.  Ben çağırmasam geleceği de yoktu.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta onun evinin birikmiş işleri ile  uğraştık. Nihayet bitti işler.</p>
<p>Hadi dedik bugün, şehir dışına sakinliğe gidelim, yaprakların hışırtısını, martıların carıldamasını dinleyelim.<img class="alignnone size-full wp-image-3580" title="Sığacık" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/sigacik.jpg" alt="" width="690" height="263" /><br />
Ben Urla dedim, o “artık bıktım” dedi. “sakin şehir  Seferihisar’ı ne zamandır görmedik,  <strong><a href="http://www.google.com.tr/#hl=tr&amp;source=hp&amp;q=cittaslow+&amp;meta=&amp;aq=f&amp;aqi=g8&amp;aql=&amp;oq=&amp;gs_rfai=&amp;fp=99f33a417e1aacf" target="_blank">cittaslow</a> </strong>ünvanını aldıktan  sonra ne gibi değişiklikler olmuş, bizzat tespitlerimizi kendimiz yapalım” dedi.</p>
<p><span id="more-3576"></span>Tamam. Atladık arabaya, bastık gaza…</p>
<p>Allahım geçtiğimiz haftaya kadar bahar sadece  takvimlere gelmiş, yaşama gelmemişti.</p>
<p>Bugün gelmiş. Hem de nasıl. Yolda güneş kucağıma bi  oturdu ki, öfff dedirtti resmen.</p>
<p>Seferihisar’a gelenleriniz varsa, Seferihisar  kavşağından sonra, Sığacık’a giden yolun güzelliğini de bilir. Bugün daha da güzeldi.  Yeşilin her tonu ve nefisss çiçek kokuları. Parfüm gibi desem, o güzelim mis gibi kokularını salan çiçeklere hakaret olacak. Hiç öyle suni değildi. Çektik ciğerlere mis kokuyu.</p>
<p>Sığacık’a geldik.</p>
<p>O da ne? Arabayı her zamanki yere park ettik. Ben  “yavaş şehir” ünvanını aldıktan sonra buraya, motorlu araçların giremeyeceğini düşünmüştüm. Hiç de değil. On beş sene önce araç durumu nasılsa bugün de  aynı?</p>
<p>Ne iş? Anlamadım doğrusu. Hele bi de bi “vızzzt  vızzztt” diye ses çıkaran acayip bi motosikletler yok mu, onlar da cirit atıyor.  Eee ne anladım bu işten?</p>
<p>Sayın Tunç Soyer ne zaman kalkacak bu motorlu  taşıtlar? Bi anda hayallerim yıkıldı doğrusu.</p>
<p>Anarşik Teyzem’de sinir oldu. O, uzun zamandan  beri, kalenin üzerine yapılan evlere takmıştı kafayı. Hâlâ öyle duruyor. Birazdan  aşağıda şekil 1-a ve şekil 1-b lerde durumu belgeleyeceğim.<br />
<img title="Cittaslow Residences !" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/cittaslow.jpg" alt="" width="690" height="234" /></p>
<p>Onun dışında bi kaç ev beyaza boyanıp,  pencerelerinin etrafı turuncu renkle boyanmış.</p>
<p>Bi çay bahçesinde oturup sağdan soldan, memleketten  konuştuk her zamanki gibi…</p>
<p>Otur otur nereye kadar, hareket lazım.</p>
<p>Kalenin oradan sağa kıvrıldık. O kadar tenha ve  güzeldi ki… Deniz, balıkçı tekneleri, masmavi gökyüzü, ve yemyeşil tepeler…</p>
<p>Deniz kenarına oturup, ayaklarımız denize doğru  uzattık. Denizde tiki bi yengeç piyasaya çıkmış afili afili yürüyordu.</p>
<p>Martıların sesini, ağacın yapraklarının çıkardığı  senfonik müziği, denizin sesini dinledik. Ruhlara epey bi iyi geldi.</p>
<p><img class="size-full wp-image-3578 alignleft" title="Cittaslow Streets" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/cittaslowStreets.jpg" alt="" width="250" height="188" />Ruhlara enerji depoladıktan sonra, kalktık. O da  ne? Bir bankın önünde ayçekirdeği kabukları bi ton. Ne bu ya? Ne bu? Kardeşim  her şey de yasaklarla mı olacak? Bunun inisiyatifi sizin elinizde olmaz mı? Ayıp  değil mi? Cık cık cık… Bakmayın böyle yaptığıma gerçekten de çok kızdık. Şekil  1-c de görebilirsiniz…</p>
<p>Şimdiye kadar pek bi icraat göremedim, en azından  motorlu araçların girmeyeceğini düşünmüştüm Ama umut ediyorum ki yavaş yavaş  olacak.</p>
<p>***</p>
<p>Buranın rüzgârı çok meşhurdur. Teos plajı yüzmek  için çok elverişli değildir. Fakat sörf yapmak için ideal bi plajdır.</p>
<p>Bu da demek oluyor ki, yenilenebilir enerji için  epey müsait bi yer.</p>
<p>Araştırdım: 4 antik hamam, 12 tarihi eser  kategorisine girebilecek cami, 11 Tümülüs, 2 antik kent, 1 harabe, 1 antik ada, 1  tarihi kale, 1 antik taş ocağı, 1 şehitlik anıtı, 1 ılıca ve en az 10 tane  tarihi eser kategorisine girecek konut varmış.</p>
<p>Araştırma yapmışken bi de belediyenin sitesine  girip, <strong>citta slow</strong> hareketi hakkında neler yapmışlar bir bakayım diye düşündüm. Ve hemen düşündüğümü uygulamaya  koydum.</p>
<p>Demir Demirkan  <strong>citta slow</strong> gönüllüsüymüş. Ve Twitter’da takipçileriyle birlikte sözlerini yazdıkları “yavaş yaşamalı” şarkısını Seferihisar’a hediye etmiş</p>
<p>Belki sizde “gönüllü” olmak istersiniz. O halde bi  iyilik yapayım da size, formun adresini vereyim.</p>
<p><a href="http://www.cittaslowseferihisar.org/gonullu-ol.htm" target="_blank">www.cittaslowseferihisar.org/gonullu-ol.htm</a></p>
<p>Tunç Soyer konuyla ilgili şöyle konuşmuş:<em> “Arkadaşlarımız, güneş enerjili bir bisiklet üretti. İlçede, rampaları pedal çevirmeden çıkmaya olanak  sağlayan bisikletler olacak. Fayton uygulamasını başlatacağız. Belirli saatlerde  kent merkezine motorlu araç almıyoruz. Görüntü kirliliği bulunan bir  caddemizi tamamen yenileyeceğiz. 20 ressamla sürdürdüğümüz çalışmalar neticesinde, apartmanların cephesinin boyanması, kolonların taş kaplanması, klimalara  ahşap ızgara yapılması ile pencere ve balkonlara sardunya konulmasına karar  verdik. 4 bin sardunya yetiştiriyoruz. 1 binada çalışmalar başladı. Gönüllü  öğrenciler tarafında sürdürülecek çalışma ile hem sakin kriterlerini yerine  getireceğiz hem de yerel yönetimlere uygun maliyetle kentin çevresini değiştirmenin  mümkün olduğunu göstereceğiz.”</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3579" title="Cittaslow" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/cittaslow2.jpg" alt="" width="690" height="283" /><br />
Evet biliyorum. Her şey hemen gerçekleşmez. Ama  sayın başkan Tunç Soyer lütfen şu “vızzzt” diye ses çıkaran garabet motosikletleri kaldırmakla başlayın işe. Ve sonra araç girmesin. Dışarıda bi yerde park  edelim araçları ve hep yürüyelim, ne egzoz dumanı olsun, ne gürültü, ne de yer  işgal etsin.</p>
<p>Kolay gelsin. Başlamak bitirmenin yarısıymış, diyor  Anarşik Teyzem. Vınnlıyoor sizi…</p>
<p>“YAVAŞ YAŞAMALI” isimli şarkının sözleri</p>
<p>Karınca kararınca diyip çıkmak lazım yola</p>
<p>Fazla bir şey almamalı insan yanına</p>
<p>Yollarda saklıdır sürprizler nasıl olsa</p>
<p>Gözlerini kısıp, dalıp ufka gitmeli ara sıra</p>
<p>Hayatı yavaşYavaş yavaş hayatı</p>
<p>Sindirerek yavaş yavaş yaşamalı</p>
<p>Her sabah uyanmak aynı güne</p>
<p>Günleri çoğaltmaktan başka neyi değiştirdi</p>
<p>Yine buğulu görüyorum dünyayı sanki</p>
<p>Sen misin yorgun olan dünya</p>
<p>Yoksa ben mi</p>
<p>Hayatı yavaş yavaş</p>
<p>Yavaş yavaş hayatı</p>
<p>Sindirerek yavaş yavaş yaşamalı</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/05/05/anarsik-teyzem%e2%80%99le-yavas-sehir-cittaslow-seferihisar/&title=ANARŞİK TEYZEM’LE YAVAŞ ŞEHİRDE…&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/05/05/anarsik-teyzem%e2%80%99le-yavas-sehir-cittaslow-seferihisar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adnan Saygun Kültür Merkezi</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/04/28/adnan-saygun-kultur-merkezi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/04/28/adnan-saygun-kultur-merkezi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 07:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Saygun Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Birgül Başarır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3552</guid>
		<description><![CDATA[

Adnan Saygun Kültür Merkezi’ne gittim.
Burası eski eshot garajının olduğu yere yapılan,  devasa bi kültür merkezi. Yalnız dikkatinizi çekeceğim husus, bu devasalığı;  girişteki tüm alanın mermerlerle kaplanan bahçesinden ileri gelmiş olmasından kaynaklanıyor.

Aslına bakarsanız, içeriye girdiğinizde de,  gereksiz  alan o kadar çok ki, resim sergisinin bulunduğu odaya gitmek için bin adım atmanız gerekiyor.  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/04/28/adnan-saygun-kultur-merkezi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F04%2F28%2Fadnan-saygun-kultur-merkezi%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2Fcyij62%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Adnan%20Saygun%20K%C3%BClt%C3%BCr%20Merkezi%22%20%7D);"></div>
<p>Adnan Saygun Kültür Merkezi’ne gittim.</p>
<p>Burası eski eshot garajının olduğu yere yapılan,  devasa bi kültür merkezi. Yalnız dikkatinizi çekeceğim husus, bu devasalığı;  girişteki tüm alanın mermerlerle kaplanan bahçesinden ileri gelmiş olmasından kaynaklanıyor.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3554" title="Adnan Saygun Kültür Merkezi" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/aassm.jpg" alt="" width="690" height="308" /><br />
Aslına bakarsanız, içeriye girdiğinizde de,  gereksiz  alan o kadar çok ki, resim sergisinin bulunduğu odaya gitmek için bin adım atmanız gerekiyor.  Bilmiyorum hangi mimar projelendirmiş burayı. Oldukça büyük bi arsayı, nasıl  katledip, küçük bi alana çeviririm diye epey bi kafa yormuşa benziyor.</p>
<p>Neyse asıl görmek  istediğimiz cam ve seramik sanatçısı Birgül Başarır’ın eserlerini izlemekti. Gerçekten de çok güzel eserler  üretmiş. Biçok ulusal ve uluslararası ödülleri olan bi sanatçı. Kendisini buradan  tebrik etmek de asli görevimizdir efendim.</p>
<p><strong><span id="more-3552"></span><br />
</strong></p>
<p><strong>Biliyoruz   ve isminden de anlıyoruz burası aslında konser salonu. </strong></p>
<p>Gelgelelim burada,   o kadar boş sergi odası var ki, insan resim sergileri de izlemek istiyor.  Girişte sol tarafta bulunan sergi salonunda çıplak ve yer yer kabarmış rutubetli duvarlardan başka bişi yoktu. Aaa haksızlık etmeyeyim şimdi, dam üstünde saksağan gibi, duvarın alakasız yerinde duran, akşam kız sanat okulundan  ders alınmış da, bunun sonucunda ortaya çıkmış gibi iki adet tablo! Al sana  tablo mu? Al işte resme bak, hayallere dal, diye insanın yaratıcılığını  körükleyen eserler. Bilirsiniz yaratıcılık da yokluklardan beslenirmiş ya. O yüzden  bizi fena halde zorluyorlar!</p>
<p>Girişteki sağ taraftaki salon ise ayrı bi alem.  Orada da konsepti olmayan resimler…</p>
<p>Ben küratör falan  değilim, resim yapmasam da, az buçuk da izlemek anlamında, resme ilgi duyuyorum.</p>
<p>İstanbul’a gittiğimizde İstanbul Modern Sanatlar  Müzesine gitmezsem, kendimi suçlarım ve mutlaka giderim. İnsan orda 1.5 – 2  saatin nasıl geçtiğiniz anlamaz, her esere üstünkörü bakmış hissiyle ayrılır.</p>
<p>İstanbul Modern’in her  santimetrekaresi dahi değerlendirilmiştir. Amaç daha çok, daha çok eser sergilemektir. Ki zaten böyle olmalıdır.  Bilinçli ve özel sektörün işlettiği yerle, belediyenin işlettiği sanat merkezini karşılaştırmak da aslına bakarsanız benim hatam.</p>
<p>Bu tür kültür  merkezlerinin belediyenin işletmesi kadar absürd bişey olamaz. Bi kere mimari katliam. Kimbilir hangi şirkete  ihale edildiyse, ortaya nihale usülü bişi çıkmış.</p>
<p>Çıkışta dayanamayıp,  güvenlik görevlisine sordum: Yazın bu büyük alanda konser mi veriliyor? Evet. Taaa ilk girişte kafeteryanın  önündeki hap kadar boş alanda, cuma geceleri oda orkestrası, konser veriyor. Oldu  sayın güvenlik görevlisi, bu bilgiden dolayı gözlerim doldu!!!</p>
<p>İzmirli biçok ressam,  heykeltıraş var ve bu sanatçılar kendilerinden istendiği taktirde eserlerinden bazılarını sürekli olarak,  orada sergilenmek üzere hibe ediyorlar. Neden bu eserler, orada sergilenmez  de, bize rutubetten kabarmış, rutubetin duvarlar üzerinde yaptığı sanatsal  oluşumları izlemek düşer?</p>
<p>Akşam eve gelip de  televizyonu açtığımda cumhurbaşkanı Sn.Abdullah Gül’ün İzmir’de olduğunu öğrendim. Sn. Gül İzmir’e habire  gaz veriyordu konuşmasında. Kentin tarihinin çok eski olduğunu –evet çok çok  doğru- ve İzmir’in tarım, sanayi, turizmin başkenti olduğundan dem vuruyordu.</p>
<p>İzmir’de ticaret ara  ki bulasın.  Eğer az da olsa sanayi varsa, Manisa bölgesindedir daha ziyade. Sanayi yapıldığını düşündüğünüz Çiğli’ye  yolunuz düştüğünde üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi duran hali, içinize  hafakanlar basmasına neden olur.</p>
<p>Tarıma  gelirsek o da, yine Manisa ve Söke ovasındaki verimli topraklardan kaynaklanır. Aslında İzmir’in liman şehri olması kenti  hareketlendirse de ama yinede olmaz bişey.</p>
<p>Bu şehre taşındığımız  1988 den beri durum budur. Bunları gözlemliyorum. Hangi iktidar olursa olsun, tempo ve dinamizm bu şehirde eksiktir. İzmir’den çok küçük olan Bursa’da bile tempoyu, dinamizmi hissedersiniz.</p>
<p>Yazımın ana konusu olan sanat ise çok azdır.  Sinemalara en çok gişe yapan filmler gelir, sanat filmleri gelmez, eskaza gelse de çok  az gösterimde kalır ve hemen kalkar.</p>
<p>Sanki birileri bu  şehrin üstüne bi ölü toprağı, durağanlık tozu ekmiş. Her şey fazla dingin.</p>
<p>Belki şu anda bunu okuyan İzmirliler bana  kızıyorlardır. “hayır İzmir çok güzel, İzmir Türkiye’nin en güzel şehri v.s.” diye.  Evet doğduğun toprağı sevmenin, benimsemenin güzel bişey olduğunu  düşünüyorum.</p>
<p>Fakat bu öyle hastalıklı bi hal ki; insanın kara  sevdaya tutulmuş da, sevdiğinin hiçbir hatasını görmeyen gözü aşkından kör olmuş insanın haline benzetiyorum. Eleştiri insana da, bi şehre de dair olsa, gelişmesine fırsat verir. Hatalarını görür ve eksikliklerini giderir.</p>
<p>İnsanı baz alırsak  kendisi mükemmel gören ve çevresinden de mükemmelliği sürekli tekrarlanan biri, kendisinin kusursuz olduğunu düşündüğünden, aynı hataları tekrarlar ve aynı noktada kalmasına ve  hatta yıllar hızla akıp geçerken çağa ayak uyduramamasına neden olur.</p>
<p>Eleştiri ve eksiklikleri söylemektir bence aslında sevmek.  Gelişmesini istediğimizi ifade ederiz</p>
<p>Diğeri kendi kendini kandırmaktan ve –miş gibi  sanmaktan öteye gitmez.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/04/28/adnan-saygun-kultur-merkezi/&title=Adnan Saygun Kültür Merkezi&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/04/28/adnan-saygun-kultur-merkezi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMER 6</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/04/21/izmir-kemeralti/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/04/21/izmir-kemeralti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 16:13:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Abacıoğlu Hanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kemeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Kızlarağası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3532</guid>
		<description><![CDATA[

Kemeraltı’na her gittiğimde, hayatın sıradanlığı içinde, mekânların da sıradan olduğunu düşünüp, bakıp ama görmeden geçerdim.
Son okuduğunuz roman, hocanıza aitse -Hidayet Karakuş / Şeytan Minareleri- ve romanda Sivas Katliamı ile birlikte İzmir,  Kemeraltı tüm ayrıntılarıyla anlatılıyorsa, romanın etkisinden sanırım; girişte soldaki çınar ağacının fotoğrafını çekerek girdim bugün Kemeraltı’na.
Kemeraltı büyük, canlı bir anakonda demiş Sn. Karakuş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/04/21/izmir-kemeralti/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F04%2F21%2Fizmir-kemeralti%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2F9msWQ0%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22KEMER%206%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-3545" title="KEMERALTI" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/KEMERALTI-NİSAN-2010-0011-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" />Kemeraltı’na her gittiğimde, hayatın sıradanlığı içinde, mekânların da sıradan olduğunu düşünüp, bakıp ama görmeden geçerdim.</p>
<p>Son okuduğunuz roman, hocanıza aitse -Hidayet Karakuş / Şeytan Minareleri- ve romanda Sivas Katliamı ile birlikte İzmir,  Kemeraltı tüm ayrıntılarıyla anlatılıyorsa, romanın etkisinden sanırım; girişte soldaki çınar ağacının fotoğrafını çekerek girdim bugün Kemeraltı’na.</p>
<p>Kemeraltı büyük, canlı bir anakonda demiş Sn. Karakuş romanında.</p>
<p>Bütün hanlarından, otellerinden bahsetmiş. Ki hep dikkatimi çeken, her önünden geçtiğimde baktığım, Şükran Oteli’dir. Bugün onu bu haliyle bakımsız, harap, görmek hoş değil ama… Amanın sonunu tahmin ediyorsunuzdur sanırım.</p>
<p>Kemeraltı’nın içinde, geniş avlulu çarşılar var. Abacıoğlu Hanı, Piyaleoğlu Hanı, Arap Hanı, Kızlarağası Hanı…</p>
<p>Kızlarağası Hanı en sevdiğim han. Antikacıları, halıcıları, takıcıları ve çayhaneleri ile oranın çekim gücüne dayanamıyorum.</p>
<p><span id="more-3532"></span>Abacıoğlu Hanı restore edilip, sergi salonu yapılmış.</p>
<p>Han duvarları;  taştandır, taştan…</p>
<p>Resim sergisi vardı ve yağlıboya resimler güzeldi. Öyle yorgundum ki; -öncesinde bin kilometre yürüdüyseniz elbette yorgun olursunuz,-  o yüzden  bu resimlerin hangi sanatçıya ait olduğunu söyleyemeyeceğim, üzgünüm.</p>
<p>Tavsiye: İzmir’de oturuyorsanız, bu güzel resimleri görmeye gidebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/KEMERALTI-NİSAN-2010-0201.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3547" title="KEMERALTI" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/KEMERALTI-NİSAN-2010-0201.jpg" alt="" width="690" height="359" /></a><br />
Abacıoğlu Hanı restore edilmiş edilmesine de; kardeşim her iş mi yarım olacak! Eleştiri getirmekten bıktım artık. Yerdeki tahtalar leş gibiydi. Zamanın tortusu üzerinde olduğundan; rutubetli, havasız ve ekşi bi kokusu vardı. İnanın bir an önce çıkmak istedim güneşe ve kalabalığa.</p>
<p>Kalabalık ki, ne kalabalık…</p>
<p>Sadece insanlar mı? balkonlara tenteciler, sünnet kıyafeti satıcıları, kına gecesi kıyafeti satan dükkânlar, gelinlikçiler, kolonyacılar, nikah şekercileri, enfiyeciler, ayakkabıcılar, çorapçılar, hangi birinin fotoğrafını çeksem şaşırdım.</p>
<p>Fotoğraf çekerken, insanların kişiliklerini de anlıyorsunuz. Bazıları çaktırmadan poz veriyor, bazıları tam çekerken özellikle, önünüzden geçiyor –pisss kabaaa- bazıları “ne çekiyonn film mi yapcannn?” diyor. Ben de “evettt bildinizzz, alın verin ekonomiye can verin, kısa filminizi yapıp, facebookta paylaşcam. Paylaşmayı çok severim. Her paylaşımda çoğalırız abiler…” dedim. Tabii derim…</p>
<p>Genelde Kestane Pazarı’nın oradan, slalom yaparak yürürüm. Bugünse Kemeraltı’nın ana caddesinden yürüdüm. Tekstil sanayi “çılgın Türkleri” unutmamış. “hop dedik karşında Türk var, çılgın Türkler” v.b sloganlı tişörtler üretmiş müteşebbislerimiz.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3548" title="KEMERALTI" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/KEMERALTI-NİSAN-2010-029.jpg" alt="" width="690" height="302" /><br />
Ben çıldırmamış bi vatandaş olarak gülümseyerek, sadece fotoğrafını çektim.</p>
<p>Kızlarağası’nın arka kapısının karşısında yeni bi balıkçı açılmış. İspanyol şarkıları eşliğinde, midye, kalamar ki, -gözlerin parlamasına sebep olan, cana can katan ikili- ve diğer balıklar missss gibi kokular eşliğinde servis ediliyordu. Bu nefis kokulara can dayanır mı? Cevap veriyorum: dayanmaz. Oturduk, elimiz mahkûm. Oturmamak günah. Ben de günah işlemekten korkan, sevap işlemeye meyilli bi insan olduğumdan, hemen mideye gönderdik. İyi etmişiz. Yaradı hakikaten de…</p>
<p>Bana “ya fiyatı, ya fiyatı, paylaşımcı yazıcı” derseniz, bende “çok uygun çok uygun, gelip burayı ziyaret edin,” deyip sevaba girmenizi öneririm</p>
<p>Kemeraltı’ndan çıktıktan sonra ne yapılır? Tabii ki kitapçıya uğranıp, bi kitap kapılır. Aceleyle eve gelinir.</p>
<p>Çay demlenir…</p>
<p>Daha ne yapılacaktı ki?</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/04/21/izmir-kemeralti/&title=KEMER 6&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/04/21/izmir-kemeralti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in Arka Sokakları ve Canlı Heykeller</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/04/19/izmirin-arka-sokaklari-ve-canli-heykeller/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/04/19/izmirin-arka-sokaklari-ve-canli-heykeller/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 20:43:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak Sanatları Atölyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3519</guid>
		<description><![CDATA[

Nihayet bahar geldi işte. Bütün kış boyunca en sevdiğim şeylerden biri internette gezinti yapmaksa, diğeri kitap okumaktı.
Dün güneş öyle bi sarıydı ki, bütün sarı ışıklarını  odama davetkâr ve kışkırtıcı bir şekilde saldı. Benim için, böylesi güzel  günlerde elimde fotoğraf makinasıyla dolaşmak da en büyük zevklerden biri.
Yazın İzmir çok sıcak olur, uzun günlerde, aynı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/04/19/izmirin-arka-sokaklari-ve-canli-heykeller/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F04%2F19%2Fizmirin-arka-sokaklari-ve-canli-heykeller%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2FbEvmPN%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0zmir%27in%20Arka%20Sokaklar%C4%B1%20ve%20Canl%C4%B1%20Heykeller%22%20%7D);"></div>
<p>Nihayet bahar geldi işte. Bütün kış boyunca en sevdiğim şeylerden biri internette gezinti yapmaksa, diğeri kitap okumaktı.</p>
<p>Dün güneş öyle bi sarıydı ki, bütün sarı ışıklarını  odama davetkâr ve kışkırtıcı bir şekilde saldı. Benim için, böylesi güzel  günlerde elimde fotoğraf makinasıyla dolaşmak da en büyük zevklerden biri.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3522" title="İzmir Sokak Sanatları Atölyesi" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/izmir-sokak-sanatlari-atoly.jpg" alt="" width="690" height="376" />Yazın İzmir çok sıcak olur, uzun günlerde, aynı kış aylarında olduğu gibi,  her nerede iseniz,</p>
<p>–ev, işyeri- oraya mahkûm olursunuz. Günbatımı ya da geceyi beklemekten başka çare yoktur.</p>
<p>Bu konuya nerden  geldim. Haa evet, günün kışkırtıcı derecede güzel olmasından.</p>
<p>Hemen dışarı çıktım. İstikamet Güzelyalı. Seviyorum  orayı. Ama bu defa karar verdim, bilinenin tersi arka sokaklara dalcam ve henüz  yok olmamış eski evlerin, orijinal yerlerin fotoğrafını çekicem.</p>
<p><span id="more-3519"></span>Daha önceki  yazılarımdan birinde İzmir’in eksiklikleri yazmıştım. Heykellerin azlığından, sokak çalgıcılarının eksikliğinden ve  hatta Evrupa’daki gibi canlı heykellerin yokluğundan bahsetmiştim. Yazıyı  yayına verdikten sonra, “oooo Nilüfer memlekette ne sorunlar var, senin bu  isteklerin, alt gelir grubuna sahip birinin evine,  plazma tv istemek gibi bişi” diye kendimi de kınamıştım.</p>
<p>***</p>
<p>Geçen haftalarda  Kemeraltı’na gittiğimde romanların her köşe başında, darbuka, keman eşliğinde sundukları müzik de acayip hoşuma  gitmişti. “İşte yaaa bütün bunlar insana yaşam enerjisi veriyor, ister bu tür  müzikten hoşlan veya hoşlanma. Ritim tutan ellerle birlikte şehrin kalbinin güm  güm diye heyecanla attığını, hissettiriyor insana.</p>
<p>***</p>
<p>Güneşin davetinden  önce, netteki gastemdan, Kıbrıs Şehitleri caddesinde “<a href="http://www.sokaksanatlari.com/" target="_blank">Sokak Sanatları Atölyesi</a>’nin” canlı heykellerinin saatlerce kıpırdamadan durması, haberini okudum.</p>
<p>Derin bi “ohhh” çekip “nihayet yaaa, nihayet, bu  mudur? budur” dedim.</p>
<p>15 gün arayla sanatlarını icra eyliyorlarmış. Gönül  ister ki, her gün o caddenin vazgeçilmezi olsunlar. “Eee fazla şımarma, bu da  bi adımdır…”   “dedi  içsesim…”</p>
<p>***</p>
<p>Sokak Sanatları  Atölyesi Yönetmeni, Erdal Çoban, “sokakları lambaların değil sanatçıların aydınlatmasının önemli olduğunu” söylemiş.  “Sanat satın alınır bir meta olmamalıdır. Canlı heykeller projesi Türkiye’deki kaldırımlarda da sanat yapılabileceğini göstermektedir.”</p>
<p>Bu fikre tamamiyle  katılıyorum, hayatın ritmi sokaklarda atar ve yaşanır.</p>
<p>Ama biliyor musunuz, Sn.Çoban bu konuda İzmir’den  destek göremediklerini ve hatta bazen zabıtanın “kaldırımları işgal  ediyorsunuz” diye caz sanatını icra ettiğini söylemiş! Ne demişler burası Türkiye, her şey kanunlara uygun yürütülür! Bekçi Murtazalar boldur bu memlekette!</p>
<p>Sn.Çoban kurumsal  olarak desteklerinin olmadığını belirtmiş. Ardından bir tek Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’ın kendilerine  destek olduğu sözünü verdiğini, “Sn.Tartan’ın Konak İlçesi’ni müze kent yapmaya çalıştığını, bizlere de sanat adına gerekli desteği vereceğine  inanıyoruz,” diyerek bi anlamda Sn.Tartan’ı kendilerine destek olmasını ima etmiş.</p>
<p>Bunu yürekten destekliyorum, istiyorum. Ruh  istiyoruz kardeşim kentte ruh.</p>
<p>Üzerine ölü toprağı serpilmiş, her şeyin görüntüde  var ama yok şehrinin olmasını istemiyorum. Biraz heyecan, biraz ritim ve sokak sanatları…</p>
<p>Her şey halk için diyen politikacılar lütfen halka  yatırım ve halk için çalışın.</p>
<p>İsteğimden dolayı kendimi suçlayıp, hiç de bencilce olmadığını anlıyor ve biliyorum. Bilakis isteklerim sencilce…</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/04/19/izmirin-arka-sokaklari-ve-canli-heykeller/&title=İzmir'in Arka Sokakları ve Canlı Heykeller&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/04/19/izmirin-arka-sokaklari-ve-canli-heykeller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KONAK’TA SOĞUK BİR KIŞ GÜNÜYDÜ…</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/01/28/konak%e2%80%99ta-soguk-bir-kis-gunuydu%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/01/28/konak%e2%80%99ta-soguk-bir-kis-gunuydu%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 21:21:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Hisarönü]]></category>
		<category><![CDATA[Kızlarağası]]></category>
		<category><![CDATA[Merdane Börekçisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3461</guid>
		<description><![CDATA[

Yazıcının kartuşu bitmiş, kalem bitmiş, kaat bitmiş. Aman yalebbim, Konak’a gitme zamanı gelmiş de geçiyormuş nerdeyse.
Konak’a gitmek için bütün bunlar bahane. Haftada en az bir kez gitmezsem, haftam güzel geçmez. Havanın burnumu ve kulaklarımı yokmuş gibi hissettirmesi, dışarı çıkmama engel değil.
Bizim sokaklar merdivenli, yokuşlu güzel sokaklar. Yokuş aşağı, ellerim ceplerimde, bir türkü tutturmuş yürüyorum. Türküyü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/01/28/konak%e2%80%99ta-soguk-bir-kis-gunuydu%e2%80%a6/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F01%2F28%2Fkonak%25e2%2580%2599ta-soguk-bir-kis-gunuydu%25e2%2580%25a6%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22KONAK%E2%80%99TA%20SO%C4%9EUK%20B%C4%B0R%20KI%C5%9E%20G%C3%9CN%C3%9CYD%C3%9C%E2%80%A6%22%20%7D);"></div>
<p>Yazıcının kartuşu bitmiş, kalem bitmiş, kaat bitmiş. Aman yalebbim, Konak’a gitme zamanı gelmiş de geçiyormuş nerdeyse.</p>
<p>Konak’a gitmek için bütün bunlar bahane. Haftada en az bir kez gitmezsem, haftam güzel geçmez. Havanın burnumu ve kulaklarımı yokmuş gibi hissettirmesi, dışarı çıkmama engel değil.</p>
<p>Bizim sokaklar merdivenli, yokuşlu güzel sokaklar. Yokuş aşağı, ellerim ceplerimde, bir türkü tutturmuş yürüyorum. Türküyü içimden tutturdum tabii ki, ıslığı bile ritmle çalamam. Müzik kulağı sıfır…</p>
<p>Karataş’tan acele adımlarla yürürken yürürken, köşeyi dönüyordum kiii ve hatta döndüm kiii, biriyle çarpıştım. Elimdeki mini poşeti düşürmeme neden oldu. Gözlerim hışımla eyleme sebep olanın gözlerinde çaktı. Aman Yalebbimmm o gözler? Sanki sanki…. Evet arkadaşım “Y”. 10 yıldan sonra reklam filmi gibi karşılaşma…</p>
<p><span id="more-3461"></span>İkimiz de birbirimize sarıldık. “heyhat nerelerdeydin sen? Sonra birbirimizi tekrar görmek için, 3 adım geri. İtiraf ediyorum “Y” değişmiş. Bu arada “Y” ın adını açıkça yazmamamın sebebi paylaşımcı olmamamdan kaynaklanmıyor. Kendisine izmirlife.com da bu olaydan bahsedijeem deyince, “hayır lütfen beni medya malzemesi yapma” diye hiddetlendi.</p>
<p>“Tamam arkadaşım merak etme, hiddetlenme, sakin ol, bak artık yaşlanmışsın da, tansiyonun, şekerin vardır senin” diyerek egosunu sıfırladım, ezikledim. Biraz ego şişkinliği hastalığı vardır da, laf aramızda.</p>
<p>Elimin birini cebimden çıkarıp, koluna girip, hararetli bir şekilde yürüyerek,10 yıl boyunca neler yaptığımızı anlatarak Konak’a geldik.</p>
<p>“Y” hemen acıktı. “Hadi beni güzel bir yere götür” dedi. “Emrin olur –Y- jiim, gel seni “merdane’ye” götüriim” dedim. Merdane deyince ampul yandı. “Ne yani beni bunca yıldan sonra börekçiye mi götüreceksin? Tüüüü yazıklar olsun sana” dedi. “Suuussss konuşma, bu merdane, senin bildiğin merdanelerden diil” dedim. Sanırım çemkirmemden biraz tırstı, biraz da misafir umduğunu değil, bulduğunu yer” diye düşünüp, efendi efendi kaderine razı oldu.</p>
<p>Yürüyerek Hisarönü’ne kadar geldik. Girişte birkaç adım attığınızda görürsünüz, sağ taraftaki börekçi dükkanı –merdane’dir.-  O kadar çeşitli börek vardır ki, ben her seferinde, hangi böreği yesem diye düşünür, sonra da favorim olan poğaçayı duble çay eşliğinde yerim.</p>
<p>“Y” da tavsiye ettim. Yüzünü buruşturarak kabul etti. Börek deyince sinirleri kalkan insan, bir ısırık alıp, damağı poğaçanın tadını alıp, poğaça midesi ile buluştuğunda, öyle hissettim ki, göz kenarlarındaki çizgiler, botokslanmış gibi düzeldi. “Oooo bak merdane’nin poğaçaları böyledir işte, adamı gençleştirir.” dedim. “Sen 10 yıldır buraya geliyor olmalısın” dedi. “Eee evet ehü ehü ehh” diyerek memnuniyetimi bildirdim.</p>
<p>Arkadaşımın karnını doyurup, aynı zamanda –merdane’de- gençleşmesini sağladıktan sonra, kendimizi Hisarönü camiinin önünde bulduk. “Hadi gel girelim” dedim. Gözlerini hayretle açarak baktı. “Bak şimdi n’apıyosun bööle? Seni kültürel değerlerden, tarihten uzaklaşmış görüyorum, hiç yakışmıyor” diyerek, kolundan çekip, camiye soktum. Açık söyleyeyim ben de ilk kez girdim ve çok beğendim. “Y” o kadar beğendi ki, fotoğraf  bile çekti.</p>
<p>Oradan Kızlarağası Hanı’na doğru yol aldık. Ben burayı çok severim Çiniciler, antikacılar, gümüşçüler, dericiler, halıcılar yok yoktur. En çok da eski plaklara ve antika objelere bakmaya bayılırım.</p>
<p>Hanın üst katında ise çayhaneler vardır. Buradan avluyu kuşbakışı seyredebilirsiniz. Biz yukardaki çayhanede kahve içip, konuşup güldükten sonra kalktık.</p>
<p>Oradan Kemeraltı’na vurduk kendimizi. Köşede rengârenk şekerciler vardır. Fındıklı, susamlı, tarçınlı akide şekerleri… “Dur ağzımız tatlansın, akide şekeri alayım” dedi. Elimizde kesekâğıdı, ağzımızda akide şekeri, Kemeraltı’nın girişine kadar geldik.</p>
<p>Kemeraltı’nın ilk girişinde pasajlarda sinemalar vardır. “Hadi illa girelim” dedi. “Avatar” dedi. “Iııhhh” dedim. Sonra da “iyi iyi misafir sayılırsın, tamam” deyip kaprise ayar verdim. Filmi izledik, beğenmedim. “Y” çok beğendi.</p>
<p>Çıktığımızda hava daha da soğumuştu. Sıccakk sıccaakk kestane kebap alıp, içimizi ısıtmaya çalıştık.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/01/28/konak%e2%80%99ta-soguk-bir-kis-gunuydu%e2%80%a6/&title=KONAK’TA SOĞUK BİR KIŞ GÜNÜYDÜ…&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/01/28/konak%e2%80%99ta-soguk-bir-kis-gunuydu%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>URLA: KAÇINCI KEZ Mİ? 2587 KEZ</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/01/14/urla-kacinci-kez-mi-2587-kez/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/01/14/urla-kacinci-kez-mi-2587-kez/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 09:15:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz 6 kafe]]></category>
		<category><![CDATA[Urla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3443</guid>
		<description><![CDATA[

Ulu manitu, hay 1000 kunduz; Urla’ya bu kaçıncı gidişim? Bilmiyorum,  saymadım ama numerotörü çalıştırdığımda 2586. kez diye cevap veriyor.  2586. kez oraya gidiyor olmamız bizi bozmuyor, bozamaz da… 2587. kez gidiyoruz, o halde…

Urla, Vourla… Türkçe meâli ne diye sorasanız, “katır kuyruğu” derim. Meâli pek de öyle iç açıcı değil-MİŞŞŞ,  ama idare edin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/01/14/urla-kacinci-kez-mi-2587-kez/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F01%2F14%2Furla-kacinci-kez-mi-2587-kez%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22URLA%3A%20KA%C3%87INCI%20KEZ%20M%C4%B0%3F%202587%20KEZ%22%20%7D);"></div>
<p>Ulu manitu, hay 1000 kunduz; Urla’ya bu kaçıncı gidişim? Bilmiyorum,  saymadım ama numerotörü çalıştırdığımda 2586. kez diye cevap veriyor.  2586. kez oraya gidiyor olmamız bizi bozmuyor, bozamaz da… 2587. kez gidiyoruz, o halde…<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3446" title="Urla " src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/urla.jpg" alt="" width="690" height="236" /><br />
Urla, Vourla… Türkçe meâli ne diye sorasanız, “katır kuyruğu” derim. Meâli pek de öyle iç açıcı değil-MİŞŞŞ,  ama idare edin artık.</p>
<p>Havanın hafif grimtrak olması bizim 20 dakikalık seyahatimize trak getirmiyor tabii ki… Emektera atlıyoruz. Güzel bi cd de yerleştiriyoruz. Ne dinliyorsun diye ısrar etmeyin, söylemem. Sizin tahayyülünüze bırakıyorum. Bu yazıyı okuyup da “tahayyül” nedir? diye sorarsanız da, bilmeyenler için “hayal” dir, diyorum. Bugünlerde böyle kelimelere heves ettiysem, sizi de, ne bu, ne bu kelimenin meâli, diye kıvrandırtmak istemem.</p>
<p><span id="more-3443"></span>Güzelyalı sahil yolundan, Levent Marina’nın oradan vınnnlıyoruz. Kocaman kocaman martılar cayyykkkk, cayyykkk, caaykkkkkk  diye bağırıyor. Ne de lafazan şeyler bunlar böyle, hiç çeneleri kapanmıyor. Neyse ayağımın altındaki vınnnnn pedalına kuvvetlice bastığım için çok çabuk gişelere geliyoruz bile…</p>
<p>Esas seyahat benim için şimdi başlıyor. Buradaki manzarayı size nasıl anlatsam bilmem ki? İzmir’i bilenler için İstihkâm viyadüğü diyorum. Sağ tarafta mandalin bahçelerinin olduğu ve denizin sonsuzluğunu izlediğiniz yer desem, ne demek istediğimi anlarsınız değil mi? Ya, bulutların üstünde olmak desem… Siz de of of offf, dersiniz biliyorum. Bu otoyolu, bilmeyenler için de ennn kısa zamanda gelip, buradan; Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme’ye, herhangi istediğiniz bir yere gitmenizi tavsiye ederim, hem de çok tavsiye ederim.</p>
<p>Kekik vadisinden bolca kekik kokusu ve oksijeni ciğerlere çekerek ilerliyoruz. Ama Urla İskele’ye Kalabak yönünden gitmenizi pek tavsiye etmem. Ne bileyim o yol bana biraz sevimsiz geliyor. Hele ki ağaçlı yol gibi alternatifiniz varken. O yüzden, o yola girmenize gönlüm razı olmaz, hiç olmaz… Ağaçlı yolu şööle tarif edebilirim; hani şu reklam filmlerindeki fiyakalı arabaların, bize daha da fiyakalı gösterildiği baştan çıkarıcı yollar var ya, işte bahsettiğim ağaçlı yol, reklamlardaki o yollardan 10687568.  daha  güzel. Arabanın içinde siz de, müziğe avazınız çıktığı kadar eşlik edin. Süpperr oluyor. Ama çok da abartmayın, boğazınızın tahriş olmasını istemem, hiç istemem, Vourlaseverler derneği üyeleri. Tamam bu ayrıntıdan sonra direksiyonu sola çeviriyoruz. Az ve de uz gittikten sonra, sağ tarafta sıralanmış kafelerin oraya geliyoruz. Bizim her zamanki tercihimiz “Deniz 6 kafe” servis süper, mekân süper, manzara süper. Daha ne olsun?</p>
<p>Yalebbim ne diyorum ben? Tevbe tevbe… Daha ne mi olsun? Nasıl atlarım; azzz sonra midemizde bando çalmaya başlayacak, O zaman  “Deniz 6” kafenin nefisss kumruları, bandonun gürültüsünü susturur. Hem güleryüzlü, hem ciddi, hem saygılı işletmeciye kumru siparişini veririz, duble çay ile birlikte. Çok bekletmez, gelir kumrular. İçinden sosisler fırt fırt fırlayaverir. Deniz 6’nın işletmecisi, kumruya sanki iş çıkış saati belediye otobüsü muamelesi yapmıştır. Sağlı sollu ilerleyelim, ne diyomm orta sııraaa, ilerleyinnnn, yer işgal etmeyin, der gibi, malzemeleri de tıkıştırmıştır. Sosis, sucuk, kaşar peyniri, bolca bolcadır. İşte o yüzden malzemeler fırtlayıp durur.  Ben ziyan olmasın diye, masadan kalkar, deniz kenarına otururum. Doğanın dengesini sağlayalım; ördekleri de besleyelim. Denize dökülen sosis parçalarını, ördeklere veririm. Amannn carlaya carlaya, koca totolarını sallaya sallaya gelirler. Sadece içinden fırtlayanları değil, üst satırda saydığım yiyeceklerden de veririm. Sanki kahkaha atarlar. Bi de bu ördeklerin başında bi oymak beyi vardır. Bana der ki; “daha ver, daha ver.” Ehh ben doymuşumdur, doymuşumdur ama “tok açın halinden anlamaz” atasözünü de yalanlarım. Karşıya geçip bakkaldan bi ekmek alırım. Minik minik lokmalar koparır, beyazlara, yeşil başlıya atarım. Nihayet doyar kursakları… Hadi bakalım şimdi yaylanın şöyle de, endamınızı göreyim derim. Sanki beni duymuşlar gibi, bi hizaya girerler. Badi badi endamları ile kendilerini de bişey sanarlar…</p>
<p>Ben sonsuz gökyüzüne ve denize bakmanın keyfine vararım. Çisil çisil yağmur yağarsa da, emektera atlayıp, vınnnn gazına yavaşça basarız. Hani çabucak vınnnnlamamak açısından, tam yerine gelmişiz, manzara kaçar mı? Iıı ıhhh, asla&#8230;</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/01/14/urla-kacinci-kez-mi-2587-kez/&title=URLA: KAÇINCI KEZ Mİ? 2587 KEZ&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/01/14/urla-kacinci-kez-mi-2587-kez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖDEMİŞ AMA DİKKATİNİZİ ÇEKERİM TRENLE</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 21:27:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3338</guid>
		<description><![CDATA[


Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren memleket demirağlarla örülmeye başlanmış, memleketi demir ağlarla örmeyi kendisine bir vazife olarak görmüş vatandaşları kesmemiş bi de soyadlarını da Demirağ olarak almışlar;  amma velâkin ben hâlâ bi trene binip de uzun uzunnn seyahat etmemişim ne büyük ayıp ne büyük ayıp, diyerek yazımızın ilk paragrafına başlarken aynı zamanda tamamlayalım.
İkinci paragrafta Edirne’den [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F11%2F18%2Ftrenle-odemis%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C3%96DEM%C4%B0%C5%9E%20AMA%20D%C4%B0KKAT%C4%B0N%C4%B0Z%C4%B0%20%C3%87EKER%C4%B0M%20TRENLE%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3339" title="Trenle Ödemiş" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/trenle-odemis.jpg" alt="Trenle Ödemiş" width="690" height="248" /><br />
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren memleket demirağlarla örülmeye başlanmış, memleketi demir ağlarla örmeyi kendisine bir vazife olarak görmüş vatandaşları kesmemiş bi de soyadlarını da Demirağ olarak almışlar;  amma velâkin ben hâlâ bi trene binip de uzun uzunnn seyahat etmemişim ne büyük ayıp ne büyük ayıp, diyerek yazımızın ilk paragrafına başlarken aynı zamanda tamamlayalım.</p>
<p>İkinci paragrafta Edirne’den Ardahan’a, Sinop’tan Anamur’a kadar olan tüm vatandaşlara nerdeyse ben –dün- Ödemiş’e gidiyorum, ama trenle, dikkatinizi celb ederim ama TRENLE. Lütfen beni aramayın sormayın, havamı bozmayın bile dedim. Dedim di mi?</p>
<p>Üçüncü paragrafta; Ödemiş’e yemyeşil tarlaları, ulu dağları aştık da geldik. Aman çufçuf turizmde bir güzel oluyormuş ki, acayip bi şekilde sevdik, nerdeyse trenden inmek canımız istemedi. Bundan sonra karar verdik ve Kars’a kadar trenle gezeceğiz, demirağlarımızı kilometre kilometre ölçeceğiz. O derece bi sevmek yani, anlayın işte ne derece olduğunu. Haa ne diyordum Ödemiş’e daha önce de 2 veya 3 yıl önce gelmiştik. O yüzden şehri görmek çok da sürpriz olmadı. Biliyoruz. Meselâ köfteleri pek meşhurdur. Ama Ödemiş’in de ennn meşhur köftecisi neresidir? onu bilmiyorduk. <span id="more-3338"></span> <img class="alignleft size-full wp-image-3340" title="Ödemiş Köfte" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/odemis-kofte-hursit.jpg" alt="Ödemiş Köfte" width="345" height="300" />Sonsuz bilgi kaynağı internetten yardım aldık ve ennn meşhur köftecisinin HURŞİT olduğunu öğrendik. İstasyondan sonra, çarşıdaki bilumum esanafa, kuyumcuya, büfeciye sora sora köfteci Hurşit’in yerini bulduk. Dışarıdan baktığımda asla orayı tercih etmeyceğim bir köfteci olarak duruyor. Amma velâkin kapının önüne gidip de içeri girmek istediğinizde, oturacak bir tek sandalye dahi bulamadığınızda, anlıyorsunuz ki, köfteci Hurşit bu diyarda köfteci aleminin kralı. Biz de kapının önünde diğer bekleyenlerle birlikte bekledik. Kısa sürede hemen sıra geldi. Fakat “benim özel masam olsun, ben başkası ile yemek yiyemem” olayı yok. Her köfte yemek isteyen aynı masada oturuyor, üstelik insan birden dost oluveriyor. “Afiyet olsun, nerden geldiniz, siz?” “bizz taaa oralardan bu köfteyi zıkkımlanmaya geldik, haa hay Allah sizde mi? Üstelik de Tire’den?” “Ama oranın köftesi güzel değil, buranınki bi başka, hem orda –Tire’de az koyuyorlar-“ Arkadaşı “O kadar da kötülemesine yaa memleketimizi” Yüzünün buruşturup, ağzını çarpıtyor, “başlarım memleketine” dercesine. Tamam yaa arkadaşım, anladım seni. Boşver hiç kasma, olduğun gibi görün. Her daim şu sözü hayat felsefesi edinmişizdir. “Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün.”</p>
<p>Kısacası tavadaki balık gibi oynama. Neyse şimdi size bir iyilik yaptım. Gurme olup; bilgi vereceğim.</p>
<p>Ambiyans: ** (Zira tabandan tavana her yanı seramik döşemişler ve bu da bende banyoda köfte pişiriyorlar ve ben de banyoda köfte yiyorum hissiyatı doğurdu. Eski tarihi hali hiç yok, oysa ki tahta tabanlarında yaylanarak yürümeyi, bakır surahilerden buz gibi Bozdağ suları içmeyi, tavanından eski bir avize sallanmasını tercih ederdim, yine de bol yıldız kullandım, tek de olabilirdi.)</p>
<p>İçecekler : Kendi yaptığı ayranı çok güzelmiş fakat saat 15.00 de gittiğimizden ve kendisi de dükkanını 15.30 da kapattığından –prensip gereği- ayran kalmamıştı. Ama çokk güzelmiş.</p>
<p>Lezzet : Neffisss, köfte çok güzel, ekmekler çıtır ve soslu, ızgarada kullandıkları domatesler hormonsuz ve tarla domatesi. Beynelminel yuvarlak İsveç köftesinden sonra, yerel ince uzun Ödemiş köfteleri çok güzeldi.</p>
<p>Fiyat: Çokk ucuz, o kadar ucuz ki rahatlıkla 1.5 ya da 2 porsiyon da yiyebilirsiniz. Ucuz yaa valla çok ucuz, şehirde yediğiniz dandik sandviç parasından daha ucuz.</p>
<p>Dördüncü paragrafta bahsedeceğim yer, meşhur olan yer pazarı. Hayvancılık olduğundan süt ve süt mamülleri de çok var, ve lezzetli. Alınnn diye dikte etmeyeceğim, sadece kibar bi şekilde tavsiye ederim diyebilirim. Meyveleri de meşhur. Biz de şöyle güzel tatlı bi erik alalım dedik, köylü hanımdan. 3 tele verdik, köylü hanım tezgâhta kalan bütün erikleri üzerimize yıkıyordu az daha.<br />
<img class="size-full wp-image-3342 alignnone" title="Ödemiş Pazarı" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/odemis-pazari.jpg" alt="Ödemiş Pazarı" width="690" height="267" /><br />
Bozuğum yok ayaklarına “al da al, al da alll, almazsan küserim ıııı ııı lütfen lütfeynn  all” “Alcaz da, omuz yerlerde sürünüyor, kim taşıcak bunu, maazallah 10 tele verseydik küfeyle tezgâhı yüklenmemiz icap edecekti.” Koca bamyalar, dana gibi çarli biberler, sünmüş semizotlarını İzmir’e getircektik. Tüü dakka bi gol bir, pazarın deli satıcısına denk gelmişiz.</p>
<p>Beşinci paragraf, hayret nasıl da geçiyor zaman ve paragraflar. Anlat anlat bitmiyor Ödemiş’i. Ödemiş’in başka nesi meşhurdur. Dokuması. Pazaryerindeki parkın içinde şahane dokumalar, yastık kılıfları, çarşaflar, iğne oyaları falan bi yığın şey satıyorlar. Üstelik de çok ucuz fiyata. Sonra, kırk yıllık sandıklardan çıkma antika gelinlikler, gelin mendilleri, krepler, değişik örtüler, çok güzel dokumalar var. Meraklıysanız, lütfen başka yerde aramayın. Üstelik de çok kaliteli.</p>
<p>Altıncı paragraf –ki bu paragrafı isterseniz es geçin, okumayın.  Buranın bi de ennn neyi meşhur derseniz; kedi kadar büyüklüğünde faresi derim. Geçen defada sokakta dolaşırken görmüştüm, yine parkta vardı. Bunu detaylı anlatmıcam, kibar bi blogger olarak, kısaca yazıyorum. Görürseniz şaşırmayın, diye yazıyorum. Sonra “vay Nilüfer ballandıra ballandıra yazdıydı da bize oraya gidin görün, dediydi de” diye kafamın etini yemeyin, diye yazıyorum.</p>
<p>Yedinci paragraf; daa meşhur bi şeyleri var mı demeyin, var: Kar helvası, -ki ben karadutlu tercih ettim. Bozdağ’daki kuyularda saklanan karlarla yapılıyor. Seyyarda satılıyor. Taburelere oturup kaşıklayarak şurup gibi içiyorsunuz. Fakat ben iöyle minik minik içemedim. Bardağın kenarından bi yol bulup içtim. Tadı mı? Neffiss. Yıldız mı? ***** Sayısı mı? 5.</p>
<p>Sekizinci paragraf: Kar helvasının satıcıyla yaptığım sohbet sonrasında parkın ortasındaki yuvarlak şahane yapının Türk hava Kurumu’na ait olduğunu öğrendim. Oraya herkesin girip giremediğini sorduğumda, herkesin elini kolunu sallayarak girebildiğini öğrendim. “Eeee ne var, orada” diye sordum. Çok meşhur Halep pastanesi varmış. “Nesi meşhur” diye sordum, “her şeyi meşhur” dedi. Ödemiş’in meşhur neyi var nesi yoksa çılgınca bir tüketme azminde olan ben ve ablam, kar helvasını içtikten sonra Halep patanesine gittik.</p>
<p>Halep patanesi, çok güzeldi.</p>
<p>Ambiyans: *****</p>
<p>İçecekler: ***** Ben çay içtim ama çok güzeldi, bir de yanında Bozdağ dağlarından gelen nefis doğal kaynak suyu getiriyorlar buz gibi. 10 bardak içtim. Daha içmek istiyorum ama yeter bu kadar dedim. Çok tok gözlüyümdür, suya karşı.</p>
<p>Lezzet: *****</p>
<p>Fiyat :*****</p>
<p>Aaa her şey çok güzeldi. Pek sevdik Ödemiş’i.</p>
<p>Dokuzuncu paragraf, offf daa mı var demeyin, kızdırmayın kafamı, var, ben ne yapayım, ben yazıcıyım, yazıyorum ne gördümse. Burada düğün dernek işleri çok. Her yerde manifatura –kumaş satan esnaf- saraffiye – kuyumcu- var. Kuyumcularda da antika yüzükler, küpeler, gerçekten çok güzel takılar var. Özellikle inci dizili bilezikler, künte künte inci gerdanlıklar, sapsarı bilezikler var. Hatta bu vitrinlere bakınca bana kız analarının seslerini bi yandan inceltirken bi yandan da gerdanlarını ötmeye hazırlanan horozlar gibi şişirip, “bizim kızzaa yiiirrmidörrytt ayarından  14 biğlenzik, 1 künte gerdanlıykkk, 2 kooğluuna sağlı sollu incili biğlenzik takıldı” geğllennn bohçaları da getir gığzım da görsünler” dediğini duyar gibi oldum.</p>
<p>Onuncu paragraf: Sinema salonunun olduğu yer çok güzeldi. Yemyeşil bi bahçe içinde 2 katlı mimari yapısı çok güzel bir binaydı. Ben ataları Orta Asya steplerinden gelen göçebe büyükbüyükdedelerimin bana genetik olarak miras bıraktıkları göçebe ruhlarından dolayı buraya yerleşmeye karar verdim.</p>
<p>Önümüzdeki günlerde Ege Bölgesi’nde olup da görmediğim şehirlerimize gitmeye karar verdik. Oralara da yerleşebilirim. İnsanları güzel, yaşam güzel, yeşillik. EEE bundan iyisi ne? Şam’da kayısı.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/&title=ÖDEMİŞ AMA DİKKATİNİZİ ÇEKERİM TRENLE&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ege’nin Girintilerinde</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/11/egenin-girintilerinde/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/11/egenin-girintilerinde/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2009 10:56:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Balıklıova]]></category>
		<category><![CDATA[Karaburun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3122</guid>
		<description><![CDATA[


Sıkıldın mı? Bas gaza…Gaza basmadan önce “Patricia Kaas’ı” sür. Ama illa da “les hommes qui passent” dinle. Uçarcasına koş git. Otoban gişelerinde al soluğu. Bas düğmeye al biletini.
Sağ tarafında atlas bir yorgan gibi masmavi deniz, sol tarafında yemyeşil kekik kokan dağlar. Yemyeşil dediğime bakmayın ha! Yeşilin ne tonları… Böyle güzel tonlamaları; ne Cezanne, ne Monet, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/11/egenin-girintilerinde/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F11%2Fegenin-girintilerinde%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ege%E2%80%99nin%20Girintilerinde%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3124" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="Ege’nin Girintilerinde" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/04/egenin-girintilerinde.jpg" alt="" width="550" height="272" /><br />
Sıkıldın mı? Bas gaza…Gaza basmadan önce “Patricia Kaas’ı” sür. Ama illa da “les hommes qui passent” dinle. Uçarcasına koş git. Otoban gişelerinde al soluğu. Bas düğmeye al biletini.</p>
<p>Sağ tarafında atlas bir yorgan gibi masmavi deniz, sol tarafında yemyeşil kekik kokan dağlar. Yemyeşil dediğime bakmayın ha! Yeşilin ne tonları… Böyle güzel tonlamaları; ne Cezanne, ne Monet, ne Van Gogh, ne Çallı, ne de Eyüboğlu yapmıştır. Yapamazlar da zaten…</p>
<p>İlkyaz çoktan gelmiş, kahkaha atıyor dağlar taşlar. Hem de ne kahkaha; kabara kabara atıyorlar kahkahalarını, her nefeste mis gibi kokular salarak. Fırsat bu fırsat çek içine, ciğerlerine gönder kahkaha kokularını. Ama dikkat et, sarhoş olma…</p>
<p>Ama bugün ben sarhoş oldum hem de ne olmak be kardeşim. Hafiften esen rüzgâra inat, ısıtan nisan güneşini kucağıma alıp arabayı kullandım. Bir yandan da red bull içmiş gibi kanatlandım da; arabada 6. vites olmadığı için otomobil sanayiine sövdüm.</p>
<p>Bir anda Karaburun sapağına geldim. <span id="more-3122"></span>İşte benim yolum. Sizi bilmem ama virajlı ve dar yoldan müthiş zevk alırım. Hele o yolun “takır takır” ses çıkarması yok mudur? Kendimi outdoor yarışlarındaymış gibi düşünürüm. Düşünürüm de bugün Karaburun yolunun güzelliğine bakarken gerçekten de yol dışına çıkıyordum. Sarı çiçeklere, titreyerek dans eden gelinciklere, yeşilin binbir tonuna bakarken yolun solundan gitmeye başlamışım! Neyse durumu toparladım son anda. Lunaparktaymışım gibi virajlarla bir sağa, bir sola dönerken Balıklıova’ya kadar geldik. Balıklıova’da neler vardır: Köy bakkalı, köy fırını (Türkiye’nin en güzel un kurabiyeleri) odun fırınında pişmiş ekmekler, balıklar, midye dolmalar vardır. Sonra 3 kattan fazla olmayan evleri, ekose gömlekli, ütü tutmayan pantolonlarıyla köylü amcalar vardır. Ve bu köylü amcaları çok fenadır! Neden mi fenadır? Telefonla konuştuğu muhtemelen, muhtemelen değil açıkça “nerdesin?” diye soran karısına “kaavedeyim, işkembe suratlı” der, o fena köylü amcalar…</p>
<p>Buraya yazın gelip kalmayı düşünüyorsanız bilin ki gece hayatı yoktur. Böyle alternatif yerler de olmalı değil mi? Yaz geceleri gökyüzünü üzerinize örtü gibi serip, yıldızları tek tek sayarsınız, ağustos böcekleri ve kurbağa sesleri eşliğinde…</p>
<p>Size bir tüyo vereyim mi? Balıklıova’nın biraz dışında bir yol sapağı vardır, o yola girdiğinizde 10 km sonra Çeşme Ildırı’ya ulaşırsınız.</p>
<p>Balıklıova’da fazla bir şey aramayın. Canınız çekerse “Garip’in yerinde” balığınızı ve rakınızı mideye indirin. İyidir. Bünyeye faydası vardır. Yok balık yemeyeceğim derseniz, ekmeğinizi ve un kurabiyenizi alıp, geri dönebilirsiniz.</p>
<p>Geri dönüş yolunda salkım saçak mimozalar sizi saygıyla selamlar. Siz de el sallarsınız onlara.</p>
<p>Oradan istikâmet Çeşmealtı. Bana yine mi Çeşmealtı demeyin. Orası mavi çam ve iyot kokusuyla insanı sarhoş eder. İyi ki trafik polisleri yolda “iyot kontrolü” yapmıyorlar. “140 promil iyotlu çıktınız hanfendi!” Ben bugün sarhoştum, sarhoş!!! Yırttık yine polis kontrolünden.</p>
<p>Asıl sahibinin kazlar ve ördekler olan çay bahçesinde bira içtik. Yanımızdaki masada iki genç adam da oturmuş bira çekiyordu. Derken telefonu çaldı birinin. –İyiden iyiye kulak misafiriyim herkesin- “Oooo Serhat n’aber dostum? Nerdesin?” “…….” “Vay rakı balık, Ayvalık” “Biz de Urla bira, yapıyoruz.”</p>
<p>Kıyılarına kurban olduğumun Ege’si.</p>
<p>Çeşmealtı’nda turizm patlamamıştır ve hiçbir zamanda patlamasını istemem. Ne olur hep böyle kalsın. Hep cana yakın ve şirin…</p>
<p>Burada da çiçekler kahkaha atmış. İlkyaz onlara sıkı bir espri yapmış olmalı, onlar da bu güzel espriye sarı, eflatun, mor, kırmızı çiçeklerini patlatarak yanıt vermişler. Pisi pisiler rüzgarın esintisiyle birlikte ahenkle dans ediyor.</p>
<p>Doğa uyanmış, uyanmış da ne cümbüşler yapıyor. Müzik kuşlardan, rüzgar dj olmuş, otu, ağacı, makiyi hoplatıp zıplatıyor.</p>
<p>Beni mi? Beni sarhoş etti, sarhoş…</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/11/egenin-girintilerinde/&title=Ege’nin Girintilerinde&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/11/egenin-girintilerinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TARİHİ ASANSÖR</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/09/izmir-tarihi-asansor-dario-moreno/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/09/izmir-tarihi-asansor-dario-moreno/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 18:08:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Asansör]]></category>
		<category><![CDATA[Dario Moreno]]></category>
		<category><![CDATA[Halilrıfatpaşa]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Nejdet DÜZEN]]></category>
		<category><![CDATA[Nesim Levi Bayrakoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2805</guid>
		<description><![CDATA[

Sevgili monşerler ve monşeriçeler, merhaba. Bugün size bir yer tanıtmak istiyorum. Ama tanıtımımı yapmadan önce 100 puanlık bi uzmanlık sorusu sormam gerekiyor? Bu soru yazımı tetikleyecek, satırlar alıp başını uçuçacak, kelimeler ardı ardına koşmaya başlayacak.
Mahallenizde asansör var mııı? Vızzttt cozzzt… Yok beynimde bi takım yerler kısa devre falan yapmadı. Tekrar ediyorum, vallaha da billaha da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/09/izmir-tarihi-asansor-dario-moreno/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F09%2Fizmir-tarihi-asansor-dario-moreno%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22TAR%C4%B0H%C4%B0%20ASANS%C3%96R%22%20%7D);"></div>
<p><a href="http://www.flickr.com/photos/nejdetduzen/2388826029/" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-2808" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="İZMİR TARİHİ ASANSÖR" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/izmir-asansor.jpg" alt="" width="200" height="267" /></a>Sevgili monşerler ve monşeriçeler, merhaba. Bugün size bir yer tanıtmak istiyorum. Ama tanıtımımı yapmadan önce 100 puanlık bi uzmanlık sorusu sormam gerekiyor? Bu soru yazımı tetikleyecek, satırlar alıp başını uçuçacak, kelimeler ardı ardına koşmaya başlayacak.</p>
<p>Mahallenizde asansör var mııı? Vızzttt cozzzt… Yok beynimde bi takım yerler kısa devre falan yapmadı. Tekrar ediyorum, vallaha da billaha da bi daaa tekrar etmem. Mahallenizde asansör var mı? Biliyorum ki bu soruya büyük çoğunluğunuz yok emme velâkin apartumanımızda var, diye cevap veriyorsunuz. Ben de yüksek katlı bütün apartumanlarda asansör vardır, diye sorunuzu yanıtlıyorum.</p>
<p><span id="more-2805"></span>Velev ki İzmir’de Halilrıfatpaşa semtinde oturuyorsanız, gururla şişinerek bit dabii ki var diyorsunuz?</p>
<p>Halilrıfatpaşa semti İzmir’in kaya üstü murad üstü bi semtidir. İzmir üçyüzaltmış derece ayaklarınızın altındadır. Gel gelelim buraya yürüyerek çıkmak için 155 basamak tırmanmanız gerekir. Kimsenin Nasuh Mahruki olmaya pek niyeti yoktur, sanıyorum. Yaşlısı var çoluğu var çocuğu var. Sıcağı, soğuğu, yağmuru var. Bu var oğlu varları Musevi işadamı Nesim Levi Bayrakoğlu’da keşfetmiş ve 1907 yılında   inşa ettirmiş. Eski İzmir’de Asansör Çıkmazı Sokağı’nın iki yanındaki sakız evlerinde vakti zamanında Museviler otururmuş. Hattı zatında bu sokakta Dario Moreno Bey’de yaşamıştır.  Levi Bey halka kolaylık olması amacıyla bu muhteşem yapıyı inşa ettirmiş ve de ne iyi etmiş deyip, kendisine minnettar olduğumuzu belirtelim. Levi Bey ayrıca yazar Mario Levi’nin büyük dedesidir. Yaaa bu da böle bilineee. Asansör önceleri su ile çalışırken 1985 yılında belediye tarafından elektrikle çalışır hale getirilmiş.</p>
<p>1992 yılında restore ettirilen tarihi asansör halen İzmir Büyükşehir belediyesi tarafından bi eğlence, kültür ve dinlence mekânı olarak çalıştırılmaktadır.</p>
<p>Bugünlerde yine tadilattan geçti. Asansör yenilendi, içi şıkır şıkır parladı. Camlı terasında oturup keyifle içkinizi yudumlayabilirsiniz. Restoranında yemeğinizi yiyebilirsiniz. Garsonlar, genç ve oldukça kibarlar. Bütün bunlara bizzat şahit oldum.</p>
<p>Bu yazıya resmini de ekleyeceğim ama resim hiçbi şey ifade etmiyor. Buraya gelip görmeniz gerekiyor. Hakkaten süper şahane bi yer idi, tadilattan geçince şahaserleşti. Şimdi gelemiyorsanız, yazın mutlaka tavsiye ederim. Manzarayı anlatmayı kelimelerim kifayetsiz kalabilir. O yüzden hiç ööle bi işe bulaşmayayım.</p>
<p>Biz bu güzel mekâna çok yakın oturduğumuzdan yaz geceleri ki; özellikle Cuma ve cumartesi geceleri güzel müzikler ve havai fişekler eşliğinde gecelerimizi geçiririz. Ordan gelen bu sesler   yıldızların altında oturduğumuz terasımızda, kanımızı kaynatır.</p>
<p>Yani siz bi de mekâna gitseniz, ne eğlenirsiniz ne? Eeee artık bu kadar anlatmaya, kendinize bi iyilik yapın da gidin lütfennn…</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>
<p>Fotoğraf: <a title="Nejdet DÜZEN" href="http://www.flickr.com/photos/45546423@N00/" target="_blank"><strong>Nejdet DÜZEN</strong></a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/09/izmir-tarihi-asansor-dario-moreno/&title=TARİHİ ASANSÖR&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/09/izmir-tarihi-asansor-dario-moreno/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Silikozisin Ne Olduğunu Biliyor Musunuz?</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/05/12/silikozisin-ne-oldugunu-biliyor-musunuz/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/05/12/silikozisin-ne-oldugunu-biliyor-musunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 May 2009 12:27:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3201</guid>
		<description><![CDATA[

Ben Biliyorum ve Veterinerde Bile Nutuk Çekiyorum
Bahar mevsimi itibarı ile Viki’nin aşı zamanı da gelmiştir. Hatta gün itibarı ile gelmiş de geçmiştir bile. Hebelehübele gibi bir ismi olan veterinere gitmek üzere Vikimizi kutusuna zorla tıktık. Tıktık, zira evden çıkmak istemez kendileri.
Viki son bir yılda sıkılan insanların yaptığı gibi kendisini yemeye vurdu ve sonucunda da 6.5 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/05/12/silikozisin-ne-oldugunu-biliyor-musunuz/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F05%2F12%2Fsilikozisin-ne-oldugunu-biliyor-musunuz%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Silikozisin%20Ne%20Oldu%C4%9Funu%20Biliyor%20Musunuz%3F%22%20%7D);"></div>
<p>Ben Biliyorum ve Veterinerde Bile Nutuk Çekiyorum</p>
<p>Bahar mevsimi itibarı ile Viki’nin aşı zamanı da gelmiştir. Hatta gün itibarı ile gelmiş de geçmiştir bile. Hebelehübele gibi bir ismi olan veterinere gitmek üzere Vikimizi kutusuna zorla tıktık. Tıktık, zira evden çıkmak istemez kendileri.</p>
<p>Viki son bir yılda sıkılan insanların yaptığı gibi kendisini yemeye vurdu ve sonucunda da 6.5 kg kadar ulaşarak, diyete girmesi kaçınılmaz oldu. Hebelehübele veterinerliğin patrona Halil-i, “Viki’yi isterseniz Sibel Can diyetine sokalım” dedi. “Ne diyorsunuz, nasıl olur, siz bir bilim adamısınız, bunu nasıl söylersiniz? Sibel Can diyeti bildiğiniz üzere bisikletin sönen ve şişen lastiği gibidir. Kızım için kalıcı bir çözüm istiyorum dediğimde “iyi o zaman ona rot balans ayarı yapacak güzel bir mama önereyim” dedi. “Öner” dedim ve o da önerdi.</p>
<p><span id="more-3201"></span>Ablam giderken “onu arabayla götür, yorulursun” dedi. “Yok dedim, benim de kollarım biraz kas yapsın”. 6.5 kg + 1.5 kg kutusu = 8 kg ağırlığı taşıdım. Taşırken bir vitrin camına yansımamı görünce kendime de çok üzüldüm, doğrusu.</p>
<p>Hebelehübele veterinerlikte otururken buraya 3 tip hayvan sahibinin geldiğini fark ettim.</p>
<p>1-Benim gibi sokaktan bir hayvan edinip ona, prens prenses muamelesi yapanlar 2- Bütün sokak hayvanlarını sahiplenip onları tedavi ve kısırlaştırma işlemlerini yaptıranlar (makbulü fakat tehlikeli, zaman içinde kara delik gibi kendini içine çekiyor) 3. grupsa cinsine göre hayvan alanlar –ki bunların daha çok goldın retrivır cinsi köpek aldıklarını gördüm. Böyle bir çift yanıma geldi. Goldınına koltuklarının rengine uygun grimsi Rus yavru kediyi arkadaş olarak arıyorlarmış. “Sokakta gördüğün bildiğin duman, bizim duman” dedim. “Yok” dedi, “biz kaliteli hayvan arıyoruz, markası olcak” “Siz hayvan sevdiğinizden emin misiniz?” diye sordum. “Hem de çok!” dedi “Hadi be” dedim. “Valla be” dedi. !!!</p>
<p>Benim Viki’yi de pek sevdi. “Ama o sokaktan alınmıştır” dedim. “Olsun” dedi. “Maşallah garfiıld’a benziyor, ne güzel filmi bile çekildi, işte ondan o’nu çok sevdim” dedi. Ben de “siz markayı çok mu seviyorsunuz?” dediğimde “evvvettt” dedi. “Marka kotun gibi mi?” “Benim bir tek kotum marka değil ki, her şeyim marka” dedi. “Şu an bahsettiğim kot” “evet her şey marka olacak” dedi göz kapaklarını yarı aralayıp tepeden bakarak!</p>
<p>SİLİKOZİS diye bir marka var alır mısın? dedim. “Tabii hemen alırım, nerde? Nasıl atladım yaaa, sosyeteye rezil oldum” gibi cümleleri nefesi kesilmeden ard arda sıralamaya başladı.</p>
<p>SİLİKOZİS senin benim onun gibi kot giyen herkes sayesinde, kot pantolon üretimine katkıda bulunan insanların akciğerlerinin hastalanması sonucu ölümüdür” Gugıl arama motoruna SİLİKOZİS yaz bak neler çıkacak. Aslında taşlanmış kotun hemen yasaklanması gerekir” dedim. Kızgın bir şekilde sanki onlar suçluymuş gibi… Adam ve kadın bana manasızca baktılar. Onlar bana öyle bakarken veteriner bizi çağırdı.</p>
<p>Balans mama iyi gelmiş ve 450 gr. vermiş, çok sevindik çok. Karma aşıda yapıldıktan sonra şu gereksiz gördüğüm kuduz aşısı için veterinerden de onay alıp rahatlamaktı amacım. Veteriner diretti, “olması lazım” dediğinde bu sefer ben ona boş gözlerle baktım. Bütün gün evde olan bir hayvan nasıl kuduz olabilir gibi? Veterinerin hayal dünyası öyle genişmiş ki; şehrin ortasında bir apartmanın 4. katında yaşayan hayvanın bir kunduz, tilki v.b. hayvanlar tarafından ısırılırsa kuduz olabilceğini söyledi. “Siz yazar olmalıymışsınız iyi yazıyorsunuz  dediğimde “lütfen tsunami hareketleri yapmayın, bir gelincik de ısırabilir Viki’yi” dedi. “Töbe töbe ve hatta bi de estağfurulluyah” dedim. “Aslında geçen yıl yapılan kuduz aşısı 3 yıl idare eder, ama düşünün ki evinize bir misafir geldi ve Viki onu ısırdı ve siz de buna karşın; “aaa size bir şey olmaz, Viki aşılıdır, diye karnesini gönül rahatlığı ile gösterirsiniz, kanunen haklı çıkarsınız, adalet yerini bulur” dedi. Buna karşılık olarak “ne diyosunnn, çok anlamlı” dedim.</p>
<p>Hebelehübele veterinerliğin patrona Halil-i ekonomik kriz sizi fena vurdu desenize, yoksa siz eskiden böyle hikâyeler yazan biri değildiniz diye içimden kendime konuştum.</p>
<p>Eve dönerken düşündüm de yokluklar hayal gücünü tetiklermiş. Ne kadar da doğruymuş. Patrona Halil ne hikâyeler uydurdu. Bizim eve tilkiler sansarlar gelecek, Viki’yi ısıracak hayvan Allah muhafaza kuduracak!!! Üç tane töbeee…</p>
<p>Allahım yaaa, siz çok yaşayın hebelehübele veterinerlik ltd. şti. pek değerli patrona Halil-i e mi?</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/05/12/silikozisin-ne-oldugunu-biliyor-musunuz/&title=Silikozisin Ne Olduğunu Biliyor Musunuz?&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/05/12/silikozisin-ne-oldugunu-biliyor-musunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>IV. Uluslararası İşçi Filmleri Hüzünle Sunar</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/05/06/iv-uluslararasi-isci-filmleri-huzunle-sunar/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/05/06/iv-uluslararasi-isci-filmleri-huzunle-sunar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 21:22:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İşçi Filmleri Festivali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3170</guid>
		<description><![CDATA[

Geçen hafta caddede yürürken, o afişi görmeseydim, bu filmleri seyredemeyecektim.  IV. Uluslar arası işçi filmleri festivalinden bahsediyorum. Konak Belediyesi tarafından organize edilmiş.
Pazar günü Kıbrıs Şehitleri’ndeki kültür merkezinde ardı ardına 4 kısa film izledim. Hepsi de o kadar acıtıcı ve bi o kadar da gerçekti ki, hiçbirinde kurgu yoktu. Herhangi bir maden veya tekstil işçisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/05/06/iv-uluslararasi-isci-filmleri-huzunle-sunar/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F05%2F06%2Fiv-uluslararasi-isci-filmleri-huzunle-sunar%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22IV.%20Uluslararas%C4%B1%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20Filmleri%20H%C3%BCz%C3%BCnle%20Sunar%22%20%7D);"></div>
<p>Geçen hafta caddede yürürken, o afişi görmeseydim, bu filmleri seyredemeyecektim.  IV. Uluslar arası işçi filmleri festivalinden bahsediyorum. Konak Belediyesi tarafından organize edilmiş.</p>
<p>Pazar günü Kıbrıs Şehitleri’ndeki kültür merkezinde ardı ardına 4 kısa film izledim. Hepsi de o kadar acıtıcı ve bi o kadar da gerçekti ki, hiçbirinde kurgu yoktu. Herhangi bir maden veya tekstil işçisi ile konuşsanız, size bunları anlatır.</p>
<p>Dün de Eşrefpaşa’daki kültür merkezindeki filmleri izlemeye gittim. Eee haliyle yürüyerek Eşrefpaşa semt sınırları içine girdim. İzmirliler bilir, burası kabadayıları ile ünlü hafif çakalımsı bi semttir. <span id="more-3170"></span>Öyle derler.  Ben de gerçekten öyleler mi? daha bi dikkatlice bakayım dedim ve akabinde baktım da! Karşıdan boyu ancak omuzlarıma gelen bir şahsiyet geliyordu, hırkasını omuzlarına atmış, kollarını iki yana doğru açmıştı. Normalde kollarımız iki yana sarkık yürürken ellerimiz de sağ ve sol yanlara bakar. Fakat bu “bıdık külhanbeyi” şahsiyetin ellerinin üst tarafları önlere doğru bakıyordu bu da koltuklarının altına karpuz sığacakmış gibi kabarmasına neden oluyordu. Eğer merak ediyorsanız, ellerinizin üstü öne gelecek şekilde deneyin, nasıl kabarıyorlar, göreceksiniz.</p>
<p>Neyse sinemaya girdiğimde film başlamıştı ve karanlıkta kendime bir yer bulup oturdum. Allahım dünkü acıtıcı filmlerden sonra, bu film müthiş güzeldi. Bir kere yeşillik, sulak çok güzel bir köyde geçiyordu. Yaşlı bir nene 30 lu yaşlarda olan kız torununa köylerinin geçmişini gezerek anlatıyordu. Fakat bu gezerek anlatımlar sırasında dikkatimi çeken diğer olayın, nenenin kendi adımlarının ne kadar normal olduğu, torununsa onun adımlarına ayak uydurmak için bazen durduğunu bile gözlemledim. Zamanın yıpratıcılığı burada da ciddi olarak kendini öne çıkarıyordu. Nene 74 Kıbrıs savaşı öncesi yaşadıkları mutlu zamanları gülerek anlattı. Bu arada da kim kiminle evlenmiş, kim kimden boşanmış, kim içkiciymiş kim kumarbazmış öğrendik. Amma velâkin Kıbrıslıların şivesini bilirsiniz. Bir şey anlamak mümkün değildir. Bir de nenenin “fışır fışır” konuşması eklenince durum giderek sıkıcı hal almaya başladı. Zaten tenha olan salondan millet birer ikişer hışımla çıktılar. Bana öyle geldi ki “eve gider babaannemin masallarını dinlerim daha iyi, bu nenenin anlamadığım şivesini sökene kadar, bir de kendi neneme ne çok haksızlık etmişim öfff nene kafa ütüleme” diyerek çıktılar. Bense nenemin masallarını özlediğim ve manzaraya göz koyduğum için oturup uslu uslu seyrettim. Manzarayı size nasıl anlatıyım bilmem ki? Şöyle olabilir mi?</p>
<p>Önde zeytin ağaçları arkasında yar</p>
<p>Sene 1946</p>
<p>Mevsim sonbahar</p>
<p>Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim</p>
<p>Dalları neyleyim…</p>
<p>…. …..    B.Rahmi /  İşte bu şiirin güzelliği tadında bir manzara…</p>
<p>Bu arada sinemayı terk edenler arasında bazı kişilerin el feneri ile çıktıklarını gördüm. Bu hal onlara 99 Marmara depreminden kalmış olabilir miydi? Neden böyle düşündüm; hemen anlatayım; bir tanıdık vardı Marmara depreminin yıkımını izledikten sonra karyolasının başucunda düdük, 1.5 lt.lik pet şişe suyu, el feneri eşliğinde uyumaya başlamıştı. Biz ona güldüğümüzde, o bizi tedbirsizlikle suçlayıp kızıyordu: Ve biz onun bu haline daha da gülüyorduk, o daha da çok kızıyordu. Bir nevi gülme ve kızma zinciri oluşturuyorduk kendi aramızda.</p>
<p>Neyse neneden nereye geldim. Biz yine Kıbrıslı nenemize dönelim; Kıbrıslı nenemiz eski bir komşusunu ziyarete gitti. Yeşil tahta panjurlu ve tahta kapılı evin önünde oturup eski günlerden özlemle bahsettiler. Sohbetlerini yarım yamalak da anlasam, öyle hoşuma gitti ki; “ bana da bir sandalye atın ben de sizi dinleyeceğim” diyesim geldi. Onlar da o kadar misafirperverdiler ki, kameramana “ne çekip duruyorsun, gel macununu ye, çayını iç” diye fırça ile birlikte birkaç kez ısrar ettiler. Kameraman bu ısrarlar karşısında dayanamayıp ağzının içi kalaylıymış gibi çayını iki fırtta çekip, macununu yedi.</p>
<p>Ben bütün bunları gülerek, hoşlanarak izledim. Fakat bir sahne vardı ki; yaprakları bol ağaç dalları arasından sızan güneşe bakarak “savaşın onları darmadağın, ne ev, ne de bark kaldığını söyledi. Ailenin her biri biryerlere dağılmıştı mecburen. İşte bu sahne insanda ne neşe bırakıyordu ne gülümseme.</p>
<p>Savaş çok kötü, savaşlar olmasın geyiği yapmıyacağım. Bunu herkesler biliyor ve istiyor. Bununla birlikte de neneyi şanslı olarak düşündüm. Hiç olmazsa gençliğinin, orta yaşlılığının bir bölümü mutlu ve güzel geçmişti.</p>
<p>Ya diğer kısa filmlerdeki insanlar, offf onlardan hiç bahsetmeyeceğim bile, hiç. Onlardan bahsetmemek onları görmezden gelmek değil elbette. Bir nebze olsun içinde duyarlılık taşıyan herkes zaten olan biteni görüyor ve görüyor, görüyor…</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/05/06/iv-uluslararasi-isci-filmleri-huzunle-sunar/&title=IV. Uluslararası İşçi Filmleri Hüzünle Sunar&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/05/06/iv-uluslararasi-isci-filmleri-huzunle-sunar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Makul Çoğunluk, Orantılı Güç, İÇS</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/05/01/makul-cogunluk-orantili-guc-ics/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/05/01/makul-cogunluk-orantili-guc-ics/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2009 12:15:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[İÇS]]></category>
		<category><![CDATA[işten çıkarma sınavcı]]></category>
		<category><![CDATA[Konak Pier]]></category>
		<category><![CDATA[Makul Çoğunluk]]></category>
		<category><![CDATA[Orantılı Güç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3155</guid>
		<description><![CDATA[


Bilenler bilir benim bir anarşik teyzem vardır. Teyzem dediysem öz teyzem değil tabii ki; bu kış tesadüfen öfkeli bir kalabalığın içinde kendisiyle karşılaşmıştım ve kendisi de çok öfkeliydi. Zira öfkeli kalabalık sıra bekliyordu ve kendisi de öfkesini hormonlu bir şekilde kabartarak, açıkça sıraya kaynak olmaktı, niyeti. Ama öfkeli kalabalık onu hışımla geri püskürtmüştü.
Anarşik teyzem çevreciydi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/05/01/makul-cogunluk-orantili-guc-ics/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F05%2F01%2Fmakul-cogunluk-orantili-guc-ics%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Makul%20%C3%87o%C4%9Funluk%2C%20Orant%C4%B1l%C4%B1%20G%C3%BC%C3%A7%2C%20%C4%B0%C3%87S%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3156" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="Makul Çoğunluk, Orantılı Güç, İÇS" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/anarsik-teyze.jpg" alt="" width="550" height="365" /><br />
Bilenler bilir benim bir anarşik teyzem vardır. Teyzem dediysem öz teyzem değil tabii ki; bu kış tesadüfen öfkeli bir kalabalığın içinde kendisiyle <span id="more-3155"></span>karşılaşmıştım ve kendisi de çok öfkeliydi. Zira öfkeli kalabalık sıra bekliyordu ve kendisi de öfkesini hormonlu bir şekilde kabartarak, açıkça sıraya kaynak olmaktı, niyeti. Ama öfkeli kalabalık onu hışımla geri püskürtmüştü.</p>
<p>Anarşik teyzem çevreciydi, sahte kürk giymiş saçlarına da organik olarak kına sürerek kırmızı yapmıştı. Her nekadar midem biraz alt üst kıvama da gelse çevreci olduğu için ona karşı biraz yakınlık hissetmiştim. Bununla birlikte onun insanların hakkını gasp etmeye kalkmasına da çok sinir olmuştum. Hiç hoş değildi ve onu çok çok ayıplamıştım.</p>
<p>Neyse lafa bi türlü giremedim. Anarşik teyzemin hafızası epey güçlüymüş. Meğer o, beni öfkeli kalabalığın içinde fark etmiş ve sokakta, çarşıda pazarda karşılaşınca selamlaşır ve hatta “nasılsınız anarşik teyze, umarım bugün öfkeniz dünkünden daha iyidir?” diye sorar olmuştum, zaman içinde. İşte bahsettiğim gibi karşılaştığımız yerde hasbıhal eder, olmuştuk. Bu hasbıhallar sırasında işçi emeklisi olduğunu öğrenmiştim. “Ahh ne hoşş” dediğimde o yine öfkelenmişti. “Neresi hoş? Mayışım hiçbir şeye yetmiyor” demişti. Ben de “öyle diyorsunuz da kimin mayışı yetiyor, anarşik teyze, esnafın durumu, memurun durumu ya da üniversiteden yeni mezun olmuş bir gencin durumu çok mu iyi?” demiştim Makul düşünerek ve öfkesini de bastırıp bana hak vermişti.</p>
<p>Dün yine onunla pazara giderken karşılaştım. Elini öptüm, “eski bir işçi olarak 1 mayıs bayramınız kutlu olsun” dedim. “Ne tür etkinliklerle kutlamayı düşünüyorsunuz?” diye sorduğumda; “evde kutlayacağız, nereye gideceğiz Konak Pier’e gitmemizi beklemiyorsun herhalde,  fabrikadan eski arkadaşlarla kısır, bazlama, tiramisu yaparak kutlayacağım” dedi. “Aaaa siz ve tiramisu çok şaşırdım doğrusu, tarzınıza uygun değil” dedim. “Neden?” diye sordu. “Bütün kış yemekteyiz programını” izlerken öğrendim, kedi dili bisküvileri neskayfeye batırıp yapıyorsun ııı çok kolay” dedi. “İyi afiyet olsun da lütfen orantılı yiyin, orantısız yerseniz sizin için kötü olur, dedim. Bir de bana demesin mi, aslında İstanbul’da otursaydım iyi olurdu çıkardım Taksim’e alırdım halıları panzerlerin önüne atar, bol bol suyla yıkardım, bahar temizliği olurdu” dedi. “Eeee dedim, biber gazı ne olacak, insanda göz mü kalır? “Ne olacak gaz maskesi alırım olur, biter.” “Eee pes yani sana dedim, anarşik ruhlu olmak demek böyle bir şey, ne işin var meydanlarda bu yaşta, yok halı yıkayacakmış” “Para mı yetiyor, hiç olmazsa sudan tasarruf ederdim” dedi. Tasarrufsa al sana tasarruf “hükümet doğal gazı % 25 indirdi” dedim. “Daha ne istiyorsun, hem de işçi bayramında tüm işçilere, esnafa, memura kıyak geçti”. Böyle deyince sanki biran kınalı saçlarını yolacak gibi bir hal geldi üzerine. Nedense?!!!</p>
<p>Hem bak ne diyorum dedim, “sen şanslıymışsın, benim şu an günlerim kebap sitori olarak geçse de, özel sektörde çalıştığım dönemde ne işçi bayramı, ne 19 mayıs, ne 23 bayramı, hiçbir şeyden habersiz gidip, gemi yükünü yükleyip gidene kadar, çalışırdım, n’abber? Biz de sonuçta işçiydik” dedim. Bir de böyle özel sektör işçileri vardır, gıkları dahi çıkamaz. Siz kurumsal olunca iyisiniz, hani gözümüz yok ama neden onların sesi çıkamıyor. Çifte standart bu, dedim.</p>
<p>Sonra dün akşam haberlerde izledim; işyerlerinde yeni bir sınav sistemi çıkmış. İÇS; açılımı, işten çıkarma sınavcı. İşe girmişsin çalışıyorsun ve birgün patron İÇS yapacam diyor ve düşük not alanları İÇS sınavı ile eliyor. Ya buna ne dersin? Küresel kriz bütün işyerlerini vurdu. Vurdu da birde krizi fırsata çevirenler var. Sonra okulu yeni bitiren gençleri işe alıp “sizi 3 aylık deneme sürecinde deneyip, sonra veriminize göre karar vereceğiz,” diyen işyerleri var. Ve bu 3 ayı kanunen sigortasız çalıştırma yetkisine sahiptir, işyeri. Ve yine nedense bu yeni mezunların çok büyük bir çoğunluğu verimsizdir, 3 ay sonra işten çıkarılır.  Yerine yenileri… Bu bir kısır döngü olmuştur.</p>
<p>Yaaa işte böyle anarşik teyze, neler var neler. Hadi siz kısırınızı, böreğinizi tiramisunuzu orantılı yiyin de, haa evine makul sayıda misafir çağırsaydın, biliyorsun kriz falan, sonra senin onlara ikram edecek gücün kuvvetin yok, gene alimallah tansiyonu fırlatıp sağlık ocaklarında anarşikleşme, haaa, dedim.</p>
<p>Öylece baktı kaldı…</p>
<p>Ben de ona eyvallah anarşik teyze, dedim.</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/05/01/makul-cogunluk-orantili-guc-ics/&title=Makul Çoğunluk, Orantılı Güç, İÇS&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/05/01/makul-cogunluk-orantili-guc-ics/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bizim İçin Kasa; Onlar İçin Müzik Aleti</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/04/26/bizim-icin-kasa-onlar-icin-muzik-aleti/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/04/26/bizim-icin-kasa-onlar-icin-muzik-aleti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 13:26:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Amelie]]></category>
		<category><![CDATA[Ciguli]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Şafak]]></category>
		<category><![CDATA[Güzelyalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3131</guid>
		<description><![CDATA[

Sabahın ayazında, Güzelyalı’da masaörtüleri turuncu olduğu için oturduğum çay bahçesinde; çay, simit, peynir üçlemesini afiyetle mideye gönderiyorum. Çay nefis geliyor, sıcak, harikaaa…
Bu harikalığa hafif hafif akordeon sesi ekleniyor. Benim kara gözlü Romen çocuğu geldi. Onunla geçen hafta tanıştık. Pazar günü Elif Şafak’ın “Aşk” isimli romanını almaya giderken. Ne kadar da güzel çalıyordu. Hüzünlü, romantik ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/04/26/bizim-icin-kasa-onlar-icin-muzik-aleti/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F04%2F26%2Fbizim-icin-kasa-onlar-icin-muzik-aleti%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Bizim%20%C4%B0%C3%A7in%20Kasa%3B%20Onlar%20%C4%B0%C3%A7in%20M%C3%BCzik%20Aleti%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3132" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="Akordeon" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/04/akordion.jpg" alt="" width="300" height="250" />Sabahın ayazında, Güzelyalı’da masaörtüleri turuncu olduğu için oturduğum çay bahçesinde; çay, simit, peynir üçlemesini afiyetle mideye gönderiyorum. Çay nefis geliyor, sıcak, harikaaa…</p>
<p>Bu harikalığa hafif hafif akordeon sesi ekleniyor. Benim kara gözlü Romen çocuğu geldi. Onunla geçen hafta tanıştık. Pazar günü Elif Şafak’ın “Aşk” isimli romanını almaya giderken. Ne kadar da güzel çalıyordu. Hüzünlü, romantik ve büyülü bir ses. Dikkatle kara gözlerine baktım. Ona para vereceğimi zannettiyse de cebimde bozukluk olmadığı için kuru bir gülümseme fırlattım. Ne yapsın onu! Ayağa kalkıp Romence “car cara  car car” diye kötü olduğunu tahmin ettiğim bi şeyler söyledi. Ben de ona eğilip “bak sen, bak sennn” dedim. Uyuz oldu!!!</p>
<p>Kitabı aldığımda para da bozuldu, dolayısıyla dönüş yolunda parasını toka ettim.</p>
<p>Vay canına yandığım. Ne de güzel çalıyorlar. Bazen bizim mahalleden de geçiyorlar. Evin içine harika bir müzik doluyor. Bünyen o anda kafayı yemek üzere dahi olsa anında derman oluyor. Ruhu okşuyor. Var mı böyle bi güzellik, yok.</p>
<p>İşte bugün de gene geldi. Tanıdı beni. Masamın yanında bi de güzel çaldı kiii. Eee emeğinin karşılığını kredi kartına dört taksit ödemek isterdim, ama çok küçük bir nakit karşılığı bana neffisss bir an hissettirdi, kara gözlü. Aferin len karagözlü.</p>
<p>Hani öyle bir an oldu ki; önümdeki bisiklet yolundan Amelie bisikletiyle geçecek. Ben de Amelie’ye “heyyy Amelie gel, sana sade Türk kahvesi ısmarlayayım hem de iki lafın belini kırarız” diyecektim! O derece yani. İçimi huzurla dolduruyor bu alet. Yaşamın küçük ama güzel detaylarını anımsatıyor. Brehhh neymiş bu böyle, işte öyle güzel bir şeymiş.</p>
<p>Hatırlıyorsunuz değil mi? 2000 lerin başlarında Ciguli diye, gözleri cin gibi olan bir vatandaş gelmişti. “Binnaz, Binnazzzz” diye ortalığı kasıp kavurmuştu. Nerde sahi o? Ne güzeldi. Çok sevmiştim o cin bakışlı adamı.</p>
<p>Fransız şarkıları ile romantik oluyor, bu akordeon denen ruhlu alet.</p>
<p>Bir zamanlar benim de güzel bir akordeonum vardı. Vardı ve duvarda tek başına, naif, dikbaşlı bi şekilde bakıp duruyordu. Bordo, sedefli pek afili bi şeydi. Biz onu çalmak istesek de çalamazdık. Çünkü bizim Milli Eğitim sistemize göre müzik, beden ve resim dersleri trişkaden tayyare derslerdi.</p>
<p>Eeee bu durumda ne yapacaktık, güzelim aleti, her zaman “purinol” almak için gittiğimiz Hayat Eczanesinin pek şahane kasasına öykünerek, akerdeonu farz edelim ki Hayat Eczanesinin kasası, deyip eczacılık oynayacaktık. Hayat Eczanesinin kasası da kasaydı ama kardeşim. Öyle bi kasayı 10 yıllık ömrü hayatımda hiç bi yerde öyle kasa görmemiştim. Kovboy filmlerindeki kasa gibiydi. Eczacı tuşlarına bastığında; “çangiro çon çon, çing çang, çoynnn, zıp, cıp cıp cıypppp” diye 15 dakika sesler çıkarır ve öyle açılırdı. Sırf bu seronomiyi izlemek için gidip “purinol” ya da suda köpüren portakal tabletlerinden alırdım.</p>
<p>İşte bu müzikli kasa sayesinde benim akordeon amacından çoktan sapıp, kasa halini almıştı. Yazın güneş vurmuş oturma odasının çekilmiş perdelerinin, huzur veren loşluğunda; akordeon yatay olarak yere yatırılıp, piyano tuşlarını anımsatan tuşlarına vurularak, farz edelim ki Hayat Eczanesinin kasası halini alırdı.</p>
<p>Sonrasında bir de mandolinim olmuştu. Üzerinde kelebek motifiyle onu çalmaya başladığınızda kelebek kadar özgür ve uçucu olduğunu mu vaad ediyordu? Çalma mutluluğuna erişebilsem bunun sırrına vakıf olabilecektim amma velâkin bütün çocuklara ders veren Güven Ağbimiz, bize akort ve sonrasında “bugün ne öğrendiniz?”  diye soran anneme “tıremeelaaaa” diyerek ağzımı yayarak söylemekten öteye gidemedi. Zira buraya kadar geldikten sonra Güven Ağbimiz bütün çocuklara “sepet koluna herkes kendi yoluna” türküsü eşliğinde bize baş baş yaptı.</p>
<p>O aletimizde yüklükte bir yerlere itildi.</p>
<p>Sonra geldi orta 2. sınıf. Hayatımda ilk kez gerçek bir müzik hocası geldi. Fakat gelgelim adam sırf psikopata bağlamıştı. Bize notları falanları öğretti… Oooo aman da aman ne güzel. Ama örtmenimiz o kadar psikota bağlamıştı ki, hala aklımdan çıkmayan “ si si do re la la si do, la la sol sol” diye bir melodi de ezberletti. Yaş olmuş bilmem kaç –ısrar etmeyin söylemem yaşımı- hala beynimin en ücra yerlerinden bazen hortlayarak çıkıyor.</p>
<p>Sonrasında örtmenimiz bizi özümüze döndürerek, “yine yeşillenmiş fındık dalları, aman karpuz kestim yiyen yok” falan gibi güzel türkülerimizi öğretti. Çok sevindik, çok mutlu olduk. Bununla birlikte örtmenimiz müzik örtmeninden ziyade “milli güvenlik” derslerinin örtmenleri gibi dehşetli bi otoritesi vardı. Müzik dersleri biraz kabusumsu havada korku ile birlikte geçiyordu. Kendimi biraz sıksam korku filmlerine “müzik” yapabilirdim. Gerilim had safada.</p>
<p>Ve bunlara ilave olarak;  benim müzik kulağımın eksik olması nedeni ile her türküyü, notayı öğrenmeme karşın, bütün derslerden tulum geçtiğim halde ikmale bıraktı. Vayyyy ……!!!</p>
<p>Karne zamanı geldiğinde;  derslerin nasıl bakiim, yavrucum diye soranlara “müzikten ikmale kaldım” dediğimde onlar da bana müstehzi bir şekilde gülümsüyorlardı. Zannediyorum ki; içlerinden de Yuhhhh! diyorlardı.</p>
<p>Müzik, beden, resim. Olmazsa olmaz. Şu an durum nasıldır, bilmiyorum ve bilmiyorum.</p>
<p>Sonra da “umuyorum ve umuyorum” diyorum…</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/04/26/bizim-icin-kasa-onlar-icin-muzik-aleti/&title=Bizim İçin Kasa; Onlar İçin Müzik Aleti&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/04/26/bizim-icin-kasa-onlar-icin-muzik-aleti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahret Sorusu ve Sorgucu</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/04/17/ahret-sorusu-ve-sorgucu/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/04/17/ahret-sorusu-ve-sorgucu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2009 21:15:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Ahiret soruları]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3108</guid>
		<description><![CDATA[


Ahret soruları hayatın gerçeğidir. Yadsınamaz!
Bebeklikten çocukluğa yatay geçiş yapmışsınızdır, çevrenizdekiler “aman da aman ne tatlı şeysin sen ööle yavrucuum, adın ne agu da gugu, hadi bakalım sööle yavrucum, anneni mi seviyorsun babanı mı?”
“!!!!!” Aslında buna vereceğiniz cevap “…… “ dır. Ama efendiliğe sığınıp “ikisini de” dersiniz.
Okula başladığınızda “sööle bakim çocuum hangi dersi seviyorsun”  “ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/04/17/ahret-sorusu-ve-sorgucu/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F04%2F17%2Fahret-sorusu-ve-sorgucu%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ahret%20Sorusu%20ve%20Sorgucu%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3109" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/04/sinav-cocugu.jpg" alt="" width="550" height="303" /><br />
Ahret soruları hayatın gerçeğidir. Yadsınamaz!</p>
<p>Bebeklikten çocukluğa yatay geçiş yapmışsınızdır, çevrenizdekiler “aman da aman ne tatlı şeysin sen ööle yavrucuum, adın ne agu da gugu, hadi bakalım sööle yavrucum, anneni mi seviyorsun babanı mı?”</p>
<p>“!!!!!” Aslında buna vereceğiniz cevap “…… “ dır. Ama efendiliğe sığınıp “ikisini de” dersiniz.</p>
<p>Okula başladığınızda “sööle bakim çocuum hangi dersi seviyorsun”  “ben mi zıttırı pırt dersini çok seviyorum” diyemezsiniz. Yine efendilikle “Türkçe” dersiniz.</p>
<p>Sonra hangi üniversiteye gideceksin. Eee artık ergenlikte olduğunuz için ve sınav stresinin yarattığı gerginlikten dolayı efendiliği üzerinizden atıp; “güzel sınav sistemi beni hangi üniversiteye sürüklerse” dersiniz.</p>
<p>Yeni biriyle tanışırsınız sorduğu ilk şey burçtur. “Ayyyy var ya seninle kesin anlaşcaz. Acayip burçlarımız tutuyor.” “Beni kategorize etme Ziya,” diyemezsiniz tabii. “Heh heh kem küm…” Ziya durmaz, pırasayı mı ıspanağı mı, tatlıyı mı ekşiyi mi seviyorsun diye sorar. Sanki o pırasayı seviyor, sen sevmiyorsan arkadaşlığınız bozulacaktır. Sırf bu ahret sorularını sorduğun için seni terk ettim Ziya. Hadi len oğlum, benim böööle ahret soruları soran adamla işim olmaz da diyemezsiniz ama inceden de sıvışırsınız işte.</p>
<p>Ohhh bunca yıl sonra itiraf ettim de kurtuldum. Biliyorum burası itiraf  comcom değil.</p>
<p>Aslında bugün Ziya’nın ne kadar da masum olduğunu anladım. İkimiz arasında ortak payda arıyormuş, zavallım. Ahret sorusu sorduğunun farkına varmadan…</p>
<p>Al sana ahret sorusu ööle olmaz bööle olur. Ziya’nın suçu yokmuş!</p>
<p>Hadi yavrucum çöz bakalım: X şahsı hayatı boyunca 3.10 üzeri 22 tane iyilik ve 4.10 üzeri -2 mol kötülük yapıyor. Hesap günü mizanda iyilik ve kötülükleri ağır gelirse cennete, kötülükleri ağır gelirse cehenneme, tam nötrleşme olursa Araf’a (hayvanların ve delilerin barınacağı yere) gidecek. Bu şahsın hesabı görülünce ne olacak? İşlem yaparak sonucu bulunuz!!!</p>
<p>Hadi bakalım kolay gelsin, bir acayip ahret sorusu.</p>
<p>Öte aleme gidince bööle, ince ince hesaplar mı sorulacak? Vay, vay vay anam ve yine vay…</p>
<p>Öte alem deyince siz nasıl bir yer hayal ediyorsunuz ama benim bildiğim Allahın affediciliği ve insan sevgisi üzerine. Kuran-ı Kerimde mi yoksa hadiste mi tam olarak bilmiyorum ama hikâyede şöyledir. Aslında hikâyeyi de eksik biliyorum ama herkes genelde biliyordur, bi şekilde. Hatırlatayım mı? Evet sıkı durun hatırlatıyorum. Geçimini fahişelikle sürdüren bir kadın vardır ve kadın susuzluktan ölmekte olan bir köpeğe su verir ve onun hayatta kalmasını sağlar bir şekilde ve kadının bütün günahları affedilir.</p>
<p>Aslında günahlarımız ya da sevaplarımızı hayat bize sunar. Bunları sağlayan hayatın şartlarıdır. Sevap işleyeceğim diye, bütün hayatını bir takım kurallar üzerinde yaşayan bir kimse bana tabir-i caizse hormonlu domates gibi gelir. Yaptıkları sahtedir, adımları hesaplıdır.</p>
<p>Şimdi biri bana çıkıp da kuyumcu terazisinde günahları ve sevapların tartılacakmış ve bunu hesapla derse;  benim o örtmene  vereceğim cevap: İyi misinisss iyi misinis… Sana güle güle diyosss, yolun açık osun diyyoss… Bilimsel normlarda örtmen istiyosss…</p>
<p>Olurdu.</p>
<p>Hadi bana adiosss.</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/04/17/ahret-sorusu-ve-sorgucu/&title=Ahret Sorusu ve Sorgucu&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/04/17/ahret-sorusu-ve-sorgucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gitmek; Ama Nereye?</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/04/14/gitmek-ama-nereye/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/04/14/gitmek-ama-nereye/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2009 20:44:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3100</guid>
		<description><![CDATA[


Hey sen, evet evet sen,  sana sesleniyorum.
Hiç arkana bakma, bahsettiğim kişi sensin.
Biliyorum o reklamdan etkilendin. Hani bütün her şeyi bırakıp, sadece sırt çantanı alıp gitmeni öğütleyen, o reklamı.
Zaten ne zamandır aklındaydı değil mi?
Gitmek…
Peki ama nereye?
Muhtemelen bir adaya…
Git şimdi google earthtten bi ada seç kendine bakalım. Muhtemelen Barbados, Tazmanya, Bora Bora gibi adalar seçersin, sen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/04/14/gitmek-ama-nereye/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F04%2F14%2Fgitmek-ama-nereye%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Gitmek%3B%20Ama%20Nereye%3F%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3101" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="Gitmek; Ama Nereye?" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/04/gitmek-ama-nereye.jpg" alt="" width="550" height="193" /><br />
Hey sen, evet evet sen,  sana sesleniyorum.</p>
<p>Hiç arkana bakma, bahsettiğim kişi sensin.</p>
<p>Biliyorum o reklamdan etkilendin. Hani bütün her şeyi bırakıp, sadece sırt çantanı alıp gitmeni öğütleyen, o reklamı.</p>
<p>Zaten ne zamandır aklındaydı değil mi?</p>
<p>Gitmek…</p>
<p>Peki ama nereye?</p>
<p>Muhtemelen bir adaya…</p>
<p>Git şimdi google earthtten bi ada seç kendine bakalım. Muhtemelen Barbados, Tazmanya, Bora Bora gibi adalar seçersin, sen şimdi.</p>
<p>İyi iyi hadi mütevazı ol bakalım. Kıbrıs da olur değil mi? Yok olmaz mı? Başı çok ağrıyor, oranın değil mi?</p>
<p>İyi o zaman Bozcaada’yı ya da Gökçeada’yı seç. Yeter ki ada olsun değil mi?</p>
<p>Sen sadece zincirlerinden kurtulmak istiyorsun. Ne zamandır televizyonun karşısına geçip, anlamsızca boş boş televizyona bakıyorsun, ne seyrettiğini bilmeden.</p>
<p>Hayatın da anlamsız geliyor değil mi? Aynı reklamdaki gibi, hep aynı sabahlara, aynı işe, aynı okula, hep hep hep aynı şeylere kalkıyorsun.</p>
<p>Sistem sana almayı almayı sürekli almayı emrediyor. Sen de boyun eğerek alıyorsun. Yeni model çıkmış “aaaa onu da alayım, bunu da” sahip olduğunda seni kısa süre tatmin ediyor,  sonrasındaysa yüzüne bile bakmıyorsun.</p>
<p>Bu materyaller sayesinde kök salıyorsun, salmak zorunda kalıyorsun. Boynuna zincirleri halka halka ilave ediyorsun.</p>
<p>Sonra da gitmeye kalkıyorsun. Çok komik olduğunun farkında mısın?</p>
<p>Hem nereye gitmeye kalkıyorsun ki?</p>
<p>Her şeyi bırakıp gitsen de, her şeyi değiştirsen de, kendini bırakabilecek misin???</p>
<p>***</p>
<p>Yeniden hayat kuracaksın.</p>
<p>… bir bakacaksın ki, bu da bir öncekinin aynısı olmuş.</p>
<p>İyi o zaman yeni bir şans daha yeniden değiştir, bakalım,</p>
<p>Yine yeniden…</p>
<p>Yine aynı hayat… Yine her şey rutinleşecek…</p>
<p>Güya Ege’nin küçük bir köyünde sebze yetiştireceksin ya da balıkçılık yapıp bi yandan da şarap çekeceksin değil mi? İnanıyor musun buna? İnanmıyorsun.</p>
<p>Sadece ağzına bi sakız atmış onu çiğneyip duruyorsun.</p>
<p>Hem;</p>
<p>Şehirler de, ülkeler, kıtalar da aşsan, sen, hep aynı sensin…</p>
<p>Önce kendini değiştir, Başka da hiçbirşeyi değiştirmeye gerek yok.</p>
<p>O zaman yeni bir başlangıç yaparsın.</p>
<p>Gerçekten her şeyi geride bırakırsın.</p>
<p>Biliyorsun ki kaçacak hiçbir yer yok&#8230;</p>
<p>Sadece ruhuna inan ve isteklerini yap.</p>
<p>Materyallerden kaçarak hiçbir yere kaçamazsın.</p>
<p>Başka bir kıtaya da gitsen, geriye dönüp baktığında bir adım bile atamadığını görürüsün.</p>
<p>Evet sen, kendini değiştir.</p>
<p>Havalı adalara dair hayallerin, sadece hayal olarak kalsın…</p>
<p>Kendi içinde kıtaları değiştir, değiştirebiliyorsan…</p>
<p>Ama dene, mutlaka dene…</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/04/14/gitmek-ama-nereye/&title=Gitmek; Ama Nereye?&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/04/14/gitmek-ama-nereye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzelyalı’da Sarı Saatler</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/04/12/guzelyali%e2%80%99da-sari-saatler/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/04/12/guzelyali%e2%80%99da-sari-saatler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2009 20:36:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzelyalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3080</guid>
		<description><![CDATA[

Dün O kadar güzel bir hava vardı ki, anlatamam. Aslında çok sıkı bir klasik bir edebiyatçı olup süslü betimlemelerle anlatmak isterdim. Ama betimlemeler yerine size yaşamı anlatmak istiyorum. Yaşamdan içime sinenleri, bana verdiği coşkuyu anlatmak istiyorum.
Kesin olarak inanıyorum ki; bahar ve yaz insanıyım. Sarı tutkuyla sevdiğim bir renk. (Her ne kadar deliliğin rengi olsa da) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/04/12/guzelyali%e2%80%99da-sari-saatler/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F04%2F12%2Fguzelyali%25e2%2580%2599da-sari-saatler%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22G%C3%BCzelyal%C4%B1%E2%80%99da%20Sar%C4%B1%20Saatler%22%20%7D);"></div>
<p>Dün O kadar güzel bir hava vardı ki, anlatamam. Aslında çok sıkı bir klasik bir edebiyatçı olup süslü betimlemelerle anlatmak isterdim. Ama betimlemeler yerine size yaşamı anlatmak istiyorum. Yaşamdan içime sinenleri, bana verdiği coşkuyu anlatmak istiyorum.</p>
<p>Kesin olarak inanıyorum ki; bahar ve yaz insanıyım. Sarı tutkuyla sevdiğim bir renk. (Her ne kadar deliliğin rengi olsa da)  Oksitinden okrasına kadar. Sarı güneşin rengi, hayatın rengi. Güneş olmayınca soluyorum resmen. Dün de güneş o kadar güzel ısıtıyordu ki… Saatler ileri alınmış ve kış ayları boyunca yetmeyen zamanlar, şimdi geniş zamanlar oldu birden.</p>
<p>Bu geniş zamanlarda neler yaptım? Ooo da oooo neler neler yaptım. Size yaptığım evişini, bilgisayar başı işlerini, alışverişi anlatmayacağım. Anlatmayacağım derken aslında size bunlar için vakit harcadığımı da anlatıyorum, aslında. Pe pe pe peeee.  Bütün bu işlerden sonra kendimi sokaklara vurdum.</p>
<p>Eski ismi Kokaryalı, şimdiki ismi Güzelyalı olan güzergâhıma doğru yol aldım. Tabii yol almaya başlamadan önce harley botları mı giysem diye aklımdan geçirmedim değil. Ama ayakkabılıkta sarı spor ayakkablarım bana göz kırptı ve onları giydim. Allahım ne büyük özgürlükmüş bu! Hani 19 Mayıslarda ayağımıza “pisi pisi” denen babetler giyerdik ya, onlardan da  hafif geldi bana. O koca çizmelerden fenalık gelmiş meğerse. Neyse şimdi giyim kuşam sorunsalı ile kafanızı şişirmek istemiyorum.</p>
<p>Elime de zamanla kaprisli bi insana dönüşen fotoğraf makinamı aldım. Fotoğraf makinem kaprisli çünkü zaman içinde, keyfine göre davranır oldu. Canı isterse açılıyor, canı istemezse açılmıyor. Açıldığı zamanlarda fotoğraf çekebildim.</p>
<p>Aslında size bu Güzelyalı var ya, ne şahane bi yerdir edebiyatı yapmayacağım. Zira pek de öyle değildir. Sağlı sollu apartmanların ortasında dar bir cadde vardır ve insan orada bunalır, doğrusu. Onun için sahilden yürümek her zaman için çok iyidir. Orada gökyüzüne, bulutlara, denize özgürce bakabilirsiniz. Ayrıca apartman duvarlarında sprey boyalarla fanatiklerin yazdığı “inadına Göztepe” “1925” yazılarını okuyup sokak kültürünün hoşluklarından nasiplenirsiniz. Köprü durağının oralarda bi numara yoktur. Bana oralar sevimsiz gelir. Ta ki Göztepe eczanesinin oraya kadar. Oradan sonra hayat başlar. Her daim lokma döktüren bi hayırsever vardır, mutlaka. Yine vardı. Hemen kuyruğa girip, şerbetsiz tarafından lokmamı aldım. Amannn ne de güzel yapmışlar, çıtır çıtır, hem de sıcacık… Sıcak ve çıtır oluşumları yerken, anılarım canlandı birden. Troleybüslerle ağır aksak işe gitmelerim, her viraj dönerken troleybüsün boynuzlarını düşmesi, yağmurlu havalarda elektrik çarpması ile saçlarımın cızırdaması, yine elektriklerin kesilmesi sonucu troleybüsün yolda kalması ve sonucunda kel müdür ile papaz olmalarım…</p>
<p>İsmi Güzelyalı ama “yalı” sadece Vali Konağının yanında var. O da pek ahım şahım bi yalı değil.  İstanbul’daki Boğazdaki yalıların yanında müştemilat gibi kalıyor. Aslında bir güzel yalı var ama o kadar perperişan bir haldeki, onun o haldeki fotoğrafını çekmeye içim dayanmıyor. Yalının kayıkhanesi, üstünde kameriyesi her şeyi varda, aynı zamanda mirasçıları da çok var, herhalde. Aslında böyle yerlerin mutlaka yapılmasını şart koşan bir yasa olması gerekir, diye düşünüyorum. Ama düşünmesi gerekenler düşünmüyor galiba, diye de düşünüyorum.</p>
<p>Ben böyle düşünürken Güzelyalı’nın en şahane ve keyif yeri olan Sanita, Tauna Kafe, Göztepe’n Kafe, Elhamra kafelerin oraya kadar geldim. Seyyar kitapçıya baktım. Sarı kapaklı bir kitap aldım!!! Kitabı, kapak rengine bakarak almıyorum. Sadece okumak istediğim kitap sarı kapaklı çıktı. İyi! İnci Aral – Safran Sarı! Allahın n’oluyo böyle? Kitabımı alıp, kafeye oturdum, güzel bi de çay söyledim. Çayımı fırtlatarak, kitabımı okudum.</p>
<p>İnanılmaz huzurlu saatler geçirdim.</p>
<p>Dönüşte yine fotoğraf çekmek istedim, ama yine kapris yaptı. Pis!!!</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/04/12/guzelyali%e2%80%99da-sari-saatler/&title=Güzelyalı’da Sarı Saatler&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/04/12/guzelyali%e2%80%99da-sari-saatler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adınız Soyadınız: Aslan Var</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/03/26/adiniz-soyadiniz-aslan-var/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/03/26/adiniz-soyadiniz-aslan-var/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 16:26:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Aslan Var]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3062</guid>
		<description><![CDATA[

Size selamlarımı saygı ile sunarken yazıma başlıyorum ve sizin de bilmukabele dediğinizi duyuyorum.
Son günlerde yoğunum. Sürekli dışarı çıkmam gerekiyor. Kâh arabayla, kâh metro ile. İşte araba ile çıkacağım günlerden olan “O” gün, bir baktım ki bizim arabanın önüne simsiyah ve camı dahi siyah olan woswogen minübüs park etmiş. Minibüsün üzerinde çeşitli antenler falanlar filanlar var. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/03/26/adiniz-soyadiniz-aslan-var/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F03%2F26%2Fadiniz-soyadiniz-aslan-var%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ad%C4%B1n%C4%B1z%20Soyad%C4%B1n%C4%B1z%3A%20Aslan%20Var%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3063" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="Adınız Soyadınız: Aslan Var" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/03/rebelneno.jpg" alt="" width="251" height="281" />Size selamlarımı saygı ile sunarken yazıma başlıyorum ve sizin de bilmukabele dediğinizi duyuyorum.</p>
<p>Son günlerde yoğunum. Sürekli dışarı çıkmam gerekiyor. Kâh arabayla, kâh metro ile. İşte araba ile çıkacağım günlerden olan “O” gün, bir baktım ki bizim arabanın önüne simsiyah ve camı dahi siyah olan woswogen minübüs park etmiş. Minibüsün üzerinde çeşitli antenler falanlar filanlar var. Orada neler oluyor? diye kendi kendime sordum. CSI dizisinin plâtosu mu olmuştu bizim mahalle? Derken sağa sola bakmaya başladığım sırada, bakkal Aytekin dükkânının önüne çıktı.</p>
<p>–Aytekin mahalledeki herşeyi bilir &#8211; O yüzden “Aytekin bu minibüs kimin?” dedim. Dediğim anda da Aytekin’in “piyasa bozuk, piyasa bozuk, piyasa bozuk” diye söylendiğini duydum. “Hayrola Aytekin iyi saatte olsunlar ziyarete mi geldiler?” diye sordum. Aytekin “yok be aeblaa, artık şarkı sözü yazmaya başladım. Her sanatçı gibi;  kendimden ve ülkemde olanlara kayıtsız kalmayarak, olaylara duyarsız olmadığımı ifade ediyorum. Bi nevi dışa vurumcuyum” dedi. “Ahhh Aytekin’ciğim keşke içe vurumcu olsaydın da senin bu güzel şarkı sözünü duymamış olsaydım” dedim. Gözlerini pörtleterek “ne dedin seynnn” dedi. “Üffff yaa Aytekin, içinde sakla bu şarkı sözünü, bi duyan falan olur, eser hırsızlığı olur, şarkıyı notere onaylattın mı?” dedim. Aytekin ne demek istediğimi anladı.  Zıpttt o esnada hemmenn sustu.  Aytekin bana “aeblaa kimseye söyleme, bu eserimi Sezen Aksu’ya göndericem” dedi. Derin manalı bakışlarımla başımı salladım. “Sezen hanım bunu havada karada kapar, ammmaa keşke piyasa bozuk olmasaydı” der demez devirdiğim çamlar gözümün önünden yuvarlanarak geçti. Sonra da durumu toparlamak için, “yok yafuuu Aytekin yanlış anlama, bence çok züpper bi şarkı olur, piyasanın bozuk olmasına rağmen piyasanın tozunu attırır” dedim. Aytekin çok mutlu oldu. Offf gene sevgi kelebeği oldum ve Aytekin’i mutlu ettim…</p>
<p>“Aytekin’ciğim bu acayip minibüs kimin acaba? Önümden biraz çekilse de yolumuza gitsek” dedim. “Yan apartmana git 3 no’lu dairenin zilinde “Aslan Var” yazıyor, onu çal. Onların O minibüs” dedi. Benim dilim tutuldu. Aaaaa aaaa dedim. Aytekin “gitsene” dedi. Ama bu minibüs, zilde “Aslan Var” yazıyor, korktum ben dedim. “Yaaa korkma O kapıdaki isim ve soyadı bizim Gülnihâl Abla’nın kocasına ait” dedi. Offff bi rahatladım kiiii. Gülnihâl Abla soyunun Osmanlı’ya dayandığına iddia eden ve Osmanlı olduğunu kanıtlamak için “geloorum, gidoorum, yapooruumm, edooruum” diye konuşan gül gibi bir hanımzade. İzmir’e evlilik dolayısıyla yıllar önce tayin olmuş ve şimdi burada kalmış. Yıllar önce evlendiği beyzadesi ile evliliği çoktan bitmiş, şimdi çok seçmeli evlilikler yaparak yaşamını sürdürmekte, renklendirmekte…</p>
<p>En son 6 ay önce evlendiği beyzadesinin adı soyadı “Aslan Var” imiş. Beni bi gülmek aldı ki. Zili güldüğümü belli etmemeye çalışarak çaldım. Damat Aslan Bey çıktı. “Pardon arabanızı azbiraz çeker misiniz? Çıkmam gerekiyor” dedim kibar kibar. Damat Aslan Bey sulu zırtlak bi şeydi. Xray bakışlarla beni süzdü. Ben de ona gözlerimi kısarak ennnn ters bakışımla baktım. Hiç hoşlanmadım. Osmanlı soyundan geldiği için kafatası ile övünen Gülnihâl Abla’ya bu eşi hiç yakıştıramadım. Neyse o da kendisine belli bir süre sonra yakıştırmaz sanırım.</p>
<p>Sonra ben yoluma gittim. Yolda amma da acayip adlar ve soyadlar olduğunu düşündüm. Ama damat Aslan beyzadenin isminde eksiklik olduğunu hissettim. Onun göbekadı Dikkat olmalıydı. O zaman zilde de “Dikkat Aslan Var” yazıyor olurdu. İnsanlar daha bi tedbirli olurdu kanımca Aslan beyzadeye karşı.  Sen “Var” soyundan gelensin, neden büyük düşünmedi annen ve de baban. Ya da sana bu ismi yakıştıran hangi aile büyüğü ise.</p>
<p>Size daha önce benim bi ablam var diye bahsetmiştim ya. O çalışma hayatına 657 li olarak başlamıştı. 657 li olduğu günlerde bir gün eve gelince; bugün çok komik isimli biri geldi: Kiraz Kurt demişti. Bu Kiraz Kurt isimli vatandaşı ben hiç görmediğim halde hiçççç unutmamıştım. Ve hâlâ da unutamıyorum.</p>
<p>Uzun lafın kısası;  daha ne isimler ve soyadları var: Hayat Güzel, Faiz Durmaz, İmdat Yeter, Kuzgun Kuşkan, Olgun Portakal, Bilgi Sayar….</p>
<p>Şimdi bu yazımı okuyup da bana yorum yapacak sayın okuyucu, aklınıza terbiyesiz ad ve soyadlar gelirse densizlik yaparak yazmayın. Uyarıyorum, valla çok pis kızarım.</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/03/26/adiniz-soyadiniz-aslan-var/&title=Adınız Soyadınız: Aslan Var&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/03/26/adiniz-soyadiniz-aslan-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meraklısı İçin Enginar Sohbetleri</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/03/23/meraklisi-icin-enginar-sohbetleri/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/03/23/meraklisi-icin-enginar-sohbetleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2009 11:55:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Enginar Sohbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kocam beni aldatıyor mu?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3044</guid>
		<description><![CDATA[

Geçtiğimiz gün eski iş yerinden arkadaşlarla buluştuk. Bi nevi kabul günü yani. Kabul günü dediysem geleneksel anlamda kabul günü değil. Geleneksel olarak kabul gününün mealini yapayım önce: Yaşamlarının kısır döngüye girdiğini hisseden ev hanımları, kısır yiyerek bu döngüyü kırma isteğiyle toplanırlar. Bu tarz günlerde her ay kendi aralarında dolar, avro, altın, hisse senedi gibi yatırımlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/03/23/meraklisi-icin-enginar-sohbetleri/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F03%2F23%2Fmeraklisi-icin-enginar-sohbetleri%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Merakl%C4%B1s%C4%B1%20%C4%B0%C3%A7in%20Enginar%20Sohbetleri%22%20%7D);"></div>
<p>Geçtiğimiz gün eski iş yerinden arkadaşlarla buluştuk. Bi nevi kabul günü yani. Kabul günü dediysem geleneksel anlamda kabul günü değil. Geleneksel olarak kabul gününün mealini yapayım önce: Yaşamlarının kısır döngüye girdiğini hisseden ev hanımları, kısır yiyerek bu döngüyü kırma isteğiyle toplanırlar. Bu tarz günlerde her ay kendi aralarında dolar, avro, altın, hisse senedi gibi yatırımlar yaparak Türk ekonomi hayatına da bi nevi katkıda bulunurlar. Fakat bununla birlikte, kısıra, böreğe, keke, çaya harcanan paralar ve bu karbonhidratların bedene yaptığı eklemeler ve sonucunda da spor salonlarına kaydolarak zayıflamaya çalışılmakta,  bedendeki karbonhidrat sonucu oluşan eklemeler, her aynaya bakıldığında psikolojik olarak üzüntü ve depresyona sokmakta olup, bu özgüven eksikliğinden dolayı “kocam beni aldatıyor mu?” şüphesi ile gizliden gizliye koca takip edilmekte ve yine koca eşi tarafından septik sorulara maruz kalmakta olup;  evlilik müessesi artçı şoklarla sarsılmaktadır.</p>
<p>Böyle günlerin ayrıca ritüelleri vardır. Ev sahibesi yeni almış olduğu bir nesnesini (beyaz eşya, mobilya, mutfak eşyası ya da giysi) diğer kadınlara gösterme, tanıtma, övme faslıdır. Ayrıca örgü, dantel, takı, yemek gibi el maharetleri aylık toplantılarda doruk noktasında tanıtılır. Favori dizilerin senaryolarını olumlu ya da olumsuz olarak değiştirme isteği de had safhadadır.</p>
<p>Bir de unuttuğum bi bölüm varsa o da kabul günü çantasıdır. Muhtemelen ayakkabıcı dükkânlarının ucuzluktaki ayakkabılarından bir çift edinilir ve kabul günü çantasına örgü şişlerinin yanına yerleştirilir. Bunlar daha ziyade “çak çik” topuk olarak tanımladığım, ince topuk sivri burundur. Ayakkabı olmazsa siyah kadife üzerine, bakır renkli pullarla süslenmiş bi çift terlik de bu işi pekâlâ görebilir. Kabul gününe giderken, bulaşıktan ve kışın soğuk şartlarından yıpranmış ellere bol yağlı krem sürülür. “Same parfümlere de” bolca bulanılınır.</p>
<p>İşte yukarıda saydığım ritüeller klâsik kabul günüdür. Oysa bizim kabul günümüz öyle değildir. Şuna ikide bir kabul günü diye yazmasam iyi olacak. Kafa arkadaşlarımızla bir araya gelip, sohbet etme diyelim mi? Evet tam olarak açılımı böyle. Hoşşş bol bol börek çörek, kısır, içli köfte hadisesine giriş yaparız, o ayrııı.</p>
<p>Neyse gurubumuzdaki arkadaşlardan biri geçtiğimiz gün pazara uğrayıp, öyle geldi. Her İzmir vatandaşı gibi mart ayının yaşamımıza girmesiyle ENGİNAR da mutfağımıza girdi. Otlara karşı özel ilgisi olan arkadaşım bittabi ki enginarı da çok seviyor. Pazarda her zaman enginar aldığı tezgâha gittiğinde yaşlı bi teyze varmış. Yaşlı teyze birden anarşik duygularla arkadaşıma bağırmaya başlamış. “koca tezgâhta yer mi yok, geldin dibime girdin?” diye. Arkadaşım da “bi dakka ya, ben sizin dibinizde değilim, n’oluyo” demiş. Anarşikleşen teyze “süslenmişsin ama terbiye sahibi olamamışsın” diye arkadaşımı azarlamış. Arkadaşım “asıl siz terbiye sahibi değilsiniz, olsanız böle durduk yere asabiyet yapıp, beni rencide etmeşsiniz” demiş. Anarşik teyzenin yüzü limon yemiş gibi olmuş. Anarşik teyzelerden hep var biliyorsunuz. Daha önceki bi yazımda bu konuyu işlemiştim.</p>
<p>Neyse konumuz anarşik teyze değil bu kez. Ne mi? ENGİNAR</p>
<p>Görüntüsüne dahi hasta olduğum bu bitkiyi (çiçeği) ne kadar yesem doyamam. Bin türlü şekilde yemeği yapılır. Şimdi size bu yüce bitkinin yapılma tariflerini anlatacak değilim. Merak eden google arama motoruna enginar tarifleri diye yazsa bilumum tarifler önünüze gelir ve kafanıza yatan birini yaparsınız.</p>
<p>Fakat benim favorim etli dolmasıdır. Sırada dereotlu pilavı, sonra haşlayıp, üzerine has zeytinyağlı limonlusu gelir. Hepsi birbirinden harika oluşumlardır. Nezdimde yaprak sarması ile yarışacak tek yemektir. İpi kimin göğüsleyeceğini bilemiyorum.</p>
<p>Fark ettiyseniz yemek olarak ne en çok ne lezzetliyse, lezzeti oranında da sağlıksızdır. Ama bu enginar var ya, hem acayip lezzetli ve o oranda da sağlıklıdır. Bir senede 41 adet yendiğinde karaciğeri yenilediği söylenmektedir. Lezzet, sağlık ve sohbet malzemesi olan enginarın ekürisi bakladır, bittabi ki. Lütfen güzelim saplarını atmayın. Kabuklarını soyup onları da yemeğe dahil edin.</p>
<p>Atatürk’ün son günlerinde yemek istediği, ancak mevsim dolayısıyla İstanbul’da bulunmadığından Hatay’dan sipariş edilen demiryollarının yavaşlığından dolayı da Atatürk’ün ölümünden önce İstanbul’a ulaşamayan bu harika sebzenin böyle bir anı barındırıyor olması, her aklıma geldiğinde beni hüzünlendirir.</p>
<p>Marketlerde ayıklanmış konserve halde satılır ki, her konserve gibi, enginarın o hali bana son derece itici gelir.</p>
<p>Ayrıca bazı hanımlar bu harika çiçeği deep freze atmaktadırlar ki; ben her şeyi zamanında yemeyi seven biri olarak buna da karşı çıkıyorum. Farkındaysanız sırf muhalifim. Ne yapalım yani, herkes öyle yapıyor diye ben de öyle yapmak zorunda değilim.</p>
<p>Neyse bu sene bu harika bitkiden altı yedi tanesini kurutup vazoya koyacağım. Bence züpper dekoratif bi olay ayrıca.</p>
<p>Bir de şimdi aklıma geldi ki sevgililer gününde sevgilisine enginar satın alıp üstelik de leziz bi şekilde pişiren erkek modeli, bana göre sevgilisini çokkk seviyordur. Ayrıca ona gül almadığı için pinti diyemeyiz. Sevgilisini o kadar düşünüyordur ki; sevgilisine hem leziz bi yemek sunuyordur, hem de sevgilisinin karaciğerine duyduğu hassasiyeti dile getiriyordur. Ayrıca şubat ayı itibarı ile tanesinin 5 tele olduğunu ve en az dört adet alması gerektiğini düşünürsek cömert olduğunu da anlarız. Eee daha bunun marulu, taze soğanı, turpu falanı filanı var. El emeği göz nurusu var. El emeği göz nurusuna ilaveten, ellerin ayıklarken kararma hadisesi var. En az bir hafta o kara ellerle dolaşmak zorunda kalacak. Eğer ki poşeti 1 tele olan şeffaf eldivenleri Kemeraltı’ndan tedarik edip, eldivenle ayıkladıysa, “vayyy bu âdemoğlu pratik zekâlı imiş” deyip takdirde edilir, hattı zatında.</p>
<p>Biz pinti diye sevgililer gününde sevgilisine gül yerine “gül reçeli” alan erkeğe deriz. Gül reçeli hem şekerlidir bi faydası olmadığı gibi bünyedeki kanser hücrelerini besler, hem de bedene ekstra ekleme yapar.</p>
<p>Yaaa işte böyle sevgili bloggerdaşlarım, enginar yiyelim, herkesi yemeğe teşvik edelim.</p>
<p>Sağlıklı nesil, sağlıklı toplum.</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/03/23/meraklisi-icin-enginar-sohbetleri/&title=Meraklısı İçin Enginar Sohbetleri&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/03/23/meraklisi-icin-enginar-sohbetleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

