<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>izmirLife - izmir kent günlüğü &#187; Mustafa Mumcu</title>
	<atom:link href="http://www.izmirlife.com/category/mustafa-mumcu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.izmirlife.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 14:45:27 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>TRT, HADİSE&#8217;nin &#8220;Düm Tek Tek&#8221; klibini çok erotik bulmuş</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/03/23/trt-hadisenin-dum-tek-tek-klibini-cok-erotik-bulmus/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/03/23/trt-hadisenin-dum-tek-tek-klibini-cok-erotik-bulmus/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2009 12:24:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Düm Tek Tek]]></category>
		<category><![CDATA[erotik]]></category>
		<category><![CDATA[Eurovision 2009]]></category>
		<category><![CDATA[Hadise]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3045</guid>
		<description><![CDATA[


Hadise gerçekten çok akıllı bir kız. Gündemde kalmasını beceriyor.
Bundan önceki Eurovision yarışmacılarımızın hiçbiri Hadise kadar ses getirmemişti.
Bu kızımız hem dış basında hem de ulusal medyada devamlı kendinden söz ettiriyor. 19 Mayıs 2009&#8242;da Moskova&#8217;da yapılacak. Sabırsızlıkla bekliyoruz, çünkü Türkiye&#8217;yi temsil edecek olan HADİSE gerçekten hep hadise oluyor medyamızda.
54. Eurovision Müzik Yarışması
* Hadise&#8217;nin &#8220;Düm Tek Tek&#8221; şarkı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/03/23/trt-hadisenin-dum-tek-tek-klibini-cok-erotik-bulmus/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F03%2F23%2Ftrt-hadisenin-dum-tek-tek-klibini-cok-erotik-bulmus%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22TRT%2C%20HAD%C4%B0SE%27nin%20%5C%22D%C3%BCm%20Tek%20Tek%5C%22%20klibini%20%C3%A7ok%20erotik%20bulmu%C5%9F%22%20%7D);"></div>
<p><strong><a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/03/hadise.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3046" title="hadise" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/03/hadise.jpg" alt="" width="500" height="314" /></a></strong></p>
<p><strong>Hadise</strong> gerçekten çok akıllı bir kız. Gündemde kalmasını beceriyor.<br />
Bundan önceki <strong>Eurovision</strong> <span id="more-3045"></span>yarışmacılarımızın hiçbiri Hadise kadar ses getirmemişti.<br />
Bu kızımız hem dış basında hem de ulusal medyada devamlı kendinden söz ettiriyor.<strong></strong> 19 Mayıs 2009&#8242;da Moskova&#8217;da yapılacak. Sabırsızlıkla bekliyoruz, çünkü Türkiye&#8217;yi temsil edecek olan HADİSE gerçekten hep hadise oluyor medyamızda.</p>
<p>54. Eurovision Müzik Yarışması</p>
<p>* Hadise&#8217;nin <strong>&#8220;Düm Tek Tek&#8221;</strong> şarkı klibi geçtiğimiz günlerde <strong>Metin Arolat</strong> yönetiminde yeniden çekilmiş.<br />
Ne var ki bu klip TRT yönetimi tarafından çok erotik bulunarak, yayına alınmamış, düzenlemelerle tekrar çekilmesi istenmiş. Basın böyle yazıyor. Ama klip internet ortamında her yerde yayında. Sadece TRT&#8217;de seyredemedik.</p>
<p>* Hadise takım elbise ve kravatla sahneye çıkıyor. Arkasındaki dansçı kızlar en seksi kıyafetlerle erkeklerin yüreklerini hoppada zıppada durumlarına sokuyor.</p>
<p>* Bu huysuz dansçılar, masum HADİSE kızımızı da baştan çıkararak, takım elbisesini üzerinden alıveriyorlar. Töbe, töbe!..</p>
<p>Kızımız da onlar gibi, yarı çıplak, şıkıdım da şıkıdım&#8230;</p>
<p>Düm&#8230; Tek&#8230; Tek&#8230;</p>
<p>Yani <strong>&#8220;Teker teker gelin!&#8221;</strong> gibi bir şey.</p>
<p>* Şarkı da, kıvrak danslar da, dansçılar da, Hadise de hepsi benim hoşuma gidiyor. Benim gibi düşünenlerin sayısı da oldukça fazla. Ama&#8230; Böyle giderse TRT yönetimi, yarışmaya az kala kıyafet şartı koyup, kızı da dansçılarını da türbana, çarşafa sokacak.</p>
<p>* Hadise de inadına soyundukça soyunuyor mübarek. Kızım biraz ortayı bulsana. Bu memleketin adını kötüye çıkaracaksın yaa!</p>
<p>* Biz dünyaya türbanlı bir millet olarak tanıtıldık. Tanıtım elçilerimiz de <strong>Emine Erdoğan</strong> ve <strong>Hayrünüsa Gül</strong> Hanımefendiler. Allah razı olsun kendilerinden, hamdolsun para bile almadan <strong>Türbanlılar Ülkesi Türkiye</strong> tanıtımını çok iyi yapıyorlar.</p>
<p>* Bu kızımızı böyle anadan üryan, Düm Tek Tek diye hoplarken, zıplarken görecek olan diğer Dünyalılar 19 Mayıs&#8217;ta tam şaşıracaklar. &#8220;<strong>Ne oluyor bu &#8216;Çılgın Türkler&#8217;e, bunları Allah taş yapacak, çarpılıp yamulacaklar&#8221;</strong> diye düşünecekler.</p>
<p>* Böyle erotik kıyfetleri bahane edip bizi AB&#8217;ye de almayacaklar, ABD&#8217;ne de vizeli bile sokmayacaklar.<br />
Başbakanımız hamdolsun çocuklarını okuttu da, diğer bakanlar, bakmayanlar çocuklarını zengin abilerinin burslarıyla ABD&#8217;de okutup üfletemeyecekler.</p>
<p>En önemlisi kalbinden malbinden rahatsız olan kabine üyeleri, istihareye yatsalar bile, yüce Rabbım onlara <strong>&#8220;Cleveland&#8217;a git, şifa bulacaksın!&#8221;</strong> demeyecek. Unakıtan acele etti de fırsatı değerlendirdi.<br />
Gazete haberine göre TRT&#8217;ciler klibin yeniden montajlanmasını istemiş ama Hadise buna yanaşmıyormuş.</p>
<p>Hadise 3 ay önce verdiği röportajda TRT’yle ilgili olarak şunları söylemişti: <em>“TRT yetkilileriyle ilk olarak bir araya geldiğimizde onlara Belçika’daki konser görüntülerimi izlettirdim. Kıyafetleri açık bulmalarından korktum. Altımda şort, üzerimde korse ve sütyen vardı. TRT Müzik Dairesi Başkan Yardımcısı Ümran Hanım <strong>’Hiç umrumuzda değil, kendini nasıl iyi hissediyorsan öyle giyin. Bizim açımızdan sorun değil’</strong></em> dedi ve içimi rahatlattı. TRT kıyafetime karışsaydı bu iş olmazdı.”</p>
<p>Şimdi klip yeniden mi çekilecek, yarışma gecesi giyilecek kıyafetlerde de sorun yaşanacak mı? Merakla bekleniyor.</p>
<p>Mustafa Mumcu, 23 Mart 2009</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/03/23/trt-hadisenin-dum-tek-tek-klibini-cok-erotik-bulmus/&title=TRT, HADİSE'nin "Düm Tek Tek" klibini çok erotik bulmuş&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/03/23/trt-hadisenin-dum-tek-tek-klibini-cok-erotik-bulmus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PKK&#8217;lı CONİ&#8217;ler</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/03/12/pkkli-coniler/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/03/12/pkkli-coniler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 11:38:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Obama]]></category>
		<category><![CDATA[PKK'lı Cni'ler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2988</guid>
		<description><![CDATA[


Türk savaş uçaklarının operasyonları sonucu vurduğu bölücü terör örgütü PKK&#8217;dan kaçan teröristler, büyük moral çöküntüsü yaşıyorlarmış. PKK&#8217;dan kopmaya başlamışlar.
Kopunca ne yapacak bu muhteremler, başka bir yere yama olacaklar tabii.
Adamların meslekleri adam öldürmek. Bu eğitimi almışlar, yıllarca kötü iklim ve hayat şartlarında yaşamışlar ve &#8220;Vur!&#8221; denilince öldürmüşler.
Eski PKK’lıların ABD ordusunda paralı asker oldukları iddiası MİT, Emniyet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/03/12/pkkli-coniler/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F03%2F12%2Fpkkli-coniler%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22PKK%27l%C4%B1%20CON%C4%B0%27ler%22%20%7D);"></div>
<p><img class="size-full wp-image-2989 alignnone" title="PKK'lı CONİ'ler" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/03/pkkli_coniler.jpg" alt="" width="538" height="405" /></p>
<p>Türk savaş uçaklarının operasyonları sonucu vurduğu bölücü terör örgütü PKK&#8217;dan kaçan teröristler, büyük moral çöküntüsü yaşıyorlarmış. PKK&#8217;dan kopmaya<span id="more-2988"></span> başlamışlar.</p>
<p>Kopunca ne yapacak bu muhteremler, başka bir yere yama olacaklar tabii.<br />
Adamların meslekleri adam öldürmek. Bu eğitimi almışlar, yıllarca kötü iklim ve hayat şartlarında yaşamışlar ve<strong> &#8220;Vur!&#8221;</strong> denilince öldürmüşler.</p>
<p>Eski PKK’lıların ABD ordusunda paralı asker oldukları iddiası MİT, Emniyet ve Jandarma istihbaratın raporlarında da belirtilmiş.</p>
<p>Aslında bunların moral çöküntüsü olduğuna filan inanmıyorum ben. Zaten ABD himaye ediyor ve besliyor Kuzey Irak&#8217;ta. Şimdi yeni başkan Barack OBAMA ile politika değişti.</p>
<p>Türkiye&#8217;ye lâyık görülen ILIMLI İSLAM DEVLETİ de güncelliğini yitirdi.</p>
<p>Yakında ÇAĞDAŞ, LAİK MÜSLÜMAN TÜRKİYE oluruz.</p>
<p>Tayyip Bey ve arkadaşları da geldikleri desteğin kösteğiyle (ABD) tıpış da tıpış giderler. Tabii bunlar acizane benim düşüncelerim. Yanılacağımı da zannetmiyorum ama. Genel seçimlerden sonra bu yazımı tekrar yayına veririm.</p>
<p>Bulunduğumuz coğrafyada ABD&#8217;ye rağmen politika yapılması, iktidar olunması zor veya imkânsız.</p>
<p><strong>Gelelim PKK&#8217;dan kopan teröristlere!</strong></p>
<p>Bunlar enayi mi, gelip de Adalet makamlarımıza teslim olsunlar?</p>
<p>Yıllarca hapis yatmayı niye göze alsınlar?</p>
<p>Ya Barzani&#8217;nin koruması altında Kuzey Irak&#8217;ta kalacaklar, orduya katılacaklar veya bir şeyler yapacaklar.</p>
<p>Ya da ABD vatandaşı olup ABD&#8217;ye yerleşecekler.</p>
<p>ABD vatandaşı olabilmeleri için bir şart var ama&#8230; Bunu kendi tecrübemden biliyorum.</p>
<p>40 yıl önce Almanya/Berchtesgaden&#8217;de, Amerikan askeri oteli General Walker&#8217;in resepsiyonunda Desk Clerk (resepsiyon görevlisi) olarak çalıştım 2 sene boyunca.</p>
<p>Askeri otel olduğu için müşterilerin hepsi askeriyedendi. Bu arada birçok askeri yetkiliyle de konuşma imkânı buldum. Bir ara ABD vatandaşı olabilme imkânlarını araştırdım. Bir askeri yetkili bana bilgi verdi:</p>
<p><strong>&#8220;Kolay&#8221;</strong> dedi. ABD&#8217;nin yasalarına göre ABD ordusunda görev almaya ve savaş olan bir yerde cepheye gitmeye razı olan her yabancı, ölmez sağ kalırsa belirli bir süre sonra ABD vatandaşı olmaya hak kazanıyormuş.</p>
<p>O zamanlar ABD askerleri <strong>Vietnam</strong>&#8216;daydı ya benim de Vietnam&#8217;da cepheye gitmem gerektiği söylendi.</p>
<p>Tabii hemen bu fikrimden caydım. Ne cepheye gittim, ne ABD vatandaşı olma arzumu muhafaza ettim. Gençliğin verdiği deli dolu bir düşünceydi.</p>
<p>Demek ki bu kanun hâlâ geçerli. Şimdi de Afganistan&#8217;da çarpışacak ABD askerlerinin çoğu, PKK teröristlerinden oluşacak. PKK&#8217;lı Coni&#8217;ler işte bunlar.</p>
<p>PKK&#8217;lı teröristlerin ABD&#8217;de paralı asker olacağından bahsediliyor. ABD&#8217;de zaten askerlik paralı ve bir meslek dalı. Genelde hiçbir işte tutturamayanlar, mesleği olmayanlar, aylak gezmekten bıkanlar orduya yazılırlar. Tabii eğitilirler ve maaş alırlar.</p>
<p>PKK&#8217;lı teröristler de ABD ordusuna alınıp, cepheye gönderilmeden önce mutlaka eğitilecekler. Askerlikte kaldıkları müddetçe de maaş alacaklardır. Durum bundan ibaret yani.</p>
<p><strong>ABD düğmeye bastı, önümüzdeki dönemde PKK terörü ortadan kalkabilir.</strong></p>
<p>Ama inşallah, Almanya&#8217;da yıllardır organize edilen bir başka grup Türkiye&#8217;nin başını ağrıtmaz.</p>
<p>Zira bu güzel ülkeyi hiç rahat bırakmıyorlar da! Jeopolitik durumumuz müsait değil çünkü. Çok önemli bir coğrafyada yaşıyoruz.</p>
<p>Mustafa Mumcu, 12 Mart 2009 / 13:40</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/03/12/pkkli-coniler/&title=PKK'lı CONİ'ler&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/03/12/pkkli-coniler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Var mısın, yok musun? Yarışmacı Gizem Akın, 250. Programda</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/03/09/var-misin-yok-musun-yarismaci-gizem-akin-250-programda/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/03/09/var-misin-yok-musun-yarismaci-gizem-akin-250-programda/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2009 22:54:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[250. program]]></category>
		<category><![CDATA[Acun Ilıcalı]]></category>
		<category><![CDATA[Var mısın yok musun / Gizem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2949</guid>
		<description><![CDATA[


Bu akşam &#8220;Var mısın, yok musun?&#8221; programının 250.&#8217;sini izliyorum. Çok heyecanlıyım. Yarışmacı GİZEM AKIN, bence programın en güzel ve asil görünümlü kızlarından biri. Onun kazanması için dua eden çok insan var. Ben de bunlardan biriyim.
Hani bir ara Caner&#8217;in sevgilisi Tülin vardı ya; milli gelin, bu kızımız da onun kadar ilgi çekiyor en azından. Çoooook güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/03/09/var-misin-yok-musun-yarismaci-gizem-akin-250-programda/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F03%2F09%2Fvar-misin-yok-musun-yarismaci-gizem-akin-250-programda%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Var%20m%C4%B1s%C4%B1n%2C%20yok%20musun%3F%20Yar%C4%B1%C5%9Fmac%C4%B1%20Gizem%20Ak%C4%B1n%2C%20250.%20Programda%22%20%7D);"></div>
<p><a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/03/varmisingizem.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2950" title="varmisingizem" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/03/varmisingizem.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a></p>
<p>Bu akşam<strong> &#8220;Var mısın, yok musun?&#8221;</strong> programının 250.&#8217;sini izliyorum. Çok heyecanlıyım. Yarışmacı <strong>GİZEM AKIN</strong>, bence programın en güzel ve asil<span id="more-2949"></span> görünümlü kızlarından biri. Onun kazanması için dua eden çok insan var. Ben de bunlardan biriyim.</p>
<p>Hani bir ara Caner&#8217;in sevgilisi <strong>Tülin</strong> vardı ya; milli gelin, bu kızımız da onun kadar ilgi çekiyor en azından. Çoooook güzel bir kız. Yüzü, vücudu, bakışları, yürüyüşü, hareketleri&#8230; Her şeyiyle çok güzel. Ben bu yaşımda kızımıza kötü gözle bakmıyorum tabii de, gurur duyuyorum, Türk kızlarının bu görünümde ve kalitede olanlarını çok seviyorum. Benim bir kızım olsaydı, onun da böyle görünmesini isterdim.</p>
<p><strong>Gizem</strong> <strong>AKIN</strong> aylardır yarışmadaydı. Bugün yarışacağı önceden anons edildi. Kendisiyle ilgil resimler ararken baktım internette, çok sayıda FAN KULÜP var. Gizem&#8217;in sevenlerinin bu kadar çok olduğunu bilmiyordum tabii. Birçok forum sitelerinde, çok sayıda hayranı onun büyük bir para ödülüyle ayrılmasını diliyorlar.</p>
<p>Şu anda 2 kutu kaldı.</p>
<p>Birinde 500 bin TL var, diğerinde de 40 bin, süpeeeer!</p>
<p>Gökhan&#8217;ın açtığı kutu herkesi sevindirdi. 1 TL yerine 500 bin TL&#8217;y açsaydı çok kötü olurdu Gizem için. Herkes üzülecekti.</p>
<p>Son teklifi bekliyor herkes. Ya kabul edecek ya da kutusuna gidecek. Bence 200 bin üzerinde bir teklif verecek!</p>
<p><strong>Haydaaaa!..<br />
</strong><br />
<strong>135 bin TL teklif verdi Hamdi Bey.</strong></p>
<p>Bence burada Hamdi Bey biraz yamuk yaptı. En azından 200 bin üzerinde bir teklif olmalıydı.</p>
<p>Şu anda diğer yarışmacılara ve yakınlarına soruyorlar, <strong>&#8220;Devam etsin mi, kalsın mı?&#8221;</strong></p>
<p><strong></strong>Yarışmacıların çoğu, <strong>&#8220;Alsın!&#8221;</strong> diyorlar.</p>
<p>Gizem&#8217;e yapılan teklifin az olmasını şu şekilde değerlendiriyorum: Yarışmanın başında bir yerde kutusunda yüksek rakam olduğuna inanmadığını söyledi. Bu hataydı. Hamdi Bey hemen her teferruata dikkat eden, çok akıllı bir adam. Tekliflerini kafadan atarak değil düşünerek yapıyor. Gizemin kutusuna gitmeye cesaret edemeyeceğini not etti ve 40 bin ile 500 bin arasındaki en düşük tekliflerden birini yaptı.</p>
<p>Gizem, blöf de olsa, <strong>&#8220;Kutuma çok güveniyorum, sonuna kadar gideceğim.&#8221;</strong> değerlendirmesi yapsaydı, Hamdi Bey telaşlanır, kutuya gitmesini önleyici bir teklif verirdi. Bu da <strong>170-220 bin</strong> civarında olabilirdi. Şimdi bile Gizem&#8217;in şansı var, üç beş dakika oyalansa <strong>&#8220;Hamdi Bey teklifi artırırsa kutuma gitmem ama artırmazsa gideceğim,</strong> <strong>40 bin TL de yeter bana!&#8221;</strong> dese, en azından 10 bin TL daha artar teklif, ikinci bir telefonla.</p>
<p><strong>Şimdi reklamlar!</strong></p>
<p>Ben bu <strong>ACUN ILICALI</strong>&#8216;yı çok beğeniyorum. Tabii ve samimi bir insan. Bu programı da çok güzel hazırlayıp sunuyor. Canlı olmamasına rağmen, canlı yayın tadında seyredebiliyoruz. Çok kimseye faydası oluyor. Kazananların paraları ödeniyor ki hiçbirinin şikayeti yok. Eski yarışmacılar da seve seve arkadaşlarını desteklemek için geliyorlar.</p>
<p>Gerçekten çok güzel bir program. Bu sebepten de sabit bir günde duramıyor. En kötü günlerde bile reyting oranı yüksek olduğu için şimdi perşembe, cuma günkü yayınlar kalktı. Pazar-Pazartesi günü bazen de salı var.</p>
<p>Reklamlar bitti, soruyor Acun Bey,</p>
<p><strong>- 135 bin TL&#8217;lik teklife var mısın yok musun?</strong></p>
<p><strong>- Varım!..<br />
</strong><br />
Gizem haklı olarak 40 bin TL kazanma korkusunu yenemedi. Ama ya kutuda 500 bin çıkarsa, ne yapacak acaba? Üzülecek tabii. İnşallah kutudan 40 bin çıkar. Ama keşke devam etseydi. Bence kutuda 500 bin var!</p>
<p><strong>ACUN ILICALI,</strong> tekrar reklam arası vermeden kutuyu açma hazırlıklarında. Gizem ayrılacağı için üzüldüğünü belirten, güzel bir konuşma yapıyor. Allah için çok becerikli, güzel, sempatik, konuşmasını bilen bir kız. Ailesini, böyle asil bir kız yetiştirdikleri için kutluyorum.</p>
<p>16 numaralı kutu açılıyor ve&#8230;</p>
<p>40 bin çıkıyor. Gizem çılgınlar gibi seviniyor. İyi ki benim tahminim doğru çıkmadı. Ben de seviniyorum.</p>
<p>Bir VAR MISIN YOK MUSUN yarışması daha sona eriyor.</p>
<p>Mustafa Mumcu, 08 Mart 2009 / 23:41</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/03/09/var-misin-yok-musun-yarismaci-gizem-akin-250-programda/&title=Var mısın, yok musun? Yarışmacı Gizem Akın, 250. Programda&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/03/09/var-misin-yok-musun-yarismaci-gizem-akin-250-programda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domatesimi istiyorum</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/domatesimi-istiyorum/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/domatesimi-istiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 23:06:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[Domates]]></category>
		<category><![CDATA[hormonsuz domates]]></category>
		<category><![CDATA[kısır tohum]]></category>
		<category><![CDATA[mustafamumcu]]></category>
		<category><![CDATA[organik ürün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2864</guid>
		<description><![CDATA[

 
Sevgili Mine Münire Ertürk Hanım, Almanya&#8217;dan bir ileti göndermiş dün.
Merhaba Mustafa Bey, domatesin çok yararlı bir sebze olduğunu biliyordum ama, kalbe bu denli yararlı olduğunu bilmiyordum. Okurken aklıma Siz geldiniz. Bol domatesli :) sağlıklı günler diliyorum. Sevgiler, selamlar

Milliyet Gazetesi&#8217;nden bir habere yönlendiriyor ileti. 11. Kasım 2008&#8242;de Prof Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu yazmış.
Profesörümüzün yazısından parçalar alarak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/02/23/domatesimi-istiyorum/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F02%2F23%2Fdomatesimi-istiyorum%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Domatesimi%20istiyorum%22%20%7D);"></div>
<p> <img class="aligncenter size-full wp-image-2865" title="domatesimiistiyorum" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/domatesimiistiyorum.jpg" alt="" width="500" height="315" /></p>
<p>Sevgili <strong>Mine Münire Ertürk</strong> Hanım, Almanya&#8217;dan bir ileti göndermiş dün.</p>
<p><strong><em>Merhaba Mustafa Bey, domatesin çok yararlı bir sebze olduğunu biliyordum ama, kalbe bu denli yararlı olduğunu bilmiyordum. Okurken aklıma Siz geldiniz. Bol domatesli :) sağlıklı günler diliyorum. Sevgiler, selamlar<br />
</em></strong><br />
<strong>Milliyet Gazetesi&#8217;nden</strong> bir habere yönlendiriyor ileti. 11. Kasım 2008&#8242;de <strong>Prof Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu</strong> yazmış.</p>
<p>Profesörümüzün yazısından parçalar alarak, domatesin ne kadar faydalı bir sebze olduğunu sizlerle paylaşmak istedim.</p>
<p><em><br />
********</em>Değerli arkadaşlar, köylerde yetişen, tarlada ekin ekip biçen insanlar kısır tohumu filan tanır da, bu ortamlarda yetişmeyenler bilmeyebilir. Bizler nasıl anlayacağız bunu? Devletin görevi değil midir bunları kontrol etmek.</p>
<p>* Değerli okuyucu, toplumda yerleşmiş olan yanlış bilgiyi düzeltmek oldukça zordur. Kime sorsanız, <strong>“gözlere hangi sebze iyi gelir”</strong> diye, alacağınız cevap havuçtur. Halbuki bu yanlıştır. Domatesin gözlerimiz üzerindeki olumlu etkileri havuçtan çok daha güçlüdür. Domates bir yaz sebzesi olup, yaz mevsiminde tüketilmelidir. Genel bir kural olmamakla beraber her sebze ve meyve mevsiminde tüketilmelidir. İnsan vücudu (metabolizması) mevsimlere bağlı olarak farklı çalışır. Kaldı ki, tüm canlıların metabolizmaları gece ve gündüze bağlı olarak dahi farklı çalışır.</p>
<p><strong>Domatesin en güçlü olduğu özellikleri,</strong></p>
<p>* Antioksidan</p>
<p>* Kalp büyümesine karşı önleyici</p>
<p>* Kalbin dıştan yağlanmasına karşı hem koruyucu hem de yok edici</p>
<p>* Makula dejenerasyonuna karşı önleyici ve koruyucu olması</p>
<p>* Makula dejenerasyonu başlangıç aşamasında ise, tedavi edici</p>
<p>* İyi huylu prostat büyümesine bağlı idrar yapma zorluğuna karşı</p>
<p>* Yüksek göz tansiyonun düşürülmesinde olumlu etkisi vardır</p>
<p>* Kolestrolün düşürülmesinde ve dengelenmesinde yardımcı</p>
<p><strong>Domatesin bu saydığım özelliklerinden istifade edebilmek için, doğal tohumundan yetiştirilmiş olma şartı vardır.<br />
</strong><br />
Eğer satın aldığınız domates <strong>ebter (kısır)</strong> tohumdan elde edilmiş ise, yukarıda belirtmiş olduğum özelliklerinden istifade edemiyorsunuz demektir. Bazen size sunulan domatesin <strong>“arılı domates”</strong> olduğunu da söyleyebilirler. Ve hatta organik domates diye de savunabilirler. Adı ister<strong> “arılı”</strong> isterse de <strong>“organik”</strong> olsun; Tohumu ebter (kısır) tohum ise değişen bir şey olmayacaktır.</p>
<p>Yukarıda belirtmiş olduğum özelliklerinden faydalanamıyorsunuz demektir. Hangi sebze veya tahıl olursa olsun, tohumu ebter (kısır) ise, onun hastalıklara karşı önleyici ve koruyucu gücünden yeterli düzeyde istifade edemeyeceksiniz demektir.</p>
<p>Tüketeceğiniz sebze ve tahılın veya da bakliyatın ebter tohumlu olmaması gerekir.</p>
<p>Tıpta, henüz kalp büyümesine karşı etkili bir ilaç tedavisi geliştirilememiştir. Özellikle, ağır yük taşıma işinde çalışanların veya ağır spor yapanların (örneğin, halter kaldırma gibi) veya da yüksek tansiyon hastalarının, haftada iki-üç defa, yemeklerden yarım saat önce, bir çay bardağı taze sıkılmış domates suyu içmeleri, onları kalp büyümesine karşı dirençli kılacaktır. Kullanılacak domatesin mutlaka hormonsuz ve doğal tohumdan üretilmiş olması şartı vardır.</p>
<p>Antremanlarına başlayacak olan sporcuların, aynı gün sabah kahvaltısında bir bardak domates suyu içmeleri halinde, domatesin kalp büyümesini önleyici ve durdurucu etkisinden mükemmel bir şekilde faydalanabilirler .</p>
<p>Kalp büyümesindeki bir sorun da, büyüme sırasında kalbin kas kütlesinin artmasına karşın, kalbin kendini besleyen damar yapısının aynı kalmasıdır. Böylelikle her bir kas kütlesine düşen damar miktarı göreceli olarak azalmış olacaktır. Bu da kalp kasının beslenmesini bozacak ve yeterli beslenemeyen kalp kası hasara uğrayacaktır.</p>
<p>İşte, böyle bir hasara karşı haftada üç-dört kez içilecek bir çay bardağı taze sıkılımış domates suyu mükemmel bir önleyicidir&#8230;</p>
<p>*******</p>
<p> </p>
<p>Tarım Bakanlığı ne için vardır?</p>
<p><strong>Profesörlerimizi televizyonlarda izliyorum da bazen gülmekten kırılıyorum.<br />
</strong><br />
* Kansere karşı peynir suyu iyi gelir ama kendi yaptığımız peynirin suyu&#8230;</p>
<p>* Bol sebze tüketin ama kendi yetiştirdiğiniz sebzeleri&#8230;</p>
<p>Bu böyle devam edip gidiyor. İşimiz gücümüz yok ya, yiyeceğimiz her ürünü kendimiz üreteceğiz.</p>
<p>* Hatta odamızın birinde de inek besleyeceğiz ki sütünden, hormonsuz peynir, yoğurt, tereyağ filan yapalım.</p>
<p>* Bir odada da tavuk, horoz şart. Onlardan da günlük taze yumurta elde edeceğiz ya! Rafadan yumurta, her sabah kahvaltısında.</p>
<p>* Salonda da arı yetiştiririz ki, bal elde edelim!</p>
<p>* Neredeyse koyun, dana gibi hayvanlarımızı unutuyordum. Bahçesi olanlar onları da beslesinler, hormonsuz et için.</p>
<p>* Hükümete gerek yok! Nöbetleşe yönetiriz devletimizi. Zaten bunlar çok kavga ediyorlar birbirleriyle. Biz kavga edecek zaman bulamayız. Üretimle meşgul olmaktan ne devleti yönetmeye takadımız kalır ne de meydanlarda birbirimize hakaret etmeye.</p>
<p>* Devlet kendi kendine yönetilse valla bunlarınkinden daha iyi yönetilir. Hem baskı olmadığı için laik ve demokrat bir devlet olur. Doğan Medya Holding&#8217;e de haksız ceza kesmeyiz. Medyayı susturmak için uğraşmayız bir kere. Süt sağmaktan, peynir, yoğurt yapmaktan, bahçe çapalamaktan, hayvanlara bakmaktan vakit de kalmaz bizde takat da!</p>
<p>Ah be sevgili Mine Hanım! Nereden nereye geldi benim yazı. Aslında bugün 2 kg arı domates aldım Havrasokağı&#8217;ndan. Akşam da sızma zeytinyağ ve elma sirkesiyle bir domates salatası yaptım. Çok lezzetliydi. Galiba kısır tohum değil. Domatesin kabuğu incecik, soymadım bile.</p>
<p>En sevdiğim sebzelerden biridir domates. Çocukluğum aklıma geldi bugün o domates salatasını yerken. Sokakta oynarken eve gelirdik karnımız acıkınca. Ama, acele sokağa çıkmak için annemin yemek hazırlamasını beklemezdik. Birkaç domates ve bir somun ekmekle yine sokaktayız. O domateslerin lezzetini şu an bile hatırlıyorum. Suyunu gömleğimize, pantolonumuza akıta akıta yer akşam da annemden papara yerdik, <strong>&#8220;Pis şey, her tarafını kirletmişsin!&#8221;</strong> diye.</p>
<p>Nerede eski domatesler? Ben eski domateslerimizi istiyorum. Hem kalbe de iyi geliyormuş. Bu hormonlu domateslerden lezzet de alamıyoruz, vücudumuza faydası da olmuyor. Bugün yediğim domatesler gibi olmalı tüm domatesler.</p>
<p>Devlet yetkilileri artık hormonsuz, kısır olmayan tohumlarla yetişen sebze ve meyveleri halka yedirmeli. Biz bunların nerelerde satıldığını bulamıyoruz. Her yerde satılanlar kaliteli olmalı.</p>
<p>Tarım Bakanı gece uyumalı, gündüz uyanık olmalı.</p>
<p>Herkese saygı ve sevgiler.</p>
<p>Mustafa Mumcu, 22. 02. 2009 /00:50</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/02/23/domatesimi-istiyorum/&title=Domatesimi istiyorum&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/domatesimi-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarımıza bebek muamelesi yapmayalım!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/2863/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/2863/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 22:41:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[aile sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[annelik duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk gençliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2863</guid>
		<description><![CDATA[


 
Bu akşam avukat yeğenim Fatoş&#8216;la bir telefon görüşmesi yaptım. Hoş bir sohbetti, beni yıllar öncesine, çocukluğuma götüren çok hoş bir sohbet&#8230;
Önce çocukluğumdan bazı cümleler aktarıvereyim! &#8220;Dur yapma!&#8221;, &#8220;Sen bilemezsin!&#8221;, &#8220;Sen yapamazsın!&#8221; Bir de hiç unutamadığım davranışları olurdu annemin.
Mahalle arasında, top oynuyoruz, ben genelde kaledeyim. Annem elinde alışveriş filesiyle köşede göründü mü, hemen kaleden kenara çekilirdim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/02/23/2863/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F02%2F23%2F2863%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C3%87ocuklar%C4%B1m%C4%B1za%20bebek%20muamelesi%20yapmayal%C4%B1m%21%22%20%7D);"></div>
<p><a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/cocuklarimizabebek.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2862" title="cocuklarimizabebek" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/cocuklarimizabebek.jpg" alt="" width="500" height="315" /></a></p>
<p> </p>
<p>Bu akşam avukat yeğenim <strong>Fatoş</strong>&#8216;la bir telefon görüşmesi yaptım. Hoş bir sohbetti, beni yıllar öncesine, çocukluğuma götüren çok hoş bir sohbet&#8230;</p>
<p>Önce çocukluğumdan bazı cümleler aktarıvereyim! <strong>&#8220;Dur yapma!&#8221;, &#8220;Sen bilemezsin!&#8221;, &#8220;Sen yapamazsın!&#8221;</strong> Bir de hiç unutamadığım davranışları olurdu annemin.</p>
<p>Mahalle arasında, top oynuyoruz, ben genelde kaledeyim. Annem elinde alışveriş filesiyle köşede göründü mü, hemen kaleden kenara çekilirdim. Çoğu kez de gol gelirdi o esnada.</p>
<p>Kenara çekilmemin sebebi, annemin top oynadığıma kızacağını düşündüğümdendi. Hemen elindeki fileye hamle yapardım. Yaşım 14-15 arası bir şey.</p>
<p><strong><em>- Anneciğim, sen yorulma, ben gidip alışveriş edeyim Havrasokağı&#8217;ndan</em></strong> (Pazaryerimiz)</p>
<p><strong><em>- İstemem, istemem bırak şu fileyi!<br />
</em></strong><br />
Kızgınlıkla giderdi kendisi. Bana güvenemezdi.</p>
<p>Domatesin çürüğünü, limonun susuzunu, karpuzun kabağını, kavunun keleğini, ekmeğin hamur gibisini alacağımı düşünürdü.</p>
<p>Hiç güvenemezdi rahmetli annem bana. Bu güvensizlik ortamı, ölünceye kadar da sürdü.</p>
<p>49 yaşında, Annem için temelli dönüş yaptığımda, benim 27 yıl onsuz Almanya&#8217;da yaşadığımı hiç düşünmezdi.<br />
Hep hiçbir şey beceremeyeceğimi düşünürdü. Öyle düşüne düşüne de rahmetli oldu gitti.</p>
<p>Rahmetli hayatı bana da zehir etti, kendisine de. Bana iyilik yaparken kötülük yaptığını fark edemedi. Nur içinde yatsın!</p>
<p>*****</p>
<p>Ben kaledeyim ya annem pazara giderken, topu takip edemez, arka arkaya goller yerdim. Aklım hep annemde, onun geleceği istikamete bakmaktan boynum tutulurdu. Elinde dolu alışveriş filesiyle görünür görünmez koşardım ona doğru, kale Allah&#8217;a emanet. Papara yiyeceğimi biliyorum da, bari arkadaşlarımın önünde azarlamasın!</p>
<p><strong><em>- Ver anneciğim, ben taşıyayım, sen yorulmuşsundur.<br />
</em></strong><br />
Elimi iterdi rahmetli, hışımla,</p>
<p><strong><em>- Bırak, bırak ben taşırım, buraya kadar taşıdıktan sonra. Sen eşşek kadar adam buralarda top oyna, ben çarşılara gideyim.<br />
</em></strong><br />
Annem gittikten sonra bir üzüntü çökerdi içime, bir daha kaleye de dönmez, oturur köşeye düşünürdüm. Arkadaşlarım da oyunu bitirirler, beni teselli ederlerdi.</p>
<p>*****</p>
<p>Bu akşam <strong>yeğenim Fatoş&#8217;la</strong> o tatlı sohbeti yaptıktan sonra, oğlu <strong>Fırat</strong>&#8216;ı sordum. 2 senedir görmediğim Fırat&#8217;ı. Halini, hatırını sordum, tam benim kaledeyken annem tarafından azarlandığım yaşlarda.</p>
<p>Fırat&#8217;ın durumu biraz değişik. Annesi ona da güvenmiyor ama hiç azarlamıyor. El bebek gül bebek durumları yani.</p>
<p><strong><em>- Ver bakayım Fırat&#8217;ı telefona! Sen onun üstüne çok düşüyordun, 8-10 yaşlarındayken bebek muamelesi yapar, arkasından mama yedireceğim diye koşardın.</em></strong></p>
<p>Biraz sonra Fırat telefonda. Çok kibar bir çocuk Allah için, hatırnaz da. Hal hatır sorduk birbirimize, sesi delikanlı gibi. İyi bari hanımevladı değil.</p>
<p><strong><em>- Fırat Kemaraltı&#8217;nda benim dükkan, bir gün gel de bol bol resimlerini çekeyim. Hem özledim seni.<br />
</em></strong><br />
<strong><em>- Tamam dayı gelirim. Bak annem yine konuşmak istiyor.</em></strong><br />
Ben biliyorum arkasından ne geleceğini de işi gırgıra almaya çalışıyorum.</p>
<p>- Dayııı&#8230;</p>
<p>- He dayım!:))</p>
<p><strong><em>- Dayı ya, Fırat orayı bulamaz ki! Kendisi gelemez! Servis arabasıyla okula gider eve gelir. Hiç sokağa çıkmaz, ders çalışır hep. Ben getiririm onu bir gün!</em></strong><br />
<strong><em>- Eeee.. Fatoş&#8217;cuğum bu çocuk biraz da yalnız gitsin gelsin ya! Böyle çocuk mu yetiştirilir? Yarın bir gün bir mevkiye gelirse sen mi götürüp getireceksin iş yerine? Bu çocuk yarın bir gün uluslarası bir toplantıda panele katılırsa, sen mi &#8220;van minıt, van minıt, olmaz!&#8221; diyeceksin?<br />
</em></strong><br />
Karşılıklı gülüşmeler filan ama olmuyor. Fatoş yeğenimi çok seviyorum. Fırat&#8217;ı da! Ama 15 yaşında bir gence artık bebek muamelesi yapılmaz ki. Kemeraltı dediğimiz, İzmir&#8217;in göbeği. Atlayacak otobüse, Hatay&#8217;dan, gelecek Konak&#8217;a. Bunu beceremeyecek ne var?</p>
<p>- Kaç yaşında Fırat?</p>
<p>- 15 yaşında dayı. İlköğretim sonda.</p>
<p>Şaşırdım kaldım da şaşkınlıktan bu bloğu yazdım.</p>
<p><strong>İçinizde çocuğuna böyle bebek muamelesi yapan anneler, babalar var mı acaba?</strong></p>
<p>Varsa, bu nasıl bir duygu?</p>
<p>Gençlerimizi yarına hazırlamalıyız. Sadece okutarak, ders çalışmasını sağlayarak, onlara hep iyi davranarak değil. Bazen sert davranışlarımız da olabilir ama dayak asla!</p>
<p>Çocuklarımızı yetiştirirken, hayata da alıştırmalıyız. Diğer insanlarla temasını, sağlamalıyız. Tek başına oraya buraya gidecek, bakkaldan, çakkaldan alışveriş edecek.</p>
<p>Öyle beynini bilgilerle doldurur, ama insanlarla konuşmayı öğretemezsek, uluslararası toplantılarda bile <strong>van minıt</strong>&#8216;tan öte gidemezler ve <strong>olmaaaz</strong>! diye devam ederler.</p>
<p>Herkese saygı ve sevgiler. <strong>Sana da Kandıralı</strong>!<br />
(Bu fıkrayı bilen bilir de bir de ben anlatayım: Bölük sabah eğitiminde. Komutanın sert sesi, <strong><em>&#8220;- Bölüüüük dur!&#8221;</em></strong> Herkes durur ama Kandıralı er sert adımlarla yürümeye devam eder. Komutan: <strong>&#8220;-Sen de Kandıralı!&#8221;</strong> deyince durur.)</p>
<p>Burada Kandıralı&#8217;dan kasıt, topluma uyum sağlayamayanlardır.</p>
<p>Mustafa Mumcu,</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/02/23/2863/&title=Çocuklarımıza bebek muamelesi yapmayalım!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/2863/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vatan için yatan mı?</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/vatan-icin-yatan-mi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/vatan-icin-yatan-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 22:25:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Tzipi Livni]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan için yatan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2860</guid>
		<description><![CDATA[

Vatan için yatanların sayısı para için yatanların sayısından çok mudur acaba? Bilemiyorum.
İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni&#8217;ye sormuşlar: &#8220;İsrail için biriyle yatar mısın?&#8221; diye.
O da &#8220;Bilemiyorum&#8221; diye yanıtlamış.
Vatan için yatan mı? Yatam da başbakandan azar mı işitem? Burası vatan için yan gelip yatma yeri mi?
* Tuğba Özay&#8216;a aynı soruyu yöneltmişler, &#8220;Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım&#8221; demiş.
Helal olsun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/02/23/vatan-icin-yatan-mi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F02%2F23%2Fvatan-icin-yatan-mi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Vatan%20i%C3%A7in%20yatan%20m%C4%B1%3F%22%20%7D);"></div>
<p><span id="lblIcerik"><a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/vatanicinyatan.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2861" title="vatanicinyatan" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/vatanicinyatan.jpg" alt="" width="500" height="315" /></a>Vatan için yatanların sayısı para için yatanların sayısından çok mudur acaba? Bilemiyorum.</p>
<p>İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni&#8217;ye sormuşlar: <strong>&#8220;İsrail için biriyle yatar mısın?&#8221;</strong> diye.<br />
O da &#8220;<strong>Bilemiyorum&#8221;</strong> diye yanıtlamış.</p>
<p>Vatan için yatan mı? Yatam da başbakandan azar mı işitem? Burası vatan için yan gelip yatma yeri mi?</p>
<p>* <strong>Tuğba Özay</strong>&#8216;a aynı soruyu yöneltmişler, <strong>&#8220;Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım</strong>&#8221; demiş.<br />
Helal olsun sana Tuğba Ablam benim. Mafya ilişkileri için mapus yatan da, vatan için yatakta yatma mın?</p>
<p><strong>* Yeliz Yeşilmen</strong> ise &#8220;<strong>Yatağa giderim ama hiçbir şey vermem&#8221;</strong> yanıtıyla herkesi güldürmüş.<br />
Madem ki vermeyeceksin, yatakta ne işin var? Kıra, bayıra, çayıra, pikniğe git orada tavla adamı vatan için.</p>
<p><strong>* Tuğba Ekinci</strong> ise &#8220;<strong>Kadının daha büyük silahlarını görürsünüz&#8221;</strong> buyurmuşlar.<br />
Nasıl büyük silahsa bunlar, ben hiç görmedim.</p>
<p>Yazar Pınar Kür tam fıkra gibi konuşmuş. Hani yaşlı bir nineye sormuş ya torunu,</p>
<p>- Nine akide şeker mi istersin, erkek mi? diye. O da,</p>
<p>- Evladım bende akide şeker yiyecek diş mi kaldı, demiş ya! İşte öyle bir cevap. Bakalım ne demiş:</p>
<p><strong>* Pınar Kür&#8217;</strong>ün cevabı gerçekten enteresan, <strong>&#8220;Bence adam öldürmek yatağa girmekten çok daha kötüdür. Ben adam da öldüremem, adam öldürmek bu kadar kolay bir şey midir? Yatak olayını bilemiyorum ama benim için daha da önemlisi adam öldürmek. &#8220;</strong></p>
<p>Demek ki neymiş, adam öldüreceğine vatan kurtarmak için yatağa girermiş. Kolay girsin! Yatağa!</p>
<p><strong>* Güler Kazmacı</strong>, benim gençlik aşkımdı. Almanya&#8217;dan İzmir&#8217;e tatile geldiğimde onu hayranlıkla seyrederdim televizyonda. Hatta bir ara kendisine, hayranlığımı dile getiren bir mektup yazdım ama cevap alamadım. Bakalım o ne demiş:<br />
<strong><em>Önemli olan akıllı ve becerikli olmak, yatmak kalkmak değil. Yatsa da hiç birşey beceremeyen kadınlar çıkabilir. Vatan için ’gerekirse’ yatağa girebilirim. Bu gerekirliğe kim karar verecek?<br />
</em></strong><br />
Güler hanım vatanseverdir. Vatanı için her türlü fedakârlığı yapacağına eminim.</p>
<p><strong><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/5125/7405125.jpg" border="0" alt="Vatan için yatar mısın" hspace="2" vspace="6" width="118" height="225" align="right" /><br />
İsrail Dışişleri Bakanı Livni ne demişti?</p>
<p><em>İSRAİL</em></strong><em>’in iki çocuk annesi Dışişleri Bakanı ve İsrail Meclisi’nde çoğunluktaki Kadima Partisi’nin lideri Tzipi Livni’ye, MOSSAD’da suikast timi ajanı olarak çalıştığı dönemde verdiği bir röportajda bilgi almak için kimseyle birlikte olup olmadığı sorulmuştu. Livni, yasal olmasa da vatanı için gerekirse birini öldürebileceğini belirtirken, ülkesi için birisiyle yatağa girmesinin gerekmediğini, ancak böyle bir görev verilse ne cevap vereceğini bilemediğini söylemiş ve &#8220;Eğer bana ülkem için biriyle yatağa girip girmediğimi soruyorsunuz cevabım hayır. Ama böyle bir şey istenseydi, nasıl bir cevap vereceğimi bilemezdim ama ofiste herkes için uygun iş vardır&#8221; demişti. Livni’nin 14 yıl önce politikaya yeni atıldığı dönemde verdiği röportajın ordu tarafından sansürlenmemiş tam metni Yediot Ahranot Gazetesi’nde yayınlanmıştı.</p>
<p>Hürriyet Gazetesi<br />
</em><br />
*****</p>
<p>Bizim kahramanlarımız vatanın selameti için adam öldürdükleri iddiasıyla tutuklandılar. Ergenekon sanığı olarak Silivri&#8217;de hesap veriyorlar.<br />
<strong>&#8220;Sen niye teröristlerle mücadele ederken adam öldürdün? Neden öldürdüğün kişi faili meçhul oldu? Kendini deşifre etseydin de seni de öldürselerdi ya! Ayıp ettin!&#8221; </strong>diye sorgulanıyorlar. Bir kahraman emekli albayımız da yandaş gazetenin iftiralarına dayanamayıp intihar ediyor.</p>
<p>Merak ettiğim bir konu daha var, acaba bu soruyu sayın başbakanımıza sorsalar ne cevap verirdi? Bence,</p>
<p><strong>- Başbakanlık yan gelip yatma yeri değildir. Hamdolsun ben şimdiye kadar harama uçkur çözmedim. Elhamdülillah şimdiden sonra da çözmem. Bu vatan için de olsa!</strong> derdi.</p>
<p><a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11058521.asp?gid=229" target="_blank"><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/8221/7408221.jpg" border="0" alt="" width="286" height="209" /></a> Açıkça söyleyeyim ben vatan için tabii ki güzel bir kadınla yatarım! Hem de severek! Maksat vatan kurtarmak değil mi! Vatanıma canım feda olsun!</p>
<p></span></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/02/23/vatan-icin-yatan-mi/&title=Vatan için yatan mı?&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/02/23/vatan-icin-yatan-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir Belediye Başkan adaylarından örnek davranış.</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/02/20/izmir-belediye-baskan-adaylarindan-ornek-davranis/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/02/20/izmir-belediye-baskan-adaylarindan-ornek-davranis/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2009 15:44:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[aziz kocaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkan adayları]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Taha Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2839</guid>
		<description><![CDATA[


İzmirli olmakla her zaman gurur duydum, İzmir&#8217;i çok seviyorum. Bu yüzden de İzmir&#8217;de gördüğüm bazı manzaralar ve davranışlar beni çok üzüyor. Bunların başında da terör olayları dolayısıyla İzmir&#8217;in beklenmedik bir şekilde göç alması, alt yapının oldukça bozulması ve yeni İzmirlilerin çoğunun çağdaş yaşama uyum sağlamak istememeleri geliyor. Her taraf gecekondu doldu.
Göçlerle gelen vatandaşlarımızın çoğu kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/02/20/izmir-belediye-baskan-adaylarindan-ornek-davranis/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F02%2F20%2Fizmir-belediye-baskan-adaylarindan-ornek-davranis%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0zmir%20Belediye%20Ba%C5%9Fkan%20adaylar%C4%B1ndan%20%C3%B6rnek%20davran%C4%B1%C5%9F.%22%20%7D);"></div>
<p><a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/izmirbaskanadaylari.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2840" title="izmirbaskanadaylari" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/izmirbaskanadaylari.jpg" alt="" width="500" height="315" /></a></p>
<p>İzmirli olmakla her zaman gurur duydum, İzmir&#8217;i çok seviyorum. Bu yüzden de İzmir&#8217;de gördüğüm bazı manzaralar ve davranışlar beni çok üzüyor. <span id="more-2839"></span>Bunların başında da terör olayları dolayısıyla İzmir&#8217;in beklenmedik bir şekilde göç alması, alt yapının oldukça bozulması ve yeni İzmirlilerin çoğunun çağdaş yaşama uyum sağlamak istememeleri geliyor. Her taraf gecekondu doldu.</p>
<p>Göçlerle gelen vatandaşlarımızın çoğu kendi yörelerinin örf ve âdetlerini burada da aynen uyguluyorlar. Çağdaş İzmir görüntüsü oldukça bozuldu.</p>
<p>İzmirli hep çağdaşlıktan yana olmuştur. Bu, giyim kuşamda, yaşam tarzında ve davranışlarda her zaman görülebilir. Ama kendisini İzmirli olarak hissetmeyen birçok vatandaşımız da yaşamaya başladı bu güzel şehirde.</p>
<p>Bu insanlarımızın başta Doğu illerimizden olmak üzere birçok değişik illerden gelmeleri beni zerre kadar rahatsız etmiyor. Beni rahatsız eden, çağdaş yaşama uyum sağlamak istememeleri, İzmir&#8217;i değiştirmeye çalışmalarıdır. Kendileri gibi olmayanlara düşman gözüyle bakmaları, kaba kuvvete başvurmaları, hemşehri tutmaları&#8230;</p>
<p>Tam bu satırları yazarken kapımın önünde iki genç birbirine girmiş, küfredip vuruyorlar. Birkaç dakika içinde 20-25 kişi oldu gelenlerle. Kimin kime vurduğu belli değil. İşte bu, benim nefret ettiğim davranışlardan biri. İzmirli bunu yapmaz!</p>
<p>Neyse, esas konu İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarının Yeni Asır Gazetesi Yayın Grubu Başkanı <strong>Şebnem BURSALI&#8217;</strong>nın girişimiyle gazete binasında bir araya gelmeleri ve medenice dayanışma örneği göstermeleriydi. Bu beni çok sevindirdi.</p>
<p>Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP adayı <strong>Aziz Kocaoğlu</strong>, AK Parti adayı <strong>Taha Aksoy</strong>, MHP adayı <strong>Müsavat Dervişoğlu</strong>, Anavatan adayı <strong>Gülgün Beşerler</strong>, DP adayı <strong>Haluk Güntan</strong>, SP adayı <strong>Şerafettin Kılıç </strong>ve DSP adayı <strong>Harun Öztürk</strong>, Ankara&#8217;da olduğu için mazeret bildirerek katılamadı ama, mesajını göndermiş. <strong></strong></p>
<p><strong></strong>Tüm partilerin adayları iddialı. Kıran kırana bir seçim geçmesi bekleniyor. Ancak; 6 adayın hepsi de birbirlerine bu yarışta başarı dilemişler, seçim sonrası kazanan adayı destekleme sözü vermşler. İşte demokrasiden anlaşılması gereken de bu değil mi? Medenice rekabet etmek, yarışı kazananı desteklemmek. Küslük, kavga, küfür, hakaret yok.</p>
<p>İstanbul adaylarına bakıyorum da şaşıyorum. <strong>Kadir Topbaş</strong> kâh <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>&#8216;nun belgelerine yanıt vermekle meşgul, kâh Kılıçdaroğlun&#8217;a hakaretle. Kadir Topbaş tek başına yetemiyor ki Başbakan desteği de geliyor hakaretlerle.</p>
<p>Ankara&#8217;da durum farklı değil. <strong>Melih Gökçek, Kılıçdaroğlu&#8217;yla</strong> karşı karşıya geldi Arena programında. Birbirlerine hakaret ettiler. Sonuçta kim kazandı, ben pek anlayamadım. Melih Bey şu anda kanal kanal dolaşmakla, 264 TL tutarında erzak yardımı paketleri hazırlatmakla meşgul.</p>
<p><strong>Karayalçın</strong>, yıllar önce Belediye Başkanlığı yaptığı Ankara&#8217;da tekrar aday. Ama onun aleyhine de birçok iddia var.</p>
<p>Kılıçdaroğlu da halkın arasında mütevazı bir daireye taşınarak halktan biri olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Bu arada koltuğunun altı belge dolu.</p>
<p>İzmir&#8217;imizin Belediye Başkan adaylarının bir kısmı da geçenlerde Fatih Altaylı&#8217;nın <strong>&#8220;Teke Tek&#8221;</strong> programına çıkarak karşılıklı tartıştılar. Küfür ve hakaret yoktu. Program sonunda da yan yana gelip tokalaştılar, kameraya gülümsediler. Bu da İzmir farkı. İzmirli olmak demek ille de yedi göbek bu şehirde doğup büyümüş olmak değildir. İzmirli olmak, kendini İzmirli hssetmektir.</p>
<p>Saygı ve sevgilerimle.</p>
<p>*********</p>
<p><strong>Yeni Asır Gazetemizden, buluşma ile ilgili notlar:<br />
</strong></p>
<p><strong>ALTI ADAYIN DA ORTAK DÜŞÜNCESİ AYNI ŞEKİLDE</strong><strong></strong></p>
<p><strong>Her şey kentimiz için</strong><br />
6 aday, hazırlanan &#8220;İzmir&#8221; pastasını birlikte kesmeden önce yaptıkları konuşmalarda şu konuları dile getirdi:<br />
<strong><br />
Aziz Kocaoğlu (İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP adayı)</strong><br />
&#8220;İzmir Türkiye&#8217;de demokrasinin beşiğidir, bu nedenle her zaman olduğu gibi bu dönemde bütün aday arkadaşlarımızla beraber ülkemize örnek olacak bir seçim süreci yaşayacağız. Dostluklarımızı daha da kenetlenerek, İzmir&#8217;i bir adım daha öne götürmek için çabalayacağız. Tüm adayların ortak niyeti İzmir&#8217;dir. Centilmence bir şekilde, sevecenlikle, sevgiyle geçecek bir dönem diliyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>DESTEĞE HAZIRIZ</strong><br />
<strong><br />
Gülgün Beşerler (ANAVATAN Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı)</strong><br />
&#8220;Tüm İzmir&#8217;e, örnek olacak bir seçim yaşatacağımıza inanıyorum. Çünkü, bütün adaylar son derece kaliteli. İnanıyorum ki, seçimi sonlandırdığımız zaman ipi göğüsleyen taraf kim olursa olsun, diğerleri İzmir için her desteğe hazır olacaktır. Tüm aday arkadaşlarıma başarılar diliyorum.&#8221;</p>
<p><strong>Şerafettin Kılıç (SP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı)</strong><br />
&#8220;Bu yarışın en güzel şekilde geçeceğine inanıyorum. İzmirliler&#8217;in vereceği karara hepimiz saygılıyız. Yarışın centinmenlik sınırları içinde geçeceğini biliyoruz. 29 Mart&#8217;ta yapılacak seçimleri kim haketmişse, milletin takdirini, sevgisini, onayını kim almışsa, kazananın o olmasını diliyorum.&#8221;</p>
<p><strong>Haluk Güntan (DP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı) </strong><br />
&#8220;Seçim süreci giderek yoğunlaşıyor. Bu nedenle bizlerin bir araya gelmesine vesile olduğu için Yeni Asır&#8217;a özellikle teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımızın hepsiyle İzmir adına gurur duyuyorum. Hepsi ülkenin yetiştirdiği değerli isimler. Hiçbirimiz seviyeyi düşürmeyeceğiz, olgunlukla kazasız belasız bir seçim süreci yaşayacağız.&#8221;</p>
<p><strong>Taha Aksoy (AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye başkan adayı)</strong><br />
&#8220;Seçim sonuçlarının çok önemli olacağına inanıyorum. Seçim sonrası İzmir&#8217;e bir hareket, bereket, değişim geleceğine inanıyorum. Sandık başına gidinceye kadar yaşayacağımız süreç, Türkiye&#8217;de demokrasinin yaşaması, yaşatılması, içselleştirilmesi, kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline gelmesi bakımından çok önemli. Çünkü, yetişkin tüm insanların dikkati siyasete bu süreçte çekiliyor. Siyaset büyüteç altına alınıyor. İzmir için en hayırlısı neyse o olsun.&#8221;</p>
<p><strong>Müsavat Dervişoğlu,(MHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı)</strong><br />
&#8220;İzmir&#8217;e has bir kültürün temsilcisi olduğumuza inanıyorum. Kıymetli adaylarla birlikte İzmir&#8217;den Türkiye&#8217;ye verilmesi icab eden bir mesaj var. Bu seçimler hem uygulanışı hem de sonuçları bakımından önemli. Çünkü, İzmir birçok konuda önderlik yapan bir kent fakat öncü ve önder olan bu kent, Türkiye&#8217;ye örnek olamamıştır. Bu seçimler, İzmir&#8217;in örnek bir kent olması yönünde önemli olacaktır. İzmir varsa biz de varız. Seçimi İzmir&#8217;e yakışan bir üslupla tamamlanacağına inanıyoruz.&#8221;</p>
<p>Mustafa Mumcu, 20. 02. 2009 / 17:40</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/02/20/izmir-belediye-baskan-adaylarindan-ornek-davranis/&title=İzmir Belediye Başkan adaylarından örnek davranış.&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/02/20/izmir-belediye-baskan-adaylarindan-ornek-davranis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Yetmezliği</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/02/11/kalp-yetmezligi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/02/11/kalp-yetmezligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2009 10:07:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2776</guid>
		<description><![CDATA[


Bu yazımı herkesin dikkatle okumasını rica ediyorum. Kalp yetmezliği hepimizin başına gelebilecek çok önemli bir rahatsızlıktır. Bilhassa ağzından sigarayı eksik etmeyen, her konuda duygusal olup içine atanlar okusun lütfen! İş işten geçince çok geç oluyor.
* Kalp, görevini yerine getiremeyince vücut tümüyle laçka oluyor. İnanın bana, yarı yarıya düşüyor randımanınız. Yaşam zevkiniz azalıyor. İş yapamaz hale [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/02/11/kalp-yetmezligi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F02%2F11%2Fkalp-yetmezligi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Kalp%20Yetmezli%C4%9Fi%22%20%7D);"></div>
<p><img class="size-full wp-image-2778 alignnone" title="Kalp Yetmezliği" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/kalpyetmezligi1.jpg" alt="" width="550" height="347" /><br />
Bu yazımı herkesin dikkatle okumasını rica ediyorum. <strong>Kalp yetmezliği</strong> hepimizin başına gelebilecek çok önemli bir rahatsızlıktır. Bilhassa ağzından sigarayı <span id="more-2776"></span>eksik etmeyen, her konuda duygusal olup içine atanlar okusun lütfen! İş işten geçince çok geç oluyor.</p>
<p>* Kalp, görevini yerine getiremeyince vücut tümüyle laçka oluyor. İnanın bana, yarı yarıya düşüyor randımanınız. Yaşam zevkiniz azalıyor. İş yapamaz hale düşebiliyorsunuz.</p>
<p>* Vücudumuz çok hassas, her türlü dış tepkiye, hoyratça davranışa göğüs gerebiliyor ama&#8230; Bir yere kadar! Pes dediği anda çoğu kez ne yapacağımızı şaşırıyoruz.</p>
<p>* <strong>Düşünün</strong>! Bronşit olmuşsunuz dikkatsizlikten veya imkânsızlıktan. <strong>Nefes alamıyorsunuz.</strong> Sırtüstü yattığınızda uyuyamıyorsunuz, çünkü nefes darlığı başlıyor Sabaha kadar uyuyamadığınız günler oluyor. Artık ölü gibi yorgun düşünce, oturduğunuz yerde yastığa yaslanarak uyuyorsunuz. Uzanıp, sırtüstü yatarsanız yine nefes darlığı.</p>
<p>* İlaç filan alıyorsunuz tabii. Öksürüyorsunuz ama boğazınıza düğümlenen tükürüğü sökemiyorsunuz. Bir gece dayanılamayacak nefes darlığı çekiyorsunuz ve soluğu bir hastanenin acil servisinde alıyorsunuz.</p>
<p>* Sabaha kadar burundan ve ağızdan oksijen veriliyor, uykusuz ve bitkin bir halde idrar sökücüler sebebiyle 8-10 kere de ördeğe idrarınızı boşaltıyorsunuz. O da eziyet.</p>
<p>* Sabahleyin polikliniğe gidiyorsunuz. Göğüs bölümü mü, Kardiyoloji mi? Nereye gideceğinizi şaşırıyorsunuz. Neyse uzun bekleme, muayene vs. 8 gün yatıyorsunuz hastanede. Antibiyotiklerle birtakım ilaçlarla ayaktasınız, seviniyorsunuz.</p>
<p><strong>Allah Allah! Eve geldikten birkaç hafta sonra tekrar aynı sıkıntılar.</strong></p>
<p>* <strong><em>&#8220;Ulen ayağa kalkmamış mıydık? Yine mi hastaneye?&#8221;</em></strong> diye düşünürken yine hastanedesiniz. Bu sefer çeşitli nedenlerle doktor sizi daha iyi muayene ediyor. 10 gün yatırıyor hastanede. Toparlıyorsunuz kendinizi. Ama yine de<em> <strong>&#8220;Çok şükür iyileştim.&#8221;</strong></em> diyemiyorsunuz. Doktorum şu sözlerini anlamaya çalışıyorsunuz,</p>
<p><strong>&#8220;- Sizde kalp yetmezliği var!&#8221;<br />
</strong><br />
Gerisini söylemeden önce biraz düşünüyor. Nasıl devam edeceğini, ne şekilde hastayı yıkıntıya uğratmadan ifade edeceğini düşünüyor.</p>
<p>Bu arada siz de düşünüyorsunuz. Hastalıklara filan alışmamış, doktora moktora gitmeyen bir adamsınız.</p>
<p><strong>&#8220;- Bu ne acaba? Kalp yetmezliği?&#8221;</strong></p>
<p>Hani birisine pazarlık yapmadan iş yaptırırsınız da, işin bitiminde eline sıkştırdığınız paraya bakar, bir de size! Anlarsınız ki memnun değil. Para az geldi.</p>
<p><em><strong>- Yetmez mi?</strong></em> diye sorduğunuzda,</p>
<p><strong>- Yetmez, </strong>der ya! Keşke öyle bir durum olsa bu kalp yetmezliği.</p>
<p>Adama bir miktar daha para verince yüzünün güldüğünü, başını öne doğru salladığını görürsünüz.</p>
<p><strong>- Bu kadar yeter abi, </strong>der.</p>
<p>Kalp yetmezliği böyle bir şey değil işte. yetmedi mi yetmiyor. Biraz daha verecek bir şey kalmıyor çoğu kez.</p>
<p>Ya kalp ameliyatı, <strong>By-pass</strong> ya da <strong>kalp nakli</strong> vs. Başka yöntemler de var ama hepsi rizikolu ve pahalı. Her hastanede de olmuyor ameliyatları.</p>
<p>***</p>
<p>* <em>Şimdi de<strong> internetten derlediğim KALP YETMEZLİĞİ ile ilgili bilgileri</strong> aktaracağım.</em> Lütfen dikketle okuyun! Çok geç olmadan tedbirli yaşayın. Hepinizin sağlıklı olmasını diliyorum:<br />
<strong>KALP YETMEZLİĞİ NEDİR?</strong></p>
<p>* Vücudumuz için gerekli oksijeni ve besini taşıyan kan, kalp sayesinde vücuda dağılır ve dokulara ulaşır. Bunu da bir pompa vazifesi görerek yapar.</p>
<p>* Kalp yetmezliğinde ise kalp çalışmaya devam eder, ama yeterli miktarda kanı dokulara ulaştıramaz. <strong>Tedavi edilmesi gereken çok önemli bir hastalıktır.</strong></p>
<p>* Kan akımının azalması sonucu kalbin kasılma yeteneği kaybolur. Kasılamayan kalp, kanı pompayalamaz.<strong> Kalbin, vücudun ihtiyacını karşılayacak düzeyde kanı pompalayamamasına KALP YETMEZLİĞİ denir.</strong> Bu sorun başka ciddi hastalıklara yol açabilir. Dokulara yeterli kan ulaşmadığı için oksijen de ulaştırılamaz.</p>
<p>* Kan akımındaki yetersizlik sonucu kan damarlarda birikir. Kalp kası zayıflamaya başlar ve böbrek su ve tuz tutulumunu artırır. Kol, bacak ve akciğer gibi organlarda sıvı birikimi sonucu kalp yetmezliği ortaya çıkar.</p>
<p><strong>KALP YETMEZLİĞİNİN NEDENLERİ</strong></p>
<p>* Kalp yetmezliği kalbi etkileyen çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkar. Kalp kasında meydana gelen rahatsızlıklar, kalbin kanı pompalama güçlüğü, kalp damar hastalıkları, tansiyon yüksekliği (hipertansiyon), kalbin kapaklarında sorun olması, alkol kullanımı, kalp yetmezliğine neden olurlar.</p>
<p>* Damar sertleşmesi sonucu damarın esnekliği kaybolur. Sertleşmiş bir damara da kan pompalamak güçtür. Bu da kalbin yetersiz çalışması demektir. Damar sertliğinin bir başka etkisi de kalbe gelen kanın ve oksijenin azalmasına neden olmasıdır.</p>
<p>* Kalp kasında iltihap oluşması ve tiroid bezinde fazla miktarda hormon salgılanması<strong>(hipertiroidi)</strong> kalp yetmezliğine yol açabilir. Kalp kasında hasar çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar <strong>(kardiyomiyopati).</strong></p>
<p>* Kalp krizinde kalp damarının tıkanıklığı söz konusudur. Sonuçta o damarın beslediği kas tabakası ölür. Kalp krizi sonucu hasta yaşayabilirse o yerde kasılmayan kas tabakası meydana gelir. Bu da kalp yetmezliğine yol açar.</p>
<p><strong>KALP YETMEZLİĞİ BELİRTİLERİ</strong></p>
<p>Hastalığın belirtilerini bilmek hastalığın ağırlaşmadan düzeltilmesi bakımından çok önemlidir. Bazı bulgular bize kalbin yetersiz kalmaya başladığını söyler. Bu bulgular:</p>
<ul type="disc">
<li>Göğüste ağrı,</li>
<li>Kesik kesik nefes almak,</li>
<li>Halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma,</li>
<li>Basit hastalıklara (nezle, soğuk algınlığı gibi) direnç gösterememek,</li>
<li>Ayak bileklerinin şişmesi,</li>
<li>İştah azalması nedeni ile kilo kaybı,</li>
<li>Sık sık idrara çıkmak,</li>
<li>Kalbin ritminin bozulması ve hızlı kalp atışı,</li>
<li>Akciğerlerde kan birikmesi</li>
</ul>
<p>* Bu bulgular başta hiçbir belirti olmadan aniden şiddetli bir güç harcandıktan sonra ortaya çıkmaya başlar.</p>
<p>* Hasta (hasta olduğunun hâlâ farkında değilken) yokuş ya da merdiven çıkarken zorlanır.</p>
<p>* Sağlıklı gibi görünse de sık sık dinlenmek zorunda hisseder.</p>
<p>* Çok yorulduğu bir günden sonra ayak bileklerinde şişlik(ödem) oluşur. Bu şişlik sabah saatlerinde iner ve ilk başlarda hafif seyreder. Sonraları şiddetlenmeye başlar ve hastanın el, ayak ve yüzünde morarmalar meydana gelir.</p>
<p>* Çok basit hareketlerde bile nefes almada güçlük çeker. Kan dokulara yeterince ulaşmadığından morarma da gittikçe artar.</p>
<p>* Bununla beraber akciğerde kan birikimi oluşabilir.</p>
<p>* Kalp yetmezliği nefes darlığı ya da yatarken nefes almada güçlükle kendini belli eder.</p>
<p>* Gıcık tarzında öksürüğe yol açar. Ancak kalp yetmezliği muayene ve yapılan testler sonucu anlaşılabilir.</p>
<p>* Bazen kalp yetmezliği olduğu halde hiçbir belirti olmayabilir.</p>
<p><strong><br />
KALP YETMEZLİĞİ TANISI NASIL KONUR?</strong></p>
<p>* Öncelikle hastanın sigara, alkol, ilaç kullanıp kullanmadığı hakkında bilgi alınır ve daha sonra kalp yetmezliğini belirlemede bazı testler yapılır. Bu testler sonucunda kalbin bir kasılmada pompaladığı kan miktarı ve kalple akciğerin vücuda nasıl oksijen sağladığına bakılır. Ayrıca hastaların egzersiz sırasında sarfettiği oksijen miktarını öğrenmek için efor kapasitesine bakılır. Bu da kalp -akciger egzersiz testleri ile sağlanır.</p>
<p>Kişinin günlük yaşam şartlarına göre kalp hastaları şu şekilde sınıflandırılır:</p>
<ul type="disc">
<li><em>Sınıf 1</em>&#8216;deki kalp hastaları için hiç bir sınırlama yoktur. Fiziksel bir aktivite sonrasında herhangi bir kalp rahatsızlığı belirtisi (çarpıntı, nefes almada güçlük gibi) görülmez.</li>
<li><em>Sınıf 2</em>&#8216;dekiler için az miktarda kısıtlama vardır. Göğüste ağrı, çarpıntı, nefes darlığı görülebilir. Fakat hasta istirahat halinde hiç bir sorun yaşamaz,</li>
<li><em>Sınıf 3</em> kalp hastalarında belirgin bir sınırlama vardır. Hafif bir fiziksel aktivite sırasında bile belirtiler ortaya çıkar,</li>
<li><em>Sınıf 4</em> hareketi rahat bir şekilde yapamaz. Çok az bir fiziksel aktivite sırasında veya istirahat halinde de belirtiler görülür.</li>
</ul>
<p><strong>KALP YETMEZLİĞİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?</strong></p>
<p>* Kalp hastalarında doğru beslenme çok önemlidir. Bunun için yemek miktarını azaltmak gerekir. Hastaya sulu besinler önerilir. Çünkü katı besinlerin sindirimi daha uzun sürer ve bu besinler kalbin yükünü artırır. Bu nedenle besinler iyi çiğnenmeli ve gerekenden fazla yemek yemekten kaçınılmalıdır.</p>
<p>* Yağ ve tuz alımını da önemli miktarda azaltmak gerekir. Tuz, vücutta su tutumunu arttırdığı için vücuttaki şişliğin azalmasını engeller. Eğer tuz az alınırsa idrarla su atımı artar ve böylece şişlik (ödem) azalır. Böylece kalbin yükü azalır.</p>
<p><strong>* Tedavinin başarılı olması için hasta mutlaka sigarayı bırakmalıdır.</strong> Çünkü sigara kalp kasına oksijen gitmesini engeller ve kas dokusu beslenemez.</p>
<p>* Kalp yetmezliği olan hastalar dinlenmek zorundadır ve ağır güç gerektiren yorucu işlerden uzak durmaları gerekir. Ama nasıl ki hareketsiz yaşam süren bir insan güç ve kondisyon kaybı yaşıyorsa kalp kası da güç kaybeder. Bunu önlemek için doktor kontrolünde egzersiz programı uygulanmalıdır.</p>
<p>* Bir diğer tedavi de ilaçla yapılır. Genellikle <strong>digoxin</strong>, <strong>diüretikler</strong> ve <strong>ACE inhibitörleri</strong> kullanılır.<br />
<strong>Digoxin</strong> sayesinde kalbin kanı pompalama gücü arttırılır. Digoxin kalbin atım düzenine de katkı sağlar.<br />
<strong>Diüretikler</strong> su ve tuzun vücuttan idrar yoluyla atılmasını sağlar ve böylece şişlikler azalır.<br />
<strong>ACE inhibitörleri</strong> damarları gevşetir ve kan akımını sağlar. Böylece fazla kan etkili şekilde pompalanır.</p>
<p><strong><br />
KALP YETMEZLİĞİ OLAN HASTALAR NELER YAPMALIDIR?</strong></p>
<ul type="disc">
<li>Derhal sigara, alkol, madde kullanımını bırakın,</li>
<li>İdeal kilonuzda olmaya çalışın fazla yemekten kaçının,</li>
<li>Şekerinizi ve koleserolünüzü düzenli olarak ölçtürün ve kontrol altında tutmaya çalışın,</li>
<li>Tuz alımını azaltın,</li>
<li>Gerekirse çok yorulmayacak şekilde doktorunuz öneriyorsa spor yapın,</li>
<li>İlaçlarınızı aksatmayın, düzenli olarak kontrole gidin,</li>
<li>Ağrı kesicilerden uzak durun,</li>
<li>Diyetinize dikkat edin,</li>
<li>Kendinizi aşırı yormayın.</li>
</ul>
<p>Unutmayın ki yaptığınız ve yapacağınız herşey sizin ömrünüzü belirlemede önemlidir. Herşey sizi biraz daha fazla ve kaliteli yaşatabilmek için&#8230;.<br />
<a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/kalpyetmezligi.jpg"></a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/02/11/kalp-yetmezligi/&title=Kalp Yetmezliği&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/02/11/kalp-yetmezligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen kalk, vekilin otursun!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/02/11/sen-kalk-vekilin-otursun/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/02/11/sen-kalk-vekilin-otursun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2009 09:39:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Çerçi]]></category>
		<category><![CDATA[Nebahat Ölmezoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2772</guid>
		<description><![CDATA[



Manisa&#8217;nın Yağcılar Beldesi&#8217;nde 83 yaşındaki hayırsever vatandaşımız Bursalı emekli öğretmen Nebahat Ölmezoğlu, yaptırdığı İlköğretim Okulu&#8217;nun açılışına gelmiş. Açılışa Manisa AKP Milletvekili Mehmet Çerçi de davetli. Bu arada protokol sırasında, milletvekili için hazırlanmış, beyaz örtülü (yağcılık yapacaklar ya!) sandalyeye belde sakinlerinden 85 yaşındaki Mehmet Yağcılar oturmuş.
Milletvekili açılışa biraz gecikmeli gelince, bastonlu, yaşlı amcayı bakan için hazırlanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/02/11/sen-kalk-vekilin-otursun/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F02%2F11%2Fsen-kalk-vekilin-otursun%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Sen%20kalk%2C%20vekilin%20otursun%21%22%20%7D);"></div>
<p><a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/senkalk.jpg"></a></p>
<p><img class="size-full wp-image-2774 alignnone" style="margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="Sen kalk, vekilin otursun!" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/senkalk1.jpg" alt="" width="551" height="348" /></p>
<p>Manisa&#8217;nın Yağcılar Beldesi&#8217;nde 83 yaşındaki hayırsever vatandaşımız Bursalı emekli öğretmen <strong>Nebahat Ölmezoğlu</strong>, yaptırdığı İlköğretim Okulu&#8217;nun açılışına gelmiş. <span id="more-2772"></span>Açılışa Manisa AKP Milletvekili <strong>Mehmet Çerçi</strong> de davetli. Bu arada protokol sırasında, milletvekili için hazırlanmış, beyaz örtülü (yağcılık yapacaklar ya!) sandalyeye belde sakinlerinden 85 yaşındaki Mehmet Yağcılar oturmuş.</p>
<p>Milletvekili açılışa biraz gecikmeli gelince, bastonlu, yaşlı amcayı bakan için hazırlanan sandalyeden kaldırmışlar.</p>
<p>Şimdi burada gazetecilik yapıp, <strong>&#8220;85 yaşındaki Mehmet dedeyi AKP&#8217;li vekilin oturması için sandalyeden böyle kaldırdılar&#8221;</strong> diye bir haber başlığı atınca olay değişiyor.</p>
<p>Gazetecilik yaparken de biraz dikkatli olmak gerekir diye düşünüyorum.</p>
<p>* 85 yaşındaki yaşlı dedenin böyle bir açılışa gelmesi şart mı?</p>
<p>* Tamam, kendisini zinde hissediyor ve gelmiş, biraz gecikti diye milletvekili için ayrıldığı belli olan sandalyeye niye oturmuş?</p>
<p>* Milletvekili gelince kendiliğinden kalkması ve oradaki görevlilerin de bu yaşlı dedeye başka bir sandalye getirmesi gerekmez mi?</p>
<p>Bastonuyla ayakta duran Mehmet Yağcılar, yaklaşık bir saat süren törenin 30&#8242;uncu dakikasında alandan ayrılmış.</p>
<p>Ne var bunda? Ayrılmış gitmiştir evine, çoluk çocuğunun, torunlarının yanına.</p>
<p>A&#8217;dan Z&#8217;ye hepimizin politikayla ilgilenmesinin ne âlemi var? Bırakalım politikayı daha gençler, bu işlerden anlayanlar, yıllarını politikaya verenler yapsınlar! Bizler de politikasız bir yaşam sürelim. Hobilerimizle uğraşalım. Ailemize, kendimize zaman ayıralım!</p>
<p><img src="http://i.milliyet.com.tr/MansetSol378_495/2009/02/09/fft1_mf178129.Jpeg" border="0" alt="" width="378" height="495" /></p>
<p>* Bir politikacı gelince meydanlar doluyor. Onlar da insan, gelsinler, konuşsunlar. İlle de meydanların dolması şart mı? Çok zaman kaybediliyor böyle açılışlarla, merasimlerlei mitinglerle.</p>
<p>Almanya&#8217;da mecbur olunmadıkça, gerekmedikçe politikacıların açılış merasimlerine filan katıldıklarını görmedim.</p>
<p>Bir hayırsever okul yaptırıyor, ille de tantana olacak. Bakan, milletvekili gelecek. Boşuna masraf, boşuna heyecan.</p>
<p>Hayırseverleri motive etmenin, onlara teşekkür etmenin daha basit yolları yok mu?</p>
<p>* Başbakan her cuma camiye gidecek, yollar kapanacak, polisler görevlendirilecek. Muhterem kıl evinde namazını! Cumaya gitmesen ne olur? Milletin için daha faydalı işler yap, Allah sana daha çok sevap yazsın!</p>
<p><strong>Sıkılıyorum bu oryantal merasimlerden, gösteriş ibadetlerinden filan!</strong></p>
<p>Bize çalışan, ülkesi için faydalı işler yapan, işsizliği önleyip, insanlarımızı rahata kavuşturacak politikacılar lazım Kâzım! Bunlar işin gösterişinde bence!</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/02/11/sen-kalk-vekilin-otursun/&title=Sen kalk, vekilin otursun!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/02/11/sen-kalk-vekilin-otursun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk ve dört mevsim</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/01/28/ask-ve-dort-mevsim/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/01/28/ask-ve-dort-mevsim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2009 20:17:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[flört]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2614</guid>
		<description><![CDATA[


AŞK üzerine çok şiirler yazıldı. Herkes kendi bakış açısına göre tanımlayabilir aşkı. Ama Türk insanı, bilhassa küçük şehirlerde ve kırsal kesimde aşkı pek bilmiyor. Genç kızlarımızın çoğu aile baskısından kurtulmak ve yeni gelişmekte olan seks duygularını tatmin etmek için, karşılarına ilk çıkan erkeğe aşık oluveriyorlar.
Bunun adı aşk değil tabii, başka düşüncelerin ortadan kaldırılması ön plana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/01/28/ask-ve-dort-mevsim/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F01%2F28%2Fask-ve-dort-mevsim%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22A%C5%9Fk%20ve%20d%C3%B6rt%20mevsim%22%20%7D);"></div>
<p><a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/mustafamumcu_ask-ve-4-mevsim1.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-2613" title="mustafamumcu_ask-ve-4-mevsim1" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/mustafamumcu_ask-ve-4-mevsim1.gif" alt="" width="500" height="374" /></a></p>
<p>AŞK üzerine çok şiirler yazıldı. Herkes kendi bakış açısına göre tanımlayabilir aşkı. Ama Türk insanı, bilhassa küçük şehirlerde ve kırsal kesimde aşkı pek bilmiyor. Genç kızlarımızın çoğu aile baskısından kurtulmak ve yeni gelişmekte olan seks duygularını tatmin etmek için, karşılarına ilk çıkan erkeğe aşık oluveriyorlar.</p>
<p>Bunun adı aşk değil tabii, başka düşüncelerin ortadan kaldırılması ön plana geçiyor. Aşk, zaman ister. Tüm duyguların harekete geçmesi gerekir. Mantık ve duyguların bileşiminden oluşan aşklar her zaman uzun ömürlüdür. AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR mantığı değil tabii.</p>
<p>Aşkın gözü niye kör olsun! Zaaflarımıza mı teslim olacağız? Niye? Ekonomik problemlerin ön plana çıktığı bu çağda, aşık olmadan önce düşünmek gerek?</p>
<p>* Ben kime aşık oluyorum? Bu insanın iç güzelliği de dış güzelliği gibi mi?</p>
<p>* Ekonomik durumumuz bir aileyi geçindirecek güçte değilse, evlenilir mi?</p>
<p>* Benim mutluluğum, ailemi perperişan edecekse, beni yetiştiren bu yaşa getiren ebeveynime ihanet etmem doğru olur mu?</p>
<p>* Karşımdaki insan samimi mi? Benim vücut güzelliğimi mi seviyor yoksa tüm huyumla, suyumla kabul edecek mi beni?</p>
<p>* Burada sıralamakla bitiremeyeceğim birçok konuları düşünmeli aşık olmadan önce. Bir kimseden hoşlanabiliriz, onunla flört edebiliriz. Ama aşık olmadan önce çok düşünmeliyiz. En büyük aşklar bile, maddi imkânsızlıklar yüzünden kısa sürede yıkılır veya örf, adet, gelenek, mahalle baskısı gibi nedenlerle mutsuzluk içinde sürer gider.</p>
<p>Aslında yıllar önce yazdığım bir aşk şiirini buraya aktarmak istedim ama birkaç cümle yazmadan, şiiri kondurmadım.</p>
<p>Aşk insanı mutlu etmeli, süründürmemeli!</p>
<p>Mustafa Mumcu, İzmir, 28. 01. 2009</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/01/28/ask-ve-dort-mevsim/&title=Aşk ve dört mevsim&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/01/28/ask-ve-dort-mevsim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkin Koray, yaşayan efsane!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/01/26/erkin-koray-yasayan-efsane/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/01/26/erkin-koray-yasayan-efsane/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2009 23:26:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[çöpçü]]></category>
		<category><![CDATA[Erkin Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Erkin Koray]]></category>
		<category><![CDATA[fesuphanallah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2592</guid>
		<description><![CDATA[


Erkin Koray, gerçekten de yaşayan bir efsanedir benim için. Cem Karaca, Barış Manco ve Erkin Koray, üç aşağı beş yukarı aynı yaştayız. Cem rahmetli oldu, onunla da çok anılarım var. Yasaklı olduğu dönemde, Almanya, Münihte hemen her gün beraberdik.
Barış Manço da rahmetli oldu. Kendisini şahsen hiç tanıyamadım. Hayatım boyunca en çok sevdiğim ve zevkle söylemeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/01/26/erkin-koray-yasayan-efsane/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F01%2F26%2Ferkin-koray-yasayan-efsane%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Erkin%20Koray%2C%20ya%C5%9Fayan%20efsane%21%22%20%7D);"></div>
<p><strong><img class="size-full wp-image-2593 alignnone" style="margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="erkinkoray" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/erkinkoray.jpg" alt="" width="550" height="360" /></strong></p>
<p><strong>Erkin Koray</strong>, gerçekten de yaşayan bir efsanedir benim için. <strong>Cem Karaca, Barış Manco ve Erkin Koray</strong>, üç aşağı beş yukarı aynı yaştayız. Cem rahmetli oldu, onunla da çok <span id="more-2592"></span>anılarım var. Yasaklı olduğu dönemde, Almanya, Münihte hemen her gün beraberdik.</p>
<p><strong>Barış Manço</strong> da rahmetli oldu. Kendisini şahsen hiç tanıyamadım. Hayatım boyunca en çok sevdiğim ve zevkle söylemeye gayret ettiğim şarkı onun, <strong>DAĞLAR DAĞLAR</strong>. İkisi de nur içinde yatsınlar!</p>
<p>Erkin Koray&#8217;la Münihte aylarca dostluk yaptık. Bu; gururlu, burnundan kıl aldırtmayan güzel insanı, bir müddet de olsa evimde misafir etme onurunu yakaladım. Hatta Videoculuk döneminde bir aya yakın birlikte çalıştık.</p>
<p><strong>NASIL TANIŞTIM ERKİN KORAY&#8217;LA?</strong></p>
<p>1970&#8242;li yılların sonuydu. Münihte <strong>CIN CIN</strong> isimli bir diskotekte 3-5 ay garsonluk yaptım. Bir gece müşterilerin arasında tanıdık bir sima gördüm, şaşırdım. Emin olmak için yanına yaklaştım, ama yine de loş ışıkta emin olamadım.</p>
<p>- Siz Erkin Koray değil misiniz?</p>
<p>Beni Alman zannediyordu galiba, şaşkın şaşkın baktı. Belki de bu Alman beni nereden tanıyor, Türkçe&#8217;yi nerede öğrenmiş, diye düşünüyordu. Şaşkınlığı çabuk geçti.</p>
<p>- Evet, dedi.</p>
<p>- Ben Türk&#8217;üm. Sizi hemen tanıdım ama emin olmak için sordum, dedim, cevap vermesini beklemeden.</p>
<p>Kısa bir sohbetten sonra otelde kaldığını, bir müddet daha Almanya&#8217;da tatil yapacağını öğrendim. Israrla benim dairemde kalmasını, boşuna otel parası vermemesini rica ettim.</p>
<p>Tabii Erkin Koray&#8217;ı evimde ağırlamak bena gurur verecekti. Biraz gönülsüzdü ama kabul etti. Ertesi gün misafirimdi.</p>
<p>Münih&#8217;te bir de <strong>Hayrullah ÖZDEN</strong> arkadaşım vardı. Gözü kapalı saz çalan, çok iyi bir müzisyen. Erkin onu da tanıyormuş. Hayrullah da sık sık benim daireye geldi, müzik çalışmaları yaptılar. Erkin&#8217;in gitarı ve hoparlörü filan yanındaydı. O sıralarda <strong>FESUPHANALLAH</strong> daha hazırlık aşamasındaydı.</p>
<p>Bir ara benim Alman komşunun evine davet edildik. Onun çok güzel ses düzeni vardı, Erkin, FESUPHANALLAH&#8217;ı defalarca çalarak söyledi. Gitarı konuşturuyordu. Alman komşum hayran oldu, ben zaten hayrandım ona.</p>
<p>*****</p>
<p><strong>BİR ALMAN MÜZİK OTORİTESİ ARKADAŞI GELDİ BENİM EVE!<br />
</strong><br />
Fesuphanallah&#8217;ı beraber dinledik. Adam sular seller gibi Türkçe konuşuyor, Erkin&#8217;in arkadaşıymış.</p>
<p>O hoş şivesiyle,</p>
<p>- Erkin, ben ne zaman Türkiye&#8217;ye gelsem sen yoksun, neredesin ya, diye başladı söze.</p>
<p>Kendisiyle çalışmak istiyor ama Erkin&#8217;i bir türlü bulamıyordu. Tam bir Türk müziği otoritesi Alman olduğunu konuşmalarından anlamak zor değildi.</p>
<p>Erkin&#8217;e çok ısrar etmesine rağmen kabul ettiremediği teklifine ben bile üzüldüm.</p>
<p>- Birkaç ay benim organizemi kabul et, birlikte çalışalım Türkiye&#8217;de. Hazırlıklarımız bittikten sonra seni tüm Avrupa&#8217;ya lanse edeyim, dedi.</p>
<p>Erkin, <strong>&#8220;Ben kimsenin otoritesinde çalışmam, başına buyruk bir adamım. Hür olmalıyım, istediğim zaman istediğim yere giderim, istediğim zaman çalışırım.&#8221;</strong> dedi.</p>
<p>*****</p>
<p><strong>ERKİN KORAY&#8217;I TERÖRİST ZANNIYLA SORGULADILAR.<br />
</strong><br />
Benim dairemin olduğu semt Havalimanı yakınındaydı, Kirchheim/München. BADER MEINHOFF teröristlerinin arandığı br dönemdi. Polisler yollarda sık sık çevirme yapıyorlar, arabaları durdurarak arıyorlardı.</p>
<p>O gece biz de benim arabayla Havalimanı yolundan şehre bir diskoteğe gidiyorduk. Yolda polisler durdurdular. Erkin&#8217;in saçları oldukça uzundu, kimliği de yanında yoktu. Polisler tam şüphelendiler ondan. Arabalarına bindirip merkeze götüreceklerdi.</p>
<p>Ben, hemen kimliğini evden getireceğimi 10 dakika beklemelerini rica ettim. Polisler kabul ettiler. O sıralarda gazetecilik de yapıyordum. Nikon F2 makinem daima yanımdaydı.</p>
<p>- Erkin polislerle birkaç poz resmini çekeyim, <strong>&#8220;Erkin Koray&#8217;ı terörist zannıyla sorguladılar!&#8221;</strong> diye haber yapayım, dedim.</p>
<p>Nasıl kızdığın anlatamam. Benim iyi bir arkadaş olmadığımı filan söyledi. Daha fazla kızmasını beklemeden, hemen eve gidip pasaportunu getirdim. Zaten daha 4-5 km uzaklaşmıştık evden. Polisler bir iki telefondan sonra, pasaportunda da bir hata olmadığını görünce yolumuza devam etmemize izin verdiler.</p>
<p>Erkin&#8217;in kızgınlığı geçmedi. Ertesi gün de eşyalarını alıp gitti.</p>
<p>Ama daha sonra tekrar Münih&#8217;e geldiğinde Hayrullah Özden vasıtasıyla tekrar buluştuk ve benim misafirim oldu yine. Bu sefer firmamda da 1 ay kadar yardımcı oldu bana.</p>
<p>Onun masasında da telefon vardı tabii. Ama ön odada idi masası, dolayısıyla kapı otomatının düğmesi de onun masadaydı.</p>
<p>Bir gün, tam telefon çaldığı sırada kapı zili de çalınca, sinirlendi,</p>
<p><strong>- Anasını satayım, telefona mı bakacağım, kapı otomatına mı basacağım? Ben böyle işin de&#8230;</strong> diyerek ayrıldı firmamdan.</p>
<p>Uzun zaman kendisini görmedim. Türkiye&#8217;ye temelli döndükten sonra, bir sabah programında televizyon kanalına mesaj gönderdim, samimi cevap verdi, <strong>&#8220;Görüşürüz Mustafa&#8217;cığım!&#8221;</strong> dedi.</p>
<p>3-5 yıl önce İzmir Alsancak&#8217;ta KÂGİR isimli bir gece kulübüne geldiğini duydum. Hemen samimi bir arkadaşımı alarak gittim gece kulübüne. Arkadaşıma da Erkin&#8217;le olan dostluğumdan, samimiyetimden bahsettim gururla.</p>
<p>Ara verdiğinde garsona rica ettim, bizi dinlendiği odaya götürdü. Ben birbirimize sarılacağız, eski günleri yadedeceğiz diye düşündüm. Program bitiminde görüşürüz, daha sonraki günlerde de büroma davet ederim filan düşünecesindeydim. Alsancak&#8217;ta güzel bir bürom vardı.</p>
<p>Almanya&#8217;da, Münih&#8217;te çektiğim sekiz, on adet siyah beyaz büyük boy resmini de hediye ettim kendisine.</p>
<p>Teşekkür etti, benim Türk videoculuğunu kuran adam olduğumu filan söyledi oradakilere de dostluğumuzdan hiç bahsetmedi. Belli ki onları unutmuştu veya o anda aklına gelmemişti.</p>
<p>Arkadaşım da biraz alaycı baktı bana ama bir şey demedi.</p>
<p>Belki de içinden &#8220;<strong>Mustafa da amma palavracıymış, ha! Erkin Koray&#8217;ı iyi tanısa, onunla arkadaşlık etse, bu soğuk davranışla karşılaşmazdı!&#8221;</strong> diye düşündü.</p>
<p>Bir daha görmedim Erkin&#8217;i. Bugün yine İzmir&#8217;e gelse, bir gece kulübünde filan şarkı söylese kendisini ziyarete gitmem. Çünkü aynı şekilde soğuk davranacağını düşünürüm.</p>
<p>Mustafa Mumcu, 26 Ocak 2009 / 01:25</p>
<p>FESUPHANALLAH&#8217;ı dinlemek isterseniz aşağıdaki linki tıklayın!</p>
<p><a href="http://goruntu.org/f247128-muzikerkin-koray-fesuphanallah.html" target="_blank">http://goruntu.org/f247128-muzikerkin-koray-fesuphanallah.html</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/01/26/erkin-koray-yasayan-efsane/&title=Erkin Koray, yaşayan efsane!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/01/26/erkin-koray-yasayan-efsane/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de Büyük Sinema da yandı</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/01/18/izmirde-buyuk-sinema-da-yandi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/01/18/izmirde-buyuk-sinema-da-yandi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2009 20:21:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[SİT]]></category>
		<category><![CDATA[SİT Yasakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yangın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2540</guid>
		<description><![CDATA[


Diğer şehirleri bilmiyorum ama İzmir&#8217;de bir SİT Kurumu var, bu kurumun çalışanları İzmir&#8217;in köhne bir şekilde, bakımsız bir görüntüde kalması için ellerinden geleni yaparlar.
En yıkılası binalara bir tabela asılır, &#8220;Bu binaya girilemez, bina yıkılamaz!&#8221; diye. Niye? SİT alanına giriyormuş. İnsanın &#8220;SİT&#8217;tirin gidin oradan!&#8221; diyesi geliyor.
Biz yine sinirlerimizin dizginlerini elimizden bırakmadan SİT ne demekmiş ona bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/01/18/izmirde-buyuk-sinema-da-yandi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F01%2F18%2Fizmirde-buyuk-sinema-da-yandi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0zmir%27de%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Sinema%20da%20yand%C4%B1%22%20%7D);"></div>
<p><img class="size-full wp-image-2543 alignnone" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="buyuksinemayangini3" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/buyuksinemayangini3.jpg" alt="" width="550" height="360" /></p>
<p>Diğer şehirleri bilmiyorum ama İzmir&#8217;de bir <strong>SİT Kurumu</strong> var, bu kurumun çalışanları İzmir&#8217;in köhne bir şekilde, bakımsız bir görüntüde kalması için ellerinden geleni yaparlar.</p>
<p>En yıkılası binalara bir tabela asılır, <strong>&#8220;Bu binaya girilemez, bina yıkılamaz!&#8221;</strong> diye. Niye? SİT alanına giriyormuş. İnsanın <strong>&#8220;SİT&#8217;tirin gidin oradan!&#8221;</strong> diyesi geliyor.<br />
Biz yine sinirlerimizin dizginlerini elimizden bırakmadan SİT ne demekmiş ona bir bakalım TDK sözlüğünden.</p>
<p><em><strong>&#8220;Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntıya SİT denir.&#8221;</strong></em></p>
<p>Bir de SİT ALANI ne demekmiş, ona bakalım.</p>
<p><strong><em>&#8220;Sit bütünlüğünü veya onun bir parçasını üzerinde bulunduran alana SİT ALANI denir.&#8221;<br />
</em><br />
</strong>Geçen hafta İzmir&#8217;in en eski sinemalarından biri olan 50 yıllık Saray Sineması&#8217;nın yanmasından sonra dün de hemen hemen aynı yıllarda inşa edilmiş Büyük Sinema yandı.</p>
<p>*****</p>
<p><strong>Bugünkü Milliyet Gazetesi&#8217;nde konuyla ilgili haberin kısaltılmışı aşağıda:<br />
</strong><br />
<em>&#8220;İZMİR&#8217;in Yenişehir Semti&#8217;nde 59 yıllık <strong>&#8216;Büyük Sinema&#8217;</strong> belirlenemeyen nedenle çıkan yangında kül oldu. Yangında ölen ya da yaralanan olmazken büyük hasar oluştu. Sinema yanındaki bir bina da yangında zarar gördü. Geçen yıl bakım yapılan binadaki yangının kundaklama sonucu çıkmış olabileceği öne sürüldü. Geçen hafta da <strong>&#8216;Saray Sineması&#8217;</strong> yanmıştı.</em><em></em></p>
<p><em>Yangına, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı&#8217;na bağlı yaklaşık 30 itfaiye aracıyla 100 itfaiye eri müdahale etti. 2 saatte kontrol altına alınan yangın, sabah saatlerinde tamamen söndürüldü. Sinemanın saat 21.00&#8242;de son gösterimin yapılmasının ardından kapatıldığı ve gece bekçisinin bulunmadığı belirtildi. Sinema yanındaki bir binaya da zarar veren yangında ölen ya da yaralanan olmazken hasar oluştu. Sinemanın alt katındaki kapalı otoparkta bulunan plakası henüz belirsiz bir otomobil de yanarak kullanılamaz hale geldi.&#8221;</em></p>
<p>İzmir&#8217;in en güzel ve nostaljik semtlerinde öyle binalar var ki, kimse elini süremiyor. Buraları terkedilmiş vaziyette. Şehir planlaması, güzelleştirilmesi ile ilgili kuruluşlar ne yaparlar bilmem. Bulmuşlar bir SİT Kurumu, <strong>&#8220;Cısss! Oraya dokunamazsın SİT alanı!&#8221;</strong></p>
<p><strong>*****</strong></p>
<p>İyi de ne olacak bu durum? Şehrin bir bölümü harpten yeni çıkmış gibi. Ne bir bakım var, ne bir onarım. Madem ki sit alanı diye dokundurtmuyorsunuz, devlet destek olsun ve banka kredileri alınmasına kolaylık getirsin, bina sahiplerini de eski yapısına uygun şekilde restore etmeye mecbur etsin!</p>
<p>Şehrin virane görüntüden kurtulması için SİT alanında olduğu söylenen binaların restore edilmesi mecbur olsun ve devlet bunu desteklesin, bankalar kolay kredi versin!</p>
<p>İzmir&#8217;in en güzel ve nezih semtlerinden biridir Güzelyalı. Orada bir tanıdığımın köşkü var. Ailesinden miras kalmış, tam cadde üzerinde. Trilyon değerinde bir bina ama dökülüyor. İti, uğursuzu, kapkaççısı, tinercisi, evsizi, barksızı mesken edinmişler adamın evini. Kendisi içeri giremiyor, girdiğinde de bu muhteremler tarafından saldırıya uğruyor. Giriş kapısında da SİT Kurumunun levhası var. <strong>Bu bina sit alanındadır</strong> vs.</p>
<p>Müteahhide verip apartman diktirse, ki çevresi apartman dolu, an az 7-8 daire alır. Adam sürünüyor, işleri bozulmuş, karnını zor doyuruyor. Şimdi bu evi kundaklatsa ne olacak? Müteahhide verip rahata kavuşacak. Kendisini 5-6 yıldır görmedim, belki de kundaklatmıştır. Öyle düşünceleri vardı.</p>
<p>Şunu demek istiyorum; birtakım kuruluşlarımız iyi niyetle, devlet ve millet yararına kurulmuş olsalar da bunlar ülkeye zarar veriyorlar, çalışmalarıyla şehirlerimizin görüntüsünü bozuyorlar.</p>
<p>SİT kurumu mantıklı çalışmalı. Masa başında, hiç düşünmeden, lâf olsun çorba pişsin makamında kararlarla, her eski binanın önüne levha diktirmekle işlerinin btmediğini bilmeliler.</p>
<p>Eski kanunlar yetersizse, çağdaş kanunlar çıkarılması için milletvekillerine müracaat etmeliler. İzmir&#8217;in en güzel semtlerindeki çirkin görüntüler düzeltilmeli.</p>
<p>Büyük Sinema ve Saray Sineması da benim çocukluk anılarımda yerleri olan zamanın en iyi sinemalarıydı. Bunların yanmaları da mutlaka kundaklanma olayından olup SİT engeli yüzündendir.</p>
<p>Mustafa Mumcu, İzmir, 18 Ocak 2009</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/01/18/izmirde-buyuk-sinema-da-yandi/&title=İzmir'de Büyük Sinema da yandı&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/01/18/izmirde-buyuk-sinema-da-yandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben nasihat etmiyorum ki!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/01/17/ben-nasihat-etmiyorum-ki/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/01/17/ben-nasihat-etmiyorum-ki/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 12:55:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2524</guid>
		<description><![CDATA[

- Selamün Aleyküm!
- Merhaba!
Adamın selamına merhaba diye cevap verdik ya,  bir de saçlarımı süzüyor,  başlıyor konuşmaya.
- Abi seni bir gün bizim toplantılara götüreyim.
Tarikat toplantısına götürecek beni,  saçlarımı adam gibi kestirecek ve &#8220;Aleyküm selam!&#8221; demesini öğretecek. Bir kişi daha getirdi diye tarikat tarafından mükafatlandırılacak.
Teşekkür ederek,  benim bu yaştan sonra eğilebilecek bir ağaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/01/17/ben-nasihat-etmiyorum-ki/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F01%2F17%2Fben-nasihat-etmiyorum-ki%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ben%20nasihat%20etmiyorum%20ki%21%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2525" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="Ben nasihat etmiyorum ki!" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/namazkilmayanlaricin50nasihat.jpg" alt="" width="200" height="311" />- Selamün Aleyküm!</p>
<p>- Merhaba!</p>
<p>Adamın selamına merhaba diye cevap verdik ya,  bir de saçlarımı süzüyor,  başlıyor konuşmaya.</p>
<p>- Abi seni bir gün bizim toplantılara götüreyim.</p>
<p>Tarikat toplantısına götürecek beni,  saçlarımı adam gibi kestirecek ve &#8220;Aleyküm selam!&#8221; demesini öğretecek. Bir kişi daha getirdi diye tarikat tarafından mükafatlandırılacak.</p>
<p>Teşekkür ederek,  benim bu yaştan sonra eğilebilecek bir ağaç olmadığımı,  böyle tarikat toplantılarına da hiç gitmeyeceğimi söylüyorum.</p>
<p>Biraz aradan sonra,</p>
<p>- Abi gel seni yarın Cumaya götüreyim?</p>
<p>- Sırtında mı götüreceksin?</p>
<p>Espriyi anlamıyor aklı evvel.</p>
<p>- Yok abi beraber gideceğiz. Açılırsın,  Allah&#8217;a imanın artar filan!</p>
<p>Başlıyor anlatmaya. Yarım yamalak dinî bilgileriyle bana nasihat ediyor. Ne yapmam,  nasıl yaşamam gerektiğini anlatıyor. Onun dediği gibi yaşarsam işlerim da açılırmış,  sağlığım da düzelirmiş.</p>
<p>- Bak kardeşim,  seninle öyle sıkı fıkı dostluğumuz yok! Ayrıca sen ne dindar birisin ne de benden eğitimli ve kültürlü! Benim,  senin nasihatlerine ihtiyacım yok,  nasihat edeni de sevmem!</p>
<p>- Abi ben nasihat etmiyorum ki,  düşüncelerimi söylüyorum.</p>
<p>- Tamam o zaman. Söyledin düşüncelerini,  şimdi lütfen şu ofisin kapısını dışarıdan kapatıver!</p>
<p>Anlamıyor.</p>
<p>- Git kardeşim,  sıkıldım senden! Bir daha da uğrama! Hayırlı cümbüşler!</p>
<p>Salak salak bakarak gidiyor. O günden beri de birkaç kere ofisin önünden geçti,  vitrin camından içeri bile bakmadı. Rahatladım.</p>
<p>*****</p>
<p>Geçenlerde hastanede babasına refakatçi iken tanıdığım,  bana TV temin eden birisi geldi. Hastanede çektiğim resimleri verecektim. İçeri girer girmez havalı bir şekilde,</p>
<p>- Gel seni yemeğe götüreyim,  dedi.</p>
<p>- Teşekkür ederim karnım çok aç değil. Dolapta yemeğim var,  daha sonra ısıtıp yiyeceğim.</p>
<p>Arkadaş ısrarlı. İlle de beni yemeğe götürecek.</p>
<p>- Teşekkür ederim,  zaten yeni yeni nefes darlığı çekmeden yürümeye çalışıyorum,  dışarı çıkıp da bilmediğim bir lokantaya gidemem,  dedim</p>
<p>- Yahu sen hep böyle tembellik yaparsan,  kalkmazsan koltuğundan tabii hasta olursun!</p>
<p>Aslında beni özel hayatımda ilk defa gördü. Nereden biliyor tembel olduğumu,  hiç hareket etmediğimi vs. Biliyor işte! Ya müneccim,  ya da müneccim moku yemiş.</p>
<p>- Kardeşim teşekkür ederim davetin için. Henüz rahatsızlığım geçmedi,  çok dikkatli yaşıyorum. Hareket ederken hemen yoruluyorum,  kalp nakli filan diyor doktorlar. İlle de yemek ısmarlayacaksan,  3 dükkan ötemde kebapçı var,  dört liraya Adana Kebap getiriyor,  söyle iki tane yiyelim!</p>
<p>Yooo! İlle de Köfteci Yasin&#8217;e gidecekmişiz. Onun o bol kuyruk yağlı köftesinden yiyeceğiz.</p>
<p>Gitmedim,  daha doğrusu gidemedim. Gerçekten takatim yoktu.</p>
<p>Bu sefer arkamdaki bulaşık tabaklara taktı kafasını.</p>
<p>- Şu tabakları yıkamak zor mu? On dakika sürmez. Görüntü iyi değil. Şuraya bir alçıpen yapsan,  koltuğu da arkaya koyarsın daha güzel olur hem bulaşıklar görünmez.</p>
<p>- Yaa kardeşim sen resimleri almaya mı geldin beni üzmeye mi,  bana nasihat etmeye mi? Senin düşündüklerini ben düşünemem mi? Takatim yok fazla,  yeni yeni düzeliyorum. Hareket ettikçe yoruluyorum. Akşama Ali gelecek beraber yıkayacağız bulaşıkları. Alçıpen,  perde merde. Ben düşünemem mi? Param yoksa nasıl yapayım? Bu yüzden henüz reklam yapmıyorum,  ajansım açık değil,  yabancı insan girmiyor içeri. Bana niye nasihat edip duruyorsun! Aklını kendine sakla,  bana lazım olmaz,  benimki bana yeter. Ben nasihat edilmeyi sevmem!</p>
<p>- Nasihat etmiyorum ki,  düşüncelerimi söylüyorum!</p>
<p>- Yani bu deminden beri &#8220;şöyle yap,  böyle yap!&#8221; demelerin nasihat değil de düşünce mi?</p>
<p>- Ne var ya! Düşüncemizi söyleyemeyecek miyiz?</p>
<p>- Bana söyleme kardeşim. Ben senden düşünceni söylemeni rica etmediğim gibi,  söylemeni de istemiyorum.</p>
<p>Resimleri de almadan,  kızdı gitti.</p>
<p>- Tamam,  yolun açık olsun! dedi,  giderken.</p>
<p>*****</p>
<p>Bugün vitrine yapmak istediğim reklamın bir bölümünü yapıştırdım. Dijital baskı folyo. Onun gibi 4 adet daha olacak. Param oldukça,  parça parça.</p>
<p>Tanıdık bir genç arkadaş girdi içeri.</p>
<p>- Abi bu reklam iyi de,  biraz daha yukarı yapıştırsaydın keşke! Göz hizasında değil. İnsanlar göz hizasında olmayan şeylere dikkat etmezler!</p>
<p>- Yok ya! Sağ ol kardeş bak bunu bilmiyordum.</p>
<p>- Hem diğer camlar boş kalmış,  görüntü çok güzel değil. Oralara da yapıştırman lâzım.</p>
<p>Şimdi bu arkadaşa da paramız oldukça yapıştıracağımı filan anlatmadım. Zaten anlamayacak. Tanıdığımdan beri kendisi de parasız,  hep müşterilere yaptığı işlerin parasını alamamaktan şikayetçi.</p>
<p>- Sağ ol kardeşim nasihatlerin için. Ama ben,  bana nasihat edilmesini sevmem. Ne gerekirse,  gücümün yettiğince yapacak zekam da var,  hevesim de!</p>
<p>- Abi hemen alınıyorsun ya,  ben sana nasihat etmedim ki,  düşüncelerimi söyledim.</p>
<p>- Tamam abiciğim. İyi yaptın da bir dahaki sefere sormadan söyleme lütfen!</p>
<p>- Tamam abi ya! Bir daha bir şey söylemem!</p>
<p>Kızdı gitti.</p>
<p>*****</p>
<p>Türkiye&#8217;ye temelli döndüğüm 1995 yılından beri,  hep nasihat edenler vardı karşımda. Benim tecrübe ve bilgilerimden,  maceralı yaşamımdan bir şeyler öğrenmek,  benim yaptığım hataları yapmamak için bana sorular sormak zahmetine katlananlar çok azdı. Milliyet Blog’tan tanıdığım dostlarım istisna tabii. Onlarla hep güzel diyaloglar kurabildim.</p>
<p>Bazen ben belirli konularda bilgilerimi paylaşmaya kalksam hemen koro halinde konuşmaya başlıyoruz muhteremlerle. İlk birkaç cümlemi bitirmeden başlıyorlar benimle beraber bilgilerini sunmaya. Devrik cümle kurduğumda yandım. O zaman hemen başlıyorlar anlatmaya. Benim anlatacaklarım onları pek ilgilendirmiyor.</p>
<p>İnsanlarımız genellikle konuşma ve dinleme özürlüler. Nasihat etmeyi çok seviyorlar ama dinlemekten nefret ediyorlar. Her şeyi biliyorlar,  bilmedikleri bir şey var hiçbir şey bilmedikleri. Tabii bu bir genelleme. İstisnalardan söz etmiyorum. Kendi gözlemlerimi analiz ediyorum,  objektif bir şekilde.</p>
<p>Sevdiğim bir arkadaş,  bana dinî bilgiler vermeye kalkıyor.</p>
<p>- Kuranı Kerim&#8217;in meâlini okudun mu? soruma,</p>
<p>- Okumadım ama kız kardeşim okudu,  o bana her şeyi anlattı,  diyor.</p>
<p>- Ayet mi daha uzun sure mi?</p>
<p>- Ayet!</p>
<p>- Aferin bilemedin! Kuran-ı Kerim 114 sureden oluşuyor,  ayetler de surelerin içinde geçer,  6666&#8242;dan fazladır. En uzun sure 266 ayet ile Bakara suresidir.</p>
<p>Arkadaşın umurunda değil. &#8220;Abi kusura bakma yanılmışım,  senin dinî bilgilerin kuvvetli!&#8221; demiyor,  hâlâ bana nasihate devam ediyor. Kendi algıladığı şekilde de Kuran-ı Kerim ve İslamiyet hakkında bilgiler vermeye devam ediyor. Kulaktan dolma bilgiler tabii.</p>
<p>Nasihat etmek güzel bir şey değildir. Sormadan kimseye nasihat etmemeli. Velev ki(!) nasihat ettiğimiz kişi en yakın dostumuz,  yakınımızdır,  o zaman da dikkatli olmalı,  düşünce belirtirken karşımızdakinin düşüncelerine de saygılı olmalıyız,  diye düşünüyorum. Tabii herkesin düşüncesi kendisine.</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/mustafa-mumcu/">Mustafa MUMCU</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/01/17/ben-nasihat-etmiyorum-ki/&title=Ben nasihat etmiyorum ki!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/01/17/ben-nasihat-etmiyorum-ki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in yayaları</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/08/12/izmir-in-yayalari/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/08/12/izmir-in-yayalari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 19:18:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=1188</guid>
		<description><![CDATA[


Geçen yıl, tam da bu mevsimde&#8230; Konak&#8217;da Sabancı Kültür Merkezi&#8217;nden çıktım, eve geleceğim. Önümde gepgeniş, tertemiz asfaltlı bir cadde. Yeni asfaltlandığı belli.
Karşı tarafa geçmem gerek. Bir an yeni asfaltlanmış bu güzel caddeden otomobillerin acımasızca geçeceklerini düşündüm. &#8221;Bari ben geçmeyeyim&#8221; dedim. Ama karşıya geçmem gerek.
Bakınıyorum sağa sola &#8221;nasıl geçerim&#8221; diye. Caddenin sol tarafında kırmızı ışığın yeşermesini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/08/12/izmir-in-yayalari/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F08%2F12%2Fizmir-in-yayalari%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0zmir%27in%20yayalar%C4%B1%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1189" style="border: 3px solid black;" title="İzmir'in yayaları" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2008/08/yaya-gecidi.jpg" alt="" width="575" height="238" /><br />
Geçen yıl, tam da bu mevsimde&#8230; Konak&#8217;da Sabancı Kültür Merkezi&#8217;nden çıktım, eve geleceğim. Önümde gepgeniş, tertemiz asfaltlı bir cadde. Yeni asfaltlandığı belli.</p>
<p><span id="more-1188"></span>Karşı tarafa geçmem gerek. Bir an yeni asfaltlanmış bu güzel caddeden otomobillerin acımasızca geçeceklerini düşündüm. &#8221;Bari ben geçmeyeyim&#8221; dedim. Ama karşıya geçmem gerek.</p>
<p>Bakınıyorum sağa sola &#8221;nasıl geçerim&#8221; diye. Caddenin sol tarafında kırmızı ışığın yeşermesini bekleyen bir sürü vasıta bekliyor. Ben karşıya geçerken onlar da bu tarafa gelebilirler. Bulunduğum yerde bir yaya şeridi yok. Yayalara yardımcı olacak bir ışıklandırma da göremediğime göre o da yok.</p>
<p>Gözüme genç bir delikanlı takıldı. Rahatladım. Demek ki ben o kadar zor bir adam değilim. Yani karşıdan karşıya geçmek o kadar kolay olsaydı bu delikanlı da geçer giderdi.</p>
<p>Yaklaştım yanına. Onun probleminin de aynı olduğunu düşünmek rahatlattı beni.</p>
<p>- İyi günler! Bu geniş caddenin karşı tarafına nasıl geçeceğiz? dedim.</p>
<p>Birlikte belediyeye, hükümete, Türk insanına atıp tutacağız, diye bekliyorum. Dertleşeceğiz yani&#8230;</p>
<p>Öyle ya bu kadar geniş ve güzel bir cadde yapmışlar. Üzerine basmaya kıyamıyorsun. Ama yayalar düşünülmemiş. Ne sağda, ne solda, ne de bulunduğum yerde bir yaya şeridi, lamba yok.</p>
<p>Genç delikanlı böyle şeylere fazla kafa yormuyor galiba.</p>
<p>- Baya&#8230; yürüyerek! diye cevap verdi.<br />
- Sağol kardeşim, uçuş takımlarımı boşuna takmışım, derken, gülümsemeye çalıştım.<br />
Ne demek istediğimi anlamadığı bakışlarından belli oluyordu.<br />
- Siz karşıya geçmeyecek misiniz? soruma<br />
- Yooo! Arkadaşı bekliyorum, diyerek cevap verdi.</p>
<p>*****</p>
<p>Birkaç gün önce de İzmir Fevzipaşa Bulvarı’nda yaya ışıklarının yeşile dönüşmesini bekliyordum.</p>
<p>Modern ışık sistemi. 16 saniyeden başlayıp geri sayıyor. Kırmızı ışık 30 saniyeden başlıyor.</p>
<p>Ama yeşil yanmasına daha 15-16 saniye varken millet başladı yürümeye.<br />
Ben salakça bakınmaya başladım. &#8221;Allah Allah! Bu insanlar niye beklemezler ki? 16 saniye bekleseler ne olur?&#8221;</p>
<p>Kafamda böyle düşünceler dolaşırken yeşil yanmasına 4 saniye kalmıştı.<br />
&#8221;Ya Allah, ya Bismillah&#8221; diye geçmeye hazırlanırken yanımda duran orta yaşlı bir beye takıldı gözüm.</p>
<p>O da benim gibi çağdaşlığa değer veriyor, kurallara uyuyordu. Yoksa uyuyor muydu? Hayır gözleri açıktı.</p>
<p>- Sizinle benden başka, kurallara uyan yok, dedim. Maksat muhabbet olsun.<br />
Adam ne dediğimi anlamadı bile. Aval aval bakıyordu. Ben yeşil yanınca karşı tarafa geçerken o hâlâ duruyordu.</p>
<p>- Gelmiyor musunuz, bundan daha yeşili yok, dedim.<br />
- Yeşili değil, arkadaşı bekliyorum, diye seslenirken avallığına ciddiyet eklemişti.</p>
<p>Yolun karşısına geçtiğimde adama baktım. O bana bakmıyor, elindeki tespihle oynuyordu.</p>
<p>Bir gün yeşil ışıkta yolun karşısına geçerken, kırmızı ışıkta geçen bir vasıtanın bana çarpması olasılığıyla yaşıyorum bu güzel şehirde. Kimin umurunda?</p>
<p><a href="http://www.mustafamumcu.com" target="_self">Mustafa Mumcu</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/08/12/izmir-in-yayalari/&title=İzmir'in yayaları&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/08/12/izmir-in-yayalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>19 Mayıs Gösterileri&#8217;nde kızlarımız karaçarşafa mı bürünsünler?</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/05/25/19-mayis-gosterilerinde-kizlarimiz-karacarsafa-mi-burunsunler/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/05/25/19-mayis-gosterilerinde-kizlarimiz-karacarsafa-mi-burunsunler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 May 2008 23:35:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çarşaf]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Türban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/05/25/19-mayis-gosterilerinde-kizlarimiz-karacarsafa-mi-burunsunler/</guid>
		<description><![CDATA[


Manisa Belediye Başkanı Bülent KAR; Türk Dünyası Belediyeler Birliği Toplantısı için Ankara&#8217;ya gittiğinde, AKP Manisa Milletvekilleri Bülent ARINÇ ve Hüseyin TANRIVERDİ ile görüşmüş.
Kendisine, 19 Mayıs gösterilerinde Celal Bayar Üniversitesi öğrencileri kızlarımızın kıyafeti hakkında eleştiriler yöneltilmiş.
İşin ilginç yönü Belediye Başkanının tavrı:
&#8220;Üniversite öğrencilerinin kıyafetlerinin Ankara&#8217;da huzursuzluk yarattığını gördük. Step gösterisinde böyle kıyafetlerin uygun olmadığı söylendi. Biz bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/05/25/19-mayis-gosterilerinde-kizlarimiz-karacarsafa-mi-burunsunler/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F05%2F25%2F19-mayis-gosterilerinde-kizlarimiz-karacarsafa-mi-burunsunler%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%2219%20May%C4%B1s%20G%C3%B6sterileri%27nde%20k%C4%B1zlar%C4%B1m%C4%B1z%20kara%C3%A7ar%C5%9Fafa%20m%C4%B1%20b%C3%BCr%C3%BCns%C3%BCnler%3F%22%20%7D);"></div>
<p><img class="size-medium wp-image-2545 alignleft" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="19mayis" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/19mayis-300x188.jpg" alt="" width="300" height="188" /></p>
<p>Manisa Belediye Başkanı Bülent KAR; Türk Dünyası Belediyeler Birliği Toplantısı için Ankara&#8217;ya gittiğinde, AKP Manisa Milletvekilleri Bülent ARINÇ ve Hüseyin TANRIVERDİ ile görüşmüş.</p>
<p>Kendisine, 19 Mayıs gösterilerinde Celal Bayar Üniversitesi öğrencileri kızlarımızın kıyafeti hakkında eleştiriler yöneltilmiş.</p>
<p>İşin ilginç yönü Belediye Başkanının tavrı:</p>
<p>&#8220;Üniversite öğrencilerinin kıyafetlerinin Ankara&#8217;da huzursuzluk yarattığını gördük. Step gösterisinde böyle kıyafetlerin uygun olmadığı söylendi. Biz bu konuda programı yapan İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile görüştük. Önümüzdeki yılki kutlamalarda bu tatsızlığın yaşanmayacağını sanıyoruz. Öğrencilerin kıyafetleri ile bu kadar ön plana çıkmamız ve gündeme bu şekilde gelmemiz hoş olmadı.&#8221; demiş.</p>
<p><span id="more-1052"></span>Alın size bir belediye başkanı örneği. İktidarın kuklası. Ağzı var dili yok. Kulaklarıyla dinleyebiliyor da ağzıyla konuşamıyor. Bu muhteremlere iki kelime söyleyemiyor. Belki de kabahat onda değil sistemde. söylese görevden alınacak bir türlü. Yakında İl Milli Eğitim Müdürüne de yol görünür. Bileti kesilmiştir.</p>
<p>Milletvekilleri milleti temsil etmek, onlara hizmet vermek için mi göreve talip oluyorlar yoksa milleti yönlendirmek için mi?</p>
<p>Bu genç kızlarımızın hocaları öğretim görevlileri var, ebeveynleri var. Her şeyden önce gelişmiş beyinleri, kendi hareketlerini, davranışlarını kontrol edebilecek zekaları var. Bunlara silah zoruyla, tehditle mi 19 Mayıs gösterilerinde görev veriliyor? Seçiliyorlar, isteyen katılmaz.</p>
<p>Bülent ARINÇ, kendi eşinin giyim tarzını Türkiye&#8217;ye yaymak için çaba mı sarfediyor? Gösterilerde öğrencilerimiz türban mı taksınlar? Karaçarşafa mı bürünsünler?</p>
<p>40-45 yıl önce benim gençliğimde de genç kızlarımız bu kıyafetlerle çıkarlardı 19 Mayıs gösterilerine. Kimse rahatsız olmazdı.</p>
<p>O zaman da Müslümanlardan oluşan bir millettik. Şimdi mi Müslüman olduk?<br />
Bu muhteremler hâşâ Allah&#8217;ın elçileri mi?</p>
<p>Her şeye karışıyorlar da vatandaşın açlık sınırında yaşayanlarınının gün geçtikçe çoğalmasına karışmıyorlar.</p>
<p>Kadın Kolları Kurultayları ile, nasıl oy avcılığı yapılması gerektiği planlanıyor. Ellerinde sefertaslarıyla oralarda buralarda dağıtılan bedava yemeklere hücum ettiriliyor vatandaş. Zira fakirleşmeleri için gereken her şey yapıldı. Şimdi de iktidara bağılmlı hale getiriliyorlar.</p>
<p>Eeee&#8230; Seçimlerde oylar, kekliğim vak vak&#8230; Vatandaşın çoğu çaresizlikten oy veriyor, yönetimden memnun olduğu için değil.</p>
<p>İktidar esir almış bir kısım vatandaşı. Erzak yardımı, çocukları yatılı okutumaları, maddi yardım vs. Bu işlemler tüm vatandaşlar için uygulansa o zaman eyvallah diyeceğiz. Ama sadece kendilerine oy vereceklere uygulanıyor.</p>
<p>Çeşitli yöntemlerle de oylar ipotek altına alınıyor. Bunun adına da DEMOKRASi diyorlar. &#8220;47% ile iktidara geldik, davamızdan geri dönmeyiz&#8221;, diyorlar da davanın ne olduğunu herkese açıklamıyorlar.</p>
<p>Bereket versin ki ülkemizde çağdaş, ileriyi görebilen insanlar, yöneticiler de çok. Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Semra ÖNCÜ, Belediye Başkanı Kar’ın açıklamasının son derece yersiz olduğunu belirtmiş,</p>
<p>&#8220;Kıyafetler ve sergilenen dans gösterileri gayet moderndir. Bunun yadırganacak herhangi bir şeyi yok&#8221; demiş. Bu gösterilerin ilk kez olmadığını hatırlatan Prof. Öncü, &#8220;Her yıl 19 Mayıs’ta buna benzer gösterilerde erkek ve kız öğrencilerimiz görev alıyor. Öğrencilerimiz yaptıkları gösterilerle, bayrama katılan Manisalılar tarafından ayakta alkışlanıyor. Bu yılki törenlerde de en çok alkışı bizim öğrencilerimiz aldı&#8221; diye konuşmuş.</p>
<p>Ülkemizi çağın gerisine taşımayı dindarlık olarak gören zihniyet, iktidarda kendisine görev verilmese de sesini kısmıyor. Bület ARINÇ Bey de bunların en önde gelenlerinden. Ama amaçlarını gerçekleştiremeyeceklerini gördüklerinde inşallah vakit kendileri için çok geç olmaz.</p>
<p>Mustafa Mumcu, 24 Mayıs 2008 saat: 12:50</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/05/25/19-mayis-gosterilerinde-kizlarimiz-karacarsafa-mi-burunsunler/&title=19 Mayıs Gösterileri'nde kızlarımız karaçarşafa mı bürünsünler?&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/05/25/19-mayis-gosterilerinde-kizlarimiz-karacarsafa-mi-burunsunler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiddet, bir hitabet sanatı mıdır?</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/03/24/hiddet-bir-hitabet-sanati-midir/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/03/24/hiddet-bir-hitabet-sanati-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 04:27:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[Tayyip Erdoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/03/24/hiddet-bir-hitabet-sanati-midir/</guid>
		<description><![CDATA[

&#8220;Başbakan, öfke kullanırken bile bu ülkeye hizmet ediyor!&#8221; Bu sözleri kim söylüyor biliyor musunuz? Başbakanımızın kendisi.
Gaziantep&#8217;te halka hitaben yaptığı konuşmada, kendisine yöneltilen hiddet ve öfkeli olmasıyla ilgili suçlamalar üzerine böyle konuşuyor. Sayın başbakan; öfkelenmeden, hiddetlenmeden idare edemiyor musunuz bu güzel ülkeyi? Ben şahsen sıkıldım artık sizin her fırsatta bağırıp çağırmalarınızı, ona buna hakaret etmelerinizi dinlemekten. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/03/24/hiddet-bir-hitabet-sanati-midir/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F03%2F24%2Fhiddet-bir-hitabet-sanati-midir%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Hiddet%2C%20bir%20hitabet%20sanat%C4%B1%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2591" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="hiddet" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/hiddet.jpg" alt="" width="300" height="189" /><span id="dgShowBlog__ctl3_lblHTML" class="yazi"><strong>&#8220;Başbakan, öfke kullanırken bile bu ülkeye hizmet ediyor!&#8221;</strong> Bu sözleri kim söylüyor biliyor mu</span><span id="dgShowBlog__ctl3_lblHTML" class="yazi">sunuz? Başbakanımızın kendisi.<br />
Gaziantep&#8217;te halka</span><span id="dgShowBlog__ctl3_lblHTML" class="yazi"> hitaben yaptığı konuşmada, kendisine yöneltilen hiddet ve öfkeli olmasıyla ilgili suçlamalar üzerine böyle konuşuyor. Sayın başbakan; öfke</span><span id="dgShowBlog__ctl3_lblHTML" class="yazi">lenmeden, hiddetlenmeden idare edemiyor musunuz bu güzel ülkeyi? Ben şahsen sıkıldım artık sizin her fırsatta bağırıp çağırmalarınızı, ona buna hakaret etmelerinizi dinlemekten. </span><span id="dgShowBlog__ctl3_lblHTML" class="yazi">Gerçekten sizi ekranlard</span><span id="dgShowBlog__ctl3_lblHTML" class="yazi">a gördüğümde titremeye başlıyorum, huzurum kaçıyor.<strong> &#8220;Sayın başbakanımız, acaba şimdi kime hakaret edecek, niçin hiddetlenecek?&#8221;</strong> diye bekliyorum.</span><span id="more-832"></span></p>
<p><span id="dgShowBlog__ctl3_lblHTML" class="yazi">Kanal değiştirip başka program seyretmiyorum. Nihayet bu ülkenin başbakanısınız. Söyleyecekleriniz beni ilgilendiriyor. Ama bilgilenemiyorum. Hep aynı kavga.</span></p>
<p>İnanın şu yazıyı yazarken bile rahat değilim. Zira basının büyük bir bölümünü etki alanınıza aldınız, doğru dürst yayın yapmak isteyen basın kuruluşlarını da baskı altında tutuyorsunuz. Basın istediği gibi görev yapamıyor. Milliyet gibi devasa bir kuruluş bile sizi biraz fazla eleştirdiğimizde yazımızı yayına alamıyor.<br />
<span id="dgShowBlog__ctl3_lblHTML" class="yazi">Ben aslında <strong>&#8220;sayın&#8221;</strong> kelimesini kullanmayı hiç sevmem. Size hitabederken de bu kelimeyi size değil de makamınıza saygımdan kullanıyorum.</span></p>
<p>Basının duayenlerinden biri olan <strong>İlhan Selçuk</strong>&#8216;un sabahın köründe evinden alınarak tutuklanması ve daha sonra serbest bırakılması konusunda hiçbir tepkiniz yok?</p>
<p>Kim yaptırdı bu hukuk dışı olduğu düşünülen eylemi?</p>
<p>Yeri yurdu belli, Türkiye&#8217;nin en eski gazetecilerinden biri&#8230; Çağırsınlar gelsin!</p>
<p>Gelmezse öyle uygulansın katı eylem. <strong>Prof Alemdaroğlu ve Doğu Perinçek</strong> de aynı durumda.</p>
<p>Sayın başbakan, siz devamlı hiddetlenirseniz, üstelik <strong>&#8220;Hiddet de bir nevi hitabet sanatıdır.&#8221;</strong> diyerek bizleri şaşkına çevirirseniz ne olacak bizim halimiz? Vatandaş siz politikacıları örnek alıyor.</p>
<p>Herkes her problemini bağırıp çağırarak, öfke ve hiddet hatta şiddet göstererek halletmeye çalışıyor.</p>
<p>Sadece siz değil, <strong>Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli</strong> de aynı şekilde her fırsatta hiddet gösterisinde bulunuyorlar. Belki onlar da sizin, hiddeti <strong>&#8220;Hitabet sanatı&#8221;</strong> olarak tanımlamanızın gazına geldiler. Hitabet sanatı diye hiddet gösterisinde bulunuyorlar.</p>
<p>Yapmayın lütfen! Biraz sinirlerinizi dizginleyin!<br />
Üç kuruşluk ölümlü dünyada değer mi bu kadar kavgaya?</p>
<p>Giderken hiddetimizi bile götüremiyoruz. Musalla taşında boylu boyunca uzanıveriyoruz. Kılımız kıpırdamıyor.</p>
<p>Bilişim Çağı&#8217;nda diğer ülkeler sıkı bir çalışma içindeler.</p>
<p>Siz davranışlarınızla insanları Avrupa&#8217;dan soğuttunuz.</p>
<p><strong>Hani AB&#8217;ye girecektik! Ne oldu?</strong><br />
Türbanla uğraşmaktan, Türkiye&#8217;nin çağdaşlığı ve laikliği ile ilgili kavga veren insanları tevkif ettirmekten, başka işlere vakit mi kalmıyor acaba?</p>
<p><strong>Sayın Başbakan ve tüm politikacılardan rica ediyorum;</strong> lütfen TV kanallarında, miting alanlarında çirkin görüntüler vermeyin! Sıkılıyoruz.</p>
<p>Kavga edecekseniz birbirinizle, bunun başka yolu var.</p>
<p>Bırakın politikayı, yazılın bir güreş kulübüne, birbirinizle güreş tutun! Hatta kik boks da yapar daha çok rahatlarsınız. Ama bizi rahat bıraktıktan sonra.</p>
<p>En derin saygılarımla.</p>
<p>Mustafa Mumcu 23 Mart 2008 / 07:40</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/03/24/hiddet-bir-hitabet-sanati-midir/&title=Hiddet, bir hitabet sanatı mıdır?&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/03/24/hiddet-bir-hitabet-sanati-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her Aileye 3 Çocuk Şart!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/03/09/her-aileye-3-cocuk-sart/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/03/09/her-aileye-3-cocuk-sart/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 04:30:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/03/09/her-aileye-3-cocuk-sart/</guid>
		<description><![CDATA[

Sevgili Türk kadınları,
Başörtülüsüyle, başı açığıyla sayın Başbakanımızın canları, ciğerleri! (Türbanlıları saymadı Başbakan)
Duyduk duymadık demeyin, domuz eti yemeyin, çiğ süt içmeyin!
Yağmurlu havalarda sokağa çıkmayın, kar yağdığında pencereden bakmayın! Birinci vazifeniz çocuk yapmak, ikinci vazifeniz onları sokağa salmak olsun.
Çayıra salarsanız Mevla kayırırır, bayıra salarsanız düşer bağırır. Asil Türk kadını, eğer nüfusumuzun azalmamasını istiyorsak her ailenin en az [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/03/09/her-aileye-3-cocuk-sart/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F03%2F09%2Fher-aileye-3-cocuk-sart%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Her%20Aileye%203%20%C3%87ocuk%20%C5%9Eart%21%22%20%7D);"></div>
<p><img class="size-full wp-image-2590 alignleft" style="margin: 5px 10px;" title="Her Aileye 3 Çocuk Şart!" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/uccocuk.jpg" alt="" width="300" height="225" />Sevgili Türk kadınları,<br />
Başörtülüsüyle, başı açığıyla sayın Başbakanımızın canları, ciğerleri! (Türbanlıları saymadı Başbakan)<br />
Duyduk duymadık demeyin, domuz eti yemeyin, çiğ süt içmeyin!<br />
Yağmurlu havalarda sokağa çıkmayın, kar yağdığında pencereden bakmayın! Birinci vazifeniz çocuk yapmak, ikinci vazifeniz onları sokağa salmak olsun.<br />
Çayıra salarsanız Mevla kayırırır, bayıra salarsanız düşer bağırır. Asil Türk kadını, eğer nüfusumuzun azalmamasını istiyorsak her ailenin en az 3 çocuğu olması lâzım. Sayın Başbakanımızın 4 çocuğu olmasına rağmen <strong>&#8220;Keşke daha fazla olsaydı!&#8221;</strong> diye üzülmektedir.<br />
İleride üzülmemek için sizler de çok çocuk yapın!<br />
Allah rızkını verir.  Aç kalmazlar. Bizim çocuklarımız maşallah ekmeklerini taştan çıkarırlar. Her işi yaparlar, hastalık sigortasıymış, emeklilikmiş düşünmezler.<br />
Karın tokluğuna her yaşta her işte çalışırlar. <strong>&#8220;Gel!&#8221;</strong> dendiğinde gelirler, <strong>&#8220;Git!&#8221;</strong> dendiğinde giderler. İşsizlik, açlık filân yok ülkemizde. Onları söyleyenler münafıktırlar.<br />
Hamdolsun kapkaççılık, hırsızlık, dansözlük, kâğıt mendil satıcılığı gibi birçok meslek dalında çocuklarımıza ihtiyaç vardır. Hatta dağda terörist olmak isterlerse bu imkân bile vardır. Nasıl olsa yüce Devletimiz zamanı gelince onları affedip aile yuvalarına gönderiyor. Böyle giderse 2030 yılında yaşlı bir ülke olacağız. Yağmur, kar çoğalacak.<br />
O zaman her tarafı sel basacak. Kardan yollar kapanacak. Oysa biz kuraklığı, susuzluğu, eziyet çekmeyi severiz.</p>
<p>Her kadın en az 3 çocuk doğurmalı, doğuramazsa eşlerinin birkaç kuma getirmesine, yazın sahilde kumda güneşlenmesine izin vermelidir. Atalarımız ne demişler? <strong>Kadının sırtından sıpayı karnından sopayı eksik etmeyeceksin! </strong>Evet ama atalarımız ne demek istemişler? Ya da ben bu sözü yalnış hatırladım yahu! Bu böyle olmaz. Neyse anladınız siz onu! Atalarımız bu sözü söylemekle ayıp etmişler. Batılılar bizim kökümüzü kurutmak istiyorlar. Biz zaten onların kötü alışkanlıklarını almışız ama iyi alışkanlıklarına sırt çevirmişiz. Batının çok kötü bir alışkanlığı olan NÜFUS PLANLAMASINI ülkemizde de uygulatmak için uğraşıyorlar.</p>
<p>Sevgili kadınlar, biz açlığa, susuzluğa, işsizliğe alışık bir milletiz. Gelişigüzel, gidişiçirkin çoğalmalıyız. Plan milan yok. Vatandaşın çocuk yapma hürriyetine sınırlama getiremeyiz. Biz demokratik bir ülkeyiz, Avrupalılar Din Devleti, şeriatçı.  Onlar yakında kadınlarına karaçarşaf da giydırirler. Biz daha türban bile giydiremedik, uğraşıyoruz hamdolsun!Vatandaşa cart curt yok. Bırakın doğursunlar! Karışmayın, çayınızı karıştırmayın. Şekersiz için!</p>
<p>Muhterem din kardeşlerim, başörtülü olanıyla, başı açığıyla canlarım, kuzu ciğerlerim, çok çocuk yaparsanız eşiniz sizin çalışmanızı istemez. Bakın 5 çocuğun karında taşınma, doğurma, büyütme süreleri 10-15 yıl sürer. 12 yaşında da evlendiğinizi düşünelim, ki geç evlenmiş olursunuz, 27-30 yaşında aslan gibi çocuklarınız olur. Onları çalıştırır siz yırtarsınız.</p>
<p>Vaktiniz olunca da o komşu senin bu komşu benim turalarsınız. Evde konken partileri, misafir günleri düzenler, hayatın tadını çıkarırsınız. Vaktiniz çok olacağı için kanal kanal gündüz TV programlarını da dolaşır, olmayan düşüncelerinizi belirtir, dünya âleme rezil olursunuz. Bundan büyük zevk olur mu? Zaten Müslüman bir kadının çalışması neymiş? Müftüler, Zühtüler <strong>&#8220;Çalışan kadın kötü şeyler yapar.&#8221;</strong> diyorlar, halt ediyorlar ama politikacılar bunlara inanıyor.</p>
<p>Sevgili kadınlarımız, bu yukarıda yazıyı bir halisünasyon geçirdiğim sırada yazdım. Siz bana bakmayın! Aman ha! Amanı bilir misiniz? Aman! Sadece bakabileceğiniz, memlekete hayırlı ve eğitimli olarak yetiştirebileceğiniz kadar çocuk yapın! 1-2 çocuk yeter de artar. Kâğıt mendil satsın, dansözlük yapsın, kapkaççı olsun, dağa çıksın, fabrikada çalışıp eve para getirsin diye çocuk yapılmaz. Onları sevgiyle büyütmek gerek. Yeteri kadar sevgisiz insan dolu ülkemizde, yeter artık! Çoğalıp da açlık sınırında yaşamanın ne faydası var!</p>
<p>Mustafa Mumcu 09. 03. 2008 / 06:40</p>
<p><img src="http://content.sweetim.com/sim/cpie/emoticons/00020149.gif" border="0" alt="" /></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/03/09/her-aileye-3-cocuk-sart/&title=Her Aileye 3 Çocuk Şart!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/03/09/her-aileye-3-cocuk-sart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekmek zamları kapıdaymış!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/03/09/ekmek-zammi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/03/09/ekmek-zammi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 04:06:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/03/09/762/</guid>
		<description><![CDATA[

Her kapı çalışında, &#8220;Ekmeğe zam mı geldi?&#8221; diye telaşlanıyorum. Bu telaş beni alıp çocukluğuma götürüyor. Karafırın kelimesinin sözlüğümüze girmediği, bütün fırınların odun ateşiyle ısıtıldığı yıllara. Mis gibi ekmekler geçiyor gözlerimin önünden, dalıyorum hayal âlemine. Rahmetli annem her fırından gelişimde azarlardı beni. Mutlaka ekmeğin birisini yolda yarılardım. &#8220;Beni ye!&#8221; der gibiydi mis gibi kokan ekmekler, ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/03/09/ekmek-zammi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F03%2F09%2Fekmek-zammi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ekmek%20zamlar%C4%B1%20kap%C4%B1daym%C4%B1%C5%9F%21%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2589" style="margin: 5px 10px;" title="ekmek" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/ekmek.jpg" alt="" width="300" height="225" />Her kapı çalışında, <strong>&#8220;Ekmeğe zam mı geldi?&#8221;</strong> diye telaşlanıyorum. Bu telaş beni alıp çocukluğuma götürüyor. Karafırın kelimesinin sözlüğümüze girmediği, bütün fırınların odun ateşiyle ısıtıldığı yıllara. Mis gibi ekmekler geçiyor gözlerimin önünden, dalıyorum hayal âlemine. Rahmetli annem her fırından gelişimde azarlardı beni. Mutlaka ekmeğin birisini yolda yarılardım. <strong>&#8220;Beni ye!&#8221;</strong> der gibiydi mis gibi kokan ekmekler, ben de yerdim. Beyaz ekmeğe <strong>francala</strong> derdik. Bir de <strong>esmer ekmek</strong> ve <strong>tava ekmeği</strong> vardı. Başka ekmek çeşidi bilmezdik. Alışveriş fileleri vardı o zamanlar, alışveriş torbaları yerine. Yollarda ellerindeki filede 10-15 ekmek taşıyanını göremezdik. İzmir&#8217;de 5-15 çocuğu olan aileler yoktu, bu hakikatleri sadece gazetelerde okurduk ara sıra. Bizim aile 6 kişilikti, günde 2-3 ekmek tüketirdik. <span id="more-762"></span>Ekmekler 1 kg&#8217;dı. Ben büyümeye başladığımda 900 gr yaptılar da neredeyse millet isyan edecekti. Şimdiki ekmekleri de sadece köşelerdeki sandviç tezgâhları kullanırdı. 150-200 gramlık ekmekler. Vatandaşla alay ediyorlar sanki. İçleri hava dolu, kalite genellikle sıfır. Bir gün duran ekmeği ertesi gün atıyorsunuz, dikkatli muhafaza etmediyseniz. Ya küfleniyor, ya da kayış gibi oluyor kopmuyor. İçine ne şekilde katkı maddesi koyuyorlar, nasıl bu ekmeği imal ediyorlar bilemiyorum. Bildiğim bir şey var ama; vatandaş genellikle ekmek fiyatlarından, zamlardan şikayet ediyor da kalitesinden şikayet edene pek rastlamıyorum. Galiba bir benim memnun olmayan.</p>
<p>1968 yılında Almanya&#8217;ya gittiğimde ekmek yiyenine rastlayamadım. Ekmek yemek bir nevi köylülük göstergesi gibi bir şeydi. Genellikle yemekle birlikte pirinç pilavı, patatesin her türlü hazırlanmış şekli yenirdi. Patates kızartması, soğanlı patates kızartması, haşlanmışı, püresi, kroketi vs. Ekmek çeşitleri de bir elin beş parmağını geçer miydi bilmiyorum ama ben fazlasını görmemiştim.</p>
<p>1970&#8242;li yıllardan sonra Almanlar bir başladılar ekmek yemeğe ben de şaştım. Sofraya ekmeksiz oturmuyorlar artık. Almanya&#8217;daki ekmek çeşitleri hemen hiçbir Avrupa ülkesinde yoktur. Geçen yaz bu konuyla ilgili bir araştırma yaptım internette, 130&#8242;un üzerinde ekmek çeşidi var Almanya&#8217;da. Soğanlısı ve üzümlüsü de dahil olmak üzere. Hem de lezzet ve kalitesi eleştirilemeyecek düzeyde. Almanya&#8217;da bizdeki gibi her köşede bir fırın yok. Ekmek fabrikaları var, çok büyük ve ciddi çalışan. Bu ekmek fabrikalarının satış noktaları şehirlerin her köşesinde, hijyenik ve zevkle dizayn edilmiş şekilde göze çarparlar. Buralarda fabrikanın günün çeşitli saatlerinde dağıtımını yaptığı ekmekler, pastalar satılır. Sandviç ve kahve, çay servisi yapanları da vardır. Çoğunda da elektrikli fırınlarda, hazır hamurlarla sıcak sandviç ekmekler (Semmel) pişirilir.</p>
<p>Bu büyük ekmek fabrikalarını devletin yetkili birimlerinin kontrol etmesi kolaydır. Zaten marka oldukları için hem kendi kendilerini kontrol eder bu fabrika yetkilileri hem de satış noktalarını. Bizim fırınların hijyenik olduğunu söyleyenlere de gülerim sadece. Hiçbir yetkilinin böyle büyük ekmek fabrikalarıyla işi organize etmeyi düşünmemesi beni düşündürmektedir. Münih&#8217;te 3-4 tane büyük ekmek fabrikası tüm şehrin ekmek ihtiyacını karşılar. <strong>MüllerBrot</strong> vs. Tabii köşede bucakta tek tük fırınlar vardır. Bilhassa Türk fırınları.</p>
<p>Artık Türkiye&#8217;mizde sadece ekmek fiyatını değil kalitesini de konuşmanın zamanı gelmiş ve geçmektedir. Sayısız katkı maddeleriyle yenmeyecek hale getirilmiş ekmeklerimizin yenecek lezzete kavuşması, içindeki lüzumsuz havanın alınması gerekir.Fırıcılar Derneğiymiş bilmemne bunlar da akıllarını başlarına alsınlar, Türk halkının sağlığı ve damak zevkiye oynayıp durmasınlar. Fırınlar kapatılıp fabrikalaşmalı.</p>
<p>Mustafa Mumcu, 09. 03. 2008  Saat: 05:40<br />
<img src="http://content.sweetim.com/sim/cpie/emoticons/0002005E.gif" border="0" alt="" /></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/03/09/ekmek-zammi/&title=Ekmek zamları kapıdaymış!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/03/09/ekmek-zammi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pavyonda Cepleri Boşalttık!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/03/06/pavyonda-cepleri-bosalttik/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/03/06/pavyonda-cepleri-bosalttik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2008 05:39:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Pavyon Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/03/06/pavyonda-cepleri-bosalttik/</guid>
		<description><![CDATA[


Christoph&#8217;u İzmir Adnan Menderes Havalimanı&#8217;nda karşıladım, birkaç günlüğüne
kiraladığım arabayla şehre dönüyoruz. Christoph beni biraz şaşırttı. Yolda &#8220;kadın, kadın&#8221; diye başımın etini yedi.  Ben reklamcılık yapıyorum. O taraklarda bezim yok. Burası Almanya değil ki, her köşede bir hatun bulalım. Sonra &#8220;Ayıp ya, Christoph, daha yeni geldin, benden ne istiyorsun?&#8221; dedim.
Bizimki ayıp, mayıp dinlemiyor.

Ben ha, hu&#8230; diyerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/03/06/pavyonda-cepleri-bosalttik/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F03%2F06%2Fpavyonda-cepleri-bosalttik%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Pavyonda%20Cepleri%20Bo%C5%9Faltt%C4%B1k%21%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2588" style="margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="Pavyonda Cepleri Boşalttık!" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/pavyonhayati2.jpg" alt="" width="550" height="259" /><br />
Christoph&#8217;u İzmir Adnan Menderes Havalimanı&#8217;nda karşıladım, birkaç günlüğüne<br />
kiraladığım arabayla şehre dönüyoruz. Christoph beni biraz şaşırttı. Yolda <strong>&#8220;kadın, kadın&#8221;</strong> diye başımın etini yedi.  Ben reklamcılık yapıyorum. O taraklarda bezim yok. Burası Almanya değil ki, her köşede bir hatun bulalım. Sonra <strong>&#8220;Ayıp ya, Christoph, daha yeni geldin, benden ne istiyorsun?&#8221;</strong> dedim.<br />
Bizimki ayıp, mayıp dinlemiyor.</p>
<p><span id="more-742"></span></p>
<p>Ben ha, hu&#8230; diyerek konuyu dağıtıyorum ve havadan sudan, dereden tepeden konuşuyorum. Birdenbire,</p>
<p><strong>- Hah işte orada bak!</strong> dedi.</p>
<p>Baktım bir pavyonun neon ışıklı reklamı ve duvarda kadın resimleri. Yahu, bu Christoph Türk&#8217;ten daha Türk vallahi, burayı ben hayatımda görmemiştim, nasıl da farketti! Devamlı ısrarına dayanamadım durdum yolun kenarında. Kapıda gözcülük yapan vatandaş, bizim orada durup park yeri aradığımızı fark edince hemen yanımıza geldi. Park edebileceğimiz yeri işaret etti. İndik arabadan, adamda bir saygı, bir iltifat, şaşarsınız.</p>
<p>İçeri giriyoruz, adam da yanımızda geliyor, bizi teslim edecek. Bereket ellerimizi havaya kaldırtmadı.</p>
<p><strong>- Abiler bizden, güzel bir masa ayarlayın!</strong></p>
<p>Görmeliydiniz! Birdenbire 8-10 garson görevli oluştu etrafımızda. İki küçük masayı bir araya getirdiler, 8 kişilik masa haline geldi. Oysa biz iki salağız. Pardon, kişiyiz&#8230;. Görüntümüz kalabalık galiba.</p>
<p>Meraklı gözlerle etrafa bakınarak oturdum ben. Christoph hâlâ ayakta, karşıdaki büyük masada oturan ve av bekleyen 7-8 konsomatriste gözleri. Oturmasını rica etmesem bir müddet ayakta kalacak gibiydi.</p>
<p>Christoph kim mi? Benim Almanya&#8217;dan çok iyi bir arkadaşım. İş adamı. 3-4 tane firması var, becerikli bir iş adamı. Bana benzemez. Öyle kadın, kız ihtiyacı olan birisi değil ama Türk kadınlarını çok seviyor. Bizim kadınlarımız da sevilmeyecek gibi değiller hani. Hepsinin ayrı bir güzelliği var. Ah bir de dırdırları biraz az olsa. Her şeyi uzatıp küsmeseler, maço erkekler gibi kıskanıp uyardığın zaman da <strong>&#8220;şaka yapmıştım ama anlamadın!&#8221;</strong> gibi lâflar etmeseler.<br />
Bunlar benim son zamanlardaki problemlerim de sıkıştırıverdim araya.</p>
<p>Başgarson masamıza geldi, daha ne içeceğimizi, ne yiyeceğimizi sormadan, kadın isteğimizi öğrenmek istedi.</p>
<p><strong>- Abi, hangi kadınları çağırayım masanıza?</strong> sorusuna,</p>
<p><strong>- Kafana göre takıl birader, yalnız güzel olsunlar ve en azından bir tanesi İngilizce veya Almanca bilsin!<br />
Arkadaşım Türkçe bilmiyor</strong>, diye cevap verdim.</p>
<p><strong>- Ayıp ettin abi, hemen getireyim.</strong></p>
<p>Ufak bir işaretle bir dakikada 2 güzel kadın geldi masamıza. Selamlaştıktan sonra oturmalarına yardım ettik nazikçe. Sandalyelerini çekerek yani. Bu arada Christoph&#8217;un ağzına baktım; açılmış, kulaklarına doğru yol alıyordu.</p>
<p><strong>&#8220;Hanginiz yabancı dil biliyorsunuz?&#8221;</strong> soruma ikisi birden şaşkın şaşkın bakışlarıyla sessiz cevap verdiler.<br />
Başgarson dürttü mü ne yaptıysa görmedim ama bir tanesi hemen İngilizce biliverdi.</p>
<p><strong>- Ben!</strong> dedi.</p>
<p><strong>- Sen zaten yabancıya benziyorsun</strong>, deyince annesinin Alman, babasının Amerikalı olduğunu anlatmaya başladı. Christoph&#8217;a izah ettim o da başladı kadınla İngilizce konuşmaya. Önemli şeyler değil tabii, kadının güzel olduğunu, Türkleri sevdiğini, beni de uzun zamandır tanıdığını, Almanya&#8217;dan bir haftalığına ziyarete geldiğini anlattı.</p>
<p>Kadın devamlı <strong>&#8220;Yes!&#8221;</strong> diyordu. Ben de</p>
<p><strong>- Kes!</strong> dedim. Sen <strong>&#8220;Yes&#8221;</strong> kelimesinden başka İngilizce bilmez misin? Sana anlattıklarını anladın mı?</p>
<p>- Anladım tabii, diyor ama, <strong>&#8220;inşallah yutar&#8221;</strong> modunda bakıyor bana! <strong>&#8220;N&#8217;olur sorma!&#8221;</strong> dercesine.</p>
<p>- Sen bir şey anlamadın! Anladıysan anlat bakalım, deyince, kem kümlemeye başladı. Uzun zamandır İngilizce konuşmuyormuş da, pratik olmayınca unutmuş çoğu kelimeleri, o yüzden hepsini anlayamamış.</p>
<p>- İngilizce konuşmadığın bu uzun zaman ne kadar? Doğumdan itibaren, bugüne kadar mı?</p>
<p>Artık pes etti. Yalanına devam etmedi. Başgarson yanımda yoktu. Olsa kızacağımı anladı tabii. Bir garson ne arzu ettiğimizi sormaya başladı ki, hemen sözünü kesip, sert ve kabadayı bir şekilde,</p>
<p><strong>- Çağır bakayım sen şu başgarsonu!</strong> dedim. Maksadım biraz gözdağı vererek kazıklanmanın önüne geçmek. Başgarson hemen ceketinin düğmelerini ilikliyor gibi yaparak masaya geldi. Yakınımızda bir yerde bizi gözetlediği belli oldu.</p>
<p><strong>- Otur bakayım yanıma!</strong> der demez,</p>
<p><strong>- Emrin olur abi!</strong> diye oturdu.</p>
<p>- Bak kardeşim, ben pavyonlara gelip giden bir adam değilim. Almanya&#8217;dan gelen misafirimin ısrarıyla geldim buraya. Merak ediyormuş. Yeyip, içip, biraz da hatunlarla fingirdeyip gideceğiz. Senin anlayacağın kazıklanmaya, keriz yerine konmaya gelmedik. Sen daha siftah bismillah hatunlarla kazıklamaya başladın. Hani yabancı dil biliyordu bu hatun?</p>
<p>- Valla abi, bana bildiğini söylemişti, aklımda öyle kaldı. <strong><em>Bilmiyon mu kız?</em></strong></p>
<p>Kız cevap vermedi ama ben konuşmaya devam ettim.</p>
<p>- Sen Otelciler Sokağı&#8217;ndan Otelci Memet&#8217;i tanıyor musun? diye sordum. Tanıyormuş. Otelci Memet dediğim de benim amcaoğlu. O zamanlar vefat etmemişti. Nur içinde yatsın, cennet mekanı olsun. Çok kabadayı adamdı. 70 yıllık ömrünün 30&#8242;u hapishanelerde geçmişti. Türkiye&#8217;de rahmetlinin girip çıkmadığı hapishane yoktu.</p>
<p>2-3 cinayeti vardı Memet Abi&#8217;nin. Sayısız darp, yaralama, kumarhane işletme, çek senet mafası işleri vs. Suç dosyası biraz kalabalıktı yani.</p>
<p><strong><em>- Otelci Memet benim amca oğlu olur. Bu akşam bir yamuk davranışınızı görürsem ona bildireceğim.</em></strong></p>
<p>- Ayıp ettin abi, yamuk olur muymuş. Sen rahat ol abi! En iyi hizmeti veririz, diyerek kalkarken <strong><em>&#8220;Bak oğlum masaya, ne arzuları varsa eksiksiz hizmet et!&#8221;</em></strong></p>
<p>Aslında Mehmet Abi rahmetlisi ile 2 yıldır konuşmuyordum. Evinde misafirken bir sözüme kızmış da beni dövmeye kalkmıştı. Yaşlandığı aklına gelmemişti tabii o sırada. Yakaladım elini, iteleyerek olayı büyütmeden, aldım annemi terkettim evini. Ölünceye kadar da görmedim.</p>
<p>Neyse masamız donandı. Siparişin bir kısmını biz verdik, bir kısmını da kendi kafalarına göre hazırlamışlar. Soğuk mezeler, meyve tabağı, karışık ızgara, 1 şişe viski ve büyük şişe kola. Marka viski şişesi ama içi ucuz viskiyle değiştirilmiş ve su ilave edilmiş. Colaya bile su ilave etmiş imansızlar.</p>
<p>Meyve tabağına baktım, güldüm. Aslında ağlamam veya kükremem gerekiyordu. 7-8 tane mum yanıyor meyvelerin arasında. Meyveler ısınmasın diye mumları söndürdüm. O da ne? Meyve tabağında domates ve hıyar da var. Maydanoz bile koymuşlar süs olsun diye.</p>
<p>Mehmet Abi&#8217;nin ismini verdik ama pek faydası olmadı. Karışık ızgara yenecek gibi değil. Ne buldularsa karıştırmışlar, hem de soğumuş. Mezelerle çerezlerden yedik. Birkaç bira getirttik. Bunlarla uğraşmaktan kadınlarla ilgilenmeye fırsat yok ki! Onlar da şaşkın bakışlarla seyredip, Christoph&#8217;la Almanca konuşmamı dinliyormuş gibi yapıyorlar.</p>
<p>Christoph&#8217;a kalsak hemen kadınları alıp gideceğiz, sıkıldı. Kadınlar orada kalmamızdan yanalar tabii. Bir şişe bitecek, ikincisi gelecek, onlar da içecek. Uyduruk konulardan konuşmak, devamlı tercümanlık yapmak beni de sıktı.</p>
<p>hesabı ödemeye karar verdik. Kadınlarla hiçbir şekilde flört edemedik. Ellerini bile doğru dürüst tutamadık. Bize meşhur çöpşişçi TOPÇU&#8217;da buluşma ve oradan da otele gidip beraber kalma sözü verdiler. hesabı paşa paşa ödedi Christoph. Bir memurun bir ayda aldığı maaş kadar bir şey. ne yapalım arandık. Daha doğrusu Christoph arandı ben de bulaştım. Efendice konuşmalar, isim vermeler  fayda etmedi. Hesabı ödedik. İçkili olduğumuz için taksiyle Topçu&#8217;ya gittik. Biraz bir şeyler yedik. Kadınları bekledik&#8230; Bekledik&#8230; Bekledik&#8230;</p>
<p>Bir müddet sonra &#8220;beklemek&#8221; bizden, biz beklemekten sıkıldık ve taksiyle arabayı park ettiğimiz yere gidip, kiralık arabamızı aldık. benim eve geldiğimizde hiç konuşmadık. Ben geçen zamana acıyordum. Christoph ise, giden parasına ve kadınsız geçireceği geceye&#8230;</p>
<p>Mustafa Mumcu, 06 Mart 2008  Saat 07:00</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/03/06/pavyonda-cepleri-bosalttik/&title=Pavyonda Cepleri Boşalttık!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/03/06/pavyonda-cepleri-bosalttik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pavyon Hayatı Nasıldır?</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/03/05/pavyon-hayati-nasildir/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/03/05/pavyon-hayati-nasildir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2008 06:48:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Mumcu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Pavyon Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/03/05/pavyon-hayati-nasildir/</guid>
		<description><![CDATA[


Star TV&#8217;de &#8220;Armağan Çağlayan&#8217;la Bugün&#8221;programını izliyorum. Konuklarından birisi de Mustafa KESER. Bilmem tanımayanınız var mı? Hani elinde oyalı mendille, TV kanallarında istek üzerine repertuvarından şarkılar okur. Alaylı ama; konservatuvar mezunu müzisyenleri bile beğenmez, hele Bülent Ersoy&#8217;a her fırsatta gönderme yapar.
Bu yazımda Mustafa Keser&#8217;i analiz etmeyeceğim. Yalnız Armağan Çağlayan&#8217;ın,
&#8220;- Siz pavyonlarda şarkı söyleyerek işe başlamışsınız, doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/03/05/pavyon-hayati-nasildir/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F03%2F05%2Fpavyon-hayati-nasildir%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Pavyon%20Hayat%C4%B1%20Nas%C4%B1ld%C4%B1r%3F%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2587" style="margin: 5px 10px;" title="Pavyon Hayatı Nasıldır?" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/pavyonhayati.jpg" alt="" width="550" height="266" /><br />
Star TV&#8217;de <strong>&#8220;Armağan Çağlayan&#8217;la Bugün&#8221;</strong>programını izliyorum. Konuklarından birisi de <strong>Mustafa KESER</strong>. Bilmem tanımayanınız var mı? Hani elinde oyalı mendille, TV kanallarında istek üzerine repertuvarından şarkılar okur. Alaylı ama; konservatuvar mezunu müzisyenleri bile beğenmez, hele Bülent Ersoy&#8217;a her fırsatta gönderme yapar.</p>
<p>Bu yazımda Mustafa Keser&#8217;i analiz etmeyeceğim. Yalnız Armağan Çağlayan&#8217;ın,</p>
<p><em><strong>&#8220;- Siz pavyonlarda şarkı söyleyerek işe başlamışsınız, doğru mu? Pavyon hayatı nasıldır?&#8221;</strong> </em>sorusuna verdiği cevap tam gerçekleri yansıtmıyor. Yazımın konusu bu cevaptan doğdu. Şöyle dedi;<span id="more-729"></span></p>
<p><em><strong>&#8220;- Pavyonlar da gazino gibidir. Bir pavyonda şarkı söylemek ile Maksim&#8217;de şarkı söylemek arasında bir fark yoktur. Sadece pavyonlarda konsomatris, yani müşterinin masasına giden kadınlar vardır. Müzik ve kalite değişmez, ailece gelenler çoktur.&#8221;</strong></em></p>
<p>Yapmayın Mustafa KESER, etmeyin! Hiç pavyona gitmemiş kimseleri de yanlış bilgilendirmeyin. Almanya&#8217;da <strong>&#8220;Animierlokal&#8221;</strong> denilen gece kulüpleri vardır. Bizdeki pavyonlara benzerler ama çoğunda canlı müzik yoktur. Konsomasyon yapan kadınlar genelde güzeldir. Lokal biraz pahalıdır ama fiyat listesi masadadır, kelle koparmazlar. Kadınlar masada müşterilerinle rahatça flört eder, öpüşüp, koklaşırlar. Yani sadece müşteriyi kazıklamak üzerine kurulmamıştır düzen.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki pavyonlar genelde müşteriyi kazıklamak üzerine çalışırlar. Müşteri, içeri adım atmadan kapıdaki gözcünün (erkete) sahte samimi selamıyla karşılanır, hatta içeri girinceye kadar refakat eder bu adam müşterilere.<br />
İçeri girilince de,</p>
<p><strong>- Abilerime güzel bir masa ver, servis de iyi olsun!</strong> der. Eliyle gözüyle de müşterinin durumunu anlatır birkaç saniye&#8217;de. Arabasını görmüştür, dışarıda müşterilerin kendi aralarında konuşmalarını dinlemiştir vs. <strong>&#8220;Abiler  düdüklenmeye müsait, başlarına çuval geçirin!&#8221;</strong> anlamındadır bu işaret. Zaten aklı başında, macera aramayan, mantıklı insanlar gitmezler genelde pavyona.</p>
<p>Buralara gidenler çoğunlukla evlerinde huzur bulamayıp bile bile lades dedirtme heveslileri olabilir. Konsomatrisin sadece para kapmak için de olsa dertlerini dinlemesinden memnun olacaktır adam. Bu arada da gayet dekolte giyinmiş konsomatristin orasına burasına dokunacak, rahatlayacak. Kadınlar da her dokundurtmaya bir içecek isteyecek kadar eğitimlidirler. Nakit para alamazlar. Zira her köşeden izlenirler. İşaret alırlar. Başgarson, <strong>&#8220;Hadi artık uzatma muhabbeti, şampanyayı kovaya boşalt, keriz uyuyor, öteki şişeyi ısmarlat!&#8221; </strong>işaretleri yaparlar kadına. Şampanya dedikleri de en ucuz ve kalitesiz köpüklü şaraptır.</p>
<p>Bazı gençler de biriktirdikleri harçlıklarıyla birer bira içip içerideki havayı kolaçan etmek için girerler. Hepsi birer bira ısmarlayıp müzik dinlemeye, kadınlarla işaretleşmeye başlarlar. Ama hiçbir kadını masalarına çağıramazlar, zira onlara içki ısmarlamaları gerektiğini bir şekilde bilirler. Önlerindeki bira bir türlü bitmez. Yudum yudum içerler. Taa ki, garson başlarına dikilip <strong>&#8220;Birader ben birer bira daha getiriyorum&#8221;</strong> diye posta koyuncaya kadar. O zaman kalkıp giderler.</p>
<p>Masadaki kadın veya kadınlar loş ışıklarda, makyajın da etkisiyle güzel görünümlüdürler. Erkek de evde dırdırdan, vırvırdan bıkmışsa anlatır artık aklına geleni. Bu arada konsomatrise aşık olup da servetini ona yedirenler vardır tabii. Her akşam gelir pavyona. Maksadı kadını görmek, etraftaki diğer kadınlara ve çalışanlara da hava atarak kendi iç huzurunu yakalayıp mutlu olmaktır. Hatta aile efradı dışındaki tanıdıklarına da pavyonda dostu olduğunu söyleyerek hava atar. Pavyonda çalışan bazı kadınlar gündüzleri de dostlarının işyerlerine gelerek ona ihtiyaçlarını karşılatırlar. O da dost ya, dükkanı bile kapatır gider kadınla, istediklerini alır. <strong>&#8220;Param yok, akşam eve giderken çoluk çocuğuma yiyecek, içecek alacağım.&#8221;</strong> diyemez, utanır. Ama eve eli boş gitmekten utanmaz. gerekirse eşini, çocuklarını azarlar ve onlara şiddet uygular.</p>
<p>Pavyonda çalışan kadınların tek amaçları ise, sahte dostluk gösterisiyle adama bol miktarda içki ısmarlatıp, oradan komisyon kapmaktır. Hatta bazen adamlarla randevulaşır ve <strong>&#8220;tamam ben seni köşede bekliyorum gidip hemen üstümü değişeyim!&#8221;</strong> derler.</p>
<p>Adam dışarı çıktığında köşe kapmaca oynar. <strong>&#8220;Allahım n&#8217;olur yardım et! Kafam biraz kıyak da&#8230; Hangi köşede bekleyecekti bu marı ya! Manasını şettiğimin marısı bu köşede de yok!&#8221; </strong>diye ararken köşenin birinde beklemeye koyulup, oracıkta sızanlar da çoktur.</p>
<p>Bu pavyonlara hiçbir şekilde aile gelmediği gibi yolunu şaşırmamışsa, çalışanların dışında kadın da gelmez. Müşterilerin hepsi erkektir. Haaa&#8230; arada bir sosyetik takılıp merak eden kadınlar veya turist kadınlar vardır. Bunlar kaideyi bozmayan istisnalardır.<br />
Yani Mustafa Keser Bey pavyonda sadece erkeklere ve orada çalışan konsomatrislere söyler şarkılarını. Ama dinlerler mi dikkatle? Orası meçhul. Erkekler dert anlatır, hava atarlar, kadınların orasına burasaına şaka ile karışık veya aşk ilan ederek dokunmakla meşguldürler. Zaten <strong>&#8220;Battı balık yan gider!&#8221;</strong> tipinde şarkı söylenmezse dinleyecek halde değillerdir. Cepler yavaş yavaş boşalmakta, dertler dolmaktadır.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki pavyonlarda genellikle içkinin en ucuzu, en sahtesi en pahalı bir şekilde satılmaktadır. Coca Colayı bile su ile karıştırabilirler. Kadınlara getirilen içkiler de özeldir. Sarhoş olmamaları, bol içki içip hasılat yaptırmaları için de köpüklü şaraplarını çubukla iyice karıştırarak gazın kaçmasını alkolün azalmasını sağlarlar. Viski kolaları da sadece koladır.</p>
<p>Armağan Çağlayan gibi çok sevip değer verdiğim, becerikli bir TV sunucusu ve yapımcısının bile pavyon hayatını bilmediğini söylemesi üzerine bu yazıyı yazdım. Başka merak edenler de varsa en azından bir şeyler öğrenmişlerdir. Bu blogdan sonra da birkaç pavyon anımı anlatıp okuyanları güldürerek düşündürmek istiyorum.</p>
<p>Mustafa Mumcu, 05 Mart 2008  Saat: 06:00</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/03/05/pavyon-hayati-nasildir/&title=Pavyon Hayatı Nasıldır?&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/03/05/pavyon-hayati-nasildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

