<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>izmirLife - izmir kent günlüğü &#187; Gezerken</title>
	<atom:link href="http://www.izmirlife.com/category/gezerken/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.izmirlife.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 14:45:27 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>New York&#8217;ta İzmir Tadı</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2011/04/14/izmir-delights-new-york/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2011/04/14/izmir-delights-new-york/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Apr 2011 10:37:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şeyma Karadağ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyma Karadağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3816</guid>
		<description><![CDATA[

19 yaşında İngilizce öğrenmek için Amerikaya giden Deniz Kader, şimdi New York&#8217;ta yaptığı İzmir yemekleriyle herkesi büyülüyor. &#8221;Yanında yaşadıgım Amerikalı aile yemek yeteneğimi keşfetti ve beni çok ünlü bir Fransız yemek okuluna kayıt ettirdi. Bu da benim sonu gelmeyen yemek yaratıcılığımın başlangıcı oldu&#8221; diyerek hayatının dönüm noktasını anlatan, Hayata pozitif bakış açısı ve tükenmek bilmeyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2011/04/14/izmir-delights-new-york/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2011%2F04%2F14%2Fizmir-delights-new-york%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22New%20York%27ta%20%C4%B0zmir%20Tad%C4%B1%22%20%7D);"></div>
<div id="_mcePaste">19 yaşında İngilizce öğrenmek için Amerikaya giden Deniz Kader, şimdi New York&#8217;ta yaptığı İzmir yemekleriyle herkesi büyülüyor. <strong>&#8221;Yanında yaşadıgım Amerikalı aile yemek yeteneğimi keşfetti ve beni çok ünlü bir Fransız yemek okuluna kayıt ettirdi. Bu da benim sonu gelmeyen yemek yaratıcılığımın başlangıcı oldu&#8221; </strong>diyerek hayatının dönüm noktasını anlatan, Hayata pozitif bakış açısı ve tükenmek bilmeyen motivasyonuyla farkını ortaya koyan Deniz Kader ile izmirlife.com takipçileri için güzel bir söyleşi yaptık.</div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3826" title="İzmir Delights" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/izmir-delights21.jpg" alt="" width="690" height="372" /></p>
<p><strong>Birçok aşçı sizin gibi başarılı bir aşçı ve girişimci olmak istiyordur eminim, bunun sırrı nedir diye sormadan önce, biraz bize kendinizden bahseder misiniz?</strong><br />
Ben yapısında cok mutlu, hep gülümseyen ve enerjik biriyim. Hayata hep pozitif baktım, hep renkli bir kişiliğe sahip olmanın, yaptığım her şeyden zevk almanın, minnettar olmanın hayatta bana daha fazla şey kazandıracağına inandığım icin hayata bakış açım, bu yaşama sevincim beni birçok dilediğim yere getirdi. Küçük şeyler bizi mutlu etmeli, sadece yemek yiyerek, su içerek, öylesine yaşamamalıyız, hayata dört elle sarılıp her günü deli dolu yaşamalıyız diye düşünüyorum ve bunun da bizi birçok başarılara kavuşturacağına inanıyorum.</p>
<p><strong><span id="more-3816"></span>Peki neden aşçı olmak istediniz ve ABD&#8217;yi seçmenizdeki neden neydi?<br />
</strong>Amerika&#8217;ya 19 yaşında İngilizce öğrenme amaçlı geldim, tekstil alanında daha başarılı olmak için. Günde üç öğün lezzetli ev yemekleri pişen, kapısı herkese açık olup hemen hemen her gün misafir ağırlayan, çevresinde tanınmış güleryüzlü bir aileden gelip Amerika gibi sayısız restaurantları bulunan, evinde çok nadir yemek yapan ve komşuluk ilişkileri güçlü olmayan bir aile ortamına gelmenin benim geleceğimi etkilemesini istemedim ve kendim yemek yapmaya başladım. Yanında yaşadığım Amerika&#8217;lı aile yemek yeteneğimi keşfetti ve beni çok ünlü bir Fransız yemek okuluna kayıt ettirdi. Bu da benim sonu gelmeyen yemek yaratıcılığımın baslangıcı oldu.</p>
<p><strong>Bize mutfaktaki &#8216;Deniz&#8217;den bahseder misiniz? biraz da yemek felsefenize, yemek kültürü tanıtımına bakış açınıza değinelim.<br />
</strong>Mutfakta elim çok hızlıdır, çok uzun sürmez dolabı açıp bir öğün yemek hazırlayışım. Birçok müşterim beni izlediklerinde &#8220;Ya sen bu işi severek yaptığın icin bu senin için hobi, iş değil&#8221; derler. Fransız yemek okulu yemeğe bakış açımı değiştirdi elbette ama bugün en çok sattığım mezeler yine bizim Türk yemek kültürümüzün eseri, Fransız değil.</p>
<p><strong>Yabancı bir ülkenin insanlarına uzak bir kültürün yemeklerini tanıtıyorsunuz, bunun zorluklarını yaşadınız mı?<br />
</strong>Ben çocukluğumun, annelerimizin bizi alıştırarak büyüttüğü tatları New York gibi dünyanın en iyi restorantlarının bulunduğu bir şehire uyarlayarak tanıtıyorum. Bunda Fransız ve İtalyan yemek eğitimimin katkısı çok büyük elbette çünkü bizim çok sevdiğimiz bazı yemekler gösteriş ve sunum yönüyle çok daha öne çıkabiliyor diğer ülkelerin yemekleriyle rekabeti düşününce. Hiç unutmadığım bir anım var; Amerika&#8217;lı bir müşterim patlıcandan nefret ettiğini söylemişti, ama benim nohut ezmeme bayılırdı, bir gün patlıcanı közleyip ezme yaptım ve içine çok kaliteli bir bizim Armola tarzı bir İtalyan peyniri karıştırdım tahin ile birlikte ve nohut ezmesi görünümünü yakaladım. Müşterim her zaman yediğinden daha fazla yedi ve ne kadar sevdiğini tekrarladı en sonunda öğrendiğinde asıl ne olduğunu çok güldü ve hiç unutmaz bu patlıcan ezmesi anımızı :)</p>
<p><strong>Kültürümüzü tanıtan bir aşçı olarak kişisel gelişiminizi nasıl sağlıyorsunuz? motivasyonunuzu neye borçlusunuz?<br />
</strong>Ben 11 yıldır Amerika&#8217;da yanlız yaşadım, eğitim için geldim ve kaldım, ailem İzmir&#8217;de yaşıyor. Maddi manevi tek başına ve yalnız bir şeyleri başarmaya calışma azmi ve içimdeki kıpır kıpır yaşama sevinci hem beni her gün motive etti hem de bana hep destek olan yüzlerce insanı takdir ettirdi ve herkesin benden çok güzel şeyler beklemesi, beni çok güzel yerlerde hayal etmesi beni de çok güzel yerlerde olacağıma inandırdı ve onların beklentilerini boşa cıkarmamak için hırs yapmamı sağladı. Yemek yapmak ve yedirmek dışında gitar çalmak, kitap okumak, fotografçılık ve spor yapmak gibi hobilerim de var ve hepsi hayatımı dengeleyen kişisel unsurlar..</p>
<p><strong><em>&#8221;Yemeğin trendi yoktur sunumun trendi vardır &#8221;</em></strong></p>
<blockquote><p><img class="alignleft size-full wp-image-3821" title="İzmir Delights" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/izmir-delights1.jpg" alt="" width="300" height="471" /></p></blockquote>
<p><strong>Pamukkale üniversitesinde moda eğitimi aldınız, yemeklerinizde de moda bağlantısı kurabiliyor musunuz?, sizce yemeklerin de modası, trendi var mıdır?</strong><br />
Ben iki kariyer seçtim hayatta, design ve yemek, ikisi de vazgeçilmez yasam stilimdir. İkisinin de en belirgin iki ortak özelliği yaratıcılığı gerektirmesi. İyi yemek yemek ve sağlıklı yaşamak, guzel giyinmek ve guzel bir yaşama ortamına sahip olmak birbiriyle çok bağlantılı şeyler ve yaşamın anlam kazandığı noktalardır benim için. Yemeğin trendi yoktur sunumun trendi vardır bence, çocukken sevdiğimiz en güzel lezzetleri bugün de seviyoruz, sadece daha değişik bir sunumla görmemiz mümkün. Belki ileride hiç beklemediğimiz şekillerde, o günün yaşam trendine uygun göreceğiz.</p>
<p><strong>En çok hangi yemeği yapmaktan zevk alıyorsunuz? Ayrıca müşterileriniz kültürümüzden en çok hangi yemeği seviyorlar?<br />
</strong>Benim uzmanlaştığım alan en çok aparatif yemekler, mezeler ve fırın yemekleridir. Bunun içerisine sağlıklı tatlılar da giriyor. Hiçbir şekilde kızartılmış ürün yoktur menümde. Benim müşterilerimin hepsi yabancı ve bizlerden daha düşkünler hafif yemeklere. Ben ölçüsü küçük ama damak tadı yüksek ve çesidi bol yemekleri tercih ediyorum parti ve davetlerimde, yabancı müşterilerimin en çok beğendiği yemeklerimden biri peynirli börektir, ben içerisine altı çeşit yeşillik ve iki çeşit peynir karışımı koyup soya yağı ile fırınlıyorum ve çok lezzetli buluyorlar.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de, İzmir&#8217;de gerçekleştirmeyi planladığınız, fikirleriniz var mı?<br />
</strong>İzmir için birçok proje var aklımda ama cafe/restorant açmak gibi projeler değiller. Daha çok eğitim, üretim ve yaratıcılık anlamında calışmalar. Ekonomimizi geliştirmenin ve kendimizi büyütmemizin ancak bu yolla gerçekleşeceğine inanıyorum. Satışımız ve mekanlarımız çok ama üretimimiz ve yaratıcılığımız ona kıyasla çok az malesef ve bunda hayat şartları çok bahane ediliyor.</p>
<p><strong>Yurtdışına açılmak isteyen aşçı adaylarımıza neler söyleyebilirsiniz?<br />
</strong> İyi bir araştırmacı ve gözlemci olmayı planlasınlar, öğrenmeye hevesli olsunlar, çok çalışma gerektirdiğini bilsinler ve hayallerinden vazgeçmesinler. Gelmeden önce de Türk yemek tariflerimizin hepsini öğrensinler ki benim gibi bazen telefonla tarif almak zorunda kalmasınlar ailelerinden ve komşularından :)</p>
<p><strong>Kariyerinizde son nokta olarak kendinizi nerede görüyorsunuz?<br />
</strong>New York&#8217; ta çok hızlı büyüdüm, tahmin ettiğimden çok daha fazla rağbet gördüm ve bu da beni daha iyiye, daha güzele motive etti. Ben önce Amerika sonra New York hayalimi gercekleştirdim ve çok mutluyum, yarının ne getireceğini bilemiyorum ama bu kariyerde son nokta diye bir şey yok gerçekten, yaratıcılık sınırsız bir olay, ve hayatta nefes aldığımız son günün, bu kariyerde başarılı olan herkesin son noktası olduğunu düşünüyorum :)</p>
<p><strong><img class="size-full wp-image-3825 alignnone" title="İzmir Delights" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/izmir-delights31.jpg" alt="" width="690" height="395" /></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İzmir&#8217;de doğmuş ve epey anı biriktirmiş biri olarak, sitemiz aracılığıyla okurlarımıza neler söylemek istersiniz?<br />
</strong>İzmirli olmak bugün beni ben yapan nedenlerin en başında geliyor. Biz yasamayı, denizi, yazı, pazarı ,yemeği ,müziği, modayı İzmir&#8217;le öğrendik. Umarım İzmir&#8217;de yaşayıp şikayet etmiyordur insanlarımız, umarım geçici hayat sıkıntılarının onları etkilemesine, nasıl güzel bir şehirde yaşadıklarının farkında olmalarını ve gurur duymaları gerektiğini unutturmasına izin vermiyorlardır.</p>
<p>New York&#8217;ta İzmir fakını yaşamak için iletişim bilgileri;</p>
<p>242 east 50th street  New York, NY 10012 (347) 326-0005</p>
<p>internet sitesi:  <a href="http://izmirdelights.com/">http://izmirdelights.com/</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2011/04/14/izmir-delights-new-york/&title=New York'ta İzmir Tadı&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2011/04/14/izmir-delights-new-york/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in Keşfedilmemiş Mekanları: Basmane Gölet</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2011/03/09/izmirin-kesfedilmemis-mekanlari-basmane-golet/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2011/03/09/izmirin-kesfedilmemis-mekanlari-basmane-golet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2011 12:16:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yıldırım Danışman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Danışman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3757</guid>
		<description><![CDATA[

Şehrin gürültüsünden, kasvetli kış günlerinden sıkıldınız mı? İşte size süper bir mekan. İzmir&#8217;in tam göbeğinde, yeşille (hemen yanında fuar var) mavinin (gölet ya burası) kesiştiği noktasındaydım bugün öğlen. Hemen dedim tavsiye etmeliyim İzmir&#8217;in beyaz ve bilimum renkli yakalı arkadaşlarıma.

Mekan on numara. Lakin içeri girip hizmeti, yemesi içmesi nasıl test etme imkanım olmadı. Girişini bulamadım! Tamamen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2011/03/09/izmirin-kesfedilmemis-mekanlari-basmane-golet/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2011%2F03%2F09%2Fizmirin-kesfedilmemis-mekanlari-basmane-golet%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0zmir%27in%20Ke%C5%9Ffedilmemi%C5%9F%20Mekanlar%C4%B1%3A%20Basmane%20G%C3%B6let%22%20%7D);"></div>
<p>Şehrin gürültüsünden, kasvetli kış günlerinden sıkıldınız mı? İşte size süper bir mekan. İzmir&#8217;in tam göbeğinde, yeşille (hemen yanında fuar var) mavinin (gölet ya burası) kesiştiği noktasındaydım bugün öğlen. Hemen dedim tavsiye etmeliyim İzmir&#8217;in beyaz ve bilimum renkli yakalı arkadaşlarıma.</p>
<p><iframe width="690" height="350" frameborder="0" scrolling="no" marginheight="0" marginwidth="0" src="http://maps.google.com/maps/ms?ie=UTF8&amp;hl=tr&amp;t=h&amp;msa=0&amp;msid=200269248681578354068.00049e0bb6dd31005eecf&amp;ll=38.425622,27.140801&amp;spn=0.005304,0.010858&amp;iwloc=00049e0bba774bd38a8dc&amp;output=embed"></iframe></p>
<p>Mekan on numara. Lakin içeri girip hizmeti, yemesi içmesi nasıl test etme imkanım olmadı. Girişini bulamadım! Tamamen benim cahilliğim. Ama fotoğrafını çektim. Affetmem, fotoğrafçıyım ben! Pek izole bir ortama benziyor. Yanınızda otobüs duraklarında göt göte seyehat etmeye hazırlanan insanları hissetmiyorsunuzdur heralde. Sanki içerde olsam zihnim açılacakmış gibi geldi. Bunun için Çakmır&#8217;a bi teşekkür mektubu yazmalıyım sanırım. Ufkum mufkum her bişeyim açıldı, özellikle cirit müsabakalarına hazırlanan sıçanları görünce iştahım&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3758" title="İzmir Basmane Gölet ve Dinlence Tesisleri" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/izmir-basmane-golet-e1299671876278.jpg" alt="" width="690" height="517" /></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2011/03/09/izmirin-kesfedilmemis-mekanlari-basmane-golet/&title=İzmir'in Keşfedilmemiş Mekanları: Basmane Gölet&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2011/03/09/izmirin-kesfedilmemis-mekanlari-basmane-golet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çeşme&#8217;nin En &#8220;Sıkı&#8221; Plajı</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/09/15/cesmenin-en-siki-plaji-sera-pilaji/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/09/15/cesmenin-en-siki-plaji-sera-pilaji/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Sep 2010 06:03:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Sevinç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aydın Sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[Dalyan]]></category>
		<category><![CDATA[Sera Pilaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3698</guid>
		<description><![CDATA[

Hayatım boyunca hatırı sayılır derecede gezip,   tozmuşluğum,   görüp,   geçirmişliğim var diyebilirim rahatlıkla. Özellikle de Ege ve Akdeniz sahil bölgesinde,   hele hele de İzmir çevresinde. Yüzlerce sahil-plaj işletmesi gördüm,   hizmetlerinden yararlandım. Ama burası bir farklı,   bir başka sormayın gitsin.
Bahsettiğim mekan Çeşme-Dalyan’da. “Hacettepeliler Koyu” olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/09/15/cesmenin-en-siki-plaji-sera-pilaji/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F09%2F15%2Fcesmenin-en-siki-plaji-sera-pilaji%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2FagMim2%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C3%87e%C5%9Fme%27nin%20En%20%5C%22S%C4%B1k%C4%B1%5C%22%20Plaj%C4%B1%22%20%7D);"></div>
<p><span id="lblIcerik"><img class="alignleft size-full wp-image-3699" title="Sera Pilaj" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/sera-pilaj.png" alt="" width="308" height="231" />Hayatım boyunca hatırı sayılır derecede gezip,   tozmuşluğum,   görüp,   geçirmişliğim var diyebilirim rahatlıkla. Özellikle de Ege ve Akdeniz sahil bölgesinde,   hele hele de İzmir çevresinde. Yüzlerce sahil-plaj işletmesi gördüm,   hizmetlerinden yararlandım. Ama burası bir farklı,   bir başka sormayın gitsin.</span></p>
<p>Bahsettiğim mekan Çeşme-Dalyan’da. “Hacettepeliler Koyu” olarak bilinen,   ünlü “Aya Yorgi Koyu” ile “Dalyan” arasındaki enfes koyda bulunuyor. İsimlerini “Sera Pilaj” koymuşlar. Kendi sloganları ile “hayatı Pi’ye alıyorlar”.</p>
<p>Şezlong,   güneşlik,   masa,   sandalye kapasiteleri oldukça yüksek. DJ yönetiminde müzik yayınları,   kafe-bar-restoran hizmetleri,   duş-tuvalet-kabin gibi bir  plaj   işletmesinde olmazsa olmaz ayrıntıları,   otoparkları kısaca herşeyleri mevcut. Oldukça kalabalık da bir personel kadroları var.</p>
<p>Fiyatları,   Çeşme standartlarına göre normal seviyelerde. Yalnız acayip bir takıntıları var,   bence onları benzer mekanlara göre çok ama çok farklı kılan. Bu farklılığın özeti aslında,   plajın her tarafında görebileceğiniz uyarıcı tabelaların dilinden yansıyan yandaki fotoğrafta,   ayan-beyan ortada.</p>
<p><span id="more-3698"></span>Tesise gelen müşterilerin,   dışarıdan yiyecek-içecek getirmelerine fena halde “kıl oluyorlar”. Bu aslında çok anormal bir şey değil. Ama burada durum cidden farklı. Tesise giriş yapan insanların direkt ellerine,   çantalarına odaklanıyor garsonlar. Hani gıda maddelerine duyarlı bir X-Ray cihası olsa eminim yirmi-otuz tane koyarlar tüm giriş noktalarına. Belki de vardır,   bir araştırsınlar bence.</p>
<p>Üzerinizde herhangi bir yiyecek-içecek maddesi tespit ederlerse yandı gülüm keten helva. Ha yüz gram toz esrarla yakalandınız ha bir tabak zeytinyağlı sarmayla. Direkt sizi tesise alamayacaklarını ifade ediyorlar. “<em>Ya hocam,   bizim çocuklar kahvaltıda kumru yemek ister,   var mı sizde?</em>” falan diyecek oluyorsunuz; “<em>Ayvalık tostu var bizde onu yesinler</em>” deyip konuyu çözüyorlar(!).</p>
<p>Hatta şezlongumun yerini değiştirmeye kalktım son gittiğimde,   görevli kardeşim hemen yanımda bitti. Zaten pek ayrıldıkları yok yanımızdan ya. Zulamda kan ter içinde asi bir ekmek arası kuru köfte çıkar mı acaba diye. Acaba dedim yanlış bir şey mi yaptım kendi kendime. Öyle ya biz böyle yerlerin acemisiyiz,   yol,   yordam,   adap,   görgü,   racon bilmeyiz(!).</p>
<p>“<em>Bir sakıncası var mı acaba sizin için?</em>” dedim. Ne diyecek diye merakımdan. Kendisini iyiden iyiye havaya sokan güneş gözlüklerinin ardındaki gayet cool bir tavırla “<em>bence problem yok ama niye değiştirdiniz</em>” falan diye mırıldandı,   rahatsız olduğunu çok aşikar bir şekilde belli eden beden diliyle.</p>
<p>Ortam çok güzel. Deniz harika. Çeşme’nin diğer yerleri gibi tıklım-tıkış değil mekan. Mutfakları da fena değil. Ama bu gereksiz kasma durumu vallahi beni rahatsız etti.</p>
<p>Biliyorum her ne kadar otoparktaki araçlardan,   şezlong ve şemsiyelerden hatırı sayılır bir para kazansalar da yiyecek-içecekten de kasayı doldurmak istemekteler. Çok da anormal bir durum değil oradaki şartlara göre 33 cl.’lik birayı 7-8 liraya satmaları mesela. Ama neredeyse nazi toplama kampı gibi insanları bu denli kasmalarını doğrusu ben yadırgadım.</p>
<p>Sabahtan akşama kadar orada vakit geçirmek isteyen bir insan zaten illa ki oradan yiyecek-içecek sipariş etmek isteyecektir. Bu denli rahatsız edici olmaya gerek var mı,   takdir sizlerin dostlarım.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/09/15/cesmenin-en-siki-plaji-sera-pilaji/&title=Çeşme'nin En "Sıkı" Plajı&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/09/15/cesmenin-en-siki-plaji-sera-pilaji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Endülüs Müzisyenleri</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/08/22/izmirin-muzisyenleri-endulus-fasil/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/08/22/izmirin-muzisyenleri-endulus-fasil/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 21:15:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yıldırım Danışman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3667</guid>
		<description><![CDATA[

Yeni Asır TV&#8217;nin iç yapımlarından olan MONO tarafından hazırlanmış röportaj serisinin ilki: Endülüs Müzisyenleri&#8230;


 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/08/22/izmirin-muzisyenleri-endulus-fasil/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F08%2F22%2Fizmirin-muzisyenleri-endulus-fasil%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2FaDU03K%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22End%C3%BCl%C3%BCs%20M%C3%BCzisyenleri%22%20%7D);"></div>
<p>Yeni Asır TV&#8217;nin iç yapımlarından olan MONO tarafından hazırlanmış röportaj serisinin ilki: Endülüs Müzisyenleri&#8230;<br />
<object width="690" height="552"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xe29bs?width=690&#038;theme=eggplant&#038;foreground=%23CFCFCF&#038;highlight=%23834596&#038;background=%23000000&#038;additionalInfos=1&#038;hideInfos=1&#038;start=13&#038;animatedTitle=&#038;autoPlay=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xe29bs?width=690&#038;theme=eggplant&#038;foreground=%23CFCFCF&#038;highlight=%23834596&#038;background=%23000000&#038;additionalInfos=1&#038;hideInfos=1&#038;start=13&#038;animatedTitle=&#038;autoPlay=0" width="690" height="552" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/08/22/izmirin-muzisyenleri-endulus-fasil/&title=Endülüs Müzisyenleri&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/08/22/izmirin-muzisyenleri-endulus-fasil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dibi Delinmiş İnsanlık ve Alaçatı</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/08/18/dibi-delinmis-insanlik-ve-alacati/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/08/18/dibi-delinmis-insanlik-ve-alacati/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 05:57:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Sevinç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aydın Sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[Gezerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3651</guid>
		<description><![CDATA[

Yanda görmüş olduğunuz fotoğrafı bu sabah çektim. Sabah yürüyüşümü yapıyordum. Çeşme-Alaçatı’nın meşhur Çamlık Yolu.
Bu yolun her iki kenar güzergahında bulunan; kaldırım, yürüyüş ve bisiklet yolu, dinlenme gruplarının düzenlemeleri, Alaçatı Belediyesi tarafından çok yakın zaman önce tamamlandı. Hatta bazı bankların, çöp kutularının üzerlerinde hala ambalaj poşetleri durmakta.
O güzelim Alaçatı Çamlık Yolu’nun manzarasına bir çöp kutusu dolusu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/08/18/dibi-delinmis-insanlik-ve-alacati/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F08%2F18%2Fdibi-delinmis-insanlik-ve-alacati%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Dibi%20Delinmi%C5%9F%20%C4%B0nsanl%C4%B1k%20ve%20Ala%C3%A7at%C4%B1%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3650" title="Dibi Delinmiş İnsanlık ve Alaçatı" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/alacati-cop.png" alt="" width="308" height="231" />Yanda görmüş olduğunuz fotoğrafı bu sabah çektim. Sabah yürüyüşümü yapıyordum. Çeşme-Alaçatı’nın meşhur Çamlık Yolu.</p>
<p>Bu yolun her iki kenar güzergahında bulunan; kaldırım, yürüyüş ve bisiklet yolu, dinlenme gruplarının düzenlemeleri, Alaçatı Belediyesi tarafından çok yakın zaman önce tamamlandı. Hatta bazı bankların, çöp kutularının üzerlerinde hala ambalaj poşetleri durmakta.</p>
<p>O güzelim Alaçatı Çamlık Yolu’nun manzarasına bir çöp kutusu dolusu çöp-pislik eklenmiş iğrenç bir şekilde. Karede düzgün duran iki nesne var sadece: İki adet boş bira şişesi. Hayvanca içilmiş ama insanca konulmuş. Belli ki bu iğrençlikte katkıları var. İçkiyi ağızlarıyla içemeyen magandalara alet olmuşlar.</p>
<p><span id="more-3651"></span>Peki arkadaki güzelim ve yaşlı çam ağacının gövdesi dikkatinizi çekiyor mu? Habis bir ur gibi, onmaz bir yara gibi duruyor değil mi üzerindeki leke? Bir çakı, bıçak ya da her ne haltsa; kesici-delici bir alet-edevatla ağacın da ırzına geçmeye kalkmışlar. Kent dokusunun olduğu gibi.</p>
<p>İşte böyle dostlar. Sabah sporum burnumdan geldi. Böyle bir toplumda yaşadığım için utandım, iğrendim, rahatsız oldum.</p>
<p>Burası Alaçatı. Ülkenin, son yıllarda öne çıkardığı en gözde, en cazip, en revatça turistik bölgelerinden biri. Ve manzara bu dostlar. Manzara bu maalesef.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/08/18/dibi-delinmis-insanlik-ve-alacati/&title=Dibi Delinmiş İnsanlık ve Alaçatı&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/08/18/dibi-delinmis-insanlik-ve-alacati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlı solu ilerleyelim ortayı işgal etmeyelim</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/07/08/sagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/07/08/sagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 05:59:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3627</guid>
		<description><![CDATA[

Yazının başlığından  da çaktığınız üzere bugün karayollarına çıktık. İstikamet Urla. Vızzt  diye 15 dakkada Urla’ya varmak için hemen otoyoldayız..
Otoyola  çıktık da ne gördük?
Otoyol gişelerinde artık kartlı sisteme geçildi. Hoşşş hâlâ paralı gişe  varsa da, sanırım bi süre sonra kapanacak. Vatandaşlarımızın çoğu kart  almış. Amma velâkin gelin ve de görün, gördüğünüzde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/07/08/sagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F07%2F08%2Fsagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2F9fVIIi%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Sa%C4%9Fl%C4%B1%20solu%20ilerleyelim%20ortay%C4%B1%20i%C5%9Fgal%20etmeyelim%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3629" title="YOLDA - PLASTİK ÜZERİ AKRİLİK 67 X 67" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/YOLDA.jpg" alt="" width="286" height="215" />Yazının başlığından  da çaktığınız üzere bugün karayollarına çıktık. İstikamet Urla. Vızzt  diye 15 dakkada Urla’ya varmak için hemen otoyoldayız..<br />
Otoyola  çıktık da ne gördük?</p>
<p>Otoyol gişelerinde artık kartlı sisteme geçildi. Hoşşş hâlâ paralı gişe  varsa da, sanırım bi süre sonra kapanacak. Vatandaşlarımızın çoğu kart  almış. Amma velâkin gelin ve de görün, gördüğünüzde de gözlerinizi açın  ki, sürücüler otoyol  gişesine girişte kartı basıyorlar.</p>
<p>Hay bindokuzyuzaltmışbindört  kunduz. Bi tamponla şunları dokun da olaya uyandır. Gişe girişinde kart  basılmıyor abilerim, ablalarım, çıkışta basılıyor. Aynen paralı  gişelerde olduğu gibi kuyruk oluşturuyorlar.<span id="more-3627"></span></p>
<p>Ben sürücülere bakmaktan, “ay bu basar, bu basmaz” diye tipine bakıp  süzme olup olmadığını anlamak için gişeler arasında zikzaklar çize çize  mahvoldum.<br />
Nihayet otoyola girdik. Vıınnn diye bi an önce Urla’ya  gidip şaane denize cosss diye atacaz kendimizi.</p>
<p>Ben ortadirek bi vatandaş olarak her daim orta şeritten giderim. Ne  yavaş -hınnn hıınn- diye  gaz veririm ne de sol şeritten zorrrtttt diye  gazlarım.<br />
Zaten yaz  aylarında Çeşme otoyolunda sol şeritten gitmek  için arabanın 180-200 basması gerekiyor. Arkadan gelen arabayı dikiz  aynasında görmenle adamın yanından vızztt diye sivrisinek misali geçmesi  anında oluyor. Benim de  ööle birmilyonbeygir gücünde arabam olsa sivrisinek gibi uçarım.</p>
<p>Sakınnn  haa, yanlış anlamayın arabamı çok seviyommm. Arabamın  havasına suyuna  ayrı ihtimam gösteriyorum, o ayrı.<br />
Gelelim otoyolun orta şeridine  yayılan dangıllara: Bu dangıllara ne kadar flşaşör çakarsan çak,  umurlarında değil. Allam bi rahatlık vermiş, o kadar olur. Ee o zaman  ben ve benim gibiler ne yapıyor; bu dangılları sağlıyor. Bu sefer bunlar  hırs yapıyor, tintin giderken hemen gazlayıp, yanına geliyorlar bi  müddet aynı hizada gidip, sonra “bakkkk  aslında ben ne hızlı araba  kullanıyorum” mesajını çaktıktan  sonra gazlıyorlar.</p>
<p>Ayyyy ben de bi şaşıyorum ki bunlara o kadar olur!  Aman yalebbim bu hayatta ne hızlı giden Alain Delon&#8217;lar varmış, yoksa  maykıl şumaerin yandan yemişi misin nesin sen diyorummm.Bugün de bi  tanesini flaşörledim. Bu da rahat Alain  Delon&#8217;lardan biriydi. Sağa geçmeyi, hele ki bi kadının “hoopss çekilsene  lağnnn” demesini gururuna yediremedi. Ben Alain abimi sağladım. Aman  yalebbim bu bi hırs  yap, bi hırs, zırttt aynı hizada, bizim arabanın yanında bitti.. Adama  bi baktım Ediz Hun gibi  pırasa saçlarını yandan ayırmış, 70 lerden  kalma bi saç traşı. Bi de  salak salak sırıtıyo. Dişlerini yeni yaptırmış ondan zaar. Ön iki dişi  20&#215;25 lik fayans ebatındaydı. Bi de derz dolgulu falan. Canım milyarları  dişe yatırdım ziyan olmasın,  kullanayım bari diyor herhalde. Güle güle kullan Ediz beyciim dedim  içimden. Umarım tez zamanda gömmezler o dişlerini.</p>
<p>O sırada benim cd  çalarda Sıla’dan Alain Delon’um benim şarkısı çalıyordu. O anda,  nakaratta “aallaaaahhh alllaaaaaahhh” kısmı gelmesin mi? Geldi! Bu bana  mı diyonn, dedi. Ben de ohh tam yerine manzara geldi bari bi oturtiyim  dedim. Kolumu  camdan çıkarıp, parmaklarımı açarak, teflon tavadaki  köfte  gibi elimi döndürdüm. “Sana hemşerim bişi mi varrrr” dedim. O da bana  aynı hareketi yapıyor.  <strong>“bababababa havalara nasıl da geriniyor / Alain Delon’um benim nasıl  da  kasılıyor / No no no no almayayım başkası alsın / tipim değilsin / üstü  kalsınnnn&#8230;</strong></p>
<p>Bu da mı bana diyor? Evet sana adama bakar mısın iyi  ki bi diş yaptırmış kendini bişi zannediyor. Bu sefer elimi sulu  köftenin köftesi gibi, yumruk yaptım, sonra da  gaza bastım, sağ  şeritten onu sağladım.<br />
Hani  Amerikan filmlerinde seyrederdik otoyol sapıklarını, allamm bu da  otoyol sapığı olmasın dedim. Tırstım da inceden inceden.<br />
Offf, neyse  değilmiş.</p>
<p>Ohh Alain Delon&#8217;umu atlattıktan sonra, sağ şeritte  giderken koca bi kamyon lastiği parçalanmış, orda yolun ortasında öööle  duruyor. Bereket sağ tarafta bi boşluk vardı da, oraya sağladım. Sağın  sağına da ulaşmış olduk böylelikle!<br />
Oysa bir kilometre ötede, karayollarından ekip var, eline bayrak almış,  araçları yönlendiriyordu. Kaza olcak allam korusun, gidip alsalar ya!  Yok olmaz, şimdi bunlar derler ki; Çeşme otoyolunun 41. kilometresinden  sorumluyuz, 40.  kilometre bizim sorumluluk alanımızda diil.<br />
Offf yaa, sinir oldum</p>
<p>Sinir  olmaya başlayınca bana bişey oluyor, her aksaklığı görmeye başlıyorum:  saat sabahın 11 de elektrik direkleri gündüz gündüz yanıyordu.<br />
Bu ne  yaa böyle? Allllaaaaahh Allllaaaaaaahhh, &#8220;Sıla’nın nakaratı.&#8221; Ben de  Sıla&#8217;yla beraber &#8220;Alaaaaaahh Alllaaahhhh&#8221;<br />
Nerde bu devlet, nerde bu millet…</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/07/08/sagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim/&title=Sağlı solu ilerleyelim ortayı işgal etmeyelim&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/07/08/sagli-solu-ilerleyelim-ortayi-isgal-etmeyelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ege’de Pide</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/05/27/ege%e2%80%99de-pide/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/05/27/ege%e2%80%99de-pide/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 12:50:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Balıklıova]]></category>
		<category><![CDATA[Gülbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Mordoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3613</guid>
		<description><![CDATA[

Keyfim, ben, sen ve yol…
Yola çıkmak heyecanlandırıyor. Bugün oldukça  heyecanlıydı. Heyecanı sezdik mi ne, cd çalara pulp fiction sondraci yerleştirdik.  Yolda iyi gidiyor tavsiye ederim.
Yarımada turlama sezonunu açtık.
Otoyol bildiğiniz otoyol, kekik kokuları, lacivert  deniz ve karşıdan karşıya geçen kelebekler…
Her zaman saptığımız Urla sapağını es geçtik.  Karaburun sapağına kadar geldik. Duble yolları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/05/27/ege%e2%80%99de-pide/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F05%2F27%2Fege%25e2%2580%2599de-pide%2F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2Fbb2TjS%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ege%E2%80%99de%20Pide%22%20%7D);"></div>
<p>Keyfim, ben, sen ve yol…</p>
<p>Yola çıkmak heyecanlandırıyor. Bugün oldukça  heyecanlıydı. Heyecanı sezdik mi ne, cd çalara pulp fiction sondraci yerleştirdik.  Yolda iyi gidiyor tavsiye ederim.</p>
<p>Yarımada turlama sezonunu açtık.</p>
<p>Otoyol bildiğiniz otoyol, kekik kokuları, lacivert  deniz ve karşıdan karşıya geçen kelebekler…</p>
<p>Her zaman saptığımız Urla sapağını es geçtik.  Karaburun sapağına kadar geldik. Duble yolları aştık. Yüksek Teknoloji’nin orada  yol çalışması vardı. Labirentin arasından dolaşır gibi direksiyonu hızla sağ, hızla  sol yaparak Gülbahçe yoluna girdik. Bu kıvrımlı yol acayip hoşuma gidiyor.  Takır takır ses çıkarması, hızla dönülen virajları, yokuşu ve yokuş aşağı  giderken gaza basmak. Epey bi eğlenceli…<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3614" title="BALIKLIOVA-BAHAR-2009-039" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/BALIKLIOVA-BAHAR-2009-039.jpg" alt="" width="690" height="217" /><br />
Tüm bunlar yol  falan eğlenceli de, ne yazık ki,  Gülbahçe, Balıklıova, Mordoğan, üçlemesi sarmıyor. Karaburun ehhh şöyle böyle. Ama şu yukarıda saydığım  üçleme bi düzensizliğin, bi kaosun temsilcisi sanki.</p>
<p><span id="more-3613"></span>Güzelim yol kenarındaki  kıyı şeridine  korsan balık çiftlikleri yapmışlar.</p>
<p>Denizin içinde yemleme sistemi ile balık  yetiştirmek. Iyyyy dedirtiyor insana. Dolayısıyla, sıra sıra balık lokantaları açılmış.  Kültür çipurası ızgara yapıyorlar. Denize nazır kültür balığı  yemenin de  tadı bi başka olmalı!!!</p>
<p>Sanki balık kokulu tavuk gibi. Allam gücüne  gitmesin ama eti de pek bi yavan. Kayış gibi. Yenmiyor işte.</p>
<p>Bu kadar kültür çipurasını övdükten sonra,  yenilmez! Yiyemez insan. Boğazından geçmez yani. O yüzden midelerde zil çalmaya  başlamışken, tırım tırım pideci aradık.</p>
<p>Balıklıova’da bulduk.</p>
<p>Avuç içi kadar Balıklıova’da bi park yeri yok.  Sanki Gündoğdu Meydanı’nda park yeri arıyoruz.</p>
<p>Nihayet bi yer bulduk. O da şu yukarda öve öve  bitiremediğim çipura balıkçı lokantasının park yeriymiş.</p>
<p>Siz siz olun, sezon henüz yeni açılmışken bi  beldeye gitmeyin. Adamlar çakal gibi üstünüze atlıyorlar. Ehhhh dedirtiyor  insana.</p>
<p>Adam çıkmış hemen içeri buyur ediyor, gözlerinde TL işaretleriyle. Arabayı park ettik ya!</p>
<p>Direkt sizin dükkâna gelmedik dedim.  O  kadar politikanın inceliklerini izlediğimiz halde bende nedense politikadan eser yok. Bla bla bla…</p>
<p>Pideciye süzüldük. Bu kadar mı bakımsız, bu kadar  mı pis, bu kadar mı düzensiz olur? Leş gibiydi. Her şey de parayla değil ki. Al  eline kardeşim bi deterjan yıka pakla şartla şurayı.</p>
<p>Hesabı çekmesini biliyorsun ya!</p>
<p>Çok kızdım çok.</p>
<p>Pideci yöre insanı. Kışın buralar sessiz ve tenha  olur. Yeni yeni insan geldiğinden ve bizden başka müşteri olmadığından sahipleri çevirdiler sandalyeleri bizi seyrediyorlar. La havle illa billa  –  bu deyimin de sonu nedir? hep unutuyorum- bilenler okuyormuş gibi yapsın, bilmeyenler şansına küssün.</p>
<p>Ne diyordum? İnsan birileri bakarken de yemek  yiyemiyor. O kadar aç olduğum halde pideci hanım pideyi fırında kürekle –hışır hışır  hışır- diye çevirirken, o kürek sanki midemi kazıdı.</p>
<p>Kazıdı da ne oldu? Yarısını bıraktım. Boğazıma  durdu resmen. Aaaa ama ayıp derler adama. Ben de dedim.</p>
<p>Hemen kalktık ve fonda pulp fiction, Urla yolları  duble asfalt deyip, bastık gaza.</p>
<p>Gene eleştirel gözlüklerimiz takılı:</p>
<p>Urla çarşısının göbeğinde garabet bi AVM  yapılıyor.Temeli uzun yıllardan  beri atılı duruyordu da, şantiye törenle vatana millete açılmış. Kamyonlar, beton karma araçları,   heyula gibi yolu kaplıyor. Urla Urla olalı böyle zulüm görmemiştir. Bi trafik ki, ıyyy.</p>
<p>Medeni bi insan gibi park yeri aradık. Öyle maganda  gibi aracı alışveriş yapacağımız dükkânın önüne fütursuzca bırakıp alışveriş  yapmayanlardanız.</p>
<p>Aradık taradık, bi tane boş yer yok. Bi yerde boş  bi park alanı bulduk. Meğer Cem AVM diye, plastik ve 5. sınıf Çin malları satan  bi dükkâna pardon AVM ye aitmiş! Park yerinde iki araç olmasına rağmen, adam dakika tutuyor. 10 dakika durursan bi plastik saksı, 20 dakika durursan bi  plastik leğen, 45 dakika durursan 4 sandalye masasıyla, 1 saat durursan  şemsiyeli bi şezlong almak zorunda kalırsın diye. Park yeri tarifesi!</p>
<p>O anda Cüneyt Arkın abim olsa da şunun üzerine bi  uçsa, bi uçsa diye içimden geçirmedim değil.</p>
<p>Bittabi ki bastık gaza. Urla’yı tekrar fethedip, alacaklarımızı aldık.</p>
<p>Benim yolum ağaçlı yol. Burası öyle güzeldir ki, of  off offff dedirtir insana. Giderken sol tarafta enginar tarlaları, sağ  tarafta yine yeşil tarlalar, ağaçlar ve bazı da görgüsüz Amerikan mimarisine  öykünerek yapılmış, girişi sütunlu malikâneler.</p>
<p>Gelinkaya’da ne yapılır? Ne yapılacak: fonda Türkçe  sözlü hafif müzik, görselde lacivert deniz, denizde bi yelkenli aheste  akarken, yeşil küçük adalar, kıyıda yüzen martılar, yakın ufukta İzmir silueti izlenir.  Manzara zihne kazılır, iyot kokusuyla birlikte. Tabii Urla denince kafiyesi  bira, biranın arkadaşı kızarmış patates de yenir.</p>
<p>Bir yerde fazla oturunca hafakanlar basan biz,  hemen yola çıkarız.</p>
<p>Bi yere ulaşmama isteği ile, yolda olmak ve gitme  halidir bizi bizden alan, götüren alemlere…</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/05/27/ege%e2%80%99de-pide/&title=Ege’de Pide&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/05/27/ege%e2%80%99de-pide/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>URLA: KAÇINCI KEZ Mİ? 2587 KEZ</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2010/01/14/urla-kacinci-kez-mi-2587-kez/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2010/01/14/urla-kacinci-kez-mi-2587-kez/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 09:15:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz 6 kafe]]></category>
		<category><![CDATA[Urla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3443</guid>
		<description><![CDATA[

Ulu manitu, hay 1000 kunduz; Urla’ya bu kaçıncı gidişim? Bilmiyorum,  saymadım ama numerotörü çalıştırdığımda 2586. kez diye cevap veriyor.  2586. kez oraya gidiyor olmamız bizi bozmuyor, bozamaz da… 2587. kez gidiyoruz, o halde…

Urla, Vourla… Türkçe meâli ne diye sorasanız, “katır kuyruğu” derim. Meâli pek de öyle iç açıcı değil-MİŞŞŞ,  ama idare edin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2010/01/14/urla-kacinci-kez-mi-2587-kez/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2010%2F01%2F14%2Furla-kacinci-kez-mi-2587-kez%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22URLA%3A%20KA%C3%87INCI%20KEZ%20M%C4%B0%3F%202587%20KEZ%22%20%7D);"></div>
<p>Ulu manitu, hay 1000 kunduz; Urla’ya bu kaçıncı gidişim? Bilmiyorum,  saymadım ama numerotörü çalıştırdığımda 2586. kez diye cevap veriyor.  2586. kez oraya gidiyor olmamız bizi bozmuyor, bozamaz da… 2587. kez gidiyoruz, o halde…<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3446" title="Urla " src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/urla.jpg" alt="" width="690" height="236" /><br />
Urla, Vourla… Türkçe meâli ne diye sorasanız, “katır kuyruğu” derim. Meâli pek de öyle iç açıcı değil-MİŞŞŞ,  ama idare edin artık.</p>
<p>Havanın hafif grimtrak olması bizim 20 dakikalık seyahatimize trak getirmiyor tabii ki… Emektera atlıyoruz. Güzel bi cd de yerleştiriyoruz. Ne dinliyorsun diye ısrar etmeyin, söylemem. Sizin tahayyülünüze bırakıyorum. Bu yazıyı okuyup da “tahayyül” nedir? diye sorarsanız da, bilmeyenler için “hayal” dir, diyorum. Bugünlerde böyle kelimelere heves ettiysem, sizi de, ne bu, ne bu kelimenin meâli, diye kıvrandırtmak istemem.</p>
<p><span id="more-3443"></span>Güzelyalı sahil yolundan, Levent Marina’nın oradan vınnnlıyoruz. Kocaman kocaman martılar cayyykkkk, cayyykkk, caaykkkkkk  diye bağırıyor. Ne de lafazan şeyler bunlar böyle, hiç çeneleri kapanmıyor. Neyse ayağımın altındaki vınnnnn pedalına kuvvetlice bastığım için çok çabuk gişelere geliyoruz bile…</p>
<p>Esas seyahat benim için şimdi başlıyor. Buradaki manzarayı size nasıl anlatsam bilmem ki? İzmir’i bilenler için İstihkâm viyadüğü diyorum. Sağ tarafta mandalin bahçelerinin olduğu ve denizin sonsuzluğunu izlediğiniz yer desem, ne demek istediğimi anlarsınız değil mi? Ya, bulutların üstünde olmak desem… Siz de of of offf, dersiniz biliyorum. Bu otoyolu, bilmeyenler için de ennn kısa zamanda gelip, buradan; Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme’ye, herhangi istediğiniz bir yere gitmenizi tavsiye ederim, hem de çok tavsiye ederim.</p>
<p>Kekik vadisinden bolca kekik kokusu ve oksijeni ciğerlere çekerek ilerliyoruz. Ama Urla İskele’ye Kalabak yönünden gitmenizi pek tavsiye etmem. Ne bileyim o yol bana biraz sevimsiz geliyor. Hele ki ağaçlı yol gibi alternatifiniz varken. O yüzden, o yola girmenize gönlüm razı olmaz, hiç olmaz… Ağaçlı yolu şööle tarif edebilirim; hani şu reklam filmlerindeki fiyakalı arabaların, bize daha da fiyakalı gösterildiği baştan çıkarıcı yollar var ya, işte bahsettiğim ağaçlı yol, reklamlardaki o yollardan 10687568.  daha  güzel. Arabanın içinde siz de, müziğe avazınız çıktığı kadar eşlik edin. Süpperr oluyor. Ama çok da abartmayın, boğazınızın tahriş olmasını istemem, hiç istemem, Vourlaseverler derneği üyeleri. Tamam bu ayrıntıdan sonra direksiyonu sola çeviriyoruz. Az ve de uz gittikten sonra, sağ tarafta sıralanmış kafelerin oraya geliyoruz. Bizim her zamanki tercihimiz “Deniz 6 kafe” servis süper, mekân süper, manzara süper. Daha ne olsun?</p>
<p>Yalebbim ne diyorum ben? Tevbe tevbe… Daha ne mi olsun? Nasıl atlarım; azzz sonra midemizde bando çalmaya başlayacak, O zaman  “Deniz 6” kafenin nefisss kumruları, bandonun gürültüsünü susturur. Hem güleryüzlü, hem ciddi, hem saygılı işletmeciye kumru siparişini veririz, duble çay ile birlikte. Çok bekletmez, gelir kumrular. İçinden sosisler fırt fırt fırlayaverir. Deniz 6’nın işletmecisi, kumruya sanki iş çıkış saati belediye otobüsü muamelesi yapmıştır. Sağlı sollu ilerleyelim, ne diyomm orta sııraaa, ilerleyinnnn, yer işgal etmeyin, der gibi, malzemeleri de tıkıştırmıştır. Sosis, sucuk, kaşar peyniri, bolca bolcadır. İşte o yüzden malzemeler fırtlayıp durur.  Ben ziyan olmasın diye, masadan kalkar, deniz kenarına otururum. Doğanın dengesini sağlayalım; ördekleri de besleyelim. Denize dökülen sosis parçalarını, ördeklere veririm. Amannn carlaya carlaya, koca totolarını sallaya sallaya gelirler. Sadece içinden fırtlayanları değil, üst satırda saydığım yiyeceklerden de veririm. Sanki kahkaha atarlar. Bi de bu ördeklerin başında bi oymak beyi vardır. Bana der ki; “daha ver, daha ver.” Ehh ben doymuşumdur, doymuşumdur ama “tok açın halinden anlamaz” atasözünü de yalanlarım. Karşıya geçip bakkaldan bi ekmek alırım. Minik minik lokmalar koparır, beyazlara, yeşil başlıya atarım. Nihayet doyar kursakları… Hadi bakalım şimdi yaylanın şöyle de, endamınızı göreyim derim. Sanki beni duymuşlar gibi, bi hizaya girerler. Badi badi endamları ile kendilerini de bişey sanarlar…</p>
<p>Ben sonsuz gökyüzüne ve denize bakmanın keyfine vararım. Çisil çisil yağmur yağarsa da, emektera atlayıp, vınnnn gazına yavaşça basarız. Hani çabucak vınnnnlamamak açısından, tam yerine gelmişiz, manzara kaçar mı? Iıı ıhhh, asla&#8230;</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2010/01/14/urla-kacinci-kez-mi-2587-kez/&title=URLA: KAÇINCI KEZ Mİ? 2587 KEZ&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2010/01/14/urla-kacinci-kez-mi-2587-kez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bergama Çığırtması</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/12/05/bergama-cigirtmasi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/12/05/bergama-cigirtmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Dec 2009 07:22:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kanlıoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burak Kanlıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Akropol]]></category>
		<category><![CDATA[Bergama]]></category>
		<category><![CDATA[çığırtma]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Avlu]]></category>
		<category><![CDATA[Serapis]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3374</guid>
		<description><![CDATA[

Kurban Bayramı ve tatili vesilesi ile hem Bergama’daki akrabalarımız ziyareti edelim hem havasından suyundan istifade edelim, gitmişken de geçmişinden feyz alalım diyerek ailecek yollara döküldük bayramın üçüncü günü.
Tatil gününün erken saatleri olmasına rağmen özellikle İzmir-Menemen arasında trafik oldukça yoğundu. Çiğli’de yapılan alt geçitler olmasa her halde daha da çok vakit kaybederdik şehir trafiğinde.

Menemen çıkışından itibaren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/12/05/bergama-cigirtmasi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F12%2F05%2Fbergama-cigirtmasi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Bergama%20%C3%87%C4%B1%C4%9F%C4%B1rtmas%C4%B1%22%20%7D);"></div>
<p>Kurban Bayramı ve tatili vesilesi ile hem Bergama’daki akrabalarımız ziyareti edelim hem havasından suyundan istifade edelim, gitmişken de geçmişinden feyz alalım diyerek ailecek yollara döküldük bayramın üçüncü günü.</p>
<p>Tatil gününün erken saatleri olmasına rağmen özellikle İzmir-Menemen arasında trafik oldukça yoğundu. Çiğli’de yapılan alt geçitler olmasa her halde daha da çok vakit kaybederdik şehir trafiğinde.<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3377" title="Bergama" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/bergama1.jpg" alt="Bergama" width="690" height="256" /><br />
Menemen çıkışından itibaren her yerde mandıra, lokanta, restaurant ilanları hele de kahvaltı etmeden yola çıktıysanız pek davetkar geliyor göze. Özellikle Eski Foça yol ayrımında konuşlanmış çok sayıda mekan seçim yapmayı daha da zorlaştırıyor. Bu sefer daha önce de deneyip memnun kaldığımız Sakıpağa’nın Süt Evini tercih ettik. Kullanılan malzemeler taze ve özenle seçilmiş, çeşit bol, öğünler tatmin edici. Kahvaltı servisi yapan yerlerde sıkça rastlanan personel azlığı ve tecrübesizliğine bağlı gecikmeler yok. Kahvaltınızı beklerken diğer masalara servis edilenleri seyredecek kadar bile vaktiniz olmuyor, çay zamanında ve sıcak servis ediliyor. Çocuklar için güzel bir oyun parkı, minyatür futbol sahası bile var. Fiyatlar da adisyonu görünce kahvaltı keyfinizi kaçırmayacak gibi. Hedef Bergama olduğu için çok oyalanmadan tekrar yola koyulduk.</p>
<p><span id="more-3374"></span>Günlerin kısa olması sebebiyle kahvaltı dışında duraklamadan yaklaşık 100 kilometrelik yolu aştık. Tavsiyem ilk olarak Akropole yönelmeniz. Yanınızda dersini çalışmış kimse yoksa Akropol’ün girişine yakın tazgahlarda çeşit çeşit hediyelik eşya ile beraber çeşit çeşit kaynak kitap bulmak mümkün. <img class="size-full wp-image-3379 alignleft" title="Bergama Anfi Tiyatro" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/bergama-anfi-tiyatro.jpg" alt="bergama-anfi-tiyatro" width="400" height="232" />Tarih boyunca ilklere imza atmış Bergama –kendi adıyla anılan Krallığın’da başkenti-  şehrinde kuruluşundan şu ana kadar yer almış bütün medeniyetlerin izlerini bulmak mümkün. Tepsi gibi düz ova üzerindeki en yüksek noktaya kurulmuş Akropol’den kuş bakışı manzara muhteşem. Anadolu’da inşaa edilip günümüze kadar ayakta kalan en dik anfi tiyatro da bu tepenin yamaçlarına kadar uzanıyor. Kendine güvenen sahneye kadar inip bir ses veriyor, ama çıkış biraz zorluyor haliyle.</p>
<p>Oraya kadar çıkıp da 19uncu yüzyılda zamanın yönetiminin izniyle götürülen(!) şu anda Berlin de yine koparıldığı şehrin adıyla anılan müzede endam eden Zeus Altarı’nın yerinde büyümüş fıstık çamlarına bakıp “cık, cık” etmeden geçmeyin.</p>
<p>Birçok medeniyeti konuk etmiş olan Bergama’nın namı o kadar yayılmış ki – bu yayılmada,  ceylan dersisinden parşömeni icat edip sağa sola hava atacağız diye bütün krallara parşömene yazılmış göndermelerinin de etkisi olabilir- Mısır’lılar bile gözünü buraya dikmiş. Mısır medeniyetine ait kalıntılar bile var Bergama’da.<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-3383" title="Bergama Kızıl Avlu" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/bergama-kizil-avlu.jpg" alt="Bergama Kızıl Avlu" width="690" height="190" /><br />
En belirgin örneği aşağı kentte yer alan Mısır Tanrısı Serapis’e adanmış tapınak. Kızıl tuğladan yapıldığı için Kızıl avlu olarak da anılan bir zamanların ihtişamlı yapısında yenileme çalışmaları devam ediyor.</p>
<p>Bergama ve yakın çevresinde bir gün hatta bir hafta sonu gezmekle bitmeyecek kadar çok doğal, tarihi ve turistik yer var. Biz kısa kış günümüze ancak bu kadar yer sığdırabildik. Yemek bile yemeye vakit kalmadı. Güzelim Bergama Çığırtmasını -bu seferlik – tadamadan gerisin geri İzmir’e dönmek zorunda kaldık. Siz siz olun, basit bir patlıcan yemeği diyenlere kanmayın, hele patlıcan yemeklerinin meraklısı iseniz denemeden karar vermeyin derim. Çok sayıda alternatif var ancak benim önerim restore edilmiş eski bir konak olan Bergama Ticaret Odası Lokali olacak.  Servisi, ferah ortamı, hoş manzarası, lezzetli yemekleri ve uygun fiyatları ile ağız tadınıza uygun bir şeyler bulabileceğiniz, yeni tadları keyifle deneyebileceğinizi düşünüyorum.</p>
<p>Bir sonraki seyahatimiz için her türlü önerilerinize açığız, sağlıcakla kalın.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/12/05/bergama-cigirtmasi/&title=Bergama Çığırtması&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/12/05/bergama-cigirtmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel bir sonbahar pazarı için gezi programı</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/11/25/guzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/11/25/guzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 15:21:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kanlıoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burak Kanlıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>
		<category><![CDATA[Allahdiyen]]></category>
		<category><![CDATA[Bozdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[Kurşunlu Kaplıcaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mermeroluk Ormaniçi Dinlenme Tesisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Meşhur Salihli Odun Köftecisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ödemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Salihli]]></category>
		<category><![CDATA[Sard]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3365</guid>
		<description><![CDATA[

Hemen hemen her Perşembe geceyarısı Gandalf’ın aynalı gözlük takmış versiyonu olan ak sakallı dede rüyalarımda önermelerde bulunmaya başlar: “Bak evladım, mavi hapı seçersen Pazar gününü evde geç saatlere kadar uyuyarak, günün yarısına kadar tembel tembel pijamayla dolanarak, hafta sonu gazeteleri içinde dinlenerek geçirebilirsin. Kırmızı hapı seçersen, senin gibi aklı evvel arkadaşlarınla sabahın köründen gün batana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/11/25/guzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F11%2F25%2Fguzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22G%C3%BCzel%20bir%20sonbahar%20pazar%C4%B1%20i%C3%A7in%20gezi%20program%C4%B1%20%22%20%7D);"></div>
<p>Hemen hemen her Perşembe geceyarısı Gandalf’ın aynalı gözlük takmış versiyonu olan ak sakallı dede rüyalarımda önermelerde bulunmaya başlar: “Bak evladım, mavi hapı seçersen Pazar gününü evde geç saatlere kadar uyuyarak, günün yarısına kadar tembel tembel pijamayla dolanarak, hafta sonu gazeteleri içinde dinlenerek geçirebilirsin. Kırmızı hapı seçersen, senin gibi aklı evvel arkadaşlarınla sabahın köründen gün batana kadar İzmir çevresi kazan siz kepçe gezersiniz, başına neler gelir, karşına kimler çıkar ben karışmam&#8230;” . Ben de bu önermeye “seyahat ya ak sakallı Gandalf” diye atlayıp ertesi sabahın erken saatlerinden itibaren mail ve cep telefonu trafiği ile hafta sonu için ekibi ayaklandırırım.</p>
<p>Bu haftaki planımız bizim beklentilerimizin de üstüne çıkarak Pazar sabahı 9dan akşam 19’a kadar süren yaklaşık 300 kilometrelik bir rota ile sonuçlandı. Yediklerimiz içtiklerimiz de olmak üzere gördüklerimizi, günümüzü sizi sıkmamaya çalışarak kaleme alayım dedim&#8230; malum bu sitenin takipçileri de biraz kurtluca, doğaya, tarihe, yemeğe, fotoğraf çekmeye hayat akarken kenarından tutunup onunla gezmeye meraklı kişiler:<br />
<img src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/gymanium.jpg" alt="Sardes" /><br />
Sabahın dokuzunda toplandığımızda asıl hedefimiz rotayı Salihliye kırıp Sard harabelerinde vakit geçirmek, bol bol fotoğraf çekmek ağzımızı Salihli’nin meşhur odun köftesi ile tadlandırdıktan sonra Kurşunlu Şelalelerine gidip vadi içinde sonbahar yaprakları üzerinde hışırtılı, çıtırtılı bir yürüyüş yapmaktı. Ancak, kader bizim için bambaşka planlar yapmaktaydı&#8230;</p>
<p><span id="more-3365"></span>Sabah 9 dediğimiz halde 15 dakika önceden telefonu kapımın önünden çaldıran arkadaşlarım sayesinde saat tam 9 da Küçük Park Fırınından kahvaltılık almak için sıraya girmiştik. (İzmir-Kemalpaşa-Salihli arasında kahvaltı edecek güzel yer bilmiyoruz, önerilere açığız) Ege Üniversitesi kavşağında sıfırladığım sayaç Sart (Sardes veya Sardeis) Harabelerinin girişinde 75 kilometreyi gösteriyordu. (Giriş 5 ytl, bileti saklıyorsunuz sonra lazım olacak.) Biz öncelikle eskiden Ankara-İzmir asfaltı üzerinde görmeye alıştığımız Gymnasium tarafını geziyoruz. Sart Lidyalara başkentlik yapmış zamanın en büyük ve gelişmiş metropollerinden biri. Oldukça ciddi resterasyon ile ayakta duran Gymnasium’u ve hemen yanından geçen zamanın otabanı, Kral Yolunu yapmaya altın, mücevher ve Sarda ismini veren turuncu kuvars yetmeyince Lidyalılar çareyi para basmakta bulmuşlar ve savurganlıkları ile paranın bulunmasına vesile oldukları için tarihe geçmişler. Adet olduğu üzere onlarca poz fotoğraf aldıktan sonra Metropolün aynı ihtişamdaki Artemis’e adanmış Tapınağı’na yöneldik.</p>
<p>Tapınağın dış kapısında köylü kadınların el emeği göz nuru hazırladığı ürünler ve mevsime göre, baharatlar, kuru veya taze meyvelerin satıldığı (aldığınız bilet burada lazım olacak, müzekart varsa bilet lazım değil) Vahşi doğa, avcılık ve ay tanrıçasına adanmanın bile doğanın yıllar süren tahribatından koruyamadığı tapınak kalıntıları ve devasa boyuttaki sütunlarından etkilenmiş zihnimiz açlıktan guruldamaya başlıyan midemizin etkisi ile düşünemez hale gelince, soluğu ilk bulduğumuz Meşhur Salihli Odun Köftecisinde aldık. (Ekim Kasım ayında yolun her iki tarafı böğürtlenlerle donanıyor, ona göre)</p>
<p>İnşallah bu yazıyı midenizin boş olduğu bir saatte okumuyorsunuzdur !</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3389" title="Salihli Odun Köftesi" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/salihli-odun_koftesi.jpg" alt="salihli-odun_koftesi" width="300" height="235" />Pazar günleri yemek uğrağını 13 den önce yapmakta fayda var, biz oturduktan sonra ortalık birden bire kalabalıklaşmaya başladı, biz çıkarken insanlar akın akın geliyordu. (Keşke harabelere de bu kadar ilgi olsaydı) Adet olduğu üzere masaya Salihlinin güzel dağ suyundan sürahi sürahi geliyor. Arkasından közlenmiş patlıcan, közlenmiş biber ve son olarak da mis kokulu Odun Köftesi geliyor. İsteğe bağlı olarak, kendi yapımları ayran, kese yoğurdu kıvamında yoğurt ve salata alınabiliyor. 3 Yaşındaki kızım bile seve seve yedi köfteleri. Hesap da son derece makul, kişi başı 10-12 liraya tepe tepe doyuyorsunuz.</p>
<p>Tatlı ihtiyacını Kemalpaşa tatlısı ile kapatmaya çalışmaları eksik kalmış. Yöresel bir şeyler düşünseler daha iyi olur.</p>
<p>İnsanın karnı doyunca olmıyacak maceralara dahi balıklama atlıyabiliyormuş, yaşadık gördük. Bozdağ’a bu kadar yaklaşmışken Kurşunlu Kaplıcalarında çok vakit kaybetmeye gönlümüz elvermedi. Ama, günü birlik piknik yerleri, belediye tesisleri, 4 yıldızlı oteli ve doğa harikası vadisi ile Kurşunlu Kaplıcaları’da günün geri kalanı büyük bir keyifle değerlendirebileceğiniz yerlerden biri. Şiddetle tavsiye edilir. (Suda bulunan başlıca mineraller: kalsiyum sülfat, bikarbonat, sülfat ve hidrojen sülfürmüş. Kaplıcaların romatizma, cilt ve kadın hastalıkları, solunum yolu hastalıkları, sinirsel hastalıklar ile ameliyat sonrası eklem ve kireçlenme rahatsızlıklarının tamamlıyıcı tedavisinde olumlu etkileri görülmekteymiş, wikipedia sağolsun oradan öğrendik). Ama bizim aklımız köfteciye gelirken yolda gördüğümüz Bozdağ-Ödemiş tabelasın takılmıştı bir kere. Zirvelerde dolaşmak varken vadide niye vakit kaybedelim diye vurduk kendimizi yokuşa. İsminden de anlaşılacağı gibi yokuştan illallah demiş Egeliler tarafından kurulmuş olan Allahdiyen beldesini geçer geçmez el değmemiş sert yamaçları sonbaharın renklerine boyayan yaprak döken ağaç ormanlarının görsel şöleni başladı. Muhteşem manzaraya kapılıp ilk sert virajdan manzaraya dahil olmamak için dikkatle takip ettiğimiz yol bizi Bozdağ’a ulaştırdı.</p>
<p>Mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıkları sebebi ile hiç kara rastlamadık. Belki kayak tesislerinde bir avuç vardır diye oraya yöneldik. Lakin, il özel idaresi tarafından işletilen tesislerin nizamiyesi ziyaretcilere kapanmış, tesisler kuş uçmaz kervan geçmez bir durumda kar yağmasını bekliyordu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3385" title="Mermeroluk" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/mermeroluk.jpg" alt="Mermeroluk" width="300" height="400" />Kısmet değilmiş diyerek bu sefer de rotayı Mermeroluk Ormaniçi Dinlenme tesislerine kırdık. 5 hektarlık alanda kurulu dev, hatta tabiat anıtı çınar, kestana, karaçam ağaçları ile kaplı. Orman derin bir vadi içinde olduğundan güneşe uzanmak isteyen ağaçlar metreler boyunca uzamış gitmiş. Özellikle çamlar “şapka düşüren” niteliği kazanmış. Yerler kestane ve çınar ağaçlarının yaprakları ile , hava çok yoğun olmamakla beraber kendini hissettiren bir mangal dumanı kokusu ve kışı bu bölgede geçirmeye hazırlanan ötücü kuşların cıvıldamaları ile dolu. Ve resmen çivi gibi, seyahat boyunca dişlerimizin birbirine çarptığı tek yer burasıydı. Hazırlıklı gitmekte fayda var. Kış ve her iki bahar boyunca dağcıların ve doğa sporcularının uğrak yeri olan Mermeroluk Orman içi tesisleri çadır kurmak için de çok müsait. Su ve tuvalet problemi büyük oranda çözülmüş.</p>
<p>Donma eğilimi gösteren el ve ayaklarımızı ısıtmak biraz da turistik alışveriş etmek için Bozdağ’a geri döndük. Birbirine bakan kahvelerde herhangibi birinde dağdan toplanan adaçaylarından içmek ayrı bir keyif. Bozdağ çevresine yaşayanların açtığı tezgahlarda adaçayı, kekik, ıhlamur ve adını öğrenip de unuttuğum bir çok faydalı bitkiyi taze veya kurutulmuş olarak bulmak mümkün. Bunun yanında damarsız Bozdağ kestanesi, nar ekşisi, yörenin leziz siyah üzümlerinden yapılma pekmez, bu üzümlerin kurusu (mevsime göre tazesi), muhtelif çap ve büyüklüklerde iştah kabartan pırıl pırıl zeytinler, altın gibi pırıl pırıl zeytinyağları, Ödemiş’in medar-ı iftarı: Kumpir (patates değil “kumpir” diyeceksiniz), her derde deva şişe şişe kekik suyu bulmak mümkün. Pazarlık konusunda çok töleranslı değiller, ona göre.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3387" title="Gölcük" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/golcuk.jpg" alt="golcuk" width="690" height="422" />Biraz ısınıp alışverişimizi yaptıktan sonra bu sefer akşam güneşinde gölden yansıyan dağ ve orman manzarası çekmek için Gölcük’ün batı kıysına attık kendimiz. Fotoğraf için günün en uygun saatlerini ve ışığını muhteşem manzarayı ve renkleri poz poz makinemizin belleğine aktarmak için değerlendirdik.</p>
<p>Günün son ışıkları sisler altındaki Ödemiş ovasını görsel bir şölene çevirirken, yine bir yerlerden yuvarlanmamaya dikkat ederek, bu sefer Bozdağ’dan inişe geçtik. Ovaya indiğimizde güneş de çoktan ufkun gerisine inmişti, bu yüzden Birgi, Tire ve Ödemiş’i başka bir güzel Ege gününde ziyaret etmek üzere hızla geçtik. (Evde akşam yemeği için ekmek yoksa Ödemiş’in mis kokulu fırınlarından ekmek almadan geçmeyin. Nohut mayası ile yapılan kocaman ekmekler, bir de sıcaksa, katıksız olarak bile eve ulaşmadan yarılanabilir)</p>
<p>Tarih, doğa, güzel lezzetler ve tertemiz hava ile geçirilen koca bir günün ardından çevre yolu çıkışında yaşanan şehir trafiği bile keyfinizi kaçırmaya yetmiyecektir inanın. Ve bu programı yaşayanlar için Pazartesi sendromu bir sonraki haftaya kadar ertelenir, garanti.</p>
<p>Buraya kadar okuyacak sabrınız varsa bir Perşembe gecesi sizin aksakallı dedenizin size iki hapı önermesi yakındır, sağlıcakla kalın&#8230;</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/11/25/guzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi/&title=Güzel bir sonbahar pazarı için gezi programı &srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/11/25/guzel-bir-sonbahar-pazari-icin-gezi-programi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖDEMİŞ AMA DİKKATİNİZİ ÇEKERİM TRENLE</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 21:27:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3338</guid>
		<description><![CDATA[


Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren memleket demirağlarla örülmeye başlanmış, memleketi demir ağlarla örmeyi kendisine bir vazife olarak görmüş vatandaşları kesmemiş bi de soyadlarını da Demirağ olarak almışlar;  amma velâkin ben hâlâ bi trene binip de uzun uzunnn seyahat etmemişim ne büyük ayıp ne büyük ayıp, diyerek yazımızın ilk paragrafına başlarken aynı zamanda tamamlayalım.
İkinci paragrafta Edirne’den [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F11%2F18%2Ftrenle-odemis%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C3%96DEM%C4%B0%C5%9E%20AMA%20D%C4%B0KKAT%C4%B0N%C4%B0Z%C4%B0%20%C3%87EKER%C4%B0M%20TRENLE%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3339" title="Trenle Ödemiş" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/trenle-odemis.jpg" alt="Trenle Ödemiş" width="690" height="248" /><br />
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren memleket demirağlarla örülmeye başlanmış, memleketi demir ağlarla örmeyi kendisine bir vazife olarak görmüş vatandaşları kesmemiş bi de soyadlarını da Demirağ olarak almışlar;  amma velâkin ben hâlâ bi trene binip de uzun uzunnn seyahat etmemişim ne büyük ayıp ne büyük ayıp, diyerek yazımızın ilk paragrafına başlarken aynı zamanda tamamlayalım.</p>
<p>İkinci paragrafta Edirne’den Ardahan’a, Sinop’tan Anamur’a kadar olan tüm vatandaşlara nerdeyse ben –dün- Ödemiş’e gidiyorum, ama trenle, dikkatinizi celb ederim ama TRENLE. Lütfen beni aramayın sormayın, havamı bozmayın bile dedim. Dedim di mi?</p>
<p>Üçüncü paragrafta; Ödemiş’e yemyeşil tarlaları, ulu dağları aştık da geldik. Aman çufçuf turizmde bir güzel oluyormuş ki, acayip bi şekilde sevdik, nerdeyse trenden inmek canımız istemedi. Bundan sonra karar verdik ve Kars’a kadar trenle gezeceğiz, demirağlarımızı kilometre kilometre ölçeceğiz. O derece bi sevmek yani, anlayın işte ne derece olduğunu. Haa ne diyordum Ödemiş’e daha önce de 2 veya 3 yıl önce gelmiştik. O yüzden şehri görmek çok da sürpriz olmadı. Biliyoruz. Meselâ köfteleri pek meşhurdur. Ama Ödemiş’in de ennn meşhur köftecisi neresidir? onu bilmiyorduk. <span id="more-3338"></span> <img class="alignleft size-full wp-image-3340" title="Ödemiş Köfte" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/odemis-kofte-hursit.jpg" alt="Ödemiş Köfte" width="345" height="300" />Sonsuz bilgi kaynağı internetten yardım aldık ve ennn meşhur köftecisinin HURŞİT olduğunu öğrendik. İstasyondan sonra, çarşıdaki bilumum esanafa, kuyumcuya, büfeciye sora sora köfteci Hurşit’in yerini bulduk. Dışarıdan baktığımda asla orayı tercih etmeyceğim bir köfteci olarak duruyor. Amma velâkin kapının önüne gidip de içeri girmek istediğinizde, oturacak bir tek sandalye dahi bulamadığınızda, anlıyorsunuz ki, köfteci Hurşit bu diyarda köfteci aleminin kralı. Biz de kapının önünde diğer bekleyenlerle birlikte bekledik. Kısa sürede hemen sıra geldi. Fakat “benim özel masam olsun, ben başkası ile yemek yiyemem” olayı yok. Her köfte yemek isteyen aynı masada oturuyor, üstelik insan birden dost oluveriyor. “Afiyet olsun, nerden geldiniz, siz?” “bizz taaa oralardan bu köfteyi zıkkımlanmaya geldik, haa hay Allah sizde mi? Üstelik de Tire’den?” “Ama oranın köftesi güzel değil, buranınki bi başka, hem orda –Tire’de az koyuyorlar-“ Arkadaşı “O kadar da kötülemesine yaa memleketimizi” Yüzünün buruşturup, ağzını çarpıtyor, “başlarım memleketine” dercesine. Tamam yaa arkadaşım, anladım seni. Boşver hiç kasma, olduğun gibi görün. Her daim şu sözü hayat felsefesi edinmişizdir. “Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün.”</p>
<p>Kısacası tavadaki balık gibi oynama. Neyse şimdi size bir iyilik yaptım. Gurme olup; bilgi vereceğim.</p>
<p>Ambiyans: ** (Zira tabandan tavana her yanı seramik döşemişler ve bu da bende banyoda köfte pişiriyorlar ve ben de banyoda köfte yiyorum hissiyatı doğurdu. Eski tarihi hali hiç yok, oysa ki tahta tabanlarında yaylanarak yürümeyi, bakır surahilerden buz gibi Bozdağ suları içmeyi, tavanından eski bir avize sallanmasını tercih ederdim, yine de bol yıldız kullandım, tek de olabilirdi.)</p>
<p>İçecekler : Kendi yaptığı ayranı çok güzelmiş fakat saat 15.00 de gittiğimizden ve kendisi de dükkanını 15.30 da kapattığından –prensip gereği- ayran kalmamıştı. Ama çokk güzelmiş.</p>
<p>Lezzet : Neffisss, köfte çok güzel, ekmekler çıtır ve soslu, ızgarada kullandıkları domatesler hormonsuz ve tarla domatesi. Beynelminel yuvarlak İsveç köftesinden sonra, yerel ince uzun Ödemiş köfteleri çok güzeldi.</p>
<p>Fiyat: Çokk ucuz, o kadar ucuz ki rahatlıkla 1.5 ya da 2 porsiyon da yiyebilirsiniz. Ucuz yaa valla çok ucuz, şehirde yediğiniz dandik sandviç parasından daha ucuz.</p>
<p>Dördüncü paragrafta bahsedeceğim yer, meşhur olan yer pazarı. Hayvancılık olduğundan süt ve süt mamülleri de çok var, ve lezzetli. Alınnn diye dikte etmeyeceğim, sadece kibar bi şekilde tavsiye ederim diyebilirim. Meyveleri de meşhur. Biz de şöyle güzel tatlı bi erik alalım dedik, köylü hanımdan. 3 tele verdik, köylü hanım tezgâhta kalan bütün erikleri üzerimize yıkıyordu az daha.<br />
<img class="size-full wp-image-3342 alignnone" title="Ödemiş Pazarı" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/odemis-pazari.jpg" alt="Ödemiş Pazarı" width="690" height="267" /><br />
Bozuğum yok ayaklarına “al da al, al da alll, almazsan küserim ıııı ııı lütfen lütfeynn  all” “Alcaz da, omuz yerlerde sürünüyor, kim taşıcak bunu, maazallah 10 tele verseydik küfeyle tezgâhı yüklenmemiz icap edecekti.” Koca bamyalar, dana gibi çarli biberler, sünmüş semizotlarını İzmir’e getircektik. Tüü dakka bi gol bir, pazarın deli satıcısına denk gelmişiz.</p>
<p>Beşinci paragraf, hayret nasıl da geçiyor zaman ve paragraflar. Anlat anlat bitmiyor Ödemiş’i. Ödemiş’in başka nesi meşhurdur. Dokuması. Pazaryerindeki parkın içinde şahane dokumalar, yastık kılıfları, çarşaflar, iğne oyaları falan bi yığın şey satıyorlar. Üstelik de çok ucuz fiyata. Sonra, kırk yıllık sandıklardan çıkma antika gelinlikler, gelin mendilleri, krepler, değişik örtüler, çok güzel dokumalar var. Meraklıysanız, lütfen başka yerde aramayın. Üstelik de çok kaliteli.</p>
<p>Altıncı paragraf –ki bu paragrafı isterseniz es geçin, okumayın.  Buranın bi de ennn neyi meşhur derseniz; kedi kadar büyüklüğünde faresi derim. Geçen defada sokakta dolaşırken görmüştüm, yine parkta vardı. Bunu detaylı anlatmıcam, kibar bi blogger olarak, kısaca yazıyorum. Görürseniz şaşırmayın, diye yazıyorum. Sonra “vay Nilüfer ballandıra ballandıra yazdıydı da bize oraya gidin görün, dediydi de” diye kafamın etini yemeyin, diye yazıyorum.</p>
<p>Yedinci paragraf; daa meşhur bi şeyleri var mı demeyin, var: Kar helvası, -ki ben karadutlu tercih ettim. Bozdağ’daki kuyularda saklanan karlarla yapılıyor. Seyyarda satılıyor. Taburelere oturup kaşıklayarak şurup gibi içiyorsunuz. Fakat ben iöyle minik minik içemedim. Bardağın kenarından bi yol bulup içtim. Tadı mı? Neffiss. Yıldız mı? ***** Sayısı mı? 5.</p>
<p>Sekizinci paragraf: Kar helvasının satıcıyla yaptığım sohbet sonrasında parkın ortasındaki yuvarlak şahane yapının Türk hava Kurumu’na ait olduğunu öğrendim. Oraya herkesin girip giremediğini sorduğumda, herkesin elini kolunu sallayarak girebildiğini öğrendim. “Eeee ne var, orada” diye sordum. Çok meşhur Halep pastanesi varmış. “Nesi meşhur” diye sordum, “her şeyi meşhur” dedi. Ödemiş’in meşhur neyi var nesi yoksa çılgınca bir tüketme azminde olan ben ve ablam, kar helvasını içtikten sonra Halep patanesine gittik.</p>
<p>Halep patanesi, çok güzeldi.</p>
<p>Ambiyans: *****</p>
<p>İçecekler: ***** Ben çay içtim ama çok güzeldi, bir de yanında Bozdağ dağlarından gelen nefis doğal kaynak suyu getiriyorlar buz gibi. 10 bardak içtim. Daha içmek istiyorum ama yeter bu kadar dedim. Çok tok gözlüyümdür, suya karşı.</p>
<p>Lezzet: *****</p>
<p>Fiyat :*****</p>
<p>Aaa her şey çok güzeldi. Pek sevdik Ödemiş’i.</p>
<p>Dokuzuncu paragraf, offf daa mı var demeyin, kızdırmayın kafamı, var, ben ne yapayım, ben yazıcıyım, yazıyorum ne gördümse. Burada düğün dernek işleri çok. Her yerde manifatura –kumaş satan esnaf- saraffiye – kuyumcu- var. Kuyumcularda da antika yüzükler, küpeler, gerçekten çok güzel takılar var. Özellikle inci dizili bilezikler, künte künte inci gerdanlıklar, sapsarı bilezikler var. Hatta bu vitrinlere bakınca bana kız analarının seslerini bi yandan inceltirken bi yandan da gerdanlarını ötmeye hazırlanan horozlar gibi şişirip, “bizim kızzaa yiiirrmidörrytt ayarından  14 biğlenzik, 1 künte gerdanlıykkk, 2 kooğluuna sağlı sollu incili biğlenzik takıldı” geğllennn bohçaları da getir gığzım da görsünler” dediğini duyar gibi oldum.</p>
<p>Onuncu paragraf: Sinema salonunun olduğu yer çok güzeldi. Yemyeşil bi bahçe içinde 2 katlı mimari yapısı çok güzel bir binaydı. Ben ataları Orta Asya steplerinden gelen göçebe büyükbüyükdedelerimin bana genetik olarak miras bıraktıkları göçebe ruhlarından dolayı buraya yerleşmeye karar verdim.</p>
<p>Önümüzdeki günlerde Ege Bölgesi’nde olup da görmediğim şehirlerimize gitmeye karar verdik. Oralara da yerleşebilirim. İnsanları güzel, yaşam güzel, yeşillik. EEE bundan iyisi ne? Şam’da kayısı.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/&title=ÖDEMİŞ AMA DİKKATİNİZİ ÇEKERİM TRENLE&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/11/18/trenle-odemis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in Kayak Merkezi</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/11/17/izmirin-kayak-merkezi-bozdag/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/11/17/izmirin-kayak-merkezi-bozdag/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 20:47:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Sevinç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aydın Sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[Gezerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3332</guid>
		<description><![CDATA[


Turgutlu-Ahmetli-Salihli-Sart-Bozdağ-Gölcük-Ödemiş-Tire-Kaplan Köyü-Torbalı-İzmir rotasını takip ederek gerçekleştirmeyi planladığımız, bir günlük gezi turumuza sabah erken saatlerde çıktık. Öyle ya kış öncesi, bu enfes güz günlerini iyi değerlendirmek gerekti.
Sart’ı geçer geçmez sağa, Bozdağ istikametine doğru ana devlet yolundan ayrıldıktan sonra, o ihtişamlı Batı Anadolu dağının ayakucunda hissettim kendimi. Yol hemen çok dik bir rampa halini aldı. Çam, ceviz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/11/17/izmirin-kayak-merkezi-bozdag/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F11%2F17%2Fizmirin-kayak-merkezi-bozdag%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0zmir%27in%20Kayak%20Merkezi%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3333" title="Bozdağ" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/Bozdag.jpg" alt="Bozdağ" width="690" height="272" /><br />
Turgutlu-Ahmetli-Salihli-Sart-Bozdağ-Gölcük-Ödemiş-<a href="http://www.izmirlife.com/2009/10/20/izmirin-gorulesi-yerleri-tire/">Tire</a>-Kaplan Köyü-Torbalı-İzmir rotasını takip ederek gerçekleştirmeyi planladığımız, bir günlük gezi turumuza sabah erken saatlerde çıktık. Öyle ya kış öncesi, bu enfes güz günlerini iyi değerlendirmek gerekti.</p>
<p>Sart’ı geçer geçmez sağa, Bozdağ istikametine doğru ana devlet yolundan ayrıldıktan sonra, o ihtişamlı Batı Anadolu dağının ayakucunda hissettim kendimi. Yol hemen çok dik bir rampa halini aldı. Çam, ceviz ve kestane ağaçlarıyla sıkı sıkıya birbirine sarılı yemyeşil orman yolunun; bir zamanlar burada mevcut bulunmadığını ve bu toprakların, yiğit ve mangal yürekli koca efelerin mekanı olduğunu düşündüm.</p>
<p><span id="more-3332"></span>Karşımıza çıkan ilk dağ köyü “Allahdiyen” idi. Kirazıyla meşhur olan bu sevimli köyde, tabi ki şu an zamanı geçtiği için kiraz bulup yemek mümkün olmadı. Ama köyü çıkıp da Bozdağ’a biraz daha yaklaştığımızda, bin metre yükseklikteki zirve noktasında bulunan “Kırkoluk” mevkii ve buz gibi suyuyla çeşmesi bizi beklemekteydi.</p>
<p><img class="size-full wp-image-3334 alignleft" title="40 Oluk" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/bozdag-40-oluk.jpg" alt="40 Oluk" width="350" height="408" />Rivayet odur ki buradan akmakta olan yan yana tam kırk adet çeşme, şehit olmuş kırk yiğidin rahmetine çağlamaktadır. Her bir çeşmeden birer yudum da olsa içenin dileği yerine gelir. Bu nedenle, ellerindeki şişelere her çeşmeden azar azar olmak üzere su dolduran insanlar vardı. Kırkoluk mevkiinde, çeşme başında; gözleme, ceviz, bal, çeşitli reçeller, incir ve muhtelif hediyelik eşyalar satan köylülerin taleplileri de hiç azımsanacak ölçüde değildi.</p>
<p>Mis gibi dağ havasını ciğerlerime doldurup devam ettim. Ve çok kısa süre içerisinde Bozdağ’a girdim. İzmir yöresinin en iyi, en kınalı, tam pilakilik barbununu, en kaliteli cevizlerini, en kebap kestanelerini yetiştiren bu dağ yerleşimi son zamanlarda adını her türlü kış sporunun yapılabildiği  kayak   merkezi ile duyurdu. İzmir gibi sıcak ve kırk yılda bir kar gören deniz memleketinde kayak merkezi ayrıcalığını yaşamak isteyenler için Bozdağ çok enteresan ve görülesi bir yer. Hem de İzmir’in burnunun dibinde. Ve aynen kışın olduğu gibi yaz aylarında da harikulade.</p>
<p>Bozdağ’ı çıkıp bir beş dakika kadar devam ettikten sonra Ödemiş istikametine doğru ova aşağıya, sağ kolunuzda Gölcük ayrımına geliyorsunuz. Aman ha Gölcük’ü pas geçip de kendinizi Ödemiş Ovası’na bırakıvermeyiniz. Çünkü o ayrımdan hemen birkaç kilometre içeride İsviçre Alplerinden çok da farkı olmayan müthiş manzaralar sizi bekliyor olacak. Gölcük’te, müthiş bir doğal güzellik olan volkanik dağ gölü kesinlikle görülmeye değer. Kıyısındaki çay bahçeleri, her daim sıcacık ekmekler çıkaran fırını, kestane, ceviz, incir, keçiboynuzu, erişte, salça, bal, yöre reçelleri satan satıcıları ile şirin mi şirin bir belde Gölcük.</p>
<p>Gölcük’ten sonra yılan gibi kıvrılan dağ yolundan kendinizi bereketli ve geniş Ödemiş Ovası’na bırakıyorsunuz. Aklımdan, içimden hep Demirci Mehmet Efe ve kızanlarının buralardan defalarca gelip-geçtiği, at sürdükleri, sırtta çapraz mavzer Kuvay-ı Milliye günleri gelip geçiyor, aracımı kullanırken. Ödemiş’in, Tire’nin, Kiraz’ın, Bayındır’ın, İzmir’in yürekli ve yiğit efeleri.</p>
<p>Ödemiş’te çok fazla kalmadan Tire’ye devam ediyorum. Tire-Kaplan Köyünde bulunan “Kaplan Dağ Restoranı”nda yaptırdığımız yemek rezervasyonu saatimizi çoktan geçirmiş olduğumuz için Ödemiş’le birlikte tarihi Birgi’yi ve İmam Birgivi Türbesi’ni ziyaretimi de bir sonraki yöre gezime bırakıyorum. Daha önce defalarca gezip gördüğüm için bu durumu çok problem etmiyorum.</p>
<p>Tire’nin içinden geçip Toptepe mevkiine doğru çok dik ve virajlı dağ yoluna sapıyor, yolun sonundaki gastronomik keşfimize hazırlanıyoruz.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/11/17/izmirin-kayak-merkezi-bozdag/&title=İzmir'in Kayak Merkezi&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/11/17/izmirin-kayak-merkezi-bozdag/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yürüyerek İzmir Turu</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/29/yuruyerek-izmir-turu/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/29/yuruyerek-izmir-turu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 07:52:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gözde Berberoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Gözde Berberoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3317</guid>
		<description><![CDATA[İzmir’e gittiğimde ritüelimi gerçekleştirmezsem İzmir’e gitmemiş gibi hissediyorum. Ne mi bu ritüel?

Turistmişim gibi yürüyerek Alsancak- Konak- Karşıyaka’yı gezmek:) Tabii, körfezden karşıya geçmek için bir araca binmem gerekiyor, bunun için de tercihim vapur oluyor.

Bu yazımda kendime çizdiğim rotayı, fotoğraflarını harita üzerinden göstererek ve tavsiyelerimle paylaşmaya çalışacağım.

Rahat bir ayakkabı giyin çıkıyoruz tura:) İşte haritamız, işte rotamız (mavi çizgileri takip edin), işte öneriler…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/29/yuruyerek-izmir-turu/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F29%2Fyuruyerek-izmir-turu%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%20Y%C3%BCr%C3%BCyerek%20%C4%B0zmir%20Turu%20%22%20%7D);"></div>
<p>İzmir’e gittiğimde ritüelimi gerçekleştirmezsem İzmir’e gitmemiş gibi hissediyorum. Ne mi bu ritüel?</p>
<p>Turistmişim gibi yürüyerek Alsancak- Konak- Karşıyaka’yı gezmek:) Tabii, körfezden karşıya geçmek için bir araca binmem gerekiyor, bunun için de tercihim vapur oluyor.</p>
<p>Bu yazımda kendime çizdiğim rotayı, fotoğraflarını harita üzerinden göstererek ve tavsiyelerimle paylaşmaya çalışacağım.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3327" title=" Yürüyerek İzmir Turu " src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/yuruyerek-izmir-turu.jpg" alt="yuruyerek-izmir-turu" width="690" height="247" /><br />
Rahat bir ayakkabı giyin çıkıyoruz tura:) İşte haritamız, işte rotamız (mavi çizgileri takip edin), işte öneriler…<br />
<span id="more-3317"></span><br />
Harita üzerinde ikonlara tıkladığınızda orayla ilgili fotoğraf ve açıklama bulabilirsiniz. Resimleri daha büyük görüntülemek için de resimlere tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://maps.google.com/maps/ms?ie=UTF8&amp;hl=tr&amp;msa=0&amp;msid=112740894220310165002.00045df528ead2c4dc7f4&amp;ll=38.4388,27.128506&amp;spn=0.04706,0.102997&amp;z=13&amp;source=embed" target="_blank">Haritayı daha büyük görüntülemek isterseniz tıklayın</a></p>
<p>Bornova’da oturduğum için önce Alsancak dolmuşuna atlıyorum. Son durakta iniyorum.</p>
<p><a title="TCDD Alsancak Garı" href="http://modeltrenciler.com/forum/index.php?topic=2834.0" target="_blank">TCDD Alsancak Garı</a> önünden karşıya geçerek Atatürk Caddesi’ni kesen Bornova Sokağı’na (1472 Sk.) yöneliyorum. <strong>Kıbrıs Şehitleri Caddesi</strong>‘ne kadar yürüyorum.</p>
<p>Kıbrıs Şehitleri boyunca ara sokaklara girip çıkmayı seviyorum ama en güzelleri <strong>Muzaffer İzgü</strong> (Mİ) ve <strong>Gazi Kadınlar Sokağı</strong> (GKS) sanırım. Mİ’den içeri giriyorum. Yolun sonundan sola dönüp GKS’ye giriyorum. Yolun bitimi yine Kıbrıs Şehitleri’ne bağlanıyor.</p>
<p>Bir çok İzmirli’nin buluşma noktası olan <strong><a title="Sevinç Pastanesi" href="http://www.sevincpastanesi.com/" target="_blank">Sevinç Pastanesi</a></strong>‘ne gelene kadar yürüyorum:) Bir çok İzmirli gibi ben de çok kez Sevinç’in önünde birileriyle buluşmuşumdur ama içeri girip oturmuşluğum üçü geçmez. Bu arada nasıl buranın buluşma noktasına dönüştüğü hakkındaki rivayet şöyle:</p>
<p>Bundan seneler önce Sevinç Pastanesi açıldığında önünden dolmuşlar geçerken, Sevinç Pastanesi sahibinin parayla tuttuğu adamlar inecekleri zaman “Sevinç Pastanesi’nde indirir misiniz?” dermiş. Zamanla bu adamlar Sevinç Pastanesi’ni bilinen bir yer haline getirmişler. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…</p>
<p>Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Sevinç Pastanesi önünden Gündoğdu Meydanı’na doğru ilerliyorum. Artık sahildeyim! Mis gibi deniz kokusu eşliğinde <strong>Alsancak Kordon</strong>‘da yürümek bünyeme iyi geliyor.</p>
<p>Bu noktadan sonra tercih sizin.Tur daha kısa sürsün isterseniz sahilden devam edebilir Pasaport iskelesinden Karşıyaka’ya geçebilirsiniz. Ya da benim yaptığım gibi sahil turunu yarıda bırakıp Fransız Konsolosluğu’na gelmeden iç kısıma geri dönebilirsiniz. Benim tercihim burada <strong>Gül Sokak</strong>‘ın (1382 Sk.) içinden geçip 1379 Sk kesişimine kadar yürüyüp Sevgi Yolu’na ulaşmak.</p>
<p>Gül Sokak’ta lüks markaların mağazalarından alışveriş yapabilir ya da yorulduysanız bir yerlerde kahve molası verebilirsiniz. Fiyatlar ortalamanın biraz üstündedir haberiniz ola:)</p>
<p>Sevgi Yolu’na gelene kadar ağaçlarla çevrili yol boyunca sağda solda çeşitli okulların, kültür merkezlerinin yanından geçeceksiniz. Zamanınız varsa <a title="DESEM" href="http://www.deu.edu.tr/DEUWeb/Icerik/Icerik.php?KOD=104" target="_blank">DESEM’</a>de çok ucuza bir film izleyip ya da bir sergi gezip yolunuza devam edebilirsiniz.</p>
<p>Karnınız çok acıkmışsa Sevgi Yolu’na girmeden önce, <a title="Amerikan Kültür Merkezi" href="http://www.izmir-taa.org.tr/tur/anasayfa.htm" target="_blank">Amerikan Kültür Merkezi</a>‘nin oralarda bir sürü kumpirci vardır. Birinden bol malzelemeli, doyurucu bir kumpir yiyebilirsiniz. Acıkmadıysanız yola devam o zaman.</p>
<p>Palmiyeler altından geçerek <strong>Sevgi Yolu</strong>‘nda yürüyorum.Takılara, kitaplara bir göz atıyorum.Yol bitiminde  karşıya geçip Batı Dersanesi’nin de önünden geçerek Gazi Bulvarı’na ulaşıyorum. Hiç sağa sola sapmadan aynı yolu takip ederek Fevzi Paşa Bulvarı’na kadar ilerliyorum. Albey tabelasını gördüğüm sokaktan içeri giriyorum. Artık Hisarönü’ndeyim. Amacım Kızlarağası Hanı’na gitmek. Ama bu yol üzerinde yürüyüp de Merdane’nin talaş böreğini yemeden gitmek olmaz. “Yok börek istemem” derserniz tam karşısında meşhur tatlıcılardan Mennan’da kazandibi üstü dondurma, sadece <a title="mennan" href="http://eniyion.hurriyet.com.tr/default.aspx?mekanID=187&amp;siraID=3493&amp;hID=5090391&amp;mKat=1" target="_blank">dondurma</a> (özellikle de karadutlusunu) ya da <a title="Mennan" href="http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/07/30/498200.asp" target="_blank">limonata</a> denemenizi de tavsiye edebilirim.</p>
<p>Yemeniz bittiyse çok oyalanmayın kalkın, daha çok şey var yapacak! Girdiğim sokaktan yolun sonuna kadar ilerliyorum. Yol ikiye ayrılıyor. Sağdan gidiyorum. <strong>Kızlarağası Hanı</strong>‘nın köşede sıkışmış bir girişi var, oradan içeri atıyorum kendimi. Takılara, antikalara bakarak geziyorum. Sonra hanın ikinci katına çıkıyorum. Burada alt kata göre antikacılar daha çok. Enterasan şeylere gözün takılıyor. Sonra alt kata iniyorum. Canım isterse bazen börek üstüne cila olsun diye hanın ortasındaki tabureler üstünde bir çay içiyorum. Ama çaydan daha cazibi var: <strong>Fincanda kahve</strong>! Türk Kahvesi’ni çok içmememe rağmen bu kahveye dayanamıyorum. Kızlarağası Hanı’nın 906.Sokak’a bakan kapısından çıkıyorum ve <a title="Fincanda kahve" href="http://fincandapisenkahve.com/" target="_blank"><strong>Şükrü Bey’in Yeri</strong>‘</a>nde kendime şekerli bir kahve söylüyorum. Bir tanesi kesmiyor ikinciyi söylüyorum. Bu kahvenin özelliği, kahvesinin cezve kullanılmadan, ocak üstünde fincan içinde pişmesi. Bu sayede kahveniz köpük köpük geliyor ve telveleri görene kadar bu köpükler bitmiyor. Yalnız fincanı çok sıcak geliyor, dikkat edile eller yakılmaya! Aromalı kahveler de yapmaya başlamışlar diye duydum ama henüz tatmadım.</p>
<p>Kahvelerden sonra kendime geliyorum ve yola devam ediyorum. Hanın içinden tekrar geçip 871Sk. çıkışından dışarı atıyorum kendimi. Sağa dönüp yol bitene kadar ilerliyorum. Sonra soldan devam edip Konak istikametine yöneliyorum. <a title="Pirinç Center" href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=10240" target="_blank">Pirinç Center</a>‘ın önünden geçip yola devam ediyorum:) O yol beni <strong>Konak</strong>‘a çıkarıyor. Konak’ta 1800′lerden kalma <strong>Yalı Cami</strong>’sini gördüğünüzde soldaki ilk sokak <a title="Kemeraltı" href="http://www.izmir.bel.tr/StandartPages.asp?menuID=434&amp;MenuName=" target="_blank">Kemeraltı</a>‘nın girişidir. Zamanınız varsa çarşısına girip bir kaybolabilirsiniz ama bayağı zaman kaybettirir:) İzmir kartpostallarının vazgeçilmezi <strong>Saat Kulesi</strong>‘nin yanından geçerek <strong>Konak Vapur İskelesi</strong>‘ne yürüyorum. Gelen ilk Karşıyaka vapuruna atlayıp en sevdiğim yolculuklardan birini yapıyorum. Deniz aşığı biri olarak bu yolculuk olmazsa olmaz diyorum. Yol boyu martılar peşinizi bırakmıyor. Martıları beslemek isterseniz vapura binmeden önce iskele önündeki tezgahlardan gevrek almanız şiddetle tavsiye olunur. Bir kaç saat önce yürüdüğüm Kordon’a bir de denizden bakıyorum. Sıra sıra apartmanlar görünüyor. İzmir’in en yüksek binası Hilton’u daha net seçebiliyorsunuz. Yavaş yavaş kıyıdan uzaklaşıyorsunuz. Hava mis gibi kokuyor. Yarım saatten kısa zamanda <strong>Karşıyaka İskelesi</strong> görünüyor.</p>
<p>Vapurdan inip yolun karşısına geçiyorum. <strong>Karşıyaka Çarşısı</strong>‘na dalıyorum. Yolun sonuna kadar çarşıda bir tur atıp iskeleye geri dönüyorum. Karşıyaka çok gezilesi bir yer olmadığından sadece çarşıda bir tur atıyorum. Fotoğrafları çektiğim gün sağanak yağmura yakalandığım için bir cafeye sığınıyorum. Yağmur biraz durulunca da Karşıyaka – Bornova dolmuşu ya da otobüsüyle evime dönüyorum.</p>
<p>Yok bu yolculuk yetmezse bir de Karşıyaka İskelesi’nden vapura atlayıp Alsancak’a geri dönüyorum. Oradaki mekanlardan birine takılıp İzmir’de olmanın keyfini çıkarıyorum:)</p>
<p>Son gidişimde Alsancak İskelesi’nin tam karşısında <a title="Sakız Adası" href="http://www.sakizadasi.com.tr/index.php?lang=tr" target="_blank">Sakız Adası</a> diye bir mekana gittim tavsiye üzerine. Türk-Yunan ortaklığıyla açılmış dostluk temalı ferah bir yer. Oturur oturmaz sunumu çok şık olan buzlu suda bir çubuk üstünde sakız ikram ediliyor. Yunan müzikleri çalınıyor. Yine tavsiye üstüne sakızlı Türk Kahvesi’ni denedim. Kahve içinde sakız parçacıkları vardı. <a title="Fincanda kahve" href="http://fincandapisenkahve.com/" target="_blank">Şükrü Bey</a>‘in kahvesinden sonra biraz yavan geliyor ama fikir hoş…</p>
<p><strong><br />
Bu turu gerçekleştireceklere notlar:</strong></p>
<ul>
<li>En rahat ayakkabınızı giyin      çünkü tur yaklaşık 5 saat sürüyor. Tabii yürüme hızınıza, yemek için      harcadığınız zamana, “şuraya da bir uğrayım” dürtünüzün sizi ne kadar      yönlendireceğine bağlı olarak bu zaman değişecektir.</li>
<li>Mümkünse yalnız yapın bu turu,      yürümeyi sizin kadar sevmeyen birinin yanınızda yapacağı mızmızlık      keyfinizi kaçırabilir:)</li>
<li>Yemek tercihiniz İzmir’le      özdeşleşmiş tatlar olursa daha keyif verici oluyor. Örneğin gevrek, darı, kumru, boyoz…</li>
<li>Zamanınız varsa Alsancak      Garı’nın içine girip gezin derim.</li>
<li>Yine zamanınız varsa <a title="Kültür Park" href="http://www.izfas.com.tr/izmirfair.php?sayfa_id=333333&amp;id=377&amp;l=1" target="_blank">Kültür Park</a>‘a      (bilinen adıyla İzmir Fuarı’na) gidin. İçinde yürüyüş yolu vardır. Bir tur      atın bu yolda, yaklaşık 1 saatinize mal olacaktır. Aslına bakarsanız koca      bir gün bile ayırabilirsiniz Kültür Park’a. Çünkü çok büyük bir alan ve      içinde müze ve bir kaç kültür merkezi barındırıyor . <a title="Tarih ve Sanat Müzesi" href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=5999" target="_blank">Tarih ve Sanat      Müzesi</a> görülmesi gereken yerlerden biri. Ayrıca <a title="İzmir Sanat" href="http://www.izmirsanat.org.tr/" target="_blank">İzmir Sanat’</a>a da uğrayabilirsiniz. Mutlaka      bir sergi, film gösterimi, konser vardır.</li>
</ul>
<p>Benden şimdilik bu kadar… Bir başka gezide görüşürüz…<br />
Special thanks to <a title="Google maps" href="http://maps.google.com/maps/ms?ie=UTF8&amp;hl=tr&amp;msa=0&amp;msid=112740894220310165002.00045df528ead2c4dc7f4&amp;ll=38.4388,27.128506&amp;spn=0.063598,0.154495&amp;z=13" target="_blank">Google Maps</a> &amp; <a title="Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/gozdeberberoglu/" target="_blank">Flickr </a></p>
<p>Yazan: <a href="http://www.gozdeberberoglu.com/" target="_blank">Gözde Berberoğlu</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/29/yuruyerek-izmir-turu/&title= Yürüyerek İzmir Turu &srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/29/yuruyerek-izmir-turu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in görülesi yerleri &#8211; TİRE</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/20/izmirin-gorulesi-yerleri-tire/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/20/izmirin-gorulesi-yerleri-tire/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 21:30:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Melek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/07/24/izmirin-gorulesi-yerleri-tire/</guid>
		<description><![CDATA[


Salı pazarı ile ünlü Tire
Tire, İzmir’e 80 kilometre uzaklıkta yer alan bir ilçe. 4 bin yıllık geçmişi olan kasaba, zengin coğrafyasının sağladığı olanaklarla çağlar boyu Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans gibi uygarlıklara sahne olmuş. Ancak özellikle Türklerin Tire’yi ele geçirmesinden sonra çok zengin tarihi ve kültürel bir birikim sağlanmış.
 Tire salı günleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/20/izmirin-gorulesi-yerleri-tire/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F20%2Fizmirin-gorulesi-yerleri-tire%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0zmir%27in%20g%C3%B6r%C3%BClesi%20yerleri%20-%20T%C4%B0RE%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1192" style="border: 3px solid black;" title="İzmir'in görülesi yerleri - TİRE" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2008/08/tire-pazar.jpg" alt="" width="575" height="291" /><br />
<strong>Salı pazarı ile ünlü Tire</strong><br />
Tire, İzmir’e 80 kilometre uzaklıkta yer alan bir ilçe. 4 bin yıllık geçmişi olan kasaba, zengin coğrafyasının sağladığı olanaklarla <span id="more-1178"></span>çağlar boyu Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans gibi uygarlıklara sahne olmuş. Ancak özellikle Türklerin Tire’yi ele geçirmesinden sonra çok zengin tarihi ve kültürel bir birikim sağlanmış.</p>
<p> Tire salı günleri kurulan pazarı ile de ünlü. Bu pazar yakın zamana kadar Türkiye’nin en büyük açık pazarlarından biri olma özelliği taşıyordu. Ayrıca &#8220;şiş köfte&#8221; adlı köftesi de çok meşhur. Yanı sıra keşkeği en ünlü yemeklerinden. Tire, karışık iç karması, karışık ot kavurması, sarmaşık kavurması gibi çeşitli ot yemeklerinin yapıldığı bir ilçe.</p>
<p><strong>NASIL GİDİLİR?</strong><br />
İzmir dışından gelenler için yazıyorum önce :-)<br />
Tire&#8217;ye İstanbul ya da Ankara&#8217;dan gelmek için önce İzmir&#8217;e kadar bir kez ulaşmak gerekiyor.<br />
<!--more--><br />
Bunun için İstanbul&#8217;dan Feribot ve karayolunu kullanarak sahilden ya da karayolu ile, izmit &#8211; Bursa &#8211; Balıkesir &#8211; Manisa yolu üzerinden ulaşabilrsiniz.</p>
<p>İzmir&#8217;e ulaştıktan sonrası kolay. İzmir Tire arası için iki alternatifiniz var. Birincisi İzmir &#8211; Aydın otobanını kullanmak. Otobana çıkınca işiniz çok kolay. Selçuk&#8217;a gelince otobandan ayrılacaksınız. Gişelere ücreti ödedikten sonra devlet yoluna çıkar çıkmak hemen solda, Tire ve Ödemiş girişini gösteren tabelayı kacırmayın. Yola girin. Yaklaşık 20 kilometre sonra, bağların, bahçelerin içinden geçen yolla, Tire&#8217;ye ulaşacaksınız.</p>
<p>Kaplan Tepesi&#8217;ni gösteren levhalar, Tire girişinde sizi karşılıyor. Levhayı görür görmez, sağa dönün. Tepeyi tırmanmaya başlayın. Yol yaklaşık 5 kilometre. Dikkatli ve yavaş gidin. Çünkü tam köy yolu sayılır. Keskin virajlar var. Tehlikeli değil ama ilk kez gidiyorsanız tedbirli olmakta fayda var.</p>
<p>Kısa süre sonra Tire Ovası sol tarafınızda bütünüyle gözünüze çarpacak. Kaplan Köyü&#8217;ne ulaşınca, köy meydanından geçin. Yolun sonunda, orman girişinde, sağ tarafta Kaplan Restoran&#8217;ı göreceksiniz. Önünde aracınızı ücretsiz park edebileceğiniz yer var.</p>
<p>Ancak özellikle hafta sonları mutlaka, rezervasyon yaptırarak gidin. Yoksa ya masa bulamazsınız ya da yutkunarak sizden önce gelenlerin yemeklerini bitirmesini izlersiniz.</p>
<p><strong>NEREDE KALINIR?</strong><br />
Tire&#8217;de kalmak için fazla alternatif yok.</p>
<p>Sadece Tire merkezde bulunan Tirem Oteli, 3 yıldızlı bir tesis.</p>
<p>Yine de bölgede kalmak için Kuşadası, İzmir gibi alternatifler her zaman geçerli. Çünkü Tire, İzmir&#8217;e 70 kilometre uzaklıkta. Kuşadası&#8217;na daha yakın. O nedenle buralarda rahatlıkla kalıp, Tire&#8217;ye çok kısa sürede gidebilirsiniz.</p>
<p>Tire Pazarı&#8217;nda her türlü sebze ve meyve bulunuyor.</p>
<p><strong>OT CENNETİ TİRE</strong><br />
Tire&#8217;den bahsedince hemen akla, bilenler bilir, önce Tire köftesi geliyor. Bu köftenin özelliği eti.</p>
<p>Kuzu etinin yumuşak kısmı tuz ile birlikte üç kez çekiliyor. Bu kıyma küçük parmak kalınlığında uzunca şiş köfte haline getirildikten sonra, kömür ateşinde ızgara ediliyor.</p>
<p>Sonra da küçük parçalara bölünüp, domates ve yeşilbiberle tereyağında çevrilerek masaya getiriliyor.</p>
<p>Kuzu etiyle biraz karıştırılarak lezzetlendirilen köfte, diğer yörelerde yiyeceğiniz köftelerden farklı.</p>
<p>Ancak Tire deyince, akla İzmir ve civarında o çok meşhur olan ot yemekleri gelmeli. Çünkü Tire&#8217;ye inanın sadece ot yemeklerinin tadına bakmak için gitmek gerekir. Öylesine lezzetli ve hiçbir yerde bulamayacağınız bir kalitede.</p>
<p>Zaten bu tadı bir kez keşfeden İstanbul, İzmir, Ankara gibi bir çok şehirden, damak tadı düşkünleri, yolları bu tarafa düşünce, her şeyi bir kenara bırakıyorlar. Yani, gidecekleri yere geç kalmışlar ya da yolları daha fazla sürecekmiş umurlarında değil.</p>
<p>Tire geçişlerini yemek vakitlerine denk getirip, Tire&#8217;ye Kaplan Köyü&#8217;ne yollarını düşürüyorlar.Sonra <strong>Kaplan Restoran</strong>&#8216;a uğruyorlar.</p>
<p>Burayı yemekten önce, bulunduğu konum itibariyle anlatmak bile insanın iştahını açıyor. Yıllar önce küçücük bir yer olan lokanta şimdi, Tire Ovası&#8217;nı muhteşem şekilde gören köyün en güzel yerinde. Tahta masalar, tahta dekorasyon unsurları arasında, kendinizi büyük şehirlerde bulunmayan ot yemeklerinin arasına atıyorsunuz.</p>
<p>Lokantanın sahibi Lütfü Çakır ve eşi Hürmüz Hanım, ilk günkü gibi hala mutfakta ve müşterilerine hizmet ediyor.</p>
<p>Bir zamanlar bir kaç masadan ve sadece kışlık bölümden olan lokanta şimdi, çok büyük olmasa da, gelen kişilere yeter seviyede hizmet veriyor.</p>
<p>Lokantanın sahibi Lütfü Bey, aslen Tireli olan ve şimdi doğduğu yerde toprağa verilen, İstanbullular&#8217;ın bir zamanlar en çok rağbet ettiği Ahmet Görgülü&#8217;nün sahibi olduğu, &#8220;Görgülü Pastaneleri&#8221;nde yıllarca yönetici olarak çalışmış. Sonra da köyüne gelip çok sevdiği Tire&#8217;de, etrafı ormanlarla çevrili köyünde bu lokantayı açmış.</p>
<p>Lokanta İzmir&#8217;in neredeyse bütün ot ihtiyacını karşılayan Tire Ovası ve dağlarıyla çevrili olan Tire&#8217;de olunca, lezzet düşkünleri kısa sürede burayı keşfetmiş. Buradaki ot yemeklerini izmir&#8217;de bile bu kadar çok bir arada bulabilmek mümkün değil.</p>
<p>Yemekleri anlatmak lezzetlerini düşününce anlatmak mümkün değil aslında&#8230; İsimleri bile insanı cezbediyor.</p>
<p>Bu ot yemeklerinin en büyük özelliği, zeytinyağı, sarmısak, limon soslarıyla lezzetlenmiş olmaları. Bir çoğu haşlanıp başka hiçbir işlemden geçirilmeden sosla servis ediliyor. Soğuk ya da sıcak da yenilebilen bir çok ot yemeği var. Zaten masaya oturduğunuzda garsonlar tarafından o leziz yiyecekler, yavaş yavaş masaya getirilmeye başlayınca, yemeye kıyamayacağınız lezzet görüntüsü karşınıza çıkıyor.</p>
<p><strong>OT YEMEKLERİ EN LEZZETLİ NE ZAMAN!</strong><br />
Lokantanın sahibi Lütfü Bey, aile işletmesi olan lokantanın her şeyi. Gelen misafirlerle ilgileniyor. Gerekirse mutfa geçip ot yemeklerinin hazırlanmasına katkıda bulunuyor eşiyle birlikte. Gündüzleri de kasada genellikle.</p>
<p>Ona göre, kışın gelenler de ot yemeklerinin tadına bakabiliyor. Ama asıl ilkbahar ot yemeklerinin cennet olduğu zaman. Yağmurların ve kışın ardından coşan doğa, topraktan en güzel lezzetli otlarını ortaya çıkarıyor bir hazine gibi. Yani ilkbahar günleri, en ideal zamanı ot yemeklerinin. Hemen her çeşidi bulmak mümkün.</p>
<p>Lütfü Bey, et yemekleri ile ilgili olarak şunları söylüyor:<br />
&#8220;Et yemeklerine de ot yemeklerine gösterdiğimiz özeni gösteriyoruz. Lokantada tavuk ızgara, pirzola, keşkek gibi yemekler de var. Etler sirke, soğan suyu, süt ve baharatta bir gün dinlendiriliyor. Ertesi gün ızgara olarak misafirlere sunuyoruz.&#8221;</p>
<p>Dikkatinizi çekerse, &#8220;müşteri&#8221; değil, &#8220;misafirler&#8221; diye nitelendiriliyor lokantaya gelenler.</p>
<p>Lokantada bulunan ot yemeklerine gelince. Radikalar, şevketi bostanlar, patlıcanlı börekler, köfteler, özel dinlendirilmiş şiş kebapları. Saymakla bitirmek mümkün değil yiyecekleri. Asıl tatlılar.</p>
<p>Bunların başında, ot kavurması, Radika, Turp Otu (Haşlanıyor. Üstüne sarmısak, zeytinyağı, limon suyu oluşumundan sos dökülüp servis ediliyor), Sarmaşık ve Kuşkonmaz Kavurması (Yabani kuşkonmaz, sarmaşık bol taze soğanla zeytinyağında kavruluyor. Üstüne yumurta kırılıp karıştırılıyor) geliyor.</p>
<p><strong>KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI</strong><br />
Büyük şehirlerde bulamayacağınız bir lezzet. En favori yemeklerden biri. Sabah gün doğmadan sapsarı kabak çiçekleri toplanıyor. Taze soğan,maydonoz, kekik ve zeytinyağı, pirinç ile yapılan içle doldurulup haşlanıyor. Sıcak sıcak ya da soğuk olarak yeniyor.</p>
<p><strong>Okma </strong>ise bir başka ot yemeği. Ana maddesi ısırgan otu. Hani yol kenarlarında görüp de beğenmediğimiz, genellikle eşeklerin çiçeklerini yediği o ısırgan otu, Ege&#8217;de bir başka şekilde, yemek olarak bizlerin karşısına çıkıyor.</p>
<p>Isırgan otu, domates, yeşil biber, kuru soğanla kavruluyor. Daha sonra, çökelek ve tulum peyniri ile karıştırılıyor. Üstüne saf zeytinyağı gezdiriliyor.</p>
<p>O lor tatlısı ki, burada yediğiniz tatlının bir eşini Türkiye&#8217;de yemeniz mümkün değil. Lor tatlısı üstüne konulan karadutlar bir başka lezzet veriyor tatlıya. Tabii mevsiminde giderseniz yeme şansınız var. Ya da cevizli kabak tatlısı. Karpuz kabuğu reçeli ise bir başka lezzet&#8230;</p>
<p>Saymakla bitirmek mümkün değil. Daha, hardal cücüğü, cücük, melengeç, kuzukulağı çorbası gibi çok çeşit var lokantada yiyecekleriniz arasında.</p>
<p>Unutmadan burada yemek yemek istiyorsanız mutlaka gitmeden önce <strong>rezarvasyon yaptırın</strong>. Aklınıza geleni okur gibiyim. Dağ başında lokantaya rezervasyon olur mu demeyin! Bunun ne demek olduğunu gidince anlıyorsunuz. Doğanın ortasında yol yorgunu ve acıkmış olarak tepeye köye çıkıyorsunuz. Lokantayı ve yemekleri görüyorsunuz. Ancak masalar dolu olunca şaşırıp kalıyorsunuz.</p>
<p>Evet buraya sadece İzmir ve yöresinden yemek yemeğe insanlar geliyor. O nedenle hafta sonları rezervasyon şart&#8230; Yoksa yutkuna yutkuna insanların yemeklerini bitirmesini bekliyorsunuz.</p>
<p><strong>KAPLAN RESTORAN HAKKINDA EK BİLGİ</strong><br />
Kaplan Restoran ve Tire ile ilgili ek bazı bilgileri de bir net gezgini gönderdi. Onu da sizlere sunuyoruz.</p>
<p>Buraya yıllar önce gelen bir alevi dedesi var; ona ait bir çok esya ve yazı da var orada.</p>
<p>Ayrıca bu dedeye Neyzen&#8217;in hediyesi matara da duvar da asılı . Duvarda yaşama dair çok güzel maniler var. Gerçekten Kaplan çok özel bir yer&#8230;</p>
<p>Kaplan köyünde bektaşi babasi yaşardı, şimdi rahmetli oldu. İsmi de &#8220;Kazım baba&#8221; idi.</p>
<p>Diğer restoranlar ;<br />
Kaplan köyünde iki tane restoran var. Bir de oraya varmadan önce Fatih&#8217;in işlettiği restoran var. İkisi de birbirinde güzel yemekler yapıyor.</p>
<p>Ayrıca Tire&#8217;nin Cambazlı köyünde 800 kişilik büyük bir restoran daha vardır. Bir de Toptepe mevkiinde belediyenin işlettiği bir restoran var.</p>
<p>Tire&#8217;den ayrı yaşamama rağmen Tire&#8217;ye her gidişimde bunlardan birinde yemeğe giderim ve yemeklerin lezzeti karşısında kendimi kaybederim.</p>
<p>Maalesef Tire&#8217;den başka yerde bu lezzetleri yakalamam mümkün olmadı şimdiye kadar.</p>
<p>Bu sözlere bir şey eklemek mümkün değil. En iyisi yolunuz Ege&#8217;ye düşer de Marmaris, Bodrum yoluna çıktıysanız hiç acele etmeyin. Tire&#8217;ye mutlaka yolunuzu düşürün. Kaplan Restoran&#8217;a da uğrayıp bizim içen o güzel lezzetlerin tadına bakın!</p>
<p><strong>GELENEKSEL TANDIR YEMEĞİ DE VAR&#8230;</strong><br />
Ayrıca Tire&#8217;de geleneksel olarak sabahları tandır yemek mümkün. Yöreye özgü bu tandırın bu saatte çıkmasının gerekçesi de var. Niye sabah derseniz. Onun da ilginç bir öyküsü var.</p>
<p>Tandır aslında pazarcı yemeği. Yani pazara satış yapmaya gidenlerin yemeği. Tire&#8217;de çok pazarcı olması tandır lokantalarının ana nedeni sayılabilir.Vatandaş erkenden 04.00-04.30&#8242;da kalkıyor. Ailesini niye kaldıracak? Sokağa çıkar çıkmaz, hemen bir tandırcıya giriyor. Bir tandır çorbası içiyor. O ağır tandır yemeği onu epey bir saat tok tutuyor. Bu sayede pazarcı da uzun süre acıkmıyor.</p>
<p>Onlardan kalan alışkanlıkla tandır bulabilirsiniz. Ancak sadece sabahları ve saat 09.00&#8242;da tandır bitiyor.</p>
<p>Gidilebilecek tandırcılardan biri, Baba oğul Tandırcısı. Çarşı içinde yer alıyor. Ali Usta da diğer bir tandır ustası. Şu anda Tire içinde 3 tane tandırcı var. Bayramda giderseniz kapalı olurlar. Bayramdan sonra açık. Ramazan&#8217;da ise, bir ay akşam üzerleri tandırcılar açık. Çünkü iftar için açılıyor.</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/20/izmirin-gorulesi-yerleri-tire/&title=İzmir'in görülesi yerleri - TİRE&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/20/izmirin-gorulesi-yerleri-tire/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karşı Kıyı Samos</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/15/karsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/15/karsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 20:23:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Esen Fakioglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esen Fakioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Samos]]></category>
		<category><![CDATA[Sisam]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3241</guid>
		<description><![CDATA[

Denizin ortasındayız, yaklaşık yarım saat sonra Samos Adası’na varmış olacağız, Kuşadası’nın tam karşısı. Çok eski zamanlarda birleşik bir kara parçasıymış ama bizim bildiğimiz tarihten beri ada orası. Yunanistan’la aramızda husumet yaratan yüzlerce kara parçasından biri&#8230;

Samos’tan Kuşadası’na bakış
Ne zamandır gelir giderim Yunan Adaları’na, her zaman bir kardeş gibi, sevgiyle  karşılandım. Konuştuğum Yunanlıların hep bir yanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/15/karsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F15%2Fkarsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Kar%C5%9F%C4%B1%20K%C4%B1y%C4%B1%20Samos%22%20%7D);"></div>
<p>Denizin ortasındayız, yaklaşık yarım saat sonra Samos Adası’na varmış olacağız, Kuşadası’nın tam karşısı. Çok eski zamanlarda birleşik bir kara parçasıymış ama bizim bildiğimiz tarihten beri ada orası. Yunanistan’la aramızda husumet yaratan yüzlerce kara parçasından biri&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><img title="Samostan-Kusadasi" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/Samostan-Kusadasi.jpg" alt="Samostan-Kusadasi" width="670" height="405" /><em><br />
Samos’tan Kuşadası’na bakış</em></p>
<p>Ne zamandır gelir giderim Yunan Adaları’na, her zaman bir kardeş gibi, sevgiyle  karşılandım. Konuştuğum Yunanlıların hep bir yanı Türkiye’ye, Türklere dayanıyordu. Kimisinin anneannesi, kimisinin dedesi Türkiye’de yaşıyormuş savaş öncesi. Mübadele zamanında Türkiye’den Yunanistan’a zorunlu göç edenlerin hikayelerini az mı okudum gazatelerde, dergilerde. Bir gecede evinden, toprağından, dostlarından ayrılan, bir bilinmeze yol alanların hikayelerini&#8230; Hala daha içi sızlayan, memleketinden uzak yaşadığını söyleyen insanlar. Zorunlu olarak kalanların ya da kalmayı seçenlerin durumu çok mu farklı sanki? Onlar da eziyet görmüşler yeni gelenlerden, evlerine, topraklarına yerleşenlerden. En sonunda da yalnız olarak hayata veda etmişler ne yazık ki&#8230;</p>
<p><span id="more-3241"></span>Tabi ki bu madalyonun bir yüzü&#8230; Diğer taraftan oradaki evlerinden edilen ve zorunlu olarak Türkiye’nin çeşitli yerlerine yerleştirilen Türkler de ayrı bir hikaye. Onlar da her şeylerini bırakıp yeni bir hayata başlamak zorunda kalmışlar, dünya üzerinde göç etmek zorunda kalan binlerce insan gibi. Göç etmeyenler ise binbir zorlukla karşılaşmışlar, asimilasyona uğramışlar, korkudan dinlerini değiştirmişler ve belki de dillenmeyen binbir türlü anıyla hayata veda etmişler&#8230;</p>
<p>Bütün bu yaşananlara rağmen sımsıcak bir gülümsemeyle karşılıyor sizi Yunan Adaları. Biraz sohbetten sonra, ayrılırken sarılıyorsunuz bir akrabanıza veda eder gibi. Biliyorsunuz ki kardeşlik yürekten geliyor, tepede konuşulanlara inat&#8230;</p>
<p>Sadece restore edilmiş, aslına hiç dokunulmamış iki köyden birindeyiz yarım saat süren bir yoldan sonra : Manolates. Yol tarifi sorduğumuz Yunanlıların gözlerinde bir ışıltı ile anlattıkları muhteşem bir köy burası. Çam ve çınar ağaçları arasından, bağların yanından kıvrıla kıvrıla tepeye çıkan yoldan sonra şimdi artık karşı kıyı, Kuşadası&#8230;</p>
<p>“Studios Angela”nın apart dairelerinden birine yerleştikten sonra hemen keşfe çıkıyoruz sokakları. Angela’nın evi köyün en tepesinde olduğu için biz tekrar aşağı doğru yürümeye başlıyoruz sokaklardan. Karşımıza ilk çıkan mavi – beyaz boyalı kilise oluyor, köyün tek kilisesi&#8230;</p>
<p>Manolates köyünün kilisesi<br />
Evlerin kapıları göz alıcı, sokaklar rengarenk çiçeklerle bezenmiş, her yer tertemiz. Taşları delerek kendilerine yer bulmuş bütün bitkiler. Hele şu bibere bir bakın lütfen!</p>
<p>“İnadına yaşamak” diye buna derler&#8230;</p>
<p>Kapıların her biri sanat eseri</p>
<p>Aslına uygun yenilenmiş Manolates sokakları</p>
<p>Dokunulmamış eski bir ev, hala sapasağlam ayakta</p>
<p>Eski evin önü rengarenk çiçek bahçesi ve el sanatları sergisi</p>
<p>Evlerin bahçelerinde cam ve seramik işleri<br />
Akşam yemeğini köyün girişindeki deniz manzaralı kafelerden birinde yedikten sonra biraz daha yürüyüş yaparak otelimize dönüyoruz. Angela ve arkadaşının ouzo davetini kıramayarak kah İngilizce kah Yunanca, adalarda yaşamdan Atina’daki orman yangınına, son yaptıkları İzmir-Kuşadası-Bodrum seyahatinden boğazdan geçen gemilere uzanan bir sohbetle güneşi batırıyoruz. Odamıza yerleşmeden önceki sohbetimizde bu İngilizce – Yunanca karışık iletişim dilimiz nedeniyle “geçenlerde ben de fal baktırdım” cümlesini “fal bakarım” şeklinde yorumlayan Angela’nın da ayaküstü kahve falına bakıyorum. Hayatında hiç kahve falı bakmamış biri olarak, hem de ingilizce, Atina’da oturan kızına telefonda anlattıklarım o kadar hoşuna gitmiş olacak ki ertesi sabah 11’de kızı için de kahve içip fal bakma sözü vererek ancak ayrılabiliyoruz yanlarından&#8230;</p>
<p>Ouzo’lu sohbet bir başka oluyor&#8230;<br />
Akşam denizin esintisiyle uyumanın verdiği huzurla, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyoruz. “Cennettesin” diyor içimden bir ses, “haydi kalk artık, keşif zamanı&#8230;” Köy mışıl mışıl uyurken, kahve falı bakamadan ayrıldığımız için Angela’dan özür dileyerek Pythagorion’a doğru yola çıkıyoruz.<br />
Dükkanlarını açıp temizlik yapan, marinadaki kafelerin önündeki masaları yeni güne hazırlayan, sabah mahmurluğu ile kahvaltı yapıp sohbet eden insanların, halatlarını çözüp limandan ayrılan teknelerin arasından geçerek limanın ucundaki fenere doğru ilerliyoruz. İsmini, burada doğan antik çağın ünlü matematikçisi Pisagor’dan alan bu minik şehri karşıdan fotoğraflıyor ve bir bankta oturup plajı, açıkta demir atmış tekneleri ve kıyıya bağlanmış balıkçıları seyre dalıyoruz.</p>
<p>Pythagorion</p>
<p>Marinanın sol tarafındaki küçük plaj</p>
<p>Alargadaki tekneler</p>
<p>Oturduğum bankın hemen yanındaki Pisagor heykelinin ne olduğunu araştırırken Pisagor’un M.Ö. 570 yılında doğmuş olduğunun tahmin edildiğini ancak hayatı ile ilgili çok net bilgilerin bulunmadığını öğreniyorum. 18 yaşında Lesbos adasına gittiğinde astronomi bilgini ve filozof Anaximander’le tanışmasının ve onun önerisi ile Mısır’a gitmesinin hayatını nasıl da değiştirdiğini farkediyorum hayat hikayesini okurken. 23 yaşında, M.Ö. 547 yılında Mısır’a giden Pisagor 21 yıl orda kalarak geometri öğreniyor. Mısırlıların piramitleri yaparken kullandıkları 3-4-5 üçgeni kuralından yola çıkarak ünlü teoreminin temellerini burda öğrendiği düşünülen Pisagor, 55 yaşında Samos’a dönüp bir okul kuruyor. Öğrencilerin az olması nedeniyle Güney İtalya’daki Croton şehrine göç ediyor ve burda öğrencilerinin matematikçiler ve dinleyeciler olarak ikiye ayrıldığı Pisagorculuk Okulu’nda eğitimlere devam ediyor. Evrendeki her şeyin matematiksel olarak ifade edilebileceğine inanan Pisagor, ezoterizmde büyük inisiyelerden biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Pisagor Anıtı<br />
Pisagor’u yerinde bırakarak kahvaltı için marinaya geri dönüyoruz. Rahat koltukları, lezzetli bacon&amp;eggs kahvaltısı, marinadaki merkezi konumu ve sahibinin güleryüzlü karşılaması ile Anthemis Cafe “tavsiye edilebilir yerler listesi”ne giriyor hemen. Kahvaltımızı bitirdikten sonra haritamızı açıyor ve dönüş feribotuna binmeden önce kalan dört saatimizi, adanın doğu tarafını gezerek değerlendirmeye karar veriyoruz. Her ne kadar haritaya bakarak yola çıkmış olsak da bir süre sonra kendimizi, bilmediğimiz bir meydanda, güzel bir köy kahvesinde buluyoruz.</p>
<p>Paleokastro köy kahvesi<br />
Biraz dinlenmek için oturduğumuzda yandaki masada, balıkçı olduklarını tahmin ettiğimiz, sabah sohbeti yapan amcaları farkediyoruz. Beraber bir fotoğraf çektirmek istediğimizi söylediğimizde gerçekten de balıkçı olduklarını öğreniyoruz!</p>
<p>Old fishermen in Samos<br />
“Nerelisiniz?” diye başlayan sohbet, 1940’lı yıllarda Türk kıyılarına gelerek balık avlayan bu balıkçıların maceralarına kadar uzanıyor bir süre sonra. Türk karasularında balık tuttukları için birkaç defa Kuşadası Karakolu’nda hapse atılmalarından tutun da içlerinden birinin savaş sırasında önce İzmir’e, ordan Suriye’ye, sonra da Kanada’ya göç etmesine kadar geçen süreci ilk ağızdan keyifle  dinliyoruz.</p>
<p>Ah o maceralar yok mu, dinlemenin keyfine doyulmayan&#8230;<br />
Ara sıra Türkçe de konuşan bu güzel insanlar arasında olmaktan memnun, hiç sormadan ısmarladıkları çayımızı yudumlarken aralarındaki çekişmeleri seyrediyoruz. Yeni gelen bir arkadaşlarına “Yaşlandın sen, bak kilo aldın, neredeyse doğum yapacaksın” şeklinde takılmaları, “Ordan söyleyin ne istediğinizi” diyen belli ki ellerinde büyümüş garson kızı “Olmaz, sen gel buraya da yüzünü görelim” diye masaya kadar getirtmeleri beni gülmekten kırıp geçiriyor. Artık emekliliğin keyfini süren bu tatlı balıkçılardan bu köyün Paleokastro olduğunu öğrenip haritamıza tekrar bakarak yola koyuluyoruz.</p>
<p>Paleokastro’da bir ev<br />
Kervelli tabelasını takip ederek geldiğimiz koyda sadece fotoğraf çekmek için duruyoruz. Koydaki denizin güzelliği bile adanın bazı yerlerinde sıcak, bazı yerlerinde soğuk esen rüzgarlardan sonra üşümüş bedenimi denize girmeye ikna edemiyor. Deniz keyfini bir sonraki tura bırakarak yola düşüyoruz&#8230;</p>
<p>Kervelli<br />
Dönüş yolu üzerinde, biraz tepede yer alan bir mezarlığa giriyoruz. Bir çiçek bahçesini andıran mezarlıkta insanların 70 ila 90 yıl arasında yaşamış olduklarını hesaplıyoruz hayretle. Türkiye’de ölüm yaşı ortalamasının 70’lerde olduğunu düşündüğümde Akdeniz usülü beslenen, taze sebze meyve ve zeytinyağını  bolca tüketen sağlıklı insanlar geliyor gözümün önüne. Gerçekten de Yunanistan’da ortalama yaşam beklentisinin kadınlarda 81, erkeklerde 76 yıl olduğunu öğreniyorum sonradan&#8230;</p>
<p>Bütün mezarların bembeyaz mermerlerle kaplandığı, önlerinde kişiye ait gülümseyen fotoğrafların konduğu camlı bir bölmenin olduğu, mermerin ön tarafının yapma çiçeklerden bir çelenkle ve dört bir yanının vazolarla süslendiği, insana huzur veren ve insanın içini ürpertmeyen bir yer burası. Ölen insanlarla bağlarını koparmadıklarını, onlara değer vermeye devam ettiklerini düşünerek ve bizim mezarlıklarımızın neden böyle olmadığına üzülerek ayrılıyoruz oradan&#8230;</p>
<p>Çiçek bahçesi gibi mezarlık<br />
Ve yine Samos şehir merkezindeyiz. Hava bunaltıcı derecede sıcak, hiç esmiyor neredeyse&#8230; Sahildeki cadde üzerinde irili ufaklı birçok restoran ve kafeden birinde öğle yemeğimizi yiyoruz. Sonra arka sokaklara dalıyoruz, feribotu beklerken vakit geçirmek için ama siesta vakti olduğundan dükkanlar kapalı, çıt çıkmıyor sokaklarda. Limana yakın bir kafede biraz zaman geçirdikten sonra, feribota biniyor ve bir dahaki sefere motoru erken teslim etmemeye kendi kendimize söz veriyoruz&#8230;</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="../category/yazarlar/esen-fakioglu/"><strong>Esen Fakioğlu</strong><br />
</a>24-25 Ağustos 2009 / Samos</p>
<p>Yunanistan’da ortalama yaş beklentisi kaynak : <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yunanistan" target="_blank">Wikipedia</a><br />
Kuşadası – Samos feribot biletleri : <a href="http://www.feribot.net/feribot/samos_kusadasi_ferries/" target="_blank">feribot.net</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/15/karsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi/&title=Karşı Kıyı Samos&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/15/karsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ege’nin Girintilerinde</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/11/egenin-girintilerinde/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/11/egenin-girintilerinde/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2009 10:56:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Balıklıova]]></category>
		<category><![CDATA[Karaburun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3122</guid>
		<description><![CDATA[


Sıkıldın mı? Bas gaza…Gaza basmadan önce “Patricia Kaas’ı” sür. Ama illa da “les hommes qui passent” dinle. Uçarcasına koş git. Otoban gişelerinde al soluğu. Bas düğmeye al biletini.
Sağ tarafında atlas bir yorgan gibi masmavi deniz, sol tarafında yemyeşil kekik kokan dağlar. Yemyeşil dediğime bakmayın ha! Yeşilin ne tonları… Böyle güzel tonlamaları; ne Cezanne, ne Monet, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/11/egenin-girintilerinde/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F11%2Fegenin-girintilerinde%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ege%E2%80%99nin%20Girintilerinde%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3124" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="Ege’nin Girintilerinde" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/04/egenin-girintilerinde.jpg" alt="" width="550" height="272" /><br />
Sıkıldın mı? Bas gaza…Gaza basmadan önce “Patricia Kaas’ı” sür. Ama illa da “les hommes qui passent” dinle. Uçarcasına koş git. Otoban gişelerinde al soluğu. Bas düğmeye al biletini.</p>
<p>Sağ tarafında atlas bir yorgan gibi masmavi deniz, sol tarafında yemyeşil kekik kokan dağlar. Yemyeşil dediğime bakmayın ha! Yeşilin ne tonları… Böyle güzel tonlamaları; ne Cezanne, ne Monet, ne Van Gogh, ne Çallı, ne de Eyüboğlu yapmıştır. Yapamazlar da zaten…</p>
<p>İlkyaz çoktan gelmiş, kahkaha atıyor dağlar taşlar. Hem de ne kahkaha; kabara kabara atıyorlar kahkahalarını, her nefeste mis gibi kokular salarak. Fırsat bu fırsat çek içine, ciğerlerine gönder kahkaha kokularını. Ama dikkat et, sarhoş olma…</p>
<p>Ama bugün ben sarhoş oldum hem de ne olmak be kardeşim. Hafiften esen rüzgâra inat, ısıtan nisan güneşini kucağıma alıp arabayı kullandım. Bir yandan da red bull içmiş gibi kanatlandım da; arabada 6. vites olmadığı için otomobil sanayiine sövdüm.</p>
<p>Bir anda Karaburun sapağına geldim. <span id="more-3122"></span>İşte benim yolum. Sizi bilmem ama virajlı ve dar yoldan müthiş zevk alırım. Hele o yolun “takır takır” ses çıkarması yok mudur? Kendimi outdoor yarışlarındaymış gibi düşünürüm. Düşünürüm de bugün Karaburun yolunun güzelliğine bakarken gerçekten de yol dışına çıkıyordum. Sarı çiçeklere, titreyerek dans eden gelinciklere, yeşilin binbir tonuna bakarken yolun solundan gitmeye başlamışım! Neyse durumu toparladım son anda. Lunaparktaymışım gibi virajlarla bir sağa, bir sola dönerken Balıklıova’ya kadar geldik. Balıklıova’da neler vardır: Köy bakkalı, köy fırını (Türkiye’nin en güzel un kurabiyeleri) odun fırınında pişmiş ekmekler, balıklar, midye dolmalar vardır. Sonra 3 kattan fazla olmayan evleri, ekose gömlekli, ütü tutmayan pantolonlarıyla köylü amcalar vardır. Ve bu köylü amcaları çok fenadır! Neden mi fenadır? Telefonla konuştuğu muhtemelen, muhtemelen değil açıkça “nerdesin?” diye soran karısına “kaavedeyim, işkembe suratlı” der, o fena köylü amcalar…</p>
<p>Buraya yazın gelip kalmayı düşünüyorsanız bilin ki gece hayatı yoktur. Böyle alternatif yerler de olmalı değil mi? Yaz geceleri gökyüzünü üzerinize örtü gibi serip, yıldızları tek tek sayarsınız, ağustos böcekleri ve kurbağa sesleri eşliğinde…</p>
<p>Size bir tüyo vereyim mi? Balıklıova’nın biraz dışında bir yol sapağı vardır, o yola girdiğinizde 10 km sonra Çeşme Ildırı’ya ulaşırsınız.</p>
<p>Balıklıova’da fazla bir şey aramayın. Canınız çekerse “Garip’in yerinde” balığınızı ve rakınızı mideye indirin. İyidir. Bünyeye faydası vardır. Yok balık yemeyeceğim derseniz, ekmeğinizi ve un kurabiyenizi alıp, geri dönebilirsiniz.</p>
<p>Geri dönüş yolunda salkım saçak mimozalar sizi saygıyla selamlar. Siz de el sallarsınız onlara.</p>
<p>Oradan istikâmet Çeşmealtı. Bana yine mi Çeşmealtı demeyin. Orası mavi çam ve iyot kokusuyla insanı sarhoş eder. İyi ki trafik polisleri yolda “iyot kontrolü” yapmıyorlar. “140 promil iyotlu çıktınız hanfendi!” Ben bugün sarhoştum, sarhoş!!! Yırttık yine polis kontrolünden.</p>
<p>Asıl sahibinin kazlar ve ördekler olan çay bahçesinde bira içtik. Yanımızdaki masada iki genç adam da oturmuş bira çekiyordu. Derken telefonu çaldı birinin. –İyiden iyiye kulak misafiriyim herkesin- “Oooo Serhat n’aber dostum? Nerdesin?” “…….” “Vay rakı balık, Ayvalık” “Biz de Urla bira, yapıyoruz.”</p>
<p>Kıyılarına kurban olduğumun Ege’si.</p>
<p>Çeşmealtı’nda turizm patlamamıştır ve hiçbir zamanda patlamasını istemem. Ne olur hep böyle kalsın. Hep cana yakın ve şirin…</p>
<p>Burada da çiçekler kahkaha atmış. İlkyaz onlara sıkı bir espri yapmış olmalı, onlar da bu güzel espriye sarı, eflatun, mor, kırmızı çiçeklerini patlatarak yanıt vermişler. Pisi pisiler rüzgarın esintisiyle birlikte ahenkle dans ediyor.</p>
<p>Doğa uyanmış, uyanmış da ne cümbüşler yapıyor. Müzik kuşlardan, rüzgar dj olmuş, otu, ağacı, makiyi hoplatıp zıplatıyor.</p>
<p>Beni mi? Beni sarhoş etti, sarhoş…</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/11/egenin-girintilerinde/&title=Ege’nin Girintilerinde&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/11/egenin-girintilerinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR KERALA HİKAYESİ</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/05/08/bir-kerala-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/05/08/bir-kerala-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 17:15:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Esen Fakioglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esen Fakioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3182</guid>
		<description><![CDATA[

Hindistan cevizleriyle, sivrisinekleriyle, vahşi maymunlarıyla, ilginç insanlarıyla birlikte, bir on gün daha geçti Hindistan’da… Hint kültürü ve yaşayışına biraz daha yakınlaştığım bu geziden edindiğim izlenimler, yine genel görüşleri sarsacak şekilde sanırım&#8230;

Bu seferki rotamız güneyde, yerli yabancı birçok turistin ilgisini çeken Kerala bölgesiydi. Doğası ve eski yerleşimlerden kalma tarihi eserleriyle görenleri hayran bırakan güzellikte olan bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/05/08/bir-kerala-hikayesi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F05%2F08%2Fbir-kerala-hikayesi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22B%C4%B0R%20KERALA%20H%C4%B0KAYES%C4%B0%22%20%7D);"></div>
<p>Hindistan cevizleriyle, sivrisinekleriyle, vahşi maymunlarıyla, ilginç insanlarıyla birlikte, bir on gün daha geçti Hindistan’da… Hint kültürü ve yaşayışına biraz daha yakınlaştığım bu geziden edindiğim izlenimler, yine genel görüşleri sarsacak şekilde sanırım&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3183" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px;" title="Hindistan cevizleri" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala1.jpg" alt="" /></p>
<p>Bu seferki rotamız güneyde, yerli yabancı birçok turistin ilgisini çeken Kerala bölgesiydi. Doğası ve eski yerleşimlerden kalma tarihi eserleriyle görenleri hayran bırakan güzellikte olan bu yerler, halkı açısından sanırım Hindistan’daki en tutucu yerlerden biriydi. <span id="more-3182"></span>Her yıl binlerce turisti misafir etmesine rağmen gelişmişlik düzeyleri çok düşük kalan, turistlere ve özellikle de sarı ırktan insanlara rahat vermeyen, trafiğin tarif edilemez bir keşmekeşlikte olduğu, nemli havanın insanı otelden dışarı çıkmak istemez hale getirdiği bir yer burası…</p>
<p>Kerala, başkenti Thiruvananthapuram (Trivandrum) ve nüfusu 32.000.000 olan bir eyalet. Resmi dili Malayalam, Sanskrit alfabesini kullanan, Portekizce, İngilizce, Arapça ve Suriye Arapçası’nın karışımından oluşmuş bir dil. Sosyalist idareyle yönetilen, okuma yazma oranının %90’ın üzerinde olduğu ve yaşam standartlarının diğer eyaletlere göre çok yüksek sayıldığı Kerala, ne yazık ki ülkede cinayet, şiddete dayalı suçlar ve işsizlik oranlarında ilk sırada yer alıyor.</p>
<p>Tüm bu olumsuzluklarına rağmen, giyim kuşamınızı, tarzınızı, samimiyetinizin sınırlarını ortama uygun şekilde ayarladığınızda çok da güzel bir tatil geçireceğinizden emin olabilirsiniz. Yeşilin gözlerinizi dinlendirdiği, muson zamanı yağmurdan sırılsıklam olmuş halde bile hala saatlerce yürüyüş yapabildiğiniz çok hoş bir yer diye de bakabilirsiniz Kerala’ya…</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3184" style="border: 3px solid black;" title="Yeşillikler arasında Kerala evleri" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala2.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Yeşillikler arasında Kerala evleri</em></p>
<p>Kerala bölgesindeki en büyük ikinci şehir olan Kochi’ye geçiyoruz önce. Hint Denizi kıyısında, 14. yy’da baharat ticaretinin merkezi olan bölgede Bolgatty Adası olarak bilinen yerde konaklıyoruz iki gün. Merkezde trafik insanı deli edecek bir halde, yollar toz duman ve bir insan seli arasında yürümek zorunda kalıyoruz. Ben sevmedim burayı!</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3185" style="border: 3px solid black;" title="Adalarla merkez arasında çalışan külüstür deniz taşıtları" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala3.jpg" alt="" width="553" height="287" /><br />
<em>Adalarla merkez arasında çalışan külüstür deniz taşıtları</em></p>
<p>Kochi’de gezilecek tarihi yerler var ancak ben bu kalabalığa dayanamıyor ve sadece ünlü “Chinese Fishing Net” leri görmekle yetiniyorum. Bunlar, zamanında balık avlamak için kurulmuş en az 10 mt yüksekliğindeki direkler ve onlara bağlı ağlar. Belli aralıklarla direğin üzerine bir adam çıkarak ağın suya dalmasını sağlıyor ve genellikle birkaç küçük balık ve kabuklu deniz hayvanları ile yavaş yavaş yukarı çekiliyor. Yoldan geçenlere hemen satılıyor&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3186" style="border: 3px solid black;" title="Chinese fishing nets" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala4.jpg" alt="" width="535" height="287" /><br />
Chinese fishing nets</p>
<p>Deniz kenarından yürüyüş yolunu takip ederek biraz daha yürüyoruz ve yol bittikten sonra arka sokaklara dalıyoruz. Küçük triportörlerden birini kiralayıp müze şeklinde kullanılan bir sinagoga gidiyoruz. Dar sokaklar ve eski evler arasında biraz daha dolaştıktan sonra adamıza geri dönüp yeşilin keyfini çıkarıyoruz.</p>
<p>Kochi’nden sonraki durağımızı Alappuzha olarak belirliyor ve bir sonraki gün yola çıkıyoruz. Okuduğumuz turist rehberinde “backwaters” olarak belirtilen arka su yollarındaki “houseboat” lardan birinde birkaç gece kalmayı planlıyoruz. Ancak bizi Alappuzha’ya götüren araçta kitabı okumaya devam ederken Athripally Şelaleri’nin göz alıcı yeşilliğine ve dinlenme isteğimize karşı koyamayıp rotayı değiştiriyoruz.</p>
<p>Beş yıldızlı otellerden ağaç evlere kadar değişik seçeneklerinizin olduğu bu bölgede biz yine bungalov tarzı bir yer seçtik kendimize. Yanyana ikiz evler, nehre bakan bir yamaçta sıralanmıştı burda. Yeşilin pırıl pırıl parladığı, önünüzden deli bir nehrin aktığı, yağmurun aralıksız yağdığı ve üşümeden verandada kahvaltı edebildiğiniz bir yer düşünün. Nasıl, hoşunuza gitti mi?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3187" style="border: 3px solid black;" title="Riverok Villas" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala5.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Riverok Villas</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3188" style="border: 3px solid black;" title="Ve aralıksız yağan yağmur" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala6.jpg" alt="" width="553" height="360" /><br />
<em>Ve aralıksız yağan yağmur</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3189" style="border: 3px solid black;" title="Yeşil bir renk cümbüşü" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala7.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Yeşil bir renk cümbüşü</em></p>
<p>Biri büyük, ikisi daha küçük olmak üzere üç şelale, ormanın içinden akan bir nehir, muz ağaçları ve palmiyelerden oluşan minik bir köy de diyebiliriz buraya.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3190" style="border: 3px solid black;" title="Athripally’e giden yolda yerel bir yolcu otobüsü" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala8.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Athripally’e giden yolda yerel bir yolcu otobüsü</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3191" style="border: 3px solid black;" title="Şelalenin karşıdan görünüşü" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala9.jpg" alt="" width="553" height="408" /><br />
<em>Şelalenin karşıdan görünüşü</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3192" style="border: 3px solid black;" title="Şelaleden kuşbakışı orman ve nehir manzarası" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala10.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Şelaleden kuşbakışı orman ve nehir manzarası</em></p>
<p>Evler arasındaki patikalar keşfe çıkmak ve doğal hayatı tanımak isteyenler için ideal. Kerala evleri, fakirlerin ahşaptan yaptığı, biraz daha gelir düzeyi yüksek olanların tuğladan sıvasız, boyasız olarak inşa ettikleri değişik bir tarzda. Ağaçlardan ve tarlalardan arta kalan boş alanlarda, yağmurun dindiği zamanlarda maç yapan, geleceğin ünlü futbolcuları ile karşılaşırsanız şaşırmayın!</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3193" style="border: 3px solid black;" title="Geleceğin ünlü futbolcuları" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala11.jpg" alt="" width="553" height="307" /><br />
<em>Geleceğin ünlü futbolcuları</em></p>
<p>Kaldığınız otelden şelalere doğru yürürken dikkat etmeniz gereken iki şey var : biri “wild wild monkeys”, diğeri de otobüslerle geziye gelmiş Hintli genç turist grupları. Maymunların görünüşleri bile çok vahşi, bakışları sert ve çıkardıkları sesler insanı korkutuyor. Maymunların sizden uzak durmasını istiyorsanız elinizde kesinlikle yiyecek madde olmaması gerekiyor. Herhangi bir yiyecek için size zarar vermeleri kaçınılmaz. Maymunlar, kutsal sayılan 500 tanrıdan biri olduğu için kimse maymunları öldürmüyor; bu da demektir ki başınız bir maymunla belaya girerse, yalnızsınız.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3194" style="border: 3px solid black;" title="Kutsal maymunlar" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala12.jpg" alt="" width="553" height="373" /><br />
<em>Kutsal maymunlar</em></p>
<p>Geziye gelen gençlerin sorunu ise orayı içki içip eğlenilecek bir yer olarak görmeleri. Genellikle okul gruplarının geldiği bir mesire yeri gibi burası. Bazen de nehirde yıkanmaya veya serinlemeye gelenlerin mekanı&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3195" style="border: 3px solid black;" title="Eğlenmeye gelen bir aile" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala13.jpg" alt="" width="553" height="418" /><br />
<em>Eğlenmeye gelen bir aile</em></p>
<p>Ve bir de aşıkların&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3196" style="border: 3px solid black;" title="Kerala’da aşk başkadır" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala14.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Kerala’da aşk başkadır</em></p>
<p>Tüm bunlar şelalerin ve nehrin güzelliğini gölgelemeye yetmiyor, inanın! Nehrin kenarında uzanıp gökyüzünü seyrettiğinizde ve sadece etrafınızdaki sesleri dinlediğinizde diğer her şey uzaklaşıyor sizden. Yürüyüş için mükemmel bir parkur olan dağ yolu ara sıra geçen arabalar dışında bomboş.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3197" style="border: 3px solid black;" title="Şelalelere giden yol" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala15.jpg" alt="" width="553" height="466" /><br />
<em>Şelalelere giden yol</em></p>
<p>Yemekler nasıl diye takılmıştır yine aklınıza. Kahvaltının en güzeli poori baggi’yi denemeden geçmeyin derim. Nasıl bir şey diye sorarsanız anlatmam çok zor, içindekileri bile tam olarak bilemiyorum ama dört gün boyunca bize başka şeyler getirmek istemelerine rağmen ısrarla poori baggi isteyecek kadar sevdiğim bir yemek. Poori, Hindistan’da yapılan farklı ekmek tiplerinden biri; baggi ise yanında getirdikleri patatesli bir karışım. İçtiğim ilk hindistancevizi suyunun da burada olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim…</p>
<p>“Banana Republic” olarak bilinen Kerala bölgesinde kurutulmuş muzlardan hem tatlı hem de tuzlu olacak şekilde farklı çerezler yapılıyor. Çıtır çıtır yediğiniz bu muzlar dışında balıkları ile ünlü bir bölge. “Chokle bhurat” denilen yemek aynı bizim nohut yemeği. Ben nohut sevmem ki demeyin, öyle bir ülkede nohut bulunca altın bulmuş gibi sevinebilirsiniz.</p>
<p>“Lassi” dedikleri içecek bizim ayranın ta kendisi. Tabi tuzlu ve tatlı olarak iki tipi var. Restoranda getirilen her türlü yemeği yiyebileceğiniz bir yer Hindistan. Baharatların Pakistan’daki kadar acı olmaması bence her yemeği yenilebilir kılıyor. Sanmayın ki ben baharatlara ve acıya alışkınım; ben bile yedikten sonra herkes yiyebilir diye düşünüyorum.</p>
<p>En çok sorulan sorulardan biridir Hintlilerin alınlarının ortasına yaptıkları renkli noktalar. Sordum ve öğrendim : Tamamen süs için, bizdeki anlamıyla makyaj gibi bir şey. Farkı, bu noktaları kadınlar kadar erkeklerin de yapıyor olması. Kadınların giysileri yerel “sari” kıyafetleri genellikle. Güneydeki erkeklerin giydiği ise “dhoti”. Giydiklerini gördüğünüzde şaşırmayın, hepsi öyle. Dhoti, uzun peştamal gibi bir kumaşın bellerine bağlanmasıyla oluşuyor. Bizim hamamdaki erkekler gibi sokakta dolaşıyorlar.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3198" style="border: 3px solid black;" title="Sarili kadınlar nehirden su alırken " src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala16.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Sarili kadınlar nehirden su alırken</em></p>
<p>Birçok dilin karşımından oluşan Malayalam, nedense benim kulağıma yabancı gelmiyor. Konuşulanların bazılarını anladığımı söyleyip tercüme ettiğimde çok şaşırıyorlar. İlgiyle dinlediğim kendi aralarındaki konuşmaların en komik tarafı da kafa sallamaları. Bunu nasıl anlatabileceğimi hiç bilmiyorum ama hayır da deseler evet de deseler aynı şekilde kafalarını sallamaları çok ilginç geldi bana. Bir yerlerde konuşurken “evet” tarzında başını sallayan birilerini görürseniz bilin ki güneylidir&#8230;</p>
<p><strong>Yazı ve Fotoğraf: <a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/esen-fakioglu/">Esen Fakioğlu</a></strong><br />
Kerala / Hindistan / 17 – 27 Ağustos 2007</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/05/08/bir-kerala-hikayesi/&title=BİR KERALA HİKAYESİ&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/05/08/bir-kerala-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>URLA TRİBİM TUTTU</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/01/29/urla-tribim-tuttu/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/01/29/urla-tribim-tuttu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 08:07:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[Gelinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[katmer]]></category>
		<category><![CDATA[kekik]]></category>
		<category><![CDATA[Seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[Tanju Okan]]></category>
		<category><![CDATA[Urla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2658</guid>
		<description><![CDATA[


Şu anda hava yağmurlu. Ben yağmurlu havanın geçip güneşin açmasını bekleyecek kadar sabırlı değilim. Kontağı çevirdim. Motorun ısınmasını beklerken Türk pop tarihinin en sıkkııı adamlarından biri olan Tanju Okan’ın memleketine doğru rotayı kıvırıyorum.
Tabii ki önce CD çalara Tanju Babanın CD sini yerleştiriyorum. Bu havada onun şarkıları süper olur. Güzel şarkıların ortaya çıkması için bi yönetmenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/01/29/urla-tribim-tuttu/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F01%2F29%2Furla-tribim-tuttu%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22URLA%20TR%C4%B0B%C4%B0M%20TUTTU%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2659" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="URLA TRİBİM TUTTU" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/urla-iskele-camli-yol.jpg" alt="" width="550" height="263" /><br />
Şu anda hava yağmurlu. Ben yağmurlu havanın geçip güneşin açmasını bekleyecek kadar sabırlı değilim. Kontağı çevirdim. Motorun ısınmasını beklerken Türk pop tarihinin en sıkkııı adamlarından biri olan Tanju Okan’ın memleketine doğru rotayı kıvırıyorum.</p>
<p>Tabii ki önce CD çalara Tanju Babanın CD sini yerleştiriyorum. Bu havada onun şarkıları süper olur. Güzel şarkıların ortaya çıkması için bi yönetmenin el atması mı gerekir? Elbette hayır? Beynimizden kendi müzik arşivimizi karıştırabiliriz, değil mi?</p>
<p>Havanın güzel olması deyince illaki güneş açması gerekmiyor…</p>
<p>Motor ısındı bile… Gaza bastım, aa aaa baktım ki otoyol gişelerine gelmişim.  Giriş gişelerinde çıkış gişelerinde toka edilmek üzere düğmeye basıyorum. Ohhh nihayet çıktım otoyola. Gaza basıyorum ama çok değil. Zira güzel manzarayı sindire sindire, gitmek istiyorum. Mandalin bahçelerinin yanından, fotoşop programındaki gibi renkli olan denizin görüntüsüne bakarak gidiyorum. “Ayyy bu denizin rengi ne kadar güzel bööle…”  Sanki bilgisayarda renklendirilmiş gibi. -Bi de hep böle bişey vardır: Gerçek bi çiçeğe bakıp; “aa aaaa ne kadar güzel bu çiçek aynı yapma gibi, yada plastik bi çiçeğe a aaa ne kadar güzel bi çiçek sahici gibi.” Peki hangi benzetme sahici?-</p>
<p>Ama denizin güzelliği sahici, bu mandalin bahçeleri sahici.</p>
<p>İstihkâmdaki yokuşu tırmanıp, İzmir’i arkamda bıraktıktan sonra kendimce isim taktığım “kekik vadisi” geliyor. Hemen camı açıp mis gibi kekik kokusunu içime çekiyorum. İnanmıyorum ve inanmıyorum ve bir daha inanmıyorum… Var mı böööleee bi güzellik? Evet var. İşte burda ey vatandaş… Fakat orayı geçtim ve Seferihisar sapağına geldim. Dağın tepesindeki hangi akla hizmet edilerek yapıldığını bi türlü kafamın basmadığı garip siteyi, görmezden gelerek yola devam ediyorum. Yine bir yokuş daha. Hava sisli ve yağan yağmurdan dolayı bulutlu. Ben bulutların üzerindeyim… Ruhsal olarak bulutların üzerinde olmam, fiziksel olarak da reelleşiyor…</p>
<p>Urla sapağına geldim işte. Mangırı bastırıyoruz, gişelerde. Ordan sola kıvrılıp az ve de uz gittikten sonra tekrar sağa kıvrılıyoruz ağaçlı yola girmek üzere. Tekrar böööle bi güzellik olabilir mi? Ağaçlı yolda enginar tarlalarına bakarak minimum süratle ilerliyorum.</p>
<p>Karnım acıktı iyi mi? Bunda katmerciyi görmüş olmamın bi etkisi olmuş olabilir mi sizce? Bilmiyorum. İkilem içersindeyim. Katmer mi yesem, sardalya mı sorunsalı baş gösterdi. En sonunda denizin kıyısına gelip de balık yememek olmaz diyerek sardalya yiyorum. Dışarıda çisil çisil yağmur yağarken sardalyalarım hazırlanıyor. Çatır çatır yanan sobanın yanına gidip ellerimi ısıtıyorum. Aslında hava soğuk değil ama bunu sırf nostalji duyguları içersinde yapıyorum.</p>
<p>Urla sanki terk edilmiş gibi; sardalyamı mideye indirirken balıkçıların ağları ile uğraşmalarını, kedilerin balıkçılardan nafaka çıkarmak için etraflarında pazarlama yapmalarını seyrediyorum.</p>
<p>Size yazın buraya gelin ne kadar güzel “sahipsiz bir cennettir” demeyeceğim. Tavsiye etmiyorum çünkü buranın istila edilmesini ve kirlenmesini istemiyorum. Buraya sadece değerini bilenler gelsin, lütfen.</p>
<p>Eğer birine kızdıysanız ve onun canını ufak çapta acıtmak istiyorsanız; Gelinkaya mevkiine götürün “hadi gel çay içelim, sana çay ısmarlayayım” diye. Orada kızgın kazları üstüne salın. Beyaz kazlar kızgın olduğunuz arkadaşınızın, eşinizin, dostunuzun her kimse işte,  üzerine sıçrasın; siz de onun kaçmasını izleyin sadistçe…</p>
<p>Neyse ben bu arada çoktan sardalyamı yedim bile, yine Tanju Babanın müziği eşliğinde, incecik yağan yağmurun altında arabayla Urla’yı turluyorum.</p>
<p>Bunları size yapın demiyorum. Sadece yaptıklarımı anlattım.</p>
<p>Siz canınız ne istiyorsa onu yapın…</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/01/29/urla-tribim-tuttu/&title=URLA TRİBİM TUTTU&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/01/29/urla-tribim-tuttu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İZMİR&#8217;İN SOKAKLARINA DAİR</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/01/26/izmirin-sokaklarina-dair/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/01/26/izmirin-sokaklarina-dair/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2009 12:34:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir'in sokakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2595</guid>
		<description><![CDATA[

İzmir&#8217;in kavaklarıııı…
Dökülür yapraklarıııı…
Bu  güzel türkü nerden aklıma düştü.
Bugün bir kamu sektörünün –hadi açıklayayım- belediyenin internet sayfasına girdim. Amanınnnn, sayfada her ortamı müdür kaplamış. Herkes müdür. &#8220;Bu ne yaaa bööle,&#8221; dedim. Birden dikkatimi Kalem Müdürü çekti. Hani Avrupa Yakası dizisinde Rutkay Aziz&#8217;in karakterindeki şahıs eşinden bahsederken sürekli ona kalem müdürü aşağıya kalem müdürü yukarıya diyordu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/01/26/izmirin-sokaklarina-dair/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F01%2F26%2Fizmirin-sokaklarina-dair%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0ZM%C4%B0R%27%C4%B0N%20SOKAKLARINA%20DA%C4%B0R%22%20%7D);"></div>
<p><a href="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/pict00071.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2596" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="pict00071" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/pict00071-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>İzmir&#8217;in kavaklarıııı…</p>
<p>Dökülür yapraklarıııı…</p>
<p>Bu  güzel türkü nerden aklıma düştü.</p>
<p>Bugün bir kamu sektörünün –hadi açıklayayım- belediyenin internet sayfasına girdim. Amanınnnn, sayfada her ortamı müdür kaplamış. Herkes müdür. &#8220;Bu ne yaaa bööle,&#8221; dedim. Birden dikkatimi Kalem Müdürü çekti. Hani Avrupa Yakası dizisinde Rutkay Aziz&#8217;in karakterindeki şahıs eşinden bahsederken sürekli ona kalem müdürü aşağıya kalem müdürü yukarıya diyordu ya, ondan işte. Ne yapar, bu kalem müdürü. Başkanın bir nevi sekreteryası, kankası gibi bişeydir, herhalde. İşte yazı işlerine falan bakar, sanıyorum. Eeee hepimizin bildiği üzere artık çağ değişti, öyle kalemle yazılmıyor, hiçbir şey. Bütün işlemler bilgisayarla yapılıyor. O halde çağa uygun olarak Tuş Müdürü ya da Klavye Müdürü de diyebiliriz. Hem daha teknolojik olur, hem de havalı. &#8220;Kalem müdürü.&#8221; Sanki Osmanlı Döneminden kalma bir müdürlük gibi bi şey, bi nevi. Oldu olacak memurlara da &#8220;kâtip&#8221; desinler.</p>
<p>Ben rutin aralıklarla kamu sektörünün internet sayfalarına girmem. Ne yapayım kamunun internet sitesinde. Zaten kamuya yolum düşmesin diye gece uyumadan önce duama &#8220;Allammm gün olur da birgün kamuya yolum düşmesin&#8221; diye yalvarırım.  Peki o zaman niye girdin? diye soracaksınız haliyle.</p>
<p>Ben İzmir&#8217;in numaralı sokaklarına takmış, hazetmeyen bir şahısımdır. Bu numaralı ruhsuz sokak isimlerini değiştirmişler mi diye baktım. Ehhh değiştirmişler;  bi senin bi de benim ellerimizin parmaklarının sayısını geçmeyecek kadar sokak isimlerini değiştirmişler. Ama yine pek ruhsuz yavvvv…</p>
<p>Düşünsenize; siz bir insana Ayşe diyeceğinize yirmiüç diyor musunuz? Yirmiiiüçççç barttırma çocuuumm beniii, gel dedim burayaaa!!!</p>
<p>Sanki kentler yaşamıyor, nefes almıyor. Capcanlı olan kenti ruhsuzlaştırmak için numaralandırmak!… Çok tuhaf. Hele böyle sımısıcak bir iklimi olan Ege&#8217;nin incisine… Bu sokak numaralandırma işlemine karar veren yetkilişahıs pek mi tembelmiş yoksa pek mi ruhsuzmuş, karar veremedim doğrusu…</p>
<p>Oysa İstanbul&#8217;da ne güzzelll sokak isimleri vardır bildiğim. Örneğin uzunca ova sokak, ebe kızı sokak, hacı Mansur sokak, kodaman sokak, Şair Nedim sokak, karakurum sokak, incebel sokak… Arkadaşın adresini sorduğunda bu olağan soruya espri gibi bir cevap verirsiniz: Tavukuçmaz sokaktan sağa dön, eşek bağırtan yokuşunu azbiraz tırman, hah işte oradaki köşedeki mavi apartman var yaa, onun üçüncü zilini çal.…</p>
<p>Zaten sokakları küçüklüğümden beri severim. Sokaklarda ne güzel oyunlar oynamış, ip atlamış, yakantop, seksek, evcilik oynamıştık. Sokaklarda oynarken dizlerimiz her daim yaralardan dolayı kabukluydu ve kabukların pıtır pıtır düşerkenki acısı hâlâ aklımdadır. Mesela parklarda oynamak o kadar zevkli olmazdı.  Salıncakta bi aşağı bi yukarı sallanırsın o kadar. Ya da eline bi kova ve kürek alırdın, kovaya kum doldur ve boşalt. Çok tekdüze ve çok sıkıcı.</p>
<p>Yetişkin olunca yine sokaklar beni çeker. Caddeler kalabalıktır, caddenin kalabalığından hengâmesinden sokağın sakinliğine sığınırsınız. Sokaklarda avare avare dolaşır, dolaşırken tülleri yarı açık evlerin içine elinizde olmadan göz ucuyla bakarsınız. Yokuş aşağı kendinizi vurursunuz. Yokuş aşağı sokak size şakalar yapar. Koşturmaya çalışır. Siz de koşmak istemezseniz, minik minik adımlar atarsınız ona inat.</p>
<p>Yabancı sokaklardan geçerken, sokağın sakinleri sizi yabancılayarak bakar. Kim bu? Yeni mi taşındı? Neden buradan geçiyor? diyorlar  gibi bir duyguya kapılırsınız. Hafif tedirgin olursunuz.</p>
<p>Yağmur sonrasında ıslak sokaklarda yürümek de çok güzel olur. Yağmurdan oluşan su birikintilerine basmamak için akrobasi hareketleri yaparsınız. Sokaklardan fazla da araba geçmez. Geçse de dar sokakta sağa çekilip arabanın geçmesi için yol verirsiniz. Sürücü ile gözgöze gelirsiniz. Sakin ve iyi huylu biri ise size hafiften gülümser. Siz de ona karşılık verirsiniz.  Yok aksi ise zaten daha önceden &#8220;cırt cırt&#8221; diye kornaya basar, düşüncesizce. Hasta mı var, çocuk mu uyuyor diye incelikler aklına dahi gelmez.</p>
<p>Severim sokakları… Bu kadar neden yeter mi?</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/01/26/izmirin-sokaklarina-dair/&title=İZMİR'İN SOKAKLARINA DAİR&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/01/26/izmirin-sokaklarina-dair/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KARŞIYAKA VAPURU; GAZETE, ÇAY, SİMİT</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/01/25/karsiyaka-vapuru-gazete-cay-simit/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/01/25/karsiyaka-vapuru-gazete-cay-simit/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2009 14:01:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilüfer Veldet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Veldet]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül Vapuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eski gazetelerden neler yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Gevrek]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[Konak]]></category>
		<category><![CDATA[Martı]]></category>
		<category><![CDATA[Simit]]></category>
		<category><![CDATA[Vapur keyfi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2568</guid>
		<description><![CDATA[

Bu üçlemeyi severim. Pardon dörtlemeyi. Hem de ne sevmek… İsterseniz gazeteden başlayalım. İllaki gazeteyi gazeteden okumalı diyorum ben, nassı yani? diyorsunuz siz. Alternatif olarak internetten okumak var ki, hiç hoşuma gitmeyen beni sinir eden bi olaydır. Hele o tam okurken her şeyin sıfırlanıp tekrardan bütün boşlukların dolması bölümüne pek çok sinir olmaktayım İzmirlife.com sitesinin pek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/01/25/karsiyaka-vapuru-gazete-cay-simit/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F01%2F25%2Fkarsiyaka-vapuru-gazete-cay-simit%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22KAR%C5%9EIYAKA%20VAPURU%3B%20GAZETE%2C%20%C3%87AY%2C%20S%C4%B0M%C4%B0T%22%20%7D);"></div>
<p>Bu üçlemeyi severim. Pardon dörtlemeyi. Hem de ne sevmek… İsterseniz gazeteden başlayalım. İllaki gazeteyi gazeteden okumalı diyorum ben, nassı yani? diyorsunuz siz. Alternatif olarak internetten okumak var ki, hiç hoşuma gitmeyen beni sinir eden bi olaydır. Hele o tam okurken her şeyin sıfırlanıp tekrardan bütün boşlukların dolması bölümüne pek çok sinir olmaktayım İzmirlife.com sitesinin pek değerli okuyucuları. O anda car car söylenmekteyim.<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-2570" style="border: 3px solid black; margin: 5px 0;" title="KARŞIYAKA VAPURU; GAZETE, ÇAY, SİMİT" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/01/karsiyak-vapuru.jpg" alt="" width="550" height="367" /><br />
Gazete illaki; mürekkebinin kokusu hissedilerek, sayfaları hışır hışır çevrilerek, bilmecesi çözülerek okunmalı. Tamam netten bedava okuyoruz ama gerçek gazeteyi de yabana atmayalım. Okuyoruz ondan sonra çöpe mi atıyoruz?</p>
<p>Burada koskoca bir hayırrrr diyorum ve başlıyorum anlatmaya. Eski gazetelerden neler yapılır. Çilingir sofralarına masaörtüsü olur. Cam bezi, yazın mısırcılara, dondurmacılara şepkeee olur. Kesekağıdı olur. Yeni yıkanmış arabaya paspas, camsız pencereye cam, perdesiz cama perde, badana yaparken yerlere boya sıçramasın diye koruyucu olur.</p>
<p>Gazetenin tek geçtiğim sayfası (okumadığım) spor sayfasıdır. Ehhh o sayfada tarafımdan okunmasın, eksik kalsın olur mu? Bence olur…</p>
<p>Gazetenin en okunası mekânı neresidir? Her zaman mümkün olmasa da vapurdur. Hele bir de İzmir’in en güzel vapuru “9 Eylül” e denk gelirseniz. Mevsim baharsa, gazetenizi alıp iskeleye gidersiniz. Diğer yolcularla vapuru beklersiniz. İnsanlar birikir de birikir. Kapılar açıldığında hiç kimse yürüyerek gitmez. Amuda kalkıp mı giderler diyeceksiniz. Yine kocamannn bi hayırrr. Herkes hurrrraaaa koşturarak gider. Amaç bellidir. Güvertede yer kapmak.</p>
<p>Ohh kaptık yerimizi. Gazetemizi aldık. Aaaa unuttum simitte aldık. Güvertede güzel bi yere oturduk, gazetemi açtım. Biraz okumaya başladığım sırada çaycı geçer. Çay içmek lazım. İçmemek başağrısı yapar. Gazetem çıkan imbat rüzgarında hoppala zıppala “rap” yapmaya başlarken,  ben onu okumaya çalışırım. Bi yandan da çayımı höpürdetirim. Simit yemem. Onu kendime almadım. Çocukken en kolay çizdiğim (m) harfi şeklinde olan martılara atarım. Atmazsam ne olur? Peşime takılırlar, sanki ben simit satıcısıymışım gibi arkamdan sürü halinde “simit, simittt, simitçiii baksana, bi simit atsana” diye carıldarlar. İçimden söylenirim “iyi bi de bağarayım simitçiii, simitçi geldi” diye. Ama carıldaklara bağırmana gerek yoktur. Onlar ekmeklerini yolculardan çıkarırlar. Konak Karşıyaka arasında sefer yapıp dururlar. Kimbilir günde kaç kez kanat çırparlar, kaç sorti yaparlar.  Atarım simitlerini lokma lokma. Birazdan içeride satışını yapmış olan “şu elimde görmüş olduğunuz; bıçak, limon sıkacağı” satıcısı gelir. Ondan da çok masrafa girerek 1 teleye, mutfak aleti alırız.</p>
<p>Carıldak martılarla satıcı, dikkatimizi dağıtmıştır, çoktan. Bu sefer demirlere yaslanıp, küçüklüğümden kalma oyunumu oynamaya başlarım. O sırada kimse benim oyun oynadığımı bilmez. Sanırlar ki “karadenizde gemilerim batmış.” Oysa ben vapurun denizi atlas bi çarşafı yırtıp da, püsküllenen iplerine benzeyen beyaz köpüklerden birini tutarım. Tuttuğum köpük inanılmaz bi hızla geçmişte kalır. Bir an  bakarım. Bi süre sonra görünmez olur.  O zaman başka köpüğü tutarım. Başka, başka, başka, oyunlar oynarım.</p>
<p>Otururum biraz. Bacaklarımı demirlere uzatırım. Güneş ve rüzgâr yüzümde dans eder. Tam onun keyfini çıkarırken bi ses duyulur. Vuuutttt.</p>
<p>Vapur da Karşıyaka iskelesine yanaşırrrr…</p>
<p><strong><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/nilufer-veldet/">Nilüfer VELDET</a></strong></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/01/25/karsiyaka-vapuru-gazete-cay-simit/&title=KARŞIYAKA VAPURU; GAZETE, ÇAY, SİMİT&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/01/25/karsiyaka-vapuru-gazete-cay-simit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

