<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>izmirLife - izmir kent günlüğü &#187; Fatma Tezcan</title>
	<atom:link href="http://www.izmirlife.com/category/fatma-tezcan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.izmirlife.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 14:45:27 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>&#8220;Deniz&#8221; di adı.</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/04/30/deniz-di-adi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/04/30/deniz-di-adi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 19:44:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Gezmiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3151</guid>
		<description><![CDATA[

Gezmiş’in de bir hikayesi vardı.
“Deniz” di adı. Dalgalar gibi durmak nedir bilmez, taşları yayvanlaştıran, aşındıran kuvveti vardı. Düşünce dehlizlerine aydınlığın umudu ışık verirdi. Aydınlıktı Deniz’in düşleri, emperyalist düşüncenin karanlığına karşı. Faşist düşüncelere karşı aydınlıktı. Kardeşlikti çağrıları. Yolunda her zaman kararlılıkla ve inançla yürüdü.
“Deniz” di adı. Sevgi bakışlarındaydı. Yufka yüreklilerdendi. Selvi boyluydu, yakışıklıydı. İsteseydi diplomalarını yeşil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/04/30/deniz-di-adi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F04%2F30%2Fdeniz-di-adi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%5C%22Deniz%5C%22%20di%20ad%C4%B1.%22%20%7D);"></div>
<p><img class="size-medium wp-image-3152 alignleft" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="Deniz Gezmiş" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/04/250px-deniz_gezmis_portr.jpg" alt="" width="250" height="186" />Gezmiş’in de bir hikayesi vardı.</p>
<p>“Deniz” di adı. Dalgalar gibi durmak nedir bilmez, taşları yayvanlaştıran, aşındıran kuvveti vardı. Düşünce dehlizlerine aydınlığın umudu ışık verirdi. Aydınlıktı Deniz’in düşleri, emperyalist düşüncenin karanlığına karşı. Faşist düşüncelere karşı aydınlıktı. Kardeşlikti çağrıları. Yolunda her zaman kararlılıkla ve inançla yürüdü.</p>
<p>“Deniz” di adı. Sevgi bakışlarındaydı. Yufka yüreklilerdendi. Selvi boyluydu, yakışıklıydı. İsteseydi diplomalarını yeşil binlikler getiren bir senet gibi kullanırdı. Parolası eşitlik, özgürlüktü.</p>
<p>“Deniz” di adı. Küçücük yüreklerin aç kalmamasıydı derdi, çıplak ayaklarıyla koşup oynamamalarıydı. Babalarının karın tokluğuna çalışmamasıydı. İşçinin emeğinin hakkını almasıydı. Herkesin eğitim, sağlık hakkından parasız yararlanmasını istemesiydi.</p>
<p>“Deniz” di adı. İstediği Türk ve Kürt halklarının kardeşliğiydi. Uğraşı hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adınaydı. Bağımsızlık Mustafa Kemal’den armağandı.</p>
<p>“Deniz” di adı. Yoksulluğun büktüğü ellere uzandı. Adana’da pamuk işçilerinin yaralı ellerini sarmak istedi. Savaşı Giresun’da yoksul köylüler, Ege’de tütün işçileri, Doğu’da topraksız köylüler içindi.</p>
<p>“Deniz” di adı. Yüreklere kıvılcım olmuştu. Bu kavgaya kendi canını kaybedeceğini bile bile girmişti. Mücadelesi insanca yaşam içindi.</p>
<p>“Deniz” di adı. Yüreği işçilerle birlikte atardı. En güzel yıllarını, gençliğinin baharında yanında yer alan toplum için vermişti.</p>
<p>“Deniz” di adı. Emperyalist, faşist düşüncelere karşı olduğunu söylediğinde komünist olarak suçlandı.</p>
<p>“Deniz” di adı. Ellerine ve ayaklarına prangalar vuruldu ve bir gece sabaha karşı idam sehpasına çıkarıldı. Yağlı kementlere mezar toprağı gibi taze bedenini, mezar taşı gibi dimdik boynunu korkmadan uzattı.</p>
<p>“Deniz” di adı. 6 Mayıs 1972′de Ankara Kapalı Cezaevinde idam edildi.</p>
<p>“Deniz” di adı. “Deniz” di.</p>
<p>Gezmiş’in de bir hikayesi vardı.</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/04/30/deniz-di-adi/&title="Deniz" di adı.&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/04/30/deniz-di-adi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklar</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/04/19/cocuklar/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/04/19/cocuklar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 17:59:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3125</guid>
		<description><![CDATA[

Dünyadaki savaş, terör, açlık gibi olaylar hala yaşanmakta ve yaşatılmakta. TÜkenmeden, çözüm bulunmadan kendi kaderlerine bırakılmış insanlar, gelecek korkuları bizim korkularımızdan kat ve kat fazla, hiç umutları olmayan, hergün yakınlarının ve kendilerinin ölebileceği korkusuyla sefil bir yaşam sürmek. Peki ya onlara bu yaşamı sürdüren insanlar rahat yataklarında uyuyorlar.
O yörelerdeki çocuk fotoğraflarını görüp hep etkilenmiş hep [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/04/19/cocuklar/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F04%2F19%2Fcocuklar%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C3%87ocuklar%22%20%7D);"></div>
<p>Dünyadaki savaş, terör, açlık gibi olaylar hala yaşanmakta ve yaşatılmakta. TÜkenmeden, çözüm bulunmadan kendi kaderlerine bırakılmış insanlar, gelecek korkuları bizim korkularımızdan kat ve kat<span id="more-3125"></span> fazla, hiç umutları olmayan, hergün yakınlarının ve kendilerinin ölebileceği korkusuyla sefil bir yaşam sürmek. Peki ya onlara bu yaşamı sürdüren insanlar rahat yataklarında uyuyorlar.</p>
<p>O yörelerdeki çocuk fotoğraflarını görüp hep etkilenmiş hep üzülmüşüzdür. Çocuklar yinede objektiflere gülen gözlerle bakmasını bilen, belki de bu acıların, ızdırapların neden yaşandığından habersiz, bu savaşın, terör lanetinin içinde de olsa oyun bulabilen yegane varlıklar olmuştur. Şiddetin sebebini bilmeyen, bilmek de istemeyen şaşkın bakışlarında, dudaklarında tebessümü objektife gülmektedir öylece. O bakışlar o kadar çok şey anlatır ki; insan olan insana &#8221; Dünyada oyunlar var. Niçin bu öfke, şiddet?&#8221; der. Öylece çakılırsınız o gözlere!</p>
<p>Bir çocuğu ne zaman gülerken görsek biz yetişkinlerde mutlu oluruz. Halbuki Filistin&#8217;de çocuklar savaş yüzünden ölüyor ve öldürülüyor. Afrika&#8217;daki çocuklar açlıktan ölüyor. Bizim çocuklarımız şımarıklık yapabiliyor, &#8220;Köpekten veyahut kediden korkuyorum.&#8221; diyebiliyorken, o yöredeki çocuklar hergün gürültülerle uyuyor, uyanıyor.<br />
Dinamiti ve daha güçlü patlayıcı maddeleri geliştiren İsveçli kimyacı, sanayici ve mühendis olan Alfred Nobel bile bu düşünceyle, masum insanlar ölsün, öldürülsün dahası çocuklar zarar görsün diye üretmedi. Zaten insanoğlunun bu amaçla kullanacağını bilseydi eminim buluşunu yok eder, geleceği kirletmesine izin vermezdi.</p>
<p>Dünyada çocukların işlediği suç oranları katlanarak artmaktadır. Çocuklara uygulanan şiddet ve cinsel taciz, tecavüz, istismar vakaları da her geçen gün katlanıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde belli bir gelir ve eğitim düzeyindeki insanlar bile çocuk porno görüntüleri izlemekten, izlettirmekten, pazarlamaktan tutuklanıyor. Bunları gerek yerel gazetelerde gerekse dünya basınından izliyor ve okuyoruz. Suç unsurunu oluşturan çocuğa yönelik bu ağır suçun bedeli, kanunda ağır cezalarla belirlenmiş olsa da caydırıcı olmadığı, çocuğa yönelik bu çirkin saldırıların artmasından da bellidir.</p>
<p>Çocuklar savaşta en çok zarar gören mağdurlardır.</p>
<p>Çocuklar fiziksel ve cinsel istismara en çok maruz kalanlardır.</p>
<p>Çocuklar kolayca suça teşvik edilen, rahatlıkla suça itilenlerdir.</p>
<p>Çocuklar yaşam standartların içinde yaşaması gerekirken dışında unutulanlardır.</p>
<p>Çocuklar dünyada ikinci planda yer aldığı düşünülenlerdir.</p>
<p>Çocuklar gözardı edilen dünya sorunlarında en çok mağdur olan insanlardır.</p>
<p>Üzülerek yazıyorum ki;</p>
<p>Çocuklar bir hiç uğruna kolayca harcanabilenlerdir.</p>
<p>Ulu önder Atatürk&#8217;ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8217;nın yaklaştığı şu günlerde onun bir sözünü paylaşmak istiyorum.</p>
<p>&#8220;ÇOCUKLAR GELECEĞİMİZİN GÜVENCESİ YAŞAMA SEVİNCİMİZDİR, BUGÜNÜN ÇOCUĞUNU YARININ BÜYÜĞÜ OLARAK YETİŞTİRMEK HEPİMİZİN İNSANLIK GÖREVİDİR.&#8221;</p>
<p>&#8220;Çocuklar bugünün küçükleri, yarının büyükleridir.&#8221;</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/04/19/cocuklar/&title=Çocuklar&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/04/19/cocuklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz Türkler cool insanlarız!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/04/05/biz-turkler-cool-insanlariz/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/04/05/biz-turkler-cool-insanlariz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 16:40:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3072</guid>
		<description><![CDATA[

Son zamanlarda cool olma, cool takılma tek derdimiz oldu. Hip kelimesi cool kelimesinin eşanlamlısı olduğunu biliyorsunuz. Hippilerde buradan geliyor zaten. Cool çoğu gazete ve köşe yazarı tarafından karizmatik, havalı şeklinde çeviriliyor.
&#8220;Cool-Bir Tavrın Anatomisi&#8221; adlı kitapta Dr. Pountian ve Dr. Robins, Afrika kültürlerinden başalyıp James Dean&#8217;dan bitirip bu işi çözmeye çalışmışlar.
Kitaba dayanarak söyleyebileceğim; Türklerin cool olmasının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/04/05/biz-turkler-cool-insanlariz/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F04%2F05%2Fbiz-turkler-cool-insanlariz%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Biz%20T%C3%BCrkler%20cool%20insanlar%C4%B1z%21%22%20%7D);"></div>
<p>Son zamanlarda cool olma, cool takılma tek derdimiz oldu. Hip kelimesi cool kelimesinin eşanlamlısı olduğunu biliyorsunuz. Hippilerde buradan geliyor zaten. Cool çoğu gazete ve köşe yazarı tarafından karizmatik, havalı şeklinde çeviriliyor.<br />
&#8220;Cool-Bir Tavrın Anatomisi&#8221; adlı kitapta Dr. Pountian ve Dr. Robins, Afrika kültürlerinden başalyıp James Dean&#8217;dan bitirip bu işi çözmeye çalışmışlar.<br />
Kitaba dayanarak söyleyebileceğim; Türklerin cool olmasının sebebi tamamen bizim Türk olmamızla alakalı ne yazık ki.</p>
<p>Gelin birlikte kitabı analiz edelim:<br />
&#8220;Cool-Bir Tavrın Anatomisi&#8221; nde bir insanı veya kavramı cool yapan en önemli özelliklerin başında &#8220;kurallara uymamak, asi ve muhalif olmak&#8221; yer alıyor.<br />
Bu konuda hiç derdimiz yok çok şükür. Her Türk insanı &#8220;Kurallar çiğnenmek içindir.&#8221; baskılı tişörtlerle rahatlıkla dolaşabilir.</p>
<p>&#8220;Buraya çöp atmayınız, &#8221; veyahut &#8220;Buraya çöp atan eşşektir, &#8221; yazılarının altında genellikle birkaç torba çöp bulunur. &#8220;Denize girmek tehlikeli ve yasaktır, &#8221; tabelalarının yanında yurdum insanının don, kilot vaziyetinde yüzme ya da dalış antrenmanları yapan insanlarımız, çocuklarımız olur.</p>
<p>Gördüğünüz binaların yarısı kaçaktır.</p>
<p>Otobüslerde ve toplu taşıma araçlarında genelde &#8220;Cep telefonlarınızı lütfen kapayınız, &#8221; şeklindeki yazıları, ikazları dikkate almayız. Hatta öyle ki; telefonu çalan arkadaşın sesli, bağıra bağıra konuşmasını dinleriz genelde. Hastahanelerde; &#8220;Hastaları rahatsız etmeyiniz, &#8221; şeklinde uyarıları hatta bize sus işareti yapan hemşire resmine bile sırıtarak umursamaz, vakar, yürüyüşüyle ses çıkararak hastalara illa ki rahatsızlık veririz.</p>
<p>Trafik ışıkları ne ola ki? Kırmızı da dur, yeşil de geç. İşimiz çok yoğun, herzaman acelemiz vardır. Bekleyemeyiz ışıkları. İlkokulda uyguladıklarımız yeter de artar bile. Türkiye&#8217;de trafik kuralları şaka gibi zaten.</p>
<p>Türkiye muhtelemen dünyanın en çok kuralına sahip en az kuralına uyulan ülkesidir.</p>
<p>Cool olmanın ikinci gereği, özellikle 60&#8242;lı, 70&#8242;li yıllardaki gençliği saran orta sınıf hayat, aile, işle ilgili endişelerden uzak olmak. Yani ev alalım, araba alalım, sigorta yaptıralım çok banal bulunuyor cool insanlarca.</p>
<p>Birikmiş paranın ekonomik krizlerle eriyip tükendiği, sigortanın ve sağlık güvencesinin yıllarca mizah malzemesi edildiği Türkiye&#8217;de bu konuda korkulu rüyalar görmüyor insanımız.</p>
<p>Biz bunları milletçe çok önceden aştık ve bir türlü toparlayamadığımızda bırakalım, dağınık kalsın dedik.</p>
<p>Yani geleceğe güvenle bakmaya çalışmak cool insanlarca banal olduğuna göre mecburen bu konularda da cool olduk.</p>
<p>Kitaba göre bir diğer cool olmanın özelliklerinden bir tanesi de cinsel maceraperestlik ve maçoluk. Bunda da hiç bir eksiğimiz yok çok şükür. AIDS için bile &#8220;Biz Türk&#8217;üz birşey olmaz.&#8221; diyebilen insanlarız.</p>
<p>Caka satma tavrını yansıtan Amerika zencilerinin 60&#8242;lı yıllarda cool yürüyüş tarzı olarak benimsenen yürüyüş şekli bile kitapta anlatılmaya çalışılmış.</p>
<p>&#8220;Gövdenin üst kısmı ve belden aşağısı ayrı ayrı sallanırken, baş sabit tutulur, gözler ise dümdüz karşıya bakar, kalça hafif kıvrılır. Bu yürüyüş oldukça yavaştır.&#8221;<br />
Tanıdınız mı? Verin genç, baba delikanlılarımızın eline tesbih.<br />
Oldu mu? Yere bakan, yürek yakan mahalle delikanlısı!<br />
Bizim coolluk genlerimizde, vucüt dilimizde var. Elimizde değil bizler cool insanlarız.</p>
<p>Ama kitap coolluğun vazgeçilmezliğini şu noktayı tanımlayarak koyuyor. &#8220;Cool&#8221; insan kaygısızdır, çabasızdır, serinkanlıdır. Duygularına, paniğe kapılmaz, ölümden korkmaz. Tehlikeler konusunda umursamazdır! Tıpkı James Dean gibi. Mesela Rus ruleti oynarken, korkmayan, terlemeyen inadına gülümseyen adamdan daha cool bir şey var mıdır?</p>
<p>Elbette vardır.</p>
<p>Bir ülkenin bakanının, canlı yayın televizyonlarının karşısına çıkıp, inadına gülümseyerek, terlemeden, radyasyonlu çay içmesinden daha cool ne olabilir?<br />
Biz coolluğumuzu ülkemiz bakanıyla tasdiklemişiz zamanında. James Dean da kimmiş?</p>
<p>Kİtapta bir husustan daha bahsedilmiş. &#8220;Aristokratik ve ırksal kibir.&#8221; O bizde yok malesef.</p>
<p>Ama &#8220;Bir Türk dünyaya bedel&#8221;.</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla&#8230;</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/04/05/biz-turkler-cool-insanlariz/&title=Biz Türkler cool insanlarız!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/04/05/biz-turkler-cool-insanlariz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seçim sonrası kısa bir öykü&#8230;</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/03/30/secim-sonrasi-kisa-bir-oyku/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/03/30/secim-sonrasi-kisa-bir-oyku/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2009 09:57:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3067</guid>
		<description><![CDATA[

Selamun Aleyküm! Ben geldimmm&#8230;
Görüyorum. Hoş geldin!
Nasılsın Ağabey?
İyim ya sen?
Bende iyim çok şükür ağabey, sağ olasan. Nasıl gidiyor?
Nasıl gitsin? Bir koşuşturmadır; devam ediyoruz.
Yapma be! Hep aynı desene.
Değişen bir şey yok. Haklısın hep aynı.
Tatile gidecek misiniz?
Ne tatili? Borçlardan bir yere kıpırdayamıyoruz. Bizim hanım sinemayı, tiyatroyu bile bıraktı. Bana da sigarayı bırak diye bağırıyor. Biliyorsun ben o veleti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/03/30/secim-sonrasi-kisa-bir-oyku/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F03%2F30%2Fsecim-sonrasi-kisa-bir-oyku%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Se%C3%A7im%20sonras%C4%B1%20k%C4%B1sa%20bir%20%C3%B6yk%C3%BC...%22%20%7D);"></div>
<p>Selamun Aleyküm! Ben geldimmm&#8230;</p>
<p>Görüyorum. Hoş geldin!</p>
<p>Nasılsın Ağabey?</p>
<p>İyim ya sen?</p>
<p>Bende iyim çok şükür ağabey, sağ olasan. Nasıl gidiyor?</p>
<p>Nasıl gitsin? Bir koşuşturmadır; devam ediyoruz.</p>
<p>Yapma be! Hep aynı desene.</p>
<p>Değişen bir şey yok. Haklısın hep aynı.</p>
<p>Tatile gidecek misiniz?</p>
<p>Ne tatili? Borçlardan bir yere kıpırdayamıyoruz. Bizim hanım sinemayı, tiyatroyu bile bıraktı. Bana da sigarayı bırak diye bağırıyor. Biliyorsun ben o veleti bırakamıyorum işte. ( Cebinden sigara paketini çıkarır ve yakar bir sigara.)</p>
<p>Ooooo! Ne o Albora takılıyorsun Ağabey!</p>
<p>Lan sen ne zaman benimle dalga geçmeye başladın? Bacaksız! Kırdırma bana bacaklarını!!</p>
<p>Kızma Ağabey; bak ben Altepe içiyorum.</p>
<p>Al yak bir tane.</p>
<p>Teşekkür ederim Ağabey, büyüksün. Bana çok iyiliğin dokundu.</p>
<p>Ulan hükümete de dokundu ama gel gör ki halime bak şimdi. Lüks otomobilimi sattım anasını satayım. Şu külüstüre kaldım kala kala.</p>
<p>Yapma abi be! Ben napayım? Tabanvayla gelip gidiyorum her gün işe. Külüstürü de kirletiyor üstümü yağmur yağınca cipi de. Senin gibi iyi şoför yok valla. Beni de sağolasın götürürdün evime. Bizim hanım bir sevinirdi sorma! Allah razı olsun derdi hep.</p>
<p>Neden?</p>
<p>Neden olacak? Ayaklarımı ovdurmazdım o zaman.</p>
<p>( Yüzünde bir anlık gülümseme belirdi. Eşine hayatta ayaklarını ovalatmamıştı. Acaba ovalar mıydı? diye geçirdi aklından. Ama evlendikleri günü buruklukla hatırladı. Bilemedi şimdi nedenini. Aklım çok meşgul diye düşündü sadece. Başka zaman olsa derdim dedi ve&#8230;)</p>
<p>Desene hanım benim sayemde kurtuluyormuş senin pis ayaklarını ovalamaktan&#8230;( Birbirlerine bakarak güldüler.)</p>
<p>Eeee abi n’ olecek hükümetin hali? Sen okumuş, mürekkep yalamış yutmuşsun. Hele bir deyiver.</p>
<p>Ulan bana ne soruyorsun? Mürekkep yalamışsın yalamamışsın bakmıyorlar artık. Cahil olsan da eşini al git kömür, erzak hatta para yardımı bile alırsın.</p>
<p>Sahi mi be abi?  N!olursun cahilim diye yeme beni. Eşimi alıp nereye gideyim Ağabey? ( Saf gözleri ışıl ışıldı.)</p>
<p>Ulan belediyeye hatta meclise git işte.</p>
<p>Ağabey herkes kandırdı bizi. Sende kandırma! Cahiliz belki ama hepten değiliz. Biz 16 kardeştik. Babamın<br />
2 hanımı vardı. Okuyamadım ama eşimin üzerine hanım getirmedim. Bak 20 senedir geçiniyoruz çok şükür. Açta yattık beraber. Çocuğumuz olmuyor diye onu suçlamadım. Yüce rabbimin işine sual olunmaz ama ben zaten bakamayacağım, eğitemeyeceğim çocuğum olsun istemezdim.</p>
<p>Biliyor musun? Ağabey hükümet bizim köye sadece seçim zamanlarında gelirdi. Babamlan birlikte giderdik, babam adımı bilmezdi Ağabey. Senin gibi lan, ulan derdi, bol bol söver sayardı. Bende sövüyorum Ağabey. Çocuğum olsa sövmezdim, sille vurmazdım ona.</p>
<p>Ağabey biz varoşuz. Ama ben okuma yazma bilmesem de memleket meselelerini duyuyor, haberlerde dinliyorum. Okuma yazma bilme senin gibi adamlardan öğreniyorum her bir şeyi. Öğrenmenin yaşı yoktur dedim aldım elime alfabe kitabını belediyenin okuma yazma kursuna yazıldım. Askerde öğreniyorlar şimdiki bizim oranın delikanlıları hala doğru düzgün okul yok.</p>
<p>Ağabey ağa kısmısı hala var. Büyük şehirlere göç desen öyle. Bende bu yüzden geldim buraya ama gel gör ki para kalmıyor bana. Cahiliz diye sen bari kandırma beni.</p>
<p>Haklısın bakma sen bana. Hadi gel seni evine bırakayım benim külüstürle. Hanımın yine &#8220;Ohh!&#8221; desin.</p>
<p>Sağol Ağabey zahmet etmeyesen. Benim hanım hasta zaten. Üşütmüş mü ne? İlaç almaya gidiyordum eczaneye.</p>
<p>Geçmiş olsun. Nesi varmış? Doktora götürdün mü?</p>
<p>Ne doktoru be Ağabey! Dalga mı geçiyorsun yine yoksa benlen? Doktora bir sürü para mı verelim ev kirasını ödemezsem evden atarlar bizi. Çalıştığım para belli, harcandığı yer belli.</p>
<p>Olmaz öyle şey. Hadi beraber gidelim de hanımı doktora gösterelim. Ben alırım ilacını filan.</p>
<p>Ağabey allah razı olsun ama seninde borcun var. ( Gözleri yaşarmıştı.) Bizim oralarda hastahanede yoktu. Sağlık ocağı da. Biz alışmışız sefalete. Doktor lüküs asıl bizim için.</p>
<p>Olmaz öyle! Ağabeysem dinleyeceksin sözümü. Demin kusuruma bakma.</p>
<p>Ne kusuru Ağabey? Ne kusurun olacak? Sağol.</p>
<p>Hadi gidelim hanımını alalım. Doktora gösterelim bir.</p>
<p>Ama… ( Ağzını açacak oldu….)</p>
<p>Aması maması yok. Ağabeysem dinle sözümü. Cahil diyorum sana ama akıllısın lan.</p>
<p>Sağol Ağabey. Okumayı da öğrendim zaten. Gazetedeki büyük yazıları okuyabiliyorum. ( Yürümeye başlamışlardı ikisi yan yana.)</p>
<p>Aferin sana lan.</p>
<p>(Yürürlerken birisinin yüreğinde bir şeyler öğrenmenin sevinci, diğerkinin yüreğinde yardıma ihtiyacı olsa da bunu dile getirmeyen bir insana yardım edebileceğinin sevinci vardı.)</p>
<p>Bin bakalım benim külüstüre. ( Arabaya bindiler ve külüstürün egzosuna, sohbetlerini katarak yollarını çizdiler.)</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/03/30/secim-sonrasi-kisa-bir-oyku/&title=Seçim sonrası kısa bir öykü...&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/03/30/secim-sonrasi-kisa-bir-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlar</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/02/27/insanlar/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/02/27/insanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 21:43:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>
		<category><![CDATA[Birey ve davranış]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2882</guid>
		<description><![CDATA[

Önce çocukluğumuzu istediler. Mızıkçılık ettik. &#8220;Vermem&#8221; dedik,  &#8220;Çocukluğumuzu elimizden alamazsınız.&#8221;
İlk başlarda alamadılar da. Ama sonra kocaman oldun dediler. &#8220;Çocuklar gibi koşup oynayamazsın.&#8221; diyip toplarımızı patlattılar, bebeklerimizi elimizden aldılar. Kilden yaptığımız mutfak eşyalarını parçaladılar, kırdılar, dağıttılar.
Kestikleri kavak ağaçları yeşersin,  büyüsün diye suluyorken güldüler. Büyür büyümez tekrar kestiler ağaçları.
İyileştirdiğimiz serçe yavrularının uçuşunu seyredemeden azat ettiler.
Sahipsiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/02/27/insanlar/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F02%2F27%2Finsanlar%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0nsanlar%22%20%7D);"></div>
<p>Önce çocukluğumuzu istediler. Mızıkçılık ettik. &#8220;Vermem&#8221; dedik,  &#8220;Çocukluğumuzu elimizden alamazsınız.&#8221;</p>
<p>İlk başlarda alamadılar da. Ama sonra kocaman oldun dediler. &#8220;Çocuklar gibi koşup oynayamazsın.&#8221; diyip toplarımızı patlattılar, bebeklerimizi elimizden aldılar. Kilden yaptığımız mutfak eşyalarını parçaladılar, kırdılar, dağıttılar.</p>
<p>Kestikleri kavak ağaçları yeşersin,  büyüsün diye suluyorken güldüler. Büyür büyümez tekrar kestiler ağaçları.</p>
<p>İyileştirdiğimiz serçe yavrularının uçuşunu seyredemeden azat ettiler.</p>
<p>Sahipsiz köpekleri eve getiriyoruz diye azarladılar. &#8220;Ben onları bırakmayacağıma söz verdim&#8221; dediğimiz halde dinlemediler, sokağa attılar. &#8220;Benim onlara sözüm var.&#8221; demeye çalışınca susturdular.</p>
<p>Büyüğün küçüğe haksızlık etmesine dayanamadık bir çoğumuz. Küçüğü arkamıza aldık. &#8220;Önce ben. &#8221; diyince. &#8220;Sen karışamazsın. &#8221; dediler.</p>
<p>Bütün çocuklar biraraya geliyor diye bağırdılar. &#8220;Sadece oynuyoruz. &#8221; diyince hep &#8220;Başka yerde oynayın, çok ses çıkarıyorsunuz, başımız şişti. &#8221; dediler. Başka yerlerde oynamaya başlayınca ya oradan da aynı sebeple dışlandık ya da &#8220;Çok uzaklaşıyorsunuz.&#8221; diye uyarıldık.</p>
<p>Eve geç saatlerde geliyoruz diye ikaz edildik. &#8220;Cadılar bu saatlerde çocukları topluyor, kötülük ediyorlar. &#8221; dediklerinde ürktük. Ama yine de oyunlarımıza engel olamadı bu söylenenler.</p>
<p>Çocuk olmanın öz güvenini ve cesaretini almaya çalıştılar. Engel olmak istedik. Olduk da kimi zaman. Ama kırmaya çalıştılar bunları alamadıkları için.</p>
<p>Ciddiyetimizi almaya çalıştılar ve bu sefer başardılar da bir nebze. Oyunu ciddiye almayan, kazanmak için çabalamayan bir çocuk gördünüz mü siz hiç hayatınızda. &#8220;Bir yetişkin ciddi davranışlarda bulunmalıdır. &#8221; dendikçe kuralların içinde hapsolduğumuzu düşünmedik mi? Özgürlüğümüzün kısıtlandığını, dahası belli kalıplar içine kıstırılmaya çalıştığımızı düşündürmedi mi tüm bu yapılanlar?</p>
<p>&#8220;Eğitim&#8221; dediler ezbere klişeleşmiş fişleri verdiler ilk olarak elimize. &#8220;Ali ata bak. Veli topu at. &#8221; dedik. &#8220;Derste dersle ilgilenmelidir sadece.&#8221; dediler düş gücümüzü zehirler gibi ne dışarıdaki hayattan bahsettiler ne de &#8220;Ne olmak istiyorsun büyüyünce?&#8221; diye sordukları sorulara yönelik hiçbir çaba içine girmediler.</p>
<p>Düşlerimizi istediler. &#8220;Vermeyiz işte düşlerimizi.&#8221; diye itiraz ettik. Hatta bağırdık sesimizin yettiğince. Yine dinlemediler. &#8220;Böylesi daha hayırlı&#8221; dediler. &#8220;Sizin hayatınız mevzu bahis değil ki&#8230;&#8221; diye karşı çıkacak olduk. Bu seferde onların şiddetli itirazlarına maruz kaldık.</p>
<p>Büyümeyi öğütleyenler aslında hep küçük bıraktılar. Savunmasız, cesareti kırılmış, özgüvenden yoksun olmamamızı istediler. Ama yöntemleri karıştırdılar hep birbirine.</p>
<p>Geriye bıraktıkları şey kırgınlıklara ve kızgınlıklara çabucak sahip olabilen kişiler oldu. Yığınlar halde bir kitle yarattılar. Ne kendilerinin istediği bir birey ne de gerçekte olmasını istedikleri gibi birey topluluğu yaratabildiler. Karmaşa yarattılar.</p>
<p>Gerçeğe de yalana da uzak.</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/02/27/insanlar/&title=İnsanlar&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/02/27/insanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzlemeniz Gereken Bir Belgesel</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/02/21/izlemeniz-gereken-bir-belgesel/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/02/21/izlemeniz-gereken-bir-belgesel/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 11:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>
		<category><![CDATA[açlık]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[pagan dini]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Zeistgeist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2843</guid>
		<description><![CDATA[

Genelde sinema hakkında yazıp çizmem. Ama izlemeniz gereken bir belgeselden bahsetmek istiyorum sizlere. Biraz uzun kabul ediyorum ama gözlerinizdeki perdeyi aralayacağına ve oradan içeriye gireceğine eminim. Aslında belgeselin özünde kurum ve kuruluşların dünyadaki kıt kaynaklarını elinde tutması, bu kaynakların bu kurumlar tarafından tekelleştirmesini ekonomi ve ticaret esaslarıyla anlatmış.
Okuduğum ekonomi dersindeki kuramlar bu belgeseli izlerken çivi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/02/21/izlemeniz-gereken-bir-belgesel/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F02%2F21%2Fizlemeniz-gereken-bir-belgesel%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0zlemeniz%20Gereken%20Bir%20Belgesel%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2850" style="border: 3px solid black; margin: 5px 10px;" title="Zeitgeist" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/02/zeitgeist.jpg" alt="" width="200" height="267" />Genelde sinema hakkında yazıp çizmem. Ama izlemeniz gereken bir belgeselden bahsetmek istiyorum sizlere. Biraz uzun kabul ediyorum ama <span id="more-2843"></span>gözlerinizdeki perdeyi aralayacağına ve oradan içeriye gireceğine eminim. Aslında belgeselin özünde kurum ve kuruluşların dünyadaki kıt kaynaklarını elinde tutması, bu kaynakların bu kurumlar tarafından tekelleştirmesini ekonomi ve ticaret esaslarıyla anlatmış.</p>
<p>Okuduğum ekonomi dersindeki kuramlar bu belgeseli izlerken çivi gibi çaktı beynime diyebilirim. Kuramlara isimlerini verenler hiç de yabancı değildi bana. Gözlerinizi gerçeğe açın diye başlayan bir belgesel değil kesinlikle. Ekonomi anlatımlarında sıkılmamaya çalışın. Ekonomi bir çok insanın nasıl ilgisini çekmiyorsa çoğu zaman benim de ilgi alanımın dışında kalıyor.</p>
<p>Belgeselin adı Zeitgeist yönetmeni ise Peter Joseph. Peter Joseph&#8217;in bu belgeseli ilk defa Google Video üzerinden yayınlanmış daha sonra üzerine çektiği ilgi nedeniyle dünya çapında bir çok festivallerde gösterilmiş.</p>
<p>İnsanların büyük şirketler, kurumlar ve hükümetler tarafından nasıl kontrol altına alındığını, manipule edildiğini anlatan Zeitgeist: The Movie isimli belgesel, 3 bölümden oluşuyor.</p>
<p>İlk bölüm “The Greatest Story Ever Told”da, eski Pagan inanışlarından günümüze kadar din olgusunu ve insanlar üzerindeki etkisi ele alınıyor.</p>
<p>2. Bölüm olan “All the World&#8217;s a Stage”, bazı kanıtlar eşliğinde 11 Eylül saldırılarının Irak ve Afganistan’daki saldırıları meşrulaştırmak için Amerikan hükümeti tarafından yapıldığını iddia eden teoriler üzerine gidiyor.</p>
<p>Son bölüm “Don&#8217;t Mind the Men Behind the Curtain” ise belirli bankaların giderek zenginleştiğini ve dünya ekonomisinin önemli bir kısmını tekeline almasını anlatıyor.</p>
<p>Linklerini de aşağı yazıyorum. Şimdiden iyi seyirler! Lütfen izleyin&#8230;</p>
<p>http://video.google.com/videoplay?docid=6407999517568154752 Önce bunu seyredin.</p>
<p><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-3127984250073808259&amp;hl=en&amp;fs=true" style="width:499px;height:404px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"></embed></p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/02/21/izlemeniz-gereken-bir-belgesel/&title=İzlemeniz Gereken Bir Belgesel&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/02/21/izlemeniz-gereken-bir-belgesel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GSMH ve Madenlerin Etkileri</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/12/23/gsmh-ve-madenlerin-etkileri/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/12/23/gsmh-ve-madenlerin-etkileri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2008 21:06:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>
		<category><![CDATA[açlık]]></category>
		<category><![CDATA[Akarsu]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[altın yüzük]]></category>
		<category><![CDATA[alüminyum]]></category>
		<category><![CDATA[Alyans]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[Atık]]></category>
		<category><![CDATA[Atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[Baia MareiTisza nehri]]></category>
		<category><![CDATA[bakır]]></category>
		<category><![CDATA[bunların boyutları]]></category>
		<category><![CDATA[çinko]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik değer]]></category>
		<category><![CDATA[fakirlik]]></category>
		<category><![CDATA[gayrisafi milli hasıla]]></category>
		<category><![CDATA[hammadde]]></category>
		<category><![CDATA[hatalar]]></category>
		<category><![CDATA[israf.]]></category>
		<category><![CDATA[kırsal kesim]]></category>
		<category><![CDATA[kurşun]]></category>
		<category><![CDATA[maden işletmeciliği]]></category>
		<category><![CDATA[madencilik]]></category>
		<category><![CDATA[madenlerin dünyaya etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Makyaj malzemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Resergence]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı üreme]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[siyanür]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[Tuna nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlışlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yuh]]></category>
		<category><![CDATA[Zarar]]></category>
		<category><![CDATA[Ziynet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2402</guid>
		<description><![CDATA[

Dünya’daki ve Türkiye’deki yanlışlıklar, insanların bilerek ve umursamayarak yaptığı hatalar, görmezden geldiği olaylar, hiçbirini unutmadım. Sadece bazen iyimser olmaya çalışıyorum. İyi yönden bakmaya, bir şeylerin düzeleceğini ümit etmeye çalışıyorum. Bu suç mu? Suç, bu bile suç. Ben dünyanın ya da Türkiye’nin düzelmesi için n’apıyorum, siz ne yapıyorsunuz?
Resergence dergisinin yapmış olduğu araştırmanın sonucunu duyunca “Yuh” dedim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/12/23/gsmh-ve-madenlerin-etkileri/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F12%2F23%2Fgsmh-ve-madenlerin-etkileri%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22GSMH%20ve%20Madenlerin%20Etkileri%22%20%7D);"></div>
<p>Dünya’daki ve Türkiye’deki yanlışlıklar, insanların bilerek ve umursamayarak yaptığı hatalar, görmezden geldiği olaylar, hiçbirini unutmadım. Sadece bazen iyimser olmaya çalışıyorum. İyi yönden bakmaya, bir şeylerin düzeleceğini ümit etmeye çalışıyorum. <span id="more-2402"></span>Bu suç mu? Suç, bu bile suç. Ben dünyanın ya da Türkiye’nin düzelmesi için n’apıyorum, siz ne yapıyorsunuz?</p>
<p>Resergence dergisinin yapmış olduğu araştırmanın sonucunu duyunca “Yuh” dedim. Tüm dünyayı besleyecek kadar gıda varken dünyada her altı kişiden biri aç. Bu da ortalama her gece 840 milyon insan aç uyuyor demek. Dünya bu ayıbı ne kadar görmezden gelmeye devam edecek? Birey olarak biz ne yapabiliriz ki demeyin; tüketimlerinizi yaparken israf etmemeye dikkat etmek bile yetecektir. Tüketim ahlâkımızı yenileyerek o altı kişiyle beraber bir kişi de doyabilir değil mi? Doğayı ve kaynakları aşırı tüketimden kaçınırsak hem ülke insanı hem de gayrisafi milli hasıla oranı artmış olur.</p>
<p>Açlık ve yoksulluk dünyadaki kırsal yörelerde daha yoğun olarak yaşanmakta. Günümüzde 1.2 milyar insan mutlak bir fakirlik içerisinde günlük geliri 1 USD’dan az olarak yaşam mücadelesi vermektedir. Aynı şekilde açlık veya kötü beslenmeye maruz 852 milyon kişinin % 80′ini yine gelişmekte olan ülkelerin kırsal kesimlerinde yaşayan kişiler oluşturmaktadır.</p>
<p>Dünya kadınlarının makyaj malzemesine yaptıkları tüketim yaklaşık 80 milyon USD’dır. Sağlıklı üreme yöntemlerinin tüm dünyaya olacak olan maliyeti sadece 20 milyon USD’yi bulacaktır. Dünyada bir altın yüzük alyans için 3 ton zehirli atık çıkmaktadır. Burada biraz madencilikten bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Madencilik;</p>
<p>- Dünyadaki enerjinin yüzde 10′unu tüketen,</p>
<p>- Dünyada el değmemiş ormanların yüzde 40′ını tehdit eden,</p>
<p>- Her gün ortalama 40 madencinin ölümüne sebebiyet veren,</p>
<p>- Gayri Safi Dünya Hasılasının yüzde 1′i kadar ekonomik değer yaratan,</p>
<p>- Maden işleme esnasında atmosfere 19 milyon ton (dünya toplam emisyon hacminin yüzde 13′ü) sülfür dioksit karıştıran,</p>
<p>- Hava, su ve biyolojik çeşitlilik gibi asli doğal kaynaklarımızı önemli ölçüde tahrip eden ve insan sağlığını önemli ölçüde tehdit eden bir sektördür.</p>
<p>Madenlerin gayrisafi milli hasılaya bile katkısı yok denecek kadar azken, dünyaya verdiği zarar daha fazladır. Sektörün işlediği en belli başlı madenler, demir, bakır, çinko, kurşun, alüminyum ve altındır. Çıkarılan madenlerin büyük çoğunluğu sanayi sektörüne hammadde oluşturur. Bu sebepten dolayı madenciliğin uygar toplumların gelişimine önemli katkılar getirdiği de yadsınamaz bir gerçektir. Fakat bu madenler arasında bir tanesi var ki, hem sanayide kullanım alanı olarak çok kısıtlı bir yer tutmakta hem de çıkarılması ve işlenmesi esnasında doğaya en çok zararı o vermekte. Altın. Çıkarılan altın madeninin yüzde 80′i ziynet eşyası için kullanılmaktadır.</p>
<p>Kısacası altın;</p>
<p>- Yılda yaklaşık 2.500 ton üretilmektedir.</p>
<p>- Satışa hazır 1 ton altın elde etmek için 300.000 ton atık üretilir. Başka bir değişle altın bir alyans için ortaya çıkan atık miktarı 3 tondur. Bu atıkların çoğu siyanür ve kimyasal maddeler içerir.</p>
<p>- Siyanürle işleme yöntemi 1800′lerin sonlarında Amerikalı kimyagerler tarafından keşfedilmiş ve o tarihten beri dünyadaki tüm altın madenleri bu yöntemle işlenmiştir.</p>
<p>- Siyanür hiçbir zaman doğadan tam olarak temizlenmez.</p>
<p>- İçinde yüzde 2′lik siyanür solüsyonu olan bir tatlı kaşığı su,  yetişkin bir insanı rahatlıkla öldürebilir.</p>
<p>- 1983-1999 yılları arasında ABD’de siyanür kullanımı üçe katlayarak, 130 milyon kilograma ulaştı. Bu miktarın yüzde 90′ı altın madenciliğinde kullanılıyordu.</p>
<p>- ABD’nin batı bölgelerinde maden atıkları yüzünden bugüne kadar yaklaşık 26.000 kilometre akarsu ve nehir kirlenmiştir.</p>
<p>- 2000 yılında Romanya’daki Baia Mare madeninden 20.000 ton siyanür Tisza nehrine ve oradan Tuna nehrine kaza ile döküldü. Sonuç; 1.240 ton balık ölmüş, 2, 5 milyon insanın yararlandığı su kaynağı kirlenmişti. Bu olay Çek ve Alman parlamentosu siyanürlü altın madenciliğini yasaklamasıyla sonuçlandı.</p>
<p>- Dünyada yeraltında bulunduğu tahmin edilen altının üç katı, yani 150.000 ton altın kasalarda ve yatırımcıların çekmecelerinde bulunuyor.</p>
<p>- Bu miktar 17 yıl talebi karşılamaya yetecektir.</p>
<p>Ne yapabiliriz ki? demeyin hanımlar ve beyler; yeter ki içinizde dünya için, dünya insanları için yapabileceğiniz çok şey olabileceğini öğrenmeliyiz.</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla…</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/12/23/gsmh-ve-madenlerin-etkileri/&title=GSMH ve Madenlerin Etkileri&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/12/23/gsmh-ve-madenlerin-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Destanın Çocukları</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/12/16/destanin-cocuklari/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/12/16/destanin-cocuklari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 20:18:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale kahramanları]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale zaferi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2384</guid>
		<description><![CDATA[

Çamurun içinde yatıyor.
Alnına denk gelmiş kahpe kurşun!
Kınalı avuçları kirli,
Üstü kirli,
Hırpalanmış giysisi.
Kaldırın üşüyor.
Bari yattığı yer sıcak olsun.
Sarsın onu toprak!
Yorgan misali.
Isıtsın körpe bedenini.
Karıncalar mesken tutmuş
Süt kokusundan arınmayan
Gül yüzünü,
Göz ucunu.
Bu kadar mı erken yakalar?
Ölüm.
Anasının kuzusu…
Alın yazısı&#8230;
Korkusu&#8230;
Şaşkınlığı&#8230;
Bir dudak ayrımı.
Hayata dair ne yaşamıştı ki!
Senin topun oldu mu?
Çafçaflı, çıtalı bir uçurtman oldu mu?
Senin yavuklun oldu mu?
İpek saçlım.
Bir kız mendil mi vermişti?
Koynunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/12/16/destanin-cocuklari/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F12%2F16%2Fdestanin-cocuklari%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Destan%C4%B1n%20%C3%87ocuklar%C4%B1%22%20%7D);"></div>
<p>Çamurun içinde yatıyor.<br />
Alnına denk gelmiş kahpe kurşun!<br />
Kınalı avuçları kirli,<br />
Üstü kirli,<br />
Hırpalanmış giysisi.<br />
Kaldırın üşüyor.<br />
Bari yattığı yer sıcak olsun.<br />
Sarsın onu toprak!<br />
Yorgan misali.<br />
Isıtsın körpe bedenini.<br />
Karıncalar mesken tutmuş<br />
Süt kokusundan arınmayan<br />
Gül yüzünü,<br />
Göz ucunu.<br />
Bu kadar mı erken yakalar?<br />
Ölüm.<br />
Anasının kuzusu…<br />
Alın yazısı&#8230;<br />
Korkusu&#8230;<br />
Şaşkınlığı&#8230;<br />
Bir dudak ayrımı.</p>
<p>Hayata dair ne yaşamıştı ki!<br />
Senin topun oldu mu?<br />
Çafçaflı, çıtalı bir uçurtman oldu mu?<br />
Senin yavuklun oldu mu?<br />
İpek saçlım.<br />
Bir kız mendil mi vermişti?<br />
Koynunda kana mı bulandı?<br />
Bembeyaz mendil.<br />
Bedenin gibi.<br />
Yoksa mektup mu vermişti?<br />
Gördüğün ilk güzellik sana.<br />
Anacığının mektubunun içine<br />
Sarıvermiştin belki.<br />
İkisi yan yana olsunlar diye.<br />
Belki de ne mektup ne de mendil<br />
Alacak fırsatın hiç olmamıştı.<br />
Sokaktan geçerken bir kez<br />
Görebilmiştin sadece belki.<br />
Sevdiğini söyleyecek zamanın hiç olmamıştı.<br />
Bir gülüşüyle ya da kaçamak bir bakışıyla<br />
Yetinmiştin sadece belki.<br />
Belki de sevdiğin hiç olmamıştı.<br />
Bu kadar mı erken yakalar?<br />
Ölüm.<br />
Anasının kuzusu&#8230;<br />
Alın yazısı&#8230;<br />
Sevdası&#8230;<br />
Katrana boyanmış<br />
Kumral saçları.</p>
<p>Gece yattığında nelerin<br />
Hayalini kurardın kim bilir?<br />
Belki de hayal kurmaya<br />
Hiç fırsatın olmamıştı.<br />
En güzel hülyalarını<br />
Görmeden.<br />
Düştün toprağa.<br />
Bir metrekareye düşen<br />
6000 kahpe kurşun yağmurundan<br />
Bedenine dolan<br />
3000 kör kurşun!!!<br />
Bu kadar erken mi yakalar?<br />
Ölüm.<br />
Anasının kuzusu…<br />
Alın yazısı…<br />
Korkusu…<br />
Şaşkınlığı…<br />
Bir dudak ayrımı…</p>
<p>Ama öyle bir zafer bıraktın ki!<br />
İnsanın göğsünü kabartan.<br />
Çoşturan her defasında.<br />
Övünülecek bir tarihle<br />
Şereflendirdin ulusunu.</p>
<p>Anasının kınalı kuzusu<br />
İpek saçlısı<br />
Mahsun bakışlısı<br />
Delikanlısı<br />
On dört yaşında<br />
Toprak anasının<br />
Koynunda yatıyor.<br />
Uyu!<br />
Göremediğin düşlerin<br />
En güzelini&#8230;<br />
Gör!<br />
Yaşayamadığın günlerin<br />
En mutlusunu&#8230;<br />
Yaşa!<br />
Öpemediğin kır çiçeğinin<br />
En kokulusunu&#8230;<br />
Öp!</p>
<p>Ağıtlarda,<br />
Türkülerde,<br />
Şiirlerde,<br />
Kitaplarda,<br />
Gönüllerde,<br />
Var olacaksın.</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/12/16/destanin-cocuklari/&title=Destanın Çocukları&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/12/16/destanin-cocuklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş görüşmesi&#8230;</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/12/14/is-gorusmesi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/12/14/is-gorusmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Dec 2008 00:14:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2354</guid>
		<description><![CDATA[

Karşısındaki adam masanın üzerinde bir evrağı inceliyordu. Gözlüklerin altından gelen bayanı görüp ayağa kalktı. Nazik bir şekilde elini uzattı. &#8220;Bir bayan elini uzatmadığı sürece siz erkek olarak elinizi uzatmayın.&#8221; Bu görgü kuralından haberdar olan bir erkek var mıydı acaba?&#8221; diye düşünmeden edememişti. Bu düşünceyi ona düşündüren adamın bakışlarındaki rahatsızlıktan dolayı olmalıydı. Bakışlarından hoşlanmadığı bir insanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/12/14/is-gorusmesi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F12%2F14%2Fis-gorusmesi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0%C5%9F%20g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmesi...%22%20%7D);"></div>
<p>Karşısındaki adam masanın üzerinde bir evrağı inceliyordu. Gözlüklerin altından gelen bayanı görüp ayağa kalktı. Nazik bir şekilde elini uzattı. &#8220;Bir bayan elini uzatmadığı sürece siz erkek olarak elinizi uzatmayın.&#8221; Bu görgü kuralından haberdar olan bir erkek var mıydı acaba?&#8221; diye düşünmeden edememişti. Bu düşünceyi ona düşündüren adamın bakışlarındaki rahatsızlıktan dolayı olmalıydı. Bakışlarından hoşlanmadığı bir insanı hiç sevemezdi nedense. Bu sadece bir iş görüşmesi diye telkinde bulundu kendine. &#8220;Ön yargı kesinlikle yok.&#8221; Gerçekten bir işe ihtiyacı vardı.</p>
<p>Adam karşısındaki bayanla ilgilenmeye başladı.<br />
-Buyrun lütfen?&#8230; A&#8230;. Hanımdı değil mi?<br />
-Evet. (İşte başlıyoruz diye düşündü.)<br />
-Lütfen şöyle oturun. Bir şey içer misiniz?<br />
-Hayır teşekkür ederim.<br />
-CV&#8217;inizi inceledim. Son işinize ayrılma sebebi olarak kişisel sebepler demişsiniz. Yani?<br />
-Yanisi emek hırsızlığı desem&#8230;<br />
-Açarsanız&#8230;<br />
-Şöyle ki misal; A kişisi B işini çok iyi yapıyor, B kişisi A işini çok iyi yapıyor. Ama bir şirket tüm çalışanlarıyla vardır. Asolan A kişisinin de B kişisinin de her iki işi de yapıyor olabilmeleri en azından birinin yokluğunda şirketin o kişinin yokluğundan etkilenmemesi önemlidir. Biz bunu tüm elemanlar olarak yürütüyorduk. C kişisi ise hiçbir şey yapmasa dahası sizin emeğinize sahip çıksa, dahası da şirketin iş hacmini olduğundan daha az gösterse&#8230; Hatta günlük nakdi kazancın iyi olduğu halde kötü gibi hesaplara işlese&#8230;<br />
-Ama bu bir suçtur.<br />
-&#8230;<br />
-Bir şey yapmadınız mı?<br />
-Elbette yaptım. Öncelikle C kişisiyle görüştüm. Sonrasında kendi hesaplarımla onun hesaplarını kıyaslayarak bir bilanço hazırladım. Sonrasında üstlerimle görüşmek zorunda kaldım.<br />
-O değil de siz niye ayrıldınız?<br />
-O da benim üstümdü. Müdürümdü.<br />
-İlginç&#8230; Peki siz nasıl farkına vardınız?<br />
-İş hayatında özellikle para söz konusuysa muhakkak kendi hesabımı özel olarak kaydederim. Yarın öbür gün hesap sorulduğunda hesap verebilmek için. Benim tarafımdan bir yanlışlık olursa eğer kendim düzeltir ve herkese de bu hatayı söylerim.<br />
-Anlıyorum. İşinizden memnun muydunuz?<br />
-Aslında hayır. 2 yıldan fazla hizmet sektöründe çalışıyordum. &#8220;Müşteri her zaman haklıdır.&#8221; politikasıyla çalışılırdı.<br />
-Müşteri her zaman haklı değil midir?<br />
-Haklı değildir elbette. Bana göre; müşteriyi mağdur etmemek, şirket olarak yaptığımız hizmetten memnun kalmasını sağlamaktır. Yaptığın işin kalitesi de varsa müşteri gülerek ayrılıyorsa bu yeterlidir. Nasıl olsa tekrar gelecektir.<br />
-Sizinle çalışmak güzel olacak. Bir milyar maaş,  sosyal güvenceniz de ayrıca olacak.<br />
-İlanda maaş daha düşüktü.<br />
-O maaş senin için geçerli değil.<br />
-&#8230;<br />
-Evli misiniz?<br />
-Hayır.<br />
-Erkek arkadaşınız var mı? Nişanlı veya sözlü??<br />
-&#8230; Niye sorduğunuzu anlayamadım.<br />
-Bir erkek arkadaşın yoksa, iş dışında da bir şeyler yapabilirdik. Başbaşa yemek yiyebilirdik, hafta sonları seyehat edebilirdik. Evime&#8230;<br />
-Bi dakika&#8230; Siz&#8230; (Çok sinirlenmişti. Yine de sakin olması gerektiğinin bilincindeydi. Hayatımdaki en kötü iş görüşmelerinden birini yaşıyorum dedi içinden.)<br />
-Bana sen diye hitap edebilirsin A&#8230;..?<br />
-Burada başka biri yok mu? Nasıl bu kadar rahatsınız?<br />
-Hayır yalnızız elbette&#8230; Şirkette ilişkimizi belli edemeyiz diğer çalışanlara.<br />
-Şimdi kulaklarınızı iyice açıp beni dinleyin. Burası bir iş hanı değil mi ve 4.kattayız. Üzerimi darmadağın edip, çığlık çığlığa sesimin yettiği son kuvvetle haykırır tüm iş hanını buraya toplarım. Ve onlara ne derim biliyor musunuz? &#8220;Bu adam bana saldırdı.&#8221; O halde elbette kimse size inanmaz. Sonrası belki linç girişimi ve karakol. Bir de yeni bir kimlik edinmiş olacaksınız toplumda. İşinizden bile olursunuz. Gazetelere de çıkarsınız belki&#8230;<br />
-Çok iyi senaryo yazıyorsunuz? Yazar mısınız?<br />
-Sayılır diyelim. Şimdi CV&#8217;imi bana geri verin.<br />
-Gerçekten siz beni yanlış anladınız!!! Aslında&#8230;<br />
-Tek bir kelime daha etmeyin. Bir pislik olduğunuzu ortaya çıkarmaktan mutluluk bile duyabilirdim eğer gerçekten söylediklerimi yapacak şeytanlığa sahip olsaydım.</p>
<p>Daha söylemek istediği çok şey vardı. Daha fazlasını söylemeliydi. Biliyordu. Ama yine de ağzını bozmak ya da yapacağı her hangi bir davranış onu sakinleştirmeyecekti. Bunun bilinciyle kalabalık caddeye fırladı. Yağmur yağıyordu. Oysa o sinirinden ağlamak üzereyken bir çocuk geldi.</p>
<p>-Abla mendil alır mısın?<br />
-Sağol ama mendilim var.</p>
<p>Başı öne düşmüştü. Gitmek üzereydi. Durdurdu.</p>
<p>-Hey&#8230;<br />
-Mendil mi alacaksın? diye tekrar sorarken gözleri ışıl ışıldı.<br />
-Hayır diye cevap verdi. Peki o zaman niye seslendin der gibi baktı. Aç mısın diye devam etti.<br />
-Açım.<br />
-Tamam o zaman. Yemek yemeye ne dersin?<br />
-&#8230;<br />
-Bakma öyle ben ısmarlayacağım dedi.<br />
-Olur dedi gülümseyerek bunun üzerine.<br />
-Günlük kazancın ne kadar senin?<br />
-25 lira.<br />
-İyiymiş beni ortak olarak alsana&#8230; dedi çocuğa yanyana yürürken.</p>
<p>Bazen her şey bir mizah sanki. Krizin boyutlarında,  nüfusun fazlalığında ne yapmalıyız?</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/12/14/is-gorusmesi/&title=İş görüşmesi...&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/12/14/is-gorusmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geç olmadan uyan!!!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/11/30/gec-olmadan-uyan/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/11/30/gec-olmadan-uyan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2008 19:29:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın küresel ısınmaya bakışı]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin küresel ısınmaya bakışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2287</guid>
		<description><![CDATA[


Dünya, güneş sisteminde güneşe uzaklık olarak 3. sırada yer alan gök cismidir.  Aynı zamanda üzerinde yaşam barındırdığı bilinen tek gezegendir. Bunları hepimiz  biliyoruz zaten. Niye yazma ihtiyacı duyuyorsun? derseniz dünyanın oluşumundan  bu yana geçen süre zarfında doğasının bize verdikleriyle beslendik, barındık en  önemlisi de yaşadık, kısacası tüketimin sınırlarını zorlayan bir tüketim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/11/30/gec-olmadan-uyan/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F11%2F30%2Fgec-olmadan-uyan%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ge%C3%A7%20olmadan%20uyan%21%21%21%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2288" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="Geç olmadan uyan!!!" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2008/12/firtina-yildirim-simsek.jpg" alt="" width="550" height="264" /><br />
Dünya, güneş sisteminde güneşe uzaklık olarak 3. sırada yer alan gök cismidir.  Aynı zamanda üzerinde yaşam barındırdığı bilinen tek gezegendir.<span id="more-2287"></span> Bunları hepimiz  biliyoruz zaten. Niye yazma ihtiyacı duyuyorsun? derseniz dünyanın oluşumundan  bu yana geçen süre zarfında doğasının bize verdikleriyle beslendik, barındık en  önemlisi de yaşadık, kısacası tüketimin sınırlarını zorlayan bir tüketim  çılgınlığıyla dünyamızı tükettik.</p>
<p>American filmlerinde yer alan hiçbir  kıyamet senaryolarına değinmeyeceğim. Çünkü içinde bulunduğumuz küresel  ısınmanın boyutlarını gerek tv ve radyo kanallarından işitiyor, görüyor dahası  gazete ve dergilerden okuyoruz. genel anlamda gidişat belli. Dünya nimetlerinin  tükenişi biz insanlar kadar diğer canlıları da  etkilemekte.</p>
<p>Amerikalıların diğer gezegenlerde yaşam olup olmadığını niye  araştırdığını tahmin edersiniz. Kıyamet senaryolu filmlerin yapımı için de  milyon dolarlık harcamalar yapılıyor. Bir de şöyle bir tezatlık var. Küresel  ısınmayla savaş kapsamındaki antlaşmaya diğer dünya ülkeleri gibi imzaya  yanaşmamaktalar.</p>
<p>Türkiye küresel ısınmadan etkilenmez.(!) Tabii ki  etkilenmez. (!) &#8220;Dünyadaki ekonomik kriz bile Türkiye&#8217;ye teğet geçecekmiş. Dünya  hızla yok olsun, bize hiçbişicikk olmaz!!!&#8221;</p>
<p>Dünyanın korunmalı  bölgelerinin içinde yer alıyor Türkiye.(!) Susuzluk tehlikesi var ama Yaradan  nasıl olsa yağmur veriyor ya!!! &#8220;Yağdır Mevla&#8217;m yağdır.&#8221;</p>
<p>Bazen bunlara  gülemiyorum bile. Kültürel normların değişik ve çok olduğu, rengarenk kişilik  özelliklerinin gözlemlendiği bir toplum olduğumuzu kimse yadsıyamaz. Ama  birazcık düşünmek gerekiyor. Akıl ve irade yoluyla bize söylenenlerin hangisinin  doğru hangisinin yanlış olmadığını çözebiliriz. Çünkü dünya ülkelerinden daha  köklü ve şanlı bir tarihe sahibiz aynı zamanda.</p>
<p>Önlem ve tedbir almak  için çok geç.(!) Kesinlikle geç değil ve olmamalı. Tek bir düşünce bir şeylerin  gelişmesine sebebiyet verir en azından.</p>
<p>Teknolojinin sınırları  zorlanıyor. İnsanların daha iyi ve rahat yaşayabilmesi için; hastalıklara yeni  ve etkileyici ilaçlar üreterek ve kullanarak insanoğlunun ömrünün uzatılmaya  çalışılıyor. Doğaya zararı büyük karbon gazları yerini doğalgaz uygulamasına  bırakıyor. Jeolojik yüzey yapısına sahip buzulların erimemesi için bilim  adamlarınca yapılan önlem ve tedbir paketleri hazırlanıyor.</p>
<p>Gözle  görülür bir düzelme elbetteki olamaz. Dünyanın oluşumundan bu yana geçen zaman  dilimi düşünüldüğünde ve dünyanın ortalama yaşının 5 milyar yıllık bir zaman  dilimi olarak kabul edildiğini varsaydığımızda; dünyanın uğradığı zararların  büyüklüğü ve boyutlarına bakarak iyileşme sürecinin de uzun olacağı gerçeği  açığa çıkar.</p>
<p>Dünyanın zaten o kadar ömrü yok demeyelim. Çocuklarımıza  yaşanılası bir gelecek vaadini veremezken karamsar olmayalım. Dünyanın iyileşme  sürecini hızlandırmak biz insanoğlunun elinde. Tüketirken acımasızca  hoyratlığımız yüzünden kıyamete mahkum olduğumuzu unutmayalım.</p>
<p>Artık  uyumayalım. Yeter bu kadar uyuduğumuz. Şimdi çalışma zamanı&#8230;</p>
<p>Geç  olmadan uyan!!!</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/11/30/gec-olmadan-uyan/&title=Geç olmadan uyan!!!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/11/30/gec-olmadan-uyan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halk Gazetesi manşet:&#8221;Ruhuna tecavüz edildi.&#8221;</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/11/07/halk-gazetesi-mansetruhuna-tecavuz-edildi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/11/07/halk-gazetesi-mansetruhuna-tecavuz-edildi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 14:11:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük yaşta evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Tecavüz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2101</guid>
		<description><![CDATA[


Kapı vurulmuştu. Kendisinin hazır olup olmadığını soruyordu bir ses. Bu o olmalı diye düşündü. &#8220;Hazır mıyım? gerçekten.&#8221; diye sordu kendine. Hazır olmadığını kimseye anlatamamıştı ki! Öylece beyazların içinde kendine bakarken &#8220;Çok güzel! Maşallah&#8221; seslerini işitiyor aynada kaybettiği bir şeyi görmeye çalışıyor gibiydi. Hayata ne gibi bir kötülüğü dokunmuştu da tüm bunlarla cezalanıyordu? Gözleri yere indi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/11/07/halk-gazetesi-mansetruhuna-tecavuz-edildi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F11%2F07%2Fhalk-gazetesi-mansetruhuna-tecavuz-edildi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Halk%20Gazetesi%20man%C5%9Fet%3A%5C%22Ruhuna%20tecav%C3%BCz%20edildi.%5C%22%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2103" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="Irreversible | Dönüş Yok filminden..." src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2008/11/irreversible.jpg" alt="" width="550" height="216" /><br />
Kapı vurulmuştu. Kendisinin hazır olup olmadığını soruyordu bir ses. Bu o olmalı diye düşündü. &#8220;Hazır mıyım? gerçekten.&#8221; diye sordu kendine. Hazır olmadığını kimseye anlatamamıştı ki! Öylece beyazların içinde kendine bakarken &#8220;Çok güzel! Maşallah&#8221; seslerini işitiyor aynada kaybettiği bir şeyi görmeye çalışıyor gibiydi. Hayata ne gibi bir kötülüğü dokunmuştu da tüm bunlarla cezalanıyordu? Gözleri yere indi. Gölgesine bakıyordu belki aradığı aynada değil gölgesinde saklı kalmıştı. Ama gölgedeki ayrıntılarda aynadaki ayrıntılar gibidir. Sadece görüleni yansıtırlar.<br />
<span id="more-2101"></span><br />
Gözlerine bir bulut geldi. Yanında bulunan kadınlar &#8220;Ağlama kızım, makyajın akacak sonra.&#8221; dediler. İstese de hıçkıra hıçkıra ağlayamayacağını biliyordu. &#8220;Ve makyajımın akıp akmaması da umrumda değil.&#8221; diye düşündü. Hiçbir zaman makyaj yapmaktan hoşlanmamıştı. Ama ilkokul yıllarında arkadaşlarıyla yaparlardı. O bunu bir oyun zannediyordu. Halbuki makyajın ona yakıştığını söyleyen kişiler oluyordu.</p>
<p>Beyaz gelinlik&#8230; Bembeyaz gelinliğin içinde her kız nasıl gözükürse, her kıza ne kadar yakışıyorsa ona da yakışmış, o da bir peri kızı olmuştu işte. Mutlu olsaydı etrafında durmaksızın dönerdi. Kimin söylediğini şimdi anımsayamadığı bir sözü hatırladı: &#8220;Beyaz gelinlik benim kefenim olacak.&#8221;</p>
<p>&#8220;Benim de kefenim oluyor işte.&#8221; Gözlerine tekrar baktı. Kaybettiği şeyleri hep gözleri söylerdi ona. Evet bulmuştu neyi kaybettiğini. Hayat yine yapacağını yapmıştı işte. Hiçbir şey koymaz diye düşünürken yine oyununu o kadar güzel oynamıştı ki! Anlamamıştı dudaklarına sürülen ruju. Biraz taşmıştı dudaklarından. Silmek için bir mendil aranırlarken kadınlar o boy aynasında bu haline tekrar baktı. &#8220;Ruju sil, başındakini çıkar ve kaç buradan.&#8221; dedi kendine. Ama bu bir anlık düşünce kadının birinin dudaklarındaki taşan ruju silmeye çalışmasıyla son buldu. &#8220;Artık her şey için çok geç.&#8221; dedi. Kadınlar şaşırdılar bu dediğine.</p>
<p>Her gelin hassas olur diyerek üzerine gitmediler. &#8220;Gelin kısmı hem ağlar hem gider.&#8221; di sonuçta.</p>
<p>Tekrar kapı vuruldu. &#8220;Hazır mı?&#8221; diye soruldu. Bu onun sesiydi. İlkinde anlayamamıştı sesinden. Ama bu oydu. &#8220;Kocam olacak adam.&#8221;</p>
<p>Kapıyı açtılar ve damat ilk defa onu gelinliklerinin içinde seyretti. Belki böyle 5 dk. geçmişti. &#8220;Vaov canına! Harikasın, canım karıcığım.&#8221; dedi. &#8220;Sen de öylesin.&#8221; dediler kadınlar. Kadınlar onun adına konuşmaları yaparak aslında ona göre kendisini büyük bir yükten kurtarıyorlardı.</p>
<p>Kolunu uzattı. Uzatılan kola geçirdi kolunu. &#8220;İşte başlıyor. Allah&#8217;ım sen bana yardım et.&#8221; diye düşündü. Sanki koluna girdiğinin kim olduğunun onun için hiç önemi yoktu. Sanki bir tiyatro sahnesindeydi de o tüm bunlar bitince sahneden aşağı inecekti. Alkışlarla karşılanan oyuncu takımındandı.</p>
<p>Salon inliyordu gürültüden. Gelinle damat geliyordu sonuçta. İlk danslarını yapacaklardı. Damat gelinin beline dokunurken biraz daha kendine doğru çekti. Şu korse gibi şeyleri de hiç sevmezdi. &#8220;Ne gerek vardı sanki bunu belime dolayacak? Boğulayacağım sanırım.&#8221; diye düşündü. Nefesini yüzünde hissediyordu. Nefesi sıcaktı ve yakıyordu. Sanki o heyecanlıydı. Öyle hissetmişti gelin. Onun heyecanına karşılık kendi ruhsuzluğunu düşündü. &#8220;Allah&#8217;ım bu ona da bana da haksızlık.&#8221; diye düşündü.</p>
<p>Evlenmeyi şiddetle red etmesine rağmen evleniyordu işte. Hem de sevmediği biriyle. &#8220;Hayat sen benimle uğraşmaktan ne zaman vazgeçeceksin?&#8221;</p>
<p>Dansın bitmesiyle düşünceleri de yarıda kesilmişti. Artık bir şey düşünmüyordu. Kabullenmesi gerektiğini hissediyordu. &#8220;O senin kocan artık bunu kabullensen iyi olur.&#8221; demişlerdi evlenmeyeceğini söylediği zaman. Ama o ona dokunurken ki vahşiliğini bir türlü unutamıyordu. Zorla sahip olmuştu ve onun karşısında hep aynı hisleri hissediyordu. &#8220;Hayvancaydı yaptıkları ve ben de bir hayvandım. Kısrağa sahip olurmuşcasına o hayvan bana dokundu. Kendimden iğrendim o an. O beni mahvetti. Hayır hayır&#8230; Öldürsünler beni daha iyi. &#8221; kaçmaya yeltenecekken birisinin elini sıkıca tuttuğunu hissetti. Bu oydu. &#8220;Kaçacağımı mı anladın?&#8221; dedi gözleri korkusuzca. Ama gözleriyle sorduğu için bu soruyu yanıt alamadı.</p>
<p>Gülüşmeler, kahkahalar, sohbetler birbirine karıştı sanki gece boyunca. Sadece gürültü akıyordu onun kulaklarında. Tebrikler dileyip ayrılıyordu düğüne gelenler. Tek taraflı bir savaşta yenilen o olmasına rağmen onunda tebrik alması ona çok garip geliyordu. &#8220;Zafer benim değil, beni tebrik etmeyin.&#8221; diyordu gözleriyle ama kimse onun bu halini anlamıyordu. Damat herkese gülüp duruyor, tebrikleri büyük bir sevecenlikle karşılıyordu.</p>
<p>&#8220;Ölmeni dilerdim adi herif!&#8221; dedi içinden. Yine gözlerine bir bulut gelmişti. &#8220;Niye ben başımı yere eğmek zorundayım. Ne biçim bir adalet bu? Kendimi hayvan gibi hissettiğimi sağladığı ve ona her bakışımda o anıları hiç unutamayacağımı bile bile nasıl kocam olur o benim? Nasıl&#8230; Nasıl? Biri bana bunun açıklamasını yapsın. Neden? Beyaz gelinliğin içinde bu şekilde mi olacaktım? Lekelenmiş&#8230; Evlenmezsem kötü kadın olurmuşum. Pehh&#8230; O&#8230;pu olurmuşum öyle mi? Lanet olsun bu gibi o&#8230;puluğa o zaman. Lanet olsun bu adalete!!!&#8221;</p>
<p>Yine dokundu ona. Gidiyorlarmış. Kalktı yerinden. Bir kez daha düşüncelerini anlamıştı sanki de yarıda kesmişti.</p>
<p>&#8220;Yuvamıza gidiyoruz.&#8221; dedi damat. İşte o an çılgına dönmüş gibi bağırdı gelin.<br />
&#8220;Yuvamız mı? Hangi yuvadan bahsediyorsun sen? Senden her zaman tiksineceğim anlıyor musun?&#8230;Seni&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Sus artık!&#8221; diye bir tane tokat indirdi.</p>
<p>Sustu. Çünkü artık dayanamıyordu tüm bu olanlara. Ağlamaya başladı sessizce.</p>
<p>&#8220;Özür dilerim. Lütfen seni seviyorum gerçekten. Sadece hapisten kurtulayım diye evlenmedim seninle. Seni çok istedim ama başka bir yol bırakmadın bana&#8230; Bu şekilde olmasını ben de istemezdim. Ama o an gözüm döndü. Sen hep beni redediyordun. Napabilirdim ki!?&#8230;&#8221;</p>
<p>O bunları duymuyordu. Sadece mutsuzdu. Ölmek istiyordu. Ya da onu öldürmeliydi. İkimizden biri ölürse&#8230;</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ım yardım et bana n&#8217;olursun?&#8221; diye fısıldadı. Arabaya nasıl binmişlerdi ve ne zamandan beri yoldaydılar. Bilmiyordu. Ana yoldan bir mahalleye girdi araba. Bir kaç ara sokak geçtikten sonra bir evin önünde durdu. Gelmiş olmalıydılar.</p>
<p>&#8220;Yeni evim ve kocam&#8230;&#8221; derken tükürüyordu sanki. Sözcükler bir küfre karışmışta onun ağzından bir küfür çıkıyordu bu sözleri söylerken.</p>
<p>İlk defa geldiği bu yere bakmadı. Salondaki masanın üzerine çiceğini bıraktı ve takılar&#8230; Annesi ona sarılırken eline tutuşturuvermişti. Oysa ki gözleri &#8220;Beni kurtar anne&#8221; diye yalvarıyordu. Ama annesi de onu anlamamıştı. Yapayalnızdı.</p>
<p>Yatak odasını gördü. Yeni çarşaflar serilmişti belli ki bu akşam için hazırlanmıştı. Gerdek gecesi&#8230;</p>
<p>Eskiden kızlarla bir araya geldiklerinde böyle konularda konuşurlardı. Herkes beyaz atlı prensiyle evlenmiş olurdu bu konuşmalarda. Kimisi korkarım ben derken kimisi de cesur davranacağını dile getirirdi. Gülümsedi aklına tüm bunlar gelince&#8230; Peki şimdi??</p>
<p>O da beyaz atlı prensiyle evlenirdi. Gelinliğinin uzun mu uzun bir kuyruğu olurdu.</p>
<p>Hiçbiri onun hayalindeki gibi olmamıştı. &#8220;Sarılmalı mıyım? Ne yapmalıyım? İçimden bir şey gelmiyor ona karşı. Aksine elimi bile tuttuğunda ben o anıları tekrar yaşıyorum.&#8221;</p>
<p>Bir yere çökme ihtiyacı istedi. Etrafına bakındı ama oturacak bir şey göremedi. Sanki tek bu yatak vardı bu evde. Yatağa oturdu. Onun gölgesi düştü odaya. Gelmişti. Yanına oturdu. Boynundan öpmeye başladı.</p>
<p>O anıların içindeydi gelin. Güzel bir yer düşlemeye çabalıyordu. Yeşilliklerin arasında uçsuz bucaksız koştuğunu filan. Ama sanki hayatında o anlardan başka hiçbir anıya sahip olmamış, hiçbir şey yaşamamış gibi hissediyordu kendini.</p>
<p>&#8220;Şey&#8230;&#8221; O hiç üzerinden ayrılmıyordu.&#8221;Şey&#8230; şey&#8230; Ben hazır değilim. Lütfen bu akşam olmasın. &#8221;<br />
&#8220;Ne? Sen ne dediğinin farkında mısın? Bu bizim ilk gecemiz.&#8221; diye itiraz etti adam.<br />
&#8220;Şey ben gerçekten hazır değilim. Lütfen&#8230; Çok kötüyüm. Yapamayacağım. Yapamam&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Ne demek yapamazsın? Saçmalamayı artık bırak ve soyun.&#8221; derken adam onun gözlerinin içine baktı.</p>
<p>&#8220;Dayanamayacağım. Allah&#8217;ım ne yapmalıyım? Bana güç ve sabır ver.&#8221; diye mırıldandı kadın.</p>
<p>&#8220;Soyunmak mı? Niye kendin soymuyorsun? Hayvanca saldırını tekrarlayabilirsin pekala. Şimdi mi kadının oldum senin? Söylesene pislik herif!&#8221; diye bağırdı.<br />
Doğruldu kadının üzerinden ve;<br />
&#8220;Hiçbir zaman unutmayacaksın değil mi?&#8221;<br />
&#8220;Unutmak mı? Nefes aldığım sürece hatırlayacağım ve sana da hatırlatacağım.&#8221;<br />
&#8220;&#8230;&#8221;</p>
<p>Bir yanıt vermeden kalktı. Sadece &#8221; Sen benim karımsın.&#8221; dedi ve &#8220;Peki sen ne zaman dokun dersen o zaman dokunacağım. Yeter ki her zaman benim karım olarak kal.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bu ne biçim sevgi? Bu ne biçim adalet? Ne biçim herifsin sen?&#8230; Senden tiksineceğim anlıyor musun? Anladın mı? Sana dokunmamı söyleyeceğime ölmeyi yeğlerim. Anladın mı iyice? Hiçbir zaman seni sevmeyeceğim. Senin olmayacağım&#8230;&#8221; Hıçkırıkları birbirine karışıyordu.</p>
<p>Yine tokat&#8230; Bu sefer ki o kadar sertti ki canı çok yanmıştı. Yatağın üzerine yığılıverdi. Sanırım bayılmıştı. Bayılıp bayılmadığına bakmamış, kapıyı vurup çıkmıştı adam.</p>
<p>Sabahın erken saatlerinde uyandı kadın. Baktı o aptal gelinliğin içindeydi hala. Boynu acıyordu. Lavabo bulmalıydı. Yüzünü yıkamak istiyordu. Aynada kendine baktı. Dün güzelsin diyenlere bu halini göstermek isterdi bakalım hala güzel bulacaklar mıydı? Boynunun neden acıdığını gördü. Morarmıştı. &#8220;Hayvan herif&#8221; dedi.</p>
<p>Yüzünü yıkadı. Bol bol su içti. Sanki su onu arındırıyordu. &#8220;Pislik üzerime bulaştı benim&#8221; diye düşündü. Dolapları araştırdı. Kendine göre bir gömlek ve pantolon bulmuştu işte. Hemen gelinliği çıkardı ve üzerine geçirdi. Bol gelmişlerdi ama olsun idare eder diye düşündü. Takı torbası bıraktığı masanın üzerinde duruyordu. İşte bu güzel diye düşündü. Annesine teşekkür etti &#8220;bir şekilde kurtardın beni annem ama sen de yanlış yaptın. Biliyorum elinden bir şey gelmezdi belki ama benim yanımda olduğunu söyleseydin. Bu bile yeterdi bana. En azından dünyada yalnız kaldığımı düşünmezdim. Neyse&#8230; O gelebilir. Hemen gitmeliyim buradan.&#8221;</p>
<p>Saçlarını ördü. Toka yerine plastik lastikle tokaladı ve lavabodaki aynaya tekrar baktı. Morluk gözükmüyordu. İşte hazırdı. Kendini gülümsemeyle ödüllendirmeyi düşündü ama her şey bitmemişti daha. Vazgeçti. Masanın üzerinden takı torbasını aldı ve gidişini anlamasın diye kapıyı çekip çıktı.</p>
<p>&#8220;Sandığımdan daha geç gelir eve.&#8221; diye umdu. Kendini kurtulmuş,  özgür hissediyordu.</p>
<p>Acaba özgür mü gerçekten? Dışarda o adam gibiler varken. Kızlarının namusu diyerek onun namusuna göz diken adamlarla evlenmesine sesini çıkarmayan anneler ve babalar varken. Özgür mü gerçekten böyle bir adalet sistemi varken?</p>
<p>Düşünmemiz gereken çok şey var.</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla&#8230;</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/11/07/halk-gazetesi-mansetruhuna-tecavuz-edildi/&title=Halk Gazetesi manşet:"Ruhuna tecavüz edildi."&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/11/07/halk-gazetesi-mansetruhuna-tecavuz-edildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sansüre Hayır!!!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/11/06/sansure-hayir/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/11/06/sansure-hayir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 13:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=2075</guid>
		<description><![CDATA[


“Sansür, insan ifadesinin çeşitli yollarla kontrol altına alınmasıdır. Pek çok durumda hükümet tarafından uygulanır. En somut amacı toplumu korumak ve devletin üzerinde kontrol sağlayacağı şekilde geliştirmektir. Genellikle toplumu etkileyen durumlarda/eylemlerde uygulanır ve ifade özgürlüğünü suistimal eden düşünceleri bastırma amacı güder.”
Bu tanımlama bana ait değil ama tanımlamadan yola çıkarak bir şeyi anlamaya çalışıyorum. “İfade özgürlüğünü suistimal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/11/06/sansure-hayir/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F11%2F06%2Fsansure-hayir%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Sans%C3%BCre%20Hay%C4%B1r%21%21%21%22%20%7D);"></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-2091" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;" title="Sansüre Hayır!!!" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2008/11/sansur.jpg" alt="" width="550" height="409" /><br />
“Sansür, insan ifadesinin çeşitli yollarla kontrol altına alınmasıdır. Pek çok durumda hükümet tarafından uygulanır. En somut amacı toplumu korumak ve devletin üzerinde kontrol sağlayacağı şekilde geliştirmektir. Genellikle toplumu etkileyen durumlarda/eylemlerde uygulanır ve ifade özgürlüğünü suistimal eden düşünceleri bastırma amacı güder.”</p>
<p>Bu tanımlama bana ait değil ama tanımlamadan yola çıkarak bir şeyi anlamaya çalışıyorum. “İfade özgürlüğünü suistimal eden düşünceleri bastırma amacı güder.” Derken düşüncelerin dile getirilmesi ve ne şekilde veya kime göre ifade özgürlüğüne açık olması gerektiğini anlayamadım. Çünkü ülkemiz dahil bir çok ülkede tam anlamıyla ifade özgürlüğü halen bulunmamakta. Kişiler ifade şekillerini ne şekilde gerçekleştirirse gerçekleştirsin; ister akıl almaz hurafat yoluyla isterse de dil yoluyla düşüncelerini ifade etsin diğer kişilere ters düşen düşünce haksız eleştiri yoluyla suçlanabiliyor dahası bu gibi kapatılma cezaları verilebiliyor. Peki ama bu durumda kime göre veya hangi şekle göre ifade özgürlüğünü baz alacağız?</p>
<p>Yazılarımızı yazarken içten düşünce özgürlüğüne başvurmuyor muyuz? Şahsen ben kendi adıma bunu yaptığımı söyleyebilirim.</p>
<p>Kimse kimsenin düşüncesini elbetteki paylaşmak zorunda değil. Ama bunu demeden önce kendi eksikliklerimizi görerek, araştırarak, okuyarak en azından kendi haklarımızı bilerek savunmaya geçsek belki ilk olarak kendi öz bilincimizi oluşturabiliriz.</p>
<p>Tabii buradaki problem bambaşka. Bir çok site kapatılıyor. “Mahkeme kararıyla siteye erişim engellenmiştir.” Kesinlikle yanlış bir uygulama. Kontrol mekanizması veyahut önlem alınması</p>
<p>gerekirken sitelerden yararlanan insanlar da yararlanamaz hale geliyor.</p>
<p>Kimse şahsına yönelik hakaret vari bir hareketi kabullenemez. Örneğin Youtube erişim engellendiğinde Atatürk’e yapılan bu hakaretin cezası siteyi kapatarak değil de bunu bizzat yapan kişiye cezanın ödetilmesi gerekirdi. Çünkü biz Türkler sahip olduğumuz her şeyi Atatürk’e</p>
<p>borçluyuz. Cezayı biz siviller belirleyemeyiz elbette ama siteye erişimin engellenmesi hiçbir zaman başvurulması gereken bir ceza uygulaması olmamalıdır.</p>
<p>Hangi düşüncenin ifade özgürlüğünü suistimal edip etmediği analizini yapmadan peşin hükümlerle site kapatılmasını kınıyorum.</p>
<p>Şu an Youtube adlı siteye ben başka yollarla da erişebiliyorum. Yaptığımın doğru veyahut yanlış</p>
<p>olduğunu tartışmaya sürmektense beyinlerimize zincir vurulamayacağının farkında olunmasını istiyorum.</p>
<p>Hükümet yetkilileri adına yaptığınız kısıtlama ve kısırlaştırılma yöntemleri açıkçası çok yanlış. Şüphesiz düşünce parmaklarımızın ucundan klavyeye dökülmeye her zaman devam edecektir.</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla…</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/11/06/sansure-hayir/&title=Sansüre Hayır!!!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/11/06/sansure-hayir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir adam var düşlerimde&#8230;</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/06/22/bir-adam-var-duslerimde/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/06/22/bir-adam-var-duslerimde/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 00:20:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/06/22/bir-adam-var-duslerimde/</guid>
		<description><![CDATA[

Bir adam var düşlerimde&#8230;
Dokunmaya kalksam kayboluyor, yüzünü tam olarak göremiyorum. Kaçıp gidiyor benden. Oysa ki onu tanımak istiyorum. İncinmek değil tanımak istiyorum o adamı&#8230;
Bir adam var düşlerimde&#8230;
Gün içinde beni izliyor hissine kapıldığım, bazen her dakika yanımda hissettiğim, bazen de nefesini hissettirecek kadar yakınlaştığı duygusuna kapıldığım&#8230;
Bir adam var düşlerimde&#8230;
Hayatta sadece bana ait olduğunu hissettiren, daha sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/06/22/bir-adam-var-duslerimde/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F06%2F22%2Fbir-adam-var-duslerimde%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Bir%20adam%20var%20d%C3%BC%C5%9Flerimde...%22%20%7D);"></div>
<p>Bir adam var düşlerimde&#8230;</p>
<p>Dokunmaya kalksam kayboluyor, yüzünü tam olarak göremiyorum. Kaçıp gidiyor benden. Oysa ki onu tanımak istiyorum. İncinmek değil tanımak istiyorum o adamı&#8230;</p>
<p>Bir adam var düşlerimde&#8230;</p>
<p>Gün içinde beni izliyor hissine kapıldığım, bazen her dakika yanımda hissettiğim, bazen de nefesini hissettirecek kadar yakınlaştığı duygusuna kapıldığım&#8230;</p>
<p>Bir adam var düşlerimde&#8230;<span id="more-1114"></span></p>
<p>Hayatta sadece bana ait olduğunu hissettiren, daha sonra bilinmeyen bir nedenle yanımda yer almayan bir adam&#8230;</p>
<p>Bir adam var düşlerimde&#8230;</p>
<p>Sevmek istediğim, sevemediğim bir adam&#8230;</p>
<p>Bir adam var düşlerimde&#8230;</p>
<p>Gözyaşlarıma kıyamadığı hissiyatini veren, aynı zamanda da kendisi ağlatmaktan, kırmaktan çekinmeyen bir adam&#8230;</p>
<p>Bir adam var düşlerimde&#8230;</p>
<p>Onunla olmayı düşleyip, onunla olamadığım&#8230;</p>
<p>Bir adam var düşlerimde&#8230;</p>
<p>Ruhumun parçası olmak isteyen, benimle var olmayı yeğleyen ama yanımda yer alamayan bir adam&#8230;</p>
<p>Bir adam var düşlerimde&#8230;</p>
<p>Beni hem kadın hem küçük bir çocuk gibi algılayabilen ama hiçbir zaman anlamaya çalışmayan bir adam.</p>
<p>Bir adam var düşlerimde&#8230;</p>
<p>Böyle var olmaya devam edecekse var olmasını istemediğim bir adam&#8230;</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla&#8230;</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/06/22/bir-adam-var-duslerimde/&title=Bir adam var düşlerimde...&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/06/22/bir-adam-var-duslerimde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Var olma, Filozofça yaklaşımlar</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/05/19/var-olma-filozofca-yaklasimlar/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/05/19/var-olma-filozofca-yaklasimlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 May 2008 21:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/05/19/var-olma-filozofca-yaklasimlar/</guid>
		<description><![CDATA[

Var olma amacı! Var mısın yok musun? Bu değil var olma amacın sadece. Hayatta var olma amacın ne?
Kaygılar taşıyarak büyüdüğün hayatta bir şeyleri elde edebilmenin çabasını verirken varlığının amacını sorgulamak! Sorun bu mu değil mi? Neden yaşıyoruz sorusunun cevabını verebilmek mi? Yoksa bu soruyu sorabilme cesaretini daha da fazlası verebildiğimiz cevapla yüzleşebilmek mi?
Sorulardan kaçarak yaşamak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/05/19/var-olma-filozofca-yaklasimlar/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F05%2F19%2Fvar-olma-filozofca-yaklasimlar%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Var%20olma%2C%20Filozof%C3%A7a%20yakla%C5%9F%C4%B1mlar%22%20%7D);"></div>
<p>Var olma amacı! Var mısın yok musun? Bu değil var olma amacın sadece. Hayatta var olma amacın ne?</p>
<p>Kaygılar taşıyarak büyüdüğün hayatta bir şeyleri elde edebilmenin çabasını verirken varlığının amacını sorgulamak! Sorun bu mu değil mi? Neden yaşıyoruz sorusunun cevabını verebilmek mi? Yoksa bu soruyu sorabilme cesaretini daha da fazlası verebildiğimiz cevapla yüzleşebilmek mi?</p>
<p>Sorulardan kaçarak yaşamak da elinde insanın. Peki nereye kadar? Bir gün bir an da olsa bu soruyu soracağın an karşına çıkabilirken, sen bu soruya hazır değilken cevabını vermek zorunda kalacağını hiç ummadan mı yaşamaya devam eder insan?</p>
<p><span id="more-1047"></span>Bu sorunun altında ezileceğini, ağırlığına dayanamayacağını mı düşünür insan? Cevap bu yüzden mi vermek istemez? Bu yüzdne mi kaçar kendinden bile.</p>
<p>Ezilmişliğin, dayanılmaz olanın, mutlak acı verecek can alıcı soru mudur? Yoksa benim amacım gerçekten bu diyebilir mi insan? Değişkenliğimizin, dünya görüşünün, farklılıklarını bir yana bırakıp cevap verebilir mi insan?</p>
<p>Var olma savaşı verir insan da bu soruyu yanıtlamaktan niçin çekinir? Kainatta insandan daha bir yüce varlık yokken, insanca yaşam standartlarında yaşayamayan insanlara da sorulsa aynı soru yanıtları ne olurdu sizce? Belki bir Afrika insanı için &#8220;Karnımı doyurmak!&#8221; olabilirdi. Ahmet, George, Linda, Menekşe, Lale, Aziz için cevapları?</p>
<p>Bir sorunun altında ezilebilen insanoğlu dünyadaki sorumluluklarını hoyratça tüketme yollarını bilirken, hayatın son bulmayacağını, yerine getirilmeyen sorumluluklardan sorguya çekilmeyeceğini sanar.</p>
<p>Evrensel bakış açıcı mı gerek? Hayır&#8230;</p>
<p>Var olma amacın ne? Tekrar düşün insanoğlu. Tanrı&#8217;n bir gün bir olay yada bir gizle sorguya çekecek seni. Ateist de olsan, MÜslüman da olsan, Hristiyan da olsan, mezhebe bağlı da olsan, herhangi bir tarikata da üye olsan bu soruyla yüzleşmek zorunda kalabilirsin!</p>
<p>Yolunu şaşırmadan ilerlemeye, kendi doğru bildiklerinin bir anda çökebileceğini, amacının var olma sebebinin yaşadığın hayatla uzaktan yada yakından bir alakası olmadığını da anlamak pahasına bu soruya yanıt vermelisin ki; yüceliğin niçin sana layık olduğunu gerçekten anlamalısın. Bunun başka yolu yok mu?</p>
<p>Bu sorunun cevabını ben veremem dersen, ortada oluşmuş bir kimliğin ve benliğin yok demektir.</p>
<p>Bir gezgin hayatta var olma amacını araştırıyormuş. Dünyanın her yerine giderek en bilge kişilerden bu sorunun yanıtını söylemelerini istiyormuş. Bu soruların yanıtını üç ayrı bilgeden üç ayrı yanıtla bulmuş.</p>
<p>Birinci bilge bu soruya &#8220;Mutluluk&#8221; diye yanıt vermiş. Gezgin şaşırmış. Sadece mutluluk olmazmış. Bu kadar basit bir yanıt verdiği için bilgenin bilgeliğinden şüpheye düşmüş. &#8220;Nasıl olur? Bu kadar yolu ve vakit kaybını sadece bu sorunun yanıtını arayarak geçiriyorum ömrümü! Ve siz bana tek kelime &#8220;Mutluluk&#8221; diyorsunuz. &#8221;</p>
<p>Bilge gezgine bakmış ve &#8220;Madem o kadar çok gezdin. Her halde bir yere daha gidersin. Buradan 150 mt ilerde annesini, babasını kaybetmiş 7 kardeş yaşıyor dağın eteğinde küçük bir kulübeleri var. Oraya gidin.&#8221;</p>
<p>Bilge sessizliğine gömülürken Gezgin yola koyulmuş aklı daha da karışık bir şekilde. &#8220;Bilge her halde o kadar iyi bir Bilge değilmiş ki bana öksüz ve yetim kalan 7 çocuğun mutluluğunu görmemi istiyor. Ne mutluluğu olur ki annesi babası ölmüş 7 garibin!&#8221; diye düşünerek kulübeye giden dağ yoluna girmiş.</p>
<p>Orman ağaçlarının çevrelediği dağ yolunda 3 erkek çocuğu görmüş ve kulübeyi nasıl bulacağını onlara sormaya karar vermiş. Yanlarına yaklaştığında cüssesi diğerlerinden daha büyük olan çocuğun ağaçları kestiğini, diğer ikisinden birinin ağaç diktiğini, diğerkinin de yıkılan ağaç gövdesini yarmalara ayırdığını farketmiş.</p>
<p>Mutluluk bu diye düşünmüş ve kulübeye gitmekten vazgeçmiş. Bu çocuklara kendini tanıtıp evlerinde misafir olup diğer bilgelere aynı soruya cevap vermelerini istemeye karar vermiş.</p>
<p>Akşam karanlığı çökünce çocuklarla tanrı misafiri kalacağı eve gitmişler.</p>
<p>Evde dört kız daha yaşarmış. 7 kardeşlermiş. Bilgenin söylediği çocuklarmış. Kızlar abilerine yemeği hazır etmişler beraber allah ne verdiyse yemişler. Bir şeylerini saklamamış, Tanrı misafirinin önüne koymuşlar. Şarkılar söylemişler beraber. Masallar anlatmışlar. Gezgin kendi hikayelerini anlatmış, gülmüşler kahkahalarla. Gezgin anlamış mutluluğu. O da mutlu olmuş.</p>
<p>Tekrar yola çıkmış Gezgin. Bu sefer ikinci Bilgeye sormuş aynı soruyu. Bilge cevap vermiş. &#8220;Sevgi&#8221; demiş. Gezgin bir kez daha şaşırmış. Şaşırdığını farkeden Bilge &#8221; Bu kasabada güzeller güzeli bir kız var. Onun evine misafir ol. Misafir ağırlamayı sever. Sen de sevgiyi anlarsın&#8221; demiş.</p>
<p>Gezgin sorup soruşturmuş ve &#8220;Güzeller güzeli&#8221; kızın evini bulmuş. Kapıyı çalmış. Kapıyı açan öyle güzel biriymiş ki dili tutuldu zannetmiş sonra dilinin bağı çözülünce anlatmış sorusuna yanıt aradığını. Kız bir şey dememiş. Hiç konuşmamış asaletten konuşmuyor sanmış Gezgin.</p>
<p>İçeride yatalak, kamburu çıkmış, lanet yüzlü biri varmış. Gezgin bu kız böyle bir yaratıkla neden yaşıyor diye sormuş. Yaratık cevap vermiş. &#8220;Ben ona sevgimi verdim gitmesi için çok yalvardım ama gitmedi. &#8221; Neden diye soracakken Gezgin güzel kız sarılarak yaratığı öpmüş. Sormasına gerek kalmamıştı sevmeyen bir insan böyle öpemez, böyle sarılamazdı. Anlamıştı hem bilgeyi hem de sevgiyi. İnsanın sevmek için nedeni olamazdı.</p>
<p>Gezgin bu sefer üçüncü bilgeye aynı soruyu sormuş. Bilge &#8221; İnanç&#8221; demiş. Mutluluğu anlamış, sevgiyi anlamıştı ama inancı nasıl anlayacaktı? Bilgeye bunu sormuş. &#8220;Gidebileceğim, bunu öğrenebileceğim bir yer söyleyin bana&#8221; demiş. Bilge tekrar &#8221; İnancı yüreğini ziyaret ederek öğrenebilirsin&#8221; demiş.</p>
<p>Gezgin nasıl yüreğini ziyaret edeceğini düşünürken aç bir köpeğin kemiğe ulaşmakta zorlandığını görmüş. Yardım etmeliydi hayvana. Yazık diye düşündü ve elini çöpün içine sokarak kemiği alıp hayvana uzattı. Köpek iştahla ve sevinçle kemiği ağzıan alıp uzaklaşmıştı Gezgin&#8217;den.</p>
<p>Gezgin kirlenen eline bakarken &#8220;Nasıl da teşekkür ediyor? Ben onun için elimi kirleteyim o kemiği alıp uzaklaşsın.&#8221;</p>
<p>&#8220;Peki ama niye yaptım ki? Aç kalsaydı da görseydi gününü.&#8221;</p>
<p>Sonra bunun imkansızlığını düşündü. &#8220;İnancım gereği bunu yaptım. Köpek ya ad bir canlı aç kalmamalıydı karnını doyuracak nimet varken. Doğru bildiğim bu olduğu için, olması gereken bu olduğu için yaptım.&#8221; dedi ve inancı da anlamıştı artık.</p>
<p>Var olma amacı için dünyayı dolaşmamıza gerek yok. Sadece etrafımıza duyarlı gözlerle bakabilelim hala geç değilken.</p>
<p>NOT: Gezgin bilge hikayesi bana aittir. Bir yerden kopya edilmemiş ve esinti içermemektedir.</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla&#8230;</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/05/19/var-olma-filozofca-yaklasimlar/&title=Var olma, Filozofça yaklaşımlar&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/05/19/var-olma-filozofca-yaklasimlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mühendisler, doktorlar istedi mi seni?</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/05/12/muhendisler-doktorlar-istedi-mi-seni/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/05/12/muhendisler-doktorlar-istedi-mi-seni/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 May 2008 21:29:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/05/12/muhendisler-doktorlar-istedi-mi-seni/</guid>
		<description><![CDATA[

Pişştt!
Kız kime diyom? Baksana kör olmayacası?
Efendim? ( Şaşırmıştı, kendisine böyle seslenen kadını önce çıkartamadı. Tanıdık geliyordu siması ama tanıyamamıştı. &#8220;Tanımak zorunda mıyım?&#8221; diye geçirdi aklından.)
Kız ne güzel olmuşsun. Büyümüşsün maşallah!
( Kız &#8220;La havle&#8230;&#8221; modunda.)
Sağolun.
Yavuklun var mı kız senin?
&#8220;Yok dayanamayacağım şu kadına. Şeytan diyor bir tane geçir. Töbe töbe&#8230; İnsanı günaha sokar böyleleri&#8230;&#8221;
Ben şu an okuyorum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/05/12/muhendisler-doktorlar-istedi-mi-seni/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F05%2F12%2Fmuhendisler-doktorlar-istedi-mi-seni%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22M%C3%BChendisler%2C%20doktorlar%20istedi%20mi%20seni%3F%22%20%7D);"></div>
<p>Pişştt!<br />
Kız kime diyom? Baksana kör olmayacası?</p>
<p>Efendim? ( Şaşırmıştı, kendisine böyle seslenen kadını önce çıkartamadı. Tanıdık geliyordu siması ama tanıyamamıştı. &#8220;Tanımak zorunda mıyım?&#8221; diye geçirdi aklından.)</p>
<p>Kız ne güzel olmuşsun. Büyümüşsün maşallah!</p>
<p>( Kız &#8220;La havle&#8230;&#8221; modunda.)</p>
<p>Sağolun.</p>
<p>Yavuklun var mı kız senin?</p>
<p>&#8220;Yok dayanamayacağım şu kadına. Şeytan diyor bir tane geçir. Töbe töbe&#8230; İnsanı günaha sokar böyleleri&#8230;&#8221;</p>
<p><span id="more-1035"></span>Ben şu an okuyorum zaten.</p>
<p>Olsun kız okumak; evlenmeye engel mi?</p>
<p>Hayır ama istemiyorum açıkçası.</p>
<p>Bizim mahallede boylu poslu mühendis Melahat&#8217;ın oğlu evlenmek istiyor. Tanıştıralım sizi.</p>
<p>İstemiyorum dedim ya!</p>
<p>Kız bundan iyisini mi bulacaksın?</p>
<p>La havle&#8230; Yahu istemiyorum. Melahat&#8217;ın oğlundan bana ne canım? Bulamamış mı? Sizin gibilerden medet umuyor.</p>
<p>Kız seni görmüş, çok beğenmiş.</p>
<p>Hemen anasına mı yetiştirmiş? Aman eksik olsun.</p>
<p>Sen bu akılla bi halt olamazsın kız.</p>
<p>Olmayayım öyle bi halt olacaksam&#8230;</p>
<p>&#8220;Melahat&#8217;ın oğlunun haberi bile yoktur allah bilir! Dünya nelere kaldı ya? Evlilik programlarının popülerliği belli. Herkes çöpçatan şimdi.&#8221;</p>
<p>Kız arkadaşına bahsederken güldü. Kadının ne kadar çekilmez olduğunu geçen konuşmadan çıkaran arkadaşı sadece tek bir şey söyledi:</p>
<p>Peki ama diyelim ki karşına zembilden iner gibi biri çıktı, seni beğendiğini, arkadaşlık etmek istediğini söyledi. Ne dersin?</p>
<p>Beni biliyorsun. Sen de kim oluyorsun diye kovalarım. Daha ilk kez gördüğü kıza arkadaşlık teklif eden birinden hayır gelir mi?</p>
<p>Bak kendinde dedin. Şimdiki kızlar böyle. Erkekler de görücü üsulune başvuruyor.</p>
<p>Saçmalıyorsun. Tamam öyle olduğunu farzedelim. Diyelim ki Melahat&#8217;ın oğlu karşıma bu nedenle çıkmadı. Damdan düşer gibi teklif olur mu? Benim kendisini kesinlikle reddeceğimden dolayı araya annesini daha sonra da bu kadını soktu. Bu şekilde de olamayacağını bilmesi gerekmez mi? Koskoca mühendis olmuş, kasım kasım kasılıyor havalarında anlatılacağını ve bir kızında bu kasıntı laflardan hoşlanabileceğini mi düşünüyor?</p>
<p>Off kız ya!</p>
<p>Ne ofu ya! Of Trabzon&#8217;da. Biliyorum ters ters bakma öyle, hiç komik değil.</p>
<p>Ha şunu bileydin.</p>
<p>Napim? Konuyu dağıtmak istedim.</p>
<p>Dağıtma! Aynı yerden devam et!</p>
<p>Peki madem. Melahat&#8217;ın oğlu olduğunu biliyoruz da bu onu tanımlamıyor ki! Melahat&#8217;ı tanımıyorum bir kere oğlunu nereden bileyim? İkincisi ne olmuş yani mühendisse?</p>
<p>Nice mühendisler var işsiz, güçsüz. Hem allah aşkına eğitimliyim diye eğitimli olsun isterler şu erkekler de kendinden akıllı olmasın isterler eşlerinin. Akıllı kadın işlerine gelmez. Deli gibi aşık olurlar belki ama evlenmezler.</p>
<p>Bir sürü madde sıralayabilirim sana. Bir arkadaşım &#8220;Ne olursa kör cahillikte olur.&#8221; Kör cahillilik burada gençliğimizin havailiği. Gerçekten de hata yapsakta toz pembemsi duygularımızı öldürmeyiz. Erkek de olsa kız da olsa&#8230;</p>
<p>Diyelim ki tanıştık. Ben ona hayat hakkındaki düşüncelerimi açıklayacağım. O da bana. Evlilik, çoluk çocuk. Bunlar sorumluluk isteyen işler. Ailesiyle de yaşasa bir kız bağımsızlığı vardır kendince. Evlenince ölür.</p>
<p>Tanımıyorsun doğru düzgün. İki gözüne, iki kaşına aşık oldum. Geçeceksin bunları masaldır erkeklerin dilinde.</p>
<p>İkinci görüşmede &#8220;Aşkım&#8221;. Evliliğin ilk ayları canım cicim aylarıymış. Onlar geçince monotonlaşacak.</p>
<p>Sensiz yaşayamam derken sana katlanamaz olacak belki de.</p>
<p>&#8220;Çocuk sever mi?&#8221; bilmeden evlenenler var. Çocuğa hazır mı? Hem kadın, hem erkek kendilerinden olacak, dünyaya getirecekleri, bir isim verecekleri bu varlığı korku duymadan koruyup, kollayabilecekler mi? Dahası sevebilecekler mi?</p>
<p>Belli bir yaşa kadar yapayalnız uyuduğunu ve bundan sonra birisinin devamlı yanında seninle beraber soluyabileceğini düşün. Çocuğun olunca belki onunla da.</p>
<p>İki kişiyken, çoğalacaksın. Bu çoğalmayı üremeye bağlama lütfen. Çocuğun evlenecek. Onun çocukları olacak. Bu yönden de düşün!</p>
<p>Üfff yeter! Haklısın! Evlenmeyi hayal eden beni bile soğuttun evlilikten.</p>
<p>Soğuma lütfen. Sadece hayatı paylaşmaya kiminle karar verdiğini iyi analiz et. Değil Melahat&#8217;ın isterse peri padişahının oğlu karşına çıksın.</p>
<p>Çöpçatan yoluyla evlilikleri yermek yada evliliğin çekilmez olduğunu söylemiyorum ki. Sadece hayatta alacağın en önemli kararlardan bir tanesi. Pazarda bile çürükleri eleyerek alışveriş etmiyor musun?</p>
<p>Melahat Hanım gelininize bakın!</p>
<p>Aaaa şuna bak!</p>
<p>Birbirlerini kovalayarak, çocukca gülüşerek eğlendiler.</p>
<p>Ah kızlar ah!</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/05/12/muhendisler-doktorlar-istedi-mi-seni/&title=Mühendisler, doktorlar istedi mi seni?&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/05/12/muhendisler-doktorlar-istedi-mi-seni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anlat be koce şehir!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/04/27/anlat-be-koce-sehir/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/04/27/anlat-be-koce-sehir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 20:49:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/04/27/anlat-be-koce-sehir/</guid>
		<description><![CDATA[

Ey koca şehir!
Kimleri ezip de geçtin?
Kimler yok olup gitti?
Denizine mi sormalıyım? Kaç kişi yok oldu sularında diye, yoksa sana mı sormalıyım?
Ağzın olsa, konuşsan benimle, anlatsan &#8220;Yokuşunun sokaklarından kimler geçip gitti?&#8221; diye uzun bir hikaye anlatsan!Hikayenin acı yerlerinde dursan, iç çeksen ve hüzünlenerek devam etsen konuşmaya&#8230; Birazcık da olsa üzülmedin mi gidenlerin ardından?
Anlat be koca şehir! [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/04/27/anlat-be-koce-sehir/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F04%2F27%2Fanlat-be-koce-sehir%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Anlat%20be%20koce%20%C5%9Fehir%21%22%20%7D);"></div>
<p>Ey koca şehir!</p>
<p>Kimleri ezip de geçtin?</p>
<p>Kimler yok olup gitti?</p>
<p>Denizine mi sormalıyım? Kaç kişi yok oldu sularında diye, yoksa sana mı sormalıyım?</p>
<p>Ağzın olsa, konuşsan benimle, anlatsan &#8220;Yokuşunun sokaklarından kimler geçip gitti?&#8221; diye uzun bir hikaye anlatsan!<span id="more-998"></span>Hikayenin acı yerlerinde dursan, iç çeksen ve hüzünlenerek devam etsen konuşmaya&#8230; Birazcık da olsa üzülmedin mi gidenlerin ardından?</p>
<p>Anlat be koca şehir! Ama önce masallarını, efsanelerini anlat bana! Padişah masallarını anlat! Sonunu getirme, mutlu sonla bitmeyen masal olmaz; o yüzden bana bırak ki, içimden getireyim sonunu. Sen hiç susma, ben konuşsam da durup da beni dinleme, sen anlatmaya devam et! Benim bildiklerim de senin bildiklerin değil mi zaten?</p>
<p>Güzel aşklar anlat bana, ölmeyen sevgililer oldu mu hiç? Ölse de kaybolmayan sevgiye rastladın mı sen? Yoksa sonunda hep kırılan, kıran kalpler mi gördün?</p>
<p>Susma be koca şehir! Sen anlatacaksın ben dinleyeceğim bu sefer. Mızıkçılık etme, darılma da hemen, darılacak birisi varsa ben darılacağım. Ya sonsuza dek küseceğim sana, ya da benim dostum olacaksın bundan böyle&#8230; Beni de sileceksin ya bir gün. Silinip yok olacağım herkes gibi. Ama o güne kadar bari benimle iyi geçin, n&#8217;olursun! Cevap vermiyorsun, çünkü neler hazırladığın belli yüz ifadenden.</p>
<p>Her zamankinden daha soğuksun bu gün. Üşütüyorsun insanı, donduruyor rüzgarın. Dalgaların bile hırçın, acımasız.</p>
<p>Balıkçı tekneleri görünmüyor, ekmeklerine yine engel oldun. Gülüyorsun değil mi? Gülüyorsun. Senin acıma duygun var mı, merak ediyorum. Doymak bilmeyen bir iştahın var sadece. Gemiler bile suskun. Dalgalarını seviyordum ya sevmesine, içimi donduran insanlarınla birlikte daha da fazla üşütüyor bu gün rüzgarın, dalgaların alabildiğine maviliğini kaybettiği gibi sıcaklığını da yitirmiş, nefesim bile ısıtmıyor ellerimi.</p>
<p>Neden bu gün bu kadar kötüsün? İnsanlardan iğrendiysen artık haklısın ama hala iyiler var. Ben buna inanmasam olur muydum, sanıyorsun. İnan bana ben de yaşayamazdım. Umudunu yitirmemelisin bu yüzden.</p>
<p>Senin sokaklarında yürüyen insanlara bir bak! Hepsi telaş içinde bu insanların. Bir yere yetişme telaşı veya başkası&#8230; Bu seni bu güne kadar ilgilendirdi mi? Sokakların da senleşmeye başladı artık.</p>
<p>İnsanları hiç sevmeyeceksen bile bu kadar kötü davranmana gerek yok. Ama dedim ya haklısın diye ben olsam senin yaptıklarından daha fazlasını yapardım. Belki çok kötü biriyimdir ne dersin? Herkes kötü diyorsun şimdi de.</p>
<p>Konuşmaya başladığımızdan beri ilk defa cevap veriyorsun? Biliyor musun? Seviyorum seni ben. Sen beni sevmeyeceksin anlaşıldı. Sana dostum diyerek veda etmek istiyorum.</p>
<p>Hadi dostum, Allahaısmarladık!</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/04/27/anlat-be-koce-sehir/&title=Anlat be koce şehir!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/04/27/anlat-be-koce-sehir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyilik mi? Kötülük mü?</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/04/16/iyilik-mi-kotuluk-mu/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/04/16/iyilik-mi-kotuluk-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Apr 2008 20:14:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/04/16/iyilik-mi-kotuluk-mu/</guid>
		<description><![CDATA[

Sokaklarda yürüyordu, torbası elinde. Ne vardı torbasında? Bilemiyorum. İri gözlerine takılıp kalmıştım. Esmer, ufak boylu, 8-9 yaşlarında bir oğlan çocuğuydu. Karşımdan gelip geçiyordu, derdinin büyük olduğu hissiyatine kapılıyordu insan.
Birden ürperdim, rüzgarla birlikte onun torbası yere düştü ve benim yanıma kadar sürüklendi. İri gözleriyle baktı bana. İri ve simsiyah&#8230;
Gözlerimiz çakıştı, bir anlık çekimdi belki de&#8230; Çekiniyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/04/16/iyilik-mi-kotuluk-mu/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F04%2F16%2Fiyilik-mi-kotuluk-mu%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0yilik%20mi%3F%20K%C3%B6t%C3%BCl%C3%BCk%20m%C3%BC%3F%22%20%7D);"></div>
<p>Sokaklarda yürüyordu, torbası elinde. Ne vardı torbasında? Bilemiyorum. İri gözlerine takılıp kalmıştım. Esmer, ufak boylu, 8-9 yaşlarında bir oğlan çocuğuydu. Karşımdan gelip geçiyordu, derdinin büyük olduğu hissiyatine kapılıyordu insan.</p>
<p>Birden ürperdim, rüzgarla birlikte onun torbası yere düştü ve benim yanıma kadar sürüklendi. İri gözleriyle baktı bana. İri ve simsiyah&#8230;</p>
<p><span id="more-971"></span>Gözlerimiz çakıştı, bir anlık çekimdi belki de&#8230; Çekiniyor muydu benden? Sanmıyorum güçlü bir karakter taşıdığını hissediyordum. Aldım torbayı, içine bakmayı hiç düşünmedim. Belki de sokak çocuğuydu. Çocuğa uzattım, tek kelime etmeden aldı. Şimdi yakınımdaydı.</p>
<p>Elime değdiği için eli rahatsızlık duymuş veyahut benim rahatsızlık duyabileceğimi düşünmüş müydü? Bilemiyorum sebep ne olursa olsun hemen çekti elini. Elleri kirliydi. Çocuktu ne de olsa&#8230; Hangimizin eli kirli değildi ki o yaşlarda.</p>
<p>Bakışları üzerimde, karşımda kıpırdamaksızın duran bir heykel gibiydi. Beni inceliyordu ben de onu incelemeye başladım. Ona uymayan kısa bir pantolon vardı üzerinde. Yırtık, mavi örme bir yelek geçirmişti. Hava sıcaktı aslında ama buna rağmen üzerinden çıkarmamış diye düşündüm. Kirli beyaz bir tişört mavi örme yeleğin altında lekeler içindeydi.</p>
<p>Rahatsızlık duymuyordu ama neden incelediğimi onu küçümsediğimi düşündüğü belliydi. Halbuki böyle bir nedenim olamazdı. Hele ki bir çocuk için. Küçümsenecek davranışlar hiçbir çocuğa ait olamaz, büyüklerinden öğrenirler küçümsemeyi, hor görmeyi&#8230;</p>
<p>Onu yargılayacağımı düşünüyordu belki de. Ama bu düşüncelerini dile getirmiyordu. Getirmeyeceğini biliyordum. Benim kendisini hor gördüğümü zannedip o beni hor görüyor, olmayan düşmanca bir kin duyuyordu bana karşı. Ona göre iyi giyimliydim, cebimde param vardı belki zengindim ona göre.</p>
<p>&#8220;Ahh&#8230; Hiçbiri değilim küçüğüm. Sadece insanım senin gibi. Senle aramızda fark olduğunu düşündürenlere, fark yaratanlara yazıklar olsun! Kabul et arkadaşın olayım. Dertsiz kimse yoktur küçüğüm ama paylaşmasını öğrenmelisin. Beni düşman olarak görürsen yaşadığın ülkeyi, o ülkenin insanlarını da düşman olarak görüyorsun demektir.</p>
<p>Bu toplumda sen de benim gibi bir bireysin. Benim ne kadar söz sahibim varsa senin de var?&#8221; içimden bunları söylemek geçiyordu ama kömür karası gözleri buna engel oluyordu. Bir şey bekliyordu benden, bakışları hala üzerimdeydi.</p>
<p>Şişkin gibi gözüken kalın dudakları aralandı. Konuşacaktı, ne diyeceğini bekliyordum.</p>
<p>&#8220;-Para versene abla!&#8221; Kalın dudakları gibi söyleniş biçimi de kalın ve sertti. Para vermezsem seni öldürürüm diyordu sanki. Yazık be küçüğüm.</p>
<p>Ama yazık sana değil, senin gibilere değil&#8230; Senin ve senin durumunda olanlara senin, benim gibi ayrım yaptıranlara!</p>
<p>Ben de senim küçüğüm. Ben de çocuktum belki hala öyleyim. Ben oynardım, sen oynamıyorsun. Ben yaramazlık yapardım, sen yapmıyorsun. Ben bebeklere elbise dikerdim, senin bebeğin hiç olmadı belki de. Ben kahkaha atıyorsam sen sadece gülüp geçiyorsun belki de&#8230;</p>
<p>Nelere gülüyorsun? Düşsem, bir yerimi incitsem buna güler miydin küçüğüm? Ben Tom ve Jerry&#8217;e gülerdim küçüğüm. Birisine bir zarar geldiyse ona gülünmez, yardım edilir.</p>
<p>Ben kitap okuyorum, sen okuma biliyor musun küçüğüm?</p>
<p>Ben açlığı bilmiyorum, sen biliyor musun küçüğüm?</p>
<p>Ben karşımdaki ister babam olsun, ister annem olsun para isteyemem küçüğüm. Sen daha ilk kez karşılaştığın birinden para istiyorsun küçüğüm.</p>
<p>Kim, ne öğretiyor küçüğüm sana?</p>
<p>&#8220;Yabancılardan kesinlikle bir şey almayın!&#8221; derlerdi bize küçükken. Bunu söyleyen biri yok mu küçüğüm?</p>
<p>Gidiyordu ardına bakarak. Bana bakarak uzaklaşıyordu, sıkılmıştı benden belli ki! Para vermediğim için düşmanlığı artmıştı. Öfkesini saklamıyordu kömür karası gözleri.</p>
<p>Senin iyiliğin için küçüğüm. Yoksa bir liram eksik olsun varsın cebimde. Belki anlamayacaksın hiçbir zaman. Her zaman düşman sayacaksın beni. Varsın, senin canın sağolsun. Giysi istesen üzerine onu alırdım ama para veremem küçüğüm.</p>
<p>İnan ki senin iyiliğin için&#8230;</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/04/16/iyilik-mi-kotuluk-mu/&title=İyilik mi? Kötülük mü?&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/04/16/iyilik-mi-kotuluk-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ortaçağ&#8217;da Sanat, güzellik ve estetik</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/04/13/ortacagda-sanat-guzellik-ve-estetik/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/04/13/ortacagda-sanat-guzellik-ve-estetik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2008 19:41:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/04/13/ortacagda-sanat-guzellik-ve-estetik/</guid>
		<description><![CDATA[

Ortaçağ estetiği, sanat ve güzellik. Estetik, güzellik ve sanat. Birbirine yakışan, birbirini tamamlayan değerler.
Yunan mitolojisi ve Tanrıları estetik değerlerin gelişmesine, ünlü ressamların eserlerine konu teşkil etmiştir. Rönesans döneminden önce de ortaçağ sanatının var olduğu ve Rönesans dönemi kadar çarpıcı ve damga vuran bir dönem olmamasına rağmen; Rönesans akımının sahiplerine ilham vermişlerdir.
Kimliksizdir Ortaçağ sanatı. Taklit ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/04/13/ortacagda-sanat-guzellik-ve-estetik/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F04%2F13%2Fortacagda-sanat-guzellik-ve-estetik%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Orta%C3%A7a%C4%9F%27da%20Sanat%2C%20g%C3%BCzellik%20ve%20estetik%22%20%7D);"></div>
<p>Ortaçağ estetiği, sanat ve güzellik. Estetik, güzellik ve sanat. Birbirine yakışan, birbirini tamamlayan değerler.</p>
<p>Yunan mitolojisi ve Tanrıları estetik değerlerin gelişmesine, ünlü ressamların eserlerine konu teşkil etmiştir. Rönesans döneminden önce de ortaçağ sanatının var olduğu ve Rönesans dönemi kadar çarpıcı ve damga vuran bir dönem olmamasına rağmen; Rönesans akımının sahiplerine ilham vermişlerdir.</p>
<p>Kimliksizdir Ortaçağ sanatı. Taklit ve kopya etmelerden meydana gelir. <span id="more-944"></span>İsmi bilinmeyen yazarın yazılarını kopyalamak kimliksiz olanı sanatlaştırmak anlamına geliyordu. Ama bunun bir nedeni el yazmalarının kolay elde edilememesi sonucu elde edenin yorumlamasına izin veriyordu.</p>
<p>Ortaçağ Latin dilinden başlar. Dili latinleşmiş, kitabı Mukaddes&#8217;in metinlerini temelinde barındıran, yenilik duygusuna sahip olmadığı düşünülse de yenilik duygusunun yineleme görüntüsünün sakladığı, bu yeniliği kamufle ettiği sanat dönemidir.</p>
<p>Kilise papazlarının geleneğini klasik kültürün tanığı olarak sürdürdüğü için yeni hiçbir şey söylemiyormuş havasından kurtulamaz.</p>
<p>Tarih ani değişimler içerse de Ortaçağ&#8217;da Ortaçağlılar için Descartesçi büyük değişimler yer almamıştır.</p>
<p>Ortaçağ estetik kaygısını Klasik Antikçağ&#8217;dan almasına rağmen Mistisizm , Metafizik kavrayışına sahiptir. Buna rağmen gerçeklik kavramını, felsefi kavramlara oturtmaya çaba göstermiştir. Bir bakıma Ortaçağ kültürü, gerçeklik üzerine düşünmekten çok kültürel geleneğin yorumudur.</p>
<p>Ortaçağlılar varoluşun güzelliğinden sözederler. İdeal güzelliğin yapısının tek imgesi dünyamızdır onlara göre bu Platon kökenli bir kavramdır. Güzellik tüm nesnellere ait bir nitelik olarak belirirse, yaşama çoşkusunun ötesinde evrenin güzelliği güvence altına alınmış ve korunmuş olur.</p>
<p>Mükemmeliğin, güzelliğin ve iyiliğin biçime dayandırılmış olması, kilise babalarının etkisinden kurtulamamış olması, kilise babalarının kitabı mukaddesi geliştirmeleri, Ortaçağ döneminde yaşanan din içerikli olaylar, sanatın her alanında açıkça bir ilerlemeyi erteletse de dönemin ışığını ve önemini kaybettirememiştir.</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/04/13/ortacagda-sanat-guzellik-ve-estetik/&title=Ortaçağ'da Sanat, güzellik ve estetik&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/04/13/ortacagda-sanat-guzellik-ve-estetik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hoca Efendiye Vaazımdır!</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/04/02/hoca-efendiye-vaazimdir/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/04/02/hoca-efendiye-vaazimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 21:33:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/04/02/hoca-efendiye-vaazimdir/</guid>
		<description><![CDATA[

Artık uyanın! Hristiyan,
yahudi, ister kafir olalım,
içimizi korkuyla titretecek an geldi,
işte ağırıyor yeni gün.
Kutsal kitap, gerçeğiyle bizi eğitti,
o anın geldiğini sezdiren belirtiler
artık çokça görüldü.
 Güneş ışığını esirgiyor bizlerden,
ihanet tohumunu saçıyor hep yollara:
Babalar çocuklardan nankörlüğü tadıyor,
Kardeş kardeşi aldatıyor yalanla,
Bizleri Tanrı&#8217;ya sığındıracak din,
cüppelere saklanmış bir yalancı:
Kaba kuvvet başkaldırmış,
adalet mahkemeden yokolmuş,
Kalkın haydi! Yetti böyle uyumak.
1200&#8242;lerde Walther von der Vogelweide&#8217;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/04/02/hoca-efendiye-vaazimdir/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F04%2F02%2Fhoca-efendiye-vaazimdir%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Hoca%20Efendiye%20Vaaz%C4%B1md%C4%B1r%21%22%20%7D);"></div>
<p>Artık uyanın! Hristiyan,<br />
yahudi, ister kafir olalım,<br />
içimizi korkuyla titretecek an geldi,<br />
işte ağırıyor yeni gün.<br />
Kutsal kitap, gerçeğiyle bizi eğitti,<br />
o anın geldiğini sezdiren belirtiler<br />
artık çokça görüldü.<br />
<span id="more-866"></span> Güneş ışığını esirgiyor bizlerden,<br />
ihanet tohumunu saçıyor hep yollara:<br />
Babalar çocuklardan nankörlüğü tadıyor,<br />
Kardeş kardeşi aldatıyor yalanla,<br />
Bizleri Tanrı&#8217;ya sığındıracak din,<br />
cüppelere saklanmış bir yalancı:<br />
Kaba kuvvet başkaldırmış,<br />
adalet mahkemeden yokolmuş,<br />
Kalkın haydi! Yetti böyle uyumak.</p>
<p>1200&#8242;lerde Walther von der Vogelweide&#8217;nin bu dizelerinden esinlenen Johannes Marıo Simmel; Vatan Sağolsun adlı kitabına bu dizeleri koymuş baş sayfasına. Çok hoşuma gitti bu cümleler.</p>
<p>Ben genelde Fransız edebiyatının baş yapıtlarını okudum ilk olarak. İtalyan edebiyatıyla da tanışmam aynı zamanlara rastlar. Dante&#8217;nin İlahi KOmedyası, Boccacio&#8217;nın Decameron&#8217;u. Fransız edebiyatına merakımın sebebi Victor Hugo&#8217;ydu. Fransız İhtilali&#8217;nin ayrıntılarını bulabilirdiniz yazarın baş yapıtlarında. Sadece İhtilal değil ihtilal insanlarının yaşamlarının nasıl değiştiği hakkında da bilgi veriyor.</p>
<p>Rus edebiyatını Fransız edebiyatının arkasından okudum. Dostoyevski&#8217;nin Karamazov Kardeşler&#8217;i, Gogol&#8217;un Ölü canlar&#8217;ı&#8230; Yalnız Gogol&#8217;da dikkatimi çeken yazarın baş yapıtını harcaması oldu. Tabi buna itiraz da edebilirsiniz. Tek edindiğim bir düşünce de bu iki edebiyat hakkında Rusların Fransızları taklit etmesi. Her yönüyle Fransız İhtilali dünyayı etkilemiştir. Dünyaya yeni bir yön vermiştir. Bunu kimse inkar edemez.</p>
<p>Alman edebiyatına bu kitapla başladım diyebilirim. Berlin Duvarı&#8217;nın zamanlarının anlatıldığı kitabın Vatan Sağolsun adlı eserin başında yazıyor baştaki cümleler.</p>
<p>Ne kadar da uyuyor halimize dedirtti bana. Bazı şeyler tarihin tekrarı hemde ezeli bir tekerrürden ibaret nedense.<br />
&#8220;Bizleri Tanrı&#8217;ya sığındıracak din, cüppelere sarınmış bir yalancı&#8230;&#8221; Dinden, imandan soğuttular diyoruz ya bazen. Halbuki İslam dininin hoşgörüsü başka hiç bir dinde yok. Ama yanlış olan dinin gerekliklerini biliyorum diyenlerin çarpıtmaları.</p>
<p>Kadınlarımız zaten yıllar yılı susmuş. Konuşmak günahmış kadınlara. Ey imam senin annen yok mu? Peki ya karın, kızın yok mu?</p>
<p>Ayıp olmuyor mu? Vay benim halime. Ben işim gereği bir sürü insanla muhattap oluyorum. Bana sorulan sorulara cevap vermek zorundayım. Dinin gerekliliğini malesef yerine getiremiyorum sevgili İmam.</p>
<p>Hayat koşulları buna engel oluyor. Otobüslerin kalabalığı buna engel oluyor. Benim arabam yok sevgili İmam. Toplu taşıma araçlarına biniyorum her gün. Napalım sevgili Hoca Efendi siz söyleyin.</p>
<p>&#8220;Deli bir taş atar kuyuya&#8230;&#8221; diye bir söz vardır.</p>
<p>Ne zaman uyanacağız? Söyle İmam efendi sizin gibi bağnazlardan ülkemiz ne zaman kurtulacak? Üç vakte kadar deyin ister 5 vakte kadar deyin ama yapmayın Hoca Efendi.</p>
<p>Dindarlık bağnazlık değildir. Hoşgörüye sahip dinimize yaptığınız açıklamalarla artık leke sürmeyin. Ilımlı İslam bilmem ne? Bunları bırakın Hoca Efendi. Dünyaya daha fazla küçük düşürmeyin ülkemizi. Güldüklerini ben bile görebiliyorum. Siz de uyanın Hoca Efendi!</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla&#8230;</p>
<p>Not: Vaaz gibi oldu ama affedin artık.<br />
<a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/04/02/hoca-efendiye-vaazimdir/&title=Hoca Efendiye Vaazımdır!&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/04/02/hoca-efendiye-vaazimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmarit ve Hayatın Düşüşü</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2008/03/31/izmarit-ve-hayatin-dususu/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2008/03/31/izmarit-ve-hayatin-dususu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2008 17:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatma Tezcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatma Tezcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/2008/03/31/izmarit-ve-hayatin-dususu/</guid>
		<description><![CDATA[

Yataktan huzursuzca kalkmış, dikkatli gözleriyle odasına göz geçirmişti. &#8220;Her şey aynı.&#8221; diyerek, canı sıkılarak kalkmıştı yeni güne. Onun her günü aynıydı. İtiraf bile etmek istemiyordu bunu kendine. Bazen canı yataktan bile çıkmak istemiyordu. Hayattan kopmuş, soyutlanmış hissediyordu kendini.
&#8220;O olsaydı&#8230;&#8221; dedi kendi kendine fısıldarmış gibi. Ama yoktu. Hayat devam ediyordu. Klasik olan bazen söz olarak dile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2008/03/31/izmarit-ve-hayatin-dususu/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2008%2F03%2F31%2Fizmarit-ve-hayatin-dususu%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%C4%B0zmarit%20ve%20Hayat%C4%B1n%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BC%C5%9F%C3%BC%22%20%7D);"></div>
<p>Yataktan huzursuzca kalkmış, dikkatli gözleriyle odasına göz geçirmişti. &#8220;Her şey aynı.&#8221; diyerek, canı sıkılarak kalkmıştı yeni güne. Onun her günü aynıydı. İtiraf bile etmek istemiyordu bunu kendine. Bazen canı yataktan bile çıkmak istemiyordu. Hayattan kopmuş, soyutlanmış hissediyordu kendini.</p>
<p>&#8220;O olsaydı&#8230;&#8221; dedi kendi kendine fısıldarmış gibi. Ama yoktu. Hayat devam ediyordu. Klasik olan bazen söz olarak dile getirilen bu mana ona o kadar manasız geliyordu ki! Tekrar canı sıkıldı. Kalktı ve her zaman giydiği ropdöşambırını giydi. Yüzünü yıkamadı yine. Traş da olmadı. Traş bıçağı bile paslanmıştı. Biliyordu kötü göründüğünü. Umurunda değildi bütün bunlar&#8230;</p>
<p><span id="more-849"></span>Onunla geçirdiği sabahların birinde; akşam doyasıya sevişmenin yorgunluğuyla, yataktan çıkmak istemediğini söylediğinde onun bakışlarındaki sıcaklığı görmüştü. Şimdi ne dediğini anımsamıştı nedense:</p>
<p>&#8220;-Bebek gibi davranma!&#8221;</p>
<p>Bunun üzerine biraz daha oynaşmışlardı. Gülümsedi. Onun cümleleri, ses tonu ona her zaman melodi gibi gelmişti. Şimdi hayattan bıkmayacağı melodiyi; bir daha duyamayacağının acısı yüreğine saplanıyordu.</p>
<p>&#8220;Çay!&#8221;</p>
<p>&#8220;Demlik nerede? Hay allah!&#8221; Mutfak dolabının kapağı kafasına çarpmıştı. Başı ağrıyordu şimdi de. &#8220;Ne kadar huysuzsun?&#8221; diye düşündü. Ağrısını hafifletecek bir şeyler ararken, eli bir bardağa çarpmış, bardak yere düşmüş, paramparça olmuştu. Onun en sevdiği bardak.</p>
<p>Eğildi, cam kırıklarını toparlarken, gözlerinden yaşlar boşandı. &#8220;Nerdesin?&#8221;</p>
<p>&#8220;Sensiz sakarım, huysuzum, bir işe yaramıyorum. Bak en sevdiğin bardağı parçaladım. Ama ben senin sadece bardağını parçaladım. Oysa sen benim kalbimi. Kalbimi mi yoksa bardağı mı terazine koyacaksın?&#8221;</p>
<p>Ağlıyordu. Dağılan cam parçalarını bıraktı. Hıçkırıklara boğuldu. Gözleri buğulanmış önünü bile göremiyordu. Aradan bir kaç dakika geçtikten sonra; doğrulmak için, elinden yardım almak amacıyla elini yere bastırdı. Ama bu seferde cam kırığı batmıştı. Eli kanıyordu. Yüreğinin acısı yanında bir hiçti duyduğu kesiğin acısı&#8230;</p>
<p>Kalkmaktan vazgeçti. Sakinleşmişti. Duvara yaslanmış sırtını öylece olduğu yerde bıraktı. Zihni boşalmış, dingindi. Bir tek yere bakıyordu şimdi. Her akşamını sevişerek geçirdikleri yatağa bakıyordu. Onu düşlüyordu zihni, ona dokunuyor, onu öpüyordu.</p>
<p>Yumuşak tenini hatırlıyor, içi titriyordu. Onunda içinin titrediğini biliyordu. &#8220;Kaşlarımı öptüğü zaman kaşlarım titrer ve o bunu çok severdi. Hep onun bu öpücüğü gerçekleştirmesiyle başlardık tenlerimizi tanımaya&#8230;&#8221;</p>
<p>Olmuyordu. Yapamıyordu.</p>
<p>&#8220;Olmayacak, yapayacağım. Sensiz yapamayacağım.&#8221; diye haykırdı boşluğa. Sesi yankı bile yapmıyordu. Yine sessizliğe gömülmüştü. Onun cıvıl cıvıl cınlayan sesini, hayatının melodisini istiyordu tekrar. Bu beton yığını evde sesine karşılık alamaması, &#8220;Gömülmüş mabet görünümlü evde neden yaşıyorum?&#8221; diye sormasına sebep olmuştu.</p>
<p>&#8220;Yeter artık!&#8221; diye bağırdı. Kalktı, cam kırıklarına aldırmadan, ayaklarını kestiğini bile bile aldırmaksızın devam etti yürümeye. Seviştikleri yatağa baktı. &#8220;Yalnız yatmayacağım sana!&#8221; dedi, kızıyordu içinden.</p>
<p>Pencere kenarına baktı. Bazen onu kendisinden önce uyanmış, uzun saçlarıyla ve bembeyaz iç çamaşırıyla bağdaş kurmuş oturarak görürdü. Bir şey demez, sadece kendisine gülümseyen yüzünü hatırladı. &#8220;Tüm bunlar acı veriyor. Anlıyor musun?&#8221;</p>
<p>Evi 5. katta bir apartman dairesiydi. Onunla tanıştıklarından tam 2 ay sonra beraber yaşamaya başlamışlardı. Onsuz bu evi 2 ay kullanmıştı sadece. &#8220;Artık kullanmayacağım.&#8221; dedi normal sesiyle, birisiyle konuşurmuş gibi.</p>
<p>Sigara yaktı. Yatak odasında içmesine izin vermezdi.</p>
<p>&#8220;-Gel ve gör beni. Bak sigara yaktım.&#8221;</p>
<p>&#8220;Olmayan biriyle konuşuyorum. Delirdim mi? Deliysem deliyim.&#8221;</p>
<p>Pencereye yaklaştı. Ağzından sigarayı indirmiyordu. En sonunda aşağı attı sigarayı. Düşüşünü izledi, keyif aldı bundan. Yavaş yavaş süzülerek düşmeye başlamış, karınca gibi gözükmüş, daha sonra düşüşünü gerçekleştirdiğinde ufak bir nokta olarak kalmıştı. &#8220;Dumanı hala tütüyor mu?&#8221;</p>
<p>Galiba diye geçirdi aklından. &#8220;Görmem için arkasından gitmen gerek. İyi fikir!&#8221; dedi ve izmaritinin düşüşü gibi o da pencereden attı kendisini.</p>
<p>Küçük bir karıncadan daha fazlasıydı. 5. kattan da bakılsa, yerden de bakılsa bir karıncadan çok daha fazlasıydı.<br />
<a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/fatma-tezcan/">Fatma TEZCAN</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2008/03/31/izmarit-ve-hayatin-dususu/&title=İzmarit ve Hayatın Düşüşü&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2008/03/31/izmarit-ve-hayatin-dususu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

