<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>izmirLife - izmir kent günlüğü &#187; Esen Fakioğlu</title>
	<atom:link href="http://www.izmirlife.com/category/esen-fakioglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.izmirlife.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 14:45:27 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Karşı Kıyı Samos</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/10/15/karsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/10/15/karsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 20:23:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Esen Fakioglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esen Fakioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezerken]]></category>
		<category><![CDATA[Samos]]></category>
		<category><![CDATA[Sisam]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3241</guid>
		<description><![CDATA[

Denizin ortasındayız, yaklaşık yarım saat sonra Samos Adası’na varmış olacağız, Kuşadası’nın tam karşısı. Çok eski zamanlarda birleşik bir kara parçasıymış ama bizim bildiğimiz tarihten beri ada orası. Yunanistan’la aramızda husumet yaratan yüzlerce kara parçasından biri&#8230;

Samos’tan Kuşadası’na bakış
Ne zamandır gelir giderim Yunan Adaları’na, her zaman bir kardeş gibi, sevgiyle  karşılandım. Konuştuğum Yunanlıların hep bir yanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/10/15/karsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F10%2F15%2Fkarsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Kar%C5%9F%C4%B1%20K%C4%B1y%C4%B1%20Samos%22%20%7D);"></div>
<p>Denizin ortasındayız, yaklaşık yarım saat sonra Samos Adası’na varmış olacağız, Kuşadası’nın tam karşısı. Çok eski zamanlarda birleşik bir kara parçasıymış ama bizim bildiğimiz tarihten beri ada orası. Yunanistan’la aramızda husumet yaratan yüzlerce kara parçasından biri&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><img title="Samostan-Kusadasi" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/post-images/Samostan-Kusadasi.jpg" alt="Samostan-Kusadasi" width="670" height="405" /><em><br />
Samos’tan Kuşadası’na bakış</em></p>
<p>Ne zamandır gelir giderim Yunan Adaları’na, her zaman bir kardeş gibi, sevgiyle  karşılandım. Konuştuğum Yunanlıların hep bir yanı Türkiye’ye, Türklere dayanıyordu. Kimisinin anneannesi, kimisinin dedesi Türkiye’de yaşıyormuş savaş öncesi. Mübadele zamanında Türkiye’den Yunanistan’a zorunlu göç edenlerin hikayelerini az mı okudum gazatelerde, dergilerde. Bir gecede evinden, toprağından, dostlarından ayrılan, bir bilinmeze yol alanların hikayelerini&#8230; Hala daha içi sızlayan, memleketinden uzak yaşadığını söyleyen insanlar. Zorunlu olarak kalanların ya da kalmayı seçenlerin durumu çok mu farklı sanki? Onlar da eziyet görmüşler yeni gelenlerden, evlerine, topraklarına yerleşenlerden. En sonunda da yalnız olarak hayata veda etmişler ne yazık ki&#8230;</p>
<p><span id="more-3241"></span>Tabi ki bu madalyonun bir yüzü&#8230; Diğer taraftan oradaki evlerinden edilen ve zorunlu olarak Türkiye’nin çeşitli yerlerine yerleştirilen Türkler de ayrı bir hikaye. Onlar da her şeylerini bırakıp yeni bir hayata başlamak zorunda kalmışlar, dünya üzerinde göç etmek zorunda kalan binlerce insan gibi. Göç etmeyenler ise binbir zorlukla karşılaşmışlar, asimilasyona uğramışlar, korkudan dinlerini değiştirmişler ve belki de dillenmeyen binbir türlü anıyla hayata veda etmişler&#8230;</p>
<p>Bütün bu yaşananlara rağmen sımsıcak bir gülümsemeyle karşılıyor sizi Yunan Adaları. Biraz sohbetten sonra, ayrılırken sarılıyorsunuz bir akrabanıza veda eder gibi. Biliyorsunuz ki kardeşlik yürekten geliyor, tepede konuşulanlara inat&#8230;</p>
<p>Sadece restore edilmiş, aslına hiç dokunulmamış iki köyden birindeyiz yarım saat süren bir yoldan sonra : Manolates. Yol tarifi sorduğumuz Yunanlıların gözlerinde bir ışıltı ile anlattıkları muhteşem bir köy burası. Çam ve çınar ağaçları arasından, bağların yanından kıvrıla kıvrıla tepeye çıkan yoldan sonra şimdi artık karşı kıyı, Kuşadası&#8230;</p>
<p>“Studios Angela”nın apart dairelerinden birine yerleştikten sonra hemen keşfe çıkıyoruz sokakları. Angela’nın evi köyün en tepesinde olduğu için biz tekrar aşağı doğru yürümeye başlıyoruz sokaklardan. Karşımıza ilk çıkan mavi – beyaz boyalı kilise oluyor, köyün tek kilisesi&#8230;</p>
<p>Manolates köyünün kilisesi<br />
Evlerin kapıları göz alıcı, sokaklar rengarenk çiçeklerle bezenmiş, her yer tertemiz. Taşları delerek kendilerine yer bulmuş bütün bitkiler. Hele şu bibere bir bakın lütfen!</p>
<p>“İnadına yaşamak” diye buna derler&#8230;</p>
<p>Kapıların her biri sanat eseri</p>
<p>Aslına uygun yenilenmiş Manolates sokakları</p>
<p>Dokunulmamış eski bir ev, hala sapasağlam ayakta</p>
<p>Eski evin önü rengarenk çiçek bahçesi ve el sanatları sergisi</p>
<p>Evlerin bahçelerinde cam ve seramik işleri<br />
Akşam yemeğini köyün girişindeki deniz manzaralı kafelerden birinde yedikten sonra biraz daha yürüyüş yaparak otelimize dönüyoruz. Angela ve arkadaşının ouzo davetini kıramayarak kah İngilizce kah Yunanca, adalarda yaşamdan Atina’daki orman yangınına, son yaptıkları İzmir-Kuşadası-Bodrum seyahatinden boğazdan geçen gemilere uzanan bir sohbetle güneşi batırıyoruz. Odamıza yerleşmeden önceki sohbetimizde bu İngilizce – Yunanca karışık iletişim dilimiz nedeniyle “geçenlerde ben de fal baktırdım” cümlesini “fal bakarım” şeklinde yorumlayan Angela’nın da ayaküstü kahve falına bakıyorum. Hayatında hiç kahve falı bakmamış biri olarak, hem de ingilizce, Atina’da oturan kızına telefonda anlattıklarım o kadar hoşuna gitmiş olacak ki ertesi sabah 11’de kızı için de kahve içip fal bakma sözü vererek ancak ayrılabiliyoruz yanlarından&#8230;</p>
<p>Ouzo’lu sohbet bir başka oluyor&#8230;<br />
Akşam denizin esintisiyle uyumanın verdiği huzurla, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyoruz. “Cennettesin” diyor içimden bir ses, “haydi kalk artık, keşif zamanı&#8230;” Köy mışıl mışıl uyurken, kahve falı bakamadan ayrıldığımız için Angela’dan özür dileyerek Pythagorion’a doğru yola çıkıyoruz.<br />
Dükkanlarını açıp temizlik yapan, marinadaki kafelerin önündeki masaları yeni güne hazırlayan, sabah mahmurluğu ile kahvaltı yapıp sohbet eden insanların, halatlarını çözüp limandan ayrılan teknelerin arasından geçerek limanın ucundaki fenere doğru ilerliyoruz. İsmini, burada doğan antik çağın ünlü matematikçisi Pisagor’dan alan bu minik şehri karşıdan fotoğraflıyor ve bir bankta oturup plajı, açıkta demir atmış tekneleri ve kıyıya bağlanmış balıkçıları seyre dalıyoruz.</p>
<p>Pythagorion</p>
<p>Marinanın sol tarafındaki küçük plaj</p>
<p>Alargadaki tekneler</p>
<p>Oturduğum bankın hemen yanındaki Pisagor heykelinin ne olduğunu araştırırken Pisagor’un M.Ö. 570 yılında doğmuş olduğunun tahmin edildiğini ancak hayatı ile ilgili çok net bilgilerin bulunmadığını öğreniyorum. 18 yaşında Lesbos adasına gittiğinde astronomi bilgini ve filozof Anaximander’le tanışmasının ve onun önerisi ile Mısır’a gitmesinin hayatını nasıl da değiştirdiğini farkediyorum hayat hikayesini okurken. 23 yaşında, M.Ö. 547 yılında Mısır’a giden Pisagor 21 yıl orda kalarak geometri öğreniyor. Mısırlıların piramitleri yaparken kullandıkları 3-4-5 üçgeni kuralından yola çıkarak ünlü teoreminin temellerini burda öğrendiği düşünülen Pisagor, 55 yaşında Samos’a dönüp bir okul kuruyor. Öğrencilerin az olması nedeniyle Güney İtalya’daki Croton şehrine göç ediyor ve burda öğrencilerinin matematikçiler ve dinleyeciler olarak ikiye ayrıldığı Pisagorculuk Okulu’nda eğitimlere devam ediyor. Evrendeki her şeyin matematiksel olarak ifade edilebileceğine inanan Pisagor, ezoterizmde büyük inisiyelerden biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Pisagor Anıtı<br />
Pisagor’u yerinde bırakarak kahvaltı için marinaya geri dönüyoruz. Rahat koltukları, lezzetli bacon&amp;eggs kahvaltısı, marinadaki merkezi konumu ve sahibinin güleryüzlü karşılaması ile Anthemis Cafe “tavsiye edilebilir yerler listesi”ne giriyor hemen. Kahvaltımızı bitirdikten sonra haritamızı açıyor ve dönüş feribotuna binmeden önce kalan dört saatimizi, adanın doğu tarafını gezerek değerlendirmeye karar veriyoruz. Her ne kadar haritaya bakarak yola çıkmış olsak da bir süre sonra kendimizi, bilmediğimiz bir meydanda, güzel bir köy kahvesinde buluyoruz.</p>
<p>Paleokastro köy kahvesi<br />
Biraz dinlenmek için oturduğumuzda yandaki masada, balıkçı olduklarını tahmin ettiğimiz, sabah sohbeti yapan amcaları farkediyoruz. Beraber bir fotoğraf çektirmek istediğimizi söylediğimizde gerçekten de balıkçı olduklarını öğreniyoruz!</p>
<p>Old fishermen in Samos<br />
“Nerelisiniz?” diye başlayan sohbet, 1940’lı yıllarda Türk kıyılarına gelerek balık avlayan bu balıkçıların maceralarına kadar uzanıyor bir süre sonra. Türk karasularında balık tuttukları için birkaç defa Kuşadası Karakolu’nda hapse atılmalarından tutun da içlerinden birinin savaş sırasında önce İzmir’e, ordan Suriye’ye, sonra da Kanada’ya göç etmesine kadar geçen süreci ilk ağızdan keyifle  dinliyoruz.</p>
<p>Ah o maceralar yok mu, dinlemenin keyfine doyulmayan&#8230;<br />
Ara sıra Türkçe de konuşan bu güzel insanlar arasında olmaktan memnun, hiç sormadan ısmarladıkları çayımızı yudumlarken aralarındaki çekişmeleri seyrediyoruz. Yeni gelen bir arkadaşlarına “Yaşlandın sen, bak kilo aldın, neredeyse doğum yapacaksın” şeklinde takılmaları, “Ordan söyleyin ne istediğinizi” diyen belli ki ellerinde büyümüş garson kızı “Olmaz, sen gel buraya da yüzünü görelim” diye masaya kadar getirtmeleri beni gülmekten kırıp geçiriyor. Artık emekliliğin keyfini süren bu tatlı balıkçılardan bu köyün Paleokastro olduğunu öğrenip haritamıza tekrar bakarak yola koyuluyoruz.</p>
<p>Paleokastro’da bir ev<br />
Kervelli tabelasını takip ederek geldiğimiz koyda sadece fotoğraf çekmek için duruyoruz. Koydaki denizin güzelliği bile adanın bazı yerlerinde sıcak, bazı yerlerinde soğuk esen rüzgarlardan sonra üşümüş bedenimi denize girmeye ikna edemiyor. Deniz keyfini bir sonraki tura bırakarak yola düşüyoruz&#8230;</p>
<p>Kervelli<br />
Dönüş yolu üzerinde, biraz tepede yer alan bir mezarlığa giriyoruz. Bir çiçek bahçesini andıran mezarlıkta insanların 70 ila 90 yıl arasında yaşamış olduklarını hesaplıyoruz hayretle. Türkiye’de ölüm yaşı ortalamasının 70’lerde olduğunu düşündüğümde Akdeniz usülü beslenen, taze sebze meyve ve zeytinyağını  bolca tüketen sağlıklı insanlar geliyor gözümün önüne. Gerçekten de Yunanistan’da ortalama yaşam beklentisinin kadınlarda 81, erkeklerde 76 yıl olduğunu öğreniyorum sonradan&#8230;</p>
<p>Bütün mezarların bembeyaz mermerlerle kaplandığı, önlerinde kişiye ait gülümseyen fotoğrafların konduğu camlı bir bölmenin olduğu, mermerin ön tarafının yapma çiçeklerden bir çelenkle ve dört bir yanının vazolarla süslendiği, insana huzur veren ve insanın içini ürpertmeyen bir yer burası. Ölen insanlarla bağlarını koparmadıklarını, onlara değer vermeye devam ettiklerini düşünerek ve bizim mezarlıklarımızın neden böyle olmadığına üzülerek ayrılıyoruz oradan&#8230;</p>
<p>Çiçek bahçesi gibi mezarlık<br />
Ve yine Samos şehir merkezindeyiz. Hava bunaltıcı derecede sıcak, hiç esmiyor neredeyse&#8230; Sahildeki cadde üzerinde irili ufaklı birçok restoran ve kafeden birinde öğle yemeğimizi yiyoruz. Sonra arka sokaklara dalıyoruz, feribotu beklerken vakit geçirmek için ama siesta vakti olduğundan dükkanlar kapalı, çıt çıkmıyor sokaklarda. Limana yakın bir kafede biraz zaman geçirdikten sonra, feribota biniyor ve bir dahaki sefere motoru erken teslim etmemeye kendi kendimize söz veriyoruz&#8230;</p>
<p><a title="Diğer yazılarım" href="../category/yazarlar/esen-fakioglu/"><strong>Esen Fakioğlu</strong><br />
</a>24-25 Ağustos 2009 / Samos</p>
<p>Yunanistan’da ortalama yaş beklentisi kaynak : <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yunanistan" target="_blank">Wikipedia</a><br />
Kuşadası – Samos feribot biletleri : <a href="http://www.feribot.net/feribot/samos_kusadasi_ferries/" target="_blank">feribot.net</a></p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/10/15/karsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi/&title=Karşı Kıyı Samos&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/10/15/karsi-kiyi-samos-sisam-yunanistan-gezisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR KERALA HİKAYESİ</title>
		<link>http://www.izmirlife.com/2009/05/08/bir-kerala-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.izmirlife.com/2009/05/08/bir-kerala-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 17:15:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Esen Fakioglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esen Fakioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezerken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.izmirlife.com/?p=3182</guid>
		<description><![CDATA[

Hindistan cevizleriyle, sivrisinekleriyle, vahşi maymunlarıyla, ilginç insanlarıyla birlikte, bir on gün daha geçti Hindistan’da… Hint kültürü ve yaşayışına biraz daha yakınlaştığım bu geziden edindiğim izlenimler, yine genel görüşleri sarsacak şekilde sanırım&#8230;

Bu seferki rotamız güneyde, yerli yabancı birçok turistin ilgisini çeken Kerala bölgesiydi. Doğası ve eski yerleşimlerden kalma tarihi eserleriyle görenleri hayran bırakan güzellikte olan bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="right" style="float:right;padding:0px 0px 5px 5px;"><a name="fb_share" type="button_count" share_url="http://www.izmirlife.com/2009/05/08/bir-kerala-hikayesi/"></a></div>
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_blue" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fwww.izmirlife.com%2F2009%2F05%2F08%2Fbir-kerala-hikayesi%2F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22small%22%2C%20%22title%22%3A%20%22B%C4%B0R%20KERALA%20H%C4%B0KAYES%C4%B0%22%20%7D);"></div>
<p>Hindistan cevizleriyle, sivrisinekleriyle, vahşi maymunlarıyla, ilginç insanlarıyla birlikte, bir on gün daha geçti Hindistan’da… Hint kültürü ve yaşayışına biraz daha yakınlaştığım bu geziden edindiğim izlenimler, yine genel görüşleri sarsacak şekilde sanırım&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3183" style="border: 3px solid black; margin-top: 5px;" title="Hindistan cevizleri" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala1.jpg" alt="" /></p>
<p>Bu seferki rotamız güneyde, yerli yabancı birçok turistin ilgisini çeken Kerala bölgesiydi. Doğası ve eski yerleşimlerden kalma tarihi eserleriyle görenleri hayran bırakan güzellikte olan bu yerler, halkı açısından sanırım Hindistan’daki en tutucu yerlerden biriydi. <span id="more-3182"></span>Her yıl binlerce turisti misafir etmesine rağmen gelişmişlik düzeyleri çok düşük kalan, turistlere ve özellikle de sarı ırktan insanlara rahat vermeyen, trafiğin tarif edilemez bir keşmekeşlikte olduğu, nemli havanın insanı otelden dışarı çıkmak istemez hale getirdiği bir yer burası…</p>
<p>Kerala, başkenti Thiruvananthapuram (Trivandrum) ve nüfusu 32.000.000 olan bir eyalet. Resmi dili Malayalam, Sanskrit alfabesini kullanan, Portekizce, İngilizce, Arapça ve Suriye Arapçası’nın karışımından oluşmuş bir dil. Sosyalist idareyle yönetilen, okuma yazma oranının %90’ın üzerinde olduğu ve yaşam standartlarının diğer eyaletlere göre çok yüksek sayıldığı Kerala, ne yazık ki ülkede cinayet, şiddete dayalı suçlar ve işsizlik oranlarında ilk sırada yer alıyor.</p>
<p>Tüm bu olumsuzluklarına rağmen, giyim kuşamınızı, tarzınızı, samimiyetinizin sınırlarını ortama uygun şekilde ayarladığınızda çok da güzel bir tatil geçireceğinizden emin olabilirsiniz. Yeşilin gözlerinizi dinlendirdiği, muson zamanı yağmurdan sırılsıklam olmuş halde bile hala saatlerce yürüyüş yapabildiğiniz çok hoş bir yer diye de bakabilirsiniz Kerala’ya…</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3184" style="border: 3px solid black;" title="Yeşillikler arasında Kerala evleri" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala2.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Yeşillikler arasında Kerala evleri</em></p>
<p>Kerala bölgesindeki en büyük ikinci şehir olan Kochi’ye geçiyoruz önce. Hint Denizi kıyısında, 14. yy’da baharat ticaretinin merkezi olan bölgede Bolgatty Adası olarak bilinen yerde konaklıyoruz iki gün. Merkezde trafik insanı deli edecek bir halde, yollar toz duman ve bir insan seli arasında yürümek zorunda kalıyoruz. Ben sevmedim burayı!</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3185" style="border: 3px solid black;" title="Adalarla merkez arasında çalışan külüstür deniz taşıtları" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala3.jpg" alt="" width="553" height="287" /><br />
<em>Adalarla merkez arasında çalışan külüstür deniz taşıtları</em></p>
<p>Kochi’de gezilecek tarihi yerler var ancak ben bu kalabalığa dayanamıyor ve sadece ünlü “Chinese Fishing Net” leri görmekle yetiniyorum. Bunlar, zamanında balık avlamak için kurulmuş en az 10 mt yüksekliğindeki direkler ve onlara bağlı ağlar. Belli aralıklarla direğin üzerine bir adam çıkarak ağın suya dalmasını sağlıyor ve genellikle birkaç küçük balık ve kabuklu deniz hayvanları ile yavaş yavaş yukarı çekiliyor. Yoldan geçenlere hemen satılıyor&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3186" style="border: 3px solid black;" title="Chinese fishing nets" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala4.jpg" alt="" width="535" height="287" /><br />
Chinese fishing nets</p>
<p>Deniz kenarından yürüyüş yolunu takip ederek biraz daha yürüyoruz ve yol bittikten sonra arka sokaklara dalıyoruz. Küçük triportörlerden birini kiralayıp müze şeklinde kullanılan bir sinagoga gidiyoruz. Dar sokaklar ve eski evler arasında biraz daha dolaştıktan sonra adamıza geri dönüp yeşilin keyfini çıkarıyoruz.</p>
<p>Kochi’nden sonraki durağımızı Alappuzha olarak belirliyor ve bir sonraki gün yola çıkıyoruz. Okuduğumuz turist rehberinde “backwaters” olarak belirtilen arka su yollarındaki “houseboat” lardan birinde birkaç gece kalmayı planlıyoruz. Ancak bizi Alappuzha’ya götüren araçta kitabı okumaya devam ederken Athripally Şelaleri’nin göz alıcı yeşilliğine ve dinlenme isteğimize karşı koyamayıp rotayı değiştiriyoruz.</p>
<p>Beş yıldızlı otellerden ağaç evlere kadar değişik seçeneklerinizin olduğu bu bölgede biz yine bungalov tarzı bir yer seçtik kendimize. Yanyana ikiz evler, nehre bakan bir yamaçta sıralanmıştı burda. Yeşilin pırıl pırıl parladığı, önünüzden deli bir nehrin aktığı, yağmurun aralıksız yağdığı ve üşümeden verandada kahvaltı edebildiğiniz bir yer düşünün. Nasıl, hoşunuza gitti mi?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3187" style="border: 3px solid black;" title="Riverok Villas" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala5.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Riverok Villas</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3188" style="border: 3px solid black;" title="Ve aralıksız yağan yağmur" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala6.jpg" alt="" width="553" height="360" /><br />
<em>Ve aralıksız yağan yağmur</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3189" style="border: 3px solid black;" title="Yeşil bir renk cümbüşü" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala7.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Yeşil bir renk cümbüşü</em></p>
<p>Biri büyük, ikisi daha küçük olmak üzere üç şelale, ormanın içinden akan bir nehir, muz ağaçları ve palmiyelerden oluşan minik bir köy de diyebiliriz buraya.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3190" style="border: 3px solid black;" title="Athripally’e giden yolda yerel bir yolcu otobüsü" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala8.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Athripally’e giden yolda yerel bir yolcu otobüsü</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3191" style="border: 3px solid black;" title="Şelalenin karşıdan görünüşü" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala9.jpg" alt="" width="553" height="408" /><br />
<em>Şelalenin karşıdan görünüşü</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3192" style="border: 3px solid black;" title="Şelaleden kuşbakışı orman ve nehir manzarası" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala10.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Şelaleden kuşbakışı orman ve nehir manzarası</em></p>
<p>Evler arasındaki patikalar keşfe çıkmak ve doğal hayatı tanımak isteyenler için ideal. Kerala evleri, fakirlerin ahşaptan yaptığı, biraz daha gelir düzeyi yüksek olanların tuğladan sıvasız, boyasız olarak inşa ettikleri değişik bir tarzda. Ağaçlardan ve tarlalardan arta kalan boş alanlarda, yağmurun dindiği zamanlarda maç yapan, geleceğin ünlü futbolcuları ile karşılaşırsanız şaşırmayın!</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3193" style="border: 3px solid black;" title="Geleceğin ünlü futbolcuları" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala11.jpg" alt="" width="553" height="307" /><br />
<em>Geleceğin ünlü futbolcuları</em></p>
<p>Kaldığınız otelden şelalere doğru yürürken dikkat etmeniz gereken iki şey var : biri “wild wild monkeys”, diğeri de otobüslerle geziye gelmiş Hintli genç turist grupları. Maymunların görünüşleri bile çok vahşi, bakışları sert ve çıkardıkları sesler insanı korkutuyor. Maymunların sizden uzak durmasını istiyorsanız elinizde kesinlikle yiyecek madde olmaması gerekiyor. Herhangi bir yiyecek için size zarar vermeleri kaçınılmaz. Maymunlar, kutsal sayılan 500 tanrıdan biri olduğu için kimse maymunları öldürmüyor; bu da demektir ki başınız bir maymunla belaya girerse, yalnızsınız.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3194" style="border: 3px solid black;" title="Kutsal maymunlar" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala12.jpg" alt="" width="553" height="373" /><br />
<em>Kutsal maymunlar</em></p>
<p>Geziye gelen gençlerin sorunu ise orayı içki içip eğlenilecek bir yer olarak görmeleri. Genellikle okul gruplarının geldiği bir mesire yeri gibi burası. Bazen de nehirde yıkanmaya veya serinlemeye gelenlerin mekanı&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3195" style="border: 3px solid black;" title="Eğlenmeye gelen bir aile" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala13.jpg" alt="" width="553" height="418" /><br />
<em>Eğlenmeye gelen bir aile</em></p>
<p>Ve bir de aşıkların&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3196" style="border: 3px solid black;" title="Kerala’da aşk başkadır" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala14.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Kerala’da aşk başkadır</em></p>
<p>Tüm bunlar şelalerin ve nehrin güzelliğini gölgelemeye yetmiyor, inanın! Nehrin kenarında uzanıp gökyüzünü seyrettiğinizde ve sadece etrafınızdaki sesleri dinlediğinizde diğer her şey uzaklaşıyor sizden. Yürüyüş için mükemmel bir parkur olan dağ yolu ara sıra geçen arabalar dışında bomboş.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3197" style="border: 3px solid black;" title="Şelalelere giden yol" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala15.jpg" alt="" width="553" height="466" /><br />
<em>Şelalelere giden yol</em></p>
<p>Yemekler nasıl diye takılmıştır yine aklınıza. Kahvaltının en güzeli poori baggi’yi denemeden geçmeyin derim. Nasıl bir şey diye sorarsanız anlatmam çok zor, içindekileri bile tam olarak bilemiyorum ama dört gün boyunca bize başka şeyler getirmek istemelerine rağmen ısrarla poori baggi isteyecek kadar sevdiğim bir yemek. Poori, Hindistan’da yapılan farklı ekmek tiplerinden biri; baggi ise yanında getirdikleri patatesli bir karışım. İçtiğim ilk hindistancevizi suyunun da burada olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim…</p>
<p>“Banana Republic” olarak bilinen Kerala bölgesinde kurutulmuş muzlardan hem tatlı hem de tuzlu olacak şekilde farklı çerezler yapılıyor. Çıtır çıtır yediğiniz bu muzlar dışında balıkları ile ünlü bir bölge. “Chokle bhurat” denilen yemek aynı bizim nohut yemeği. Ben nohut sevmem ki demeyin, öyle bir ülkede nohut bulunca altın bulmuş gibi sevinebilirsiniz.</p>
<p>“Lassi” dedikleri içecek bizim ayranın ta kendisi. Tabi tuzlu ve tatlı olarak iki tipi var. Restoranda getirilen her türlü yemeği yiyebileceğiniz bir yer Hindistan. Baharatların Pakistan’daki kadar acı olmaması bence her yemeği yenilebilir kılıyor. Sanmayın ki ben baharatlara ve acıya alışkınım; ben bile yedikten sonra herkes yiyebilir diye düşünüyorum.</p>
<p>En çok sorulan sorulardan biridir Hintlilerin alınlarının ortasına yaptıkları renkli noktalar. Sordum ve öğrendim : Tamamen süs için, bizdeki anlamıyla makyaj gibi bir şey. Farkı, bu noktaları kadınlar kadar erkeklerin de yapıyor olması. Kadınların giysileri yerel “sari” kıyafetleri genellikle. Güneydeki erkeklerin giydiği ise “dhoti”. Giydiklerini gördüğünüzde şaşırmayın, hepsi öyle. Dhoti, uzun peştamal gibi bir kumaşın bellerine bağlanmasıyla oluşuyor. Bizim hamamdaki erkekler gibi sokakta dolaşıyorlar.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3198" style="border: 3px solid black;" title="Sarili kadınlar nehirden su alırken " src="http://www.izmirlife.com/wp-content/uploads/2009/05/kerala16.jpg" alt="" width="553" height="415" /><br />
<em>Sarili kadınlar nehirden su alırken</em></p>
<p>Birçok dilin karşımından oluşan Malayalam, nedense benim kulağıma yabancı gelmiyor. Konuşulanların bazılarını anladığımı söyleyip tercüme ettiğimde çok şaşırıyorlar. İlgiyle dinlediğim kendi aralarındaki konuşmaların en komik tarafı da kafa sallamaları. Bunu nasıl anlatabileceğimi hiç bilmiyorum ama hayır da deseler evet de deseler aynı şekilde kafalarını sallamaları çok ilginç geldi bana. Bir yerlerde konuşurken “evet” tarzında başını sallayan birilerini görürseniz bilin ki güneylidir&#8230;</p>
<p><strong>Yazı ve Fotoğraf: <a title="Diğer yazılarım" href="http://www.izmirlife.com/category/yazarlar/esen-fakioglu/">Esen Fakioğlu</a></strong><br />
Kerala / Hindistan / 17 – 27 Ağustos 2007</p>

<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://www.izmirlife.com/2009/05/08/bir-kerala-hikayesi/&title=BİR KERALA HİKAYESİ&srcTitle=izmirLife - izmir kent günlüğü&srcURL=http://www.izmirlife.com"target="_blank" rel=""><img border="0" src="http://www.izmirlife.com/wp-content/plugins/wp-google-buzz/icon/5.png" style="opacity:1;filter:alpha(opacity=100)" onmouseover="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=80" onmouseout="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100"/> </a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.izmirlife.com/2009/05/08/bir-kerala-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

