www.daha.net

izmirLife – izmir kent günlüğü

izmirLife – izmir kent günlüğü header image 2

Sağlı solu ilerleyelim ortayı işgal etmeyelim

Temmuz 08, 2010 · 1 Comment · Gezerken, Nilüfer Veldet

Yazının başlığından da çaktığınız üzere bugün karayollarına çıktık. İstikamet Urla. Vızzt diye 15 dakkada Urla’ya varmak için hemen otoyoldayız..
Otoyola çıktık da ne gördük?

Otoyol gişelerinde artık kartlı sisteme geçildi. Hoşşş hâlâ paralı gişe varsa da, sanırım bi süre sonra kapanacak. Vatandaşlarımızın çoğu kart almış. Amma velâkin gelin ve de görün, gördüğünüzde de gözlerinizi açın ki, sürücüler otoyol gişesine girişte kartı basıyorlar.

Hay bindokuzyuzaltmışbindört kunduz. Bi tamponla şunları dokun da olaya uyandır. Gişe girişinde kart basılmıyor abilerim, ablalarım, çıkışta basılıyor. Aynen paralı gişelerde olduğu gibi kuyruk oluşturuyorlar.

Ben sürücülere bakmaktan, “ay bu basar, bu basmaz” diye tipine bakıp süzme olup olmadığını anlamak için gişeler arasında zikzaklar çize çize mahvoldum.
Nihayet otoyola girdik. Vıınnn diye bi an önce Urla’ya gidip şaane denize cosss diye atacaz kendimizi.

Ben ortadirek bi vatandaş olarak her daim orta şeritten giderim. Ne yavaş -hınnn hıınn- diye  gaz veririm ne de sol şeritten zorrrtttt diye gazlarım.
Zaten yaz  aylarında Çeşme otoyolunda sol şeritten gitmek için arabanın 180-200 basması gerekiyor. Arkadan gelen arabayı dikiz aynasında görmenle adamın yanından vızztt diye sivrisinek misali geçmesi anında oluyor. Benim de ööle birmilyonbeygir gücünde arabam olsa sivrisinek gibi uçarım.

Sakınnn haa, yanlış anlamayın arabamı çok seviyommm. Arabamın  havasına suyuna ayrı ihtimam gösteriyorum, o ayrı.
Gelelim otoyolun orta şeridine yayılan dangıllara: Bu dangıllara ne kadar flşaşör çakarsan çak, umurlarında değil. Allam bi rahatlık vermiş, o kadar olur. Ee o zaman ben ve benim gibiler ne yapıyor; bu dangılları sağlıyor. Bu sefer bunlar hırs yapıyor, tintin giderken hemen gazlayıp, yanına geliyorlar bi müddet aynı hizada gidip, sonra “bakkkk  aslında ben ne hızlı araba kullanıyorum” mesajını çaktıktan sonra gazlıyorlar.

Ayyyy ben de bi şaşıyorum ki bunlara o kadar olur! Aman yalebbim bu hayatta ne hızlı giden Alain Delon’lar varmış, yoksa maykıl şumaerin yandan yemişi misin nesin sen diyorummm.Bugün de bi tanesini flaşörledim. Bu da rahat Alain Delon’lardan biriydi. Sağa geçmeyi, hele ki bi kadının “hoopss çekilsene lağnnn” demesini gururuna yediremedi. Ben Alain abimi sağladım. Aman yalebbim bu bi hırs yap, bi hırs, zırttt aynı hizada, bizim arabanın yanında bitti.. Adama bi baktım Ediz Hun gibi  pırasa saçlarını yandan ayırmış, 70 lerden kalma bi saç traşı. Bi de salak salak sırıtıyo. Dişlerini yeni yaptırmış ondan zaar. Ön iki dişi 20×25 lik fayans ebatındaydı. Bi de derz dolgulu falan. Canım milyarları dişe yatırdım ziyan olmasın, kullanayım bari diyor herhalde. Güle güle kullan Ediz beyciim dedim içimden. Umarım tez zamanda gömmezler o dişlerini.

O sırada benim cd çalarda Sıla’dan Alain Delon’um benim şarkısı çalıyordu. O anda, nakaratta “aallaaaahhh alllaaaaaahhh” kısmı gelmesin mi? Geldi! Bu bana mı diyonn, dedi. Ben de ohh tam yerine manzara geldi bari bi oturtiyim dedim. Kolumu  camdan çıkarıp, parmaklarımı açarak, teflon tavadaki köfte gibi elimi döndürdüm. “Sana hemşerim bişi mi varrrr” dedim. O da bana aynı hareketi yapıyor. “bababababa havalara nasıl da geriniyor / Alain Delon’um benim nasıl da kasılıyor / No no no no almayayım başkası alsın / tipim değilsin / üstü kalsınnnn…

Bu da mı bana diyor? Evet sana adama bakar mısın iyi ki bi diş yaptırmış kendini bişi zannediyor. Bu sefer elimi sulu köftenin köftesi gibi, yumruk yaptım, sonra da  gaza bastım, sağ şeritten onu sağladım.
Hani  Amerikan filmlerinde seyrederdik otoyol sapıklarını, allamm bu da otoyol sapığı olmasın dedim. Tırstım da inceden inceden.
Offf, neyse değilmiş.

Ohh Alain Delon’umu atlattıktan sonra, sağ şeritte giderken koca bi kamyon lastiği parçalanmış, orda yolun ortasında öööle duruyor. Bereket sağ tarafta bi boşluk vardı da, oraya sağladım. Sağın sağına da ulaşmış olduk böylelikle!
Oysa bir kilometre ötede, karayollarından ekip var, eline bayrak almış, araçları yönlendiriyordu. Kaza olcak allam korusun, gidip alsalar ya! Yok olmaz, şimdi bunlar derler ki; Çeşme otoyolunun 41. kilometresinden sorumluyuz, 40. kilometre bizim sorumluluk alanımızda diil.
Offf yaa, sinir oldum

Sinir olmaya başlayınca bana bişey oluyor, her aksaklığı görmeye başlıyorum: saat sabahın 11 de elektrik direkleri gündüz gündüz yanıyordu.
Bu ne yaa böyle? Allllaaaaahh Allllaaaaaaahhh, “Sıla’nın nakaratı.” Ben de Sıla’yla beraber “Alaaaaaahh Alllaaahhhh”
Nerde bu devlet, nerde bu millet…

Bi tanecik yorum yapılmış

Gönlümüzde bir iz bırakın!

Evleniyor musunuz?