www.daha.net

izmirLife – izmir kent günlüğü

izmirLife – izmir kent günlüğü header image 2

KONAK’TA SOĞUK BİR KIŞ GÜNÜYDÜ…

Ocak 28, 2010 · 6 Comments · Nilüfer Veldet

Yazıcının kartuşu bitmiş, kalem bitmiş, kaat bitmiş. Aman yalebbim, Konak’a gitme zamanı gelmiş de geçiyormuş nerdeyse.

Konak’a gitmek için bütün bunlar bahane. Haftada en az bir kez gitmezsem, haftam güzel geçmez. Havanın burnumu ve kulaklarımı yokmuş gibi hissettirmesi, dışarı çıkmama engel değil.

Bizim sokaklar merdivenli, yokuşlu güzel sokaklar. Yokuş aşağı, ellerim ceplerimde, bir türkü tutturmuş yürüyorum. Türküyü içimden tutturdum tabii ki, ıslığı bile ritmle çalamam. Müzik kulağı sıfır…

Karataş’tan acele adımlarla yürürken yürürken, köşeyi dönüyordum kiii ve hatta döndüm kiii, biriyle çarpıştım. Elimdeki mini poşeti düşürmeme neden oldu. Gözlerim hışımla eyleme sebep olanın gözlerinde çaktı. Aman Yalebbimmm o gözler? Sanki sanki…. Evet arkadaşım “Y”. 10 yıldan sonra reklam filmi gibi karşılaşma…

İkimiz de birbirimize sarıldık. “heyhat nerelerdeydin sen? Sonra birbirimizi tekrar görmek için, 3 adım geri. İtiraf ediyorum “Y” değişmiş. Bu arada “Y” ın adını açıkça yazmamamın sebebi paylaşımcı olmamamdan kaynaklanmıyor. Kendisine izmirlife.com da bu olaydan bahsedijeem deyince, “hayır lütfen beni medya malzemesi yapma” diye hiddetlendi.

“Tamam arkadaşım merak etme, hiddetlenme, sakin ol, bak artık yaşlanmışsın da, tansiyonun, şekerin vardır senin” diyerek egosunu sıfırladım, ezikledim. Biraz ego şişkinliği hastalığı vardır da, laf aramızda.

Elimin birini cebimden çıkarıp, koluna girip, hararetli bir şekilde yürüyerek,10 yıl boyunca neler yaptığımızı anlatarak Konak’a geldik.

“Y” hemen acıktı. “Hadi beni güzel bir yere götür” dedi. “Emrin olur –Y- jiim, gel seni “merdane’ye” götüriim” dedim. Merdane deyince ampul yandı. “Ne yani beni bunca yıldan sonra börekçiye mi götüreceksin? Tüüüü yazıklar olsun sana” dedi. “Suuussss konuşma, bu merdane, senin bildiğin merdanelerden diil” dedim. Sanırım çemkirmemden biraz tırstı, biraz da misafir umduğunu değil, bulduğunu yer” diye düşünüp, efendi efendi kaderine razı oldu.

Yürüyerek Hisarönü’ne kadar geldik. Girişte birkaç adım attığınızda görürsünüz, sağ taraftaki börekçi dükkanı –merdane’dir.-  O kadar çeşitli börek vardır ki, ben her seferinde, hangi böreği yesem diye düşünür, sonra da favorim olan poğaçayı duble çay eşliğinde yerim.

“Y” da tavsiye ettim. Yüzünü buruşturarak kabul etti. Börek deyince sinirleri kalkan insan, bir ısırık alıp, damağı poğaçanın tadını alıp, poğaça midesi ile buluştuğunda, öyle hissettim ki, göz kenarlarındaki çizgiler, botokslanmış gibi düzeldi. “Oooo bak merdane’nin poğaçaları böyledir işte, adamı gençleştirir.” dedim. “Sen 10 yıldır buraya geliyor olmalısın” dedi. “Eee evet ehü ehü ehh” diyerek memnuniyetimi bildirdim.

Arkadaşımın karnını doyurup, aynı zamanda –merdane’de- gençleşmesini sağladıktan sonra, kendimizi Hisarönü camiinin önünde bulduk. “Hadi gel girelim” dedim. Gözlerini hayretle açarak baktı. “Bak şimdi n’apıyosun bööle? Seni kültürel değerlerden, tarihten uzaklaşmış görüyorum, hiç yakışmıyor” diyerek, kolundan çekip, camiye soktum. Açık söyleyeyim ben de ilk kez girdim ve çok beğendim. “Y” o kadar beğendi ki, fotoğraf  bile çekti.

Oradan Kızlarağası Hanı’na doğru yol aldık. Ben burayı çok severim Çiniciler, antikacılar, gümüşçüler, dericiler, halıcılar yok yoktur. En çok da eski plaklara ve antika objelere bakmaya bayılırım.

Hanın üst katında ise çayhaneler vardır. Buradan avluyu kuşbakışı seyredebilirsiniz. Biz yukardaki çayhanede kahve içip, konuşup güldükten sonra kalktık.

Oradan Kemeraltı’na vurduk kendimizi. Köşede rengârenk şekerciler vardır. Fındıklı, susamlı, tarçınlı akide şekerleri… “Dur ağzımız tatlansın, akide şekeri alayım” dedi. Elimizde kesekâğıdı, ağzımızda akide şekeri, Kemeraltı’nın girişine kadar geldik.

Kemeraltı’nın ilk girişinde pasajlarda sinemalar vardır. “Hadi illa girelim” dedi. “Avatar” dedi. “Iııhhh” dedim. Sonra da “iyi iyi misafir sayılırsın, tamam” deyip kaprise ayar verdim. Filmi izledik, beğenmedim. “Y” çok beğendi.

Çıktığımızda hava daha da soğumuştu. Sıccakk sıccaakk kestane kebap alıp, içimizi ısıtmaya çalıştık.

··

6 Yorum

  • Hakan Kubilay

    İyi hoş da,bir kaç kez kullandığınız,Yalebbim’in anlamını çözemedim.!?Da vincinin kodu, modunda ki bir Yarabbim kelimesimi,Konuşma özürlü peltek bir insanın şaşırma efektimi,Yada bir nebzede olsa temsil ettiğiniz Türkçe’ye hediye ettiğiniz yeni bir kelimemi.!?

  • Nilüfer Veldet

    yalebbim peltek olduuumu çözdünüz?:) Napsaskimmm…

  • Hakan Kubilay

    Çözme kelimenizi,latife olarak kabul etmesemde;Canınızı sıkmayın. İkili,üçlü yaşlarda hemen her çocukta bu vardır ve sevimli yapar.Bunun bilinen ilk sebebi,çocuğun konuşurken ağzındaki emziği çıkarmamasıdır ve ağzındaki emziği çıkararak kelimeleri söylemeside yararlıdır. Eğer dil becerisi açısından gelişim sürecindeyseniz panik yapmayın,zaman içerisinde doğru kelimeleri telafuz edersiniz.Hoş her ne kadar peltek konuşmanın giderilmesi %95 başarılı olsada,peltek yazmanın sebebi ve tedavi şekli pek bilinmiyor.Nihayetinde ağzınızda emzik değil elinizde kalem(klavye) var.Ne yapmanıza gelince;Naçizane olarak bol bol kitap okumanızın yararlı olacağı inancındayım.:)!!

  • Nilüfer Veldet

    aman Yalebbiiiimmmm, ne kadar vahim bi durumday mışım? napsaskiimmm?

  • erol

    Bir çarpışma ve sonrasında bir gezintiye çıkartıyorsun okuyucuyu. Soluksuzca okudum ve gezintinizin gölgesi oldum sanki.

    Ve bu arada Yalebbim pamuk helva tadı katmış yazına, ben beğendim.:)

  • Nilüfer Veldet

    yalebbiimmm, beğeninizden ve yazının anlatmak istediği hissi duyumsamanızdan mutlu oldum:)

Gönlümüzde bir iz bırakın!

Evleniyor musunuz? | Kendi tarzınıza uygun evlilik fotoğrafları ile mutluluğunuzu belgeleyelim!