Ben Biliyorum ve Veterinerde Bile Nutuk Çekiyorum
Bahar mevsimi itibarı ile Viki’nin aşı zamanı da gelmiştir. Hatta gün itibarı ile gelmiş de geçmiştir bile. Hebelehübele gibi bir ismi olan veterinere gitmek üzere Vikimizi kutusuna zorla tıktık. Tıktık, zira evden çıkmak istemez kendileri.
Viki son bir yılda sıkılan insanların yaptığı gibi kendisini yemeye vurdu ve sonucunda da 6.5 kg kadar ulaşarak, diyete girmesi kaçınılmaz oldu. Hebelehübele veterinerliğin patrona Halil-i, “Viki’yi isterseniz Sibel Can diyetine sokalım” dedi. “Ne diyorsunuz, nasıl olur, siz bir bilim adamısınız, bunu nasıl söylersiniz? Sibel Can diyeti bildiğiniz üzere bisikletin sönen ve şişen lastiği gibidir. Kızım için kalıcı bir çözüm istiyorum dediğimde “iyi o zaman ona rot balans ayarı yapacak güzel bir mama önereyim” dedi. “Öner” dedim ve o da önerdi.
Ablam giderken “onu arabayla götür, yorulursun” dedi. “Yok dedim, benim de kollarım biraz kas yapsın”. 6.5 kg + 1.5 kg kutusu = 8 kg ağırlığı taşıdım. Taşırken bir vitrin camına yansımamı görünce kendime de çok üzüldüm, doğrusu.
Hebelehübele veterinerlikte otururken buraya 3 tip hayvan sahibinin geldiğini fark ettim.
1-Benim gibi sokaktan bir hayvan edinip ona, prens prenses muamelesi yapanlar 2- Bütün sokak hayvanlarını sahiplenip onları tedavi ve kısırlaştırma işlemlerini yaptıranlar (makbulü fakat tehlikeli, zaman içinde kara delik gibi kendini içine çekiyor) 3. grupsa cinsine göre hayvan alanlar –ki bunların daha çok goldın retrivır cinsi köpek aldıklarını gördüm. Böyle bir çift yanıma geldi. Goldınına koltuklarının rengine uygun grimsi Rus yavru kediyi arkadaş olarak arıyorlarmış. “Sokakta gördüğün bildiğin duman, bizim duman” dedim. “Yok” dedi, “biz kaliteli hayvan arıyoruz, markası olcak” “Siz hayvan sevdiğinizden emin misiniz?” diye sordum. “Hem de çok!” dedi “Hadi be” dedim. “Valla be” dedi. !!!
Benim Viki’yi de pek sevdi. “Ama o sokaktan alınmıştır” dedim. “Olsun” dedi. “Maşallah garfiıld’a benziyor, ne güzel filmi bile çekildi, işte ondan o’nu çok sevdim” dedi. Ben de “siz markayı çok mu seviyorsunuz?” dediğimde “evvvettt” dedi. “Marka kotun gibi mi?” “Benim bir tek kotum marka değil ki, her şeyim marka” dedi. “Şu an bahsettiğim kot” “evet her şey marka olacak” dedi göz kapaklarını yarı aralayıp tepeden bakarak!
SİLİKOZİS diye bir marka var alır mısın? dedim. “Tabii hemen alırım, nerde? Nasıl atladım yaaa, sosyeteye rezil oldum” gibi cümleleri nefesi kesilmeden ard arda sıralamaya başladı.
SİLİKOZİS senin benim onun gibi kot giyen herkes sayesinde, kot pantolon üretimine katkıda bulunan insanların akciğerlerinin hastalanması sonucu ölümüdür” Gugıl arama motoruna SİLİKOZİS yaz bak neler çıkacak. Aslında taşlanmış kotun hemen yasaklanması gerekir” dedim. Kızgın bir şekilde sanki onlar suçluymuş gibi… Adam ve kadın bana manasızca baktılar. Onlar bana öyle bakarken veteriner bizi çağırdı.
Balans mama iyi gelmiş ve 450 gr. vermiş, çok sevindik çok. Karma aşıda yapıldıktan sonra şu gereksiz gördüğüm kuduz aşısı için veterinerden de onay alıp rahatlamaktı amacım. Veteriner diretti, “olması lazım” dediğinde bu sefer ben ona boş gözlerle baktım. Bütün gün evde olan bir hayvan nasıl kuduz olabilir gibi? Veterinerin hayal dünyası öyle genişmiş ki; şehrin ortasında bir apartmanın 4. katında yaşayan hayvanın bir kunduz, tilki v.b. hayvanlar tarafından ısırılırsa kuduz olabilceğini söyledi. “Siz yazar olmalıymışsınız iyi yazıyorsunuz dediğimde “lütfen tsunami hareketleri yapmayın, bir gelincik de ısırabilir Viki’yi” dedi. “Töbe töbe ve hatta bi de estağfurulluyah” dedim. “Aslında geçen yıl yapılan kuduz aşısı 3 yıl idare eder, ama düşünün ki evinize bir misafir geldi ve Viki onu ısırdı ve siz de buna karşın; “aaa size bir şey olmaz, Viki aşılıdır, diye karnesini gönül rahatlığı ile gösterirsiniz, kanunen haklı çıkarsınız, adalet yerini bulur” dedi. Buna karşılık olarak “ne diyosunnn, çok anlamlı” dedim.
Hebelehübele veterinerliğin patrona Halil-i ekonomik kriz sizi fena vurdu desenize, yoksa siz eskiden böyle hikâyeler yazan biri değildiniz diye içimden kendime konuştum.
Eve dönerken düşündüm de yokluklar hayal gücünü tetiklermiş. Ne kadar da doğruymuş. Patrona Halil ne hikâyeler uydurdu. Bizim eve tilkiler sansarlar gelecek, Viki’yi ısıracak hayvan Allah muhafaza kuduracak!!! Üç tane töbeee…
Allahım yaaa, siz çok yaşayın hebelehübele veterinerlik ltd. şti. pek değerli patrona Halil-i e mi?


İlk sözü siz söylemek ister misiniz?
:)