Geçtiğimiz haftasonu Bodrum’a giderken yol üzerinde bulunan Bafa Gölü kıyısındaki Kapıkırı Köyü’ne gittim. Kapıkırı, mitolojide Selena Efsanesinin geçtiği yer. Köyün eski adı ise Herakleia .Yanımda gazeteci arkadaşım Müslüm Karaaslan, biricik eşi Serpil, babası ve arkadaşımız Süleyman vardı. Orada öğretmen arkadaşlarımızla buluştuk. Milas, Denizli ve İzmir’den gelen 25 kişilik bir guruptuk. Milas Anadolu Lisesi müzik öğretmeni dünya iyisi Ali hocanın orgla ve sazla çaldığı müziklere bizde şarkılarla eşlik ettik. Harika bir geceydi. Hele Karia pansiyonun birbirinden güzel yemekleri, şişte yılan balığı ve rakı. Mutlaka gidin ve güneşin batışını birde orada seyredin….Pişman olmayacaksınız.
Gelelim Selena Efsanesine
Selena Efsanesi ise şöyle Bafa Gölü kıyısında bulunan şimdi Beşparmak dağları olarak bilinen Latmos Dağı eteklerinde bir çoban yaşarmış. Bu çoban bir gün koyunlarını otlatmaktan yorgun düşmüş ve bir ağacın altında uyumaya başlamış. Ve bu sırada Zeus’un kızı Selena bir anda bu çobana aşık olmuş. O ölümsüz ama çoban ise ölümlüymüş. Babası Zeus kızının aşkını anlamış anlamasına da çoban ölümlü olduğu bu aşka karşı gelmiş.
Selena babasına çobanı çok sevdiğini defalarca söylemiş ama Zeus hep karşı çıkmış. Bir gün çoban yine yorgun düşüp uyuduğu bir gün onu gelmiş ve dudağından öpmüş. Babasıda bunu görmüş ama belli etmemiş çok sevdiği kızı Selena’ya.
Selena babasına çobana aşık olduğunu ölümsüzlüğünü almasını ölümlü olarak çobanla evlenmek istediğini söylemiş.
Zeus sadece bir yol olduğunu bununda çobanı ölüm uykusuna yatırmak olduğunu söylemiş. Selena babasının bu teklifini kabul etmiş.
Çoban ölüm uykusunu yatmış. Selena ise hala ölümsüzmüş. Çobanın ruhu gökyüzüne çıkmış ama Selena’ya dokunamamış bile…Babası oyun oynamış güzeller güzeli kızı Selena’ya yani sözünü tutmamış.
Şimdi her yıl Haziran’ın 15’inde Selena gökyüzündeki dolunayın içine girermiş ve Bafa Gölüne bir damla gözyaşı akıtırmış.
Ve Bafa Gölü Selena’nın gözyaşı ile hırçınlaşır ve o yaz gününde dalgalarla dolu olurmuş.
Bafa Gölü kıyısında oturan Karya’lılar, İyonyalılar ve diğer medeniyetler efsaneyi dilden dile anlatmış ve efsane günümüze gelmiş.
Gelelim Onurlu Bir Anadolu Kadınına,…
Öğretmen ve gazeteci dostlarımla hafif yağmurlu bir havada Bafa Gölü kıyısında gezerken ineklerini otlatan yaşlı bir kadın gördük. Öğretmen arkadaşım Ali’nin eşi onunla sohbet etmeye başladı. Yaşlı kadın köyde kimsesinin olmadığını, eşinin öldüğünü, çocuklarının ise çeşitli şehirlerde olduğunu yapayalnız kaldığını söyledi. Üstü yamalıydı bu yaşlı kadının ve inanmazsınız elindeki şemsiyede yamalıydı. Hayatımda ilk kez yamalı bir şemsiye gördüm.
Hepimiz yaşlı kadının içinde bulunduğu duruma çok üzüldük. Kadına para vermek istedik ve kadın bize ise hayat dersi verdi.
Yaşlı kadın,” Ben yoksul olabilirim, kimsemde olmayabilir, elimdeki şemsiyede yamalı. Karnım aç, evim viranede olabilir. Ama ben Anadolu kadınıyım. Kurtuluş savaşında cepheye mermi taşıyan yine bendim. Eşimin ölümünün ardından gözyaşı dökende. Gelin kızlarımın adından ağlayan yine bendim. Bana acımanız beni kırdı. Buradaki bütün kadınlarımız hep aynıdır” dedi.
Ve su içen iniklerini ve sırtında çalı çırpı bulunan eşeğini alarak yavaş yavaş uzaklaştı.” Yaşlı kadın gittikten sonra çevrede bulunan köylülere kadının kim olduğunu sorduk. İnanmayacaksınız bunu yazarken ellerim titriyor. Bu kadını kimse tanımıyordu.
Acaba bu yaşlı kadın çobanı seven Bafa Gölü’ne gözyaşı akıtan Selena’nın dünyaya düşen görüntüsümüydü. İnanın günlerdir bunu düşünüyor ve uyuyamıyorum.
İşte Anadolu’nun Onurlu Bir Kadını ve Selena Efsanesi.
Not: Heryeri Atatürk ve çevrenin fotoğrafları dolu olan Karia Pansion’un sahibi Emin Aydın’ı eşini ve oğulları Kemal’i hiç unutmayacağım. Teşekkürler.


İlk sözü siz söylemek ister misiniz?
:)