
Geçenlerde İtalya’da yapılan bir araştırmada Serie A takımlarının taraftar sayıları yayınlandı. Rakamlar bize göre çok ilginç. Bu rakamlarda %10′luk bir yanılma payını gözardı ederek konuşacağız. Buna rağmen İtalya’nın en fazla taraftara sahip takımı 10 milyon civarı bir rakamla Juventus olmuş. Bizim ülkemizde telaffuz edilen seyirci sayılarının yanında komik kalmış 10 milyon! Bizim İstanbul takımları 20 milyondan açıyorlar kapıyı. 25 hatta 30 diyenine bile rastladık. Onlara göre neredeyse ülkenin yarısı aynı takımı tutuyor! İtalya’da Juventus’u İnter 5 milyon 900, Milan ise 5 milyon 800 gibi rakamlarla takip ediyorlar. Bu bahsettiğim takımlar dünyanın en büyük 10 takımından 3′ü.. Sayısız kupaları ve ve başarıları var. Müzelerine girsek, kupa sarhoşu olur çıkarız. Dünyanın her köşesinde fanları, fanatikleri var. Ama taraftar sayılarına baktığımız zaman bizimkinlerin neredeyse 4/1′i durumundalar. Böylelikle her şehir kendi takımına destek olurken, onların daha üst düzeylerde yarışmasına olanak sağlıyorlar.
Hep aynı soruyu soruyoruz; Takımlarımız Avrupa’da neden başarısız? Neden oyuncularımız Avrupa’nın üst düzey takımlarında oynamıyorlar? Bu soruların temellerine indiğimizde hep aynı sonuç çıkıyor karşımıza. Sistemsiz bir ülke olduğumuz burada da önümüzdeki en büyük engel konumunda.. Bizler kendi oturduğumuz, büyüdüğümüz, doyduğumuz şehirlerin takımlarına destek olacağımıza, onların gelişmelerine ve büyümelerine katkı sağlayacağımıza, şehrimizden kilometrelerce uzakta, belki de hayatımızda hiçbir maçını canlı izleyemediğimiz ve izleyemeyeceğimiz İstanbul takımlarına hayran oluyoruz, onları destekliyoruz. Nedir bu olayın açıklaması? Başarıya daha kolay yoldan ulaşmak olabilir mi? Şehrinin takımının bırakın Avrupa’yı ligde dahi başarılı olması zorken, bizler her yıl şampiyonluğa oyanayan takımların peşinden gitmek zorunda mıyız? Bu mu bizlerin futbol sevgisi! Sonra 70 milyonluk ülkenin 3 takımı kendi aralarında birbirlerini yesin, pastanın büyüğünü onlar alsın, sadece biz asarız-keseriz rollerine bürünsünler, yeri geldiğinde de hepimiz aynı geminin içindeyiz duygusallığı yaşatsınlar bizlere… Sizleri bilmem ama artık doyduk bunlara. Bu ülke de futbol adına ne kadar yanlış olay varsa, bunların başlangıcını İstanbul’un 3 takımı ve onların gözünü hırs bürümüş yöneticileri başlatıyor..
Ne yazık ki futbol kültürümüz de yok. Bu sistem varolduğu sürece olması da mümkün değil. Bu olguyu kafalardan atmak da kısa vadede oluşacak gibi gözükmüyor. Kendimden örnek vereyim. 7 göbek İzmir’liyiz. Oturduğum semtin takımının maçlarına giderek büyümüşüm. Babamın omuzunda, maç kuyruklarında girmiş o aşk içime.. Güzelyalı benim için cennetin baş köşesi. Göztepe ise hayatımın anlamı.. Her hafta maçına gidebiliyorum, takımıma maddi ve manevi destek oluyorum. Şuanda bunların bir sonuç vermediğini bilsem de, en azından ben o hazzı duyuyorum. Şimdi hangi akla hizmet o ruhu, o sevgiyi yaşayamayacağım başka bir şehrin takımını tutayım. Bana ne faydası var? Başarı diyorsanız, uzaktan, o başarının içinde olamadıktan sonra, o başarıda az da olsa benimde bir katkım olmadıktan sonra bünye kabul eder mi bunu? Gerek Altay’lı, gerek Karşıyaka’lı taraftarlarında bu düşüncelerde olduklarını çok iyi biliyorum. Bu olay yaşadığımız yere olan bir sorumluluk duygusu, şehir bilincidir. Bunlara duyarlı yeni nesiller görmek hem ülke futbolundaki hem de çevremizdeki gelişmeleri hızlandırır.
Soyut değil, somut fikirlerin konuşulduğu ve icraata geçirildiği, şehir bilincinin en üst seviyelere geldiği zamanları bizler görür müyüz bilmiyorum? Ama en azından bunun hayali bile güzel. Bizler bunu gerçekleştirmek için projeler yürütüyoruz, fikirlerimizi çarpıştırıyoruz. 70 milyonluk bir ülkede spor bilincinin yanısıra futbol bilinci de oluşursa, her takımın eşit şartlardaki yarışı bu ortaya attığımız fikirlerin temelini oluşturacaktır. Ondan sonra herşeyin farklı gelişeceği, bizimde İtalya, Almanya, İspanya ve ya İngiltere ligleri gibi yarışın zevk verdiği bir Süper Ligimiz olur mu?


sonuna kadar katıldığım bir yazı…
yani ayda yılda bir ceza yediğinde izmire maçı verilen büyük(!) takımlarımız hiç çekinmeden üzüntüilerini belirtebiliyor..yani onlar burda olmaktan mutlu değiller..burda onları hiç görmenden destekleyenlere karşı hiç sevgi beslemiyorlar
eeeozman size n’oluyor…neyse 2 saat sonra Göztepemin pursaklar maçı var..yenerse ş ligi kupasınıda almıcak medyada çarşaf çarşafda çıkmıcak…ama o benim takımım…siz başka takımları tutmaya devam edin
Bu sorunun cevabı İzmiri yönetir gözüken ama İzmir için hiç bir şey yapmayanlarda.!?En büyük yerel gazetemizde sağ olsun denizin iki yakasındaki Nifakı tetiklemekten başka hiç bir şey yapmadı…Bu zengin ticaretciler ve çevreleri bu musluğa avuçlarını dayayıp içerken,parmak aralarından damlayanları ise İzmirlilere sunuyor gözüküyorlar.Lafım Meclise..!