Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Murat Gök, biri bitmeden diğerine başladığı operasyonların ardından ilk kez konuştu…
Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Murat Gök’ün İzmir’de görev almasıyla birlikte kentte yıllardır süre gelen “sessizlik” bozuldu. Git gide büyüyen “operasyon çığı”, kendini ilk olarak Urla’da gösterdi. Ardından da çeteleri çökerten, mafya ile mücadele eden bu “hukuk adamı”, sırayı kendi “meslektaşlarına2 getirdi. Rüşvet çarkının içine giren avukatlar ve hakimler kendilerini bir anda cezaevinde buldu. Operasyonların hepsinin altında Murat Gök imzası vardı. İzmirli, “Kim bu savcı” sorusunu sormaya başladı…
Gözlerini, bugüne kadar “bakılan” ama “görülmeyenlerin” üzerine çeviren bu sıra dışı savcı, çete,mafya ve rüşvet derken bu kez belediyeleri mercek altına aldı. Artık operasyonlar farklı bir boyuta gelmişti.
İzmir’de, etrafında bir polis çemberiyle gözaltına alınıp, cezaevine gönderileceği kimsenin aklına ucuna bile gelmeyen isimler, Savcı Murat Gök’ün sorgu masasının karşısında kendini buldu. İzmirli bu kez şu soruyu sormaya başladı, “Sıra kimde?”… İkinci bir grup da oluştu elbette… Diken üstünde oturup, “Sıra bana mı geliyor?” diyenler… Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Murat Gök’ün sözleri çok açık. “Hiçbir sorunu olmayan diken üstünde oturmaz. Ama sorunu olan varsa tavsiyem, diken üstünde otursun, sıra ona da gelecek”…
-Özellikle belediyelere yönelik operasyonlar İzmir’de sizinle başladı. Daha önceki belediye başkanları mı çok masumdu yoksa, savcılar mı işlerini yapmıyordu?
-Ben Urla’dayken, Barbaros Çocuk Köyü ile başlayan bir süreç oldu. Sonra tapu, cezaevi ve belediye… İnsanlar şunu sormaya başladı: ‘Urla bu kadar kötü bir yer mi?’ ‘Hayır’ dedim. Çocuk ıslah evleri, belediyeler, tapular, cezaevleri, hemen her yerde aynı şeylere sahne oluyor. Buradaki fark şu: Bu işin ardına düştük ve başımızı çevirmedik. İzmir’de de aynısı oluyor. Maalesef Türkiye’nin pek çok yerinde belediyelerin çoğu bu haldeMesele, onu görüp görmemeye; üzerine gidip gitmemeye karar vermeniz. Olay, bundan kaynaklanıyor. Ben geldikten sonra belediyeler bozulmuş ya da ben geldikten sonra mafya burada türemiş değil. Bu, kararlı şekilde olayların üzerine gidilmesinin sonucudur.
-Sistemi sorgulayalım biraz… Teknik takip ve dinleme yapıyorsunuz. Sonra ani bir operasyon… İlgili kurumdaki evraklara el koyuyorsunuz. İddianame, mahkeme derken kişi cezaevine gönderiliyor. Böyle olmak zorun da mı? Mesela Ertan Avkıran ve Cemil Şeboy’u cezaevine göndermeden bu evraklar incelenemez, sorgulama yapılamaz mıydı? Malum gönderdiğiniz yer çok keyifli değil…
-Öncelikli olarak bilindiği gibi cezaevine gönderilme kararı mahkemelerindir. Ama şu var: Siz ne kadar güçlüyseniz insanları etkileme kabiliyetiniz de o kadar fazladır. Siz dışarıdayken bizim soruşturma yapma kabiliyetimiz farklıdır; siz tutukluyken farklı… Buna hukukta ‘delil karartma’ denir. Tanıkları, müştekileri etkilemeDışarıda gezen normal bir vatandaşın belki insanları çok fazla etkileme gücü olmayabilir. Ancak, belli pozisyondaki insanların bu anlamdaki etkileme gücü çok fazladır. Mahkemeler zannediyorum ki, önemli oranda delil karartma şüphesi dolayısıyla cezaevine gönderme kararı alıyorlardır.
SORGULANMAK ZORDUR
-Çok güçlü insanlara operasyonlar yaptınız. Hakimler, yöneticiler, belediye başkanlarıÖzellikle siyasilerin arkasında binler var. Örneğin belediye başkanları kendi ilçelerinde adeta ‘kraldır’. Çevresinde ‘başkanım’ diye bir sürü insanın el pençe divan durduğu kişiler sizin karşınıza geliyor. O güçlü insan, sorgu aşamasında sizin karşınızdayken nasıl bir kimlikte oluyor?
-Sorgu, farklı bir psikolojidir. Kimsenin o duruma düşmesini hiçbir zaman dilemem. Orada kendinizi anlatmak, bir yığın suçlamayı yanıtlamak durumundasınız. Ayrıca bu suçlamayı doğru ve mantıklı şekilde yapıp, suçsuz olduğunuzu göstermeye çalışacaksınız. Bu, çok ağır bir psikolojidir. Dolayısıyla da bu ağır psikolojinin bazı yansımaları olabilir..
-Mesela…
-(…)
-Peki! Siz, kendinizi nasıl hissediyorsunuz o sorgulamada
-Hiç iyi hissetmiyorum. Belli suçları ortaya çıkarmak, çözmek güzel bir şey. Ama insanların üzüldüğünü, cezaevine girdiğini, ailelerin perişan olduğunu görmek hiç güzel bir şey değildir. O kişinin suçu ne olursa olsunBu, keyif verici değil.
-Hakimler, avukatlar aynı kurumda çalıştığınız kişilerdi. Ama siz bu kişilerle ilgili teknik takipteydiniz. Onlarla ilgili bir şeyler yapacaksınız ama bu kişilerle günlük ilişkinizi de sürdürmek durumundaydınız. Bu sizi zorlamadı mı?
-Dönem dönem çok nadiren de olsa zorlandığım oldu. Ama netice itibariyle profesyonelsiniz, işinizi yapıyorsunuz ve bunu dikkatli yapmak zorundasınız. Herhangi bir şekilde gizliyi açığa vurmadan yapmalısınız. Bu, sinirlerinize hakimiyeti de getiriyor. Tavırlarınıza, konuşmalarınıza, onlarla ilişkilerinizi dikkat ediyorsunuz, olağandışı bir görüntü vermemeye çalışıyorsunuz. Olağandışı bir durum hissettirmemeye çalışıyorsunuz.
-Onların gözünün içine bakarak konuşabildiniz mi mesela?
-Ben herkesin gözünün içine bakarak konuşurum, sorun değil. O manada sorunum olmadı. Genelde, ben sorgu yaparken insanlar benim gözüme bakarak konuşamazlar.
-Adliyedeki operasyonun ardından çalışma arkadaşlarınız diyebileceğimiz avukatlar, hakimler ve diğer savcıların size olan tavrı olumlu ya da olumsuz değişti mi?
-Olumlu tepkiler oldu. Türkiye’de bir kurumun kendi kendini temizleyebilmesi pek baki değildir. Dışarıdan birileri gelip yapmadı. Her kurumda belli kesimin yozlaşması olabilir. Yargı da insanlardan oluşuyor. Önemli olan bunun temizlenmesi. Meslektaşlar olumlu tepkiler verdi..
-Onlar da sizden çekiniyordur
-Çekinme meselesi değil. Gerçek manada sorunlu olmayan kimse hakkında hiçbir şey yapılmıyor.
SİYASET’İN S’Sİ YOK
-Buca Belediyesi’ne yönelik operasyondan önce, “Bu iş, CHP’li başkanları yıpratmak için yapılıyor” eleştirileri olmuştu. Ne düşündünüz bu eleştirileri ilk duyduğunuzda?
-Operasyonları yapmadan önce bu eleştirilerin geleceğini bildiğim için çok da rahatsız olmadım. Belliydi… Böyle bir operasyon yapınca bir sürü şey söylenir. Uzun vadede insanlar görüyor ki bu işin siyasetle ilgisi bulunmuyor.
-Dendi ki; ‘Şeboy aday olsaydı operasyon yapılmayacaktı’… Buna ne diyorsunuz?
-Operasyon öncesinde belli bir adli süreç vardı ve bu işledi. Şeboy’un aday olmayacağı sanıyorum operasyondan kısa bir süre önce açıklanmıştı. Bizim operasyonlarımız 10-15 gün önce planlama aşamasına geçilir. Şunun çok iyi bilinmesini istiyorum. Bizim yaptığımız işlerde siyasetin S’si yoktur.
-Operasyonlar neden seçimlere bu kadar kısa süre kala yapıldı?
-Söylediğim gibi bu bir süreç. Soruşturma başlar, deliller elimize gelir ve sonra gereği yapılır.
-Daha önce, ‘Sıra kamu kurum ve kuruluşlarına gelecek’ dediniz. Geldi… Sıra kime geliyor?
-Kamu kurumlarını bitirmedik!
BUNLAR ÖNCÜ DEPREMLER
-Kamu kurumlarında şu anda diken üstünde oturan bir sürü insan vardır
-Hiçbir sorunu olmayan diken üstünde oturmaz. Ama sorunu olan varsa tavsiyem diken üstünde otursun sıra ona da gelecek.
-Operasyonlar git gide büyüyor. Sırada nasıl bir operasyon var? Bu eşdeğerde mi gidecek, yoksa daha büyükleri mi geliyor?
-Şöyle söyleyeyim, deprem ile tarif edersek bunlar öncüler.
-7.4′e hazırlanalım yani öyle mi?
-Ciddi bir birikim var. O birikim tasfiye edilinceye kadar operasyonlar devam edecek.
-İzmir’deki operasyonlar ne kadar sürecek?
-Tam bir vade vermek mümkün değil. Önümüzdeki bir yıl içinde peyder pey çok şey olacak diyebiliriz.
HESAP VAKTİ
-Bundan sonraki ilk büyük operasyon ne zaman olacak?
-Çok beklemezsiniz
-İzmir’de dengeler değişecek yani öyle mi?
-İzmir’in bir yemek masası olduğunu düşünün. Yıllarca birçok insan fütursuzca yemek yemiş. Ama şimdi hesap ödeme zamanı. Ben önlerine hesap pusulasını koyuyorum. Bundan sonra yaşanacak olan budur… Çeteler ve mafyayla mücadele verdik. Mafya çökertildi, böyle bir yapı kalmadı. Çetelerin sonuna gelindi. Asıl mücadele şimdi yolsuzluklarla ilgili başlıyor. Bundan böyle İzmir’de devletin parasını harcayan her kamu görevlisi attığı imzayı iki kez düşünecek.
Özel yetkili olmak
-Sizin diğer savcılardan farkınız nedir? Özel yetkili olmak ne sağlıyor?
-DGM’ler kapatıldı… DGM’lerin haiz olduğu görevler, özel kurulan savcılıklar ve mahkemelere verildi. Özel yetkili olmanın anlamı budur. Özel yetkili savcıların, soruşturma olanakları çok daha geniş. Biz izin almak durumunda değiliz Daha profesyonel ekiplerle, daha geniş alanda çalışmak konumundayız.
Röportajın Devamı
Röportaj: NİL KUYUMCU AKSÜYEK / Yeni Asır


İlk sözü siz söylemek ister misiniz?
:)