
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde en nadide yer neresidir? deseler, cevabım tereddütsüz İzmir olur. Türkiye’nin en modern, en çağdaş, yaşanması en güzel şehri olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Şehir olarak ileri olduğumuz konular olduğu gibi, bir türlü aşama kaydedemediğimiz konularda fazla.. Yaklaşık 3,5 milyonluk nüfusa sahip bir şehirden beklentilerin daha yüksek olması gayet doğal. Ki bu şehrin ismi İzmir ise.. Burdan yola çıkarak, son yıllarda her kesimce sıkça dile getirilen “İzmir Futbolunun” neden istenilen yere gelemediğinden, elimizden geldiğince, yerimiz yettiğince kısa bir özet geçelim.. Yoksa bu konu satırlara sığamayacak kadar geniş ve ayrıntılı bir olay..
İzmir’in diğer şehirlere göre farklılığından girişte bahsetmiştim. Bu farkın en belirgin özelliklerinden biri de, kendi insanına yeteri kadar destek olmamasıdır. Önemli bir ayrıntı bu.. Bana göre ticari ve siyasi alanlar dışında, kentin beklentilerinin karşılanmadığı en önemli olay futboldur..Futbolda özellikle son yıllarda arzulanan başarıların gelmemesinin en büyük payı takımları kötü yöneten idarecileri kadar, şehrin ileri gelenleri de bu işte pay sahibidir. “Ağlamayan çocuğa meme vermezler” misali, takımlarımızdan biri ancak yarıştığı kulvarda iddalı konuma geçtiği zaman, saklanan başlar günyüzüne çıkıyor. Tabi bu işi sevdiklerinden değil, kendilerinin de bir türlü yazılı ve görsel medyada yer alacaklarından dolayı hepsi birer İzmir sever, spor sever konumuna geliyorlar! Bu zamanlarda şehrin idari amirleri, belediyesi, sanayi ve ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşları hizmet verme yarışına giriyorlar! Bu da istenilen düzeyde oluyor mu? Elbette hayır.. Bu tip işlerin göstermelik olduğunu idrak etme yeteneğimizi yine sizler geliştirdiniz.
Bir futbol takımı kurmak, onu yönetmek oldukça emek ve maddiyat gerektiren işler. Bu iş gönül verdiği takıma destek yerine köstek olan şehrin varlıklı aileleri için ise bir hobi niyetinde. Günümüz ekononik koşullarında spor özellikle futbol kulüpleri yönetmek ile üst düzey bir şirket yönetmek arasında bir fark kalmadı. Hadi aslanım, hadi koçum günleri geçti! Profesyonel yönetimlerin ve yöneticilerinin günü artık. Sadece parası olup, İç Anadolu’da tüccarlık yapan kişilerin bu işlere soyunamayacağı kadar değişti günümüz futbolu.. Malum İzmir’in Süper Ligde takımı yok. Kulüpler ve yöneticileri günlük başarılarla kendilerini ve taraftarlarını avutuyorlar. Esasında taraftarın bilinçli olanı herşeyin farkına. Bu kafa yapıları, bu yönetim anlayışıyla takımının bir yerlere gelmesinin mümkün olmadığını o da biliyor. Ama sevdası belki de herşeyin önünde, gördüklerini görmez yapıyor. Televizyonlarda her pazar akşamı maç özetlerini izlerken, her İzmir’li gibi benimde boynum bükülüyor. Süper ligi dolduran seyircisi olmayan ve belediye destekli kulüpler yerine Göztepe‘yi arıyor gözler. Belki de sadece İzmir’in güneyinde oturanların gözleri arıyordur! Bu da kent futbolunun başarısızlığının bir diğer ve önemli boyutu. Bir takım taraftarı, şehirdeki diğer takımın kendisinden daha yukarılarda olmasını kesinlikle istemez. Buraya kadar herşey tamam, bende istemem.. Fakat İzmir takımları aynı liglerde oynarken de, birbirlerine destek olmamışlardır, olmazlar. Ondan sonra televizyonlarda İzmir futbolu tartışıldığı zaman, mangalda kül bırakmayan yöneticilerimizin sahne..
Anlayacağınız hep aynı hikaye.. Artık bu filmi başa sarıp izlemekten sıkıldık. Bu şehrin elde etmesi gereken en önemli olgu, birbirine destek olacak jenerasyonlar yetiştirmek olmalıdır. Bizler bu kafa yapısıyla gittiğimiz sürece futbolumuz bir yere gelemeyeceği gibi, her geçen yıl İzmir adı spor kamuoyundan uzaklaşacaktır. Umarım yakın bir zamanda şehri sportif anlamda eski günlerine döndürme çalışmaları ciddi anlamda hız kazanır. Tabi bu sadece bir temenni. Ne yazık ki bulunduğumuz konum itibariyle elimizden daha fazlası gelmiyor. Başarılı, heyecanlı ve iddalı bir İzmir görmek dileğiyle…


İzmir’li değilim..Fakat yazınızdan anladığım kadarıyla izmir takımlarının en büyük sorunu şehrin takımlara destek çıkmaması olarak gözüküyor..Bunun sebebi izmirin birden fazla takımı olması ve sizin dediğiniz gibi de bir takım taraftarının diğer takımın iyiliğini istememesidir. -ki bu bence doğaldır-
Son olarak bu güzel yazı için tebrikler..
Mucoid,
Vurguladığın noktalar sorunun ana kaynağını oluşturuyor.. Bu olaya İzmir dışından bakanların düşünceleride konuda önemli yer teşkil ediyor. Bu arada güzel sözlerin için teşekkür ederim..
Umut bey çok iyi tespitlerde bulunmuşsunuz. Sadece futbol değil diğer spor faaliyetlerinde de benzer durumlar söz konusu. Hatta İzmir’in genel havası bu bence.
Benim bir sorum olacak. Takımların birbirinin iyiliğini istememesiyle bağlantılı.
İzmir takımları arasındaki rekabet eskiye göre bugün nasıl? Şiddet unsuru bugün biraz daha mı baskın sizce?
Banu hanım teşekkür ederim. Dediğiniz gibi bu olayı sadece futbol ile sınırlandırmak yanlış olur.
Sorduğunuz soruya gelirsek; İzmir takımları arasındaki rekabet eskiye göre baya bir farklılık gösteriyor. Geçmişte internet, televizyon bu kadar yaygın değildi. Dolayısıyla her fikre ve söyleme anında ulaşamıyorduk. Şimdi küçük yaşlardan beri internet üzerinden organize olan tribün gençliği, rakip olduğu tribüne şiddet eğilimiyle büyüyor. Bende fanatik bir Göztepeliyim ve Yalı grubunun bir üyesiyim. Zamanında aynı olaylar benimde başımdan geçti.. Bu şiddetin giderek yaygınlaşması son yıllarda çıkan yeni kanunlarla biraz olsun duruldu. Gerek para cezaları, gerekse maçlara girememe cezaları fanatizmin önünde önemli bir engel oluşturdular.. Ama günümüz koşullarında ben bu şiddetin tamamen bitmesini pek mümkün görmüyorum..
Açıkcası herkezin birbiriyle dost olduğu bir yarışmada kazanamak insana ne kadar zevk ve heyecan verir? Orasıda ayrı bir tartışma konusu..
Şiddet olmadan da rekabet olur diyorum. Aklınızda TRT’nin çocuk programlarındaki yarışmalar canlanmasın ama :)
aslında sahiplenmek kelimesini kullanırken yanlış anlaşılmalara yer vermemeliyiz…
taraftar olarak daha ne yapabilirki bir kitle… Yalı takımın en sahipsiz günlerinde ellerindeki 3-5 kurusla ihalelere girip holdinglere kafa tutmadımı..daha bu sene hentbol subesi için elini taşın altına koyup para toplamadımı…stadında amatörde 8000 kişiyle oynatmadımı takımını..
ama dediğiniz gibi günümüz futbolu bunlarla ilerlemiyecek kadar PROFOSYENEL duruma geldi… mutlaka profosyonel bir ekip ve bu ekibin kullanımında milyon dolarlar gerekiyor…böyle zamanda da kafası ticarete basan Göztepe gibi bir kluple elde edebileceği reklamı düşünen insanlar gerekmekte.oda izmirde yok galiba…olanlar istanbulda…