Merhabalar efendim…
İlk yazımın olması münasebeti ile size kendimden ve İzmir’den bahsetmeyi uygun buldum.

Fotoğraf: Koray Atasoy
Bir çok ilki ben İzmir’de yaşadım.Hani “yahu İzmir’lisin tabiki ilkleri İzmir’de yaşayacaksın” diyebilirsiniz ama bir çok batı ilini(İstanbul,Bursa,Kütahya,Manisa…) 5 veya 6 şar defa gidip görmeme rağmen ilkleri hep burada yaşadım. Mesela ilk mini eteği burada gördüm, ilk boyuzun, ilk karadut şerbetinin, ilk tavuk döner ekmeğin, ilk kokoreçin, ilk gevreğin tadına burada baktım. E yine diyebilisiniz bunlar hep İzmir’in simgesi şeyler. Mini etek kökeni avrupaya dayanan bir kıyafet ne alakası var İzmir’le değil mi efendim.

İlk gördüğümde bayağı şaşırmıştım aslında ben bu kıyafeti. Bir abla giymişti karşımızdan geliyordu bense annemin elinden tutmuş yoldaki taşları ayağımda vurup ilerletiyordum. Gittiğim yere kadar götürmeye niyetliydim o taşları ama kaldırımlar falan denk geldimi oralara çıkaramıyor ve taşı elime alıyordum annemse bütün oyun hırsımın içine eden şu sözleri sarfediyordu. “Oğlum bırak, yerden alma pis şeyleri” ya anne sen ne bilirsin taş sektirmeyi bırakta işimi yapayım diyemiyordum tabi taşı orada bırakıp yoluma gidiyordum.
Her neyse, abla giymiş mini eteği karşımızdan geliyor bacakları görünüyor ve çok estetik bir görüntü var. Bacaklarının rengi benimkilere hiç benzemiyor. Onunkilerde ton farkı yok dizinden altındaki bölümde ama benim bacaklarım yara ve bere içinde ayrıca dizimden aşağısının rengi ile yukarısının renginin tonu tutmuyor birbirini. Onunkilerse tek renk. Sonra iyice bakıyorum ve farkediyorum ki bu rengi sağlamak için bacağın üzerinde bir şey var. Nedir o? Evet çorapmış. Abla kurnazlık yapıp bacağının renk uyumunu sağlamak için bacağının rengine yakın bir çorap giymiş. Küçük aklımla bu yorumu yapabildiğim için o aralar kendime gurur duyuyordum.(daha okula bile başlamamışım o zamanlar) Ama bir sorun vardı o rengin adı neydi ya?. Yok bulamıyordum turuncu değil kırmızı değil ama o ablanın bacaklarının etine “ten” deniyormuş onu öğrendim. Bende de ten varmış mesela ellerimin üstü falan hep tenmiş. Vücudum ten ile kaplıymış. E bende yine o küçük aklıma buna ten rengi demeye başladım. İlk cümle içinde kullanışımı ise istop oynarken yaptım. Millet benim kadar zeki olmadığı için kaldı öyle “ten rengi ne renk be” diyenler falan çıktı. Düşünün şimdi;
5 yaşındasınız istopta ebesiniz ve top elinizde herkes durmuş sizden renk bekliyor gidip tutmak için. Siz yani ben diyorum ki;
ten rengi…
uzuuunca bir sessizlik taki benim bütün herkesi kafalarından topla ebeleyince son buluyor. Herkes o nasıl renk ya nerden bulunur ki ten ne demek? gibi sorulara cevap arıyor ben sırayla herkesi ebeliyorum. İstop tarihine geçen bu hareketim ile ödül bile aldım. Dünyanın en iyi istop oyuncusu bendim artık, bir kerede bütün oyuncuları ebeledim yaşasın yihhuuu. hahaha artık sıradaki renk olan fuşya’ya geçebilirim. Fuşya deyip bu sefer daha fazla kişi ebelemeliydim. Evet yapabilirdim bunu ama önce fuşya ne renk bi onu bulayım…Fulya’yı andırıyor ama Fulya ne renk ki…off…
Yaşasın mini etek işe yaramıştı ve ben istopta rekor kırmıştım. Artık mahallenin kızlarından Ceren ve Merve ben hangi oyunu oynuyorsam onu oynayacaklardı. Seni seviyorum mini etek…
Bir dahaki yazımızda görüşme üzere hoşçakalın efendim…
Serkan Özçim


İlk yazınızı kutluyorum.
Ben de ufak bir yolculuğa çıktım yazınızı okurken: TURKUAZ :D
O renkte süperdir :) Birde aslanazı vardı aslında aslanın ağzını andıran bir çiçekti bu ama biz onu renk yapmış ve “aslanazı rengi” diye bağırırdık. Efendim yolcuğunuz daimi olur inşallah :) Çocuk olmak güzeldi, öyle düşünmekte…