
İnanılmaz kötü bir fuar deneyimiydi. Nasıl anlatacağımı bile bilmiyorum. Hayko Cepkin’e gitseymişiz keşke.
Dakka bir gol bir
Ey gidi kocca izfaş. Mahalle arasındaki sünnet düğünlerinde bile havai fişek atılırken (tav olurum onu atanlara. atmayın len!) 77 yıldır yapılan bir organizasyonda niye şanına yakışır bir gösteri yapmazsın?
Saat 19.30 gibi Lozan Meydanı’na doğru yaklaşmaktayız. Polis amcaların aramasından geçtik. Pek kalabalık değil ortalık. Geçen günkü bomba kalleşliğiyle alakalıdır diye düşünüyoruz. Meydana vardığımızda anlıyoruz sebebi hikmeti neymiş bu sakinliğin. Atatürk Lisesi’nin erken 9 Eylül kutlamasına gelmişiz sanki. Kürsüde bi amca “bıy”bıy” bişeyler söylüyor. Kendisine bakan 3-5 canı sıkkın vatandaş arasından suyla ilgili bişeyler duyunca daha dikkatli bakıyoruz ki bıylayan amca Aziz amcaymış. “İstifa etmedi mi bu yahu” diye geçiriyorum içimden. Neyse bir anda iniyor fuar coşkumuz Alsancak’a doğru kayıyoruz biraz. Yaklaşık bir saat sonra eve dönsek mi muhabbetinden sonra birden kendimizi Montrö kapısının önünde buluyoruz. Ha bu arada başka bi amca tarih dersi veriyor Aziz amcanın olduğu yerde. Meğersem o da Deniz amcaymış.
Dakka iki gol iki
Fuarı b.k götürüyor. Kapıdan girer girmez yerin gazete, broşür vs. ile kaplı olduğunu görüyoruz. Bi yer alev alsa fuar bi anda puff…
Bi milyoncular, markette görüpte yüzüne bakmadığımız markaların standları, yanında promosyon yumurta veren gazeteler…
Fuar İncileri
Dünya mutfaklarını ve eski tabirle ülke pavyonlarını arıyoruz. Maksat enteresan bişeyler görmek. Katılımcı ülke listesine bakınca artmış hevesimizi tatmin etmek. Eskiden kullanılan pavyon tabiri harbiden de eskide kalmış. Kimi ülke 2×2 metrekarelik standlara sıkıştırılmış, kimisi yanyana standlara konulmuş. Misal Küba standı 3 tane mi 4 tane mi stand, birinde afilli giyinmiş bir iki abla ve abi ayin edasında purolarını kokluyorlar, tüttürüyorlar (Şimdi uyandım. Mekan kapalıydı. Yoksa yasak sadece sigara için mi geçerli?).
Neyse, ülke tezgahlarından havası yarılanmış balonlar gibi ayrılırken aklımıza Nev’in konseri olduğu geldi. Yavaştan, zor bela diyelim biz buna, açık havaya vardık. Bu arada küçük bi detay “Fuar Açıkhava Tiyatrosu” artık “Atatürk Açıkhava Tiyatrosu” olmuş veya biz yeni farkettik. Neyse, şimdi konser beleş ya bekliyoruz içersi hınca hınç dolu. Nev adına üzüldüm. Tiyatronun yarısı boştu. Kendi adıma sevindim. Bir saat kadar dinlenme imkanımız oldu. Vesileyle ilk kez Nev’i dinledik ve sahne performansını dinledik. Bir ara sponsor firma YONCA‘nın yetkilileri sahneye gelerek beni epey güldürdü. Adama içinde ketçap mayonez olduğunu düşündüğümüz bir kutu verdiler.
Asıl bomba: Dünya mutfakları
Karadeniz mutfağı standında et döner, ege mutfağında tavuk döner vardı. Ülke mutfaklarında yemeklerin başında bekleyen amcaların hepsinin tipinden belliydi Bolu’lu oldukları. Bi çin mutfağında çekik bi abimiz vardı ki onun da Hilton’un yanındaki sokakta faaliyet gösteren çin restoranından olduğunu ve en iyi ihtimalle orada bulaşıkçı olduğunu düşündük. Adam gibi görünen, tutarlı bir tek Mersin mutfağına ait tezgahtı.
Velhasıl kelam en son (zevk alarak gezdiğim zamanı kastediyorum) 15 sene önce gittiğim fuarı niye boşladığımı hatırladım. İzmir Enternasyonel Panayırı…
kerem der ki Salı, Ağustos 26, 2008, 14:07
lunapark güzeldi
yeni oyuncaklar gelmiş
kubilay kaan der ki Perşembe, Ağustos 28, 2008, 16:16
EXPO falanda demişlerdi,Allah korumuş.
kerem der ki Perşembe, Ağustos 28, 2008, 16:18
expo ve lunapark
iyi fikir
kubilay kaan der ki Salı, Eylül 2, 2008, 20:50
Evet kerem,sadece yüzlerce herifin izlediği bikinili kızların oynadığı beach voley fuara bir hareket vermiş.Keşke o çelik tel örgüyü yamur yumur yapmasalarmış.