www.daha.net

izmirLife – izmir kent günlüğü

izmirLife – izmir kent günlüğü header image 2

Komutanım Şehit Oldu

Şubat 26, 2008 · No Comments · Aydın Sevinç

İçim yanıyor. Parça parça yüreğim. Elbette ki her şehit benim, her şehide taht-ı revan içerim. Ama dün, bir kutlu tabut vardı ki Kocatepe bahçesinin musalla taşında, ay yıldızlı al bayrağa sarılı; daha bir başka kanattı yüreğimi, daha bir başka dağladı yangın yerimi.

Irak’ın kuzeyinde, Silahlı kuvvetlerimizin devam ettirmekte olduğu askeri harekat süresince; eminim ki, benim gibi milyonlarca yüreğin içi kıpır kıpır, kaygı ve ürkeklikle, bölgeden gelen haberleri dinlemekte, açıklamalara kulak kesilmekte: “Acaba bugün şehit verdik mi?”

Orada yaşanan can kayıplarının; aritmetiğe, dört işleme, artı-eksi kıyaslamalarına, kesinlikle uyan tarafı yok bizim için. Bir tek “Mehmed”in kılına zarar gelse, binlerce terörist cesedi onun acısını dindiremiyor. Dindiremez de…

Demek ki o ocak “yan gelip yatma yeri değil”miş, değil mi dostlar?

* * *

Askerlik görevimi, kısa dönem çavuş olarak İstanbul’da yaptım. İzin de kullanmadığım için, topu topu yedi ay sürdü. Bir kara-hava yapılanmasında, ordonat çavuş idim. Ve bu yedi ay boyunca askerlik mefhumunu, Türk ordusunun yapı ve mentalitesini, oradaki psikolojiyi anlamaya, irdelemeye çalıştım. Bunu da bir ölçü de başardım, kendimce.

O kısa sürede komutanlarım olan, alay komutanımızdan –şu anda tuğgeneral- bölük astsubaylarımıza kadar pek çok ismi hala hatırlıyor; tayin, terfi, atama ve maalesef ki şehit haberlerinde hep kulak kabartıyorum. Acaba onlardan biri var mı diye.

İşte dün akşam içimin yanması, o şehit haberlerinden biri içindi. Irak’taki mücadelede şehit düşen subaylarımızdan biri, Kara Pilot Yüzbaşı Tekin Işık, benim dağ gibi eğitim subayımdı. İçim cız etti. Görüntüsü ve gururlu asker duruşu gözlerimin önünden silinmedi, silinemedi.

Şehit komutanım, daha Ankara’da, daha dün toprağına uzandığı Başkent’te, yıllar önce bir Harbiyeli iken, Kara Harp Okulu’nda öğrenci olduğu yıllarda, ben de Ankara’daydım ve üniversite öğrencisiydim. Aynı yaştaydık ve benim samimi Harbiyeli arkadaşlarımın vesilesiyle kendisiyle tanışıyor idik.

Yıllar geçti. Ben iş hayatına başladım, şu oldu bu oldu derken nihayet askere gittim. Bu arada merhum Tekin Işık kardeşim de benimle aynı günlerde okulundan mezun olmuş, teğmen rütbesiyle göreve başlamıştı. Ve sonra irtibatımız kopmuştu.

Askerliğimin ilk günlerinde, eğitim subayımızla tanışma vakti gelmişti. Sabah içtimasında, karşıdan dağ gibi bir subay geliyordu. Pilot tulumu, kepi, çakı gibi duruşuyla bir üsteğmen: Kara Pilot Üsteğmen Tekin Işık. Bu tesadüf ikimizi de şaşırttı tabi.

Tam bir askerdi şehidimiz. İdealistti. Yanlış hatırlamıyorsam, ben tezkeremi almadan, o çok istediği terör yuvalarının bulunduğu bölgeye tayini çıkmıştı. Güle oynaya gitti.

Aradan çokça zaman geçti. Yüzbaşı olmuş, üçüncü yıldızı takmıştı. İrtibatımız o tarihten sonra yine kesilmişti ta ki, dün akşama kadar. Dün akşam, bir ana haber bülteninde irtibat yeniden ve son kez sağlandı, bir daha kopmamak üzere.

Ben İzmir’de, sıcacık evimin bir odasında, yanımda karım, koltuğumun altında oğlumla, uzatmış ayaklarımı haber dinlemekteydim. O ise Kocatepe Camii’nin avlusundaki musalla taşının üzerine, mukaddes al bayrağa sarınmış yatıyordu.

Ağladım, ağladım, çok ağladım. Ağlıyorum.

Yattığın yer, pür nur olsun Komutanım. Gölgende bize de, bize de yer ver, kutsiyetine biz de sarınalım. Ne olursun….

İlk sözü siz söylemek ister misiniz?

:)

Gönlümüzde bir iz bırakın!

Evleniyor musunuz?