Gece karanlığı bizi gizliyor, ama sesimizi değil. Kaptan Price karşımda oturuyor. Pek de keyifli olmadığını anlamak zor değil. Sigarasından içine çektiği her bir fırt, üzerinde ilerlediğimiz okyanusun derin sularından daha boğucu olamaz herhalde…
Dedim ya gece karanlığı bizi gizliyor, ama sesimizi değil. Birazdan sesimiz okyanusun dalgalarını ve gök gürültüsü eşliğinde yağan sağanak yağışı arkasında bırakacak. Aramızdan ayrılanlar olabilir, ama şafağa ulaştığımızda yaşayan tek canlılar bizler olacağız eminim. Bir dakika bu dün gece ki operasyondu. Evet, bugün ise bambaşka. Zakhaev… İşte yeni bir isim daha. Gözünü yükseklere dikmiş ve bekliyor. İmkansız olduğunu belki o da biliyor, fakat hırsı aklından önce davranıyor. Farkında değil belli. Öğrenecek, ama iyi bir yöntemle değil.
“Call of Duty” ve “Naziler” Bu iki ismi bir arada ne kadar çok kullandık ve oynadık değil mi? Öyle ki; Call of Duty’nin artık farklı olacağını ve en önemlisi içinde “Nazi” faktörünün olmayacağını öğrenince hepimiz çok şaşırmıştık. Belki de endişelenmiştik. Bazılarımız çok sevinmişti, ama gerçek olan bir şey var ki; Call of Duty, tüm oyuncuların ön yargılarını yıkarak, herkesin beğenisini kazanmak için geldi ve bunu başarmak için de pek zorlanacağını sanmıyorum.

Oyun alternatif gerçeklik barındıran bir hikayeye sahip. Grand Collier bu durum için. Bizim en baştan beri yapmak istediğimiz oyun tipi buydu. Diyor ve devam ediyor, bu isteğimizi şimdi gerçekleştirebiliyoruz, çünkü artık bu imkana ve teknolojiye sahibiz. İlk zamanlarda sınırlarımızı belirleyememiştik ve bu artık bir WW2 oyunu değil. Artık kendi senaryomuzu hazırlayabiliriz ve bunu istiyorduk. WW2′yi sevmiyor değiliz, ama artık farklı bir oyun gerekliydi. Gibi açıklamalarda bulunmuştu. Şimdi ise; Modern Çağdayız. Zakhaev adında bir Rus milliyetçi, yanına bazı güçlü iş adamlarını ve büyük bir desteği alarak eski Sovyetler Birliği’ni oluşturmak için bir iç savaş başlatır. Buna karşı dışarıdan gelebilecek her türlü müdahaleye karşı Ortadoğu’daki yandaşı olan AL-ASAD örgütüne silah ve mühimmat sağlayarak bir karışıklığında orada çıkartılmasını ister. Böylece dış güçler (Tabi ki Amerika) zaten karışık olan bölgeyle uğraşırken Zakhaev’de kendi planlarını daha sağlam temellere oturtabilecekti, ama Zakhaev’i zaten uzun süredir dış çevrelerden takip edenler de vardı ve artık müdahale zamanı gelmişti.

Call of Duty’den belki de beklenecek en son şeydir grafikler. Çünkü oyunun muhteşem atmosferi zaten oyuncuların başlıca istediği tek şeydi. Buna rağmen yine de sürekli kaliteli grafiklerle önümüze gelen Call of Duty, bu kez sınırları biraz daha fazla zorlayarak tam bir görsel şölen oluşturmuş. Her yönden taktiri hak ediyor. Işık oyunlarından modellemelere, çevre tasarımlarından, karakter tasarımlarına kadar her şey çok iyi, çok detaylılar. Orta Doğu’nun sıcak atmosferini, Rusya’nın soğuk yüzünü, Çernobil’in kasvetli ve ölü havasını öyle bir yansıtıyor ki; sanki her bölüm için farklı birer grafik motoru kullanılmış. Her ortama uygun renkler oyuna çok yakışmış. Bu kalite de görselliği yüksek bir sistemde de oynama mecburiyetinin olmaması Call of Duty’nin “Sistem dostu” kimliğini bir kez daha pekiştiriyor.
Muhteşem grafikler, heyecanlı görevler, benzersiz gelişmiş Multiplayer ve çok yüksek bir sistem istememiş olması, birbirinden farklı sayısız geliştirilebilir silah. Bir oyuncu bunlardan başka daha ne isteyebilir ki? E3′te defalarca ödüllere boğulan. Yılın en iyi FPS oyunu ödülü sahibi Call of Duty 4: Modern Warfare için söylenecek başka bir söz kalmadı.Tescilli kalite, bu kez modern arenaya bomba gibi düştü. Tadını sonuna kadar çıkarın, defalarca oynayın. Ben şimdiden Call of duty 5′i beklemeye başladım bile. İyi oyunlar.
Minumum Sistem Gereksinimleri
2.4Ghz işlemci, 512Mb ram, 8Gb boş hard disk alanı, GeForce 6600 veya 9800Pro ekran kartı
[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=2JC3UMJ2It4]


İlk sözü siz söylemek ister misiniz?
:)