20, November, 2008

Beyaz Melek filmine yüz bin seyirci Gencebay’dan

Haber kategorisinden bir yazı okuyorsunuz. 3 Yorum var.

Reklamın iyisi kötüsü olmaz denir. Bir yere kadar doğrudur. Nereye kadar doğru olduğunun limitini ise her kişi ya da kurum kendisi belirler. Buradaki belirteç ise kişi ya da kurumların moral ya da soft değerleridir.

Geçtiğimiz pazar gecesi, televizyon ekranlarında müthiş bir reklam-tanıtım olayına şahit olduk. Bu, bilinçli ve programlı yapılmış bir durum muydu, yoksa irticalen mi gelişti, bilemiyorum.

Efendim, ünlü türkücü Mahzun Kırmızıgül, senaryosunu da kendi yazdığı bir film çekmiş. “Beyaz Melek” isimli sinema filmi şu an vizyonda ve oldukça da rağbet görüyor. Ben seyretmedim.
Beyaz Melek

Mahzun Kırmızıgül, takip ve takdir ettiğim bir medyatik kişilik değil. Bırakınız filmini seyretmeyi ya da bir tek albümünü satın alıp, dinlemeyi; bir tek klibini izlemeye ya da bir tek şarkısını-türküsünü dinlemeye dahi, şöyle gönülden tahammül edebilmiş değilim, bugüne dek. Ses rengi hoşuma gitmez, tarzı hoşuma gitmez, tavrı, duruşu bana zevk vermez.

Beyaz Melek ile ilgili pek tabi ki birtakım yazılar okudum. Eleştirilere kulak verdim. Hayatım boyunca, hiçbir sanat dalına ve sanatçıya gönlümü kapamadığım gibi -ne derecede sanatçı kategorisinde yer alır, pek tabi ki tartışılabilir ama- Mahzun Kırmızıgül’e karşı da, net ve kat’i, peşin hükümler içinde falan değilim.

Öbür tarafta ise tavrıyla, duruşuyla, sanatı ve sanatçı kişiliğiyle, kültür ve bilgi birikimi, adam gibi adamlığıyla son derece takdir ettiğim, sevdiğim ve saydığım bir başka isim var: Orhan Gencebay.

İşte pazar gecesi, tam da prime time denilen, seyirci kitlesinin en yoğun olduğu zaman diliminde ve ülkenin, şu anda en çok kişi tarafından takip edilen programlarından birinde, Sayın Orhan Gencebay, Mahzun Kırmızıgül’e ve yaptığı filme öyle bir gönderme yaptı ki bence film artı bir, yüz bin bilet daha sattı, satacak.

Mahzun Kırmızıgül ismine, son derece uzak ve duyarsız olan ben bile, “acaba, bir gidip görsem mi şu filmi?” diye içimden geçirdim.

Sevgili Kırmızıgül, devlet kuşu kondu başına. Hayırlı olsun. Koskoca Orhan Gencebay’ın, filmin konusunu anlatırken dahi sesi titriyordu. Bülent Ersoy, yanında kafa sallayıp, tasdik ediyor ve Ebru Gündeş de “ah ben gidemedim, bu hafta mutlaka gideceğim” diye feryat figan ediyordu. Armağan Çağlayan ise o her zaman ki yapımcı bakış açısıyla “durun, para aldık zannedecekler” diyerek, vaziyeti idare etmeye çalışmaktaydı.

Efendim, dedim ya, ben filmi görmedim. O nedenle filmle ilgili bir eleştiri yapabilmem mümkün değil. Ama anladığım ve önceden de okuduklarım kadarıyla, ikinci bir “Çağan Irmak-Babam ve Oğlum” hadisesi yaşanmakta. Biraz daha farklı bir perspektifle.

Bu arada, filmin sitesine girdim ve biraz inceledim. “Alfabetik sırayla” yazılan oyuncu kadrosunda (başka türlü sıralama yapamazlardı zaten), hepsini bir arada gördüğünüzde gözlerinizin, tır tekeri gibi açılmasına, fara tutulmuş tavşan gibi, ortalık yerde kalakalmanıza neden olacak isimler var:

Ali Sürmeli (usta tiyatrocu, inanılmaz karakter oyuncusu), Arif Erkin (müthiş Ayntap’lı dede), Emel Sayın (ne diyeyim ki), Erol Günaydın (parantez içinde ceketimi ilikleyesim geldi), Gazanfer Özcan (tamam biz ceketin önünü açamayacağız galiba bu filmde), Lale Belkıs (bu kadar da olamaz), Nejat Uygur (geçmiş olsun büyük üstad), Yavuz Bingöl (turnalara tutun da gel’i söylüyor mu acaba), Yıldız Kenter (ellerinizden öperim hocam).

Nam-ı diğer “Orhan Baba”nın, aslında madden çok pahalı ama eminim ki kendisinin ve kendisi gibi düşünenlerin gönül endeksinde çok ucuz, bu tip manevralara gireceğini hiç düşünmüyor, tahmin etmiyorum.

Ve merakla bekliyor, takip etmeye devam ediyorum. Bu olaydan sonra, gişe rakamlarında bir ivme yaşanacak mı?

Sizden sonraki yorumları takip etmek için RSS kullanın. Çekinmeyin...

Benim de söyleyeceklerim var!

izmirLife.com'un herhangi bir kurum, kuruluş vesair "şey" ile alakası yoktur. Hele dergi olan İzmir Life ile hiç alakası yoktur. Birbirimizi tanımayız:)Tamamen bireysel bi'şeydir bu izmirLife.
Yazıların sorumluluğu yazarların kendisine aittir. Bu noktada yazarın o sorumluluğu hissetmesi mühimdir. Yazılara yapılan yorumların sorumluluğu boştadır, isterseniz nüfusunuza geçirebilirsiniz.
İletişmek icabederse "buraya tıklanır" yazan yere tıklanır. buraya tıklanır
hit counters